hemşirelik andı
"yüklenmiş olduğum sorumlulukların bilincinde geliştirdiğim anlayış ve becerilerimle herhangi bir ırk, inanç, renk, siyasal veya sosyal durum ayrımı gözetmeksizin hastalarıma bakacağıma, hayatı korumak, ıstırabı hafifletmek, sağlığı yüceltmek için gerekecek her türlü çabayı göstereceğime,
bakımım altındaki hastaların bütün değer ve dini inançlarına saygı duyacağıma, bana bireylerle ilgili olarak verilen tüm bilgileri saklayacağıma , hayatı ya da sağlığı tehdit edebilecek her türlü girişimden sakınacağıma,
mesleki bilgi ve becerilerimi en üst düzeyde tutmaya çalışacağıma, sağlık ekibinin bütün üyeleri ile işbirliği yapacağıma ve onları destekleyeceğime,
bunların, tümünü yaparken, uluslar arası hemşirelik ahlak yasasını onurunu korumak için gerekecek bütün çabaları sarf edeceğime ve hemşireliğin bütünlüğünü koruyacağıma and içerim."
bakımım altındaki hastaların bütün değer ve dini inançlarına saygı duyacağıma, bana bireylerle ilgili olarak verilen tüm bilgileri saklayacağıma , hayatı ya da sağlığı tehdit edebilecek her türlü girişimden sakınacağıma,
mesleki bilgi ve becerilerimi en üst düzeyde tutmaya çalışacağıma, sağlık ekibinin bütün üyeleri ile işbirliği yapacağıma ve onları destekleyeceğime,
bunların, tümünü yaparken, uluslar arası hemşirelik ahlak yasasını onurunu korumak için gerekecek bütün çabaları sarf edeceğime ve hemşireliğin bütünlüğünü koruyacağıma and içerim."
devamını gör...
pirinç boğa
antik yunanın antika uygulamalarından birisidir diyebiliriz zira uygulamayı bulan hergele atinalı. adam hiç üşenmemiş bu cezanın uygulanması için suçlulara özel pirinçten bir boğa yapmış. mevzu şöyle işliyor; suçluyu bunun içerisine bir güzel yerleştiriyorsun, altını kısık ateşte yakıyorsun, ateş harlandıkça içerideki suçlu kıvama geliyor ve yandım anam diye böğürmeye başlıyor. bu böğüme dışarıya kızgın bir boğanın inlemesi gibi aksediyor. idamı izleyenler de boğanın kızgın sesini duydukça aşka geliyor ve zevkten çığlık çığlığa bağırıyorlar.
bu manyaklığa imza atan adamın adı ise perilaus! yani hangi akla hizmet insan böyle bir şey tasarlar ki? adamın beyin kıvrımlarında nasıl bir psikopatlık dolaştığını merak etmiyor değilim. bir de bu manyak yaptığı pirinç boğayı dönemin bir başka kalifiye manyağı sicilyalı tiran phalaris'e götürüyor ve şöyle diyor;
''ey phalaris, bir adamı cezalandırmak istersen, onu boğanın arasına kapat ve altına ateş yak, iniltileriyle boğanın böğürdüğü sanılacak ve acı çığlıkları burun deliklerindeki borulardan geçerken size zevk verecek. ''
ha bu sözleri söylemiş midir? söylememiş midir? bilemem ama tarihçi diodorus siculus'un iddiası bu yönde. ben şahsen kendisine inanıyorum. böyle bir tasarıma imza atan adam, bu sözleri aşk ile şevk ile söylemiştir. hatta mevzuyu tirana tutku ile anlatmıştır. eh sen mevzuyu böyle anlatırsan, karşındaki manyakta bunlardan etkilenir tabi. bu iki manyağın sohbetleri sonucunda phlaris boğayı yerinde incelemek istemiş ve perilaus'tan ufak bir gösteri talep etmiştir. ''hele bir geç şu boğanın içine de, duyalım o kadar övdüğün şu sesleri!'' demek suretiyle bizim manyağın aklını almıştır. phlaris'in o anki yüz ifadesini cidden merak ediyorum. millet yansın, çığlık çığlığa bağırsın, ben de zevk alayım diye boğa tasarla, sonra ilk denek sen ol. kalbine inmiş olmalı. vallahi orada olsam, anadolu usulü okkalı bir ''oh olsun!'' çekerdim şeref yoksunu hergeleye! şak sesi de, tüm saray efradı tarafından duyulurdu! ava giderken avlanan perilaus, topuklarını mabadına vura vura bir güzel girmiş pirinç boğanın içerisine, boğa'ya dublaj yapmış. netice olarak mekanizmanın mucidi kendisi, ne de güzel böğürtmüştür o boğayı(!) tabi sonrası daha dramatik olmuş bizim psikopat için zira tiran bunu tam kıvama gelmeden boğanın içerisinden çıkartmış. sanırım az pişmiş bir kıvamda falan çıkmış olmalı boğadan. o anda kesin paçayı kurtardık diye düşünmüştür. ama umduğu gibi olmamış, halla hop tereyağlı ballı ekmek nidaları eşliğinde, bunu güzelce paket yapıp atmışlar uçurumdan aşağı. insan kiminle muhatap olacağını iyi bilmeli sonra adama öyle bir eşek şakası yapıyorlar ki geri dönüşü de olmuyor...
neyse efendim mucit ölü ama tasarım aktif. artık bu şekilde kaç cana kıyıldı bilinmez. lakin içimizi soğutan tek şey; bu iki manyağın da pirinç boğanın tadına bakmış olması. manyak tiran da almış boğadan nasibini. tahttan indirildiği zaman kahkahalar atarak izlediği gösterilerin öznesi olup, çığlıklar atarak ölmüş. bu hikaye de burada bitmiş.
boğa da şöyle bir şey;

bu manyaklığa imza atan adamın adı ise perilaus! yani hangi akla hizmet insan böyle bir şey tasarlar ki? adamın beyin kıvrımlarında nasıl bir psikopatlık dolaştığını merak etmiyor değilim. bir de bu manyak yaptığı pirinç boğayı dönemin bir başka kalifiye manyağı sicilyalı tiran phalaris'e götürüyor ve şöyle diyor;
''ey phalaris, bir adamı cezalandırmak istersen, onu boğanın arasına kapat ve altına ateş yak, iniltileriyle boğanın böğürdüğü sanılacak ve acı çığlıkları burun deliklerindeki borulardan geçerken size zevk verecek. ''
ha bu sözleri söylemiş midir? söylememiş midir? bilemem ama tarihçi diodorus siculus'un iddiası bu yönde. ben şahsen kendisine inanıyorum. böyle bir tasarıma imza atan adam, bu sözleri aşk ile şevk ile söylemiştir. hatta mevzuyu tirana tutku ile anlatmıştır. eh sen mevzuyu böyle anlatırsan, karşındaki manyakta bunlardan etkilenir tabi. bu iki manyağın sohbetleri sonucunda phlaris boğayı yerinde incelemek istemiş ve perilaus'tan ufak bir gösteri talep etmiştir. ''hele bir geç şu boğanın içine de, duyalım o kadar övdüğün şu sesleri!'' demek suretiyle bizim manyağın aklını almıştır. phlaris'in o anki yüz ifadesini cidden merak ediyorum. millet yansın, çığlık çığlığa bağırsın, ben de zevk alayım diye boğa tasarla, sonra ilk denek sen ol. kalbine inmiş olmalı. vallahi orada olsam, anadolu usulü okkalı bir ''oh olsun!'' çekerdim şeref yoksunu hergeleye! şak sesi de, tüm saray efradı tarafından duyulurdu! ava giderken avlanan perilaus, topuklarını mabadına vura vura bir güzel girmiş pirinç boğanın içerisine, boğa'ya dublaj yapmış. netice olarak mekanizmanın mucidi kendisi, ne de güzel böğürtmüştür o boğayı(!) tabi sonrası daha dramatik olmuş bizim psikopat için zira tiran bunu tam kıvama gelmeden boğanın içerisinden çıkartmış. sanırım az pişmiş bir kıvamda falan çıkmış olmalı boğadan. o anda kesin paçayı kurtardık diye düşünmüştür. ama umduğu gibi olmamış, halla hop tereyağlı ballı ekmek nidaları eşliğinde, bunu güzelce paket yapıp atmışlar uçurumdan aşağı. insan kiminle muhatap olacağını iyi bilmeli sonra adama öyle bir eşek şakası yapıyorlar ki geri dönüşü de olmuyor...
neyse efendim mucit ölü ama tasarım aktif. artık bu şekilde kaç cana kıyıldı bilinmez. lakin içimizi soğutan tek şey; bu iki manyağın da pirinç boğanın tadına bakmış olması. manyak tiran da almış boğadan nasibini. tahttan indirildiği zaman kahkahalar atarak izlediği gösterilerin öznesi olup, çığlıklar atarak ölmüş. bu hikaye de burada bitmiş.
boğa da şöyle bir şey;

devamını gör...
evde sütyen takmıyorum
sözlük trollerinin hepsi bir başlık altında toplanacak olsaydı o başlık bu olurdu.
devamını gör...
gece gündüz
öğrencilerin dikkatini güçlendirmek ve uyarılara doğru tepkiler vermesini sağlamak amaçlı sınıf içi bir oyundur.
devamını gör...
normal sözlük'te moderatörler seçimle belirlensin kampanyası
bir yerde sistem olur , sistem de kişiler üzerine kurulmaz .
sistemi kurarsın, kişiler buna uyar veya uymaz. moderator de bu durumu kontrol eder .
yani x moderatore farklı, y moderatöre farklı davranma , hareket etme , karar verme inisiyatifi bırakmazsın.
bu durumda moderatörün kim olduğunun önemi kalmaz .
aslolan sistemdir, kurallar bütünüdür, kişiler değil.
henüz yeni olmasına rağmen, moderatörlerle birebir sorun yaşayan kişi sayısının fazlalığı da bu kuralsızlıktan , sistemsizlikten kaynaklanmaktadır. ( sorun yaşayanlardan biri de benim , yaşadığım sorunla ilgili oldukça açıklayıcı bir başlığı da bu gece açarak, özellikle bu konuya dikkat çektim. (#107013) .
sistemi kurarsın, kişiler buna uyar veya uymaz. moderator de bu durumu kontrol eder .
yani x moderatore farklı, y moderatöre farklı davranma , hareket etme , karar verme inisiyatifi bırakmazsın.
bu durumda moderatörün kim olduğunun önemi kalmaz .
aslolan sistemdir, kurallar bütünüdür, kişiler değil.
henüz yeni olmasına rağmen, moderatörlerle birebir sorun yaşayan kişi sayısının fazlalığı da bu kuralsızlıktan , sistemsizlikten kaynaklanmaktadır. ( sorun yaşayanlardan biri de benim , yaşadığım sorunla ilgili oldukça açıklayıcı bir başlığı da bu gece açarak, özellikle bu konuya dikkat çektim. (#107013) .
devamını gör...
death stranding
metal gear solid hatrına kredisi bende asla bitmeyen - bitemeyen hidea kojima'nın attığı ikinci kazık. ilkini zaten the phantom pain'de atmıştı yine de o zamanlar bir takım aksaklıklardı aman oyun tamamlanamamıştı derken oynayıp kenara bıraktık ama senin şarap çanağına tüküreyim be kojima, bu nedir? herkesin uyduruk bir plot twist yüzünden övdüğü o vasat senaryo bile değil derdim. oyunu oynayamıyoruz ki!? zor olduğu için değil kojima abimiz oynatmadığı için. tam kendimi kaptırmışım çat diye araya sinematik giriyor ve 300 yıl sürüyor her biri. bir oyunun nasıl %80'i sadece izlemek üzerine olur? başlarım senin cutscene sevdana ama kojima. hayır belli ki kojima abimiz film çekmek istemiş ama derdini 2 saatlik bir filmde anlatabileceğini düşünmediğinden oyun diye yutturmaya çalışıyor bize. tamam kimsenin savaş sekansları bol bir oyun oynama beklentisi yoktu, oyun bildiğimiz kargo simülasyonu zaten ama 'ya biz aslında çok felsefi bir mesaj veriyoruz' adı altında oynanış süresi bu kadar uzun bir oyunda dandik bir senaryoyu uzattıkça uzatırsan ve bunu en fazla bir küvet derinliğinde olsa bile 'derin' bir senaryo diye yutturmaya çalışırsan adama gülerler. hayır sen ki oyun dünyasının en kaliteli ve yenilikçi senaryolarının altında mutlaka imzası olan bir adamsın ve sony eline muhteşem bir özgürlük alanı veriyor... gerçekten bu mudur yani sonuç?
şimdi burada ama görsellik diye ağlayacak arkadaşlar olacaktır, pencereden aşağı atarım hocam sizi. horizon zero dawn oyna abi hatta adamlara o da yetmedi şimdi canavar gibi bir oyunla -horizon forbidden west- devam ediyorlar yola. aynı oyun motoru* zaten. oyunun grafikleri kötü değil aksine şiir gibi ama kurtarmaya yetmiyor. hatta aslında ana hikaye de kötü değil gayet ortalama bir hikaye ama mesele oyunun kendi hikayesini çok ciddiye alıp çok derin sanıyor olması. 90. dakikada gelen gol gibi güzel bir son ile oyunu nihayete erdirmek 100 saat mısırlı köle gibi oradan oraya aptal aptal yan görevler yaptırmanın rahatsızlığını gidermiyor. diğer oyuncularla yapılar sayesinde etkileşimde olabilmek güzel bir düşünceydi ama işlevselliği oyun içinde çok düşük tutulmuştu. gerçekten ekstra bir gereklilik ve fayda sağlamış olsa oyunu en kötü bir segment üste çıkarırdı. yine de sam abimizin bana çok benzeyen antisosyalliği oyuna biraz ısınmamı sağladı yalan yok ama parasına değen bir oyun mu? asla değil. gidip bir film izleyin sinemada çok daha verimli olur. ha zaten 400 tl gibi bir fiyat ile piyasaya girip şimdilerde 90 civarlarında dolaşmasından belli zaten oyunun beklentileri çok karşılamadığı. ühü ama siz oynanıştaki derinliği anlayamamışsınız diye ağlayan arkadaşlar olacaktır, takılmayınız. biz de zaten vur kır parçala mantığı ile oynamadık oyunu ama teknik hatalar, senaryodaki mantık hataları, oynanış yetersizliği gibi pek çok faktör oyunun kendi ipini çekmesine gayet yeter. ha gerçi kojima yeni bir oyun duyurduğu an sazan gibi atlar mıyım yine? kesinlikle atlarım. bu adamın bendeki kredisi metal gear serisini harcadığında bitmediyse daha da bitmez zaten.
şimdi burada ama görsellik diye ağlayacak arkadaşlar olacaktır, pencereden aşağı atarım hocam sizi. horizon zero dawn oyna abi hatta adamlara o da yetmedi şimdi canavar gibi bir oyunla -horizon forbidden west- devam ediyorlar yola. aynı oyun motoru* zaten. oyunun grafikleri kötü değil aksine şiir gibi ama kurtarmaya yetmiyor. hatta aslında ana hikaye de kötü değil gayet ortalama bir hikaye ama mesele oyunun kendi hikayesini çok ciddiye alıp çok derin sanıyor olması. 90. dakikada gelen gol gibi güzel bir son ile oyunu nihayete erdirmek 100 saat mısırlı köle gibi oradan oraya aptal aptal yan görevler yaptırmanın rahatsızlığını gidermiyor. diğer oyuncularla yapılar sayesinde etkileşimde olabilmek güzel bir düşünceydi ama işlevselliği oyun içinde çok düşük tutulmuştu. gerçekten ekstra bir gereklilik ve fayda sağlamış olsa oyunu en kötü bir segment üste çıkarırdı. yine de sam abimizin bana çok benzeyen antisosyalliği oyuna biraz ısınmamı sağladı yalan yok ama parasına değen bir oyun mu? asla değil. gidip bir film izleyin sinemada çok daha verimli olur. ha zaten 400 tl gibi bir fiyat ile piyasaya girip şimdilerde 90 civarlarında dolaşmasından belli zaten oyunun beklentileri çok karşılamadığı. ühü ama siz oynanıştaki derinliği anlayamamışsınız diye ağlayan arkadaşlar olacaktır, takılmayınız. biz de zaten vur kır parçala mantığı ile oynamadık oyunu ama teknik hatalar, senaryodaki mantık hataları, oynanış yetersizliği gibi pek çok faktör oyunun kendi ipini çekmesine gayet yeter. ha gerçi kojima yeni bir oyun duyurduğu an sazan gibi atlar mıyım yine? kesinlikle atlarım. bu adamın bendeki kredisi metal gear serisini harcadığında bitmediyse daha da bitmez zaten.
devamını gör...
anormal olan ama normal görünen şeyler
yaya geçidinde yaya öncelik verilmemesi. daha da anormali yayanın yol veren sürücüye teşekkür etmesi. durmaması kabahatken durduğu için minnet etmek.
bilemiyorum altan bilmiyorum
bilemiyorum altan bilmiyorum
devamını gör...
meriçlerle uğraşmaya son vermem
(bkz: bundan bize ne olması)
devamını gör...
adana
gta serisindeki vice city'nin gerçek dünyadaki versiyonudur.
sıcaktan bunalıp da güneşe ateş eden insanlarla karşılaşabilirsiniz.
swh.
sıcaktan bunalıp da güneşe ateş eden insanlarla karşılaşabilirsiniz.
swh.
devamını gör...
çocukluk dönemi sanrıları
ben denizlerin, mavi oluşunu mürekkep balığına bağlar dım ,ahtapotlar mürekkepleri ni denize boşaltıyor deniz ondan mas mavi oluyor,zannederdim.
devamını gör...
sözlüğün medar-ı iftiharı kadın yazarlarımız
başlığı açan yazarım,
benden çok yaşayacan. *
bende ha böle bir başlık hayal ediyordum.
sağ olalım var olalım biz.
hepinizi çooook ama çok seviyorummmm.
bütün kızlar toplanalım o vakit.
benden çok yaşayacan. *
bende ha böle bir başlık hayal ediyordum.
sağ olalım var olalım biz.
hepinizi çooook ama çok seviyorummmm.
bütün kızlar toplanalım o vakit.
devamını gör...
giresun yöresel ağzı
andıra gal(a)sın: yerin dibine geçesin
pezük: pazı
kara lastik: lastik ayakkabı
gavsuk/gavsak: çotanak (fındığın yeşil kabuğu)
gerebi, gelberi: tırmık
ekinci: giresun'un güneyinde yaşayanlar
sırgan: ısırgan otu
şelek: sırta asılan sepet
haccak: güzel
haçan: ne çabuk
diyelmek: ayakta durmak
kemcuk ağızlı: eğri (yamuk) ağızlı
poğul/poğol: mısır
bıldır: geçen yıl
cember: başörtü
napin, niyapin: ne yapıyorsun
çimmek: duş almak, yıkanmak
cücük: civciv
terek: raf
pancar: karalahana
deeyda: şurada
gabukluk: bodrum
ımuk: sıcak -ılıktan bir tık daha sıcak.
gene: biçim/şekil belirtme. -taş gene bir şey.
zatıberi: eskiden beri.
gibi bir çok şiveleri içerir.
daha fazlası için: www.ismailbeylikoyu.com/yor...
pezük: pazı
kara lastik: lastik ayakkabı
gavsuk/gavsak: çotanak (fındığın yeşil kabuğu)
gerebi, gelberi: tırmık
ekinci: giresun'un güneyinde yaşayanlar
sırgan: ısırgan otu
şelek: sırta asılan sepet
haccak: güzel
haçan: ne çabuk
diyelmek: ayakta durmak
kemcuk ağızlı: eğri (yamuk) ağızlı
poğul/poğol: mısır
bıldır: geçen yıl
cember: başörtü
napin, niyapin: ne yapıyorsun
çimmek: duş almak, yıkanmak
cücük: civciv
terek: raf
pancar: karalahana
deeyda: şurada
gabukluk: bodrum
ımuk: sıcak -ılıktan bir tık daha sıcak.
gene: biçim/şekil belirtme. -taş gene bir şey.
zatıberi: eskiden beri.
gibi bir çok şiveleri içerir.
daha fazlası için: www.ismailbeylikoyu.com/yor...
devamını gör...
dewey onlu sınıflandırma sistemi
(bkz: dewey decimal system)
halk kütüphanelerinin kitapları sınıflandırması ve yerleştirmesi için uyması gereken sistemdir.
ana başlıklar 000, 100, 200,.. diye gruplandırılır. bu ana başlıklara ait olan alt başlıklara da kendi ana başlığının basamağıyla senkronize numaralar verilir.
örneğin, kuzey amerika’da eskimo-aleut yerlilerinin tarihiyle ilgili bir kitap arıyorsanız, öncelikle tarih ve coğrafya ana başlığı olan 900 numaralı sıraya ulaşmalısınız. burada, alt başlıklarda 970 no’lu “kuzey amerika’nın tarihi” adlı başlıkta istediğiniz kitaba ulaşmanız mümkün.
halk kütüphanelerinin kitapları sınıflandırması ve yerleştirmesi için uyması gereken sistemdir.
ana başlıklar 000, 100, 200,.. diye gruplandırılır. bu ana başlıklara ait olan alt başlıklara da kendi ana başlığının basamağıyla senkronize numaralar verilir.
örneğin, kuzey amerika’da eskimo-aleut yerlilerinin tarihiyle ilgili bir kitap arıyorsanız, öncelikle tarih ve coğrafya ana başlığı olan 900 numaralı sıraya ulaşmalısınız. burada, alt başlıklarda 970 no’lu “kuzey amerika’nın tarihi” adlı başlıkta istediğiniz kitaba ulaşmanız mümkün.
devamını gör...
takipten çıkan takipçi
kim o biraz önce ellerimin arasından kayıp giden... geçenlerde bi tane daha olmuştu... kim o nolur söylesin hemen engelleyeyim. aşk olsun be ne istediniz de vermedik. o kadar da ruhu güzel insanların ortak özellikleri başlığına takipçilerim yazdım...
devamını gör...
prenses_aurora
bu yazarın yazılarını seviyorum. bazen tam o anki ruh halime karşılık gelen bir şiir paylaşıyor sonra beni kendime getiriyor. yazmaya devam ediniz efenimm. keyifli sözlükleerrr.*
devamını gör...
donundan mendil yapan akp’li dayının siz de yapın yokluk çekmeyin demesi
arkadaşlar video bu..
akp’li dayının trajikomik videosu
“bu hükümete ben kellemi veririm.” derecesinde sorgulamıyor.
izlerken sinirden gülebilirsiniz, aklı kullanmanın ne kadar önemli bir potansiyel davranış olduğunu fark edebilirsiniz.
nasıl beyni yıkanmışsa artık
1800₺ maaşın hayli yettiğini çocuk okutup 350₺ kira ödediğini,
12 yıllık kazak 20 yıllık pantolon giyip sen de böyle yapacaksın ne gereği var demesi,
donundan atletinden yırttığı şeyle mendil yapıp (kim bilir ne kadar bakteri vardır.)
bununla övünen bir adet itaatkar akp’ye biat eden koyun bir dayıdır.
ülkede hukuk yok. adalet yok. torpil var.
kadına şiddeti caydıran önlemli (bkz: istanbul sözleşmesi) nedir?
halktan o kadar destek görmesine rağmen bir gece yarısı tek bir adamın emriyle feshedilmesi..
ülkede kadın, çocuk, hayvan, ağaç olmak; ezilmenin, hor görülmenin, mal olarak görülmenin, öldürülmenin en kolay yolu.
ataerkil zihniyetle bazı anneler(!) tarafından yetiştirilen erkeklerin(bkz: oğlum amcana göstersene. kızını dövmeyen dizini döver. kol kırılır yen içinde kalır.)
benim dediğim olmalı sadece benim egom tatmin olmalı, her dediğimi yapıp bana itaat etmeli cinsel ilişkiye kocası istediği zaman girmezse bu günahtır dine uymaz haindir fetöcüdür.
tek işi yemek bulaşık temizlik mutfak robotluğu ve kocasının istekleri yerine getirmek olan kadın
benim sözüme karşı gelirse yaşamasının ne anlamı var? ‘zihniyetinde’ olan erkeklerin öldürdüğü kadınlar, kadınlarımız..
1 yılda türkiyede 500ü aşkın kadın öldürüldü.
kadınlar gününde 8 martta bile öldürüldü taciz edildi şiddete uğradı.
katiller nerde? cezalarını çektiler mi?
ders aldılar mı? yoksa neredeyse hepsi serbest mi?
serbestler değil mi?(bkz: ümitcan uygun)
ülkede hukukun olamadığının bir diğer örneği daha.
eğitim yok. öğrenme yok. gelişme yok.ezber var.
(fetö dönemi ne kadar soruların çalındığını ve kendi adamlarını istediği dereceye yerleştirdiklerini internetten bakabilirisiniz.)
yenilik yok. üretim yok. tüketim çok var hatsafada zaten
50 binlik arabayı 200 bine satmak, ötv vergileri..
gerçek fiyatının hep bilmem kaç katı fiyatına satılan çoğu şey.
para kaçakçılığı kendi adamlarına inşaat yerlerine hep o 5 firmaya ihale vermek
sadece kendi adamlarını zengin etmek.
düzgün olan yolu bozmak ranta açmak.
ülkeyi satmak ülkenin doğal güzelliklerini kaz dağını vs vs vs..diğer ülkelerde olmayan güzellikleri özellikle katarlara ve diğerlerine satmak hemde onlara göre çok ucuz meblağlara.
tarıma destek vermemek kendi tuzum kuru olsun başka hiçbir şey umrumda değil düşüncesi.
yüksel ithalat dışardan alma oranı ve yerlerde olan ihracat oranı dışarıya mal satımı.
sarayım 1500 odalı onun günlük masrafları zaten 1 milyon karımın da çantası 140 bin dolarlık hermes çanta ama müslümanlar zor zamanlarda sabredenlerdir o yüzden sabredin diyen
bu yılda yeni 48 makam aracı (mercedes yine galiba) alıp 2 yeni saray yaptıracak biri kışlık bir yazlık olucak bak çok önemli ülkenin en büyük ihtiyacı!
türk dizilerinin hepsinin aşk üçgeninde ve aynı mantıkla döndüğü genelde çoğunu koredeki dizilerden ya da amerika dizilerinin senaryolarından arak copy paste 18 dizi var bildiğim yabancılardan gavur dediğiniz kişilerden uyarlanmış.
dikkat çekmek istediğim şey: türk dizilerin hepsinde kadına şiddetin normal olduğu onu ezmek gerektiği sübliminal olarak işleniyor
toplum normu haline getiriliyor.
sanki normal bir şeymiş ve bu olabilirmiş gibi.
(bkz: sen anlat karadeniz, zorla evlendirilen zorla tecavüz edilen başka biriyle göz teması kurduğu için parmakları kırılan kadının reyring rekorları kırdığı dizi)
(bkz: masumiyet, daha 18 yaşındayken yasak ilişki yaşayıp hamile kalıp zengin iş adamı onu istemeyince şiddet uygulayıp bebeğini düşürmesine rağmen hala adamın peşinden koşan kadın. bu da çok izleniyor)
(bkz: sadakatsiz, doktor karısını aldatan adamın normal bir şeymiş gibi yine eski karısına asılması her gün 3 ününde birbiriyle içli dışlı olması entrikalar dedikodular gereksiz havalanmalar bir sürü mantık hatası ve metres kızın hikayesinin malum partinin yaşamını ve görüşlerini iyi yansıttığını düşünüyorum.)
19 yılda ülke 50 yıl geriye gitti.
bunun hesabını kim ödeyecek?
bunca geleceği mahvetmenin hesabını kim verecek?
kuran okuyor eşinin başı kapalı siyasal islamcı diye oy verdiğiniz adeta taptığınız adam islama gerçekten inansaydı o kadar kul hakkı yer miydi?
17 aralık kaç yıl önce çalma olayları sızdı bilal paralı aldın mı konuşmalar..
bilmem kaç lüks uçağı var ithal olarak alınmış
fetöyle dini tarikatla kurulan bağlantılar beyni yıkanan çocuklar imamların küçücük erkek çocuklarına bile tecavüz etmesi
berat albayrak 128 milyar dolar kaçırılması yabancı bankalarda saklanması
instagramdan istifa eden maliye bakanı..
muhammed alinin amerikada evinin dublex havuzlu villanın kaç milyon dolarlık birkaç ay önce alınması,
yurt dışında yapılan aşırı lüks toplu tatiller.
hiçbir iş yapmazken 4 yerden maaş alan ilkokul mezunu ama üni mezunu iddia eden yobaz çomar dinci biatçı kesim..
lebableb kongrelerinde erdoğanın ‘soğuk virüsü öldürüyormuş’ ciddi şekilde dediği herkesi güldürdüğü batıl saçma düşünce
milletin erdoğan love tshirtüni giyip birbiriyle dip dibe girip kongre otobüslerinde ickili eğlence yapan yurdun dört bir yerinden giden insanlar.
ama okulları açmayan kafelere insanlara hep gereksiz yere yüksek ceza kesen polisler(!)
dışarıda para çeken maskesi hafif burnuna gelen babasını gören poliselerin kızına, babana söyle 900₺ daha çeksin demesi iki yüzlü egolu polis denen şahıslar
ki ailenin durumu her halinden kıyafetinden anlaşılıyor. ve bunun gibi bir sürü öylesine kesilmiş fakir kesime yüksek meblağlı cezalar..
ama akp lebaleb ve diğer olağan kongrelerinde ve
o torpilli insanların yapılan şaşalı gösterişli düğünlerinde bir tane cezaya rastlayamazsınız.
kongre çıkışı çoğu kongre üyelerinin corona olması sonucu yine sokağa çıkma yasağı gelmesi.
milletin düzgünce balkon haricinde belli saatlerde çıkıp hava alabileceği zamanlarının da elinden alınması.
kürşat ayvatoğlununun lüks arabasında kokain çekip (çok yüksek maliyetli bir uyuşturucu)
ben pudra çekiyordum demesi (çocuk kandırıyo sanırım)
sonradan ağlayıp arkadaş kurbanıyım diye özür dilemesi.
bitmeyen yolsuzluklar rantlar alınan onca kul hakkı..
türk halkını bunca olan şeye sesini çıkarmaması.
bana ne ben mi değiştircem demesi.
umutsuzluk fakirlik yokluk ..
bunlar bir imtihan deyip
allah hangi kulunu daha çok severse ona daha çok zorluk daha çok imtihan verir.
müslüman sabredendir.
allah bana dayanamayacağım yükü vermez ilkesiyle..
kemiğine kadar sömürülen türk halkı..
yani ben yani sen hepimiz..
ne zaman gözünüzü açacaksızın,
size verilen aklı kullanacaksınız?
koyun gibi boyun eğmek hoşunuza mı gidiyor?
(arkadaşlar çok dolmuşum umarım sizi de yaşanananlarla sıkmamışımdır.
yorumlarınızı ve düşüncelerinizi çok merak ediyorum lütfennn alta yazın.)
hoşçakalın.
akp’li dayının trajikomik videosu
“bu hükümete ben kellemi veririm.” derecesinde sorgulamıyor.
izlerken sinirden gülebilirsiniz, aklı kullanmanın ne kadar önemli bir potansiyel davranış olduğunu fark edebilirsiniz.
nasıl beyni yıkanmışsa artık
1800₺ maaşın hayli yettiğini çocuk okutup 350₺ kira ödediğini,
12 yıllık kazak 20 yıllık pantolon giyip sen de böyle yapacaksın ne gereği var demesi,
donundan atletinden yırttığı şeyle mendil yapıp (kim bilir ne kadar bakteri vardır.)
bununla övünen bir adet itaatkar akp’ye biat eden koyun bir dayıdır.
ülkede hukuk yok. adalet yok. torpil var.
kadına şiddeti caydıran önlemli (bkz: istanbul sözleşmesi) nedir?
halktan o kadar destek görmesine rağmen bir gece yarısı tek bir adamın emriyle feshedilmesi..
ülkede kadın, çocuk, hayvan, ağaç olmak; ezilmenin, hor görülmenin, mal olarak görülmenin, öldürülmenin en kolay yolu.
ataerkil zihniyetle bazı anneler(!) tarafından yetiştirilen erkeklerin(bkz: oğlum amcana göstersene. kızını dövmeyen dizini döver. kol kırılır yen içinde kalır.)
benim dediğim olmalı sadece benim egom tatmin olmalı, her dediğimi yapıp bana itaat etmeli cinsel ilişkiye kocası istediği zaman girmezse bu günahtır dine uymaz haindir fetöcüdür.
tek işi yemek bulaşık temizlik mutfak robotluğu ve kocasının istekleri yerine getirmek olan kadın
benim sözüme karşı gelirse yaşamasının ne anlamı var? ‘zihniyetinde’ olan erkeklerin öldürdüğü kadınlar, kadınlarımız..
1 yılda türkiyede 500ü aşkın kadın öldürüldü.
kadınlar gününde 8 martta bile öldürüldü taciz edildi şiddete uğradı.
katiller nerde? cezalarını çektiler mi?
ders aldılar mı? yoksa neredeyse hepsi serbest mi?
serbestler değil mi?(bkz: ümitcan uygun)
ülkede hukukun olamadığının bir diğer örneği daha.
eğitim yok. öğrenme yok. gelişme yok.ezber var.
(fetö dönemi ne kadar soruların çalındığını ve kendi adamlarını istediği dereceye yerleştirdiklerini internetten bakabilirisiniz.)
yenilik yok. üretim yok. tüketim çok var hatsafada zaten
50 binlik arabayı 200 bine satmak, ötv vergileri..
gerçek fiyatının hep bilmem kaç katı fiyatına satılan çoğu şey.
para kaçakçılığı kendi adamlarına inşaat yerlerine hep o 5 firmaya ihale vermek
sadece kendi adamlarını zengin etmek.
düzgün olan yolu bozmak ranta açmak.
ülkeyi satmak ülkenin doğal güzelliklerini kaz dağını vs vs vs..diğer ülkelerde olmayan güzellikleri özellikle katarlara ve diğerlerine satmak hemde onlara göre çok ucuz meblağlara.
tarıma destek vermemek kendi tuzum kuru olsun başka hiçbir şey umrumda değil düşüncesi.
yüksel ithalat dışardan alma oranı ve yerlerde olan ihracat oranı dışarıya mal satımı.
sarayım 1500 odalı onun günlük masrafları zaten 1 milyon karımın da çantası 140 bin dolarlık hermes çanta ama müslümanlar zor zamanlarda sabredenlerdir o yüzden sabredin diyen
bu yılda yeni 48 makam aracı (mercedes yine galiba) alıp 2 yeni saray yaptıracak biri kışlık bir yazlık olucak bak çok önemli ülkenin en büyük ihtiyacı!
türk dizilerinin hepsinin aşk üçgeninde ve aynı mantıkla döndüğü genelde çoğunu koredeki dizilerden ya da amerika dizilerinin senaryolarından arak copy paste 18 dizi var bildiğim yabancılardan gavur dediğiniz kişilerden uyarlanmış.
dikkat çekmek istediğim şey: türk dizilerin hepsinde kadına şiddetin normal olduğu onu ezmek gerektiği sübliminal olarak işleniyor
toplum normu haline getiriliyor.
sanki normal bir şeymiş ve bu olabilirmiş gibi.
(bkz: sen anlat karadeniz, zorla evlendirilen zorla tecavüz edilen başka biriyle göz teması kurduğu için parmakları kırılan kadının reyring rekorları kırdığı dizi)
(bkz: masumiyet, daha 18 yaşındayken yasak ilişki yaşayıp hamile kalıp zengin iş adamı onu istemeyince şiddet uygulayıp bebeğini düşürmesine rağmen hala adamın peşinden koşan kadın. bu da çok izleniyor)
(bkz: sadakatsiz, doktor karısını aldatan adamın normal bir şeymiş gibi yine eski karısına asılması her gün 3 ününde birbiriyle içli dışlı olması entrikalar dedikodular gereksiz havalanmalar bir sürü mantık hatası ve metres kızın hikayesinin malum partinin yaşamını ve görüşlerini iyi yansıttığını düşünüyorum.)
19 yılda ülke 50 yıl geriye gitti.
bunun hesabını kim ödeyecek?
bunca geleceği mahvetmenin hesabını kim verecek?
kuran okuyor eşinin başı kapalı siyasal islamcı diye oy verdiğiniz adeta taptığınız adam islama gerçekten inansaydı o kadar kul hakkı yer miydi?
17 aralık kaç yıl önce çalma olayları sızdı bilal paralı aldın mı konuşmalar..
bilmem kaç lüks uçağı var ithal olarak alınmış
fetöyle dini tarikatla kurulan bağlantılar beyni yıkanan çocuklar imamların küçücük erkek çocuklarına bile tecavüz etmesi
berat albayrak 128 milyar dolar kaçırılması yabancı bankalarda saklanması
instagramdan istifa eden maliye bakanı..
muhammed alinin amerikada evinin dublex havuzlu villanın kaç milyon dolarlık birkaç ay önce alınması,
yurt dışında yapılan aşırı lüks toplu tatiller.
hiçbir iş yapmazken 4 yerden maaş alan ilkokul mezunu ama üni mezunu iddia eden yobaz çomar dinci biatçı kesim..
lebableb kongrelerinde erdoğanın ‘soğuk virüsü öldürüyormuş’ ciddi şekilde dediği herkesi güldürdüğü batıl saçma düşünce
milletin erdoğan love tshirtüni giyip birbiriyle dip dibe girip kongre otobüslerinde ickili eğlence yapan yurdun dört bir yerinden giden insanlar.
ama okulları açmayan kafelere insanlara hep gereksiz yere yüksek ceza kesen polisler(!)
dışarıda para çeken maskesi hafif burnuna gelen babasını gören poliselerin kızına, babana söyle 900₺ daha çeksin demesi iki yüzlü egolu polis denen şahıslar
ki ailenin durumu her halinden kıyafetinden anlaşılıyor. ve bunun gibi bir sürü öylesine kesilmiş fakir kesime yüksek meblağlı cezalar..
ama akp lebaleb ve diğer olağan kongrelerinde ve
o torpilli insanların yapılan şaşalı gösterişli düğünlerinde bir tane cezaya rastlayamazsınız.
kongre çıkışı çoğu kongre üyelerinin corona olması sonucu yine sokağa çıkma yasağı gelmesi.
milletin düzgünce balkon haricinde belli saatlerde çıkıp hava alabileceği zamanlarının da elinden alınması.
kürşat ayvatoğlununun lüks arabasında kokain çekip (çok yüksek maliyetli bir uyuşturucu)
ben pudra çekiyordum demesi (çocuk kandırıyo sanırım)
sonradan ağlayıp arkadaş kurbanıyım diye özür dilemesi.
bitmeyen yolsuzluklar rantlar alınan onca kul hakkı..
türk halkını bunca olan şeye sesini çıkarmaması.
bana ne ben mi değiştircem demesi.
umutsuzluk fakirlik yokluk ..
bunlar bir imtihan deyip
allah hangi kulunu daha çok severse ona daha çok zorluk daha çok imtihan verir.
müslüman sabredendir.
allah bana dayanamayacağım yükü vermez ilkesiyle..
kemiğine kadar sömürülen türk halkı..
yani ben yani sen hepimiz..
ne zaman gözünüzü açacaksızın,
size verilen aklı kullanacaksınız?
koyun gibi boyun eğmek hoşunuza mı gidiyor?
(arkadaşlar çok dolmuşum umarım sizi de yaşanananlarla sıkmamışımdır.
yorumlarınızı ve düşüncelerinizi çok merak ediyorum lütfennn alta yazın.)
hoşçakalın.
devamını gör...
kabuğuna çekilmek
kaplumbağa'ların dilimize kazandırdığı bir güzellik.
devamını gör...
kimse beni anlamıyor şikayetindeki anlaşılamayan o şey
mesela kızgın olunduğunda diğer kişiler sizin sinirli biri olduğunuzu, onları sevmediğinizi ya da kaba biri olduğunuzu düşünürler.aslında belki de onlardan beklentinize karşılık verememeleri , farkında olmadan değersiz hissettirmeleri ya da sizin için yapılmasını istediğiniz bir kaç küçük şeyin bile büyük mutluluk getireceğinin farkında olmamaları nedeniyle ; onlara hırslandığınız gerçeğini bir türlü anlamlandıramamaları halidir.
devamını gör...




















