bunu söylemek istemezdim ama hayatımda gördüğüm en çirkin şehir. iki dağın arasından geçen bir yol ve dağların önünde birkaç sıra apartmandan oluşan bir yer. ilçesi kelkit'in gölgesinde kalmıştır.
devamını gör...

2008 den beri iş sebebi ile ispanya’ya gidip geliyorum. ispanyolca yı bu sebeple öğrenme şansım oldu. müthiş keyifli bir dil. bana çok keyif veriyor... öğrenmek isteyen herkese tavsiye ederim.
devamını gör...

kesinlikle katıldığım önerme.

en masumu at yiyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

daha önce şarkı söylemişliğimi saymazsak, bu akşam ilk kez benim de bir anons kaydıyla ses verip yankısını duyacağım yayın.
öyleyse psychedelic rock* yolcusu kalmasın!
devamını gör...

#332556 salakça bir merakla tamamını okudum.
yazar(!) hislerini tercüme eyleyip, duygu orgazmı yaşamış.
islamın red ettiği bidatleri din zanneden birinin hezeyanları.
devamını gör...

sözlüğe girdiğinde "aman aman nerelere geldik" diyecek yazardır.

gel hele gel panayır var gel.
devamını gör...

beynimi yakan başlık.
devamını gör...

kafa yapıcı bir madde üzerine yazılmış güzel bir şarkı. (bkz: alphaville)
"winter's cityside
crystal bits of snowflakes
all around my head and in the wind
ı had no illusions
that ı'd ever find a glimpse
of summer's heatwaves in your eyes
you did what you did to me
now it's history, ı see
here's my comeback on the road again
things will happen while they can
ı will wait here for my man tonight
ıt's easy when you're big in japan"
devamını gör...

sayın bezmenler, lütfen açar mısınız efendim kapıyı?
devamını gör...

kökeni osmanlıca olan neşeli, mutlu, şen anlamına gelen bir kelimedir.
devamını gör...

"koş, kim-olduğunu-bilirsin-sen* ölmüş!"
devamını gör...

s. freud “özür dilemek, sizin haksız olduğunuz manasına gelmez. karşınızdaki insana verdiğiniz değerin egonuzdan yüksek olduğunu gösterir.” der.

bile bile özür dileyecek duruma düşmekse, ne bileyim.
devamını gör...

maalesef kafa sözlük renk modu güncellemesi kadar "ilgi" çekmeyen etkinlik.
devamını gör...

kötülük problemi kavramını ilk ortaya atan düşünür epikuros'tur. yüzyıllar sonra onun açıklamasına benzer bir açıklamayı david hume, din üstüne diyaloglar adlı eserinde şöyle yapmıştır:
tanrı kötülüğü önlemek istiyor da gücü mü yetmiyor?
öyleyse o güçsüzdür.
yoksa gücü yetiyor da kötülüğü önlemek mi istemiyor?
öyleyse o iyi niyetli değildir.
hem güçlü, hem de iyi ise, bu kadar kötülük nasıl oldu da var oldu?


platon ise kötülüğün kaynağının tanrının değil başka şeyler olduğunu söylemiştir ama başka şeylerin ne olduğuna bir açıklama getirememiştir. tanrının sadece iyiliğin kaynağı olduğunu söylemiştir.

kant ise bunu bir akıl mahkemesi olarak görüp tanrının avukatlarından bu üç şeyi açıklamasını istemiştir:
1.ya dünya'daki gâyeliliğe aykırı olan şeylerin aslında öyle olmadığını kanıtlamalıdır.
2.ya aykırı olduğunu itiraf etmeli, fakat neden öyle olduğunu açıklamalıdır.
3.ya da son olarak, tanrı'nın mutlak güç olduğunu fakat kötülük türü olayların sebeplerinin tanrı'dan olmadığını, hatta insan veya insanüstü ruhlar gibi, iyi ve kötü başka bir sorumlu varlığın olduğunu kanıtlamalıdır.

ama kant'a göre tanrının avukatları bu davayı kaybederler ve insan aklının böyle bir sorunu çözebilecek yeteneği olmadığını söyler.
devamını gör...

âşık olduğu adamın aslında bir prens olduğunu öğrenen ve sırf ona kavuşmak için kuyruğundan vazgeçen fedakâr deniz kızı ariel'i bilirsiniz. andersen masalı oldukça etkileyici bir biçimde yazmış ve dünyaya duyurmayı başarmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ünü danimarka'ya giden bu masalı, danimarka kraliyet tiyatrosu sahneye döker ve gördüklerinden hayli etkilenen o zamanın ünlü bira fabrikatörlerinden biri ariel adına küçük bir heykel yaptırmaya karar verir.

heykeli yapan kişi edvard eriksen'dir ve neredeyse 105 senedir kopenhag sahillerini süslemektedir. heykeltıraş; heykeli 1 metre 25 santimetre ebatlarında yapmış, kopenhag'daki kayalardan birinin üzerine oturtmuştur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
••

heykel gerçekten de çok güzel. yüzündeki aldatılmış ifade, çaresiz duruş... sanatçısı küçük taşa büyük duygular sığdırmış ancak ilerleyen dönemlerde sanatının vandalizm'e kurban gideceğini düşünememiş. vandalizm yanlıları ellerine geçen her fırsatta minik ariel'ı parçalara ayırmaktan hiç geri kalmamışlar. kimisi kafasını koparmış, kimisi kollarını. neyse ki danimarka hükümeti yeniden bir araya toplamış ve bozulmasına izin vermemiş.

güzelliği her yıl milyonlarca turisti çektiği gibi, milyonlarca düşmanı da çekiyor. 8 mart'ta özellikle en çirkin şeyleri yapıyorlar. yazık gerçekten, umarım bu sanat harikası ziyan edilmez.
devamını gör...

sene ikibin bilmem kaç. 21 nisan günü okul müdürü odasına çağırdı, 23 nisanda emniyet müdürüsün dedi. iki gün su tabancasıyla antrenman yaptım moda girmeye çalıştım, söyleyecek afili cümleler düşündüm. 23 nisan sabahı binbir heyecan binbir telaş süslenip püslendik, iki öğretmenimizle gittik emniyete. samimiyetle karşıladılar, amirimiz sizi bekliyor dediler, makam odasına çıkardılar. heyecanla girdik, masada kekler börekler, kameraman bile ayarlanmış, bizi samimiyetle ağırladı emniyet müdürü. ama koltuğuna oturtmadı, tuttu karşısına oturttu*. ben bekliyorum, öğretmenler bekliyor, polisler bekliyor, yok. az kaldı su tabancasını çıkarıp kan gölüne çevireceğim ortalığı.* ama yok koltuğa oturamadık, çayımızı çorbamızı içip döndük. işte bugün yoldaşın yaptığı da bir 23 nisanda bana yapılan ikinci jest. bu da bişeydir, koltuğa yine oturamadıksa da suları namlusuna sürdük tabancanın. sıramız elbet gelecek.
devamını gör...

şimdi açsam pencereyi beklesem
sen gelsen
olmaz ya hani geliversen
hiç bir şey sormasan
hiç bir şey söylemesen
sussam
sussan
sussak.
susuşların anlattığını dinlesek
sırt sırta otursak
katılasıya ağlasak
sormasak birbirimize sebebini
sarılsam
sarılsan
sarılsak.
ve yine hiç bir şey konuşmasak
ama anlasak
ne vardı sahi
olmaz ya
hayal ya
hani diyorum olsa ne vardı.

(bkz: cemal süreya)
devamını gör...

dünyanın daha güzel bir yer olması için gerekendir.

insanların cinayet, katliam, saldırı, tehdit gibi haberlere 'bireysel silahlanma şart' tepkisiyle yaklaşması, tam aksini düşünmemesi bana çok korkunç geliyor.

2016-2018 yılları arasında ankara'da işlenen cinayet suçlarının % 68,6'sı ateşli silahlarla gerçekleştirilmiş. [ dergipark.org.tr/tr/downloa... ] 2016 yılı için bursa'da intihar vakalarında en çok kullanılan ikinci yöntem yine ateşli silahlarla olmuş. [ dergipark.org.tr/tr/downloa... ] silaha erişim türkiye'de kurallara bağlı ama hiç de zor değil. silaha erişimin kolaylığı ile suç arasındaki ilişkiyi kurmak gerçekten zor değil.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

umut vakfı'nın hazırladığı yukarıdaki haritaya göre 2020 yılında işlenen bu silahlı cinayet suçlarının % 85'i ateşli silahlarla işlenmiştir. [ www.umut.org.tr/umut-vakfi-... ]

bu bilgi önemli çünkü ateşli silah öldürmenin en kolay aracıdır. katil her türlü öldürür denilmemeli, anlık sinir ya da cinnet hali için eline maktülün kanının bulaşacağı bıçaklamaya, ellerinin altında kurbanının çırpınışını ve direnişini hissedeceği boğmaya kıyasla tetiğe basmak en kolay iştir.

silahlı şiddetten korunmanın yolu silahsız olanların da silahlanması olarak görülürse, ülke olarak aşağıdaki grafikte abd ile aynı seviyelerde bir yere yerleşeceğimizden şüpheniz olmasın.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu da bonus:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

2017 yılı verilerine göre bireysel silahlanma oranı japonya’da %0,6 ingiltere’de %6,2 abd’de ise %88,8 oranında. silahlanma oranı ile suç arasındaki ilişkiyi görmemek için kör olmak gerek.

burada japonya'nın bulunduğu seviye çok dikkat çekici ve irdelenmeyi hakediyor. japonya bunu nasıl başarıyor anlamak için japon siyasi tarihine kısaca bakmak gerek. japonya modernleşmesinin başlangıcı sayılan 1868 meiji restorasyonuna kadar feodal bir düzenle yönetilmiştir. yani tüm ülke imparatorluk altında birleşene kadar, bakufu ya da şogun denilen güçlü derebeylerinin yönetiminde olmuştur. hükümranlık hakkı için diğer derebeyleri ile savaşan ve galip gelen bu güçlü derebeyleri aynı şekilde alaşağı edilmemek için ülke çapında kılıç avı (kataganari) denilen silah toplama ve halkı silahsızlandırma faaliyetlerine girişmişlerdir. en bilineni hideyoshi toyotomi’nin 1588 yılında başlattığı kılıç ve ateşli silah toplatma faaliyetidir. sonraki tokugawa periyodu (1603–1867) boyunca bu faaliyetler kapsamı genişletilerek çeşitli yasalarla düzenlenmiştir. çok kanlı savaşların sonunda 1868 yılında tokugawa periyodu sona erdirilip, meiji dönemi başladığındaysa bu sefer de yeni kurulan imparatorluk düzeninin tehditlere karşı ilk aldığı önlem yine kılıç ve ateşli silahlarla ilgili düzenlemelere gitmek olmuştur. imparatorluk ı. dünya savaşı öncesinde bu yasalarda bir revizyon yaptıktan sonra, ıı. dünya savaşının ardından anayasal monarşiye geçmiş, son olarak 1959 yılında da bu konudaki düzenlemelere son halini vermiştir. burada önemli olan nokta 1959’daki düzenlemede ülke açısından hiçbir iç tehdit olmamasına karşın, silah yasalarının geçmişteki gerekçelerinden farklı olarak, japon sivil halkının silahlardan uzakta bir yaşamı benimsemesi ve çok ağır şartlar içeren silah düzenlemelerine itiraz etmemesidir. halkın da yüzyıllar süren bu uygulamayı benimsemiş olmasından ötürü ne o gün ne de bu gün japon halkının silah yasalarının gevşetilmesi konusunda bir talebi olmamıştır.

japonya'da silah sahibi olmak gerçekten çok zordur. tabanca siviller için kesinlikle yasak, sadece avcılık ya da spor faaliyeti için av tüfeği ve havalı tüfek edinilebiliyor. bunun için de, ruh sağlığı ve uyuşturucu testlerinden geçilmesi, sabıka kaydının kesinlikle olmaması ve iş arkadaşları, yakın arkadaşlardan uzak akrabalara kadar bütün çevreyi araştıran teftiş sürecinden başarıyla geçmiş olmak gerekiyor. silah ruhsatı alındıktan sonra da bu kişiler düzenli olarak psikolojik ve yeterlilik kontrollerinden geçmek, her yıl silahlarını kontrol ettirip poligonda güvenli kullanım konusunda ehil olduklarını göstermek zorundalar. ayrıca silah sahipleri polis tarafından ikamet çevresinde soruşturulabiliyor ve polislerin bu kişiler için geniş arama yetkileri bulunuyor.

japonya’da tabanca taşımak ya da bulundurmak başlı başına bir suçtur ve cezası ağırdır. silah bulundurmaktan yedi yıla kadar hapis cezası ile yargılanılabiliyor. sadece güvenlik güçlerinin tabanca taşıma yetkisi vardır. haliyle güvenlik güçlerinin taşıdığı bu silahların da kullanımı çok nadir oluyor. 2014 yılında ateşli silahla sadece altı cinayet vakası raporlanmış. 2015 yılında tek bir polis memurunun silah kullandığı raporlanmış. bu durum japon resmi polis tabancalarının seçiminde de etkili olmuştur. japonya, kolluk kuvvetlerine toplu tabanca dağıtan nadir ülkelerdendir. bunun sebebi polislerin tabancalarını nadiren kullanmaları, bunun da güvenlik açısından tutukluk riski oraya çıkarmasıdır. pistol (şarjörlü) gibi icra yayı gücüyle çalışan tabancaların uzun süre kullanılmaması yaydaki gerginliğin azalmasına ve silahın doğru çalışamamasına yol açabiliyor, toplu tabancalarda böyle bir sorun yoktur.

silah konusunda getirilen kısıtlamalar mühimmatı da kapsıyor ve daha önce alınan mühimmatın tamamının tüketildiği kanıtlanmadan (boş mermi/fişek kovanları teslim edilmeden) yeni istihkak kesinlikle verilmiyor. tabanca yasak olduğu için tek bir tabanca mermisi dahi bulundurmak hapis cezası ile sonuçlanabiliyor. en büyük cezalar ise silah ve mühimmat temini ile ilgili.

olayın özü şu ki, silahlar öldürmek içindir, ateşli silahlar daha kolay öldürmek içindir. ne kadar az ateşli silah o kadar az suç.
devamını gör...

eğer okumadan yapıyorsa yapmamasını rica edeceğim kişi. maksadı puan kasmak olan arkadaşlar bunu benim tanımlarım üzerinden yapmazsa sevinirim.

onun dışında, gerçekten okuyarak bunu yapanları tenzih ediyor ve kendilerine çok teşekkür ediyorum, okumaya ve beğenmeye değer buldukları için.
devamını gör...

çocuklariniz sizin cocuklariniz degil
onlar kendi yolunu izleyen hayat'ın oğulları ve kızları.
sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
çünkü ruhları yarındadır,
siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
okçunun önünde kıvançla eğilin
çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
başını dimdik tutarak kalan yayı da sever

müthiş dizlerini yazan lübnan asıllı bir şair,ressam ve filozofdur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim