zaman tüneli

libidosu düşük kadın yoktur. rahat olmayan, güvenmeyen, kendini bırakmayan kadın vardır.
devamını gör...

kendini kandırma cümlelerinin şahıdır. alışkınım denen şey ile yaşamaya mecbur ve muhtaç olduğuna inandırmıştır kendini o kişi. çaresizliği kabullendiği için de alışkınım deyip konuyu örtbas etmeye çalışır.
devamını gör...

artık çoktan mütevazilik ten çıkmış teslimiyet zorunlu bir kabul ediş ve özsaygı eksikliğine giden bir ifade
devamını gör...

korkuyordur.
çok ciddiyim. kadın veya erkek fark etmez bir insan kolay kolay içindeki yaratım enerjisinin köküne kibrit suyu dökmez. ne var ki acı çekme korkumuz bizi bazen böyle kısır döngülerin içine hapseder.
korktuğu acıyı bastırmak için tüm cinsel enerjisini bastırmaya çalışan kadın/insan, aynı zamanda tüm haz kaynaklarını da keser.
yüzündeki o solukluğun ve donukluğun sebebi odur. çünkü haz da almıyordur.
en kötüsü de bunların hepsini kıçı kırık bir güvenlik hissi için feda etmesidir.
bir daha kimse bana acı çektiremeyecek demekle bir daha kimse bana mutluluk veremeyecek demek arasında aslında simetrik bir orantı var.
her neyse, cinsel enerji iyidir hoştur ama kişinin korkuları ile yüzleşmesi ve onlardan azade olması kadar büyük bir nimet yoktur.
devamını gör...

dünyanın en acıklı cümlesidir.
devamını gör...

yıpratıcı. öyle böyle değil ama deli gibi yıpratıyor.
devamını gör...

küçüklüğümün garip hatıralarından biridir. ara sıra sorguladığım olaylar silsilesidir. tarihini tam hatırlamamakla birlikte ilk kez 3. sınıftayken girmiştim bu zorlayıcı, kendine has ve insanı garip bir şekilde hırsa sürükleyen tudem sınavlarına. sonra 7. sınıfın ilk dönemine dek sürmüştü bu anlamsız sürüklenmeler. yolum tudem'den geçiyordu. demleniyordum tudem sorularının o kavurucu sıcaklarında. ama neden? nedendi bu devamlı tudem sınavlarına girip kötü geçince aşırı üzülme ve hem kendini hem evi kaosa sokma merakı? 8 yaşından 12 yaşına kadar, daha ergenliğe bile girmemişken, başlıkta da belirtmiş olduğum gibi çizgi film izleyecek yaştayken ne tudem'i, ne sınavı, ne seviye tespiti yahu :) mesela bana bir tane çizgi film sor izlediğim, vallahi de billahi de hatırlamam.

biraz keloğlan, biraz cedric. keloğlan'ı trt çocuk'tan hatırlıyorum hayal meyal. küçük kuzenimiz bartu da birkaç yıl öncesine kadar evimize geldiğinde açıyorduk izliyorduk. cedric'i de yine küçükken (bkz: cine5) veriyordu, okula gitmeden önce bakıyordum bir yarım saat civarı. ha bu arada evet, eskiden cine5 vardı, çok kaliteli kanaldı. hâlâ özlüyorum kendisini. neyse efendim, biz yine tudem'e dönelim. abi siz sadist misiniz ya? o nasıl türkçe ve matematik sorularıydı olm? roman yazarı mı seçiyorsunuz, ya da olimpiyatlara mı hazırlanıyoruz da o sorulara maruz kalıyoruz biz o yaşta? ulan ben daha temel yaşam kurallarını yeni öğreniyorum, sudan çıkmış balığa dönmüşüm adam bana migros faturası uzunluğunda koca koca paragraflar soruyor türkçede. o paragrafların içinde evirip çevrilmiş girift ifadeler, sahibi dışında kimsenin aşina olmadığı deyim ve atasözleri, elin bilmem neresindeki bir tane eleştirmenin ne anlattığını bilememesi ve bunun bize ciddi ciddi soru olarak gelmesi...

matematik desen ayrı bir ruh hastalığı zaten. sekiz bilinmeyenli denklemler, yanıltmacalı sorular, ilk okunuşta anlaşılması imkânsız olan problemler, geometride antin kuntin şekiller, bitmek tükenmek bilmeyen hesaplar... fen ve teknoloji zaten hiç yapabildiğim bir ders olmadığı için o derste en kolay yayından da soru gelse pek fark etmiyordu. ama tudem bir başkaydı be dostum. hâlâ sorarım kendime zamanında niye böyle bir şey yaptığımı. sınavların türkiye genelinde olması zaten stresimizi artırırken bir de o yaşta zamanla yarışıp o kol gibi soruları hızlı hızlı çözmeye çalışmak, tanımadığın onca küçücük çocuğu geçip mutlu olma anlamsızlığı, sınav sonucu kötü gelirse ailenin senin üzerine gelip ''neden başarılı olamıyorsun?'', ''başkası nasıl başarılı oluyor peki?'', ''senin için onu yaptık, bunu yaptık, şunu yaptık.'' tarzı söylemlerle evin gerginlikten patlayacak konuma gelmesi, çocukları tudem derecesine göre kıyaslayıp sınıflandıran fitneci öğretmenler... neyi ispatlamaya çalışıyorduk abi? neydi davamız? o sınavlarda birinci olanlar ne yapmış oldu mesela? tamam her zaman seviye görmek ve eksik gidermek için sınavlara girilebilir. ama bu zorluk, bu psikolojik buhran, bu delice koşuşturmalar survivor'dan beter.

değişik değişik anılarım var bu sınavla. bir kere üniversitede girmiştim mesela. evet, 9 eylül üniversitesi fen-edebiyat fakültesinde sınava girmiştim. sınav ne? tudem. yaş kaç? 8. ulan manyak mısın sen? gidip arkadaş bulup onlarla top oynasana? alex, roberto carlos, deivid diye haykırıp yaradana sığınıp vursana canına yandığımın topuna?* o yaşta babamı da peşimden sürükleyip deli öpmüş gibi 9 eylül üniversitesi'ne gidip tudem ile moralsizliğime moralsizlik katıp derbeder hâllere giriyorum. sınav esnasında odaklanma eksikliği yaşayıp sağa sola, saate bakınca sınav görevlisi kopya çektiğimi sanıp 2-3 defa yanıma gelip beni uyarıyor. yerimi değiştirdi olm adam. sağa geç dedi ya :) benim afyonum patlamamış, gelmişim ne çıkacağı belli olmayan soruların yüzüne bakıyorum, o an kopya mı düşüneceğim bir de? sınavdan çıkınca da suyu yanıma almayı unutmuştum babamın yanına giderken. artık nasıl yanmışsa beyin, kendimden geçmişim resmen.

bir keresinde de girmişim sınava, açıklanmasını bekliyorum. açıklandı sonuçlar, puanım da 428. anneme söyledim 428 diye, o da anladı 328 :) kızdı bana tabii, ''nasıl böyle alırsın?'' falan dedi. yanlış anladığını söyleyip doğrusunu kendisine bir kere daha iletmek biraz zaman aldı açıkçası ama sonunda tatlıya bağladık işi. hayır, annem de ayrı bir manyak. yahu değil 428, 128 alsam ne olacak, barajı geçemesem ne olacak o çattığımın sınavında be kadın :) işte bunları çok sonra anlıyor insan. bu gereği hiç olmayan hırsları, kendini paralamayı, kıyaslamaları, toplum normlarının başka toplumlara göre normal olmamasını, bunun akabinde hiç yaşamamamız gereken acı duyguları yaşıyor oluşumuzu... kıssadan hisse; siz siz olun böyle abuk subuk zorlayıcı sınavların etkisinde kalıp hayat boyu başarısız olacağınızı düşünmeyin. ha, hayat boyu başarısız dahi olsanız yine üzülmeyin. hep bir açık yol olacağını unutmayın. seni de unutmayacağım lan tudem! psikopat tudem! ete kemiğe bürünüp selena'daki hades diye göründün yıllarca. bari geleceğin çocuklarının yakasını bırak tudem efendi! neyse sakinim :) yazı bitti, işte bu da böyle bir anımdır. herkese iyi yazmalar ve iyi okumalar.
devamını gör...

bir tıp öğrencisi için en fantastik staj.

kendini peygamber ilan eden, aşırı güzelim algısıyla overdose makyaj yapan, etraftaki herkesi onu öldürecek tehdit olarak algılayan, televizyon ya da radyodan haber aldığına inanan çeşitli insan tiplerinin arasında kilitli kapılar ardında kalırsınız.

bir defasında işte böyle ilk hafta, biri var herkese ne kadar nurlusunuz, nur gibi yüzünüz var diyordu. ilkten gördü beni, başladı bu cümleyi söylemeye, o arada da bana doğru yürümeye başladı. ben tabi biraz da korkudan kapıya doğru yürümeye başladım, ama kapı kilitli. o bana doğru geliyor, güvenlik görevlisi durumu fark edip elinde anahtarla onun da arkasından bana doğru geliyor, ben de işte bu yarışı kim kazanır onun hesabını yaparken adrenalin salgılıyorum. öğrencilik hayatımın en korku filmi tadındaki anı olmayı başardı kendisi.

bugün bunları yazabildiğime göre yarışı kimin kazandığı belli tabi. *
devamını gör...

testicle bir diğer adı.
sperm, androjenler ve testosteron üretir. diye biliyorum.
devamını gör...

seks hormonları olarak bilinen östrojen , testosteron ve progestorunun salınımıyla ilgili bir bozukluk ile karşı karşıya olabilir.
hayatında yolunda gitmeyen ve çözüm bulamadığı birden fazla konu olabilir aşırı strese maruz kalmış olabilir.
menopozda olabilir.
kültürel ve dinsel temelde libidosu ve cinselliği bastırılmış olabilir.

bunlardan biri ile ilgili bir durum yoksa kendisini çok iyi tanıyor da demek mümkün.
farkındalığı yüksektir , dünyada olup biten herşeyin ne kadar acı verici olduğunu , insanın ne denli aciz olduğunu ve gerçeklerin hiçte kendimizi kandırdığımız o küçük dünyamızda dönen mevzular gibi olmadığını biliyordur.- bu çok düşük bir ihtimal ama ...neyse.
devamını gör...

hikmet şimşek, 1924-2001 yılları arasında yaşamış bir türk müzisyenidir ve orkestra şefidir. şimşek hikmet bey, hayatı boyunca orkestralarda çalıp söylemiş, eserler yazıp yönetmiş büyük bir dehaydı. bir ara medyanın satılık olmadığı zamanlarda trt 1 ekranlarında hazırlamış olduğu programlarla başta klasik batı müziği olmak üzere müzik senfonisi yapmıştır. şimşek hikmet'in en ünlü eserlerinden birisi, çocuklara yönelik yazıp bestelediği mustafa kemal özgürlük demek adlı muhteşem eseridir. şimşek hikmet'e tengri rahmet eylesin; şimşek hikmet'in kutlu tini şad, mekanı uçmağ olsun.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lol gtumuze gök taşı girmediği kaldı ama dur girmiş bile olabilir bir yerde, bir yanardağı mı problem cidden bunu mu düşünüyor musunuz. patla lan patlamazsan adam değilsin.
devamını gör...

arkadaşları şeey yapmış uff olmuşlar falan. oyyy nasıl çocuk çocuk anılar.
devamını gör...

bir şeyi satın alırken iki tane almak. özellikle dekorasyon ürünlerinde. kapıyı iki kez kilitlemek. çamaşırı asmadan önce iki kez silkelemek. sabahları yüzümü iki kez yıkamak. iki'ye olan takıntımım sebebini henüz bulamadım.
devamını gör...

çok korkarım böyle şeylerden.

evlerden ırak.
devamını gör...

müziğini sevmeyebilirsiniz, zevkinize hitap etmiyor olabilir. söylediği bir şarkıyı dinlemek bana da pek keyifli gelmiyor ama anlattığı hikayeleri dinlemek çok keyifli. mimikleriyle tekrar yaşıyor sanki hikayeyi. ayrıca asil bir duruşu var.
devamını gör...

film gibi bir stajdır. kendi peygamber sananlar, herkesin kendisine bir kastı olduğunu düşünenler, muhsin yazıcıoğlu’nu görenler… kaç yaşına gelirsem geleyim şu günleri unutamayacağımdan çok eminim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hikmet şimşekin yönettiği trt çocuk korosu'nda seslendirilen güzel bir atatürk şarkısıdır. gerçekten de mustafa kemal; özgürlük, türklük, barış, refah, huzur, akıl-bilim ve medeniyet demektir. mustafa kemal'in kutlu ve aydınlık yolundan asla ayrılmayacağız!.. ümit özdağ hoca'mızın dediği gibi ya m. kemal'in askeri olursunuz ya da emperyalizmin uşağı. ah ah, nerede geçmişin bu güzel çocuk korolorı ya! şimdi ortalık, dincilerin pisliğinden geçilmiyor!..
ilgili şarkının sözleri:
izindeyiz yüce ata'm
seninle güldü bu güzel vatan
ilkelerin yaşayacak
şeref sözüdür sen bize inan!

izindeyiz yüce ata'm
seninle güldü bu güzel vatan
ilkelerin yaşayacak
şeref sözüdür sen bize inan!

mus-ta-fa kemal!
öz-gür-lük demek!
en güzel şarkıdır dudaklarda
yine başımızda
nöbette yine
kim demiş bizden uzaklarda!
ilgili link:
tüyleri diken diken eden bir mustafa kemal şarkısı
devamını gör...

libido bana göre hayata bağlılığı gösterir sadece cinsel dürtü olarak düşünmüyorum. ne kadar libidon yüksekse o kadar canlısın demektir. illa hiperaktif olmaya gerek yok.
libido yüksekliği canlı renkler ışıl ışıl görünürken, düşüklüğü ise mum boya gibi silik ve cansız görünür gözüme.
kendimde yüksek olduğunu görüyorum ama çok ışıl ışıl bir insan değilim en azından tanımadığım ve güvenmediğim insanlara karşı böyleyim. yaygın olan inanışa göre de sürekli başka partnerler arama derdinde de değilim bir kişi olsun sonuna kadar gitsin ve her şey onunla yaşansın kafasındayım.
tabii eksi yönleri de var. zihninin sürekli başka düşüncelerle meşgul olması, isteğinin hiç azalmadan sabit bir yükseklikte olması gibi.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim