20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
nasıl bir vicdan bu, hele buna sevinen insanlar görüyorum twitter'da falan içlerinde kadınlar da var üstelik... hiç mi korkmuyorsunuz, şahsen ben artık öncesinden daha çok korkuyorum. 77 günde 79 kadın öldürülmüş.
sinirimden hâlâ uyuyamadım.
sinirimden hâlâ uyuyamadım.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
gamzedeyim deva bulmam-gaye su akyol
devamını gör...
unutulmayan avrupa yakası replikleri
"ben aslında yoğğum."*
devamını gör...
normal sözlük mayıs devrimi
alkışlıyoruz, çünkü ekip çalışıyor. yoldaş ve saz arkadaşlarının her yenilik için sözlük emekçilerini bilgilendirmesi de güzel.
ancak nostalji sevenler de unutulmamalı.
yoldaş, bugüne özel şöyle okkalı bir indirim de olsaydı iyi olmaz mıydı? emeğe değer vermek lazım.
ancak nostalji sevenler de unutulmamalı.
yoldaş, bugüne özel şöyle okkalı bir indirim de olsaydı iyi olmaz mıydı? emeğe değer vermek lazım.
devamını gör...
ahlaksızlık yaparken dini kullanmak
insan türünün en eski ve hala verim alabildiği alışkanlıklarından biri. özellikle ortadoğu siyasi tarihinde bu suistimallere karşı milletlerin bağışıklık geliştirdiği herhangi bir dönem görülmemiştir.
devamını gör...
anneler günü
annesiyle arası iyi olanlarca herkesin gözüne soka soka kutlanılan ama annesiyle sorunları olanlar, annesiyle görüşmeyenler veya annesi hayatta olmayanlar tarafından yok sayılan ve bir an önce bitmesi istenen gün.
devamını gör...
mutlu evliliğin sırları
isimlerini karıştırmayın.
gerisi kolay.
gerisi kolay.
devamını gör...
beğeni almayıp sürekli yazan yazar
fikirlerini ve düşüncelerini beğeniye göre şekillendirmeyen takdir edilesi yazardır.
devamını gör...
sevdiği halde vazgeçen insan
benim. sevdiğim herkeslerden vazgeçmiş haldeyimdir. severken, oradayken, öperken bile aslında tam olarak orada değilimdir. uzaktan izler haldeyimdir bizi.
oooo şizofreni diyorsunuz değil mi? evet.
çocukken annem sık sık terk edip giderdi. annemle bizi ayıran şeyin annem değil kapı olduğuna inanırdım ilk başlarda. kapı oradaydı ve nefret ederdim o kapıdan. evimizin bir kapısının olmamasını çok isterdim. bir gün ağlamamızı kullandığını anladım, cilve yapmak için kullanıyordu terk etmeyi. ağlayıp yalvarmamızdan besleniyordu. ağlamayı bıraktım. gitmekle tehdit ettiği bir gün açtım kapıyı, dedim git.
o zamandan sonra kapı oldum. ne tam içerde ne de tam olarak dışardayım. ınsanın kendi hayatının tam ortasında duramaması, giriş kapısı haline gelmesi çok acayip bir durum. kendi hayatımı izler haldeyim. bazen oluyor arkam hayatıma dönük. insan denilen o basit varlığın sevgiyi nasıl sömürüp kullandığını daha çocukken gördüğüm için olsa gerek, bu hale geldim. kendi hayatımın bile dışında kaldım.
doğru mu yanlış mı bilemem. ama olan bu. seviyorum ama vazgeçmiş haldeyim. bi geliyorum 3 ay kalıyorum, bi gidiyorum 6 ay yokum. kaçıngan bağlanma diyorlar sanırım bu duruma. beni alıp şöyle iyisinden tedavi etmeleri lazım bence. ah keşke.
hepimize üzülüyorum gençler. iyi çocuklardık aslında ama ne hale getirildik. yasık.
oooo şizofreni diyorsunuz değil mi? evet.
çocukken annem sık sık terk edip giderdi. annemle bizi ayıran şeyin annem değil kapı olduğuna inanırdım ilk başlarda. kapı oradaydı ve nefret ederdim o kapıdan. evimizin bir kapısının olmamasını çok isterdim. bir gün ağlamamızı kullandığını anladım, cilve yapmak için kullanıyordu terk etmeyi. ağlayıp yalvarmamızdan besleniyordu. ağlamayı bıraktım. gitmekle tehdit ettiği bir gün açtım kapıyı, dedim git.
o zamandan sonra kapı oldum. ne tam içerde ne de tam olarak dışardayım. ınsanın kendi hayatının tam ortasında duramaması, giriş kapısı haline gelmesi çok acayip bir durum. kendi hayatımı izler haldeyim. bazen oluyor arkam hayatıma dönük. insan denilen o basit varlığın sevgiyi nasıl sömürüp kullandığını daha çocukken gördüğüm için olsa gerek, bu hale geldim. kendi hayatımın bile dışında kaldım.
doğru mu yanlış mı bilemem. ama olan bu. seviyorum ama vazgeçmiş haldeyim. bi geliyorum 3 ay kalıyorum, bi gidiyorum 6 ay yokum. kaçıngan bağlanma diyorlar sanırım bu duruma. beni alıp şöyle iyisinden tedavi etmeleri lazım bence. ah keşke.
hepimize üzülüyorum gençler. iyi çocuklardık aslında ama ne hale getirildik. yasık.
devamını gör...
bir öğrencinin gece 12'de öğretmenine soru sorması
twitter'da bir kullanıcı pazar günü gece 12'de öğretmenine soru soran öğrencinin ve öğretmeninin mesajlaşmalarını paylaşmış. öğretmen de haliyle baya bir sinirlenmiş.
buradan
burada öğretmene sonuna kadar hak veriyorum ama bir nokta hariç. bu tip öğrencilere her şeyden önce adabı muaşeret kuralları öğretilmeli. öğretmenimizin tek suçu bence bu kurallardan bahsetmemiş olması. hoş, gerçi bu kurallar her şeyden önce evde anne baba tarafından öğretilir ama nerede...
buradan
burada öğretmene sonuna kadar hak veriyorum ama bir nokta hariç. bu tip öğrencilere her şeyden önce adabı muaşeret kuralları öğretilmeli. öğretmenimizin tek suçu bence bu kurallardan bahsetmemiş olması. hoş, gerçi bu kurallar her şeyden önce evde anne baba tarafından öğretilir ama nerede...
devamını gör...
sevgili tarafından aldatılmak
af ve merhametin kabul görmediği tek şeydir ihanet. bir kabahat değil bir cinayettir. bir söz vardı, "morluklar geçicidir ama lekeler bir ömür boyu kalıcıdır" diye. bu konuda söylenecek en doğru söz bence.
devamını gör...
8 mart 2021 rasim öztekin'in ölümü
allah gani gani rahmet eylesin..
devamını gör...
pandemiden sonra nasıl el öpeceğiz sorunsalı
kimse hatırlatmasın, bu gelenek yok olsun lütfen.
devamını gör...
doktor kadınla evlenmek
hangi doktor olduğuna göre gidişatı değişebilen durumdur.
normalde evlilikte yapılan mesleğin değil de tarafların karakterlerinin daha önemli olduğunu düşünmeme rağmen, evleneceğiniz kadın doktorsa belli başlı zorluklarla karşılaşabileceğinizi düşünüyorum.
mesela cerrahi bölümlerin asistanı olan biri ile evlenirseniz, muhtemelen çoğu sevgiliden daha az birbirinizi görürsünüz. bayram günlerinde tatil günlerinde o nöbet tutarken, tek başınıza ne yapsam diye günü geçirirsiniz.
acilde çalışan bir pratisyen veya uzmanla evlenirseniz her ay farklı bir program ile çalışan, belli düzeni olmayan ve sinir stres katsayısı tavan yapmış bir eş ile evlenmiş olursunuz.
devlette veya özelde uzman doktor birisi ise kısmen daha rahat çalışan ama yine de işi gündelik hayatının çok büyük kısmında aklından çıkmayan biri ile evlenmiş olursunuz.
bu liste böyle gider en başta dediğim gibi ne doktoru olduğu çok şeyi değiştirir. bir aile hekimiyse mesela çoğu iş kolundan daha rahat çalışıyor ve daha az yoruluyordur.
şimdi buraya kadar karşınıza çıkacak kadın doktorun sahip olabileceği yaşam koşullarından bahsettik. efendim biraz da toplumumuzda erkeklerde gördüğümüz genel beklentilerden bahsedelim.
benim gözlemlediğim erkekler genelde eşinin daha fazla kazanmasını istemiyor, çünkü her ne kadar bunu dile getirmese de kendini evde daha üst konumda görüyor ve bunun yıkılmasını istemiyor. doktor kadın erkekten daha fazla kazanabilir bunu göz önünde bulundurmak lazım. peki bundan memnun olacak erkekler de yok mu, tabi ki var. ne güzel işte maddi yönden sıkıntı çekmem diye düşünenler de var. ama bu düşünceyle başlayıp sonra toplumun küçüklükten beri kodladığı ve hala baskı yapmaya devam ettiği düşünceler sayesinde bir süre sonra bu baskı altında ezilebiliyorlar.
ikinci bir mesele ev işleri ve çocukların bakımları. yine toplum öğretilerini çok fazla sorgulamamış çoğu erkekte, eşinden evin işleri ile ilgilenmesi, güzel yemek yapması, her yeri bal dök yala şeklinde temiz tutması, annesi babası akrabaları gelince onlara en üst seviyede hizmet göstermesi gibi beklentileri oluyor. doktor kadının ise bunları yapmaya ne vakti ne de enerjisi kalıyor. (branşın burda çok önemli olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.) yani muhtemelen evinize yardımcı bir kadın gelip ev işlerini o yapacak. çocucuklarınıza ise bakıcılar bakacak. gerçi iki tarafın da çalıştığı çoğu durumda zaten böyle oluyor ama doktorların iş hayatının daha yorucu olduğu da su götürmez bir gerçek.
tüm bunların yanında kadın doktorların gerek eğitim hayatında gerekse iş hayatında kazandığı bazı özellikler de olabilir.
mesela kendi hemcinsleri arasında çalışma oranı düşük olduğu için ve zaten toplumda da doktorluk mesleğine karşı anlamsız bir abartma
hakim olduğu için egoları bir miktar yükselmiş oluyor bu arkadaşların. bu da evlilikte tahammül sınırını aşağı çekebilir. insanoğlu zaman zaman hatalar yapar ve bu çok doğal bir şey. ama karşınızdaki insan egolu olursa sizin bu hatalarınızı alttan almak istemez ve kendinin daha iyisine layık olduğunu düşünüp evliliğe huzursuzluk getirebilir. tabi ki bunlar benim gördüklerim sonucu yaptığım genellemeler, böyle olmayan kadın doktorlar da var ve onları tenzih ederim.
major cerrahi bölümlerinde olan kadınlarda ise zannediyorum ortamın sertliğine karşı geliştirilen bir kalkan olarak aşırı bir huysuzluk ve çemkirmeye yatkınlık oluşuyor. dün akşam eve gelince çıkardığınız çorabınızı koltuğun kenarında unuttunuz diye sabah sert bir fırça ile uyanabilirsiniz. yine böyle olmayanları tenzih ederim.
aslında her branş için ayrı ayrı yazılabilecek bir konu. çünkü bir biyokimya uzmanı veya aile hekimi ile bir kadın doğum uzmanı arasında dağlar kadar fark olur.(mecaz zannediyorsunuz ama deği,gerçekten dağlar kadar fark var) ama genel olarak ortalamanın daha üstünde efor vermeniz gereken bir evlilik olacağı aşikar. eğer siz de doktorsanız bir kez daha düşünmenizi, doktor değilseniz iki kez daha düşünmenizi tavsiye ederim.
yazıyı şunu söyleyerek bitirmek istiyorum. eğer birinin kalbini sevmişseniz, onun mesleğinin ırkının dış görünüşünün hiç bir önemi kalmaz. bu hayatta risk almaya değecek tek şey sevginin peşinden koşmaktır. keşke yapsaydım lafı, keşke yapmasaydımdan her zaman daha çok ukte bırakır.
normalde evlilikte yapılan mesleğin değil de tarafların karakterlerinin daha önemli olduğunu düşünmeme rağmen, evleneceğiniz kadın doktorsa belli başlı zorluklarla karşılaşabileceğinizi düşünüyorum.
mesela cerrahi bölümlerin asistanı olan biri ile evlenirseniz, muhtemelen çoğu sevgiliden daha az birbirinizi görürsünüz. bayram günlerinde tatil günlerinde o nöbet tutarken, tek başınıza ne yapsam diye günü geçirirsiniz.
acilde çalışan bir pratisyen veya uzmanla evlenirseniz her ay farklı bir program ile çalışan, belli düzeni olmayan ve sinir stres katsayısı tavan yapmış bir eş ile evlenmiş olursunuz.
devlette veya özelde uzman doktor birisi ise kısmen daha rahat çalışan ama yine de işi gündelik hayatının çok büyük kısmında aklından çıkmayan biri ile evlenmiş olursunuz.
bu liste böyle gider en başta dediğim gibi ne doktoru olduğu çok şeyi değiştirir. bir aile hekimiyse mesela çoğu iş kolundan daha rahat çalışıyor ve daha az yoruluyordur.
şimdi buraya kadar karşınıza çıkacak kadın doktorun sahip olabileceği yaşam koşullarından bahsettik. efendim biraz da toplumumuzda erkeklerde gördüğümüz genel beklentilerden bahsedelim.
benim gözlemlediğim erkekler genelde eşinin daha fazla kazanmasını istemiyor, çünkü her ne kadar bunu dile getirmese de kendini evde daha üst konumda görüyor ve bunun yıkılmasını istemiyor. doktor kadın erkekten daha fazla kazanabilir bunu göz önünde bulundurmak lazım. peki bundan memnun olacak erkekler de yok mu, tabi ki var. ne güzel işte maddi yönden sıkıntı çekmem diye düşünenler de var. ama bu düşünceyle başlayıp sonra toplumun küçüklükten beri kodladığı ve hala baskı yapmaya devam ettiği düşünceler sayesinde bir süre sonra bu baskı altında ezilebiliyorlar.
ikinci bir mesele ev işleri ve çocukların bakımları. yine toplum öğretilerini çok fazla sorgulamamış çoğu erkekte, eşinden evin işleri ile ilgilenmesi, güzel yemek yapması, her yeri bal dök yala şeklinde temiz tutması, annesi babası akrabaları gelince onlara en üst seviyede hizmet göstermesi gibi beklentileri oluyor. doktor kadının ise bunları yapmaya ne vakti ne de enerjisi kalıyor. (branşın burda çok önemli olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.) yani muhtemelen evinize yardımcı bir kadın gelip ev işlerini o yapacak. çocucuklarınıza ise bakıcılar bakacak. gerçi iki tarafın da çalıştığı çoğu durumda zaten böyle oluyor ama doktorların iş hayatının daha yorucu olduğu da su götürmez bir gerçek.
tüm bunların yanında kadın doktorların gerek eğitim hayatında gerekse iş hayatında kazandığı bazı özellikler de olabilir.
mesela kendi hemcinsleri arasında çalışma oranı düşük olduğu için ve zaten toplumda da doktorluk mesleğine karşı anlamsız bir abartma
hakim olduğu için egoları bir miktar yükselmiş oluyor bu arkadaşların. bu da evlilikte tahammül sınırını aşağı çekebilir. insanoğlu zaman zaman hatalar yapar ve bu çok doğal bir şey. ama karşınızdaki insan egolu olursa sizin bu hatalarınızı alttan almak istemez ve kendinin daha iyisine layık olduğunu düşünüp evliliğe huzursuzluk getirebilir. tabi ki bunlar benim gördüklerim sonucu yaptığım genellemeler, böyle olmayan kadın doktorlar da var ve onları tenzih ederim.
major cerrahi bölümlerinde olan kadınlarda ise zannediyorum ortamın sertliğine karşı geliştirilen bir kalkan olarak aşırı bir huysuzluk ve çemkirmeye yatkınlık oluşuyor. dün akşam eve gelince çıkardığınız çorabınızı koltuğun kenarında unuttunuz diye sabah sert bir fırça ile uyanabilirsiniz. yine böyle olmayanları tenzih ederim.
aslında her branş için ayrı ayrı yazılabilecek bir konu. çünkü bir biyokimya uzmanı veya aile hekimi ile bir kadın doğum uzmanı arasında dağlar kadar fark olur.(mecaz zannediyorsunuz ama deği,gerçekten dağlar kadar fark var) ama genel olarak ortalamanın daha üstünde efor vermeniz gereken bir evlilik olacağı aşikar. eğer siz de doktorsanız bir kez daha düşünmenizi, doktor değilseniz iki kez daha düşünmenizi tavsiye ederim.
yazıyı şunu söyleyerek bitirmek istiyorum. eğer birinin kalbini sevmişseniz, onun mesleğinin ırkının dış görünüşünün hiç bir önemi kalmaz. bu hayatta risk almaya değecek tek şey sevginin peşinden koşmaktır. keşke yapsaydım lafı, keşke yapmasaydımdan her zaman daha çok ukte bırakır.
devamını gör...
vazgeçilen olmamak için yapılması gereken şey
kendinize bu tip sorular soruyorsanız etrafınızdaki kimsenin vazgeçilmezi olmayacaksınız demektir. çok şey yapmayın kendiniz olun. vazgeçmek istemeyen zaten hissettirir.
devamını gör...
olgunluk belirtileri
hata kabul edip özür dileme ,
saldırı-manipülasyondan az etkilenme denmiş .yüzde yüz katıldığım belirtilerdir.
benim bunlara ekleyebileceğim:
-hakkaniyetli empati yapabilmek.
-sinirlenilecek bir durumda sakin kalıp olayı süzebilmek.
-gerektiğinde (mutsuz olunsa dahi), mutlu rolü yapabilmek.
- fanatizmden uzak, objektif değerlendirme kabiliyeti
saldırı-manipülasyondan az etkilenme denmiş .yüzde yüz katıldığım belirtilerdir.
benim bunlara ekleyebileceğim:
-hakkaniyetli empati yapabilmek.
-sinirlenilecek bir durumda sakin kalıp olayı süzebilmek.
-gerektiğinde (mutsuz olunsa dahi), mutlu rolü yapabilmek.
- fanatizmden uzak, objektif değerlendirme kabiliyeti
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
arkadaşlar ben düşünce denizinde bi' boğulup geliyorum izninizle.
devamını gör...


