zaman tüneli
kadın kadına dans etmek
erkek erkege dans etmek kadar rahatsiz edici degil.
ozellikle dugunlerde cikip karsilik gerdan kirip gobek atan erkeklere bakinca bunlar ne diye ciftlesme dansi yapar gibi birbirlerine figurler sergiliyorlar diye dusunmusumdur. tamam birbirlerine dokunmuyorlar belki ama bu ne cilvelesmedir boyle. asil tuhaf olan bunun kimseye tuhaf gelmemesi.
ozellikle dugunlerde cikip karsilik gerdan kirip gobek atan erkeklere bakinca bunlar ne diye ciftlesme dansi yapar gibi birbirlerine figurler sergiliyorlar diye dusunmusumdur. tamam birbirlerine dokunmuyorlar belki ama bu ne cilvelesmedir boyle. asil tuhaf olan bunun kimseye tuhaf gelmemesi.
devamını gör...
herkes düşmanını bilir
kişinin kimden kötülük göreceğini bilmesidir. her zaman ona karşı mesafelidir.ama bazen yakıştıramadığımız insanlardan darbe yeriz.
devamını gör...
muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine
bunu doğru şekilde telaffuz edebilen cindir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
bugünlerde ağlayamıyormuş gibi hissediyorum sözlük.
buraya 2 aydır yazmıyorum, ne zaman yazacak olsam kafamda yazıp faaliyete geçirmeden beynimin derinliklerine bırakıyorum ama bugün bunu yapamıyorum.
eskiden "1 ay nedir ki? 2 ay nedir ki?" diye düşünüyordum ama o 1 ayda çok şey olabilir veya o 2 ayda dünya değişebilir.
gazze'deki soykırımdan ötürü kendimce bir yasta olduğumu biliyorum. yastığa başını koymadan uyuyan ve nadiren gördüğüm kabusları saymazsam gece uyuyup gözünü sabah açan biriyim. hatta bazı insanların hayalini kurduğu uyku düzeni bende olabilir-di şu son 1 aya kadar. akşamları 9'da uykum geliyor, geceleri uyuyamıyorum ve sabahları yorgun kalkıyorum ve kabuslar* da cabası. insanlar orada her gün sıralarını beklerken hiç bir şeyden zevk almıyorum, zevk aldığım şeyler canımı acıtıyor, falan filan. hayat akıyor ama devam etmiyor. güvenli alanımda dışarıdan bakmak kolay ve belki şımarıkça ama öyle işte.
ekleme: bu kısmı yolda gelirken yazmışım. insanlar ölürken, en doğru tabirle yok yere soykırıma uğrarken şu yukarıda veya aşağıda yaşadığım şeylerin hiç bir önemi de yok aslında. dert mi? asla ama yazmış bulundum ve öyle kaldı. yoksa her şey fos bu paragrafın dışında, dünya benim etrafımda dönmüyor ve hani tüm bu mızmızlandığım şeylerde lüks ve şımarıklık aslında ama yine diyorum yazmış bulundum ve kaldı öylece.
daha önce buraya da yazmıştım, bir şey canımı çok sıktığında veya çok üzüldüğümde omuzlarım ağrır. omuzlarım ağrımayı 1 aydır bırakmadı.
dedim ya kendimce bir çeşit yastayım ama hayat devam etmese de akıyor ve okul kafamı çok karıştırıyor*. hani kendimi ve kişiliğimi sorgulamaya başladım, artık kafamın içinden çıkmak istiyorum, biliyorum ben yeterliyim, biliyorum ne yaparsam en iyisini yaparım, soruların soruların cevaplarını falan hepsini biliyorum hani en azından mantığını kurabiliyorum hoca demeden ama hepsi kafamın içinde. kafamın içinden çıkmak istiyorum.
hani aslında her şeyi hayatın akışı içinde yaşıyorum, üzüleceksem üzülüyorum, okula olan sorumluğumu yerine getiriyorum, resim kursuna gidiyorum ne biliyim beynimi bir köşeye bırakmak istiyorum bazen, hani çok sıradan bir hayat yaşıyorum ve bu sıradanlığı seviyorum da. ama yine de bir şeyler artık bitsin, bir şeyler artık başlasın istiyorum. tüm bunların arasında hayat zaten akıyor diye akmak/sürüklenmek istemiyorum.
tüm bu yazdıklarım veya hani hayatın akışı ya buraya yazamadıklarım bir araya gelince ağlamak istiyorum, ağlayamıyorum sanki gözyaşlarım da kafamın içine sıkışmışçasına.
o yüzden bugün ağlamak istiyorum, nefes almak istiyorum, bitsin istiyorum, başlasın istiyorum.
öyle işte, 2 ayımın son derece eksik özeti.
buraya 2 aydır yazmıyorum, ne zaman yazacak olsam kafamda yazıp faaliyete geçirmeden beynimin derinliklerine bırakıyorum ama bugün bunu yapamıyorum.
eskiden "1 ay nedir ki? 2 ay nedir ki?" diye düşünüyordum ama o 1 ayda çok şey olabilir veya o 2 ayda dünya değişebilir.
gazze'deki soykırımdan ötürü kendimce bir yasta olduğumu biliyorum. yastığa başını koymadan uyuyan ve nadiren gördüğüm kabusları saymazsam gece uyuyup gözünü sabah açan biriyim. hatta bazı insanların hayalini kurduğu uyku düzeni bende olabilir-di şu son 1 aya kadar. akşamları 9'da uykum geliyor, geceleri uyuyamıyorum ve sabahları yorgun kalkıyorum ve kabuslar* da cabası. insanlar orada her gün sıralarını beklerken hiç bir şeyden zevk almıyorum, zevk aldığım şeyler canımı acıtıyor, falan filan. hayat akıyor ama devam etmiyor. güvenli alanımda dışarıdan bakmak kolay ve belki şımarıkça ama öyle işte.
ekleme: bu kısmı yolda gelirken yazmışım. insanlar ölürken, en doğru tabirle yok yere soykırıma uğrarken şu yukarıda veya aşağıda yaşadığım şeylerin hiç bir önemi de yok aslında. dert mi? asla ama yazmış bulundum ve öyle kaldı. yoksa her şey fos bu paragrafın dışında, dünya benim etrafımda dönmüyor ve hani tüm bu mızmızlandığım şeylerde lüks ve şımarıklık aslında ama yine diyorum yazmış bulundum ve kaldı öylece.
daha önce buraya da yazmıştım, bir şey canımı çok sıktığında veya çok üzüldüğümde omuzlarım ağrır. omuzlarım ağrımayı 1 aydır bırakmadı.
dedim ya kendimce bir çeşit yastayım ama hayat devam etmese de akıyor ve okul kafamı çok karıştırıyor*. hani kendimi ve kişiliğimi sorgulamaya başladım, artık kafamın içinden çıkmak istiyorum, biliyorum ben yeterliyim, biliyorum ne yaparsam en iyisini yaparım, soruların soruların cevaplarını falan hepsini biliyorum hani en azından mantığını kurabiliyorum hoca demeden ama hepsi kafamın içinde. kafamın içinden çıkmak istiyorum.
hani aslında her şeyi hayatın akışı içinde yaşıyorum, üzüleceksem üzülüyorum, okula olan sorumluğumu yerine getiriyorum, resim kursuna gidiyorum ne biliyim beynimi bir köşeye bırakmak istiyorum bazen, hani çok sıradan bir hayat yaşıyorum ve bu sıradanlığı seviyorum da. ama yine de bir şeyler artık bitsin, bir şeyler artık başlasın istiyorum. tüm bunların arasında hayat zaten akıyor diye akmak/sürüklenmek istemiyorum.
tüm bu yazdıklarım veya hani hayatın akışı ya buraya yazamadıklarım bir araya gelince ağlamak istiyorum, ağlayamıyorum sanki gözyaşlarım da kafamın içine sıkışmışçasına.
o yüzden bugün ağlamak istiyorum, nefes almak istiyorum, bitsin istiyorum, başlasın istiyorum.
öyle işte, 2 ayımın son derece eksik özeti.
devamını gör...
muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine
art zamanlı yöntem ile:
muvaffakiyet (isim kökü)+ siz (isimden isim yapma eki[yoksunluk eki])+ le (isimden fiil yapma eki) - ş (fiilden fiil yapma eki) - tir (fiilden fiil yapma eki [ettirgenlik eki] - ici (fiilden isim yapma eki) + le - ş(yazdık yukarıda) - tir (bunu da yazdık) - i (zarf fiil eki) + ver (fiil kökü) - e (zarf fiil eki) + [u] (düşmüş fiil kökü) - me (fiilden fiil yapma eki [olumsuzluk eki]) - y (yardımcı ses) - e (zarf fiil eki) + bil (fiil kökü) - ecek (fiilden isim yapma eki [sıfat fiil eki]) + ler (çokluk eki) + imiz (1. çokluk şahıs iyelik eki) + den (ayrılma hali eki) + [i] (düşmüş yardımcı fiil) - miş (öğrenilen geçmiş zaman eki) - siniz (2. çokluk şahıs eki) + ce (eşitlik hali eki) + si (3. teklik şahıs iyelik eki) + n (zamir n'si) + e (yönelme hali eki)
bedava bilgi bombardımanı hava atarsınız hadi yine iyisiniz
muvaffakiyet (isim kökü)+ siz (isimden isim yapma eki[yoksunluk eki])+ le (isimden fiil yapma eki) - ş (fiilden fiil yapma eki) - tir (fiilden fiil yapma eki [ettirgenlik eki] - ici (fiilden isim yapma eki) + le - ş(yazdık yukarıda) - tir (bunu da yazdık) - i (zarf fiil eki) + ver (fiil kökü) - e (zarf fiil eki) + [u] (düşmüş fiil kökü) - me (fiilden fiil yapma eki [olumsuzluk eki]) - y (yardımcı ses) - e (zarf fiil eki) + bil (fiil kökü) - ecek (fiilden isim yapma eki [sıfat fiil eki]) + ler (çokluk eki) + imiz (1. çokluk şahıs iyelik eki) + den (ayrılma hali eki) + [i] (düşmüş yardımcı fiil) - miş (öğrenilen geçmiş zaman eki) - siniz (2. çokluk şahıs eki) + ce (eşitlik hali eki) + si (3. teklik şahıs iyelik eki) + n (zamir n'si) + e (yönelme hali eki)
bedava bilgi bombardımanı hava atarsınız hadi yine iyisiniz
devamını gör...
gidiyorsam
gitmek için bahane arayan kişinin giriş yapmadan önce ki cümlesidir.
_ gidiyorsam seni sevmediğimden değil artık birşey paylaşmadığımızdandır.
_ gidiyorsam seni sevmediğimden değil artık birşey paylaşmadığımızdandır.
devamını gör...
yürümek
sahilde en az 6.000 adım olarak tamamladığım rutinimdir.
devamını gör...
eğitim hayatı boyunca en sevilen ders
genel itibarı ile edebiyat ve tarih.
devamını gör...
öğretmeninden dayak yiyen lise öğrencisi
öğretmenler kolay kolay bu kadar sinirlenmezler kaldı ki hepimiz liseli olduk, dünyadaki en aşağılık varlıkların liseli erkekler olduğunu biliyoruz. sözden anlamazlar, bunları dövmekten başka çare yoktur hocamın ellerinden öpüyorum böyle bir devirde doğru yolu tercih etme cesareti gösterdiği için
nush ile uslanmayanı etmeli tekdir
tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
nush ile uslanmayanı etmeli tekdir
tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
devamını gör...
yürümek
günlük etkinliğim.
devamını gör...
öğretmeninden dayak yiyen lise öğrencisi
twitter ve ekşi gibi aşırı 'duyarlı' insanların bulunduğu platformlarda konunun öncesi sonrası ele alınmadan savunulan lise ergenidir.
bakmayın bizim nesil zevkine dayak yerdi. öğretmenlerimiz hem döverdi hem de severdi. ben kendi adıma memnundum. dozu kaçmadığı müddetçe..
ben bu videoda da pek sertlik göremedim açıkçası.
talebenin gayri ahlaki bir davranışta bulunduğu kanaati hakim bende. zira hoca bey çok sinirlenmiş ve öğrencisine kitapla dalmış.
tokatla dalsaydı çok daha başka olurdu o iş..
aileleri tarafından terbiye edilmemiş binlerce lise öğrencisi var.
bunların işi, itlik, serserilik, puştluk gibi şeylerdir genellikle.
bunları disipline sevk etmenin bir karşılığı varsa kesinlikle cezalandırılmaları gerekir.
öğrenciler bu ülkede dokunulmaz olduklarını düşünüyorlar. onlara her şey serbest...
eğer öğretmen tahmin ettiğim gibi haklıysa onun o mübarek ellerinden öperim. az bile dövmüş.
öğretmene soruşturma açılmış bu arada! bir lise ergeni yüzünden inş. işinden olmaz adam.
twitter.com/trhaber_com/sta...
ekleme, tekrar diyorum bu dövmek filan değil. abi. dayak görmesek inanacağız. hoca sevmiş deriz biz buna..
bu ne ki abi ya?
bakmayın bizim nesil zevkine dayak yerdi. öğretmenlerimiz hem döverdi hem de severdi. ben kendi adıma memnundum. dozu kaçmadığı müddetçe..
ben bu videoda da pek sertlik göremedim açıkçası.
talebenin gayri ahlaki bir davranışta bulunduğu kanaati hakim bende. zira hoca bey çok sinirlenmiş ve öğrencisine kitapla dalmış.
tokatla dalsaydı çok daha başka olurdu o iş..
aileleri tarafından terbiye edilmemiş binlerce lise öğrencisi var.
bunların işi, itlik, serserilik, puştluk gibi şeylerdir genellikle.
bunları disipline sevk etmenin bir karşılığı varsa kesinlikle cezalandırılmaları gerekir.
öğrenciler bu ülkede dokunulmaz olduklarını düşünüyorlar. onlara her şey serbest...
eğer öğretmen tahmin ettiğim gibi haklıysa onun o mübarek ellerinden öperim. az bile dövmüş.
öğretmene soruşturma açılmış bu arada! bir lise ergeni yüzünden inş. işinden olmaz adam.
twitter.com/trhaber_com/sta...
ekleme, tekrar diyorum bu dövmek filan değil. abi. dayak görmesek inanacağız. hoca sevmiş deriz biz buna..
bu ne ki abi ya?
devamını gör...
kanal-i-zasyon
başrolde okan bayülgen ve hakan yılmaz'ın yer aldığı 2 saatlik türk komedi filmi.
yönetmeni alper mestçi.
bir gökdelende cam silicisi olan ve televizyon izlemeyi çok seven imdat adındaki karakterin bir anda televizyon aşkı sayesinde ratingleri yükseltmesi için yardımına koşulması ile başına gelenler konu edinilir.
film sadece bir komedi değil televizyonculuk dünyasına sağlam bir tokattır da, halkın saçmasapan programlara güldüğünü, önüne koyulan her şeyi izleyen koyun sürüsü olduğunu alttan alttan vurgulayan bir filmdir.
çünkü halk güzel programları izlemez ve ratingler düşüktür. seyircinin gülmesi için saçma komedilere ihtiyaç vardır ve bunu sağlayacak tek kişi imdat'tan başkası değildir.
öyle aman aman bir film değil, ama kötü de değil. izlenebilir.
film hakkında konuşmam gerekirse okan bayülgen'in oyunculuğu biraz kasıntı gibi geldi, komik olmaya çalışmış ama o sertliği de gitmemiş.

yönetmeni alper mestçi.
bir gökdelende cam silicisi olan ve televizyon izlemeyi çok seven imdat adındaki karakterin bir anda televizyon aşkı sayesinde ratingleri yükseltmesi için yardımına koşulması ile başına gelenler konu edinilir.
film sadece bir komedi değil televizyonculuk dünyasına sağlam bir tokattır da, halkın saçmasapan programlara güldüğünü, önüne koyulan her şeyi izleyen koyun sürüsü olduğunu alttan alttan vurgulayan bir filmdir.
çünkü halk güzel programları izlemez ve ratingler düşüktür. seyircinin gülmesi için saçma komedilere ihtiyaç vardır ve bunu sağlayacak tek kişi imdat'tan başkası değildir.
öyle aman aman bir film değil, ama kötü de değil. izlenebilir.
film hakkında konuşmam gerekirse okan bayülgen'in oyunculuğu biraz kasıntı gibi geldi, komik olmaya çalışmış ama o sertliği de gitmemiş.

devamını gör...
hayatından sürekli birilerinin eksilmesi
(bkz: çukur adam)
devamını gör...
hesap ödemeyen kaymakam
bana öyle geliyordu hoca sınavda bir soru sormuş öğrenci soruyu yanlış anlayıp yanlış cevap vermiş ve hoca sınav kağıdını okuyup yanlış cevabı doğru sanıp puanı basmış.
devamını gör...
çarpanlara ayırma
beynimi çarptı herhalde, 2011 ile 2009 sayısını toplayıp 2020 buluyorum, silip silip aynı sonucu buldum en son uygulamadan çözüm adımlarına bakayım dedim ben şok, hayır yani yapılacak hata değil, cuma bir kan tahlili vercem ne mental ne fiziksel olarak iyiyim, yaşıyorum ama yaşamıyorum.
devamını gör...
rodion romanoviç raskolnikov
dün bir kitapta "odası da daracıktı" anlatımı görürken bir anda aklıma odası gelen karakter. hemen ardından aklıma martin eden geldi. iki tane ufak, eski püskü ev. iki tane deli dahi. zor zamanların getirdiği güçlü karakterler. sonra hamam böceğinin bile yaşamayacağı bir rus kulübesi aklıma geldi, ayaküstü uğradığım bir köy evindeki. ne zaman ateşin üzerine harlanması için odun atsam kendimi film karakteri gibi zannediyorum. sağ çaprazdan çeken bir kamera, bense kendini çok önemli gören bir karakter olarak gözleri kısmış elimdeki şeyle ateşin üzerindeki odunları düzeltiyorum. raskolnikov'un geçtiği merdiven altları aklıma geliyor. hiç koridordan geçmiyor denilebilir. mesela raskolnikov neden k. gibi boğuk koridorlarda geçmiyor diye düşündüm bir ara. öyle yazılmış işte. ama saklandığı merdiven arası, diğer karakterlerin saklandıkları merdiven araları var ama hiç koridor anlatımı yok romanda. sonra aklıma gazeteci çocuğu alaya alması geliyor. zavallı zannettiğin karakterin ne kadar iğrenç bir yaratık olduğunu anlıyorsun. ama o dolu ego hoşuna gidiyor.
devamını gör...
hesap ödemeyen kaymakam
hiçbir doğruluk payı olmayan hareket
beğenmeyebilirsin ama işini buna karıştıramasın.
ayrıca hiçbir şey beğenmeyip sayın kaymakamımız üstüne çay içmiş birde.
beğenmediğin bir mekanda da çay içmezsin...
beğenmeyebilirsin ama işini buna karıştıramasın.
ayrıca hiçbir şey beğenmeyip sayın kaymakamımız üstüne çay içmiş birde.
beğenmediğin bir mekanda da çay içmezsin...
devamını gör...
oyun gecesi
jason bateman, rachel mcadams, john francis daley, jonathan goldstein, jesse plemons, sharon horgan, kyle chandler, billy magnussen, kylie bunbury, lamorne morris, r.f. daley, natasha hall, michael c. hall, malcolm x. hughes, zerrick deion williams, chelsea peretti, danny huston ve camille chen gibi oyuncuların olduğunu 2018 yapımı komedi/aksiyon türündeki bu filmin yönetmenliğini ise john francis daley ve jonathan goldstein yapmıştır.
bir grup arkadaşın belirli bir zamanda buluşup basit oyunlar oynadığı bir gün ile başlayan filmimiz. orada birbirleri olan uyumu fark eden iki kişi bu oyunların içinde birbirlerine aşık olup evlenirler ve oyunlar devam eder. zaman ilerler ve bu ikili çocuk sahibi olmak ister ama bir sorun vardır. erkek kahramanımızın stres ile bağlantılı olduğunu söyledikleri bir eksikliği vardır, bunun sebebi olarak kardeşinin uzun bir aradan sonra onların yanına geleceği haberi gösterilir. adam her ne kadar inkar etse de daha sonra bunu kafasına taktığını itiraf eder. oyun gecesine gelen kardeş adamı rezil ettikten sonra oyun gecesinin kötü geçmesine sebep olur ve gecenin sonunda kendi evine davet eder herkesi, başta kabul etmeseler de onun evini herkes merak eder çünkü güzel bir araba ile geceye gelmişti. daha sonra adamın evine giden arkadaşlar bir oyun gecesi düzenlemek isterlerken farklı bir şey planlayan kardeş içinde kaçırma olan ve o kaçırmayı çözenin araba kazanacağı bir gece olacak der. fakat gece de bir sürpriz olur gelenler gerçekten kardeşi kaçırır bir şekilde kardeşini bulan adam bunu oyun sandığı için rahat davranır ama daha sonda oyun olmadığını öğrenir kardeşini kurtarmak isterken olaylar karışır ve kardeşinin peşinde olanları savuşturup kardeşinin aslında kötü biri olduğunu öğrenir. kardeşi hayatı boyunca hileli oyun oynamıştır. bunu itiraf etmesi bile adam için farklı bir konu tabii ki. oyun ile gerçeğin belli yerlerde karıştığı bir film.
film basit bir film konu benim için yeni değildi ama yine de iyiydi. iyi seyirler.
bir grup arkadaşın belirli bir zamanda buluşup basit oyunlar oynadığı bir gün ile başlayan filmimiz. orada birbirleri olan uyumu fark eden iki kişi bu oyunların içinde birbirlerine aşık olup evlenirler ve oyunlar devam eder. zaman ilerler ve bu ikili çocuk sahibi olmak ister ama bir sorun vardır. erkek kahramanımızın stres ile bağlantılı olduğunu söyledikleri bir eksikliği vardır, bunun sebebi olarak kardeşinin uzun bir aradan sonra onların yanına geleceği haberi gösterilir. adam her ne kadar inkar etse de daha sonra bunu kafasına taktığını itiraf eder. oyun gecesine gelen kardeş adamı rezil ettikten sonra oyun gecesinin kötü geçmesine sebep olur ve gecenin sonunda kendi evine davet eder herkesi, başta kabul etmeseler de onun evini herkes merak eder çünkü güzel bir araba ile geceye gelmişti. daha sonra adamın evine giden arkadaşlar bir oyun gecesi düzenlemek isterlerken farklı bir şey planlayan kardeş içinde kaçırma olan ve o kaçırmayı çözenin araba kazanacağı bir gece olacak der. fakat gece de bir sürpriz olur gelenler gerçekten kardeşi kaçırır bir şekilde kardeşini bulan adam bunu oyun sandığı için rahat davranır ama daha sonda oyun olmadığını öğrenir kardeşini kurtarmak isterken olaylar karışır ve kardeşinin peşinde olanları savuşturup kardeşinin aslında kötü biri olduğunu öğrenir. kardeşi hayatı boyunca hileli oyun oynamıştır. bunu itiraf etmesi bile adam için farklı bir konu tabii ki. oyun ile gerçeğin belli yerlerde karıştığı bir film.
film basit bir film konu benim için yeni değildi ama yine de iyiydi. iyi seyirler.
devamını gör...

