geceye bir türkü bırak
devamını gör...
insan sarrafı
edindiği tecrübelerden ve tanıdığı onca insandan sonra kişinin ne halt olduğunu bilen kimse. genelde haklı çıkarlar . çünkü dünyada milyonlarca insan olmasına rağmen milyonlarca karakter yoktur . kişilikler sınırlıdır.
devamını gör...
bir kediye en çok yakışan renk
varoluşu yetiyor. araba mı lan bu çizik takıntısı olan aramasın yazsaydınız bi de.
devamını gör...
acun medya akademi
bu kadarı da fazla artık. ülke iyice bok yerine döndü. acun kim ki kalkıp yeni bi bölüm açacak yetki veriliyor. acun'un vasfı ne ki sırf onun şirketinde çalışabilmek için millet senelerce okuyacak. evet büyük bi işsizlik sorunu var, gençler için istihdam sağladığı düşünülebilir ki neredeyse herkes acun'un şirketinde çalışmak ister. ülkemizde zaten haddinden fazla üniversite, fakülte mevcut. ama buralarda okuyanlar acun medyaya kabul edilmek için yeterli değil anlaşılan. saçmalık ötesi bi durum. sırf parası var diye bu kadar yetki, vasıf verilmemeli kimseye.
devamını gör...
aklında başkası olduğu halde biriyle sevgili olmak
dertleride bitmez , hikayenin kahramanları çoktur.
devamını gör...
roman yazmak
her gece yaptığım eylemdir.
insanın birikimini kusmasıdır. kelimelerle sevişmesidir.
hatta uzun cümlelerden hamile kalmasıdır.
en zoru ise kısa cümleler kurarak roman yazmaktır.
kısa cümle hikayeyi hızlandırır ve yağ gibi akmasını sağlar.
kendinizi geliştirmek için yapılması gereken bir şeydir roman yazmak.
hatalarınız olacak kaka gibi hikayeler olacak ama gelişip öğreneceksiniz.
çünkü hakan günday’ın dediği gibi.
yazmak düşünmenin en iyi yoludur
insanın birikimini kusmasıdır. kelimelerle sevişmesidir.
hatta uzun cümlelerden hamile kalmasıdır.
en zoru ise kısa cümleler kurarak roman yazmaktır.
kısa cümle hikayeyi hızlandırır ve yağ gibi akmasını sağlar.
kendinizi geliştirmek için yapılması gereken bir şeydir roman yazmak.
hatalarınız olacak kaka gibi hikayeler olacak ama gelişip öğreneceksiniz.
çünkü hakan günday’ın dediği gibi.
yazmak düşünmenin en iyi yoludur
devamını gör...
#helpturkey
help turkey , türkiye'de orman yangınlarıyla baş etmeye çalışan halkın çıldırıp uluslararası yardım çığlığıdır.
itfaiyenin su vermemesi, malum hava desteğinin yetersiz olması, yangınların durdurulamaması, üstüne halka çay fırlatılması sonucu türk milletinin yardım çığlığıdır. fetö diyenler oradaki halkın çaresizliğini görememiş veya algılama sorunu yaşayanlardır.
itfaiyenin su vermemesi, malum hava desteğinin yetersiz olması, yangınların durdurulamaması, üstüne halka çay fırlatılması sonucu türk milletinin yardım çığlığıdır. fetö diyenler oradaki halkın çaresizliğini görememiş veya algılama sorunu yaşayanlardır.
devamını gör...
bu kekre dünyada
metin altıok'un bütün şiirlerinin derlendiği bir acıya kiracı isimli şiir koleksiyonun 401. sayfasında yer alan ilk soneden yola çıkılarak bestelenmiş muhteşem eser. fazıl say ve serenad bağcan şiirin vuruculuğundan hiçbir şey kaybettirmeden muhteşem bir iş ortaya çıkarmış. insan dinlerken durup soruyor sahiden; artık bir yarım umut dahi kalmadıysa karanlık yarınlarımızı göğüslemek için, işte o zaman, o zaman gerçekten paylaşacak bir şey yok mu acıdan başka?
sevgilim bak, geçip gidiyor zaman;
aşındırarak bütün güzel duyguları.
bir yarım umuttur elimizde kalan,
göğüslemek için karanlık yarınları.
ağzımda ağzının silinmez ılık tadı,
damağımda kösnüyle gezinirken;
yüreğimde yılkı, aklımda ölüm vardı,
dışarda rüzgar acıyla inilderken.
unutulmuyor ne tuhaf dünya işleri,
seninle bir döşekte sevişirken bile.
düşünüyorum hüzünlü genç anneleri,
çarşılarda, pazarda ellerinde file.
bu kekre dünyada yazık geçit yok aşka;
bir şey yok paylaşacak acıdan başka.
sevgilim bak, geçip gidiyor zaman;
aşındırarak bütün güzel duyguları.
bir yarım umuttur elimizde kalan,
göğüslemek için karanlık yarınları.
ağzımda ağzının silinmez ılık tadı,
damağımda kösnüyle gezinirken;
yüreğimde yılkı, aklımda ölüm vardı,
dışarda rüzgar acıyla inilderken.
unutulmuyor ne tuhaf dünya işleri,
seninle bir döşekte sevişirken bile.
düşünüyorum hüzünlü genç anneleri,
çarşılarda, pazarda ellerinde file.
bu kekre dünyada yazık geçit yok aşka;
bir şey yok paylaşacak acıdan başka.
devamını gör...
hate (yazar)
eyluling ile youtube röportajı videosunda kamera arkası görüntülerini ele geçirdim.
streamable.com/04hwus
streamable.com/04hwus
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük! pazar pazar napıyon alüminyum seslerini duyar gibiyim.(bkz: swh) uzun süre sonra ilk defa sabahladım. güzel bir sabah esintisi var, ne sokakta ne sözlükte kimse yok, yaprak kımıldamıyor mode: on. güzel bir pazar günü dilerim, oturun evinizde sağlam bir kahvaltı yapın yayıla yayıla!
devamını gör...
milena'ya mektuplar
ünlü ve zengin bir ailenin kızı ve edebiyat meraklısı olan milena jesenska belki de yahudi düşmanı olan baskıcı babasını iyice kızdırmak için ( milena’nın asi ve fütursuz olması sebebi ile dikkatleri kolayca üzerine çeken biri olduğu göz önüne alınırsa bu sebep sıra dışı bir beklenti olmaz) belki de aşık olduğu için veya her iki sebepten dolayı fırtınalı bir birliktelik sonrası edebiyat eleştirmeni yahudi asıllı ernst pollak ile evlenir. ancak bir süre sonra kocasının sorumsuz hayatı nedeni ile geçim sıkıntısı çektiği, aldatıldığı ve mutsuz olduğu bir hayatın içinde kalır.
bu dönemde yaptığı pek çok işten biri de meşhur yazarların eserlerini çekçeye tercüme etmekti. eleştirmen olan kocasının çevresi sayesinde tanıdığı ile kafka’ya eserlerini tercüme etmek istediğine dair bir mektup yazar ve bu mektup ile başlayan yazışmaları hayatta haksızlıklara maruz kalmış ve sevgisizlik çekmekte olan iki kişi arasında zamanla büyüyen bir aşka dönüşecekti. tabii ki her aşk gibi bu da bitecekti.
milena kendi mektuplarının yakılmasını istediği için kitapta sadece kafka’nın yazmış olduğu mektuplar bulunmaktadır. (her ne kadar kafka eserlerinin yakılmasını vasiyet etmiş olsa bile vasiyeti dinlemeyecek ve diğer eserleri gibi bu mektuplar da basılacaktı.)
kitabı okumamış olanlar için bir açıklama yapmam gerekiyor. bu eser bir aşk romanı değildir. her ne kadar bir noktadan sonra romantizm ekseninde dönse de kafka’nın edebiyat yapma, aşk hikayesi yazma arzusu ile yazdığı bir eser olarak da düşünmemek gerekir. ancak kafka gibi önemli bir yazarın hislerini, düşünme tarzını, hayata bakış açısını göstermesi yönünden önemlidir.
“en iyi dileklerimle, f.kafka” imzası ile sonlanan mektuplar zaman içinde “franz k.” şeklinde ön ada sonrasında “f.” şeklinde kısaltmaya dönüştükçe kafka’nın yükselen duygularına şahit olacağız. nihayetinde “senin” diye imzalanan mektupla “(artık ismimi de kaybettim, gittikçe kısaldı ve bu kadar kaldı)” açıklamasının aşkın daha güzel pek az açıklaması olabileceğini düşünüp ilerleyen mektuplarda kafka’nın “bana aitsin” cümlesini neden sevmediğini öğreneceğiz.
nihayetinde kafka’nın “milena, neden asla gerçekleşmeyecek olan ortak bir gelecek hakkında yazıyorsun” sitemi ile gelen acıyı da göreceğiz.
kafka mektuplaşmaları bittikten bir sene sonra sitem ettiği ortak gelecekleri olmadan ölecek, milena ise ancak kafka öldükten bir yıl sonra kocasından boşanacaktı.
bu dönemde yaptığı pek çok işten biri de meşhur yazarların eserlerini çekçeye tercüme etmekti. eleştirmen olan kocasının çevresi sayesinde tanıdığı ile kafka’ya eserlerini tercüme etmek istediğine dair bir mektup yazar ve bu mektup ile başlayan yazışmaları hayatta haksızlıklara maruz kalmış ve sevgisizlik çekmekte olan iki kişi arasında zamanla büyüyen bir aşka dönüşecekti. tabii ki her aşk gibi bu da bitecekti.
milena kendi mektuplarının yakılmasını istediği için kitapta sadece kafka’nın yazmış olduğu mektuplar bulunmaktadır. (her ne kadar kafka eserlerinin yakılmasını vasiyet etmiş olsa bile vasiyeti dinlemeyecek ve diğer eserleri gibi bu mektuplar da basılacaktı.)
kitabı okumamış olanlar için bir açıklama yapmam gerekiyor. bu eser bir aşk romanı değildir. her ne kadar bir noktadan sonra romantizm ekseninde dönse de kafka’nın edebiyat yapma, aşk hikayesi yazma arzusu ile yazdığı bir eser olarak da düşünmemek gerekir. ancak kafka gibi önemli bir yazarın hislerini, düşünme tarzını, hayata bakış açısını göstermesi yönünden önemlidir.
“en iyi dileklerimle, f.kafka” imzası ile sonlanan mektuplar zaman içinde “franz k.” şeklinde ön ada sonrasında “f.” şeklinde kısaltmaya dönüştükçe kafka’nın yükselen duygularına şahit olacağız. nihayetinde “senin” diye imzalanan mektupla “(artık ismimi de kaybettim, gittikçe kısaldı ve bu kadar kaldı)” açıklamasının aşkın daha güzel pek az açıklaması olabileceğini düşünüp ilerleyen mektuplarda kafka’nın “bana aitsin” cümlesini neden sevmediğini öğreneceğiz.
nihayetinde kafka’nın “milena, neden asla gerçekleşmeyecek olan ortak bir gelecek hakkında yazıyorsun” sitemi ile gelen acıyı da göreceğiz.
kafka mektuplaşmaları bittikten bir sene sonra sitem ettiği ortak gelecekleri olmadan ölecek, milena ise ancak kafka öldükten bir yıl sonra kocasından boşanacaktı.
devamını gör...
inci çayırlı
az önce vefat ettiğini öğrendiğim türk sanat müziği sanatçısı.
üniversite yıllarımda tanışmıştım kendisiyle, en az ferhan şensoy kadar üzdü beni. nur içinde uyusunlar.
üniversite yıllarımda tanışmıştım kendisiyle, en az ferhan şensoy kadar üzdü beni. nur içinde uyusunlar.
devamını gör...
irvin d. yalom
psikolojiye çok az bile ilginiz var ise yada psikolojik kitaplar okumayı seviyorsanız muhtemelen kendisini tanıyorsunuzdur zaten.
terapilerini aktardığı "bir psikiyatrist anıları" kitabı ile tanışmıştım ben kendisi ile sonra "nietzsche ağladığında" kitabını okudum. psikolojik ve felsefik bakış açısı okurken oldukça akıcı ve değişik yönleri ile degerlendirdigi olaylarda oldukça düşündürücü ve etkileyici.
kendi içinize bir yolculuk yapmanızı sağlıyor, yaşama yada yaşarken takıldığınız her şeyi gözden geçirmenize yada ölüme bakış açınıza etki edebiliyor diyebilirim.
diğer kitaplarını da yazmadan geçemeyeceğim,
- ölüm korkusunu yenmek
-bagışlanan terapi
-günübirlik hayatlar
-din ve psikiyatri
-bugünü yaşama arzusu
-güneşe bakmak
birde irvin d.yalom sözü yazmamak olmaz diyor ve aşağıya bırakıyorum..
"geçmiş, bugünkü bilincin bir parçasıdır. şimdiki zamanı hangi gözlükle görüyorsan, işte o gözlüğü şekillendirmiş olan, geçmişindir."
son olarak, gülseren budayicioğlunun yazdıklarını da değerli bulurum, okudum hepsini kendiside terapilerini derleyerek kitap haline getirmiş ama benzer demek yanlış olur açıkçası.
terapilerini aktardığı "bir psikiyatrist anıları" kitabı ile tanışmıştım ben kendisi ile sonra "nietzsche ağladığında" kitabını okudum. psikolojik ve felsefik bakış açısı okurken oldukça akıcı ve değişik yönleri ile degerlendirdigi olaylarda oldukça düşündürücü ve etkileyici.
kendi içinize bir yolculuk yapmanızı sağlıyor, yaşama yada yaşarken takıldığınız her şeyi gözden geçirmenize yada ölüme bakış açınıza etki edebiliyor diyebilirim.
diğer kitaplarını da yazmadan geçemeyeceğim,
- ölüm korkusunu yenmek
-bagışlanan terapi
-günübirlik hayatlar
-din ve psikiyatri
-bugünü yaşama arzusu
-güneşe bakmak
birde irvin d.yalom sözü yazmamak olmaz diyor ve aşağıya bırakıyorum..
"geçmiş, bugünkü bilincin bir parçasıdır. şimdiki zamanı hangi gözlükle görüyorsan, işte o gözlüğü şekillendirmiş olan, geçmişindir."
son olarak, gülseren budayicioğlunun yazdıklarını da değerli bulurum, okudum hepsini kendiside terapilerini derleyerek kitap haline getirmiş ama benzer demek yanlış olur açıkçası.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
8 mart dünya kadınlar gününde,temennim kadına şiddet yapmayan, tecavüz, tacız etmeyen, kölesi gibi davranmayan, canlarına kast etmeyen erkek çocuk yetiştirmeniz.
en az kadın kattileri kadar suçlu olan o erkekleri yetiştiren annelerdir.
kadınlar gününüz kutlu olsun.
tam bir yıl önce yazdığım ve paylaştığım yazı hiç bir değişiklik yok aynı temennileri diliyorum. dünya kadınlar günü kutlu olsun.
en az kadın kattileri kadar suçlu olan o erkekleri yetiştiren annelerdir.
kadınlar gününüz kutlu olsun.
tam bir yıl önce yazdığım ve paylaştığım yazı hiç bir değişiklik yok aynı temennileri diliyorum. dünya kadınlar günü kutlu olsun.
devamını gör...
tuhaf dükkan isimleri
dönerse senindir-tavuk dönerci
devamını gör...
kadın yazarların daha fazla oylanması ve takipçilerinin daha fazla olması
güzel yazan herkes çok beğeni, fav alır.
insanlar kendinden bir parça bulduğu tanımları
beğenir elbet.
önemli olan içinizden geldiği gibi yazmak ve insanları rahatsız etmemektir.
siz hissiyatınızı belli ediyorsanız zaten gerisi önemli değildir.
insanlar kendinden bir parça bulduğu tanımları
beğenir elbet.
önemli olan içinizden geldiği gibi yazmak ve insanları rahatsız etmemektir.
siz hissiyatınızı belli ediyorsanız zaten gerisi önemli değildir.
devamını gör...


