ölülerin yakılması
bu dünyaya yapılabilecek en güzel veda şekli.
devamını gör...
yasemin yalçın'ın kakılmış tiplemesi
son samuray ukdesi.
90’ları hatırlayan insanların kanal d‘de yayınlanan ince ince yasemince programında bir tiplemedir.
itilmiş isimli hayırsız, tembel ve karısı kakılmış üzerinden asalakça yaşayıp, karısına şiddet uygulayan bir de kocası vardı.
trajikomik hayatları mizah ile gözler önüne sererdi.
90’ları hatırlayan insanların kanal d‘de yayınlanan ince ince yasemince programında bir tiplemedir.
itilmiş isimli hayırsız, tembel ve karısı kakılmış üzerinden asalakça yaşayıp, karısına şiddet uygulayan bir de kocası vardı.
trajikomik hayatları mizah ile gözler önüne sererdi.
devamını gör...
kediyi köpeği eve hapsedip hayvanseverlikten dem vurmak
hayvanların doğal ortamının sokak olduğunu düşünen insan cümlesi. kusura bakmayın ama bu hayvanların doğal ortamını yok ettik. sokaklarda arabaların altında kalıyorlar, öldürülüyorlar, tecavüze uğruyorlar, aç kalıyorlar, üşüyorlar. en azından evde karınları tok, üşümüyorlar ve rahatlar. iyi ki kızımı o sokaktan almışım, iyi ki orada bırakmamışım. gram vicdan azabı duymuyorum. bu hayvanlara bir doğal ortam yaratılana kadar da vicdan azabı duymayacağım. üstelik siz evcil hayvanlar evde çok mutsuz falan sanıyorsunuz sanırım. ama değiller. evet biz de isteriz kedilerimiz köpeklerimiz kolayca yemek bulabilecekleri, koşup oynayabilecekleri ortamlarda olsunlar. lakin o ortam sokaklar değil. o yüzden şimdilik onlar için en güvenlisi bu.
devamını gör...
normal sözlük modlarının android olduğuna inanmaya başlamak
dogrulugunun tartisilmasi bile gereksiz onerme.
siz boyle basliklar actikca sinyal geliyor cipimize, hemen nasil damliyoruz saniyorsunuz?* bugun sozluk’te herkes buyuk resmi goruyor arkadas, butun sirrimiz ifsa oldu.
siz boyle basliklar actikca sinyal geliyor cipimize, hemen nasil damliyoruz saniyorsunuz?* bugun sozluk’te herkes buyuk resmi goruyor arkadas, butun sirrimiz ifsa oldu.
devamını gör...
biraz sevişelim dedik hemen engellemeye çalışıyorsunuz
bu neyin kafası kardeşim çözemedim ya. ulan sözlükte sapıklar gün geçtikçe daha çok çoğalmaya başladı. ne içiyorsanız aynısından istiyorum enerjim düştü vallahi üf…
basın engeli anasını satıyım fırsat vermeyin böylelerine. aferin kızlar. *
basın engeli anasını satıyım fırsat vermeyin böylelerine. aferin kızlar. *
devamını gör...
ekşi sözlük
vallahi sevseniz de sevmeseniz de, övseniz de gömseniz de türkiye’nin şu an en iyi sözlüğüdür. ulan sözlük 1999 yılında kurulmuş, sitenin içi bildiğin ansiklopedi gibi. hangi şarkıyı aratsam o şarkının hakkında muhakkak 100’den fazla entry girilmiştir. müzik grubu, sanatçı, kitap ismi, film daha neler neler.
kimsenin bilmediği metal şarkıları aratıyorum anında karşıma çıkıyor. sözlük dediğin böyle olur işte. her türlü bilgiyi arattığınızda karşınıza çıkmalıdır. bak misal ben bu sözlükte bazı şarkıları aratıyorum karşıma çıkmıyor neden? herkes bir yere odaklanmış, farklılık yapılmıyor. ayrıca ifade özgürlüğüne de düşkün oldukları için yazarları pek kısıtlamıyorlar bu da çok güzel bir şey. her konu hakkında insan entry girmeli, başlık açmalıdır.
fazla uzatmayayım. yani diyeceğim şudur ki; sözlüğü sözlük yapan özgürlüktür. özgürlüğün de hakkını ekşi sözlük sonuna kadar veriyor. yazar olmak için çaba gösterip, çaylak onay sırasında bekleyip sonra başka sözlüklerde o sözlüğü gömmek cidden vasat bir davranıştır. sezar’ın hakkını sezar’a versek iyi olmaz mı? bence şahane olur.
edit: tamam bir sözlüğün iyi yönlerini yazdığımız kadar kötü yönlerini de yazmak lazım. o konuda hemfikiriz. ama her sözlüğün kötü yönü yok mu azizim? her sözlükte çapsızlar, aktroller, eli şeyinde olan ergenler, provokatif başlık açıp milleti galeyana getirenler? var. ben sözlüğün işleyişini, özgürlüğe olan düşkünlüğünü sevdim. her konudan bilgi arattığım zaman önüme çıkmasını sevdim. olay bu.
kimsenin bilmediği metal şarkıları aratıyorum anında karşıma çıkıyor. sözlük dediğin böyle olur işte. her türlü bilgiyi arattığınızda karşınıza çıkmalıdır. bak misal ben bu sözlükte bazı şarkıları aratıyorum karşıma çıkmıyor neden? herkes bir yere odaklanmış, farklılık yapılmıyor. ayrıca ifade özgürlüğüne de düşkün oldukları için yazarları pek kısıtlamıyorlar bu da çok güzel bir şey. her konu hakkında insan entry girmeli, başlık açmalıdır.
fazla uzatmayayım. yani diyeceğim şudur ki; sözlüğü sözlük yapan özgürlüktür. özgürlüğün de hakkını ekşi sözlük sonuna kadar veriyor. yazar olmak için çaba gösterip, çaylak onay sırasında bekleyip sonra başka sözlüklerde o sözlüğü gömmek cidden vasat bir davranıştır. sezar’ın hakkını sezar’a versek iyi olmaz mı? bence şahane olur.
edit: tamam bir sözlüğün iyi yönlerini yazdığımız kadar kötü yönlerini de yazmak lazım. o konuda hemfikiriz. ama her sözlüğün kötü yönü yok mu azizim? her sözlükte çapsızlar, aktroller, eli şeyinde olan ergenler, provokatif başlık açıp milleti galeyana getirenler? var. ben sözlüğün işleyişini, özgürlüğe olan düşkünlüğünü sevdim. her konudan bilgi arattığım zaman önüme çıkmasını sevdim. olay bu.
devamını gör...
türkçe
ekşi sözlük'ten tiksinmeme sebep olan, türk ve türklüğe dair kavramlar hakkında -çoğu zaman bilgi değil şahsi yorum kaynaklı- sözde tanımlamaların normal sözlük'teki izdüşümlerine tanıklık ettiğim başlık.
özellikle kırgız dilinin türkiye türkçesinden "daha türkçe(!)" olmasıyla ilgili tanıma ne desem bilemedim. "deveye sormuşlar boynun neden eğri?" deve demiş, "nerem doğru ki?"
arapça ve farsçadan sözcük almak iyidir, demiyorum katiyen. ancak türkler, arap ve farslardan tek kelime bile almamış olsaydı, ortalama bir kırgız, oğuz türkçesini yine rahatça anlayamazdı. oğuz türkçesi nedir? kıpçak türkçesi nedir? araştırmanızı salık veririm. ayrıca türkçe ile farsçanın teması (yer yer kaynaşması) milattan önce 500'lere kadar gider. bugün hâlâ türk yurdu olan maveraünnehir persler tarafından 200 yıl işgal altında tutulmuştur. iran kökenli (kendi alfabesi dahi olan) soğd gibi kadim bir uygarlık çevresine büyük etkide bulunmuştur. büyük iskender döneminde aynı bölge yine istilaya uğramış, ardında yüz yıl hüküm sürecek grek-baktria devleti'ni bırakmıştır. kısacası böyle hareketli bir coğrafyada kültürel kaynaşma ve dilde sözcük/yapı alışverişi kaçınılmazdır. dikkat ederseniz orhun yazıtlarından en az 1000 yıl öncesi bir zamandan bahsediyorum. bunun yanı sıra kırgızların moğol idaresi altında geçen yüzlerce yılından, modern çağda rus çarlığı ve sovyet yönetiminde uğradığı asimilasyondan hiç bahsetmiyorum. (kırgız öğrencilere a1-a2 seviyesi türkçe dersi verdim. bu da gereksiz bir ayrıntı olsun.)
osmanlı döneminde saray ve çevresinde yabancı sözcüklerin aşırı kullanıldığı bir türkçe maalesef var olmuştur. durumun vahameti ta 1700'lerin başında anlaşılmış ve tepki olarak mahallileşme (türki-i basit) akımı yaşanmıştır. daha geriye gidersek osmanlı henüz kuruluş devrinde iken (ortada istanbul/saray efradı vs. yokken) anadolu'da günümüz türkçesi ile rahatça anlayacağımız, günümüz türkçesine çok benzeyen eserler veriliyordu. örnek: garibname/aşıkpaşazade. anlayacağınız, türkçenin aşırı bozulduğu ve değiştiği yok. o kırgız arkadaşı getirip 1300'lerde yazılmış garibname'yi okutsanız gene pek bir şey anlamaz. sebebini yukarıda belirttim, türkçe çok erken dönemlerde doğu (kıpçak) ve batı (oğuz) olarak ikiye ayrılmış, bu ayrılan iki koldan birçok dal budak uzamıştır. orta asya'da (özellikle özbekistan tarafı) fars kökenli olan sartlar ile türk boylarının kültürel kaynaşmasından bahsedecektim de gerek yok. siz araştırın bir zahmet.
söylenecek daha çok şey var ama ben kısa keseyim. nasıl ki her gün köprüden geçiyoruz diye inşaat mühendisliğinin incelikleri konusunda ahkâm kesemiyorsak, hepimizin türkçe konuşması da türk dili tarihi ve türkçenin gelişimi hakkında ahkâm kesebilmek için yeterli değildir. (ben, 15 yıllık türk dili ve edebiyatı mezunu olarak uzmanlık alanımda o kadar rahat konuşamıyorum. bu da ikinci gereksiz ayrıntı olsun.) sağlıcakla kalın.
özellikle kırgız dilinin türkiye türkçesinden "daha türkçe(!)" olmasıyla ilgili tanıma ne desem bilemedim. "deveye sormuşlar boynun neden eğri?" deve demiş, "nerem doğru ki?"
arapça ve farsçadan sözcük almak iyidir, demiyorum katiyen. ancak türkler, arap ve farslardan tek kelime bile almamış olsaydı, ortalama bir kırgız, oğuz türkçesini yine rahatça anlayamazdı. oğuz türkçesi nedir? kıpçak türkçesi nedir? araştırmanızı salık veririm. ayrıca türkçe ile farsçanın teması (yer yer kaynaşması) milattan önce 500'lere kadar gider. bugün hâlâ türk yurdu olan maveraünnehir persler tarafından 200 yıl işgal altında tutulmuştur. iran kökenli (kendi alfabesi dahi olan) soğd gibi kadim bir uygarlık çevresine büyük etkide bulunmuştur. büyük iskender döneminde aynı bölge yine istilaya uğramış, ardında yüz yıl hüküm sürecek grek-baktria devleti'ni bırakmıştır. kısacası böyle hareketli bir coğrafyada kültürel kaynaşma ve dilde sözcük/yapı alışverişi kaçınılmazdır. dikkat ederseniz orhun yazıtlarından en az 1000 yıl öncesi bir zamandan bahsediyorum. bunun yanı sıra kırgızların moğol idaresi altında geçen yüzlerce yılından, modern çağda rus çarlığı ve sovyet yönetiminde uğradığı asimilasyondan hiç bahsetmiyorum. (kırgız öğrencilere a1-a2 seviyesi türkçe dersi verdim. bu da gereksiz bir ayrıntı olsun.)
osmanlı döneminde saray ve çevresinde yabancı sözcüklerin aşırı kullanıldığı bir türkçe maalesef var olmuştur. durumun vahameti ta 1700'lerin başında anlaşılmış ve tepki olarak mahallileşme (türki-i basit) akımı yaşanmıştır. daha geriye gidersek osmanlı henüz kuruluş devrinde iken (ortada istanbul/saray efradı vs. yokken) anadolu'da günümüz türkçesi ile rahatça anlayacağımız, günümüz türkçesine çok benzeyen eserler veriliyordu. örnek: garibname/aşıkpaşazade. anlayacağınız, türkçenin aşırı bozulduğu ve değiştiği yok. o kırgız arkadaşı getirip 1300'lerde yazılmış garibname'yi okutsanız gene pek bir şey anlamaz. sebebini yukarıda belirttim, türkçe çok erken dönemlerde doğu (kıpçak) ve batı (oğuz) olarak ikiye ayrılmış, bu ayrılan iki koldan birçok dal budak uzamıştır. orta asya'da (özellikle özbekistan tarafı) fars kökenli olan sartlar ile türk boylarının kültürel kaynaşmasından bahsedecektim de gerek yok. siz araştırın bir zahmet.
söylenecek daha çok şey var ama ben kısa keseyim. nasıl ki her gün köprüden geçiyoruz diye inşaat mühendisliğinin incelikleri konusunda ahkâm kesemiyorsak, hepimizin türkçe konuşması da türk dili tarihi ve türkçenin gelişimi hakkında ahkâm kesebilmek için yeterli değildir. (ben, 15 yıllık türk dili ve edebiyatı mezunu olarak uzmanlık alanımda o kadar rahat konuşamıyorum. bu da ikinci gereksiz ayrıntı olsun.) sağlıcakla kalın.
devamını gör...
yakışıklı karizmatik seksi ama çekingen olan erkek
parası yoktur onun. çekingenliği ondandır. parası varsa zaten çekingen olmaz tam tersine saldırgan olur.
devamını gör...
en güzel ismet özel sözleri
gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.
devamını gör...
regl kanına hükmetmek
bir yolunun olması gereken hede. isteyen rahatlamak için 1 litreye kadar kan akıtabilsin, istemeyen hiç akıtamasın. düşünün. süper güç gibi bişi. milyarder olabiliriz. sözlük mafyasını diriltecek fonu da elde etmiş oluruz böylelikle. efsane raconlar var bizde.
devamını gör...
normal sözlük trakyalılar cemiyeti
evet artık zamanı geldi! sık sık göz aşinası olduğum yazarların içinden trakyalı olduğunu öğrenip bu zaman kadar nasıl tanışmamışız beyaa diyen bir trakyalı olmamdan mütevellit bu cemiyeti kurma kararı aldım. bütün trakyalı dostları kaynaşmaya bekliyorum. ilerleyen günlerde rakı günleri gibi faaliyetler de planlarız inşallah. hiç olmadı deniz kenarı iki bira yaparız beyaa! göbek atmak isteyenlerde olacaktır. onları unuttum sanmasınlar!* ayrıca hanımköyü trakya olup trakya aşığı olanlar veya balkan göçmeni olup trakyada doğmamış olanlardan kontenjan kadromuza dahildir. rakı şişesi şeklindeki dernek kartları basılacaktır.
trakya'nın neresindensin beaa? diyenlere amme hizmeti: ben şahsen tekirdağ şarköylüyüm.
not: trakyalı olmayan tek cemiyet üyesi kontenjanı muhteşem müzik kültürü vesilesi ile sevgili dostum marikaki'ye aittir.(bkz: swh)
trakya'nın neresindensin beaa? diyenlere amme hizmeti: ben şahsen tekirdağ şarköylüyüm.
not: trakyalı olmayan tek cemiyet üyesi kontenjanı muhteşem müzik kültürü vesilesi ile sevgili dostum marikaki'ye aittir.(bkz: swh)
devamını gör...
celal şengör'ün ilber ortaylı'ya dipsiz kuyu pezevenk demesi
fatih altaylı'nın ilber ve celal hoca ile yaptığı programların hepsini izlediğim; aralarındaki dialog ve atışmalara alışık olduğumdan herhalde, bana çok doğal ve tatlış geldi.. ayrıca hanımın yerine ben olsam puhahahaha diye böğürürdüm*
devamını gör...
pandora'nın kutusu
yunan mitolojisine göre içinde tüm kötülükleri bulunduran kutu/kavanoz. pandora, kendisine zeus tarafından açılmaması tembihlenerek verilen bu kutuyu gizemine dayanamayıp açmış ve tüm kötülüklerin serbest kalmasına sebep olmuştur, yaptığından pişman olup hızla kutunun kapağını kapattığında ise içeride sadece ''umut'' kalmış.
pandora'yı anlatan tablolardan bazılarını da iliştireyim.
john william waterhouse - pandora (1896)
pandora'nın kutuyu açtığı anı görüyoruz, kötülükler serbest kalmaya başlıyor, kutunun içinde ışıltılar ve solunda kötülüğün serbest kaldığını gösteren dumanlar var. kutu büyük ve görkemli, üzerinde bazı detaylar var.
pandora'yı da nasıl güzel resmetmiş, elbisesinin renkleri ve manzara da muhteşem. waterhouse'u pek seviyorum.
dante gabriel rossetti - pandora holding the box (1871)
pandora'nın kutuyu açtıktan sonraki halini görüyoruz, kırmızı duman, tüm kötülükler, ölümler, hastalıklar dünyayı sarmaya başlamış, pandora'nın etrafında toplanmış. kutuda sadece umut var. kırmızının hakim olmasını pek beğendim bu tabloda ben.
walter crane - pandora (1885)
en beğendiğimi sona sakladım. burada artık pandora'ın kutuyu açmış olduğunu ve pişmanlıkla kutunun üzerine yığıldığını görüyoruz, olan olmuş artık. arkada ağaçlar kuvvetli bir rüzgarla eğilmiş, kötü şeyler olacak. pandora'nın yapabileceği hiç bir şey kalmamış.
alexandre cabanel - pandora (1873)
charles edward perugini (1839-1918) - pandora's box
pandora ve kutusuyla ilgili yapılmış diğer eserler için kaynak
pandora'yı anlatan tablolardan bazılarını da iliştireyim.
john william waterhouse - pandora (1896)pandora'nın kutuyu açtığı anı görüyoruz, kötülükler serbest kalmaya başlıyor, kutunun içinde ışıltılar ve solunda kötülüğün serbest kaldığını gösteren dumanlar var. kutu büyük ve görkemli, üzerinde bazı detaylar var.
pandora'yı da nasıl güzel resmetmiş, elbisesinin renkleri ve manzara da muhteşem. waterhouse'u pek seviyorum.
dante gabriel rossetti - pandora holding the box (1871)pandora'nın kutuyu açtıktan sonraki halini görüyoruz, kırmızı duman, tüm kötülükler, ölümler, hastalıklar dünyayı sarmaya başlamış, pandora'nın etrafında toplanmış. kutuda sadece umut var. kırmızının hakim olmasını pek beğendim bu tabloda ben.
walter crane - pandora (1885)en beğendiğimi sona sakladım. burada artık pandora'ın kutuyu açmış olduğunu ve pişmanlıkla kutunun üzerine yığıldığını görüyoruz, olan olmuş artık. arkada ağaçlar kuvvetli bir rüzgarla eğilmiş, kötü şeyler olacak. pandora'nın yapabileceği hiç bir şey kalmamış.
alexandre cabanel - pandora (1873)
charles edward perugini (1839-1918) - pandora's box pandora ve kutusuyla ilgili yapılmış diğer eserler için kaynak
devamını gör...
otuz yıl savaşları
devamını gör...
kitap okuyan insanı belli eden detaylar
sahip olduğu bilgiyi kuru kuru vermektense o bilgiyi yorumlayabilmesidir. örneğin fransız ihtilalinin 1789 yılında olduğunu bilmesi kuru bir bilgi iken, fransız ihtilalinin dünyaya etkisi hakkında konuşması sahip olduğu bilgiyi yorumlayabildiğini gösterir.
devamını gör...
metalci gençliğin tarihe karışması
metal müziğin klasik batı müziğine dayanmasındandır. şimdiki gençler isyanını rap ile yapıyor, yapsın tabii ergenlik zor. ama maalesef kalitesizlik moda.
devamını gör...
marmara denizi'ndeki salyaların kolera salgınını başlatabilecek olması
11 yaşında kolera olmuş, ölümden dönmüş, günlerce karantinada kalmış, ne kadar ağır, tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalık olduğunu bizzat deneyimlemiş birisi olarak beni oldukça korkutan açıklamadır. üstelik açıklamayı yapan kişi de bülent şık gibi oldukça güvendiğim bir bilim insanı.
ama bırakın böyle bir salgın tehdidini ciddiye almayı, akp ve mhp deniz salyasıyla ilgili acil eylem planı ve araştırma önergesini dahi reddediyor. marmara denizi ya deniz deniz, koca deniz can çekişiyor ve yüzlerce çeşit canlı yaşamın ölmesine neden olan bu kirliliğin aynı zamanda korkunç bir salgına da neden olabileceği açıklanıyor ama yetkililerin umurunda değil.
bir taraftan da ülke bu denli büyük ekolojik ve ekonomik felaketlerle boğuşurken, 1000 odalı sarayında mutlu mesut yaşayan cumhurbaşkanı çıkmış cuma günü size büyük bir müjdem var diyor. şaka olmasını umuyorsun ama değil, gerçekten köy yanıyor deli taranıyor.
ama bırakın böyle bir salgın tehdidini ciddiye almayı, akp ve mhp deniz salyasıyla ilgili acil eylem planı ve araştırma önergesini dahi reddediyor. marmara denizi ya deniz deniz, koca deniz can çekişiyor ve yüzlerce çeşit canlı yaşamın ölmesine neden olan bu kirliliğin aynı zamanda korkunç bir salgına da neden olabileceği açıklanıyor ama yetkililerin umurunda değil.
bir taraftan da ülke bu denli büyük ekolojik ve ekonomik felaketlerle boğuşurken, 1000 odalı sarayında mutlu mesut yaşayan cumhurbaşkanı çıkmış cuma günü size büyük bir müjdem var diyor. şaka olmasını umuyorsun ama değil, gerçekten köy yanıyor deli taranıyor.
devamını gör...


