manzaraları betimleyen (dağlar, ağaçlar, ovalar, nehirler vb.) resimlerdir.

''peyzaj: bir noktadan bakıldığında görüş çerçevesi içine girebilen doğal ve kültürel varlıkların bir arada meydana getirdikleri görünüştür'' (aran, 1965).
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir yaşar kemal üçlemesidir. demirciler çarşısı cinayeti, yusufçuk yusuf ve anavarzadan oluşmaktadır. ilk ikisi 1974 ve 1975 yıllarında yayınlandıysa da üçüncüsünü sormayın gitsin.
devamını gör...

ilk konuşmamızdan itibaren epey beni güldürmüş ikili. 14 şubat temasını baz alarak girelim dedik ama asla konuya sabit kalamayan bu ikili sizi bambaşka yerlere götürecekler. buradan ikisini selamlayıp, konu neydi diye sorgulamaya gidiyorum ehe. *
devamını gör...

lilium'un nickaltını meşgul etmemek adına cevabımı, pek sevmediğim bir etkinlik olan nickaltı tartışmasına sebebiyet vermeye mecbur kalarak yazıyorum.
#1100558 ironi yapmış da ben anlamamışım. buraya kadar bir miktar oluru varken, tek ayak üstünde; kezban, okuduğunu anlamaz, teneke gibi kendi kalitesiyle doğru orantılı fakat insani iletişimden nasibini almamış terimlerle insan aşağılamaya çalışan ironi üstadı!
ironide kendinizi bu denli geliştireceğinize, hiç tanımdığınız insanlara aşağılayıcı tabirler kullanmama konusunda biraz geliştirmiş olsaydınız keşke.
ayrıca yapmaya çalıştığınız ironi ne yazık ki gözümde çöptür. çünkü, bu ülkede, bu düşünce yapısıyla savaşırken, şakası bile komik değil.
devamını gör...

kendi caz tarihçemden bahsederek önerilerde bulunmuş olayım:
1) ibrahim maalouf'la başladım. doğu batı müziği sentezi bir harika.
2) chet baker'la devam ettim. çok duygusal ve hüzünlü çalıyor. ama baker iyi bir trompetçi ama ne yazık ki diğer ustalar kadar yetenekli değil bence.
3) miles davis, john coltrane'le ilerledim.
4) charles mingus'a bulaştım. çok başka bir sanatçı olduğunu düşünüyorum.
şu ara karışık dinliyorum. miles davis gerçekten bu işin piri. yani en tanınanlardan biri olması şaşırtıcı değil. miles davis'in 'kind of blue' albümünü bir zirve olarak görüyorum. charles mingus da bir o kadar yetenekli ama sıra dışı olduğu için yeterince ilgiyi görmemiş bence. coltrane'in baş döndürücü soloları bazen insanın aklını alıyor. öyle böyle değil. resmen kendinden geçiyor. notaymış, ritimmiş bir kenara atıyor. çıldırıyor. coltrane'in 'giant steps' albümünü dinleyin. zaten çılgın gibi başlıyor albüme. albümün ortalarına doğru çıldırıyor. ilk yarısı dinlendiriyor, alıp götürüyor ama diğer yarısı 'bi yavaşla be coltrane' diyor insan. bu dünyadan diğer dünyaya geçiyor. ama biz masum kullar yoruluyoruz.
son yıllarda ağırlıklı olarak dinlediğim caz müziği hakkında bahsetmek istediğim şeyler bunlar.
devamını gör...

kanser dahil birçok badireyi tokatlamış, azrail'in beceremediğini onunla dalga geçer gibi kendi becermiş yazar.
devamını gör...

ne boskovic ama be, mactan once cig etle mi beslediler kizim seni nabiyosun ya?

ccc ebrar ccc
devamını gör...

"bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok seneletinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu farkedince insan hayatının ürkütücü hicligini düşünür ve yeis içinde kalırdım."
"yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa: dünyada neler gördünüz' dese herhalde verecek cevap bulamayız. koşmaktan görmeye vaktimiz mi oluyor?...
... doğru değil mi ama? su dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?"
daha birçok alıntı ve söz yazabilirim buraya ama ne yazmakla biter, ne de okumakla. şimdilik bu kadar yeter dostlar. sabahattin ali'yi okuyun, okutun.
devamını gör...

günaydın sözlük, bu sabah mal gibi uyandım. servisi de kaçırdım zaten. 15 dk yürüyüp normalde servisin geçme saatinden 6 dakika önce servisin beni aldığı yere gelmiştim oysaki. 10 dakika bekleyip gelmeyeceğini anlayınca eve geri yürüdüm. keşke hikayenin sonu bu olsaydı da eve gidip yatıp uyusaydım ama arabayla işe geldim. mutsuzum.
devamını gör...

devamını gör...

şimdiki türklerin onların soyunun devamı olduğu bilinen, dede korkut gibi başlıca büyüklerin geldiği soy.
oğuz kağan destanı'nda 24 boydan oluştuğu söylenir. kökeni orta asya'ya dayanır. yedinci yüzyıldan itibaren tarih sahnesine giriş yapmışlardır.

divan-ı lügatüt türk gibi eserlerde isimlerine rastlanır.
devamını gör...

şimdi çok uzaklardasın yıllar oldu seni görmeyeli. umarım iyisindir seni çok özledim. her kediyi çok sevsem de senin yerin çok ayrı. senin renginde kediler görünce içimde bir şeyler parçalanıyor.
devamını gör...

eskiden sahip olmadığım ama son 5 yıldır kendimde gördüğüm durum. eskiden kırıldığım anda ifade edebilirdim kendimi, artık öyle olmuyor. bilmiyorum neden böyle bir değişim yaşadım, belki de yaş aldıkça kırıklarımı onarmam daha çok zaman aldığı için daha çok susuyorumdur. o anki konuşmama halim inat değil, sinir değil, başka bir his. içimde bir boşluk oluyor da sanki önce onu benim, kendimin doldurması gerekiyor gibi. bu sessizliği o kadar ciddi hissediyorum ki, yeni tanıştığım ve hayatımda önemli bir yer almaya başlayan insanlara en başta söylüyorum. "ben kırılırsam konuşmam, o an bana dokunma. bil ki benim böyle bir huyum var, sen uzaklaş ben toparlanınca gelip konuyu açacağım, konuşacağız." diyorum. evet o sessizlikten sonra gidip konuşuyorum, o suskunluk hali daim değil yani. kırıldığım noktaları içimde tutamıyorum çünkü, hem insan ilişkilerinde sorunların ertelenmesinden ziyade o anda çözülmesinden yanayım. tabii kırıldığım noktayı tamir edebilirsem gidip konuşuyorum, yoksa iletişimi bitiriyorum. maalesef. kırgınlığım geçmeden devam edemiyorum.
devamını gör...

patavatsız oluşlarını genelde “ben rahat bir insanım” şeklinde meşrulaştırmaya çalışan insanlardır.. *
devamını gör...

siyahilere karşı yapılan ırkçılığı çok net bir şekilde hissettiren çok güzel bir film olmuş.
karizmasıyla ve elitliği ile göz kamaştıran müzisyen dr shirley'in konserleri için eyaletten eyalete giderkenki maceralarını işliyor.

tabi ki aynı ırkçılığı beyaz ama italyan olan tony lip ilk maruziyetinde şiddete başvurması da dr shirley ve nice siyahilerin sabırlarının ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.

amerika'da bulunduğum sürede gözümle hiç şahit olmadım ancak çok iyi siyahi arkadaşlarım oldu, hatta onları daha sıcakkanlı ve sevecen bulduğum doğrudur.
azalması ümidi ile.
black lives matter

güldüğüm bir parçadan spoiler


tony'nin araba sürerken yola attığı cola kutusuna attığı anki dr shirley'in bakışı, daha sonrasında geri geri gelerek attığını geri alması çok güldürmüştür
.
devamını gör...

yakama portakal takacağım gören uzaylı selamı versin.
devamını gör...

olum nasıl olur bu tepkisi verdiğim başlıktır.
kalender adlı arkadaşın dediği olay çok mantıklı geldi ama benim hiç başıma gelmedi.
tuvaletimi bile sözlükten çıkmadan yapan biri olarak nasıl ben hiç dikkat etmedim veya karşıma çıkmadı.
devamını gör...

tik tok'da kaybolmuş kuşak.
devamını gör...

hazır köfte. yapmam gereken tek şey yağı kızartıp içine hazır köfteleri koymak ve pişirmekti. yapamadım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim