şaka maka 25 yaşında olmak
şaka maka tam 5 sene önceydi.
zaman ne çabuk geçmiş.
zaman ne çabuk geçmiş.
devamını gör...
sinirliyken rahatlamak için yapılanlar
yürümek. kesinlikle uzun uzun yürümektir. ana avrat küfrede küfrede yürümek. ayrıca süt bal tarçın bu üçüyle takılırsanız geceleri sakin bir hayat yaşarsınız.
devamını gör...
ferhan şensoy
münir abisine gitmiştir, muzafferine gitmiştir ibrahim.
edit ; büyük ustadır, hep var olacaktır tüm sanatıyla ve güzellikleriyle. mekanı cennet olsun.
edit ; büyük ustadır, hep var olacaktır tüm sanatıyla ve güzellikleriyle. mekanı cennet olsun.
devamını gör...
the song of sparrows
özgün adı avaze gonjeshk-ha olan majid majidi filmi. iran sinemasi ile aram çok olmasa da sevdiğim filmlerinden birisidir. bambaşka bir havası var basit de bir konusu var aslında ama insana güzel gelen bir yana sahip, hoş.
devamını gör...
böyle bir sevmek
ahmet kaya'nın pek hoş bestelediği attila ilhan şiiri.
bestelenmiş formu keyifli ve hareketlidir.
edit: video (bilgilendiren ilgili serok bünyamin yoldaşa tişikkirlir) *
bestelenmiş formu keyifli ve hareketlidir.
edit: video (bilgilendiren ilgili serok bünyamin yoldaşa tişikkirlir) *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının yks sıralamaları
2004 öss'de 354 puan almıştım.
devamını gör...
the sims 2
tüm ek paketleri yüklediğinizde the sims serisinin en güzel oyunu haline geliyor kendisi. nerede adını görüp bu oyunun varlığını hatırlasam*, çok geçmeden kendimi bilgisayar başında yeni bir aile yaratırken buluyorum. oyun gibi oyun.
devamını gör...
zamanla öğrenilen şeyler
bunlardan biri de insanlara ödün vermememiz gerekliliğidir.
devamını gör...
tesadüf diye bir şey olmaması
tesadüf yoktur; tevafuk vardır!
ben de tesadüfe inanmayanlardanım.
ben de tesadüfe inanmayanlardanım.
devamını gör...
metropolis
bilim kurgu sinemasının mihenk taşlarından birisi olan 1927 yapımı ''fritz lang'' filmi.
metropolis insanlığın derin ve kesin çizgilerle birbirinden ayrılışını ele alırken, aslında önemli bir kehanette bulunuyor;
yeraltında zor şartlar altında makinelerle birlikte yaşayan ve sömürülen bir sınıf gün yüzü dahi göremezken, yukarıda mavilikleri sahiplenmiş, keyfinden ödün vermeyen, şatafat içerisinde yaşayan bir güruh...
çok tanıdık değil mi ? işin önemli kısmı da burası zaten. 1927 yılında günümüz dünyasının fotoğrafını çekebilmek her babayiğidin harcı değil. elbette burada filmin senaristi ''thea von harbou''nun hakkını vermek lazım. filmin yapım tarihini düşününce muazzam bir iş çıkardığını söylemek abartılı olmaz herhalde.
tabi burada enteresan bir tezatta var. o kısmı da aktarmadan olmaz. ''bilim kurgu edebiyat''ın alameti farikalarından biri sayılan, ''zaman makinesi'' kitabının yazarı h.g wells filmi neredeyse yerin dibine sokuyor. ve toplumun gittiği yönün kötücül bir aptallıkla aktarıldığını söylüyor.
işin insanı şaşırtan kısmı da burası. kurgu edebiyatın hayal gücünü temel aldığını, gelecekteki olasılıkları buna bağlı olarak şekillendirdiğini ve bu durumu sıçrama tahtası olarak kullandığını düşünürsek, wells ne yazık ki aslını inkar eden haramzade konumuna düşüyor. zira geldiğimiz noktada haklı çıkan harbau olmuş gibi.
metropolis ayrıca bilim kurgu sinemasında kendisinden sonra gelen ardıllarını da inanılmaz derece de etkilemiştir. misal ''star wars'' serisinin sevimli protokol robotu c-3po'ün atası, sahte maria robotu'dur. ha keza superman'deki metropolis vurgusu da filme göndermedir.
