telefon hafızası doldu bildirimi
sinirli bir anımda küfür eşliğinde her şeyi silebilirim diye azıcık korkuyorum.aslında kayda değer bir şey de yok.*
devamını gör...
20 mart 2021 damadın geri döndüğü iddiaları
bir adet daha 20 mart 2021 şeklinde başlayan felaket haberi görmeye takatim kalmadı.
devamını gör...
transhümanizm
elon musk'ın neuralink projesiyle beraber artık ayak seslerini ciddi ciddi duymaya başladığımıza inandığım düşünce biçimi.
musk, yakın dönemde insan zekasının yapay zeka tarafından aşılacağını ve özgür insan iradesinin yok olma tehlikesiyle yüzleşeceğini söylüyor. buna karşı atılabilecek en iyi adım, teknolojiyle kendimizi birleştirerek, yapay zekadan üstün olabilecek bir insan ırkı / insan zekası yaratmakmış bu beye göre.
bu evrimin bir sonraki basamağı mıdır? yapay zeka bir çeşit seçilim baskısı mıdır? bu gibi sorular akıllara gelmiyor değil.
musk, yakın dönemde insan zekasının yapay zeka tarafından aşılacağını ve özgür insan iradesinin yok olma tehlikesiyle yüzleşeceğini söylüyor. buna karşı atılabilecek en iyi adım, teknolojiyle kendimizi birleştirerek, yapay zekadan üstün olabilecek bir insan ırkı / insan zekası yaratmakmış bu beye göre.
bu evrimin bir sonraki basamağı mıdır? yapay zeka bir çeşit seçilim baskısı mıdır? bu gibi sorular akıllara gelmiyor değil.
devamını gör...
yazarların içinde oldukları yaş ile ilgili fikirleri
hiçbir fikrim yok.
devamını gör...
türkiye'de binaların çok çirkin olması
bir hafta kadar berlin'de kalıp döndüğümden beri iyice gözüme çarpmaya başlayan durumdur.
insanın ruhu daralıyor.
insanın ruhu daralıyor.
devamını gör...
misc radyo yayını
ahoi everyone.
dün de duyurduğum gibi, bu akşam seyahatimize kaos lordu spawn'la çıkıyoruz. yoldan sizleri de almayı planlıyoruz. konumuzdan biraz bahsettik. daha fazla spoiler yok, devamı akşama yayında.**
bir kez daha hatırlatma olarak, yayın esnasında bize canlı bağlanmak için discord.gg/T93JbmN4Sg adresine gelip "bekleme salonu" kanalına tıklamanız yeterli.
ayarladık mı saatleri? ayallayalım. bu akşam, tr saatiyle 21.00.
dün de duyurduğum gibi, bu akşam seyahatimize kaos lordu spawn'la çıkıyoruz. yoldan sizleri de almayı planlıyoruz. konumuzdan biraz bahsettik. daha fazla spoiler yok, devamı akşama yayında.**
bir kez daha hatırlatma olarak, yayın esnasında bize canlı bağlanmak için discord.gg/T93JbmN4Sg adresine gelip "bekleme salonu" kanalına tıklamanız yeterli.
ayarladık mı saatleri? ayallayalım. bu akşam, tr saatiyle 21.00.
devamını gör...
yaşlanınca sana bakması için çocuk sahibi olmak
bencilliğin ta kendisi..
devamını gör...
celebrant sorularınızı yanıtlıyor
kendisini tanımadığım için sorum yok. ama moderasyon ekibine sorum var “neden celebrant?”
çünkü şöyle bir profiline baktım tanım sayısı çok değil ve sözlüğe her gün giren biri olarak bu yazara denk gelmedim. aşağı yukarı her gün denk geldiğim yazarlara baktığımda bu yazarlar da kendisini tanımadığını yazmış. konuğun takipçi sayısı çiftli rakamlarda demek ki önceden gelen bir tanışıklık var. bazı yazarlar ve moderasyonla.
moderasyona tavsiyem illa bu etkinlik devam edecek ise kimi konuk alacağınızı yazarlara bir link üzerinden anket ile sorsanız bu röportajlara sorularla yazarlar da katkı yapar. sizin tanıdığınız yazara ben şimdi ne sorabilirim “neden kafa, nasıl üye oldun, neden bu nickname?” falan mı? üffff geçiniz. çok saçma.
ikinci tavsiyem gerçekten bu format neden var? moderasyon ekibi, yönetim üzerinden belki gidebilir de bir yazarın bu etkinliğe dahil olması yukarıda bazı arkadaşların da belirttiği gibi bana da manasız geliyor.
çünkü şöyle bir profiline baktım tanım sayısı çok değil ve sözlüğe her gün giren biri olarak bu yazara denk gelmedim. aşağı yukarı her gün denk geldiğim yazarlara baktığımda bu yazarlar da kendisini tanımadığını yazmış. konuğun takipçi sayısı çiftli rakamlarda demek ki önceden gelen bir tanışıklık var. bazı yazarlar ve moderasyonla.
moderasyona tavsiyem illa bu etkinlik devam edecek ise kimi konuk alacağınızı yazarlara bir link üzerinden anket ile sorsanız bu röportajlara sorularla yazarlar da katkı yapar. sizin tanıdığınız yazara ben şimdi ne sorabilirim “neden kafa, nasıl üye oldun, neden bu nickname?” falan mı? üffff geçiniz. çok saçma.
ikinci tavsiyem gerçekten bu format neden var? moderasyon ekibi, yönetim üzerinden belki gidebilir de bir yazarın bu etkinliğe dahil olması yukarıda bazı arkadaşların da belirttiği gibi bana da manasız geliyor.
devamını gör...
ağıza kürekle vurma hissi uyandıran kelimeler
aşko.
devamını gör...
radyo yayınlarının tanıtımında yapılan çifte standart
ben yayın esnasında süremi 30 dk geçtim ve yayın sürem 1,20 dk falan oldu diye kapat artık şeklinde mesajlar aldım. sol framede en üste sabitlenmedi başlığım. ama sevgili daddy #468410'de bahsettiği üzere sevgili supportgirl çifte standart ile 2 saat yayın yaptı.
ben bunu sorumluları ile konuştum. çözdük ya da çözemedik ama asıl sorun şu ki ;
ben yayın esnasında konuğuma sormak istediklerimi soramadım.
ben yayın ortağıma sorması için hazırladığı soruları sorma fırsatı vermedim.
bu tarz olaylar biz yayıncıların moralini bozuyor. kollektif bir sözlük olmayacak ise, dikta mantıkla bir mod buna karar verecekse (ki önerim yayıncılarla toplu dc toplantısı yapıp genel görüş alınsın) düzen olmaz ve incitici oluyor.
saygılar...
(bkz: incinmişsin)
ben bunu sorumluları ile konuştum. çözdük ya da çözemedik ama asıl sorun şu ki ;
ben yayın esnasında konuğuma sormak istediklerimi soramadım.
ben yayın ortağıma sorması için hazırladığı soruları sorma fırsatı vermedim.
bu tarz olaylar biz yayıncıların moralini bozuyor. kollektif bir sözlük olmayacak ise, dikta mantıkla bir mod buna karar verecekse (ki önerim yayıncılarla toplu dc toplantısı yapıp genel görüş alınsın) düzen olmaz ve incitici oluyor.
saygılar...
(bkz: incinmişsin)
devamını gör...
lychnobite
yunanca kökenli bir sözcüktür. gündüz uyuklayan, geceleri çalışan ve gecenin karanlığında çalışmayı seven insanlara denmektedir.
-gecenin o güzel karanlığında, sessiz ve sakin bir durumdayken gündüzlerin canı cehenneme diyebilirim sanırım.
-gecenin o güzel karanlığında, sessiz ve sakin bir durumdayken gündüzlerin canı cehenneme diyebilirim sanırım.
devamını gör...
sen yazmadan kimsenin aklına gelmemek
insanı üzen vahim hadise. belki de akıllarına geliyoruz ama yazmadıkları için bu tür düşüncelere dalıp gidiyoruz. gerçi ben 'şimdi işim var sonra yazarım, şimdi işi vardır sonra yazarım, şimdi işim yok ama üşeniyorum, şimdi işi yoksa da bırak keyfine baksın' diye düşünmekten çoğu zaman yazmıyorum ya da yazamıyorum; ama siz öyle yapmayın, aklınıza geldiği an yazın.
devamını gör...
kitap isimlerini 128 milyar dolar ile değiştir
128 milyar dolar ve ceza*))
devamını gör...
jan van eyck
gençliğine dair tarihi bir bilgi bulunmamakla beraber kendisiyle ilgili bilgilerimiz 1422 sonrasında başlıyor.

en ünlü eserlerinden biri arnolfini'nin evlenmesi isimli tablosu giovanni arnolfini'nin ve giovanna cenami'nin evliliğini temsil ettiği düşünülse de kesin bir bilgi yoktur. asıl karısının 1433'te ölmesi ve bu tablonun 1434'te yapılması arasında ikinci kez evlendiği düşünülüyor. kimilerince ise bu tablo bir evlilik tablosu değildir. ön planda dar alanda boydan yer alan iki varlıklı çifti (giovanni di nicolao arnolfini ve giovanna cenami) görüyoruz. çiftin üstünde yer alan şamdanda tek bir mum yanmaktadır, bu mum hz. isa'nın varlığını ve insanlığın geçiciliğini temsil etmektedir. ön planda yer alan köpek ise evliliğin sadakatini temsil etmektedir. çiftin arkasında dış bükey bir ayna bulunmakta bu ayna sayesinde ressamı ve diğer figürleri arkadan bir göz gibi görebilmekteyiz. bu dış bükey aynanın dış bezemesi olarak da daire biçimleri bulunmakta. bu daire biçimlerinin içinde ise hz. isa'nın kutsal sahnelerine yer verilmiştir. böylesine ufak bir alana detaylı bir çalışma gerçekten hayret verici açıkçası. eserin boyutlarından bahsetmek gerekirse genişliği 60, uzunluğu 82 cm'dir.

en ünlü eserlerinden biri arnolfini'nin evlenmesi isimli tablosu giovanni arnolfini'nin ve giovanna cenami'nin evliliğini temsil ettiği düşünülse de kesin bir bilgi yoktur. asıl karısının 1433'te ölmesi ve bu tablonun 1434'te yapılması arasında ikinci kez evlendiği düşünülüyor. kimilerince ise bu tablo bir evlilik tablosu değildir. ön planda dar alanda boydan yer alan iki varlıklı çifti (giovanni di nicolao arnolfini ve giovanna cenami) görüyoruz. çiftin üstünde yer alan şamdanda tek bir mum yanmaktadır, bu mum hz. isa'nın varlığını ve insanlığın geçiciliğini temsil etmektedir. ön planda yer alan köpek ise evliliğin sadakatini temsil etmektedir. çiftin arkasında dış bükey bir ayna bulunmakta bu ayna sayesinde ressamı ve diğer figürleri arkadan bir göz gibi görebilmekteyiz. bu dış bükey aynanın dış bezemesi olarak da daire biçimleri bulunmakta. bu daire biçimlerinin içinde ise hz. isa'nın kutsal sahnelerine yer verilmiştir. böylesine ufak bir alana detaylı bir çalışma gerçekten hayret verici açıkçası. eserin boyutlarından bahsetmek gerekirse genişliği 60, uzunluğu 82 cm'dir.
devamını gör...
50m2
burak aksak'ın kaleminden olduğu için izlemeyi düşündüğüm dizi.
devamını gör...
sorulan soruya şarkı ile cevap vermek
sözlüğün getirdiği mesleki deformasyon gibidir. yaparken keyif verse de duyulduğu zaman rahatsız eder. bazen sizin de eşlik etmenize sebep olabilir.*
devamını gör...
her günü son günmüşçesine yaşamak
t: yarın yokmuşçasına yaşamak.
