henüz kullanılmaya başlanmayan uçak ya da benzeri hava araçlarında meydana gelmesi olası arızaları araştıran kişi.
devamını gör...

kendisiyle pek de barışık olmadığım gündür. bir türlü denk gelmiyor efendim.
devamını gör...

küçük paketlileri tedavülden kalkmış büyük paketi ise altı lira civarı olan yılların vazgeçilmezi proteinli muz aromalı bisküvi.
devamını gör...

1971 yapımı ali baba ve kırk haramiler filminde söylenen kırk haramiler marşı olarak da bilinen şarkının korkutucu nakaratıdır.

daha minik delikanlıyken mahallede "deli fatih" denen psikopat yarmanın bu nakaratı söyleyerek beni kovaladığından beri duyunca hala korkarım.
devamını gör...

ne dedin sen, ha ne dedin sen!
devamını gör...

antik yunan'ın yedi bilgesinden biri. komeden gelmeydi. bir polis üyesi olmadığından diğerleri kadar ünlü değildir. zaten insanları pek sevmezdi de. bu yüzden "polis üyesi olmayan ya hayvandır ya da tanrıdır." anlayışına karşı olduğu söylenebilirdi. belki de umursamıyordu. o yüzden de polis üyesi değildi...
devamını gör...

1881-1973 yılları arasında yaşamış, kübizm akımının öncüsü sanatçı. ilk eserini 9 yaşındayken yapmış.

bir kaç eserini hemen iliştireyim:
crying woman (1937)
guernica (1937)
girl before a mirror (1932)
the dream (1932)
devamını gör...

biri illaki yazmistir diye girdim basliga, goremeyince eklemek istedim.
kesinlikle izledigim en iyi dans sahnesi climax'tedir. filmin ilk 10 dakikası dans sahnesidir zaten. izlemesi cok keyifli, bazi yerlerde beyin yakar ama cok guzeldir. açık ara climax diyorum.
devamını gör...

bir klişeyi hortlattığım başlıktır.

edit: gördüğüm kadarıyla bu sorunsal hala iş görüyor. ama bir şey söyleyeyim sanat hiçbir şey için değildir; ne para ne insan ne toplum ne de ananem için.
sanat; üreticisinin yaratımının dışa vurumu, her şeyden bağımsız, anlaşılma ve kanıtlanma kaygısı gütmeyen.
devamını gör...

ekim devrimi, sosyalizm ve rus edebiyatı hakkında çalışmalar yapmış olan ingiliz tarihçi ve yazar. what is history? isimli eseri ile tarihsel gerçeklerin objektif olamayacağını ve kusursuz bir gerçekliğin yalnızca büyük bir yanılsama olduğunu savunmuştur çünkü tarih onun görüşünde tarihçinin yazdığıdır ki bu cümle özünde görüldüğü kadar basit sayılmaz. the twenty years' crisis isimli batı diplomasisini yerden yere vuran eserinde, idealizme ( ütopyacılık) yönelttiği eleştiriler ve woodrow wilson'u yerin dibine sokarcasına eleştirmesi kadar realizm hakkında eleştiri getirmekten de geri durmamıştır. realizmin gerçekleri görmesinin bir işe yaramadığını çünkü çözüm üzerine bir şey yapmadıkları konusunda görüşleri vardır. çelişkili ifadeleri bulunsa bile yine de gerek yazdığı biyografiler ( bakunin ve dostoyevski) ve sunduğu eleştiriler ile önemli bir figürdür.

(bkz: what is history?)
(bkz: conditions of peace)
(bkz: nationalism and after) oldukça tartışmalı bir eser olduğunu söylemeliyim.
(bkz: the twenty years' crises)
(bkz: the romantic exiles)
(bkz: the comintern and spanish civil war)

--- alıntı ---

the facts speak only when the historian calls on them: it is he who decides to which facts to give the floor, and in what order or context.

- what is history?

--- alıntı ---
devamını gör...

evdeki yabancı diye bir dizi vardı,çok severdim,jenerik müziğinde var olan atasözü.
devamını gör...

ordu komutanının birliğe ziyarete gelip, dolaşırken erlere hal hatır sorması ile aynı etkiyi yaratır.
devamını gör...

öğrenci dostu, ayrılmaz ikilidir. hatta öğrenci ile birlikte ayrılmaz üçlü olur. genelde ayranın son yudumu, dönerin son lokmasına saklanır ve de ayran çeşitli zehirleri önlemek için vazgeçilmezdir.*
devamını gör...

islam dini terimidir. inanmış, gönlü kanmış, emin olmuş anlamlarına gelir.
devamını gör...

bir tür soğuk hava deposu.
devamını gör...

siyasetçi, mühendis, akademisyen ve türkiye cumhuriyeti 23. başbakanı. istanbul erkek lisesi mezunu, okul birincisi. itü makine mühendisliği mezunu. lise birinciliği sebebiyle o dönem üniversiteye sınavsız giriş hakkı olmasına rağmen sınava girmeyi tercih ettiği belirtilir. özal ve demirel itü’den dönem arkadaşlarıdır. doktorasını almanya’da yapmış, 27 yaşındayken itü'de doçent olmuştur. 1964’te ise profesör olmuştur. siyasi hayatına bakıldığında kurduğu partiler hep aynı “bahane” ile kapatılmıştır. türk siyasi tarihinin en büyük dayatmaları ve kara lekelerinden ikisini yaşayanlardan biri erbakan’dır.

1-28 şubat post-modern darbesi

2-genel başkanı olduğu refah partisi’nin 1995 yılı genel seçiminden %21.4 oranı ile birinci parti çıkmasına rağmen diğer siyasi partilerin hiçbirinin koalisyona yanaşmaması (!!) sebebiyle hükümet kurma hakkının kendisinden alınıp %19.65 oy oranıyla ikinci parti olan anap’a verilmesidir ve onun da %19.18 oy oranıyla üçüncü parti olan doğru yol partisi ile koalisyon kurmasıdır. kurulan bu koalisyon kısa süreli aşk ilişkisi gibi sona erince bu kez doğru yol ve refah partisi bir koalisyona girmiştir. erbakan bu koalisyon hükümetinde 1 yıl başbakan olarak görev yapmıştır. bu 1 yıllık süreçte ülkenin ekonomik kalkınmasının nasıl olduğunu, (örn: türkiye ekonomisinde %7,5 oranında büyüme) ne kadar büyük bir kalkınma yaşandığını dönemin kaynaklarından öğrenmek mümkün. ama yetmedi. birileri yine o meşhur “bahaneyi” kullanmak için start bayrağını salladı. erbakan istifaya zorlandı ve başbakanlık görevini koalisyon ortağı tansu çiller'e devretmek için dönemin cumhurbaşkanı süleyman demirel'e istifasını sundu. tiyatronun ikinci perdesi burada başladı. demirel yeni hükümet kurma görevini nedense hali hazırda zaten hükümet ortağı olan doğru yol partisi genel başkanı tansu çiller'e değil, anap genel başkanı mesut yılmaz'a verdi. yılmaz’ın vekil sayısı hükümet kurmaya yetmediği için bu sefer ülkenin başına zaten bela olan koalisyon hükümetine iki değil üç parti ile devam edilmek üzere anap, dsp ve dtp ile (dyp’den ayrılanlar tarafından kurulan parti) hükümet kuruldu. sonrasında 28 şubat süreci başlamıştır.

halk hangi demokratik (!) düzlemde temsil edilmiş, demokrasi nasıl işlememiş, askeri vesayet nasıl tıkır tıkır çalışıp sivil irade yok sayılmış, anti militaristler nasıl gıkını çıkarmamış... işte 90’lı yıllar bu konuda tam bir utanç harikası!
devamını gör...

cici kızlar - delisin
devamını gör...

(bkz: gönlü geniş kafadar)*

zira insan gönlü geniş de olsa kimseyi kendinden fazla sevemez.

(bkz: ablan sözlük yazarı bebeğim)
devamını gör...

dijital saatlerde aynı sayının yanyana geldiği zaman birisi sizi düşünüyormuş.
devamını gör...

adalet bakanlığı adli sicil ve istatistik genel müdürlüğü’nün 1986 yılından 2017 yılına kadar yayınlamış olduğu, açılan davalarda özel kanunlara göre sanık sayıları incelendiginde, 1986’dan 2002 yılına kadarki 17 yılda bu kanun kapsamında toplam sanık sayısı 2.155 oldu.

2007 yılının verilerine ulaşılamayan 2002 ile 2017 arasındaki 14 yılda ise toplam sanık sayısı 2.866 oldu.

yani 1986 dan 2017 yılına dek 31 yılda bu kanundan yargılanan kişi sayısı
5021 dir .

cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan’ın sadece 1 yıllık cumhurbaşkanlığı süresinde, 2018 yılında, 26 bin 115 kişiye  dava açılmıştır.

erdoğan’ın başladığı 2014 yılından 2019 yılı sonuna kadar olan dönemde,
cumhurbaşkanına hakaret suçundan 63 bin 41 kişiye dava açılmış,
açılan bu davalarda 9 bin 554 kişi ceza almıştır.

hangi kanunun nasıl uygulandığı konusunda, bu veriler sanırım bir çok sorunun yanıtı olmaya yetecektir .

ayrıca bu ülkede artık, kanunun olup olmaması değil, uygulanıp uygulanmaması, uygulanıyorsa nasıl uygulandığı önemlidir.
devamını gör...
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.