ez cümle; bir çıkış noktası olması, sonraki dönemi etkilemesi ve kehanetini hemen hemen tutturması açısından ''metropolis'' izlenmesi gereken bir filmdir. nereden nereye...
tabi filmin yapım yılına takılıp, aman bu ne yahu diyerek, es geçmeniz de mümkün. e siz kaybedersiniz, benden söylemesi.
ha birde size kötü bir haberim var. film hitler'in de en sevdiği filmmiş. bu da bir başka kara mizah örneği olsa gerek.
herkese iyi seyirler, izlemiş olanlara da selam olsun.
metropolis insanlığın derin ve kesin çizgilerle birbirinden ayrılışını ele alırken, aslında önemli bir kehanette bulunuyor;
yeraltında zor şartlar altında makinelerle birlikte yaşayan ve sömürülen bir sınıf gün yüzü dahi göremezken, yukarıda mavilikleri sahiplenmiş, keyfinden ödün vermeyen, şatafat içerisinde yaşayan bir güruh...
çok tanıdık değil mi ? işin önemli kısmı da burası zaten. 1927 yılında günümüz dünyasının fotoğrafını çekebilmek her babayiğidin harcı değil. elbette burada filmin senaristi ''thea von harbou''nun hakkını vermek lazım. filmin yapım tarihini düşününce muazzam bir iş çıkardığını söylemek abartılı olmaz herhalde.
tabi burada enteresan bir tezatta var. o kısmı da aktarmadan olmaz. ''bilim kurgu edebiyat''ın alameti farikalarından biri sayılan, ''zaman makinesi'' kitabının yazarı h.g wells filmi neredeyse yerin dibine sokuyor. ve toplumun gittiği yönün kötücül bir aptallıkla aktarıldığını söylüyor.
işin insanı şaşırtan kısmı da burası. kurgu edebiyatın hayal gücünü temel aldığını, gelecekteki olasılıkları buna bağlı olarak şekillendirdiğini ve bu durumu sıçrama tahtası olarak kullandığını düşünürsek, wells ne yazık ki aslını inkar eden haramzade konumuna düşüyor. zira geldiğimiz noktada haklı çıkan harbau olmuş gibi.
metropolis ayrıca bilim kurgu sinemasında kendisinden sonra gelen ardıllarını da inanılmaz derece de etkilemiştir. misal ''star wars'' serisinin sevimli protokol robotu c-3po'ün atası, sahte maria robotu'dur. ha keza superman'deki metropolis vurgusu da filme göndermedir.
ez cümle; bir çıkış noktası olması, sonraki dönemi etkilemesi ve kehanetini hemen hemen tutturması açısından ''metropolis'' izlenmesi gereken bir filmdir. nereden nereye...
tabi filmin yapım yılına takılıp, aman bu ne yahu diyerek, es geçmeniz de mümkün. e siz kaybedersiniz, benden söylemesi.
ha birde size kötü bir haberim var. film hitler'in de en sevdiği filmmiş. bu da bir başka kara mizah örneği olsa gerek.
herkese iyi seyirler, izlemiş olanlara da selam olsun.
devamını gör...
bir insandan soğumanıza neden olacak şeyler
iki yüzlülük ya. nefret ediyorum nefrett. sana başka ötekine başka davranan insanlar. iğrenç.
bir de yalan söyleyenler. en ufak şey bile olsa, söylemeyin abi. o küçücük yalan tüm her şeyi alıp götürüyor. sinirlendim yine.
bir de yalan söyleyenler. en ufak şey bile olsa, söylemeyin abi. o küçücük yalan tüm her şeyi alıp götürüyor. sinirlendim yine.
devamını gör...
ankara sosyal bilimler üniversitesi
birilerinin ankara'da sosyal bilimlerdeki araştırmaları merkeze alacak bir devlet üniversitesi açalım diyip yakın yıllarda açtığı türkiye'nin ilk ve tek sosyal bilimler üniversitesi.
https://www.asbu.edu.tr/tr
https://www.asbu.edu.tr/tr
devamını gör...
hak ettiği değeri görmeyen yemekler
musakka. adı bile güzel.
devamını gör...
ingiliz aksanını sevdiren insanlar
(bkz: benedict cumberbatch) sırf konuşması için bile saatlerce izleyebilirim
devamını gör...
en sinir bozucu çizgi film karakteri
gargamel.
devamını gör...
çok çalışan kafayı durdurmanın yolları
klasik müzik dinlemek.
t: çok çalışan kafayı durdurmanın yollarının ifade edildiği bir başlık.
t: çok çalışan kafayı durdurmanın yollarının ifade edildiği bir başlık.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük...
ama öyle, uzun zamandır bir araya gelinememiş arkadaşlarla, güzel bir sohbet ortamı oluşacak beklentisiyle yükselerek teşrif ettiğiniz buluşma mekanında, birlikte geçirilen zamanın en az %35'ini instagram postu için müthiş(!) kareler yakalayarak; geri kalan zamanın da en az %42'sini, oturulan mekanın duvardaki lcd ekranında dönen, ortamdaki hiç kimsenin taraftarı olmadığı bir maçı, ilk defa büyü görmüş harry potter gibi hipnotize olunmuş bir alakayla izleyip, bi'de yetmezmiş gibi yarım kulakla sizi dinliyormuş gibi yapan hadsizler ordusuna yarım gününüzü heba etmişsiniz gibi bir günaydın değil elbet...
sizi gördüğüne ne kadar sevindiğini, yüzüne yerleştirdiği o samimi tebessümden,
sizi ne kadar özlediğini size sarılışından, konuşurken temas edişinden, anlattıklarınızı ilgi ile dinlemesinden anladığınız; 'lütfen aç'' ısrarınıza rağmen çalan telefonunu sessize alarak onun için ne kadar kıymetli olduğunuzu size hissettiren kişilerle sıkı bağlar kurmuşsunuz gibi bir günaydın...

(görsel google arama motorundan ''harry potter şaşkın'' şeklinde aratılarak araklanmıştır.)
ama öyle, uzun zamandır bir araya gelinememiş arkadaşlarla, güzel bir sohbet ortamı oluşacak beklentisiyle yükselerek teşrif ettiğiniz buluşma mekanında, birlikte geçirilen zamanın en az %35'ini instagram postu için müthiş(!) kareler yakalayarak; geri kalan zamanın da en az %42'sini, oturulan mekanın duvardaki lcd ekranında dönen, ortamdaki hiç kimsenin taraftarı olmadığı bir maçı, ilk defa büyü görmüş harry potter gibi hipnotize olunmuş bir alakayla izleyip, bi'de yetmezmiş gibi yarım kulakla sizi dinliyormuş gibi yapan hadsizler ordusuna yarım gününüzü heba etmişsiniz gibi bir günaydın değil elbet...
sizi gördüğüne ne kadar sevindiğini, yüzüne yerleştirdiği o samimi tebessümden,
sizi ne kadar özlediğini size sarılışından, konuşurken temas edişinden, anlattıklarınızı ilgi ile dinlemesinden anladığınız; 'lütfen aç'' ısrarınıza rağmen çalan telefonunu sessize alarak onun için ne kadar kıymetli olduğunuzu size hissettiren kişilerle sıkı bağlar kurmuşsunuz gibi bir günaydın...

(görsel google arama motorundan ''harry potter şaşkın'' şeklinde aratılarak araklanmıştır.)
devamını gör...
japon denince akla gelen ilk şey
oldukça kaliteli mühendisler, dünyanın en kalabalık başkenti olan tokyo ve teknoloji aklıma geliyor en başta.
tanım: japonya denilince aklımıza gelenleri paylaştığımız başlıktır.
tanım: japonya denilince aklımıza gelenleri paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...
duyar kasmak
çoğunlukla kötü insanların silahı olan durum. mesela okuldakilere diyorum kopya çekmemeliyiz hakkımız olmayan bir puanı almamamız lazım aldığım cevap 'duyar kasma' oluyor. bazı insanlar o kadar insanlıktan çıkmış ki bu tarz savunmalara girmek çok kolay onlar için.
devamını gör...
saygı duyarsan sana saygı duyulur
saygılı bir insan olursan geri dönüt olarak aynı değeri göreceğini dile getiren cümledir. (bkz: kısasa kısas)
devamını gör...