zaman tüneli

doymadım doyamadım sevmelere seni ben
kimseyi koyamadım yerine yeniden
saymadım sayamadım sensiz geçen yılları
ne inkâr ne itiraz bu yalnızca sitem
devamını gör...

superelevation ukdesi.

josef allen hynek
1910/1986 yılları arasında yaşamış amerikalı astronom ve ufolog olarak tanınır.
ufolog ufo bilimi

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"tetrakromasi; yunancada "dört" anlamına gelen tetra ve "renk" anlamına gelen kroma sözcüklerinden türetilmiştir.

renk bilgisini iletmek için dört bağımsız kanala sahip olma veya gözde dört tip koni hücresine sahip olma durumudur.
tetrakromasiye sahip organizmalara tetrakromat denir.
"

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
buradan
devamını gör...

vay, yine mi keder?
ama artık yeter!
devamını gör...

sahte tevrat'ta yer alır.

tamamen islam dışıdır.

kuran'a göre insanlar fiziken, imtihan dünyası hedeflerine yönelik mükemmel yaratılmışlardır ve durup dururken ameliyat edilemezler:

95:4 biz insanı, gerçekten en güzel bir biçimde yarattık.

64:3 gökleri ve yeri hak olarak yarattı; sizi biçimlendirdi ve görünüşlerinizi güzel yaptı. yalnız o'nadır dönüş.

hele ki bir başkasını, yani çocukları rızaları olmadan zorla ameliyat ettirmeye kalkmak tamamen din dışıdır.

bu arada, acil sağlık sorunu gibi bir neden olmadan yaratılışı değiştirmeye kalkmak konusunda kuran şöyle uyarıyor:

4:118 allah o şeytana lanet etmiştir. demişti ki o: "senin kullarından belirli bir pay elbette alacağım."

4:119 "yemin olsun, onları saptıracağım, onları boş kuruntulara mutlaka iteceğim. onlara mutlaka emir vereceğim de davarların kulaklarını yaracaklar; onlara muhakkak emredeceğim de allah'ın yaratışını / yarattıklarını değiştirecekler." kim allah'ı bırakıp da şeytanı yandaş edinirse açık bir hüsrana kesinlikle yuvarlanmış olacaktır.
devamını gör...

tuhaflığın beden bulmuş hâli gibi hissettiren olaylar. teşekkürler ya. (:
§temizlikte çok takıntım vardır: misafir olduğum evlerde havlu değil peçete rica ederim. (çekirdek ailede bile özel havlum vardır.) o şansı bulamazsam ellerimi atlete silerim. terlikte kullanmam. (evde bile özel terliğim vardır.) bezlere özellikle ıslaksa el sürmek istemem. milletin bez yıkama ve koyma adabı yok. yıkasa bile katlayıp koyuyor sonra kokuyor? ıslak mendil de sevmem ama tercihim o olur. çantamın içinde mini kolonya, el sabunu, ıslak mendil vs. olmak zorunda. ve tek kullanımlık şampuanlıklar var ya ben onlara yüzey temizleyicisi de koyarım berbat yerde kullanırım. çöp olayında evin değilse bırakma rahatlığı olmayacak. kırıntıya bazen küçük parçaya kadar özellikle doğada, aksininden nefret ederim. doğa incelik, hassasiyet, önem ve değer hak eden bir yer. senin benim pisliğimi bırakacağımız yer olan "çöp kutuları" var zaten ha yok mu "çöp poşeti" var, koy çantana ve arabana. bunu düşünecek beyinde yoksa boşuna nefes alıyorsunuz.

§ düzende takıntılarım vardır. hizaya, küçükten büyüğe, inceden kalına, rengine/tonuna göre vs. dizerim yani. ön arka varsa hepsi ya ön ya da arka olacak karışık yok. bu benim yemek tabağımda da öyledir ve yemek tercihlerimde de. çok karışık veya suyu birbirine karışmış vs. hoş bulmuyorum.

kaldırım taşlarında o sınır çizgilerine basmama olayım vardı. orada çiçekten çok çimen çıkmış olsa bile basmam. karınca yolları olur ona da dikkat ederim.
ciddi ve önemli bir iş ya da ortam içindeysem kirlenmekten nefret ederim. nokta bir kir bile beni rahatsız eder değiştirmek isterim.
kirlenme olaylarında da tertemiz olmayı sevmem. her şeyimle batarım.
...
hayatımda çoğu şeyi ayırmışım, özenmişim, sınırlamışım. çok mu gerekliydi bilemem ama gerekli. ve aslında takıntı gibi dursa da çoğunun normalleşmesi lazım.
devamını gör...

bel ağrısı, üşütmeme gayreti
devamını gör...

hastalıklar.
beyaz saçlar.
kilo.
yalnızlığın yükü.
devamını gör...

endişe
umutsuzluk
inançsızlık
devamını gör...

hayvanlar ve bitkiler. satıyorlar ama karşılığında pek para istemiyorlar. yemek veya su istiyorlar. mutluluk için değmez mi fazlasıyla değen çok az şeyler arasındalar...
devamını gör...

insanı mutlu edebiliyorsa manevi anlamı yüksektir bu yüzden ucuz demek yerine basit veya insanı kolayca mutlu edebilen şeyler denilebilirdi. bazı kelime ve anlamlara takılırım evet.
pekmezli/pekmez damlası (kedim)'nı görmek. çok kötü hasta olmuşken 2 gün doğru düzgün yataktan çıkamamıştım. sonralara en fazla balkona çıkabilmiştim ve hemen orada onu görmek beni o halime rağmen gülümsetmişti. bunu fark edince çok şaşırmıştım. ve özlemiştim. bir kedi beni gülümsetti ve kendini özletebilmiş? ben bu kediyi bırakır mıyım hayır, bebeğe bakar gibi bakıyorum. herkesin de ağzında, kıskançlığa giriyorlar. "kediye baktığın gibi bize bakmadın.", "kediyi önemsediğin gibi bizi önemsemiyorsun." vs.
rahat yesin diye yavruyken kılçıklarını seçmiştim ve parça parça bölüyordum kolay yesin diye (bunları hâlâ yapıyorum çünkü manyak kedi küçük balığın bile kılçığını yemiyor.) sulu sütlü ekmek yaptığımda (diğer kediler yemiyordu sonradan yemeye başladılar bu tuhaftı) sütü dolaptan aldığım için suyu biraz sıcak döküyordum neden mi soğuk olursa hasta olmasın diye. biraz fobim vardı ama dokunup sevebildiğim 2. kedi. uyanır uyanmaz millet ayna karşısına geçer wc' den sonra ama ben balkona gidiyorum. bakacağım orada mı, iyi mi vs. sokak kedisi ama evcilden farkı yok. yavruyken hiç su içmediğini görüp derde girdim "acaba kediler yavruyken suya ihtiyaç duymuyor mu? niye su içmiyor ya, su içmeyi mi bilmiyor (annesi terk etmiş gibi bir şeydi yani)?" gibi gibi. o yüzden önüne su koyuyordum ama içmiyor. hatta kedi sahiplerinden bir şeyler öğrenip sormak için başlıkta açmıştım. ilgilenen oldu sağ olsunlar.
en son dün dana bokunu kovaya doldururken kendisi onun üstüne çıktı böyle biraz ileriye gitti. "önceki hayatında tavuk muydun deli, ne yapıyorsun in aşağı." demiştim gülerek. sonra tırsak gitti bir yer açtı ve oraya cidden tavuk gibi sıçtı. sonra kapattı vs. ben görünce bir kahkaha atmışım. "hm tavuk değiliz ama öyle sıçabiliriz diyorsun, iyiymiş." deyip güldüm ama "niye öyle yaptı ki, ishal olmuş resmen. neyden acaba?" diye de düşünüyorum ve okuduğum kitapta laktoz kedileri ishal yaparmış diye bir şey okudum ve o süt organik süt. suyla karıştırmama rağmen bu etkiyi vermişse direkt süt verdiğim zamanlar olmuştu yavruluk döneminde. bilmiyordum ve o an aklıma ve elimden gelen o kadardı. sentetik mama olaylarına girmek istemedim girecek durumda da değilim.
bu kedinin değeri bazı insanların üzerinde, verdiği hisler de öyle. o yüzden ucuz vs. diye anılamaz hiçbir zerresi ve zerremiz.
bir de hak edene kedi dahi olsa hak ettiği değeri vermekten kaçınmayan biriyken insanlara vermiyor oluşumda beni suçlamak yerine keşke insan olup olmadıklarını sorgulasalardı ama yok. anca ona verdiğim deger ve önemi kıskanıp sözlü kavga çıkarsınlar. canları cehenneme umrumda değiller. onlar yüzünden kendimi çekmişim ama suçlu benim falan, hı hı tamam...
devamını gör...

dikkatli bakarsanız beşiktaşlı olduğunu görebilirsiniz. ahmet nur çebi'den daha beşiktaşlı kalıbımı basarım.
devamını gör...

lütfen cevap veriniz ibâresinin kısaltılmış şekli olup genelde davetiyelerde yer alır.


uluslararası davet verilmesi veya bir davet için yabancı dilde davetiye basılması durumunda davetiyelerin altına konan ve söz konusu davete katılmak için ön bildirim şartı olduğunu ifade eden fransızca kökenli kısaltma: "répondez s'il vous plaît" (bknz: lütfen cevap veriniz-l.c.v.)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yok aga öyle bir yöntem.
nasıl olsa (bkz: o kız bana bakmaz) sarmalına giriyorsun.
devamını gör...

günümüzde artık üniversite okumanın hiçbir mantığı kalmadı çünkü coursera, mit, harvard business, edx gibi dünyanın en iyi üniversitelerinin eğitimlerini - türkiye'deki en iyi üniversitelerin verdiği eğitimlerden çok daha iyi - online olarak bedavaya alabiliyorsunuz.
devamını gör...

düşünsene yüz tane erkek var. yüz tanesi senin gözüne kestirdiğin kız için çabalıyor. sen o yüz tanesi ile rakip oluyorsun. şekilden şekle sokuyorsun kendini; tarz giyineyim, dikkat çekeyim, bir şeyler ısmarlayayım, biraz gevşek konuşayım, belki spor yapayım vs kafasındasın. hatta onun karmaşık aklına uyum sağlamak için kendi bakış açını bile değiştiriyorsun. bir ton emek veriyorsun. sonucunda ne oluyor? braz onun egosunu tatmin ediyorsun , biraz onun vakit geçirme eğlencesi oluyorsun. biraz duygusal mastürbasyon yaşıyorsun. seni elde ettiğini düşününce senden sıkılıyor. senden daha iyisini aramaya koyuluyor. sen de yaptıkların ile kalıyorsun. çünkü bütün eforunu en başında harcamışsındır ve başka şaklabanlığın kalmamıştır. kafasındaki merak dürtüsü bitince onun gözünde sıradanlaşmış oluyorsun. sonra başka birini bulayım bari diyorsun. yeni bir bedene kendi hislerini, beklentilerini sığdırıyorsun. onda aradıklarını bulduğunu sanıyorsun. fakat aslında aradığını yakıştırdığını fark ediyorsun. sonra sıkılan sen oluyorsun. böyle böyle gidiyor. sonunda önüne gelen ile yatan bir erkeğe tav oluyor ve bu emeğinde boşa gidiyor. sence bunları yaşayabilmek için bir yöntem aramak falan mantıklı mı ?
devamını gör...

nedense dert diyesim geldi. "hangimizin yok ki?" değil mi?
bir gelecek, iş, ev vs. sahibi olamadan ilk dert sahibi olmak ağır geliyor.
yaşama olan isteksizlik ve sevgisizliğim de artıyor. bu sefer "hangimizin artmıyor ki?" diyemezsiniz.
hayat diye dert yaşamayı sevip isteyen çok..
devamını gör...

güzel bir bağlatı. lakin bu inanç, ehli sünnideki gibi allah'ı ağrıkesici olarak kullanarak gammı engellemek mi; yoksa kur'an'daki gibi ,allah'ı proplem çözücü olarak nitelendirip gammı engellemek mi? evet.
devamını gör...

gomonist popülizmidir, propogandik iştir. yoksullar birleşin daha iyi hissedin filan.
devamını gör...

mal sevgisi. işleri güçleri para pul.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim