dün dündür,bugün bugün,binaenaleyh,benzin vardı şeker vardı da şebet yapıp bizmi içtik?sözlerinin sahibi olan zat-ı muhteremdir.allah rahmet eylesin.
devamını gör...

ya "cuk oturmuş", "lafı ağzımdan almış" dediğim ya da kahkaha attığım zaman yaptığım şeydir.
devamını gör...

günümüzde kirletilmiş bir kavramdır. reşit olmayan kızların cinselleştirildiği gerçeğini apaçık gösteren bir terim diyebilirim. ne demek istediğimi anlamak isteyenler google’a school girl ardından da school boy yazıp görselleri incelesinler. arama kısmında çıkan sonuçlar da çok şey ifade ediyor gerçi, özellikle amazon sayfası.

plan ınternational uk, bir anket çalışması sonucunda britanya’da t*cavüze uğrayan kadınların/kız çocuklarının üçte birinin t*cavüze uğradıkları zaman üstlerinde okul üniforması bulunduğu sonucuna varmış, yedide biri üstlerinde okul üniforması varken takip edilmiş, bazılarının da eteklerinin altına telefon uzatılıp fotoğrafları çekilmiş. bu konu hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak isteyenler alttaki linke tıklayıp bilgilenebilir.

www.google.com.tr/amp/s/www...

peki okullu reşit olmayan kızların cinselleştirilmeleri neye dayanıyor? bunu araştırmak istedim açıkçası.

bunu okullardaki dresscode’lara yani kıyafet kısıtlamalarına bağlayanlar var ki kulağa çok da mantıksız gelmeyen bir önerme olduğunu söyleyebilirim. bu önermeyi şöyle açıklıyorlar, kıyafet kısıtlamaları bildiğiniz üzere kız çocuklarının daha örtülü giyinmeye zorlanmalarıyla alakalı oluyor genellikle. bunu da kızların kıyafetlerinin erkeklerin “dikkatlerini” dağıtacağını söyleyerek savunuyorlar ki bu bir bakıma o kızların vücutlarının provakatif ve doğal haliyle cinsel olduğunu ima etmek oluyor. yapılırken yapan kişinin niyeti iyi kötü bilemeyiz ama eylemin sonucu bu. liseli kızlar, hatta ortaokullu/ilkokullu kızlar böyle böyle cinselleştiriliyor. ayrıca çoğu okul öğrencileri büyüdükçe kıyafet kısıtlandırmasını sıkılaştırıyor, yani kız çocukları büyüdükçe daha çok cinselleştiriliyor. kendi okulumda müdür yardımcımızın bir kızı taytının üzerine uzun t-shirt giymedi diye azar yediğini ve bir daha böyle gelmemesi gerektiğini söylediğini ve hatta benim üzerimde göbeğimi birazcık gösteren bir t-shirt bulunduğu için aynı müdür yardımcısının t-shirt almaya paran yoksa sana alabilirim diye kaba imalarda bulunduğunu da çok iyi hatırlıyorum. ve eminim ki özellikle lise çağlarında çoğu kız aynı yolları geçiyor, pis zihniyetli insanlarla uğraşmak zorunda kalıyor. bu konu hakkında daha detaylı bilgi almak isteyecekler için aşağı bir link de bıraktım.

feminisminindia.com/2018/08...

kızların cinselleştirilmesindeki bir diğer etken de sosyal medya ve dizi/film/animeler/müzik klipleri. özellikle tik tok ortaya çıktığından beridir bu durum çok daha aşikar. daha reşit olmamış kızlar kamera karşısına çıkıp yaşlarına pek de uygun olmayan hareketler içeren videolar paylaşıyorlar, olduklarından büyük gözükmeye çalışıyorlar. bunu da medyaya bağlayabiliriz, kızlar küçük yaşlarından itibaren güzellik standartlarına uyayım diye uğraşırken çocukluklarını unutabiliyor. “... baby one more time” tarzı müzik video klipleri, elité tarzı diziler/filmler, anime okul kızı figürleri kızların cinselleştirildiğini apaçık gösteren örneklerden bazıları. aşağı bu konuya değinen, ayrıca reşit olmayan kızların cinsel açıdan kendilerini ifade etmelerine gerek olmadığını güzelce açıklayan bir video linki bıraktım. buradan reşit olmayan yazar arkadaşlarıma sesleniyorum, lütfen vaktinizi ayırıp şu videoyu izleyin.





bugün oturup bu konuyu araştırma sebebim bu konuda ne kadar bilinçsiz olduğumuzu fark etmem, ayrıca kızların cinselleştirilmesinden aşırı derecede rahatsız olmam ve bu durumun beni güvensiz hissettirmesi. yukarıda linkini verdiğim yazılar ve video fark etmişsinizdir ki ingilizce. türkçe kaynaklardan bu konuda gözüme çarpan hiçbir yazı/video yok. benim gözümden kaçmış yazılar/videolar varsa başlığın altına tanım olarak atabilirseniz çok sevinirim. bu yazıyı sonuna kadar okuyan herkese de teşekkür ederim.
devamını gör...

doğdu. kadın olarak.
devamını gör...

"...bir bilsen içimde yatanı, her gece gönlüme batanı. unutamadım bir türlü, onu beklerim."

devamını gör...

"ikimiz de sevinebiliriz göğe bakalım." t. u.

en azından bugün anımsayalım. ölüm yıl dönümünde biz de bir dizesi ile göğe bakıp, bir el sallayıp analım.
devamını gör...

nerede olursa olsun birisi bana hizmet ettiğinde hala çok utanıyorum.
devamını gör...

recep ivedik izleyen kitlenin inandığı ve körü körüne bağlı olduğu olgu..

halamın oğlu da bu tiplerin arasında. ota b*ka ivit ivit, böhöhöhöhöyt falan diyor.

komik olduğunu düşünüyor garibim, yazık acıyorum ama elden bir şey gelmiyor.
devamını gör...

mardin midyat'ta eski midyat (kamu binalarının olduğu estel tarafları değil) taraflarında çokça karşılaşabileceğimiz etnisite. hatta eski midyat'taki esnafın hepsi süryanidir desek abartmış sayılmam herhalde. tarih derslerinden adlarına aşina olduğumuz asurluların günümüzdeki kalıntıları doğrudan doğruya bunlardır. yaşadıkları bölgeye kendi dillerinde tur abdin derler. isimleri de genellikle yufus, meryem, ilyas, zekeriya gibi uni-din* isimlerdir. o yüzden isimlerinden ilk başta süryani oldukları anlaşılmayabilir.
devamını gör...

neil gaiman kitabıdır.

bazı hikayeler çocuklar içinmiş gibi görünür ama asla o kadar masum değildir onlar. içlerinde gizli bir vahşet, tüyler ürpertici ama saklı ve sakınımlı bir gerçek, satır aralarını korkuya ve endişeye boyayan iç bulandıran olaylar fokur fokur kaynar. daha önceki bir incelemede alice harikalar diyarından bir kez daha bahsedeceğimi çıtlatmıştım, nasip bugüneymiş. alice sevimli bir kızcağızdır, beyaz bir tavşanın peşine takılıp heyecan verici ve bir dahinin elinden çıktığı ayan beyan ortada olan hikayelere bulanır. biz lewis carolun dehasına hayran oladururken alice liddell isimli 12 yaşında bir kız çocuğunun gerçek alice olması suratımıza bir tokat olarak patlayacaktır elbette. 12 yaşında bir alice’den ilham alıp bir harikalar diyarı yaratmak elbette kötü bir şey değil ancak bunu olası bir pedofilin yapması insanın tüylerini diken diken edebiliyor. kitapta, özellikle alicenin büyüyüp küçülürkenki hallerinin tasviri bizi istemesek de pedofili şüphesine taşıyor. alice’in yazarı hiç de masum değil, velhasıl.

koralin’in yazarı ise masum, en azından şu ana kadar yazdıkları ve yaşadıkları ile aksini düşünmemizi gerektirecek herhangi bir şey olmadı henüz. neil gaiman bambaşka bir alice hikayesi yazıyor bizim için. alice hikayesi diyerek neil gaimanın muhteşemliğini gölgelemek istemem ama bu benzetme okuyan herkes tarafından yapılmıştır bence. ama bu alice, yani koralin okurken bize aile ile ilgili çok güzel mesajlar vermekle kalmıyor, kendimizi de anlamaya yönelik bazı düşüncelere gark ediyor bizi.

koralin ile ilgili bilmeniz gereken en önemli şey ismimin karolin değil koralin olduğudur ve koralin’in çok zeki ve hayal gücü kuvvetli bir küçük hanım olduğudur. animasyon filmini izlemeyi unutmamanızı da önemli rica ederim.
devamını gör...

ağrı ve disfori semptomlarını iyileştirmek amacıyla fibromiyalji tedavisinde kullanılan serotonin-noradrenalin geri alım inhibitörü ajandır.
devamını gör...

peşin uyarı uzun bir tanımdır, ben sıkılırım diyen hiç bulaşmasın.

hemen hemen tüm çalışma hayatım inşaat firmalarında çalışmakla geçti, hala da bir inşaat firmasında çalışıyorum. dolayısı ile yurtiçi ve yurtdışı şantiyelerde epey maceralarımız oldu. türkmenistan'da 2001 yılında yaklaşık dört ay kadar kaldım. zaman olarak tam 11 eylül saldırılarının olduğu ana denk geliyordu. ilk kuleye çarpan uçağı şantiyede haber almış, eve döndüğümüzde de ikinci kuleye uçak çarpmıştı.

daha önce de #193735 nolu tanımda pakistanı anlatmıştım. şimdi diyeceksiniz ki ne işin var oralarda. inşaat sektöründe çalışırsanız nerede şantiye varsa oraya gidersiniz. türk inşaat firmaları yurtdışında bayağı büyük işler alıyorlar ve iş aldıkları ülkelerde maalesef 3. dünya ülkeleri oluyor, yani tutupta almanya, abd gibi yerlerde iş alamıyorlar. ben şimdiye kadar pakistan, iran, ırak ve türkmenistandaki şantiyelere gittim. hawaii adalarında şantiye aldılarda biz mi gitmedik?

gelelim konumuz olan türkmenistana:

- 1991'de sovyetler birliği'nin dağılışından sonra bağımsızlığını kazanan türki cumhuriyetlerinden olup ilk devlet başkanları saparmurat niyazov, 2006 da ölünceye kadar da demokratik yollardan sürekli seçilerek (!) başkanlığını devam ettirmiştir. o ölünce yerine kurbankulu berdimuhammedov geçti ve hala o başta. ölenin gayrimeşru çocuğu olduğu söyleniyor ne derece doğru bilmem. zannediyorum şimdi ki başkan diş hekimi ve ölenin zamanında sağlık bakanlığını yapıyormuş.

- öncelikle şunu belirteyim; sscb’ den bağımsızlığını kazanan diğer türki cumuriyetlerde bulunmadım ama oralarda bulunan arkadaşlarımdan işittiğime göre bunların hepsi aynı oluyormuş. sscb döneminde bir gece önce komünist partisi başında olan ertesi gün bağımsızlık ilan edilince devlet başkanı oluyor ve ölünceye kadar bu görevi yapıyor. aslında hepsi diktatör, kuzey koreden halliceler.

- yukarıda bahsettiğim saparmurat niyazov ‘ da 22 ekim 1993 tarihinde kendisini türkmenbaşı ("türkmenlerin başı") ilan etmiş. bu tanımı o tarihten sonraki soyadı olarak kullanmış, sonrada olanlar olmuş, linke tıklarsanız yaptıkları ile umarım eğlenirsiniz. ben okuyamam derseniz işte başka bir kaynaktan videosu bence ikisine de bakın birbirini tamamlıyor, video uzun ben seyretmem diyorsanız icraatleri 2:40 den sonra başlıyor.


- türkmenistan dünyadaki sayılı doğal gaz üreticilerinden zannediyorum dünya dördüncüsü, musluktan bile neredeyse doğal gaz akacak. biz oradayken arabanın deposu (deposu diyorum, litresi değil) 1,5 dolara (yazı ile) bir buçuk dolara doluyordu. (para birimleri manat ben dolar karşılığını söylüyorum.)

- sscb zamanında doğal gazdan başka bir alana yatırım yapılmamış ve çok ihmal edilmiş. onlardan kalan altyapı çok kötü. türkmenbaşı takıntıları olan bir başkan olduğu için başkent aşkabat a bayağı yatırım yaptırmış, yeni binalar, anıtlar, heykeller yapılmış. yeni binaların hepsinin dış cepheleri süt beyaz mermer ile kaplı. aşağıdaki linkten bakabilirsiniz. şehirde güzel yerler ve restaurantlar var, şaşlık süper bir yemek, o da bu linkte.


- devletin açıkladığı resmi dolar kuru çok düşüktü ancak pazarda ayak üstü dolar bozan adamlar var oraya gidip 100 usd bozdurduğunuz zaman bir tomar manat veriyorlardı. öyle ki 100 usd karşılığı aldığım o parayı kotumun ön ve arka ceplerini tıka basa dolduracak şekilde koyuyordum gene elimde onun yarısı kadar para kalıyordu.

- yoldan geçen arabayı otostop ile durduruyorsunuz sizi istediğiniz yere taksi gibi götürüyor, bunun karşılığında şöföre 10.000 manat veriyorsunuz her araba anlayacağınız taksi.

- sokaklarda japon ve alman arabaları olduğu gibi rus malı arabalarda var. arabaların çoğu doğal gaz ile çalışıyor. çok eski 1960 ve 70 lerden kalma rus malı volga marka arabaları çok güzel, açılan sayfada aşağıya doğru inerseniz belirttiğim senelere ait modelleri göreceksinz, içi çok geniş, motoru güçlü. ben bu arabaya komünist mercedesi diyordum. ayrıca sovyetler zamanından kalma olan ciguli marka arabalarda çok revaçta.

- hazar denizine kıyısı olan beş ülkeden biri (diğerleri rusya federasyonu, azerbaycan, iran ve kazakistan), pamuk üretimi de bayağı yaygın. benim çalıştığım firma aynı zamanda tekstil alanında da faaliyeti olduğu için türkmenistanda fabrikalarıda vardı.

- sscb zamanında halkların kardeşliği kavramı ile sscb sınırları içerisinde ne kadar millet varsa birbirine karıştırılmış, türkmenistanda da öyleydi, hatırladığım kadarı ile azeri, ermeni, özbek, kazak, tatar, rus, ukraynalı, belarus, sibirya tarafından gelenler ve doğuda kore sınırı tarafından gelen çekik gözlüler bile vardı. zannediyorum sonradan sscb den bağımsızlıklarını kazanan ülkelerden bir tek baltık cumhuriyetleri olan litvanya, letonya ve estonyalı olanları görmedim. onlarda kesin vardır da bana denk gelmemiştir. hatta bir tane zenci türkmen kızı bile vardı, babası kübalı askeri pilotmuş. sscb zamanında eğitim için türkmenistan’ a gelmiş ve orada kızın annesi ile evlenmiş.

- halk üzerinde müthiş bir baskı var, ben kaldığım zamanlarda saddam hüseyin yaşadığı için türkmenbaşı denen adama saddamın yontulmuşu diyordum. sscb zamanında olan kgb hala var ve herkes izleniyor. ülke adeta dünyaya kapalı, eski sscb adetleri devam ediyor. bir şehirden bir şehire özgürce gidemiyorsunuz, önceden izin almanız gerek.

- ülkeye öyle elinizi kolunuzu sallaya sallaya gidemiyorsunuz. önceden vize almanız gerek, turist vizesi bizim zamanımızda yoktu. çalıştığınız şirket vizeye başvuruyor, aids testide mutlaka istiyorlardı, minimum bir ayda vize çıkıyor.

- basın yayın devlet kontrolünde, özel tv yok, devlet televizyonu sabah devlet başkanı ile açılıyor, gece onunla kapanıyor. internet 2001 de çok yavaştı ve her siteye giremiyordunuz. yabancı sitelerin çoğu yasaklı idi.

- ülke güya türk ve müslüman ancak ikisi ile de alakası yok. din konusunda devlet politikası olarak bilinçli bir şekilde eğitmeme politikası izleniyor, sadece yaşlılar sakal bırabilir. yüzyıllardır rusya coğrafyasında yaşadıkları için herşeyleri rus geleneği. kendi aralarında türkmence konuşmuyorlar rusça konuşuyorlar, aile yaşamları yok çoğunlukla evlenip çocuk yapıp sonra boşanıyorlar, erkekler alkolik, kadınların çoğu ise maalesef kötü yolda. kızlara aylık 50 dolar verdiniz mi aynı evde karı-koca hayatı yaşayabilirsiniz. bir milleti millet yapan temel unsurların hiçbiri maalesef yok. büyük abileri rusya o ne derse o olur, ekonomileri bile rusya ile göbekten bağlı. rus ekonomisi hapşırdığı zaman bunlarınki yatağa düşüyor. türkmenistan bağlantısızlar grubuna üye, bitaraflığını zamanında açıklamış.

- gece hayatı epey hızlı ben hazar denizi kıyısındaki türkmenbaşı kentinde kalmıştım. o zaman 40-50 bin nüfuslu bir yerdi. şirket 2-3 mühendis aynı evde kalacak şekilde lojman tutuyordu. türkmenbaşı şehrinde türkiyede okumuş olan bir türkmenin işlettiği gece kulübü vardı. saat 22:00 den sonra mecburen kapanması gerek çünkü o saatten sonra açık yer olması yasaktı. alkol bayağı ucuzdu.

- insanlarda sscb zamanından kalan bir rahatlık var. o zamanlar iş garantisi olduğu için ve henüz kapitalizm ile tanışmadıklarından o günleri çok özlüyorlar. azıcık aşım ağrısız başım mantığı ile yaşamışlar hep. evet eskiden hiç bir şey yoktu ama kimsede yoktu diyorlar.

- bir gün bir makine parçası lazım oldu, yanıma türkmen verdiler fabrika gibi bir yere gittik. elimdeki rulmanı verdim ve bunun aynısını istiyorum dedim, adam gitti beş dakika sonra elinde yeni sökülmüş üzeri gresli rulmanla geldi. ben sıfır rulman bekliyordum adam çalışan makineden sökmüş getirmiş, parasını ödedik mecburen aldık çünkü işimiz acildi. bu derecede vatan millet malına sahip çıkıyorlar.

- o zamanlar fetö okulları pek revaçta idi, türkmenistanda dört-beş yerde vardı. hafta sonları gezmeye çıktığımızda ortalık badem bıyıklı türklerden geçilmiyordu.

- ofiste çalıştığımız yerde fotokopi çeken kadın gizli servis elemanı olup her şeyimizi raporluyordu. arkadaşlarla bazen dalgasına şöyle yaptık böyle yaptık diye sallardık, eminim hepsini raporluyordu.

- yabancı olduğumuz için her zaman takip ediliyorduk. araba ile bir yere giderken hep aynı tipler peşimizde olurdu.

- türkmenbaşı şehri koy içinde. bu koyun diğer tarafında avaza dedikleri hazar denizi kıyısında belde vardı. kumu dünyanın en güzel kumlarından biri kabul ediliyormuş, orada denize giderdik ama suda küçük su yılanları olurdu, yüzerken bir bakmışsınız bir şey size dokunmuş.

- en meşhur şeyleri atları, havyarları, halıları ve kavunları.

ahal teke atı dünyanın en güzel atlarından hatta atı sayılıyor, hani derler ya kız gibi aynen öyle.

havyara gelince dünyanın en iyi havyarı hazar denizinden elde ediliyor. benim kaldığım yerde tam hazar denizinin kıyısı olduğundan orada epey yedik, yediklerimiz birinci kalite olanlar değil tabii ki onlar çok pahalı.

türkmen halısı dünyaca meşhur ve yurtdışına çıkarmak yasak.

kavunlarıda gayet güzel

- yukarıda bahsetmiştim değişik etnik kökenlerden gelenler var. kızları genelde güzel ama güldükleri zaman hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz, bilhassa türk kökenli olanlarda altın diş çok yaygın güldükleri zaman bir anda parıldayan altın dişi görünce dumura uğruyorsunuz.

- uyuşturucu epey yaygın bunu kullananlara narkoman diyorlar sanıyorum rusçadan geçmiş bu kelime.

- dilleri türkmence, duyduğunuz zaman size komik geliyor. ancak öz türkçeye çok yakın. mesela türkmenistan yaragly güyçleri. onlar bizim türkçemizi anlıyor ama sizin onu anlamanız çok zor. genelde rusça konuşuyorlar zaten.

- şimdiki devlet başkanı daha bir alem, kendisi ile ilgili videosunu buraya bırakayım.


bakan kovarken ki hali bunun gibi olaylar ben türkmenistanda iken önceki başkan tarafından televizyondan canlı olarak yayınlatılırdı, çekirdeğimizi alıp tv karşısına geçer izlerdik.


türkleri çok sevdiğinin kanıtı


bir zamanlarda türkmenistana gidecek altınlara el konulmuştu, o haberde burada

nasıl, ülke kuzey koreden biraz hallice değil mi?

pakistan için bkz:#193735
devamını gör...

kullanıcı adını görüp bir anlığına şaşırdığım sözlük yazarı. tomris ve umay isimlerini oldum olası sevmişimdir hatta bir kızım olsa bu isimlerden hangisini verirdim diye düşünmüşlüğüm bile vardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

önceden tüm duygularımi bir gecenin köründe, öğlenin ortasında, sabah akşam demeden vakitsizce oturup dökebiliyordum sözcüklere. not defterlerimi doldurabiliyordum. ama şimdi ne oldu bilemiyorum, oturuyorum bir şeyler yazmak için, gelmiyor içimden. 3 cümleyi zor toparliyorum. dokebilecegim binbir çeşit duygu düşüncelerimi bir türlü yazıya geciremiyorum doğru dürüst.
bu çok canımı sıkıyor sözlük.
arkadaş grubumuzla düzenli olarak yazılarımızı paylaştığımız bir sayfamızda aylardir tek bir şey yazamadım. oturuyorum ve asla bir şeyler karalayamiyorum. deniyorum, duygularımı dibine kadar eseliyorum, asla eski cumlelerimi kuramiyorum. neden böyle oldu? gerçekten bunun sebebi ne? dokebilecegim bir suru şey var içimde. ama neden bir yazı çıkmıyor kelimelerimden?
bu pek itirafa benzemedi ama olsun.
devamını gör...

sözlükteki ilk göz ağrılarımdan. bebeğim. hey gidi günler hey. sevdiğim yazar.
devamını gör...

sessizliğin ve beyazın verdiği huzurdur.
devamını gör...

malum rozetlerin en ucuzu 500 gayme.
bizleri köle olarak değilse bile "yaz-üle" olarak kullanan yüce yoldaş'tan bu emekçi çalışanlarına vermediği ssk ödemelerinin yerine en azından herkese bir rozet alacak kadar kafa store kredisi açması talebimizi iletiriz.
---------
sinkafa hep karşıyız.
biz kafsözün harcıyız.
bize yazar'sın derler.
bak sözlüğün marşıyız.
---------
rozet alalım yeter.
vallah çaylaklık beter.
yoldaş bizi sevirsen ?
yoksam çekeriz eter.
---------
tüm yazarlar favlasın
modların gözü cavlasın
bu entry'yi görmeyen
papağan gibi havlasın.
---------
"kafsözyazkorder"
(kafa sözlük yazarları koruma derneği) *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
neden deli birkaç örnek yazacağım. bir gün teyzemle dondurma yedik. dedi ki hadi gel ağzımıza yüzümüze sürelim anneni sinir edelim. bende hemen atladım. her yerimize sürdük. sen üst kata çık ben geliyorum dedi wcye girdi. ben yukarı çıktım annem beni gördü tam bana bağırmaya başladı ben de güle güle arkama bir baktım teyzem yüzünü gözünü yıkamış. bir de demez mi napmış bu değişik annem beni odama kadar terlikle kovaladı.

yine günlerden bir gün bir abim, ikizim ve teyzemle geziyorduk. ikizim furkanla bir anda koşup koşup kaldırımdaki su birikintisine atladılar. bizi de çağırdılar bizde hopladık zıpladık eğlendik. sonra aklıma annem geldi teyzeme dedim. dedi ki ben ne güne duruyorum arkanızda ben varım rahat olun. eve geldik zili çaldık annem çığlık attı arkamızı bir döndük teyzem yoktu.

teyzem deli dolu komik biridir. başka teyzelere benzemez. onlar gibi davranmaz konuşmaz. bizimle oynar, zıplar arada satar şaka şaka. şakalar yapar hep. seni seviyorum canım teyzem. bunlarda bana hissettirdiklerin. *
devamını gör...

bugün itibari ile netflix'e geldi. haluk bilginer'in son zamanlarda yer aldığı projelerden dolayı eleştiriler almıştı. ama gerçekte ne kadar başarılı bir oyuncu olduğunu hepimiz biliyoruz. bazı projelerde öyle olabilir. bu filmde gerçek haluk bilginer'i izliyorsunuz.
ali atay'ın oyunculuğunu imrenerek izlerim. bu filmde de karakterinin hakkını fazlasıyla vermiş. izlenmesi tavsiyedir.

filmde okuduğu kitabı ilk gördüğüm zamanlar merak etmiştim. ama ilerleyen sahnelerde dostoyevski 'nin budala kitabı olduğunu görüyoruz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim