herkesle sohbet edebilirim yeterki bana diyeceklerini dikta etmeye çalışmasın, karşılıklı saygıyı koruyabilelim.
devamını gör...

(bkz: hahahahahahahaha) çok güldüm yaa! dün şeker alan anneme napacan şekeri dediğim için de özrü borç bilirim.
devamını gör...

tanrı'nın 4 büyük peygambere* gönderdiğine inanılan kitaplardır.

kuran'da dahil günümüze kadar değiştirilmeden geldiğine inanmak ise saflıktır.
devamını gör...

aradığın insanın,
aradığı insan olmamak ekseriyetle olan.
devamını gör...

yazıları ile iktidar cephesini çok sert eleştiren gazetecidir. gezi olayları için düşünüldüğünde 1 gün için 1 saatliğine bile olsa o eylemlere canlı olarak katılmadığı bilinir. bu dediğim sebeple (bkz: işi bilen ama işe gitmeyen) biri olarak tanımlanabilir. ayrıca ülkede gazi mustafa kemal atatürk'ün ekmeğini en çok yiyen yazarlardan biridir.
devamını gör...

güçlüsün, ama yüreğinin bir yerindeki çatlaktan bu güç akıp gidiyor. bu çatlağı kapamayı başaramazsan gücünü tamamen yitireceksin, zavallı biri olacaksın. bu çatlaktan ne sızıyor dışarıya, biliyor musun? her an patlamaya hazır, tehlikeli, kocaman bir duygu balonu. neden böyle bir balon büyüttün içinde? yaşamlarından memnun, mutlu insanları görünce neden durup dururken sinirleniyorsun? onları bu kadar çok küçümsemenin nedeni ne, niye onları incitmek istiyorsun? tamam seni anlıyorum, onların hepsinin aptal olduğunu düşünüyorsun, onları küçümsüyorsun; çünkü sen onlar yüzünden başarısız ve öfkeli biri oldun, onların ahlak anlayışları ve mutlu olma yöntemleri bu kocaman dünyayı yönettiği için sen onlara yenik düştün. bu düşüncelerin beynini işgal etmesine izin vermemelisin, çünkü senin asıl düşmanın bir kurşun kadar yok edici olabilen bu kötü düşüncelerdir. kurşunlar, kurbanlarını seçip onları hemen öldürdükleri için çok acı vermezler. ama senin içinde yalnızca kurşun değil, bakteriler de var. bakteriler insanı birden öldürmezler; onu yavaş yavaş yıpratarak en sonunda bir ucubeye dönüştürürler, bu ucubenin yaşamak için tek şansı vardır, o da küçümseme ve nefretle bilenmiş oklarını çevresine rasgele fırlatmaktır. bir sürü şeye sahip olabilir bu ucube; ama hayatta hiç başarılı olamaz, çünkü kendi kendisinin düşmanı olduğu için sahip olduğu şeyler ile mutlu olmayı hiçbir zaman beceremez. soğukkanlılıkla - truman capote
devamını gör...

sözlüğün freud'u olma yolunda ilerleyen değerli yazarlardandır. açtığı başlıklardan, girdiği tanımlardan hem bilgili olduğu hem de araştırmayı öğrenmeyi sevdiği anlaşılıyor. kendisinin tanımlarını okumaktan keyif alıyorum doğrusu. ayrıca kendisi çok da kibardır. benimki kadar olmasa da güzel melodi çıkartır ortaya, öyle olduğuna inanıyorum yani. "garibanın yüzü gülür mü" şeklindeki kaderdaşlığımız da cabası. umarım burada olmaya devam eder.
not: istediğin kadar sözlüğün freud'u ol tus'ta haklı olan kazansın(!)
devamını gör...

“bazen insanlarla aynı dilde konuşamayacağını fark edince, farklı dilde susmayı tercih edersin.”

tagore.
devamını gör...

koca yürekli validir.
devamını gör...

en güzel ve en kötü duyguların sebebidir. insanı vezir de yapar, rezil de. hem öyle bir illettir, hem öyle bir lütuf.

tüm sevdiğiniz insanlar, evcil hayvanlarınız.. ilelebet göçüp gittiklerinde yaşadığınız o eşsiz acının sebebidir sevgi. lakin, dünyada yaşama sebebinizdir de aynı zamanda.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

nobel’den çok daha anlamlı ve önemli olduğunu düşündüğüm ödüldür. macar bir gazeteci olan joseph pulitzer adına müzik, gazetecilik ve edebiyat alanında verilen ödüller nispeten hakkaniyetli dağıtıldığı için nobel’i çok gerilerde bıraktığını düşünürüm.

pulitzer ödülü kazanan kitaplar arasından benim okuduğum bazıları:

1. ernest hemingway - yaşlı adam ve deniz
2. john steinbeck- gazap üzümleri
3. harper lee- bülbülü öldürmek
4. frank mccourt- angelanın külleri
5. junot diaz- oscar wao’nun tuhaf kısa yaşamı
6. john kennedy toole- alıklar birliği

bu kitaplara göz atan okur hepsinin insana dair bir dertle meşgul olduğunu ve her ne olursa olsun insandan ve insanlıktan taraf olduğunu görecektir.

bonus: gazeteci kevin carter bu fotoğraf ile pulitzer kazanmış ve daha sonra bunalıma girerek intihar ermiştir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“bizim gibi basit ve ölümlü insanlar en nihayetinde kaybediyordu.”
dostoyevski - kumarbaz
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

deyip diye yazılır, diyip diye okunur. rica ederim efenim.
devamını gör...

düşünce özgürlüğü olmayıp ırkçılıktan, islamofobiden ve çeşitli insanların varlığını yok saymaktan farklı bir şey değildir. öte yandan lgbt bireylerine saygı duyulmalı ifadesi onların yaşayış biçimlerine karışmamak anlamındadır, yani lgbt bireylerinin el üstünde tutulmak gibi bir amacı yok. lgbt bireyleri heteroseksüel bireyler nasıl yaşayabiliyorsa öyle yaşayabilmek istiyorlar. ayrıca din, dil, ırk, cinsiyet ve cinsel yönelim farklılıklarını bir yana bırakırsak dahi kimsenin başkasının yaşam özgürlüğünü kısıtlamaya hakkı yoktur.
devamını gör...

o zamanlar londra'da staj yapıyorum. ay çok havalı başladı hikaye. neyse. ve stajdaki ilk günüm ve o zamanlar adetim çok düzensiz olduğundan, bi haber mutlu mutlu geziniyorum. her neyse patronum da, asistanı da çok ama çok tatlı adamlar ve ufacık ofiste beraber çalışıyoruz. en önemli şeyi söylemedim tabi, siyah kısa bir elbise de var üstümde.
her neyse iş bitimine bir kaç saat kaldığında adet belirtilerini hissedince, tuvalete koştum hemen. sonrasında karnım acıktı deyip, köşedeki markete gitmek istediğimi söyledim ama patronum ortak buz dolabındaki sandviçlerden verdi. sonra içecek bi şeyler lazım dedim, çay yaptı bana. başka bahane o an aklıma gelmeyince, peçete koyayım dedim zaten ilk gün. çok da gelmez. hızlıca koydum ve o son bir kaç saat işime devam ettim.
iş bittikten sonra bütün ofislerin olduğu ortak binayı gezdik patronumla. sekreterlerin olduğu ortak odayı, ortak mutfağı, dinlenme odalarını, terası ve bu sürede bir sürü insanla tanıştım. small talklar fln acayip mutluyum. beni sevdiler. tabi adet olduğumu tamamen unuttuğum anlar oldu bunlar. ama içten içe de bi tuhaflık var.
iş çıkışında oda arkadaşım beni almaya gelmişti. markete yöneldik, ben markette bi taraftan tuvalet bakınıp, bir taraftan da ödeme yaparken heyecanlı bir şekilde günümün çok iyi geçtiği anlatıyordum.
sonra kasadayken durdu ve bana dedi ki: elbisenin altından çıkan tuvalet kağıdı da tabi sana çok şans getirmiştir. ıyi de kombin olmuş.
devamını gör...

yorum yok.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


mesela herhangi bir gün müthiş bir iç sıkıntısı seni boğar. hayat sana karanlık, manasız gelir. insan, biraz evvel senin zırvaladığın gibi felsefeler yapmaya başlar. hatta yavaş yavaş onu da yapamaz ve canı, ağzını açmayı bile istemez.
hiçbir insanın, hiçbir eğlencenin seni canlandıramayacağını sanırsın. hava sıkıcı ve manasızdır. ya fazla sıcak ya fazla soğuk ya fazla yağmurludur. gelip geçenler suratına salak salak bakarlar ve on para etmez işlerin peşinde, bir tutam otun arkasından koşan keçiler gibi dilleri bir karış dışarı fırlayarak dolaşırlar.
aklını başına derleyip bu ruh haletini tahlil etmek istersin. insan ruhunun çözülmez düğümleri bir muamma gibi önüne serilir.

kitaplarda okuduğun depresyon kelimesine bir cankurtaran simidi gibi sarılırsın. çünkü nedense hepimizde maddi olsun, manevi olsun, bütün dertlerimize bir isim takmak merakı vardır bunu yapmazsak büsbütün çılgına döneriz.
mamafih insanlarda bu merak olmasa doktorlar açlıktan ölürlerdi. bu depresyon kelimesine yapışıp iç sıkıntısının uçsuz bucaksız denizinde bocalarken karşına uzun zamandan beri görmediğin bir ahbap çıkar. kılık kıyafetinin düzgünce olduğunu görür görmez derhal aklına kendi meteliksizliğin gelir ve gafil dostundan talihin varsa bir iki lira borç alırsın...

işte ondan sonra mucize başlar. şiddetli bir rüzgar ruhundan bir sis tabakasını sıyırıp götürmüş gibi içinin birdenbire aydınlandığını, bir hafiflik, bir genişlik duyduğunu görürsün. eski sıkıntı pır deyip uçmuştur. gözlerin etrafa memnuniyetle bakar ve sen de gevezelik edecek bir arkadaş aramaya başlarsın.
işte, iki gözüm, ciltlerce kitabın, saatlerce tefekkürün yapamadığı işi iki kirli kağıt başarır.

sen ruhumuzun bu kadar ucuz bir bedel mukabilinde takla atmasını haysiyetine yediremediğin için belki daha asil sebepler peşinde koşarsın, gökyüzünde birkaç yüz metre daha yükselen bir bulut yahut ensene doğru esen serince bir rüzgar yahut o esnada aklına gelen zekice bir fikir, sana bu değişmenin sebebi gibi görünmek ister.
fakat söz aramızda, iş bunun tamamıyla tersinedir, cebimize giren iki lira sayesindedir ki havanın biraz açıldığını görmek, rüzgarın serinliğini hissetmek hatta akıllıca şeyler düşünmek mümkün olmuştur...


(bkz: içimizdeki şeytan)
devamını gör...

ismini duyunca (bkz: salavat)getirdiğim en sevdiğim insan.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim