zaman tüneli
kitap okumak
kağıt üzerine basılı yani reel kitaplarda, çok daha hızlı gerçekleştirdiğimi fark ettiğim eylem. zira ben uzun yıllardır ekranda pdf okuyorum. buna alıştım, e-kitapsız bir dünya düşünemiyorum. bilgisiz kalırım, çok zora girerim.
normalde ulaşılması mümkün olmayan her şeye, tek tıkta ücretsiz ulaşmaya müptela oldum. beni ilgilendiren içerik ve bilgi... o süreçte üzülerek itiraf etmeliyim ki reel kitaplarımı ve kütüphanemi ihmal ettim, okumaz oldum, çünkü halen okumadığım veya bitirmediğim kitaplarım bulunuyor. hiç saymadım kaç kitabım olduğunu ama kafadan bir tahminle yüzleri bulur. kantite olarak "şu kadar kitabım var" demek için kitap almadım, ya da "şu kadar kitap okudum" demek için okumadım hiçbir zaman. sanal arşivimdeki dosyalarımın sayısı ise binlerle ölçülüyor, buna makaleler dahil değil.
iş edebiyata gelince, meşhur yazarların (dostoyevski, tolstoy vb.). önemli bir kısmının klasiklerini okumuşluğum yoktur. bunun eksikliğini hissediyorum ama bir isme veya herhangi bir şeye çekim duymuyorsam duyamıyorum. edebiyatı sevmediğimden değil, kafka'nın, bukowski'nin neredeyse bütün kitaplarını okumuştum, "haydi şimdi de adet yerini bulsun, bir suç ve ceza patlatalım, filmini izledik ama kitabı nasılmış bu sefiller'in" şiarıyla okuyamıyorum. içimden gelmiyorsa gelmiyor ve olmadı ne bileyim. (olabilir ki zamanı gelmemiştir, bu bir önyargı da değil.) genel olarak sevilmeyen, sağda solda çılgınlar gibi ve bence kötücül bir şekilde linç yiyen elif şafak gibi yazarların neredeyse tüm kitaplarını "isteyerek ve içimden gelerek" okumuşluğum bulunuyor.
birini zevk ve tercihleri yüzünden yargılamayı, eleştirmeyi, linçleyip yaftalamayı gerçekten anlamıyorum. eski çağlarda olduğu gibi, beni kazığa oturtup yakmasınlar diye konu tercihlerimi kolayca paylaşmıyorum kimseyle. "bilim, bilim" diye haykırırken, ki benim de bilim tutkum bilgiye karşı neredeyse otistik yaklaşımımdan belli olmalı, hayatın manevi konular-din-inanç-felsefe-spiritüalizm vb. soyut yönünün, tastamam cehalet göstergesi olarak çöpe atılması gerektiğine inanmıyorum. hatta şu an gerçek cehaletin tanımını yaptığımı düşünüyorum.
normalde ulaşılması mümkün olmayan her şeye, tek tıkta ücretsiz ulaşmaya müptela oldum. beni ilgilendiren içerik ve bilgi... o süreçte üzülerek itiraf etmeliyim ki reel kitaplarımı ve kütüphanemi ihmal ettim, okumaz oldum, çünkü halen okumadığım veya bitirmediğim kitaplarım bulunuyor. hiç saymadım kaç kitabım olduğunu ama kafadan bir tahminle yüzleri bulur. kantite olarak "şu kadar kitabım var" demek için kitap almadım, ya da "şu kadar kitap okudum" demek için okumadım hiçbir zaman. sanal arşivimdeki dosyalarımın sayısı ise binlerle ölçülüyor, buna makaleler dahil değil.
iş edebiyata gelince, meşhur yazarların (dostoyevski, tolstoy vb.). önemli bir kısmının klasiklerini okumuşluğum yoktur. bunun eksikliğini hissediyorum ama bir isme veya herhangi bir şeye çekim duymuyorsam duyamıyorum. edebiyatı sevmediğimden değil, kafka'nın, bukowski'nin neredeyse bütün kitaplarını okumuştum, "haydi şimdi de adet yerini bulsun, bir suç ve ceza patlatalım, filmini izledik ama kitabı nasılmış bu sefiller'in" şiarıyla okuyamıyorum. içimden gelmiyorsa gelmiyor ve olmadı ne bileyim. (olabilir ki zamanı gelmemiştir, bu bir önyargı da değil.) genel olarak sevilmeyen, sağda solda çılgınlar gibi ve bence kötücül bir şekilde linç yiyen elif şafak gibi yazarların neredeyse tüm kitaplarını "isteyerek ve içimden gelerek" okumuşluğum bulunuyor.
birini zevk ve tercihleri yüzünden yargılamayı, eleştirmeyi, linçleyip yaftalamayı gerçekten anlamıyorum. eski çağlarda olduğu gibi, beni kazığa oturtup yakmasınlar diye konu tercihlerimi kolayca paylaşmıyorum kimseyle. "bilim, bilim" diye haykırırken, ki benim de bilim tutkum bilgiye karşı neredeyse otistik yaklaşımımdan belli olmalı, hayatın manevi konular-din-inanç-felsefe-spiritüalizm vb. soyut yönünün, tastamam cehalet göstergesi olarak çöpe atılması gerektiğine inanmıyorum. hatta şu an gerçek cehaletin tanımını yaptığımı düşünüyorum.
devamını gör...
türkiye'de iktidar sorunu yok muhalefet sorunu var
yav he ya nassı da anladınız zamları hep kılışdar yapıyo demek istemiştim hemen de anlamışsınız, sizden de bişey kaçmıyo ha.
devamını gör...
türk silahlı kuvvetleri
darbe girişiminden sonra gücüne güç katan ordudur. çünkü darbe girişimi sonrası, deşifre olan içindeki hain pislikleri temizlemiştir. her daim var olsun.
edit: operasyonlara sadece profesyonel asker kullanılması da başarıyı getirdi. 3-5 aylık acemi askerle uzman çavuş bir mi?
edit: operasyonlara sadece profesyonel asker kullanılması da başarıyı getirdi. 3-5 aylık acemi askerle uzman çavuş bir mi?
devamını gör...
kara kedi (yazar)
kendisi ile bugün tanıştım on numara beş yıldız insan, umarım daha sık görüşürüz :)
devamını gör...
sivasspor'un açtığı pankart
hahaha şaka değil mi bu?
ya erkeklere mi kaldı bunu söylemek? hemide erkek futbol takımı! adamlar bize ne oluyor, ne yapıyoruz demiş midir acaba? fkflgllfkg
ya şu pr meselesini bir türlü çözemedi hükümet.
ya erkeklere mi kaldı bunu söylemek? hemide erkek futbol takımı! adamlar bize ne oluyor, ne yapıyoruz demiş midir acaba? fkflgllfkg
ya şu pr meselesini bir türlü çözemedi hükümet.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

işi (tekrardan) bulduk elhamdülillah. çarşamba sabah 9 iş başı. yatmak, bonnnboşşş ve tıntın şekilde takılmak çok güzel olsa da yeni bi süreç başlıyor. bu süreçte destek olan ailem, milkim, sözlükdaşlarım, bazı arkadaşlarım, abilerime sonsuz teşekkürler. bazı arkadaşlarımın da buradan ta zamınagoyim. sizi yazdım olum. ben sizinle oynayacam.
devamını gör...
kyk kız yurtlarındaki artan güvenlik zaafiyeti
sanki önceden de yoktu.
devamını gör...
nasıl olsa sevişmem donu
ekru renk termal kumaş, mahmutpaşa çıkışlı içliklerdir.
devamını gör...
insanların artık kitap fuarlarına gitmeme nedenleri
eskiden kitap fuarlarına kitap çalmak için giderdim. kitapçılar da kitaplar çalınsa bile göz yumarlardı.
şimdi öyle mi ya? kitapların arkasında antenler, her iki adımda bir kameralar ve kapılarda da detektörler var. kitabı kıçına soksan yakalanıyorsun.
yemişim öyle fuarı.
şimdi öyle mi ya? kitapların arkasında antenler, her iki adımda bir kameralar ve kapılarda da detektörler var. kitabı kıçına soksan yakalanıyorsun.
yemişim öyle fuarı.
devamını gör...
acilen sevişmem lazım diye mesaj atan erkek
umarım telaş yapıp yanlış yere atmamıştır mesajı.
devamını gör...
kyk kız yurtlarındaki artan güvenlik zaafiyeti
son zamanlarda sıkça meydana gelen olaylar silsilesi sonucu oluştuğunu düşündüğümüz zaafiyet. bir bakıyorsun kız yurduna gece biri giriyor, katları dolaşıyor, bir kız görünce ortalık karışıyor, yurt müdürlükleri olayın üzerini örtmeye çalışıyor.
bu adamlar yurtlara girerken güvenlikler pişpirik oynuyordu herhalde. bilgileri olduğu halde müdahale etmediklerini düşünsek kasıtlı yapıyorlar diyeceğiz. daha çok şeyler de diyeceğiz ama neyse.
ordu
antalya
avcılar
sivas
bu adamlar yurtlara girerken güvenlikler pişpirik oynuyordu herhalde. bilgileri olduğu halde müdahale etmediklerini düşünsek kasıtlı yapıyorlar diyeceğiz. daha çok şeyler de diyeceğiz ama neyse.
ordu
antalya
avcılar
sivas
devamını gör...
yanlış anlaşılan şarkı sözleri
burası da asfalt değil halilim.
meğer asfalt değil aspat’mış.
meğer asfalt değil aspat’mış.
devamını gör...
az kişinin bildiği süper tatil yerleri
avşa adası yiğitler köyü
evet koy değil köy burası
süper sakin tam içmelik mekan :)
evet koy değil köy burası
süper sakin tam içmelik mekan :)
devamını gör...
madalyası olmayan yazara kız vermem diyen baba
gecesini gündüzüne katıp çocuğunu da olimpiyatlara hazırlamalıdır.
başka türlü o ortam gelmez.
başka türlü o ortam gelmez.
devamını gör...
sınav haftasında arkadaşlarından not dilenen öğrenci
bu kişi zararsız da olsa kimse yardım etmez genelde.
devamını gör...