hayatımı bu şekilde yaşıyorum ya da geçmişte bu şekilde yaşadım diyen birtakım insan tanıdım. bu kişilerde fark ettiğim bazı ortak özellikler vardı; kendilerini tamamen bu düşünceye adadıklarını iddia eder (ben şahsen kimsenin "yarın yok" fikrine tamamen inanarak yaşayacağını sanmıyorum.) , ara sıra uyuşturucu kullanır(esrar,kokain) ve hayatlarını çok hızlı bir biçimde yaşamaya çalışırlardı.
bu tanıdıklarım arasında, geçmişte bu şekilde yaşamış olanlar zirveyi ve dibi görmüştü. henüz dibi görmemiş olanlar ise hayatın her nimetini tüketmeye çalışır ancak ironik bi şekilde kendilerini tüketirlerdi. bununla kalmayıp beraber oldukları insanları da tüketmeye çalışırlardı. sürekli bir şeyler yapmak, bir aktivite içerisinde bulunmak isteyen , ceplerinde 200 lira varsa o 200 lira bugün bitmeli diyen insanlardı bunlar. maalesef ben de tüketilmeye çalışılan insanlar arasında yer aldım bir kez. çoğu istediği şeyi reddetmek mecburiyetinde kalıyordum ve bu da doğal olarak ilişkinin bitmesini sağladı.
bu ilişkinin öncesinde hayat nasıl yaşanmalı sorusunun cevabını hiç düşünmemiştim. ailemi üniversiteden mezun etmeye çalışırken bir gerçeğin var olduğuna inanır ve sık sık bunu düşünürdüm. planlarım vardı ve bu planlarımı gerçekleştirdiğimde gerçeği bulacağımı, artık mutlu bir insan olacağımı düşünürdüm. bu tecrübeyi edindikten sonra bir şeyler fark etmeye başladım dostlar. sürecin kendisinden keyif almak yerine bir sonuçta gerçeği bulacağıma inanmak ve bu sonuçtan tatmin olma beklentisi ahmaklıkmış. çünkü asıl gerçek, sürecin ta kendisiymiş. hayat, zamanı yavaşlatabildiğimiz sürece güzelmiş.. insan her anın tadını çıkarırken bir yandan da geleceğe yönelik planlar yapmalı, yarını düşünmeli. her şey, dengede olduğu sürece güzelmiş dostlar.
bahsettiğim insan tipinden kaçınız lütfen. ayrıca the queen's gambit(dizi)'sindeki beth karakteri gibi de yaşamayın bu hayatı. çünkü isaac asimov der ki: “ hayat, satrancın aksine şah-mattan sonra da devam eder.”
john ruskin'in bu konu üzerine bir alıntısını da bırakayım.
"saatte yüz mil katederek yer değiştirmek, gücümüzü, mutluluğumuzu ve bilgimizi bir nebze bile arttırmayacaktır. daha fazla şey görebilmek için yavaş yürümek gerekir, hızlı yürümek bize bir şey kazandırmaz. asıl değerli olan düşüncedir ve bakıştır, hız değildir. gerçek insan olmak isteyenler, yavaş gitmekten zarar gelmeyeceğini bilmelidir, çünkü insanın zaferi gitmekte değil, var olmaktadır."
hayatımı bu şekilde yaşıyorum ya da geçmişte bu şekilde yaşadım diyen birtakım insan tanıdım. bu kişilerde fark ettiğim bazı ortak özellikler vardı; kendilerini tamamen bu düşünceye adadıklarını iddia eder (ben şahsen kimsenin "yarın yok" fikrine tamamen inanarak yaşayacağını sanmıyorum.) , ara sıra uyuşturucu kullanır(esrar,kokain) ve hayatlarını çok hızlı bir biçimde yaşamaya çalışırlardı.
bu tanıdıklarım arasında, geçmişte bu şekilde yaşamış olanlar zirveyi ve dibi görmüştü. henüz dibi görmemiş olanlar ise hayatın her nimetini tüketmeye çalışır ancak ironik bi şekilde kendilerini tüketirlerdi. bununla kalmayıp beraber oldukları insanları da tüketmeye çalışırlardı. sürekli bir şeyler yapmak, bir aktivite içerisinde bulunmak isteyen , ceplerinde 200 lira varsa o 200 lira bugün bitmeli diyen insanlardı bunlar. maalesef ben de tüketilmeye çalışılan insanlar arasında yer aldım bir kez. çoğu istediği şeyi reddetmek mecburiyetinde kalıyordum ve bu da doğal olarak ilişkinin bitmesini sağladı.
bu ilişkinin öncesinde hayat nasıl yaşanmalı sorusunun cevabını hiç düşünmemiştim. ailemi üniversiteden mezun etmeye çalışırken bir gerçeğin var olduğuna inanır ve sık sık bunu düşünürdüm. planlarım vardı ve bu planlarımı gerçekleştirdiğimde gerçeği bulacağımı, artık mutlu bir insan olacağımı düşünürdüm. bu tecrübeyi edindikten sonra bir şeyler fark etmeye başladım dostlar. sürecin kendisinden keyif almak yerine bir sonuçta gerçeği bulacağıma inanmak ve bu sonuçtan tatmin olma beklentisi ahmaklıkmış. çünkü asıl gerçek, sürecin ta kendisiymiş. hayat, zamanı yavaşlatabildiğimiz sürece güzelmiş.. insan her anın tadını çıkarırken bir yandan da geleceğe yönelik planlar yapmalı, yarını düşünmeli. her şey, dengede olduğu sürece güzelmiş dostlar.
bahsettiğim insan tipinden kaçınız lütfen. ayrıca the queen's gambit(dizi)'sindeki beth karakteri gibi de yaşamayın bu hayatı. çünkü isaac asimov der ki: “ hayat, satrancın aksine şah-mattan sonra da devam eder.”
john ruskin'in bu konu üzerine bir alıntısını da bırakayım.
"saatte yüz mil katederek yer değiştirmek, gücümüzü, mutluluğumuzu ve bilgimizi bir nebze bile arttırmayacaktır. daha fazla şey görebilmek için yavaş yürümek gerekir, hızlı yürümek bize bir şey kazandırmaz. asıl değerli olan düşüncedir ve bakıştır, hız değildir. gerçek insan olmak isteyenler, yavaş gitmekten zarar gelmeyeceğini bilmelidir, çünkü insanın zaferi gitmekte değil, var olmaktadır."
devamını gör...
deniz gezmiş'in banka soyması
devrimci faşizan ve çalkantılı siyasal iklimde banka soyar. bu hırsızlık değildir. turgut uyar da devrimci arkadaşlarının banka soyacağını duyunca beylik silahım var benim, ben yapayım diyerek ortaya atılmıştır. şimdi uyar hırsız mı. dar kalıplarla düşünmeyin. atatürk de saltanatı yıktı ama yıkıcı değil kurucu diyoruz kendisine. dönemin şartları ve ideolojik açıdan bakacaksınız bu tür olaylara. adam banka soyup güney amerika'ya mı kaçacaktı? bankalar kapitalizmin kasası ve kalbi. komünist devrimci için özel mülkiyet hakkının kutsallığı diye bir şey zaten yok. ceza hukuku açısından bakma olaya. indirgemeci olma. devrim başarılı olursa iktidar oluyorsun zaten. olmayınca da asılıyorsun. adam davası uğruna asılmış peki sen ne yaptın. banka soymamak mı en büyük başarın? deniz kaç para çalmış akp kaç para çalmış ve sonuçları ne olmuş ?
devamını gör...
pk
başrollerinde aamir khan'ın oynadığı 2014 yapımlı komedi-bilimkurgu tarzıyla planlanmış bir hint filmi. tabi aamir khan olunca güzel bir yapım olduğu önceden belli oluyor. farklı bir gezegenden araştırma için dünyaya gelen bir uzaylıyı anlatıyor filmde. önce oranın dilini öğreniyor daha sonra öğrendikleriyle birlikte bazı gerçekleri ve tanrıyı aramaya başlıyor, tahmin edebileceğiniz gibi çok güzel mesajlarla. tabi masum bir aşk duygusuyla da tanışıyor. hint filmlerinin vazgeçilmez dansları eşliğinde başta sıkıcı gibi başlayan ama diğer aamir khan filmleri gibi izlemeye değer bir film. "peekey" olarak da adlandırılmıştır.
devamını gör...
