cenaze evi
başlık "ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi" tarafından 17.11.2020 23:36 tarihinde açılmıştır.
1.
hüzünün baş gösterdiği ev, yakınlarına başsağlığı için gidilen ev. yalnız çok kötü bir adet var bu konuda cenaze evinde cenaze sahibinden yemek bekleniyor, bence çok kötü bir alışkanlık bu tam tersi cenaze evine yemek götürülmelidir.
devamını gör...
2.
acı evi, yas evi dediğimiz yerde, insanlar yas tutarken birde çıkıp, baş sağlığına gelen misafirlere yemek verme gibi alışkanlıkların bitmesi gerekir. bırakın insanlar yasını tutsun. komşular sağ olsun mahallede cenaze olduğu zaman hemen yemekler yaparak, yas evinin yasına ortak oluyor.
devamını gör...
3.
zil sesini oyun havası yapanların telefonunun çaldığı ev. zil sesini oyun havası koymayın amcacım, koy ma yın.
devamını gör...
4.
her konuda olduğu gibi bu konuda da biz türklere özgü saçmalıkların sergilendiği ortam .
yemeler, içmeler,ağıtlar yakmalar, göstermelik ağlamalar sızlamalar vs.
olan, ölene oluyor , kalanlar bir kaç gün sonra normal hayatlarına donuyor .
yemeler, içmeler,ağıtlar yakmalar, göstermelik ağlamalar sızlamalar vs.
olan, ölene oluyor , kalanlar bir kaç gün sonra normal hayatlarına donuyor .
devamını gör...
5.
sözleri anlamsız olsa da yüzlerce kez bıkmadan usanmadan dinleyebileceğim yüzyüzeyken konuşuruz şarkısı.
sözlerini de google'dan kopyala yapıştır yapayım tam olsun.
aynı dertten muzdarip
ve aynı kentten kovulmuşuz
kuşlar uçuyo hayat ne garip
boş ver sonra konuşuruz
giydiğim tüm ceketler vücudumu sardı
ceketlerin halini kimse sormadı
en sevdiğim halıya kahve damladı
bunları çabucak geçelim başka ne vardı?
üstüme gelme artık benim
zaten koku çok ağır
güzel kesilmiş kenarlarımla beraber
mantarsız bir pizza gibiyim
sanki güneş burada hiç doğmamış gibi
herkes neden suskun sanki cenaze evi
beni üzme satarım kadıköy'deki evi
gönlümü hoş tut hep buradan öp beni
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci
üstelik gece çökmüş, ses gelmiyor kümesten
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten
iyi nişan alırdı
kendini asan zenci
bira içmez ağlardı
babası değirmenci
sizden iyi olmasın
boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor
kuş vuralım istersen
çok canım sıkılıyor
kuş vuralım istersen
çok canım sıkılıyor
kuş vuralım istersen
çok canım sıkılıyor
kuş vuralım istersen
sanki güneş burada hiç doğmamış gibi
herkes neden suskun sanki cenaze evi
beni üzme satarım kadıköy'deki evi
gönlümü hoş tut hep buradan öp beni
sözlerini de google'dan kopyala yapıştır yapayım tam olsun.
aynı dertten muzdarip
ve aynı kentten kovulmuşuz
kuşlar uçuyo hayat ne garip
boş ver sonra konuşuruz
giydiğim tüm ceketler vücudumu sardı
ceketlerin halini kimse sormadı
en sevdiğim halıya kahve damladı
bunları çabucak geçelim başka ne vardı?
üstüme gelme artık benim
zaten koku çok ağır
güzel kesilmiş kenarlarımla beraber
mantarsız bir pizza gibiyim
sanki güneş burada hiç doğmamış gibi
herkes neden suskun sanki cenaze evi
beni üzme satarım kadıköy'deki evi
gönlümü hoş tut hep buradan öp beni
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci
üstelik gece çökmüş, ses gelmiyor kümesten
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten
iyi nişan alırdı
kendini asan zenci
bira içmez ağlardı
babası değirmenci
sizden iyi olmasın
boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor
kuş vuralım istersen
çok canım sıkılıyor
kuş vuralım istersen
çok canım sıkılıyor
kuş vuralım istersen
çok canım sıkılıyor
kuş vuralım istersen
sanki güneş burada hiç doğmamış gibi
herkes neden suskun sanki cenaze evi
beni üzme satarım kadıköy'deki evi
gönlümü hoş tut hep buradan öp beni
devamını gör...
6.
pilava karabiber atabileceğiniz tek ev.
devamını gör...
7.
ev sahibinin acısının üstüne, gelen misafirleri de doyurmak zorunda olduğu evdir.
devamını gör...
8.
gülesin gelir ama gülmemek için kendini tutman gereken yer.
devamını gör...
9.
çok iyi insandı sözünü mutlaka duyarsınız. yaşarken iyi insanlar kalmadı denilirken, ölünce herkesin iyi olması durumunun çelişkisini yaşarsın o evde.
devamını gör...
10.
acıyı paylaşmak yerine, çayları tazelemek ve yiyecek ikram etmek gibi faaliyetlerin çok önemliymiş gibi ön plana çıkarıldığı sağlığında rahmetliyi hiç aramamış sormamış akrabaların baş köşede oturduğu ev.
devamını gör...
11.
bir eve sahip olan insanın öldükten sonra geride bıraktığı evdir. ölen kişi evsiz veya kimsesiz birisiyse buna sahip olamaz. kimsesizler mezarlığına götürülür direk.
devamını gör...
12.
türk adetlerine göre ve türkün dinine göre ağıtlar yakılır ağlanır kuran falan okunur yemekler yenir adamı gömerler, 2-3 gün sonra unutulur. bi zaman sonra ölmüş insan için hayır yaparlar *.
devamını gör...
13.
taziye evi..
devamını gör...
14.
sevdiğinin, canının bir parçasının gittiği ev. sen orda oturursun acını yaşayamazsın belki. etraftaki saçma sapan insanlar senin acın olduğunu umursamadan kendi dertlerini anlatırlar. kim nerde ne halt etmiş onun dedikodusunu yaparlar. sen o acıyla yaşamaya çalışırken umurlarında olan şey nerde hangi bölümü okuduğundur. sen kimse görmesin diye hüngür hüngür bi köşede ağlarken içeridekilerin gülebilmesi ve senin oraya gidip avazın çıktığı kadar onlara defolup gidin burdan diye bağıramaman belki o ev. bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bile bile keşkelere sarılmaya çalıştığın yer. aç karnına bilmem kaçıncı ağrı kesicini içerken birinin çok umursuyormuş gibi gelip sana yemek yedirmeye çalışma saçmalığı. yalnız kalmak istiyorum lafından zerre anlamayan yapmacık insan fazlalığının tavan olduğu yer. her yerde ölen kişiye ait anılar olan ama aslında artık olamayacak o yer.
devamını gör...
15.
kapısı herkese açıktır. kırsalda çokça kullanılan bu tabir; cenaze evine düşman dahi gelse hoş karşılanır, dışlanmaz anlamındadır.
devamını gör...
16.
şu an olduğum yerdir . hiçbir duygu hissetmiyorum , belki çok da umrumda olmayan bir insan öldüğü içindir.
devamını gör...
17.
kapısı açık bırakılan evdir.
devamını gör...
18.
ev sahibinin ciğeri yanarken ona yoldaş olmak için orda olan insanların 'gördün mü kızı hiç ağlamadı, bir lokma yemek bile vermediler peeeh' gibi konuşmalar yaptığı mekan. bir küçük yalvarışım şudur ki herkesin cenazesine gitmenize gerek yok gölge etmeyin her yerde. elinde bir kap yemekle gidip insanları teselli etme olayı nasıl bu dedikoducuların tekeline düştü cidden anlamıyorum
devamını gör...
19.
eğer ölen yakınınızsa 3 gün boyunca günde 15 saat plastik sandalyede oturup somurtmanız gereken yer. evin içi zaten kadınlara ayrılmış. mal gibi oturuyor avluda. ya kardeşim bende hemoroid var bitsin bu çile diycem de kim duyacak. neyse bugün 3.gün yarın ben kaçar agalar. vasiyetim şudur ki benim cenazemde insanlar evlerine gidip orda üzülsünler.
devamını gör...
20.
daha günün ilk ışıkları doğmamıştı. sokaklarda yalnızlıklar dolaşıyordu sadece.
hayatı kayıp olanlar dolaşıyordu. sonra güneş gözüktü ağır ağır ve hayattan bir kazanç bekleyenler çıktı sokaklara. sokaklar yavaş yavaş kalabalıklaştı. "zorlaokulaveişegidengiller" çıktı sonra evlerinden. "umutsuzcaişarayangiller" izledi onları.
bir sala duyuldu. herkes etrafındakilere sus işareti yaptı. kulaklar salaya çevrildi. "sevinç kayıp’ın annesi hafize kayıp vefat etmiştir. cenaze cuma namazına müteakip hacı hüsrev camiinden kaldırılacaktır..." vah vahlar edildi. allah sabır versinler dilendi. günlük hayatın koşuşmasına dönüldü.
oysa sevinç kayıp’ın evinde hüzün hâkimdi ve günlük yaşamın sahte telaşına dönmek biraz zaman alacaktı. şimdi "zoranlarınsahtetelaşları" isimli sahne sergileniyordu.
bazı telefonlar açıldı. çalan kapıların ardından bazı kalabalıklar evin içine hücum etti.
komşulukları sınanırcasına bir yarış içine girdiler zor gün komşuları. uzaklardaki akrabalar "duyarduymazgeldik"cilikler oynadılar.
zamanın daralmasıyla birlikte evdeki kalabalığın erkekleri camiye bir hücum başlattı.
kadınların biraz daha vakitleri olduğundan bir "zordurumdeğerlendirmesidedikodusu" yapma kararı verildi kendiliğinden ve gelmeyenler hor görülmeye başlandı. bu noktada sevinç kayıp'ın kötü gün dostları ikiye ayrılıp bir kısmı "hiçbirşeyyapamamanınçaresizliğiniyaşıyorum" havasında sevinç kayıp'ın yanında yere bakacak, bir kısmıysa "ayıpayıpcılık" oynayacaktı.
hafize ninenin damadı ise bu zor durumda elalemin kötü şeyler söylememesi ve elalemin karnını doyurmak adına lahmacun yaptırmış oradan da kalabalığa katılıp caminin yolunu tutmuştu.
"ölü olur da helvası olmaz mı" seslerinin yükseldiği bir anda yeni gelen hafize ninenin büyük oğlunun eşi "helvayı ben yaparım" diyerek mutfağa yöneldi. küçük gelinler de onu izledi. (en küçüğü henüz gelmemişti ki onun da dedikodusu helva yapımı törenleri sırasında edildi.)
gözyaşlarının henüz dinmediği cenaze töreninde evin büyük torunu yeni gelen kuzenlerinden yaşı kendisininkine en yakın olanına "cenazemiz var isimli tiyatro oyununa gidelim mi çok hüzünlüymüş" dedi. yanlarından “ayıp ayıp” seslerinin yükselmesiyle konu kendiliğinden açılmamak üzere kapandı.
cenaze namazı vaktinin gelmesi sebebiyle kalabalıklar avluda toplandı. "nasılbilirdiniziyibilirdikoyunu" oynandı. tabuta konan cenaze omuzlara, cenaze aracına, sonra yeniden omuzlara oradan da son yolculuğuna uğurlandı. ölünün ağırlığı konusunda bazı düşünceler geçti kafalardan. "açıkmezarabendetoprakatayımyarışı" başladı. “toprağıbololsunlar, başınızsağolsunlar, allahyardımcınızolsunlar” dilendi. köşeye çekilen insanlar mukadderattan bahsetti. "neysekiyaşıvardı" dendi. "gencecikçocuklardaölüyorlar" konuşuldu.
ölümün soğuk gerçeğini unutmak isteyen ve yaşama dönme savaşına giren umursamazgiller cenazeden ayrıldı. ağıtlar azaldı. yağmur başladı. hafize ninenin torunlarından küçük bir kız; yağmur hafize babasına "gökkuşağı çıkacak değil mi?" diye sordu. babası kederli bir şekilde "evet" dedi.
son fatihalar okunup evlere dağınıldı. bazı yaşlı amcalar dağılmadan önce evin erkek çocuklarını bu zor durumdaki birlik ve beraberlikleri için tebrik etti. hep böyle kalmaları tembihlendi. hayatın devam ettiği hatırlatıldı.
yalnızlık çöken evdeki kalabalık cenaze sahipleri için bir şey ifade etmedi.
hava karardı, yağmur dindi. yağmur hafize babasına gökkuşağını sordu. gündüz söylediği sözü hatırlayan adam gün boyu kendisini tutmasının etkisiyle de gözyaşlarını saldı. gökkuşağının çıkmaması küçük kıza açıklanamadı. kız ağlamaya başladı.
günün son ağıtlarıyla oyunun sonuna gelindi. sonra olanlar hiç yaşanmamış gibi her şey zaman içinde unutuldu.
hayatı kayıp olanlar dolaşıyordu. sonra güneş gözüktü ağır ağır ve hayattan bir kazanç bekleyenler çıktı sokaklara. sokaklar yavaş yavaş kalabalıklaştı. "zorlaokulaveişegidengiller" çıktı sonra evlerinden. "umutsuzcaişarayangiller" izledi onları.
bir sala duyuldu. herkes etrafındakilere sus işareti yaptı. kulaklar salaya çevrildi. "sevinç kayıp’ın annesi hafize kayıp vefat etmiştir. cenaze cuma namazına müteakip hacı hüsrev camiinden kaldırılacaktır..." vah vahlar edildi. allah sabır versinler dilendi. günlük hayatın koşuşmasına dönüldü.
oysa sevinç kayıp’ın evinde hüzün hâkimdi ve günlük yaşamın sahte telaşına dönmek biraz zaman alacaktı. şimdi "zoranlarınsahtetelaşları" isimli sahne sergileniyordu.
bazı telefonlar açıldı. çalan kapıların ardından bazı kalabalıklar evin içine hücum etti.
komşulukları sınanırcasına bir yarış içine girdiler zor gün komşuları. uzaklardaki akrabalar "duyarduymazgeldik"cilikler oynadılar.
zamanın daralmasıyla birlikte evdeki kalabalığın erkekleri camiye bir hücum başlattı.
kadınların biraz daha vakitleri olduğundan bir "zordurumdeğerlendirmesidedikodusu" yapma kararı verildi kendiliğinden ve gelmeyenler hor görülmeye başlandı. bu noktada sevinç kayıp'ın kötü gün dostları ikiye ayrılıp bir kısmı "hiçbirşeyyapamamanınçaresizliğiniyaşıyorum" havasında sevinç kayıp'ın yanında yere bakacak, bir kısmıysa "ayıpayıpcılık" oynayacaktı.
hafize ninenin damadı ise bu zor durumda elalemin kötü şeyler söylememesi ve elalemin karnını doyurmak adına lahmacun yaptırmış oradan da kalabalığa katılıp caminin yolunu tutmuştu.
"ölü olur da helvası olmaz mı" seslerinin yükseldiği bir anda yeni gelen hafize ninenin büyük oğlunun eşi "helvayı ben yaparım" diyerek mutfağa yöneldi. küçük gelinler de onu izledi. (en küçüğü henüz gelmemişti ki onun da dedikodusu helva yapımı törenleri sırasında edildi.)
gözyaşlarının henüz dinmediği cenaze töreninde evin büyük torunu yeni gelen kuzenlerinden yaşı kendisininkine en yakın olanına "cenazemiz var isimli tiyatro oyununa gidelim mi çok hüzünlüymüş" dedi. yanlarından “ayıp ayıp” seslerinin yükselmesiyle konu kendiliğinden açılmamak üzere kapandı.
cenaze namazı vaktinin gelmesi sebebiyle kalabalıklar avluda toplandı. "nasılbilirdiniziyibilirdikoyunu" oynandı. tabuta konan cenaze omuzlara, cenaze aracına, sonra yeniden omuzlara oradan da son yolculuğuna uğurlandı. ölünün ağırlığı konusunda bazı düşünceler geçti kafalardan. "açıkmezarabendetoprakatayımyarışı" başladı. “toprağıbololsunlar, başınızsağolsunlar, allahyardımcınızolsunlar” dilendi. köşeye çekilen insanlar mukadderattan bahsetti. "neysekiyaşıvardı" dendi. "gencecikçocuklardaölüyorlar" konuşuldu.
ölümün soğuk gerçeğini unutmak isteyen ve yaşama dönme savaşına giren umursamazgiller cenazeden ayrıldı. ağıtlar azaldı. yağmur başladı. hafize ninenin torunlarından küçük bir kız; yağmur hafize babasına "gökkuşağı çıkacak değil mi?" diye sordu. babası kederli bir şekilde "evet" dedi.
son fatihalar okunup evlere dağınıldı. bazı yaşlı amcalar dağılmadan önce evin erkek çocuklarını bu zor durumdaki birlik ve beraberlikleri için tebrik etti. hep böyle kalmaları tembihlendi. hayatın devam ettiği hatırlatıldı.
yalnızlık çöken evdeki kalabalık cenaze sahipleri için bir şey ifade etmedi.
hava karardı, yağmur dindi. yağmur hafize babasına gökkuşağını sordu. gündüz söylediği sözü hatırlayan adam gün boyu kendisini tutmasının etkisiyle de gözyaşlarını saldı. gökkuşağının çıkmaması küçük kıza açıklanamadı. kız ağlamaya başladı.
günün son ağıtlarıyla oyunun sonuna gelindi. sonra olanlar hiç yaşanmamış gibi her şey zaman içinde unutuldu.
devamını gör...