donanımsal sorunlar:
tablet telefon bilgisayar internet...

teknik sorunlar
altyapı,zaman,iletişim,değerlendirme,düzeltme,...

sosyal sorunlar
tüm öğrencilere ulaşamamak
herkesin aynı imkanlarının olmaması
öğrencilerin ilgisizliği

dersle ilgili
konunun gerektirdiği materyallerin olmaması
teknoloji ile gerçek arasındaki uyumsuzluk
konu ve anlatım arasındaki zorluklar
uygulama veya gözlem yapılamaması
...

şebeke çekmeyen köyler var.
her çocuğa ayrı cihaz gerek,
ucuz veya 2.el bulmak da zor.
geçim veya sağlık derdinde olanlar var.
...
devamını gör...

dışlanmak. sevilmemek.
devamını gör...

son üsküdar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bilmem ne köyüne gitmiştim. bi köpeği penceresi olmayan garaj gibi bir yere kilitlemisler. ara ara dövüyorlar, çiğ et ile besliyorlar ve söylediklerine göre asla sevmiyorlar. bunu yapma sebepleri de köpek yaban domuzunu daha istekli parçalasın. bu. o zamandan bu zamana çok uzun seneler geçti, hâlâ o köpeği düşünüp duruyorum. ne hissettiğini çok merak ediyorum. özgür kalma fırsatı olduysa hiç kaçmaya çalıştı mı yoksa tutsak olduğunun bile farkında değil miydi?

aşık olunca kendimi o köpek gibi hissediyorum. hakkatan öyle hissediyorum. kendimi kapana kısılmış gibi hissediyorum ama sanki en baştan beri hiç özgür olamamışım gibi özgür olmak için mükemmel bir çaba vermiyorum.. elbette mecaz anlamda söylüyorum bunu, yiyorum dayağı, vahşiyim, karanlıkta bırakıyor beni döven kişi, benden iki kat büyük hayvanlara bile gücüm yetebilir ama beni döveni ısırmıyorum. o daracık alanda beni boynuma tasma geçirip hiç hareket etmeyecek hale sokan o insanın kafamı okşamasını bekliyorum.

aşk elbette çoğu yönüyle cok güzel ama o tutsaklık hissi beni boğuyor. düşünecek binlerce farklı şey varken bir insanın günün büyük bölümünde aklında olması, onu merak etmek, özlemek, istemek, ayaklarının sürekli ona koşması falan sahiden yorucu gelmeye başladı bana. en önemlisi sevsin beklentisi daha yorucu. beni sevsin, beni istesin düşüncesi, onun o hırsı, o beklentiler insanı yaşlandırıyor.

bu nedenle ben zincirim varmış, onu kırmış ve koşuyor gibi hissediyorum. özgürlüğe koşan mutlu biri gibi hissediyorum. özgürlük cennettir çünkü. bana sorarsanız vazgeçmek yine çok acıklı bir mesele değil. o da güzel aslında çoğu yönüyle. tabii. böyle de duygusal bir insanım.
devamını gör...

olmaz böyle dedim fullmetal alchemist yazıyım neyse yazılmış bende death note yazıyım bari dedim oda yazılmış
akame ga kill yada heidi sacma gelebilir ama cocukken ağlardım.
devamını gör...

"elfen lied" almancadır ve elf'in şarkısı anlamına gelir.

2004'te yayınlanmaya başlamasıyla birlikte o yıl çok konuşulan ve ses getiren animelerden biriydi, elfen lied.

konuya bakacak olursak;

yeni bir türün ilk bireyleri yavaş yavaş dunyaya adım atmaya başlamıştır, öyle ki bu daha tam olarak çıkmamış olan türün insan ırkının sonunu getireceği bile düşünülmektedir. bu yeni türün insanlara yaşatabileceği vahşetin kapasitesi gun geçtikçe açığa çıkarken uzmanlar, bilim insanları bu tür üstünde deneylerine başlamıştır bile, devlet de arkasındadır.

bu bahsedilen yeni türün, sırtlarından çıkan 'vektör' adı verilen 2 metre boyutunda elleri ve kafalarının üzerinde küçük bir çift boynuzları bulunmaktadır, fakat insanlar 'vektör' denen elleri goremezler. ayrıca bu turdekiler genelde kırmızı gözlere ya da pembemsi saçlara sahip olurlar. aynı zamanda bu 'vektör'lerin başka bir insana teması o virüsün yayılmasını sağlar, virüsün bulaştığı kişilerin doğacak çocukları da diclonius adı verilen yeni türe dahil olur.

tabi her ne kadar insanlığı "tehdit " edici olsalar da, animeler bu türün uzerinden işlenir, suçsuz olmasına rağmen işkencelere, acımasız deneylere maruz kalan, dışlanılan, sevilmeyen, masum küçük bir çocuk olsa dahi günah kecisi ilan edilen bu yeni türlerden.

öncelikle animenin kendisi kadar ünlü olan açılış müziği ile başlayayım, çünkü animedeki duyguyu gerçekten çok iyi aktarıyor. ayrıca klipteki görselleri de gustav klimt'in eserlerinden yola çıkarak yapmışlar. bunlarla birlikte latincenin güzelliği de olaya dahil edilince mükemmel bir opening çıkmış.
dinlemek için buradan

şimdi senaryoya gelecek olursak;


bir gün bu lablardan kaçmayı başaran bir diclonius, insanların arasına karışır. adı lucy olan bu diclonius, kaçarken başına aldığı bir kurşun darbesiyle hafızasını kaybetmiş ve kişiliği bölünmüştür...
sabaha karşı denizi izlemeye gelen iki kuzen yuka ve kouta, sadece "nyuu" diyebilen iki boynuzlu çıplak bir kızla karşılaşırlar. nyuu'yu evlerine götürürler ve onunla yaşarlar. ama nyuu'nun hafızası zaman zaman yerine gelir ve o zaman acımasız katil lucy'ye dönüşür,
ve insanlığın yok olmasını engellemek isteyen bilim insanları lucy'yi öldürmek zorundadırlar...
onu evine alan kouta'nın ise babası ve kız kardeşi öldürüldüğünden sonra aklı dengisi bozulmuştur, hastanede yattığı sırada aldığı ilaclar nedeniyle de geçmişini hatırlayamamaktadır. ve lucy ile zaman içerisinde unuttuğu bazı şeyleri hatırlayacaktır...



animenin konusu, senaryosu gayet güzel. lakin işleyiş konusunda da aynı şeyi diyemem, bolca mantık hatası ve boş sahne var.
öyle ki ana karakter ve mantıken animenin onun etrafında dönmesi gereken lucy, aksine nadir karşımıza çıkıyor. peki biz napıyoruz? 13 bölüm boyunca salak iki kuzenin (kouta ve yuka) hayatını, aşklarını, hiç durup düşünmeden sokakta görüp eve aldıkları kızları,cinsiyetler arasında yaşanan cinsel gerilimin yarattığı komiklikleri(!), ve gereksiz çıplaklığı izliyoruz. sonra son iki üç bölümde anime birden yine lucy'e odaklanıyor, allam lütfen sonu kötü bitmesin!!1!1! diye şükrediyoruz..
ama sonu da çok havada kalmıştı diyebilirim. yarıda kesilmiş gibiydi, gerçi animenin manga ile bir süre sonra yolları ayrılıyordu. yine de oradada benzer bir son vardı diye hatırlıyorum, gerisi spoiler, ona da gerek yok...
( japonya da kuzen ilişkisi normal karşılanıyormus bu arada, bunu da öğrenmiş olduk..)

mantık hataları da bolca var, ama benim kafama en çok takılan ve gözüme çarpan şey boynuzlardı. iyi tamam, evrim geçiriyorlar sonuçta, falan filan.. ama neden boynuz- daha doğrusu kedi kulağına benziyor- çünkü bizim gibi primat ailesine mensup olanların boynuzlarının olmamasının bir nedeni vardır, evrim geçiriyorlar ise, neden böyle birşeye ihtiyaç duyup da geçiriyorlar? animedeki çoğu şey ile birlikte bu soru da havada kalmıştı...

fakat bu animeye "duygu sömürüsü" demek yanlış. böyle diyen birçok kişi var. anime ilk bölümden, hayatın tüm acı gerçeklerini yüzünüze vuruyor. tüm mantık hatalarına ya da gereksiz sahnelere rağmen izlenilesi bir anime.

kısaca animede bolca dram var. acı, kan, vahşet, dehşet, kıskançlık, nefret, aşk, yalnızlık, travma. çok hassas iseniz, izlemenizi en başından önermiyorum. ama bunun dışında yine ne olursa olsun, izlenmeye değer bir anime diye düşünüyorum, öyle ki, sadece bir kaç dakikalık sahneleri için bile izlenir. bittikten sonra gerçekten üzerinizde bir etki bırakıyor, zaten izlerken de o hissi çok iyi yaşatıyor. isteyerek ya da istemeyerek sizi o havaya sokuyor. hiç değilse, sadece lucy'nin hikayesi için izleyin...
başka anime eleştirilerinde görüşmek üzere...
devamını gör...

cins takıntısı olmayıp sokaktan bir can sahiplenmek isteyen varsa bana ulaşabilir. önüme çokça ilan düşüyor özellikle istanbul civarında.
devamını gör...

benim kara şapşalım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

#705122 barış akarsu bir şarkısında çok güzel anlatmış bu durumu.
'aklını kullan, adını çıkar deliye
her gün bayram, eğlenmek kalır geriye.'
devamını gör...

bunun tek bir anlami vardir: yazıyor olmak için yazmak.
devamını gör...

dolunay yerine kira ödeme tarihinde dönüşüm geçiren bir kurtadam çeşidi.
devamını gör...

profosyonel örgücü olan annem sayesinde ilkokulda iken öğrendiğim el işi.
ortaokulda kendi ördüğüm kazağı giymişliğim var.
çok cici bebek yeleği örerim.
bebeği olacak olan yazsın.
devamını gör...

olmamasına o kadar alışmışız ki “gerçekleşmemesi” olarak okudum.
devamını gör...

deneyi gerçekleştiren john watson bir makalesinde şunları yazmıştır:
“bana bir düzine sağlıklı bebek verin, onları kendi yarattığım dünyamda yetiştireyim. size garanti ederim herhangi birini istediğim herhangi bir karakter haline getirebilirim. doktor, avukat, sanatçı, tüccar ve evet dilenci veya bir hırsız.”
etik dışı bir deney, çocuğunun hayatını tehlikeye atmış ve bunu algılayamamış anne. insanlık için faydalı bir bilgi edinme adına bir insanı gözden çıkaran deney sahibi.
devamını gör...

sarıkızım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

severnoe siyanie ukdesi.

evet dm'im çok hareketli ama artık helalimi bulduğumdan benim aldığım en güzel mesaj "seni seviyorum arnella" tabisi.
devamını gör...

kime kalmış bu dünya? hepsi gidecek, hepsi. kralı da, karunu da. *
devamını gör...

genellikle iş görüşmelerinde sorulan gıcık soru.

(bkz: işkur önü)
devamını gör...

az önce yaşadığım hadise
devamını gör...

yıl kaç olursa olsun dinlemekten asla vazgeçmeyeceğim şarkı, yazılış hikayesi bu hayatın en büyük gerçeklerinden.

sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu
yorulmuşsun, hakkını almış yılların
.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim