peliindy
şakacı bir yazar, içten sıcak ve de samimi.
devamını gör...
niteliksiz edebiyat
kiminde ağdalı cümleler kimisinde ise iki sözcüğü birleştirip derin anlamlar aktarılıyor havası hakimdir. çay kokulum, demlik gibi sevmek, semaver gibi öpmek benzeri çay konulu ifadeler el üstünde tutulur. genellikle okuduktan sonra kişiye bir katkısı bulunmaz. arabesk bir dil ve her şeye yayılmış dramatize etme çabası bu türün turnusoludur. duygusal bir ağ içinde okuyucuyu sürüklemeye çalışırken kişinin can çekişmesine neden olur. ergenliğimin kısa bir döneminde okumaktan keyif alırdım ancak tek yönlü duygular dışında hiçbir katkıda bulunmadı bu tür bana.
devamını gör...
sözlük dergisi
sabırsızlıkla beklenendir.
ancak şahsım biraz heyecanla bekliyor, malumunuz. *
umarım nice sayıları ve nice güzel yürekli kadrosu olur. emeği geçen her bir yazara ayrı ayrı sevgiler. çıkışının ardından kalemine güvenen yazarları da görmemiz mümkün olur umarım ve yine umarım benim de kalemim boş durmaz. *
ancak şahsım biraz heyecanla bekliyor, malumunuz. *
umarım nice sayıları ve nice güzel yürekli kadrosu olur. emeği geçen her bir yazara ayrı ayrı sevgiler. çıkışının ardından kalemine güvenen yazarları da görmemiz mümkün olur umarım ve yine umarım benim de kalemim boş durmaz. *
devamını gör...
vegan
hayvansal hiç bir gıda ya da giyim vs vs kullanmayan kişilerdir.
the vegan society'nin kurucularından donald watson 'vegan' kelimesini ilk kullanan ve tanımını yapan kişidir.
1944 yılında yapılan bu açıklama hayvanlar alemine yapılan zulümlerin önüne geçmenin. yapılan tüm sömürüleri engellemenin bir yolu olarak veganizm'i işaret etmiştir. tüm hayvansal gıdaları ve ürünleri ellerinin tersiyle itip bitkilerle yaşamanın daha doğru olduğunu dile getirmiştir bir bakıma. hayvanlardan üretilen tüm ürünlerin alternatifi olduğunu ve yapılan bu zülmü yok etmek adına onların tercih edilmesi gerektiğini dillendirmiştir.
türkiye'de ilk 1990 yılında basında geçmiştir vegan kelimesi. bunun dışında türk kültürünün benimsediği doğrular doğrultusunda pek tercih edilmeyen bir felsefedir.
evet aslında veganlık bir felsefedir. hayvanlara en az ya da hiç zarar verilmeyecek şekilde yaşamımıza devam edebilme görüşü, felsefesi olarak düşünebiliriz. zaten the vegan society veganlıkla ilgili tanımını en aşağıya bırakıyorum. dernekte hala daha belgelerde bu şekilde geçmektedir. ve orada detaylı bahsedilmiştir.
aslında zaman zaman sıcak baktığım bir kültürdür. hayvanların çektiği sıkıntılar vs göz önüne alınınca hatta çoğu zaman kendime kızdığım bile olur ama malesef antepli olmak sanırım bu işi zorlaştırıyor. yani abartmıyorum neredeyse doğduğumdan beri löp löp etin içindeyim. kundak yerine ete sarmışlar o derece. ve eğer et yemezsem ne yiyeceğim diye zaman zaman çok düşünmüşümdür. tamam et yemeyeceğim belki denerim ama diğer ürünlerinde olmayışı türkiye gibi bir yerde çok zor gibi. gerçi türkiye gibi bir yerde artık et yemek büyük lüks hepimiz yarı vegan sayılırız bu yüzden.
açıkçası benim kafamı bitkilerin yenmesi de karıştırıyor. yani belki bitkide bilinç yok ama büyüyor. hatta verdiğimiz enerjiye göre bu iyi ya da kötü yönde değişiyor. yani bitkilerin tam manasıyla bilinçsiz olduğunu kabul edemeyiz bu sebeple. sanirim kendime et yemek için bahaneler üretiyorum püff. umarım bir gün tam manasıyla veganlığa açık olabilirim.
bir dönem bir arkadaşım ben vegan olacağım diye çıktı geldi. bizde o ara ölümüne et, balık, tavuk mangal gömüyoruz. neyse efem saygı duyup buluşma saatlerini ona göre ayarlamaya başladık. bir gün mangal buluşmasına yarım saat geç geldim. baktım oturuyorlar başlamışlar yemeye bir baktım bizim vegan arkadaşta hüpletiyor etleri. dedim hayırdır teneffüste misin? halsizim, sabahları uyanamıyorum falan filan saydı işte doktora gittim demirim çok düşmüş ondan şimdilik bıraktım dedi. kızım dedim 3 günde demir mi düşer? bari haftayı tamamlasaydın. neyse buda böyle bir anımdır.
gerçekten yapabilenlere saygım çok fazla keşke bende yapabilseydim ama malesef. bir arkadaşım hayvanları bu kadar seviyorsun onları nasıl yiyorsun diye sormuştu. yine aynı mangal grubundan. yani kendi de etçil. antepliyim çünkü sevilebilinenleri seviyor yenebilinenleri yiyorum demiştim. saçma sapan bir tipti kendileri elindeki koca tavuğu dişlerken yani ağzına girene bakmazken ağzından çıkanada bakmıyordu.
belki bir gün kim bilir?
vegan kelimesi daha sonra 1979 yılında the vegan society tarafından şu şekilde tanımlandı:
“[veganlık] hayvanların gıda, giyim ya da başka amaçlarla maruz kaldıkları sömürü ve zulmün her türlüsünden -uygulanabilir olan en mümkün mertebede- kaçınan ve buna ek olarak insanların, hayvanların ve çevrenin yararına, hayvan kullanımı içermeyen alternatiflerin geliştirilmesini ve kullanımını destekleyen felsefe ve yaşam biçimidir. beslenme söz konusu olduğunda, hayvanlardan tamamen veya kısmi olarak elde edilen ürünlerin reddedilmesini ifade eder.”[6]
the vegan society'nin kurucularından donald watson 'vegan' kelimesini ilk kullanan ve tanımını yapan kişidir.
1944 yılında yapılan bu açıklama hayvanlar alemine yapılan zulümlerin önüne geçmenin. yapılan tüm sömürüleri engellemenin bir yolu olarak veganizm'i işaret etmiştir. tüm hayvansal gıdaları ve ürünleri ellerinin tersiyle itip bitkilerle yaşamanın daha doğru olduğunu dile getirmiştir bir bakıma. hayvanlardan üretilen tüm ürünlerin alternatifi olduğunu ve yapılan bu zülmü yok etmek adına onların tercih edilmesi gerektiğini dillendirmiştir.
türkiye'de ilk 1990 yılında basında geçmiştir vegan kelimesi. bunun dışında türk kültürünün benimsediği doğrular doğrultusunda pek tercih edilmeyen bir felsefedir.
evet aslında veganlık bir felsefedir. hayvanlara en az ya da hiç zarar verilmeyecek şekilde yaşamımıza devam edebilme görüşü, felsefesi olarak düşünebiliriz. zaten the vegan society veganlıkla ilgili tanımını en aşağıya bırakıyorum. dernekte hala daha belgelerde bu şekilde geçmektedir. ve orada detaylı bahsedilmiştir.
aslında zaman zaman sıcak baktığım bir kültürdür. hayvanların çektiği sıkıntılar vs göz önüne alınınca hatta çoğu zaman kendime kızdığım bile olur ama malesef antepli olmak sanırım bu işi zorlaştırıyor. yani abartmıyorum neredeyse doğduğumdan beri löp löp etin içindeyim. kundak yerine ete sarmışlar o derece. ve eğer et yemezsem ne yiyeceğim diye zaman zaman çok düşünmüşümdür. tamam et yemeyeceğim belki denerim ama diğer ürünlerinde olmayışı türkiye gibi bir yerde çok zor gibi. gerçi türkiye gibi bir yerde artık et yemek büyük lüks hepimiz yarı vegan sayılırız bu yüzden.
açıkçası benim kafamı bitkilerin yenmesi de karıştırıyor. yani belki bitkide bilinç yok ama büyüyor. hatta verdiğimiz enerjiye göre bu iyi ya da kötü yönde değişiyor. yani bitkilerin tam manasıyla bilinçsiz olduğunu kabul edemeyiz bu sebeple. sanirim kendime et yemek için bahaneler üretiyorum püff. umarım bir gün tam manasıyla veganlığa açık olabilirim.
bir dönem bir arkadaşım ben vegan olacağım diye çıktı geldi. bizde o ara ölümüne et, balık, tavuk mangal gömüyoruz. neyse efem saygı duyup buluşma saatlerini ona göre ayarlamaya başladık. bir gün mangal buluşmasına yarım saat geç geldim. baktım oturuyorlar başlamışlar yemeye bir baktım bizim vegan arkadaşta hüpletiyor etleri. dedim hayırdır teneffüste misin? halsizim, sabahları uyanamıyorum falan filan saydı işte doktora gittim demirim çok düşmüş ondan şimdilik bıraktım dedi. kızım dedim 3 günde demir mi düşer? bari haftayı tamamlasaydın. neyse buda böyle bir anımdır.
gerçekten yapabilenlere saygım çok fazla keşke bende yapabilseydim ama malesef. bir arkadaşım hayvanları bu kadar seviyorsun onları nasıl yiyorsun diye sormuştu. yine aynı mangal grubundan. yani kendi de etçil. antepliyim çünkü sevilebilinenleri seviyor yenebilinenleri yiyorum demiştim. saçma sapan bir tipti kendileri elindeki koca tavuğu dişlerken yani ağzına girene bakmazken ağzından çıkanada bakmıyordu.
belki bir gün kim bilir?
vegan kelimesi daha sonra 1979 yılında the vegan society tarafından şu şekilde tanımlandı:
“[veganlık] hayvanların gıda, giyim ya da başka amaçlarla maruz kaldıkları sömürü ve zulmün her türlüsünden -uygulanabilir olan en mümkün mertebede- kaçınan ve buna ek olarak insanların, hayvanların ve çevrenin yararına, hayvan kullanımı içermeyen alternatiflerin geliştirilmesini ve kullanımını destekleyen felsefe ve yaşam biçimidir. beslenme söz konusu olduğunda, hayvanlardan tamamen veya kısmi olarak elde edilen ürünlerin reddedilmesini ifade eder.”[6]
devamını gör...
çocukken sahip olmak isteyip sahip olamadığınız şeyler
kendime ait bir oda.
devamını gör...
anadol
ilk türk spor otomobili olan a4 stc-16 modeline sahip otomobil markası.
eralp noyan tarafından tasarlanan model, 1973 ve 1975 arasında üretilerek devrim araçlarından sonra türkiye'de tasarlanıp üretilen ikinci otomobildir.
üretildiği tarihlerde yaşanan petrol krizi ile birlikte maliyetlerin de yükselmesi ile üretimi durdurulmuştur.


fotoğraf kaynağı
eralp noyan tarafından tasarlanan model, 1973 ve 1975 arasında üretilerek devrim araçlarından sonra türkiye'de tasarlanıp üretilen ikinci otomobildir.
üretildiği tarihlerde yaşanan petrol krizi ile birlikte maliyetlerin de yükselmesi ile üretimi durdurulmuştur.


fotoğraf kaynağı
devamını gör...
melodic death metal
bir, metal müzik türü.
an itibariyle merkez üssü isveç olup dark tranquillity gibi grupların öncülüğünde gelişmiştir.
şuan en önemli temsilcileri; başta dark tranquillity olmak üzere, in mourning, insomnium ve amon amarth gibi gruplardır.
an itibariyle merkez üssü isveç olup dark tranquillity gibi grupların öncülüğünde gelişmiştir.
şuan en önemli temsilcileri; başta dark tranquillity olmak üzere, in mourning, insomnium ve amon amarth gibi gruplardır.
devamını gör...
takipçisi olmayan yazar
bir de efsane yazıyorsa "resmen harcanıyor" diyeceğim kişi olur kendisi. keşfetmenin haklı gururunu yaşarım sayesinde.
inşallah vardır öyle biri de ilk bana denk gelir. *
inşallah vardır öyle biri de ilk bana denk gelir. *
devamını gör...
pierluigi collina
sahada patronun kim olduğunu gerek vucut dili ile gerek kararları ile ıspatlamış eski hakem. şu videodan ne kadar baskın karakteri olduğunu görebilirsiniz;
devamını gör...
wattpad
aslında bence yeni yazarlar, kendini geliştirmek isteyenler, yazmayı sevenler için müthiş bir platform ancak şöyle bir gerçek var ki herkes iyi olduğu işi yapmalı. bilmem kaç kişinin internet üzerinde kitabı okuması bunların edebi değeri olduğu anlamına gelmez ve internette tuttu diye bu kitapların basılması gerçek yazarlara karşı büyük bir saygısızlık bana göre. kafa dağıtmak için, birilerine seslenmek veya sadece hayal dünyanıza birilerini misafir etmek için wattpad de kitap yazmak kesinlikle çok güzel bir hobi olacaktır ancak hobileri basıp, edebiyat dünyasına sokmaya çalışarak o dünyaya daha fazla zarar vermeyelim.
devamını gör...
kendi saçını kesmek
pandeminin ilk zamanlarında benim de gerçekleştirdiğim eylem. yanlardan ve üstlerden kırıkları al, önler kalsın mentalitesiyle çıktığım bu yolda yanlışlıkla kafamın sol tarafını bildiğiniz oydum. akabinde “amaaaann vur sıfıra saç köklerin sağlıklı olsun” diye düşünüp sıfıra vurdum. hayatımın bir dönemini keltoş geçirdim ama allah’tan kimse çıplak gözle tanık olmadı. hem her şey sağlık içindi...
devamını gör...
kürt
bir yerde okumuştum “bu ülkede ermeniler öldüklerini kürtler ise yaşadıklarını ispat etmeye çalışıyor” diye. bu duruma örnek bir yazı, #755437 insan cahil olunca böyle yorumlar yapabiliyor işte. daha (bkz: fars) ile (bkz: iranlı) arasındaki farkı bile bilmediği halde konuşabiliyor. iran kelimesi aryan kelimesinden türemiş bir kelimedir. farslar, kürtler, beluclar, tacikler dahil olmak üzere bir çok halk iranlıdır. sözün özü iran’lı demek yalnızca fars demek değildir. farslar kürtleri sevdiği için kürdistan diye bir eyalete bile izin vermişler diyen kişi iran’da azerbaycan diye bir eyalet olduğundan muhtemelen habersiz. kafası resmi tarih tezleri ile doldurulmuş bu cahil arkadaşa başka kaynaklar( mesela heredot’a tarih kitabı) okursanız med halkı hakkında yeterince bilgiye ulaşabilirsiniz. kürtlerin kurduğu şehirleri ise şırnak’tan akbatana şehrine kadar bulabilirsiniz. üstelik kürtler şehrli bir halk değildir, dağlarda yaşamaları ile ünlü bir halkı şehir kurmadığı için yok saymak çok komik bir düşünce! biçimi. üstelik bunu en iyi türklerin bilmesi gerek kendileride düz bozkırlarda çadırda yaşayıp medeni çinlilerin şehirlerine karşı yağma yaptıklarını türkiyedeki tarih kitapları bile yazıyor. türkiye’de bulunan şehir isimlerinin hemen hiçbiri türkçe değil. türkçe olanlar ise 100 yıl öncesinden isim değişikliğine uğramış. türkoloji var demiş, sanki (link:tr.m.wikipedia.org/wiki/Kür...) yok. madem cahilsin niye uzun uzun yazıp insanları meşgul ediyorsun. millet yarıştırmak gibi derdim yok demişsin ama bütün yazın bundan ibaret. dili ve kültürü ile ben kürt’üm diyen milyonlarca insan için yok diyen bir zihniyet değil milliyetçi ırkçı bile değildir, yalnızca gerizekalıdır. kendisinin bu özelliğine türk ismindeki k ile t harfinin yerini değiştirip kendilerine kürt demişler saçmalığından ulaşabiliriz. evet yalnızca bu örnek bile size bu tür düşüncelere! sahip insanların zihin yapısını gösterebilir.
tanım; varlığını inkar edilen bir halk.
tanım; varlığını inkar edilen bir halk.
devamını gör...
kimliksiz ve telefonsuz bir şekilde dışarıya çıkmak
kimliksiz eskiden çok çıkıyordum, ta ki ceza yiyene kadar. şimdi de telefonsuz çıkıyorum, dezenfekte etmeye uğraşmamak için. zaten hem dışarıya çok çıkmıyorum, çıkınca da çok durmuyorum.
o yüzden başlığa bir türlü uygun olamadım.
o yüzden başlığa bir türlü uygun olamadım.
devamını gör...
cinsiyetsiz tuvalet olur mu sorunsalı
geçen yıl stockholm merkez tren istasyonunda deneyimlediğim olaydır.
gayet medeni biri olmama rağmen garipsediğimi itiraf etmeliyim. bir kabinin boşalması için yanınızdaki bir kadınla sıra beklemek; çıktığınızda başka bir kadının makyaj tazelediğini görmek -kadın tuvaleti davranışlarını bilmediğim için- alışkın olmadığım bir durumdu. hatta tuvaletten ayrılırken "iyi ki türkiye'de yok böyle şeyler" dedim.
güzel bir şey değil.. isteklerinizin suyunu çıkarmayın..
gayet medeni biri olmama rağmen garipsediğimi itiraf etmeliyim. bir kabinin boşalması için yanınızdaki bir kadınla sıra beklemek; çıktığınızda başka bir kadının makyaj tazelediğini görmek -kadın tuvaleti davranışlarını bilmediğim için- alışkın olmadığım bir durumdu. hatta tuvaletten ayrılırken "iyi ki türkiye'de yok böyle şeyler" dedim.
güzel bir şey değil.. isteklerinizin suyunu çıkarmayın..
devamını gör...
elektromanyetizma
maddenin elektriksel ve manyetik özelliklerini inceler. elektromanyetik dalgalar bu alanın konusudur. elektrik-elektronik mühendisliği, biyomedikal mühendisliği bu alanla ilgili mesleklere örnek verilebilir.
(kaynak: fizik kitabım.)
(kaynak: fizik kitabım.)
devamını gör...
keltler
kendime nedense oldukça yakın bulduğum avrupa'nın 4 kadim halkından* biridir. ve hatta hatırlarım küçükken kelt müziği duyduğumda donup kalırdım. 7 ceddi kuzeyli biri olarak lan acaba? diyorum bazen.* zaten yukarıdaki girilerde de oldukça ayrıntılı bahsedilmiş ama ben de çok kısaca biraz bahsetmek istiyorum kendilerinden.
keltlerin anayurdunun şimdiki ankara'nın da içinde bulunduğu galatya bölgesi olduğu söyleniyor ve göç yolları üzerinde karadeniz kıyıları bulunuyor.* buradan da şimdiki fransa, britanya ve irlanda'ya göç etmişlerdir. tıpkı türkler gibi göçebe ve savaşçıdırlar.
kelt, antik yunancada keltoi, latincede celtae olarak geçer ve kelime olarak cesur anlamına gelir. keltlerde din oldukça önemli bir yere sahiptir (bkz: druid). kedileri de kutsal kabul ederlerdi ve onlara karşı korku ve aşırı saygı beslerlerdi. pagan bir anlayışa sahiptiler. bazen kedileri dini törenlerde kurban ettikleri de yazmakta. keltlerin oldukça vahşi ve sert bir halk olduğu söylenmekte. kültürlerinde ejderha önemli bir tutar.
günümüzde loreena mckennitt, kelt müziği denilince akla gelen ilk isimlerdendir. aynı zamanda james horner'da eserlerinde keltik melodiler kullanmasıyla bilinir.
örnek bir kelt müziği (biraz savaşçı olanlarından bu)
bu da loreena mckennitt'ten
keltlerin anayurdunun şimdiki ankara'nın da içinde bulunduğu galatya bölgesi olduğu söyleniyor ve göç yolları üzerinde karadeniz kıyıları bulunuyor.* buradan da şimdiki fransa, britanya ve irlanda'ya göç etmişlerdir. tıpkı türkler gibi göçebe ve savaşçıdırlar.
kelt, antik yunancada keltoi, latincede celtae olarak geçer ve kelime olarak cesur anlamına gelir. keltlerde din oldukça önemli bir yere sahiptir (bkz: druid). kedileri de kutsal kabul ederlerdi ve onlara karşı korku ve aşırı saygı beslerlerdi. pagan bir anlayışa sahiptiler. bazen kedileri dini törenlerde kurban ettikleri de yazmakta. keltlerin oldukça vahşi ve sert bir halk olduğu söylenmekte. kültürlerinde ejderha önemli bir tutar.
günümüzde loreena mckennitt, kelt müziği denilince akla gelen ilk isimlerdendir. aynı zamanda james horner'da eserlerinde keltik melodiler kullanmasıyla bilinir.
örnek bir kelt müziği (biraz savaşçı olanlarından bu)
bu da loreena mckennitt'ten
devamını gör...
ulaşılan en yüksek kilo ile şu anki kilo farkı
vallahi ben 5 kg doğmuşum ve o toraman halim çocukluk, ergenlik, gençlik, ileri gençlik dönemleri boyunca devam etti. evlenmeden önce biraz zayıfladım (aşk), evlendim en fazla 120 kg oldum. sonra ilerleyen yıllar da tansiyon hastalığı baş gösterince, tamamen yeme alışkanlığını değiştirerek biraz spor yaparak 35 kg verdim. yaklaşık iki senedir sabit tutmaya çalıştığım kilom 85 kg . boyum:183
yemeği içmeği seven insanlar için kilo vermenin ne kadar zor olduğunu iyi bilirim.
yemeği içmeği seven insanlar için kilo vermenin ne kadar zor olduğunu iyi bilirim.
devamını gör...
soyumuzun vikinglere dayanma ihtimali var
devamını gör...
takipçi
bunun bir de hiç bir entrynizi oylamamış, daha önce hiç görmediğiniz versiyonları mevcut. hayır yani okuyup oylamak için takip etmiyorsan neden takip ediyorsun diye düşündürmüyor değil insanı yani.
gece sokakta peşine takılıp beş tele ver len tırrek diyen tinerci misin kardeşim sen, ne o öyle sessiz sessiz dikizliyorsun.
gece sokakta peşine takılıp beş tele ver len tırrek diyen tinerci misin kardeşim sen, ne o öyle sessiz sessiz dikizliyorsun.
devamını gör...
