san marco bazilikası
venedik san marco meydanı'nda bulunan, 5 kubbeden oluşan, bizans haç planı üzerine ayasofya esas alınarak yapılmış kilisedir. roma'ya giderken venedik'e sığınıp şehri kutsadığı düşünüldüğünden, aziz marko'nun şehrin koruyucu azizi olduğu kabul edilmiştir. azizin kemikleri venedikli tüccarlar tarafından mısır'dan kaçırılarak şehre getirilmiş ve saklanması için buraya koyulmuştur. bazilika'nın yapımı 828 yılında dükler sarayının yanında şapel olarak başlamış, daha sonra 978 yılında kapsamlı bir restorasyon geçirmiştir. 1094 yılında papa tarafından kutsanan kilise bugünkü haline ise 17. yüzyıla kadar süren eklemelerle gelmiştir.

kendi deneyimlerimden aktarmam gerekirse, ziyaret eden kişiler bazilikanın büyük bir kısmını ücretsiz olarak görebilirler. ancak bazı önemli eserleri görmek için ücret ödemek gerekiyor. mesela istanbul'dan götürülen atların orjinalleri de bu eserlerden biridir. görülmesi gereken heykel, mozaik ya da oymaların yanında benim ilgimi çeken ki sizin de ilginizi çekeceğini düşündüğüm üç eserle alakalı bilgi vermek isterim.
biliyorsunuz aziz marko'nun şehrin koruyucusu olarak benimsendiğinden tüccarlar tarafından kemiklerinin mısır'dan kaçırıldığını söylemiştik. kaçırılma olayı şöyle oluyor: venedikli tüccarlar çaldıkları kemikleri, bilerek bozulmuş domuz etlerinin içinde sandıklara koyuyorlar. müslümanlar ise hem iğrendiğinden hem de domuz eti murdar olduğundan bu sandıklara uzaktan bakıyor ama kontrol etmiyorlar. her ne kadar osmanlılardan kaçırıldığı söylense de bunun doğru olmadığı düşünülmektedir. işte bu kaçırılma olayı bazilikada mozaikler ile resmedilmiş. huzurlarınıza bırakırım.

bir diğer eser ise kopyaları bazilikanın girişinde, orjinali ise içerisindeki müzede görülebilecek istanbuldan kaçırılan 4 adet bronz at heykelidir. atların hava şartları ile bozulmaması için içeri almışlar.
atların hikayesi de şöyle; sultanahmet meydanı roma ve bizans döneminde büyük bir hipodroma ev sahipliği yapıyordu. hipodromun girişinde ise 4 adet bronz at heykeli vardı. bu heykellerin milattan önce yaşayan yunan heykeltraş lysippos'un eseri olduğu düşünülmektedir. bronz olarak bilinse de modern zamanda yapılan analizlerle heykellerin %98 bakır içerdiği saptanmıştır. işte 4. haçlı seferi ile yağmalanan istanbuldan kaçırılan bir çok eserin yanında bu heykeller de venedik'e götürülmüş ve san marco bazilikasının girişine konmuştur. daha sonra napolyon bonapart tarafından alınıp paris'e götürülse de 1815 yılında venedik'e iade edilmiştir.


istanbuldan götürülen eserlerden biri de four tetrarchs'dır (dörtlü yönetim heykeli). götürülen bu heykeldeki dört figürden birinin ayağı istanbul'dan taşınırken kırılmış olacak ki bu ayak 1960'lı yıllarda aksaray'da bir inşaat sırasında bulunmuştur. italyanlar ayağı istemiş ancak türk yetkililer. "önce siz çaldığınız heykeli iade edin." şeklinde cevap vermiştir. ayak günümüzde istanbul arkeoloji müzesi'nde sergilenmektedir. heykelin fotoğrafında olmayan ayağa ek yaptıkları görülmektedir.

kendi deneyimlerimden aktarmam gerekirse, ziyaret eden kişiler bazilikanın büyük bir kısmını ücretsiz olarak görebilirler. ancak bazı önemli eserleri görmek için ücret ödemek gerekiyor. mesela istanbul'dan götürülen atların orjinalleri de bu eserlerden biridir. görülmesi gereken heykel, mozaik ya da oymaların yanında benim ilgimi çeken ki sizin de ilginizi çekeceğini düşündüğüm üç eserle alakalı bilgi vermek isterim.
biliyorsunuz aziz marko'nun şehrin koruyucusu olarak benimsendiğinden tüccarlar tarafından kemiklerinin mısır'dan kaçırıldığını söylemiştik. kaçırılma olayı şöyle oluyor: venedikli tüccarlar çaldıkları kemikleri, bilerek bozulmuş domuz etlerinin içinde sandıklara koyuyorlar. müslümanlar ise hem iğrendiğinden hem de domuz eti murdar olduğundan bu sandıklara uzaktan bakıyor ama kontrol etmiyorlar. her ne kadar osmanlılardan kaçırıldığı söylense de bunun doğru olmadığı düşünülmektedir. işte bu kaçırılma olayı bazilikada mozaikler ile resmedilmiş. huzurlarınıza bırakırım.

bir diğer eser ise kopyaları bazilikanın girişinde, orjinali ise içerisindeki müzede görülebilecek istanbuldan kaçırılan 4 adet bronz at heykelidir. atların hava şartları ile bozulmaması için içeri almışlar.
atların hikayesi de şöyle; sultanahmet meydanı roma ve bizans döneminde büyük bir hipodroma ev sahipliği yapıyordu. hipodromun girişinde ise 4 adet bronz at heykeli vardı. bu heykellerin milattan önce yaşayan yunan heykeltraş lysippos'un eseri olduğu düşünülmektedir. bronz olarak bilinse de modern zamanda yapılan analizlerle heykellerin %98 bakır içerdiği saptanmıştır. işte 4. haçlı seferi ile yağmalanan istanbuldan kaçırılan bir çok eserin yanında bu heykeller de venedik'e götürülmüş ve san marco bazilikasının girişine konmuştur. daha sonra napolyon bonapart tarafından alınıp paris'e götürülse de 1815 yılında venedik'e iade edilmiştir.


istanbuldan götürülen eserlerden biri de four tetrarchs'dır (dörtlü yönetim heykeli). götürülen bu heykeldeki dört figürden birinin ayağı istanbul'dan taşınırken kırılmış olacak ki bu ayak 1960'lı yıllarda aksaray'da bir inşaat sırasında bulunmuştur. italyanlar ayağı istemiş ancak türk yetkililer. "önce siz çaldığınız heykeli iade edin." şeklinde cevap vermiştir. ayak günümüzde istanbul arkeoloji müzesi'nde sergilenmektedir. heykelin fotoğrafında olmayan ayağa ek yaptıkları görülmektedir.
devamını gör...
cahil insanlarla baş etme yolları
"eğer bir aptala laf anlatmaya çalışırsan, dışarıdan bakanlar 2 aptalın sohbet ettiğini sanar."
devamını gör...
lucid rüya
rüyanı kontrol edebilme ve şekillendirebilme durumudur. rüyasını kontrol edebilen insanların hayallerini gerçekleştirmekte daha başarılı olduğunu duymuştum. 'rüyasını kontrol edebilen hayatını kontrol edebilir.' tarzı bir söz var hatta.
devamını gör...
kronik depresyon
günlük aktivitelere ilgi kaybı, umutsuz hissetmek, üretkenlikten yoksun olmak, düşük özgüven ve genel bir yetersizlik hissi gibi semptomlarla yıllar boyunca devam ederek ilişkilerinizi, okulunuzu, işinizi ve gündelik yaşantınızı önemli ölçüde etkileyen depresyon türü.
eğer kronik depresyondan muzdaripseniz mutlu durumlarda bile iyimser olmakta zorlanabilir; kasvetli bir kişiliğe sahip olmaktan, eğlenememekten, mutlu olamamaktan ve yetersiz hissetmekten şikayet ederseniz. kronik depresyon majör depresyon kadar şiddetli olmasa da mevcut depresif ruh haliniz hafif, orta veya şiddetli olabilir. kronik depresyonun doğası nedeniyle depresyon belirtileriyle baş etmek zordur; ancak konuşma terapisi (bkz: psikoterapi) ve ilaç kombinasyonu bu durumun tedavisinde etkili olabilir. kronik depresyonun kesin nedeni bilinmemektedir. majör depresyonda olduğu gibi birden fazla neden olabilir.
biyolojik farklılıklar: kronik depresyona sahip olan kişilerin beyinlerinde fiziksel değişiklikler olabilir. bu değişikliklerin sebebi hala belirsiz olmakla beraber araştırmalar devam etmektedir.
beyin kimyası: nörotransmiterler, doğal şekilde oluşan ve depresyonda rol oynayan beyin kimyasallarıdır. son araştırmalar, bu nörotransmiterlerin işlev ve etkisindeki değişikliklerin ve duygudurum dengesinin korunmasında yer alan nörosirküitler ile ne şekilde etkileşime girdiklerinin depresyon ve tedavisinde önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir.
kalıtsal özellikler: kronik depresyon, ailesinde kronik depresyon öyküsü olan kişilerde daha yaygın gibi görünmektedir. depresyona neden olabilecek genleri bulmak için yürütülen çalışmalar devam etmektedir.
yaşantı: majör depresyonda olduğu gibi sevilen birinin kaybı, maddi problemler veya yüksek düzeyde stres gibi travmatik olaylar bazı insanlarda kalıcı depresif bozukluğu tetikleyebilir.
eğer kronik depresyondan muzdaripseniz mutlu durumlarda bile iyimser olmakta zorlanabilir; kasvetli bir kişiliğe sahip olmaktan, eğlenememekten, mutlu olamamaktan ve yetersiz hissetmekten şikayet ederseniz. kronik depresyon majör depresyon kadar şiddetli olmasa da mevcut depresif ruh haliniz hafif, orta veya şiddetli olabilir. kronik depresyonun doğası nedeniyle depresyon belirtileriyle baş etmek zordur; ancak konuşma terapisi (bkz: psikoterapi) ve ilaç kombinasyonu bu durumun tedavisinde etkili olabilir. kronik depresyonun kesin nedeni bilinmemektedir. majör depresyonda olduğu gibi birden fazla neden olabilir.
biyolojik farklılıklar: kronik depresyona sahip olan kişilerin beyinlerinde fiziksel değişiklikler olabilir. bu değişikliklerin sebebi hala belirsiz olmakla beraber araştırmalar devam etmektedir.
beyin kimyası: nörotransmiterler, doğal şekilde oluşan ve depresyonda rol oynayan beyin kimyasallarıdır. son araştırmalar, bu nörotransmiterlerin işlev ve etkisindeki değişikliklerin ve duygudurum dengesinin korunmasında yer alan nörosirküitler ile ne şekilde etkileşime girdiklerinin depresyon ve tedavisinde önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir.
kalıtsal özellikler: kronik depresyon, ailesinde kronik depresyon öyküsü olan kişilerde daha yaygın gibi görünmektedir. depresyona neden olabilecek genleri bulmak için yürütülen çalışmalar devam etmektedir.
yaşantı: majör depresyonda olduğu gibi sevilen birinin kaybı, maddi problemler veya yüksek düzeyde stres gibi travmatik olaylar bazı insanlarda kalıcı depresif bozukluğu tetikleyebilir.
devamını gör...
asr suresi
﴾1﴿ asra yemin ederim ki
﴾2﴿ insan gerçekten ziyandadır.
﴾3﴿ ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başkadır.
şu cümlelerin ağrılığını, hüznünü insanlar nasıl kavrayamıyor anlamıyorum. imana kavuşmak benim için küfürden sonra nasip oldu. küfr döneminde bile bu tarz surelerde ürperirdim, çünkü doğru olduğunu sanki biliyordum çok derinde.
﴾2﴿ insan gerçekten ziyandadır.
﴾3﴿ ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başkadır.
şu cümlelerin ağrılığını, hüznünü insanlar nasıl kavrayamıyor anlamıyorum. imana kavuşmak benim için küfürden sonra nasip oldu. küfr döneminde bile bu tarz surelerde ürperirdim, çünkü doğru olduğunu sanki biliyordum çok derinde.
devamını gör...
gregor samsa
kafka'nın dönüşüm isimli kitabının ana karakteridir. gregor sistemin içinden biri olarak gösterilir. sistemin içinden kasıt, sistem çarklarının dönmesini sağlayan piramidin en alt unsurunu oluşturandır.
patronuna karşı sorumlulukları dışında korkulan bir baba karakteri de gregor'un hayatındaki önemli baskı unsurlarından biridir. gregor bir sabah uyanır ve tamamen yabancı olduğu bir metabolizmayla karşılaşır. gregor'un böcek olması geri dönülemez bir dönüşümdür. bu yüzden kitabın orjinal adı olan die verwandlung, türkçeye çevrilirken değişim yerine dönüşüm tercih edilmiştir. hatta kitap önsözünde ayrıca açıklanmıştır. gregor'un uyandığında böcek olması, içinde bulunduğu sistemden çıkarak toplumun tamamen yabancı olduğu ve görmek dahi istemediği bir soyutlamayı ifade eder.
kitaba bakıldığında gregor saklanmaktadır. ona en yakın olan ailesi dahi ondan utanmaktadır. burada kafka, aile yapısını da ele almıştır. gregor'a ailesi içinde en yakın olan kardeşi bir süre sonra onu kendisinden uzak tutmak istemiştir. kitapta gregorun, dönüşümü sonucunda içinde bulunduğu hayata ayak uydurmaya çalışması, kendisine evvelden çok uzak olan ve yeni edindiği yetilerini kullanmaya çalışması anlatılmaktadır. kitapta bu bölüm gayet uzun analtılırken, gregor'un öldüğü kısım oldukça kısadır. bunun nedeni, bütün kitap boyunca sistemin içinden çıkan gregor karakterinin kendi varlığını yaşadığı çevreye, dahası ailesine karşı kabul ettirememesidir. sistem kendisine ait olmayanı, kendi içinde sindirmektedir. bunun evreleri ustalıkla anlatılmıştır. gregor'un ölümü ancak bu yokoluşu ispat niteliğinde olabilir. kimi yayınevleri, kafka'nın bu eseri için önsöz kısmını önemsemiş ve eserde anlatılmak isteneni pek çok açıdan ele alarak ayrıntılı bilgi vermiştir.
patronuna karşı sorumlulukları dışında korkulan bir baba karakteri de gregor'un hayatındaki önemli baskı unsurlarından biridir. gregor bir sabah uyanır ve tamamen yabancı olduğu bir metabolizmayla karşılaşır. gregor'un böcek olması geri dönülemez bir dönüşümdür. bu yüzden kitabın orjinal adı olan die verwandlung, türkçeye çevrilirken değişim yerine dönüşüm tercih edilmiştir. hatta kitap önsözünde ayrıca açıklanmıştır. gregor'un uyandığında böcek olması, içinde bulunduğu sistemden çıkarak toplumun tamamen yabancı olduğu ve görmek dahi istemediği bir soyutlamayı ifade eder.
kitaba bakıldığında gregor saklanmaktadır. ona en yakın olan ailesi dahi ondan utanmaktadır. burada kafka, aile yapısını da ele almıştır. gregor'a ailesi içinde en yakın olan kardeşi bir süre sonra onu kendisinden uzak tutmak istemiştir. kitapta gregorun, dönüşümü sonucunda içinde bulunduğu hayata ayak uydurmaya çalışması, kendisine evvelden çok uzak olan ve yeni edindiği yetilerini kullanmaya çalışması anlatılmaktadır. kitapta bu bölüm gayet uzun analtılırken, gregor'un öldüğü kısım oldukça kısadır. bunun nedeni, bütün kitap boyunca sistemin içinden çıkan gregor karakterinin kendi varlığını yaşadığı çevreye, dahası ailesine karşı kabul ettirememesidir. sistem kendisine ait olmayanı, kendi içinde sindirmektedir. bunun evreleri ustalıkla anlatılmıştır. gregor'un ölümü ancak bu yokoluşu ispat niteliğinde olabilir. kimi yayınevleri, kafka'nın bu eseri için önsöz kısmını önemsemiş ve eserde anlatılmak isteneni pek çok açıdan ele alarak ayrıntılı bilgi vermiştir.
devamını gör...
türkiye'deki müslümanların türkiye'deki herkesi müslüman zannetmesi
hiçbir istatistiksel veriye dayanmadan ülkenin yüzde %90'nına müslüman diyenler çok büyük yanılıyorlar. gelişi güzel sallıyorlar. bu %90 muhabbeti kulaktan kulağa misali herkesin dilinde, anlamsız ve amaçsız bir şekilde yayılıyor. türkiye müslüman bir ülke olmadığı gibi islam ülkesi de değil.
gelelim yapılan anket ve sonuçlarına:
(bkz: türkiye yüzde 99 müslüman bir ülke değildir)
gelelim yapılan anket ve sonuçlarına:
(bkz: türkiye yüzde 99 müslüman bir ülke değildir)
devamını gör...
türkiye'de tacize uğramamış kadın olmaması
maalesef doğru olan şey.
devamını gör...
aşık olmak
flaubert'in aşk tanımı:
"merak. birine karşı ansızın bir merak duymaya başlarsınız, korkunç bir merak. onu tanımak, onunla doğmak, dünyaya onunla yeniden gelmek tek amacınız haline gelir. aşka en uzak cümle; senden nefret ediyorum değil, bilmek istemiyorumdur."
"merak. birine karşı ansızın bir merak duymaya başlarsınız, korkunç bir merak. onu tanımak, onunla doğmak, dünyaya onunla yeniden gelmek tek amacınız haline gelir. aşka en uzak cümle; senden nefret ediyorum değil, bilmek istemiyorumdur."
devamını gör...
melankoli
mal-i hülya; yaygın olarak kişinin pasif ve normalden daha heyecansız bir hayat tarzını sürmesine sebep olan depresyondan kaynaklanan bir duygudurum bozukluğudur.
devamını gör...
ekstrem orgazm yüzünden ölen adam
ilişkiye girdiği seks işçisini merak ettiren haber.
devamını gör...
üzüm buğusu
benden beterlerinin olduğunu öğrenmemi sağlayıp, içime su serpen buğu.
hüzün kuğusu nedir ama.*
hüzün kuğusu nedir ama.*
devamını gör...
işkolik olmak
işkolikliği sosyal ilişkileri bozacak derecede çalışmak için kontrol edilemez bir istek
ve ihtiyaç duyma hali olarak tanımlayabiliriz. burada dikkat edilmesi gereken bir husus
vardır. işkoliklik çalışkanlıkla alakalı değildir, iş motivasyonuyla alakalıdır. işkolik olanların
büyük bir kısmı çalışkan bireyler değillerdir.
işkolikler stresli iş hayatını tamamen özümsedikleri için bir süre sonra tükenirler.
karşılaştıkları işle alakalı sorunlarla uğraşırken kendilerini aşırı zorlarlar. bu da hem maddi
hem manevi sorunları beraberinde getirir. işkolikler ilişkilerinde başarısızdırlar. depresyon,
öfke patlamaları, stres gibi problemlerle oldukça içli dışlıdırlar.
kurdukları bu düzen onlar için oldukça önemlidir. düzenlerinin bozulması fikri bile
onları rahatsız eder. düzenlerini kaybettiklerinde her şeylerini kaybedeceklerine inanırlar.
kimileri için sosyal hayat kaçılması gereken bir olgudur ve işkoliklik onlara bu imkanı sağladığı için
durumlarından oldukça memnundurlar. ben bu noktada bir miktar haklılık payı bulmaktayım. çünkü her insanın sığındığı bir şey vardır.
kimisi allah’a, kimisi kitaplara, kimisi insanlara kaçar. bu durumu maalesef ki her insan
faydaya çeviremiyor. o yüzden de maddeye, sigaraya, alkole, işkolikliğe varacak raddede işe
kaçabiliyorlar. nihayetinde her fiilin ardını bir neden doldurur. bu devirde insanlar güzellikler
değil bir şeylerden kaçmak için nedenler biriktiriyor.
ve ihtiyaç duyma hali olarak tanımlayabiliriz. burada dikkat edilmesi gereken bir husus
vardır. işkoliklik çalışkanlıkla alakalı değildir, iş motivasyonuyla alakalıdır. işkolik olanların
büyük bir kısmı çalışkan bireyler değillerdir.
işkolikler stresli iş hayatını tamamen özümsedikleri için bir süre sonra tükenirler.
karşılaştıkları işle alakalı sorunlarla uğraşırken kendilerini aşırı zorlarlar. bu da hem maddi
hem manevi sorunları beraberinde getirir. işkolikler ilişkilerinde başarısızdırlar. depresyon,
öfke patlamaları, stres gibi problemlerle oldukça içli dışlıdırlar.
kurdukları bu düzen onlar için oldukça önemlidir. düzenlerinin bozulması fikri bile
onları rahatsız eder. düzenlerini kaybettiklerinde her şeylerini kaybedeceklerine inanırlar.
kimileri için sosyal hayat kaçılması gereken bir olgudur ve işkoliklik onlara bu imkanı sağladığı için
durumlarından oldukça memnundurlar. ben bu noktada bir miktar haklılık payı bulmaktayım. çünkü her insanın sığındığı bir şey vardır.
kimisi allah’a, kimisi kitaplara, kimisi insanlara kaçar. bu durumu maalesef ki her insan
faydaya çeviremiyor. o yüzden de maddeye, sigaraya, alkole, işkolikliğe varacak raddede işe
kaçabiliyorlar. nihayetinde her fiilin ardını bir neden doldurur. bu devirde insanlar güzellikler
değil bir şeylerden kaçmak için nedenler biriktiriyor.
devamını gör...
tadı hayal kırıklığına uğratan yiyecekler
avokado... ne kişiliksizsin öyle..
devamını gör...
fahrenheit 451
sanatla ilgilenmenin, sorgulamanın, kitap okumanın yasak olduğu bir distopyada, itfaiyecilerin söndürmekle değil, yakmakla görevli olduğu bir dünyada; kitap okuyan muhalif bir kadına aşık olan montag adında bir itfaiyecinin veya kendi devrimini yazmanın öyküsüdür.
ray bradbury'nin yakma zevki isminde bu evrende geçen farklı öyküleri de bulunmaktadır.
ray bradbury'nin yakma zevki isminde bu evrende geçen farklı öyküleri de bulunmaktadır.
devamını gör...
ayşe erbulak
çok şekerli ölüm adlı cinayet romanı üçlemesiyle polisiye roman konusunda türk edebiyatına katkıda bulduğunu düşündüğüm yazar.
dağhan külegeç’in annesidir aynı zamanda.
anne ve babasının adı altan erbulak olup ona da aynı ismi vermiş olmaları ilginç bir detaydır. kendisi 16 yaşındayken mahkemeye başvurup adını ayşe erbulak olarak değiştirmiştir. *
dağhan külegeç’in annesidir aynı zamanda.
anne ve babasının adı altan erbulak olup ona da aynı ismi vermiş olmaları ilginç bir detaydır. kendisi 16 yaşındayken mahkemeye başvurup adını ayşe erbulak olarak değiştirmiştir. *
devamını gör...
harita sevenler için web siteleri
bugün amme hizmetine doyamadım*. haritada yer ezberlemekle sorunu olanlar için. şu siteyi ısrarla öneriyorum. türkiye illerinden, başkentlere hatta bayraklara kadar birçok oyun var.
seterra
seterra
devamını gör...
kadıköy reks sineması
yeni nesil onu kadıköy rexx sineması olarak biliyor ama biz onu hep gerçek adı reks olarak bildik, rexx adı 2000 li yıllarda matah bir admış gibi kondu, zaten o adın konması ile birikte bu zamana gelinmesinin sinyalleri verilmeye başlandı.
ne zaman ki avmler açılmaya başladı, başta kadıköy olmak üzere müstakil sinemalar iş yapmamaya başladı. kadıköy' ün en güzel iki sineması olan süreyya ve reks bir süre buna direndi, çünkü adları ve sadık izleyicileri vardı, önce süreyya kapandı, sonradan doğru bir kararla opera binası yapıldı. reks ne olacak bilmiyorum. duydum ki şimdi yıkılacakmış, o bence tarih oldu artık. bu saatten sonra ondan bir şey olmaz gibime geliyor.
reks sineması zamanında kadıköy'ün süreyya sineması ile birlikte en güzel sinemasıydı. iyi film olduğu zaman mutlaka ya süreyya sinemasında ya da reks sinemasında seyretmeyi tercih ederdik. çünkü her ikislde büyüktü, ferahtı ve ses sistemi o zamana göre diğerlerinden çok çok iyiydi. ayrıca her iki sinemada bir buluşma noktasıydı, o zamanlar cep telefonu yoktu, şu saatte reks' in önünde buluşalım derdik. en son ne zaman orada film seyretmeye gittim hatırlamıyorum ama seyrettiğimi hatırladığım son film titanic. onu da balkondan seyretmiştim demek ki 1997-98 falan olmalı. hem süreyya sinemasında hem de reks sinemasında balkondan film seyretmek o zamanlar prestij göstergesiydi bizim için. şu filmi ben balkondan seyrettim orada dediniz mi, karşıdakinin vay be dediğini duyar gibi olurdunuz. ama her zaman o balkonları açmazlardı, ne zaman alt kat tamamen dolar o zaman balkonlara bilet satışı olurdu.
reks sineması bir zamanlar istanbul film festivaline ev sahipliği yapan salonlardandır, hatta ilk başlarda anadolu yakasında festival filmlerini gösteren tek sinema salonu oydu diye hatırlıyorum. diğer tüm festival salonları taksimdeki salonlar olurdu, biz de karşının taksisi olduğumuz için hep kadıköy reks' i tercih ederdik.
şimdi yıkılacak, devir çok hızlı değişiyor, güzel anılarımızın olduğu her şey daha modern, daha yeni olacak diye birer birer ortadan kaldırılıyor.
ayrıca (bkz: kadıköy rexx sinemasının yıkılması)
ne zaman ki avmler açılmaya başladı, başta kadıköy olmak üzere müstakil sinemalar iş yapmamaya başladı. kadıköy' ün en güzel iki sineması olan süreyya ve reks bir süre buna direndi, çünkü adları ve sadık izleyicileri vardı, önce süreyya kapandı, sonradan doğru bir kararla opera binası yapıldı. reks ne olacak bilmiyorum. duydum ki şimdi yıkılacakmış, o bence tarih oldu artık. bu saatten sonra ondan bir şey olmaz gibime geliyor.
reks sineması zamanında kadıköy'ün süreyya sineması ile birlikte en güzel sinemasıydı. iyi film olduğu zaman mutlaka ya süreyya sinemasında ya da reks sinemasında seyretmeyi tercih ederdik. çünkü her ikislde büyüktü, ferahtı ve ses sistemi o zamana göre diğerlerinden çok çok iyiydi. ayrıca her iki sinemada bir buluşma noktasıydı, o zamanlar cep telefonu yoktu, şu saatte reks' in önünde buluşalım derdik. en son ne zaman orada film seyretmeye gittim hatırlamıyorum ama seyrettiğimi hatırladığım son film titanic. onu da balkondan seyretmiştim demek ki 1997-98 falan olmalı. hem süreyya sinemasında hem de reks sinemasında balkondan film seyretmek o zamanlar prestij göstergesiydi bizim için. şu filmi ben balkondan seyrettim orada dediniz mi, karşıdakinin vay be dediğini duyar gibi olurdunuz. ama her zaman o balkonları açmazlardı, ne zaman alt kat tamamen dolar o zaman balkonlara bilet satışı olurdu.
reks sineması bir zamanlar istanbul film festivaline ev sahipliği yapan salonlardandır, hatta ilk başlarda anadolu yakasında festival filmlerini gösteren tek sinema salonu oydu diye hatırlıyorum. diğer tüm festival salonları taksimdeki salonlar olurdu, biz de karşının taksisi olduğumuz için hep kadıköy reks' i tercih ederdik.
şimdi yıkılacak, devir çok hızlı değişiyor, güzel anılarımızın olduğu her şey daha modern, daha yeni olacak diye birer birer ortadan kaldırılıyor.
ayrıca (bkz: kadıköy rexx sinemasının yıkılması)
devamını gör...
sanat
sanat eserlerinden bağımsız bir sanat kavramı var mıdır sorusunu sormayı zorunlu kılan soru. yapılan her tanıma yönelik tanımın kapsamına uymayan bir sanat eseri örneği verebileceği için (sağolsun avangartlar) sanat nedir sorusunun "bir şey ne zaman sanat eseridir?" sorusundan itibaren şekillenen hayli analitik bir yanıtı var. (ben demiyorum, sanat teorisyenleri diyor)
"x bir sanat eseridir ancak ve ancak;
-malzemeye biçim vermek suretiyle x’i ortaya çıkartan bir fail (insan) varsa
-x, bir tavır ya da bakış açısı ortaya koyuyorsa
-x’te retorik (genellikle metaforik) eksiltmeler varsa
-bu eksiltme ve boşlukların doldurulması - yorumlanması konusunda izleyici katılımına gereksinim duyuyorsa
-x’i yorumlarken sanat tarihsel bağlama gereksinim duyuluyorsa." (noel carroll)
bu durumda tanıma uyan sanat yapıtı - sanatçı - izleyici üçgenin oluşturduğu organizasyona sanat denebilir.
"x bir sanat eseridir ancak ve ancak;
-malzemeye biçim vermek suretiyle x’i ortaya çıkartan bir fail (insan) varsa
-x, bir tavır ya da bakış açısı ortaya koyuyorsa
-x’te retorik (genellikle metaforik) eksiltmeler varsa
-bu eksiltme ve boşlukların doldurulması - yorumlanması konusunda izleyici katılımına gereksinim duyuyorsa
-x’i yorumlarken sanat tarihsel bağlama gereksinim duyuluyorsa." (noel carroll)
bu durumda tanıma uyan sanat yapıtı - sanatçı - izleyici üçgenin oluşturduğu organizasyona sanat denebilir.
devamını gör...
astroloji
bir bilim olmadığı gibi inanç da değildir.
o sebeple çürütmeye çalışma çabaları beyhudedir. öyle bir iddiası olmayan benim gibi yorumcular da mevcut. asıl mesele size özel doğum haritası verilerine göre sizin karakterinizin değerlendirilmesi, hayata farklı bir bakış açısı ve motivasyonda değerlendirmenize yardımcı olur.
ilgi meselesidir, ilgilenmeyen kişileri ilgilendirmemesi de gayet doğal.
o sebeple çürütmeye çalışma çabaları beyhudedir. öyle bir iddiası olmayan benim gibi yorumcular da mevcut. asıl mesele size özel doğum haritası verilerine göre sizin karakterinizin değerlendirilmesi, hayata farklı bir bakış açısı ve motivasyonda değerlendirmenize yardımcı olur.
ilgi meselesidir, ilgilenmeyen kişileri ilgilendirmemesi de gayet doğal.
devamını gör...