ıs-lm modeli, kapalı ekonomi varsayımından hareketle geliştirilmiştir. ıs-lm dengesinin sağlandığı noktalarda, iç denge sağlanmaktadır. ıs-lm kapalı ekonomi modelidir. mundell fleming modeli ise açık ekonomi modelidir. ıs-lm modeline bp (balance of payment) 'yi dahil etmektedir. dış denge ise bp eğrisi ile gösterilmektedir. bp eğrisi ödemeler dengesini temsil etmektedir. bp eğrisi, değişik faiz oranlarına tekabül eden gelir düzeyinin geometrik yeri olarak ifade edilmektedir.

iç denge, istikrarlı bir büyüme trendi ile düşük oranlı işsizliğin birlikte olması halidir. (ıs-lm dengesi). dış denge ise ödemeler dengesinin sağlanması durumudur. ödemeler dengesi ise cari işlemler açığının sermaye hareketleri hesabı fazlasına eşit olması durumudur. yani, dış denge, dış ticaret dengesi ile sermaye hareketleri dengesi tarafından belirlenmektedir. dış ticaret dengesi, ihracat ve ithalat düzeyi tarafından belirlenirken; sermaye hesabı dengesi yurtiçi ve yurtdışı faiz oranları farkı tarafından belirlenmektedir. dış denge üzerinde marjinal hasılat eğilimi ve faiz oranları etkilidir.
hasıla düzeyinde bir artış olduğunda, marjinal ithalat düzeyi kadar ithalatta artış meydana gelir. zira ithalat, gelirin artan bir fonksiyonudur. (m=m0+my). ithalat arttığında ise net ihracat azalır. bu durum ise dış dengeyi olumsuz etkiler.
faiz oranı azaldığında ülkeden sermaye çıkışı olur ve dış denge olumsuz etkilenir. tersine, faiz yükseldiğinde ülkeye sermaye girişi olur ve dış denge bu durumdan olumlu etkilenir.
devamını gör...

şovenist başlığa rağmen şunu diyebilirim;

ben kadın bir yazarım.
instagramda hikaye paylaşıyorum
uluslararası bir felsefe dergisinde yazarlık yapıyorum,
arkadaşlarımla dağıtmaya eğlenmeye çıkıyorum
ikinci üniversitemi okuyorum
akademik kariyer planlıyorum
yemek yapmayı çok seviyorum
aptalca erkek muhabbetlerini de
ve bilgilerimi paylaşmayı da sevdiğim ve eğlenceli bulduğum için sözlükte yazıyorum.

yani ben bir kadınım ve ne istersem onu yapıyorum.
devamını gör...

çok zararlı olduğunu düşündüğüm uygulamadır. tüketim çılgınlığı sadece fazlaca ürün almakla olmuyor, içerik tüketimi de bu çılgınlığa giriyor. siz her parmağınızı birkaç cm yukarı kaydırdığınızda bir sürü yeni içerik karşınıza çıkıyor. bunları çabucak değerlendirip bazılarına tıklayıp birkaç saniye bakıp tekrar parmağınızı kaydırıyorsunuz ve bu böyle devam ediyor. peki zararı nerede? hem zamanınızı yiyor hem de odaklanabilme becerinizi kaybediyorsunuz. odağınızı çok küçük parçalara bölüp her gönderiye dağıtıyorsunuz yani bir şey üzerine odaklanmıyorsunuz. bu da uzun vadede odaklanabilme yeteneğinizi yok ediyor. işte bu yüzden instagramdan okunan yüzlerce satır ile kitaptan okunan yüzlerce satır beynimize çok farklı etki ediyor.
ayrıca yarattığı bağımlılık sigaradakinden pek farklı değil. instagram bağımlısı biri uzun süre girmeyince adeta yoksunluğa giriyor. beyin onu arzuluyor ve siz ne iş yaparsanız yapın o an telefonununuzu açıp kendinizi tatmin ediyorsunuz.
velhasıl kelam nolur bağımlısıysanız kademeli bir şekilde azaltmaya çalışın.
devamını gör...

reklam sektörü böyledir en yaratıcı olan akılda kalır. bu yaratıcılık illa iye bir şey olmak zorunda değil bazen olumsuz bir reklamda akılda kalıcı oluyor.
devamını gör...

her şeyden bunaldım. insanlardan aslında nefret ettiğimi anladım. sanırım buna eminim artık. mizantropist miyim lan ben? bazen iyiyim insanlarla. ama istediğim ölçüde. sonra sıkılıyorum onlardan da. kısa bir konuşma yetiyor. sonrası tatmin etmiyor. hep böyle mi olacak? yalancı, bencil ve samimiyetsizler. ama bu yaşadığımız medeniyette yolunda olmayan şeyler var sözlük ve bunlar gözüme kaçmış bir kıymık gibi rahatsız ediyor beni. hiçbir yere, hiçbir kişiye tahammülüm kalmadı artık. bitse de gitsek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayatı ile ilgili araştırma yaptığımda gerçekten üzüldüğüm bir ressam. hayatı boyunca yalnız ve başarısızlıkla suçlanan bir ressamdı, zaten yaşadığı süreçte kimse tarafından çok da ciddiye alınmamıştı. belki de en çok istediği şey anlaşılmakmış ama kimse tarafından anlaşılmamış ve değer görmemiş. belki de 'anlaşılmaya değer' görülmemiş, oysa ki insanın en büyük arzusu değer göremese bile anlaşılmaktır.

sadece bir tablosunu çok ucuz bir fiyata satabilmiş. kör ölür badem gözlü olur hesabı öldükten sonra değerlenmiş tabloları da, hayat hikayesi de.
satılan tek eserinin bu olduğu düşünülüyor;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
arles'daki kırmızı üzüm bağları, 1888

intiharı konusunda şaibeler var, kaynaklar altıpatlar ile göğsüne ateş ettiğini ve bu yaralar sonucu iki gün sonra öldüğünü söylüyor. üstelik intiharından önce yazdığı bir intihar mektubu da bulunuyor.
kardeşi theo'ya; “dayanamıyorum artık theo, yaşamın ağırlığına daha fazla dayanamıyorum. unutmaya çalışıyorum, daha çok resim yaparak unutmaya çalışıyorum ama olmuyor. kulağımdaki çığlıklara karşı koyamıyorum. kendime zarar vermekten çok korkuyorum..” şeklinde bir mektup yazmış. ama intihar mı etti, kavga esnasında mı vuruldu, yoksa biriyle anlaşarak kendisini mi vurdurttu o konuda net bir şey bilinmiyor. çünkü kardeşine "ölmeyi bile beceremedim" şeklinde söylemleri olduğu da söyleniyor.

#1369420 buradaki tablosuyla ilgili birkaç teori bulunmakta, bana ilginç geldiği için sizlere de bu teorileri yorumlamak istiyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tutuklular çemberi, 1890

kulağı kesildikten sonra akıl hastanesine kapatılan van gogh bu tabloyu karamsar bir döneminde çizmiş. dolayısıyla van gogh bu tablosunda kendini hapishane'de esir alınmış, çaresiz bir mahkum gibi hissettiğini vurgulayan mesajlar vermiş.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yüksek duvarlarla çevrili bir hapishane avlusunda çember halinde volta atan mahkumlar ve kendisini bu voltanın tam merkezine yerleştirerek kasvetli bir kısır döngünün ortasında her şeyi anlayan, ancak hiçbir şeyi değiştiremeyen yalnız, üzgün bir mahkum olan van gogh. kendisini mahkumların arasında ve tam ortasında görmüş, çaresizliğinin bilincinde ama hiçbir şey yapamayan biri olarak yansıtmış.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
her şeye rağmen hapishane duvarlarının üst kısmında uçuşan, umudun simgesi olan beyaz kelebekler. belki de bir gün buradan çıkacağı umut dolu günlerini böyle yansıtmak istemişti, kim bilir? her ne kadar kasvetli bir yaşama ve düşüncelere sahip olsa da, eserine yansıttığı bu kelebek figürleriyle içinde az da olsa umut kırıntıları barındırdığını görmüş oluyoruz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
van gogh intihar ettiğinde ya da vurulması sonucu öldüğünde 37 yaşındaydı, bu tablosunda da avluda gezinen mahkumların tam 37 kişi olduğu görülüyor. bunu tablosunda bilinçli olarak detaylandırdıysa eğer, 37 yıllık yaşamı boyunca hayatını her gün hapishanede, zindanda geçiren bir mahkumdan farksız hissettiğinin mesajını mı vermek istiyordu acaba?...

bunu hep merak ederim, öldükten sonra bu kadar değerleneceğini ve ünleneceğini bilseydi ne hissederdi acaba? hayata daha mı erken veda etmek isterdi? hayatı boyunca hiç işe yarar biri gibi hissetmemişti ama kıymete binmişti sonunda..
devamını gör...

bana temizlik günlerini hatırlatan müziklerdir.

annem ve ablalarım hep temizlik yaparken yüksek sesle müzik dinlerdi. o perdeler indikten sonra halılar toplandıktan sonra evde bir yankı oluyor ya. işte bizim evde hep türkçe pop hitleri yankılandı. bütün temizlik günlerinde sabahtan akşama kadar bağır çağır şarkı söylerdik. onlarca kaset, cd arasında ablam efsane bir djdi. üstünden 10-15-20 yıl geçmesine rağmen bütün şarkıları ezbere hatırlıyorum.

kendime kaldığım hemen her zaman rap dinledim. ama temizlik yaparken harbiden gitmiyor.* bilmiyorum süpürgenin sesi ile match olmuyor lan. bende bir kaç yıl önce evim çöp eve dönmesin diye bir liste yapmaya karar vermiştim. şimdi evim tertemiz. temizlikte müzik çok önemli abi. müziksiz yapınca temizlenmiyormuş gibi hissediyorum.

hayrına paylaşıyorum, sizin de eviniz pırıl pırıl olsun.

youtube.com/playlist?list=P...
devamını gör...

evrimsel süreç açısından bile önem verilen bir şeydir dış görünüş. hayvanlar aleminde bile sevimli bulunmayan yavrular ebeveynleri tarafından terk edilip türü yok olma tehlikesiyle karşılaşabiliyormuş. hayatta doğduğumuz andan itibaren mücadele ettiğimiz ve önem verdiğimiz bir kavram dış görünüş. bu sebeple önem vermeme gibi bir durum bilimsel açıdan mümkün değil ama hayatımızın merkezine de koymayacağız tabi.
devamını gör...

şimdi senin şort giyene laf edenden ne farkın kaldı dediğim başlık. başkaları hakkında ahkam kesmek atasporu icra edicisine sitem.
devamını gör...

öncelikle bazı kurallara uyunuz:
(bkz: 22.00-06.00 arası alkol satış yasağı)

edit: ya da başlamayın:
(bkz: 4 ocak 2021 alkollü içeceklere ötv zammı)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eski sevgilimin telefon numarasıdır. siz siz olun hayatınızdan çıkması muhtemel olan birine dair herhangi bir şeyi ezberlemeyin. unutmaya çalışır, unutamazsınız.
devamını gör...

10 ekim ankara garı patlamasının yıl dönümünde defalarca dinlediğim ve yürek yakan bir suavi şarkısı.


bilmelisin
bu yol bizim yolumuzdur
gidip geri dönmemek var
kalanlarla yola devam
umut bizim isigimiz
sira kimde belli olmaz
ümit bizim isigimiz
bilmelisin bilmelisin ümitsizlik yok
sana hosçakal diyemem
ama simdi gitme vakti
yüregimde çanlar vurur
kalbim sökülüyor sanki
yüreginde hasret biter
ümitsiz olma yeter
gidip de dönmemek var dönüpte görmemek var
bu bir veda sarkisidir yüzüne el sürmemek var
bilmelisin bilmelisin ümitsizlik yok




devamını gör...

beton mustafa'nın orada indir bizi evladım

beton mustafa'dan kasıt atatürk heykeli, yaşlı insanlar kullanıyordu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit : summer lafım sana değil, genel genel mcmdm
devamını gör...

bir kedinin ikinci evi çöphane iken nereye kadar acıkmasın? ve üzerine fırlatılan ağırlıklardan nasıl ürkmesin?
o sadece karnını doyuruyordu. oraya kendi çöpünü bırakan sokağın adamı, kadını, çocuğu korktu ondan. kedi de onlardan korkup boyunlarına atladı. tırnak tırnaktı korkusu.

günü geceye uzatarak işleyen bu aynı çizgilerin artığı.
uzandığı yere kadar uzasın boynum.


tüm kaygıları bir madalyon gibi boynunda taşıyan buzdan bir cehenneme dönüştüğünde insan...
"öyle sandığınız gibi değil" demişti biri. ben bilmiyorum ve sandığıma da sığmıyor zaten gerçek.
devamını gör...

zamana yayılmış ve birçok kişinin ortak bir şekilde işlediği cinayettir. ama biz sadece birinin kendini öldürdüğünü zannederiz.
devamını gör...

herkesin özgür iradesiyle yapmak istediği ve yaptığı iyi veya kötü şeylerden sonra, yapılanların unutulduğu, yapanın da yanına kar kaldığının zannedildiği bir zamanda - yani mahşer zamanı - haklı olanın zerre hakkının kıymet kazanacağı, haksızın da zerre haksızlığının meydana çıkacağı bir terazi kurulacak.
işte bu terazi de en ufak iyilik ve en ufak kötülüğün hiçe sayılmayacağı bu terazide ortaya çıkacak sonuç ilahi adalet olacaktır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim