merhaba kafa ahalisi!

bendeniz monkey ve 30 yılı aşkın bir süredir kahrımı çeken kadim dostum stoned ile birlikte 22:30'da bir canlı yayın icra edeceğiz. kredi kartı borçlarımızı, terk eden zeynep'leri, berat albayrak'ın istifasını ve nice sıkıntıları konuşmamaya ve unutmaya çalıştığımız bir yayın planlıyoruz. umarım bu plan hitler'in sovyet işgali planlarına dönmez.

bize unutmak istediğiniz bir şey söylerseniz, biz de size nasıl unutucağınızı söyleriz. en azından kafa yorarız. stoned kesin çözeriz diyor. benim şüphelerim var.

şimdilik görüşmek üzere!
devamını gör...

asansörde bir erkek varsa ben de binmem. erkeğim.
devamını gör...

tarifesi varmış:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözleri nazım hikmet'in mavi liman adlı şiirine aittir. nazım hikmet moskova'da sürgündeyken yazmış, cem karaca da yıllar sonra almanya'da sürgün yıllarında şiiri besteleyip çıkarmış olduğu ikinci albümü die kanaken'a son parça olarak koymuş. bu şarkı dışında diğer bütün parçalar almanca olup almanya'daki göçmen işçiler konu edilmiştir.

cem karaca da nazım hikmet gibi aynı şeyleri yaşadığını hissettirir. son şarkı olması, alakasız bir albüme sıkıştırılmasının bir anlamı olduğunu düşünürüm. artık memleketine dönme umudunu tam manasıyla yitirmiş birinin elvedası gibi.

gerçeklemesini ummadığı şey gerçek olmuş albümden dört yıl sonra türkiye'ye dönebilmiştir. oh be adlı şarkısında da geçmiş sürgün yıllarına atıfta bulunur.
devamını gör...

uzağı görememe göz kusrudur.
kalın yada ince kenarlı mercekle tedavi edilir.
devamını gör...

küçükken haylazlığımdan ötürü birkaç defa ölümden döndüğüm olmuş ama en son seneler önce başıma geldi bu tarz bir olay.
eve doğru yürürken bir dairenin penceresinden önüme çiçek saksısı düşmüştü,* aradaki mesafe 50 cm falan anca vardı sanırsam. kafamı kaldırıp baktığımda pencere kapalıydı büyük ihtimal ev sahibi saksıyı dengesiz bir şekilde bırakmıştı.
devamını gör...

insana yılgınlık veren ilişki durumudur.
devamını gör...

wallaha eşcinsellerden çok dert ediyorsunuz eşcinselleri. yararlı şeylerle uğraşın aybalam...
devamını gör...

"yürek yok" dedi yaşlı adam. "fakat zamanla senin yüreğin de silinip gidecek. yüreğin silinip gittiğinde yitirmişlik hissi de kalmaz, çaresizlik de. gidecek yeri olmayan aşk da kaybolur gider. geriye yaşam kalır. sessiz ve durgun bir yaşam."

haruki murakami - haşlanmış harikalar diyarı ve dünyanın sonu
devamını gör...

güncelleme gelmiş galiba. statlar ve şehir hastaneleri de not alındı teşekkürler.
devamını gör...

ilber ortaylı sırf tarih konusunda ihtisaslı diye görmezden gelinemeyecek durumdur.

insanların kendi içinde ne yaşadığını, ne düşündüğünü elbette ki bilemeyiz fakat bu şekilde yansıtan kişi kim olursa olsun yaptığının yanlış olduğunu kabul etmek gerek. kız öğrencilerinin arkasından konuşan akademisyenin yaptığı etik değil fakat ilber hoca’nın yaptığı sempatik öyle mi? hiç kusura bakmayın da sizinki ikiyüzlülük.
devamını gör...

hedef kitap ise var gücünle mücadele etmeli.
devamını gör...

hayat okulu diyebileceğimiz tecrübelerdir. hatalardan çıkarılan dersler en iyi öğretmenlerdir. bir musibet bin nasihatten yeğdir diye boşuna dememişler. ders çıkarmıyorsak da onların yaşanmasının hiçbir anlamı yoktur.
devamını gör...

tanımadığım numaralar tarafından aranmak.
devamını gör...

romans dilleri, slavik diller ve cermenik dillerin ortaya gelişiyle oluşturulmuş bir yapay dil.

evrensel bir dil olma hedefi ile oluşturulmuştur, bu yüzden olabildiğince basit kılınmıştır. tüm dilde sadece 16 adet gramer kuralı vardır. duolingo üzerinden kolayca a1 seviyesinde öğrenilebilir. öğrenmesi oldukça keyifli bir serüvendir ama ne yazık ki çok fazla konuşanı olmadığı için pratik yaması zordur. pratik yapmak isteyen yazarlar mesaj atabilir yine de.
devamını gör...

hiç, bir sınıfımı kontrol edemediğim için sınıfı terk ettiğimi hatırlamıyorum. insanız bazen öğrencilerimin bazen de benim zor zamanlar geçirdiğimiz oluyor. bazen ben onları üzüyorum, bazen de onlar beni üzüyor ama genel olarak sınıf yönetiminde çok zorlanmıyorum, sene başında belirlediğimiz kurallar silsilesi ile çözüyoruz. bir de birazcık sivri dilli bir öğretmen olduğumdan..................yargımachine'dir kendisi, pek bulaşmayın diye üst sınıfların tembihlerine maruz kaldıklarından biraz da temkinli yaklaşıyorlar bana karşı. ha buradan ben çok sertim mesajı falan vermeye çalışmıyorum hatta aksine bazen daha disiplinli olmalıyım, çok sabırlıyım diye düşündüğüm zamanlar oluyor. anlatmak istediğim genel olarak orta noktadayız. sıkıntı yaşarsak da biraz dolaşıp birbirimize, sonra yine olması gerekene dönüyoruz.

benim asıl anlatmak istediğim ise bunun tam tersini yaşadığım bir andır. sınıftan çıkamadığım, çakılıp kaldığım bir an.
bir gün dersteyiz telefonum çalıyor. sessizde olur dersteyken açmıyorum. tekrar çalıyor. yine açmıyorum. bir mesaj geliyor sonra. ablamdan "doktor dedi ki bu durum ölümcül olabilirmiş, hemen istanbul’a gitmem gerekiyormuş, hatta genetik olduğu için seni de ozi'yi de kontrol ettirmemiz lazımmış."
mesajı okuyorum. sınıfa dönüyorum. bugün burada bırakıyorum gençler, diyorum. şaşırıyorlar ama tabii ki ders bırakılmış coşku ile defterleri toplayıp sohbete başlıyorlar uğultuyla.
bense ne yapacağımı bilemez bir halde oturuyorum sandalyeye. son ders ama yirmi dakika var bitmesine. düşünüyorum. ablam ölebilir. benim ablam ölemez, ölmemeli diyorum. 4 yaşındaki yeğenim aklıma geliyor. ozi'cim annesiz büyüyemez diyorum. ablam ölürse ona ben bakarım ama ben annesinin yerini tutamam ki diyorum. düşündükçe gözümden yaşlar akıyor. kendimi durduramıyorum. sınıftaki uğultu yavaş yavaş azalıyor. çocuklar da şaşkın. benim gözyaşlarım defteri ıslatıyor. ece dayanamıyor geliyor yanıma, sarılıyor. "hocam iyi misiniz? hocam yapabileceğimiz bir şey var mı?" sesleri sarıyor etrafı. birazcık sakinleşmeyi başarıp konuşuyorum sonra ailemden kötü bir haber aldım,merak etmeyin her şey yoluna girecek diyorum. yüreğim parça parçayken ben o çocuklara meram anlatıyorum.
bu yüzdendir ki o kapıyı çarpıp giden öğretmenleri yargılamadan önce onların da insan olduğunu gözardı etmeden yazın lütfen. bazen okurken bu yazılanları canım acıyor, genellemeleri gördükçe utanıyorum.
devamını gör...

herkesin beğendiği bir şeyi beğenmemek vizyonsuzluk değildir.
devamını gör...

rus çerkes savaşı'nın ardından gerçekleşen, rus imparatorluğu tarafından çerkes halkının çoğunluğunun yok edildiği facia.
devamını gör...

bir sebebe ihtiyaçları yoktur. ateizm bir din değildir. kitabını okuyup, anlayıp, uygulaması gibi bir durum yoktur. ateistlerin evren, ahlak, dünya görüşü, hayata bakışları binbir çeşittir. hepsinin inanma şekli kendini bağlar. bir kuralları, mezhepleri yoktur. bir kişinin sadece tanrı, din fikrini mantıklı bulmaması ve inanmaması ateist olması için yeterlidir. aslında ateizm etiketine bile ihtiyaçları yoktur. bir ateist din kitaplarını, tanrı felsefesini araştırıp bilgilense fena olmaz elbet. düşüncesi daha temele oturur ama ateist olmak için bunları yapmak zorunda değildir. din kitaplarını okuyup çelişkiler bulmak, insanlarla din münakaşasına girmek zorunda da değildir.
devamını gör...

bir etgar keret ve samir el-youssef kitabıdır.

bu kitap müthiş bir öykü kitabı ama yazılma amacı sadece edebi değeri yüksek bir kitap ortaya çıkarmak değil. elbette iki yazar da edebi kaygılarına sırtlarını dönmeden yazmışlar öykülerini ama çok daha büyük, çok daha ulvi bir amaç var arka planda.

yazarlardan biri dünyanın her yerinde tanınan, tanrı olmak isteyen otobüs şoförü, nimrod çıldırışları gibi kitapların büyük yazarı ve altını çizerek söylüyorum ki israilli bir yazar olan etgar keret.

ikinci yazarımız ise türkçeye çevrilen bundan başka bir kitabı olup olmadığını bile bilemediğim ama bu kitaptaki öykülerini okur okumaz hayran kaldığım, yine altını çizerek söylüyorum filistinli yazar samir el-youssef.

peki neden altını çizdim bu iki sıfatın. çünkü onlar çok iyi iki arkadaş ve israil - filistin olayına bir son vermek için sırt sırta vermeye karar vermişler. fikir samir’den çıkıyor ve iki tarafın da insanlıktan çıkmaya meyilli olduğunu düşündüğü bir konuda tarafları insancıllaştırmak için bir kitap yazmayı öneriyor. elbette bu öneri keret tarafından hemen kabul ediliyor. iki nedenden ötürü: birincisi keret artık imza toplamaktan yorulmuş ve sıkılmış, ikinci neden ise samir az tanınan, keret çok tanınan bir yazar olması.

ikili, insanlara insan olduklarını hatırlatmak için muhteşem bir öykü kitabı yazmışlar. okuyalım.
devamını gör...

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan puan tablosu sıkça sorulan sorular yönetim kadrosu istatistikler iletişim