sultan 1.ahmed han
18 nisan 1590 yılında babası 3. mehmed henüz manisa sancakbeyi iken manisa da doğdu. annesi handan valide sultandır. 21 aralık 1603 tarihinde babasının ölümü üzerine 13 yaşını 8 ay geçerken tahta çıktı. henüz büyümediği için sancağa gönderilmemiş hatta sünnet dahi edilmemişti.
sultan 1. ahmed’in tahta geçeceği babası ölmeden 6 ay önce belli olmuştu. çünkü bu tarihe kadar abisi şehzade mahmud veliaht’tı. fakat babasından celali isyanlarını bastırmak için ordu istemek gafletine düşünce isyan edeceği korkusu ile idam edilmiş, ve henüz 13 yaşında veliahd şehzade olmuştu.
sancağa çıkmadan tahta çıkan ilk padişahtır. sultan ahmed, sultan 3. mehmed’in 4. oğlu olarak doğmuştu. kendinden küçük bir şehzade mustafa vardı ki, daha sonra deli mustafa olarak anılmış ve iki kez kısa süreli olarak tahta çıkmıştır. sultan ahmed fatih kanunnamesini kardeşi üzerinde tatbik etmemiş, yani onu öldürtmemiştir.
1.ahmed tahta oturduktan 33 gün sonra, 23 ocak 1604 yılında sünnet oldu ve tüm imparatorlukta şenlikler düzenlendi.
babası gibi çok dindar olan sultan ahmed, mükemmel bir tahsil görmüştü. genç yaşına rağmen çok iyi arapça ve farsça biliyordu. “bahti” mahlasıyla yazdığı şiirleri topladığı bir divanı vardır. şiirleri tasavvufa, aşka, kahramanlığa, siyasete ve milli hisler üzerinedir.
tahta geçtikten 19 gün sonra sultan ahmed, büyükannesi safiye valide sultan’ı, eski saraya nakletti. böylece zevci 3.murad’ın daha şehzadeliğinde nüfuz kazandıktan sonra oğlu 3. mehmed’in bütün saltanatı boyunca görülmemiş derecede büyük ve son derece zararlı bir siyasi nüfuz edinmiş olan safiye valide sultan’ın siyasetle ilişiği kesildi ve ölen padişahların eşlerinin olduğu “gözyaşı sarayı” olarak da bilinen beyazıtta ki eski saraya gönderildi.
alınan bu karar genç padişahın aldığı ilk doğru karar olarak kayıtlara geçmiştir. ağabeyinin idamında da etkisi olması safiye sultan için bu sonu kaçınılmaz kılan detaylar arasındadır. aslen italyan olan ve venedik’in hem korfu valisi hem de büyük asillerinden olan baffa’nın kızı olan safiye sultan, henüz 12 yaşındayken türk korsanları tarafından adriyatik denizinde esir alınmış ve manisa’ya veliahd şehzade murad’a hediye edilmişti. safiye valide sultan gözyaşı sarayına sürüldüğü zaman 54 yaşındaydı. bu da sultan 3. mehmedi doğurduğu zaman 17 yaşında olduğunu gösteriyor.
sultan ahmed han, kanuniden beri devlet işleriyle ciddi anlamda ve kabiliyet göstererek alakadar olmuştur. çocuk yaşta gösterdiği zeka ve kavrayış, sonradan oğulları osman ve murad’da deha derecesini bulmuş ve bu iki hükümdar babaları gibi çocuk denecek yaşta büyük fayda sağlamışlardır. 1. ahmed zevk ve eğlence konusunda mutedil olup bu bakımdan kanuniden sonra gelen üç padişaha benzemez. çok dindar ve hiç içki içmeyen bir hükümdar olmasının yanı sıra tıpkı yavuz sultan selim gib sade giyinir, hatta çok değerli kumaşlar kullanmazdı. bir diğer meziyeti ise harem’in devlet yönetimine etkisini çok önceden görüp yaptığı ilk icraatla büyükannesi’ni eski saraya sürmesi olmuştur. onun hükümdarlığı boyunca sarayda hiçbir kadının nüfuzu mevzubahis olmamıştır. buna kösem sultan da dahildir.
fatih kanunnamesi’nin belki devletin bütünlüğü için hayati değer bir değer taşıyan, fakat şüphesiz çok çirkin bir adet olan kardeş katlinin artık bir istisna hükmüne girmesi, sultan ahmed’in meziyetleri arasındadır. ancak tek kardeşi şehzade mustafa’yı idam ettirmemesini, tahta çıktığında henüz bir şehzadesinin olmamasına aynı zamanda şehzade mustafanın akli dengesinin daha o zamanlar bozuk olmasına da bağlamak mümkün. zira sultan ahmed, oğulları 2.osman ve 4.murad kadar olmasa da çok sert ve icap ettiğinde devletin menfaatleri için kan dökmekten çekinmeyen bir padişahtı. buna karşın sultan ahmed hiç sefere çıkmamıştır. gerçi o dönemler ordunun başında sefere çıkan avrupalı hükümdarlar da yok denecek kadar azalmıştı, aynı zamanda kuyucu murad paşa gibi bir vezire sahip olmasıda sefere çıkmamasını açıklayabilir. buna karşılık sultan ahmed, her fırsatta istanbul’da ve diğer yakın illerde halkın arasına karışmış dertlerini bizzat dinlemiştir.
saltanatı döneminde gerçekleşen bir çok mühim olay vardır. bunlar arasında zitvatorok anlaşması ile avusturya ile olan savaşın bitmesi, başlayalı 100 yılı geçmiş olan celali isyanlarının bastırılması, şehzade katline son vermesi planlanan ekber ve erşed kanununun çıkması bunlardan bazılarıdır.
1605 yılının sonlarına doğru kahveden 51 yıl sonra tütün de istanbul sınrlarından onun zamanında geçmiştir ve kahve derecesinde rağbet görmüştür. amerika’ya mahsus bir bitki olan tütünü ingilizler, kızılderelilerden öğrenmişler sonrasında avrupaya ve bu arada istanbul’a da getirmişlerdi. o dönem sigara gibi kağıda sarılıp içme şekli henüz bilinmediği için çubukla içiliyordu.
sultan 1. ahmed han, 21 kasım’ı 22 kasım’a bağlayan 1617 gecesi vefat etti. hastalığının bir mide rahatsızlığı olduğu bilinmekle birlikte çok fazla bir detay yoktur. birkaç hafta hasta yatmış ve artan ağrılara dayanamamış vefat etmiştir. öldüğünde 27 yaşını 7 ay geçiyordu ve o ana kadar eceliyle ölen en genç padişahtır. kendisinden sonra önce kardeşi mustafa daha sonrasında oğulları osman, murad ve ibrahim sırasıyla tahta geçtiler.
sultan 1. ahmed’in tahta geçeceği babası ölmeden 6 ay önce belli olmuştu. çünkü bu tarihe kadar abisi şehzade mahmud veliaht’tı. fakat babasından celali isyanlarını bastırmak için ordu istemek gafletine düşünce isyan edeceği korkusu ile idam edilmiş, ve henüz 13 yaşında veliahd şehzade olmuştu.
sancağa çıkmadan tahta çıkan ilk padişahtır. sultan ahmed, sultan 3. mehmed’in 4. oğlu olarak doğmuştu. kendinden küçük bir şehzade mustafa vardı ki, daha sonra deli mustafa olarak anılmış ve iki kez kısa süreli olarak tahta çıkmıştır. sultan ahmed fatih kanunnamesini kardeşi üzerinde tatbik etmemiş, yani onu öldürtmemiştir.
1.ahmed tahta oturduktan 33 gün sonra, 23 ocak 1604 yılında sünnet oldu ve tüm imparatorlukta şenlikler düzenlendi.
babası gibi çok dindar olan sultan ahmed, mükemmel bir tahsil görmüştü. genç yaşına rağmen çok iyi arapça ve farsça biliyordu. “bahti” mahlasıyla yazdığı şiirleri topladığı bir divanı vardır. şiirleri tasavvufa, aşka, kahramanlığa, siyasete ve milli hisler üzerinedir.
tahta geçtikten 19 gün sonra sultan ahmed, büyükannesi safiye valide sultan’ı, eski saraya nakletti. böylece zevci 3.murad’ın daha şehzadeliğinde nüfuz kazandıktan sonra oğlu 3. mehmed’in bütün saltanatı boyunca görülmemiş derecede büyük ve son derece zararlı bir siyasi nüfuz edinmiş olan safiye valide sultan’ın siyasetle ilişiği kesildi ve ölen padişahların eşlerinin olduğu “gözyaşı sarayı” olarak da bilinen beyazıtta ki eski saraya gönderildi.
alınan bu karar genç padişahın aldığı ilk doğru karar olarak kayıtlara geçmiştir. ağabeyinin idamında da etkisi olması safiye sultan için bu sonu kaçınılmaz kılan detaylar arasındadır. aslen italyan olan ve venedik’in hem korfu valisi hem de büyük asillerinden olan baffa’nın kızı olan safiye sultan, henüz 12 yaşındayken türk korsanları tarafından adriyatik denizinde esir alınmış ve manisa’ya veliahd şehzade murad’a hediye edilmişti. safiye valide sultan gözyaşı sarayına sürüldüğü zaman 54 yaşındaydı. bu da sultan 3. mehmedi doğurduğu zaman 17 yaşında olduğunu gösteriyor.
sultan ahmed han, kanuniden beri devlet işleriyle ciddi anlamda ve kabiliyet göstererek alakadar olmuştur. çocuk yaşta gösterdiği zeka ve kavrayış, sonradan oğulları osman ve murad’da deha derecesini bulmuş ve bu iki hükümdar babaları gibi çocuk denecek yaşta büyük fayda sağlamışlardır. 1. ahmed zevk ve eğlence konusunda mutedil olup bu bakımdan kanuniden sonra gelen üç padişaha benzemez. çok dindar ve hiç içki içmeyen bir hükümdar olmasının yanı sıra tıpkı yavuz sultan selim gib sade giyinir, hatta çok değerli kumaşlar kullanmazdı. bir diğer meziyeti ise harem’in devlet yönetimine etkisini çok önceden görüp yaptığı ilk icraatla büyükannesi’ni eski saraya sürmesi olmuştur. onun hükümdarlığı boyunca sarayda hiçbir kadının nüfuzu mevzubahis olmamıştır. buna kösem sultan da dahildir.
fatih kanunnamesi’nin belki devletin bütünlüğü için hayati değer bir değer taşıyan, fakat şüphesiz çok çirkin bir adet olan kardeş katlinin artık bir istisna hükmüne girmesi, sultan ahmed’in meziyetleri arasındadır. ancak tek kardeşi şehzade mustafa’yı idam ettirmemesini, tahta çıktığında henüz bir şehzadesinin olmamasına aynı zamanda şehzade mustafanın akli dengesinin daha o zamanlar bozuk olmasına da bağlamak mümkün. zira sultan ahmed, oğulları 2.osman ve 4.murad kadar olmasa da çok sert ve icap ettiğinde devletin menfaatleri için kan dökmekten çekinmeyen bir padişahtı. buna karşın sultan ahmed hiç sefere çıkmamıştır. gerçi o dönemler ordunun başında sefere çıkan avrupalı hükümdarlar da yok denecek kadar azalmıştı, aynı zamanda kuyucu murad paşa gibi bir vezire sahip olmasıda sefere çıkmamasını açıklayabilir. buna karşılık sultan ahmed, her fırsatta istanbul’da ve diğer yakın illerde halkın arasına karışmış dertlerini bizzat dinlemiştir.
saltanatı döneminde gerçekleşen bir çok mühim olay vardır. bunlar arasında zitvatorok anlaşması ile avusturya ile olan savaşın bitmesi, başlayalı 100 yılı geçmiş olan celali isyanlarının bastırılması, şehzade katline son vermesi planlanan ekber ve erşed kanununun çıkması bunlardan bazılarıdır.
1605 yılının sonlarına doğru kahveden 51 yıl sonra tütün de istanbul sınrlarından onun zamanında geçmiştir ve kahve derecesinde rağbet görmüştür. amerika’ya mahsus bir bitki olan tütünü ingilizler, kızılderelilerden öğrenmişler sonrasında avrupaya ve bu arada istanbul’a da getirmişlerdi. o dönem sigara gibi kağıda sarılıp içme şekli henüz bilinmediği için çubukla içiliyordu.
sultan 1. ahmed han, 21 kasım’ı 22 kasım’a bağlayan 1617 gecesi vefat etti. hastalığının bir mide rahatsızlığı olduğu bilinmekle birlikte çok fazla bir detay yoktur. birkaç hafta hasta yatmış ve artan ağrılara dayanamamış vefat etmiştir. öldüğünde 27 yaşını 7 ay geçiyordu ve o ana kadar eceliyle ölen en genç padişahtır. kendisinden sonra önce kardeşi mustafa daha sonrasında oğulları osman, murad ve ibrahim sırasıyla tahta geçtiler.
devamını gör...
türk aile yapısının psikolojik şiddeti normalleştirmesi
sadece psikolojik değil her türlü şiddeti normalleştiriyorlar. maalesef bu baskıcı zihniyet yüzünden hayalimizdeki* hayatı ya gizli saklı yaşıyoruz ya da aileden bağları kopararak. özellikle de bir kadınsanız en modern ailede bile illa baskı var. dilerim yeni nesil anne-baba olduğunda bu zinciri kırar da çocuklarına eziyet etmez.
devamını gör...
18 yaşına gelen insanların reşit sayılması saçmalığı
18 yaş ibaresini öyle kafalarından "18 olsun ya iyidir 18" diye atmışlar sanan bireylerin önermesi.
isviçre medeni kanununda rüştün ispatı 18 yaştır, biz de onlardan almışız. çünkü 18 yaş ruhsal ve bedensel gelişimin tamamlanmasının erken evresidir (ergenliğin bitişinin başlangıcı). hala tamamlanmış sayılmaz (bu yüzden amerika'da yasal alkol tüketme yaşı 21), ama bir yaş belirlemek lazım dimi?
edit: bu konuda biraz daha araştırma yaptım.
talmud'da (medeni kanun günlük yaşam kuralları vb. bilgileri kapsayan yahudi kutsal kitabı) parasal kararlar verirken sağlam bir yargıya varabilmek için en erken yetişkinlik yaşı 18 olarak belirtilmiş, yani bu 18 yaş bayağı köklü bi şeymiş. talmud aynı zamanda yahudilerin 16. kralı josiah'nın taç giymesinden 18 yaşına gelene kadar verdiği kararları geri aldığını ve yanlışlık yapmış olabileceğini düşünerek bazı yerlere ekstra para ödemeleri yaptığını yazıyormuş. falan filan işte...
isviçre medeni kanununda rüştün ispatı 18 yaştır, biz de onlardan almışız. çünkü 18 yaş ruhsal ve bedensel gelişimin tamamlanmasının erken evresidir (ergenliğin bitişinin başlangıcı). hala tamamlanmış sayılmaz (bu yüzden amerika'da yasal alkol tüketme yaşı 21), ama bir yaş belirlemek lazım dimi?
edit: bu konuda biraz daha araştırma yaptım.
talmud'da (medeni kanun günlük yaşam kuralları vb. bilgileri kapsayan yahudi kutsal kitabı) parasal kararlar verirken sağlam bir yargıya varabilmek için en erken yetişkinlik yaşı 18 olarak belirtilmiş, yani bu 18 yaş bayağı köklü bi şeymiş. talmud aynı zamanda yahudilerin 16. kralı josiah'nın taç giymesinden 18 yaşına gelene kadar verdiği kararları geri aldığını ve yanlışlık yapmış olabileceğini düşünerek bazı yerlere ekstra para ödemeleri yaptığını yazıyormuş. falan filan işte...
devamını gör...
bugün gereksiz ne öğrendin sorunsalı
akışta gördüğümden beri düşündüğüm ama gerçekten aklıma hiçbi şey gelmeyen başlık. demek ki günlerim bu kadar boş geçiyormuş dedirtti bana.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
- beste yapmak, onları kaydedip düzenlemek, son ses dinleyip bir şeyler yaratabildiğim için tanrıya şükretmek.
- yeni gruplar keşfetmek, amatör gruplar dinlemek.
- geleneksel atlı okçuluk yapmak.
- manitayla bi sebep uydurup kavga etmek, tartışırken sevmek.
- amerikan gençlik dizileri izleyip bira içmek.
- araba kullanmak.
- yeni gruplar keşfetmek, amatör gruplar dinlemek.
- geleneksel atlı okçuluk yapmak.
- manitayla bi sebep uydurup kavga etmek, tartışırken sevmek.
- amerikan gençlik dizileri izleyip bira içmek.
- araba kullanmak.
devamını gör...
patates bitmiş
sabah sabah markete gidip eve dönünce evdekilerin unutkan halinden mütevellit işittiğim beyandır.
eve girmemle tekrar çıkmam bir oldu, ulan mesai günü hafta sonu farketmiyor.
insanın üzerine amelelik yapıştın mı bırakmıyor rahatsız aşağı rahatsız yukarı.
şunu evden çıkmadan söyleseniz olmaz dimi, illa bir şeyi unutup tekrar yollayacaksınız.
her neyse yine de ay lavvv familyy.
eve girmemle tekrar çıkmam bir oldu, ulan mesai günü hafta sonu farketmiyor.
insanın üzerine amelelik yapıştın mı bırakmıyor rahatsız aşağı rahatsız yukarı.
şunu evden çıkmadan söyleseniz olmaz dimi, illa bir şeyi unutup tekrar yollayacaksınız.
her neyse yine de ay lavvv familyy.
devamını gör...
valiliğin aşı karşıtı mitinge aşı şartı ve hes kodu araması
birine küfür etmeden nasıl küfür etmişten beter edersin isimli istanbul valiliği çalışması.
aşı olmayacağım diye avaz avaz bağıran insanlardan miting alanına girmek için aşı şartı aranması mı, şeytanın aklına gelmez.
aşı olmayacağım diye avaz avaz bağıran insanlardan miting alanına girmek için aşı şartı aranması mı, şeytanın aklına gelmez.
devamını gör...
covidiot
covid-19 salgını sırasında sorumsuz bir aptal gibi davranan, sağduyuyu, bilimi ve profesyonel tavsiyeyi görmezden gelen ve virüsün daha da yayılmasına sebep olarak binlerce gereksiz ölüme yol açan kişi anlamına gelen ingilizce ifade.
cümle içinde örnek kullanım: donald j. trump said ''coronavirus will have gone away by april". now, thousands are dead. what a massive covidiot!*
cümle içinde örnek kullanım: donald j. trump said ''coronavirus will have gone away by april". now, thousands are dead. what a massive covidiot!*
devamını gör...
abartılmış lezzetler
soda- limon. abartıldığı kadar kötü değil.*
devamını gör...
omaha
bugün a.b.d'nin nebraska ve iowa eyaletlerinde yaşayan, siouan dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
eskiden ohio vadisinde yaşarken iroquoi'ler tarafından kovulan kabilelerden biridir. bugünkü iowa'nın güneyi, missouri'nin kuzeyi ve nebraska'nın doğusuna yerleştiler.
fransız ve ispanyol'larla ticaret yaptılar. 1800'lerin başlarında beyazlardan kaptıkları salgın hastalık sonucu sayıları düştü. a.b.d hükümeti toprak satılmasını istediğinde iowa'daki topraklarının çoğunu satarak nebraska bölgesindeki yerlerine gittiler.
sioux lakota saldırılarına karşı pawnee'lerle ittifak oldular. sonradan hükümet nebraska'daki toprakları isteyince o topraklarında çoğunu satarak rezervasyonda yaşamayı kabul ettiler.
omaha kabilesinin ismi nebraska eyaletinin en büyük şehrine verilmiştir. malcolm x bu şehirde doğmuştur.
eskiden ohio vadisinde yaşarken iroquoi'ler tarafından kovulan kabilelerden biridir. bugünkü iowa'nın güneyi, missouri'nin kuzeyi ve nebraska'nın doğusuna yerleştiler.
fransız ve ispanyol'larla ticaret yaptılar. 1800'lerin başlarında beyazlardan kaptıkları salgın hastalık sonucu sayıları düştü. a.b.d hükümeti toprak satılmasını istediğinde iowa'daki topraklarının çoğunu satarak nebraska bölgesindeki yerlerine gittiler.
sioux lakota saldırılarına karşı pawnee'lerle ittifak oldular. sonradan hükümet nebraska'daki toprakları isteyince o topraklarında çoğunu satarak rezervasyonda yaşamayı kabul ettiler.
omaha kabilesinin ismi nebraska eyaletinin en büyük şehrine verilmiştir. malcolm x bu şehirde doğmuştur.
devamını gör...
hintlerin ineğe olan saygısı
hintliler ve genel olarak hindistan, öyle kolayca kavranacak bir ülke değil. ineğe saygı gösterenler ve tapanların dışında o kadar çok ırk, dil, din, tanrı, efsane mevcut ki, bunları kavrayabilmek zaman istiyor. ülkede tapınılan tanrı sayısı 300 bin civarında. neredeyse her köyün bir tanrısı var. bunu kavrayabilmeye ömür yetmez.
devamını gör...
renkli göz
anlatim bozuklugu iceren biyolojik olarak eksiklik.
zira gozlerin hepsi renkli baktiginda; yesili-mavisi daha cok dikkat cekiyor diye kahverengisini ve dahi elasini otekilestirmek cok duzce degil mi ya ahahe.
tamam bende de var renkli de, ekstra skill yuklemiyor ki; renklendirme/piksel degisikligi olmadan senin gordugunu goruyorum, bahar alerjisi ben de oluyorum, hatta inanir misin bozulabildigi* icin gozluk bile kullaniyorum.*
goz gozdur, onemli olan islevi.*
zira gozlerin hepsi renkli baktiginda; yesili-mavisi daha cok dikkat cekiyor diye kahverengisini ve dahi elasini otekilestirmek cok duzce degil mi ya ahahe.
tamam bende de var renkli de, ekstra skill yuklemiyor ki; renklendirme/piksel degisikligi olmadan senin gordugunu goruyorum, bahar alerjisi ben de oluyorum, hatta inanir misin bozulabildigi* icin gozluk bile kullaniyorum.*
goz gozdur, onemli olan islevi.*
devamını gör...
rehber öğretmeni
bizim zamanımızda, devlet okullarında odası olan ve canı isteyince, dersten öğrenci çağırıp "nasılsın iyi misin?" diye soran biri idi.
lâkin şuan özel okullarda rehber öğretmen ne yapar diye soruyorsanız, ne yapmaz ki!
öğrenci- veli, veli-idare, idare- öğretmen, öğretmen-öğrenci, öğrenci-öğrenci arasında âdeta bir köprü, üstüne basılan bir dal, ateşe atılan bir kömürdür. yeter mi asla.
aynı zamanda okula alınan öğrencilere okul için yeterli düzeyde olup olmadığının belirleme testlerini bu arkadaş yapar. veli görüşmeleri ve sıkıntıları ile ilgilenir. öğrencilerin şube belirleme işlemleri, akademik düzey takipleri, şube öğretmenler kurulu tutanakları gibi müdür yardımcılığı işlerinin yanında.... amann dizo mızo hebele hübele... yazarken sıkıldım, yazarken yoruldum.
küçükken oyunlarda herkes belirlenir sonra da ortada kalana fasulye ol derdik ya. heh bu arkadaş resmi fasulyedir. şaka şaka, o kadar da değil...
lâkin şuan özel okullarda rehber öğretmen ne yapar diye soruyorsanız, ne yapmaz ki!
öğrenci- veli, veli-idare, idare- öğretmen, öğretmen-öğrenci, öğrenci-öğrenci arasında âdeta bir köprü, üstüne basılan bir dal, ateşe atılan bir kömürdür. yeter mi asla.
aynı zamanda okula alınan öğrencilere okul için yeterli düzeyde olup olmadığının belirleme testlerini bu arkadaş yapar. veli görüşmeleri ve sıkıntıları ile ilgilenir. öğrencilerin şube belirleme işlemleri, akademik düzey takipleri, şube öğretmenler kurulu tutanakları gibi müdür yardımcılığı işlerinin yanında.... amann dizo mızo hebele hübele... yazarken sıkıldım, yazarken yoruldum.
küçükken oyunlarda herkes belirlenir sonra da ortada kalana fasulye ol derdik ya. heh bu arkadaş resmi fasulyedir. şaka şaka, o kadar da değil...
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bir süredir öfkeliyim. kendini geliştirmeyen, susan, görmezden gelen, vazgeçen insanlara kızıyorum. saygı duymuyorum. haketmiyorlar. hayat ellerimizin arasından kayıp giderken, an be an bilinmeze doğru yol alırken azıcık olsun sorgulamadıkları için çok kızgınım. körü körüne bağlı oldukları herşey için kızgınım. aydınlığımız sönerken bu şımarıklığa hoşgörüyle yaklaşamıyorum. sinerek yol açtıkları korkunç gerçekleri yüzlerine tükürsem yine ses etmezler. nasıl kızmıyım...
devamını gör...
6 mayıs 1972
6. filo eylemlerinde emperyalizme karşı direnen deniz gezmiş ve arkadaşları idam edilmiş, aynı eylemlerde abd askerlerini koruyan abdullah gül bu ülkenin cumhurbaşkanı olmuştur. yaşadığımız bu karanlık çağın miladı olan tarihtir.
''deniz gezmiş idam edildiği için kahraman olmamıştır. kahraman olduğu için idam edilmiştir.''
''deniz gezmiş idam edildiği için kahraman olmamıştır. kahraman olduğu için idam edilmiştir.''
devamını gör...
kutuplaştıran değil kucaklaştıran olduk
biz de kucaklanan olduk.
devamını gör...
rahatsız vs mastor
şimdi kıyas yapabilmemiz için bu iki yazarın bir şekilde bazı özelliklerinin efendim;
güldürü düzeylerinin, tarzlarının, beğeni oranlarının, takipçi sayılarının yahut nick altı sayılarının bir şekilde birbirine yakın olması lazım diye düşünüyorum ki
kıyası kabil olsun.
şimdi derseniz ki yine de kıyaslayın:
rahatsız daha ziyade tweet görselleri ile kendini ifade ediyor ve evet nokta atışı hepsi. hak ettiği ilgiyi de görüyor, akışı şenlendiriyor ve bizi güldürüyor.
mastor'da böyle bir kendini ifade ediş yok.
sözlük içi başlıklar her iki yazarımızın da itibar ettiği bir kategori.
görebildiğim kadarıyla rahatsız'ın başlıkları daha bir alıp başını gidiyor hem oy sayısı hem de tanım sayısı bakımından.
ama bana soracak olursanız bu sözlük içi muhabbetin genel olarak dozunun aşıldığını düşünüyorum her ne kadar sözlük ahalisi itibar etse de. her şey tadında güzel. mesela şu dm fingirdeşme en tadı kaçan muhabbetlerden biri.
gelelim bir başka ortak konuya. her iki yazarda da arabesk bir damar var. açıkçası benim hoşuma gidiyor. neden bilmiyorum.*
evet bu mastor abimizi öne çıkaran bazı şeyler var onu özel kılan.
şu yemekli başlıklar nedir allah aşkına abicim.
kastın mı var bize. her gün yiyip içiyorsun içimiz gidiyor vallahi. en son tablacı salatası paylaştın, canımız kebap çekti. neyse bizim yerimize de ye. afiyet olsun çok. *
bir de cacık tarifi yapmıştın. tövbeler tövbesi.
devam lütfen mezeli yemekli başlıklara.
edebi ve romantik yönü de bana göre kuvvetli bir yazarımız her ne kadar çok öne çıkartmasa da profilinden ve paylaştığı şiirlerden anlıyoruz bu durumu.
bir de böyle arada nükteli sitemli kısa cümleli tanımlar yapıyor. onları biraz uzatsa biraz içini dökse fena olmayacak ama. bakalım belki daha uzun iç döküşler görürüz.
gelelim bu yazarın mizahi olduğu ama benim pek de hoşuma gitmeyen tanımlarına. yani seveni var elbette ama ben yine dozunu aştığını düşünüyorum.
hani şu ponçik şekilde yazdığı, bir çocuk var ya yanakları tombul heh işte o tanımlar.
aklıma takılan konular bunlardı her iki yazar bakımından.
başlık muhtemelen mizah üzerine açılmış.
hangisi daha komik derseniz ben rahatsız'ı daha önde görüyorum.
tanıma girerken rahatsız her türlü alır bu versus'u havalarında başladım.
ama halt etmişim ne gerek vardı böyle havalara girmeye.
her iki yazarımız da sözlükte yazmaya bizi acıktırmaya ve güldürmeye devam etsinler.
oğlum sabah sabah bi ton laf ettim senin yüzünden, parmaklarım uyuştu lannn!*
alacağın olsun başlık sahibi.
güldürü düzeylerinin, tarzlarının, beğeni oranlarının, takipçi sayılarının yahut nick altı sayılarının bir şekilde birbirine yakın olması lazım diye düşünüyorum ki
kıyası kabil olsun.
şimdi derseniz ki yine de kıyaslayın:
rahatsız daha ziyade tweet görselleri ile kendini ifade ediyor ve evet nokta atışı hepsi. hak ettiği ilgiyi de görüyor, akışı şenlendiriyor ve bizi güldürüyor.
mastor'da böyle bir kendini ifade ediş yok.
sözlük içi başlıklar her iki yazarımızın da itibar ettiği bir kategori.
görebildiğim kadarıyla rahatsız'ın başlıkları daha bir alıp başını gidiyor hem oy sayısı hem de tanım sayısı bakımından.
ama bana soracak olursanız bu sözlük içi muhabbetin genel olarak dozunun aşıldığını düşünüyorum her ne kadar sözlük ahalisi itibar etse de. her şey tadında güzel. mesela şu dm fingirdeşme en tadı kaçan muhabbetlerden biri.
gelelim bir başka ortak konuya. her iki yazarda da arabesk bir damar var. açıkçası benim hoşuma gidiyor. neden bilmiyorum.*
evet bu mastor abimizi öne çıkaran bazı şeyler var onu özel kılan.
şu yemekli başlıklar nedir allah aşkına abicim.
kastın mı var bize. her gün yiyip içiyorsun içimiz gidiyor vallahi. en son tablacı salatası paylaştın, canımız kebap çekti. neyse bizim yerimize de ye. afiyet olsun çok. *
bir de cacık tarifi yapmıştın. tövbeler tövbesi.
devam lütfen mezeli yemekli başlıklara.
edebi ve romantik yönü de bana göre kuvvetli bir yazarımız her ne kadar çok öne çıkartmasa da profilinden ve paylaştığı şiirlerden anlıyoruz bu durumu.
bir de böyle arada nükteli sitemli kısa cümleli tanımlar yapıyor. onları biraz uzatsa biraz içini dökse fena olmayacak ama. bakalım belki daha uzun iç döküşler görürüz.
gelelim bu yazarın mizahi olduğu ama benim pek de hoşuma gitmeyen tanımlarına. yani seveni var elbette ama ben yine dozunu aştığını düşünüyorum.
hani şu ponçik şekilde yazdığı, bir çocuk var ya yanakları tombul heh işte o tanımlar.
aklıma takılan konular bunlardı her iki yazar bakımından.
başlık muhtemelen mizah üzerine açılmış.
hangisi daha komik derseniz ben rahatsız'ı daha önde görüyorum.
tanıma girerken rahatsız her türlü alır bu versus'u havalarında başladım.
ama halt etmişim ne gerek vardı böyle havalara girmeye.
her iki yazarımız da sözlükte yazmaya bizi acıktırmaya ve güldürmeye devam etsinler.
oğlum sabah sabah bi ton laf ettim senin yüzünden, parmaklarım uyuştu lannn!*
alacağın olsun başlık sahibi.
devamını gör...
kendi profiline bakan yazar masumluğu
can sıkıntısından online listesindeki yuvarlaklara bakmak eylemini gerçekleştirir iken* aklıma gelen durum. aynaya bakmak gibidir, masumdur diğer insanlara çatmaktan ama bir o kadar da bencilcedir gerçi bencil olmakta zorunluyuz.
devamını gör...

