zaman tüneli
güne bir söz bırak
gideceğiniz yerlere çok acele etmemek lazım.
yeterince kalmadan başka yerlere varılmaz
devamını gör...
birini tanımanın en iyi yolu
ben kendimi tanımıyorum. başkasını naaıl tanıyayım?
devamını gör...
gerçek çay tiryakilerinin bildiği püf noktalar
tavşan kanı olmasa da paşa çayı da içilmez. demi ayarında olmalı.mümkünse şekersiz içilmeli.çay demelndikten sonra en az 30 dakika sonra içilmeli.1 saate kadar da bitmeli bence.
devamını gör...
bira içmelik arkadaş veri tabanı
canım şimdi içtim sağol. zaten erkeksin. gerçi erkek merkek jçkafayı bulduktan sonra angelina olabiliyorsan no problem. (bkz: swh)
devamını gör...
fasfakir
(bkz: ayı (yazar))
devamını gör...
fasfakir
fakirden daha aşağı olan kişi.
devamını gör...
ağırınıza giden sözler
(bkz: fakir)
devamını gör...
mehmet akif ersoy
mehmet akif ersoy
safahat (7 kitap).
safahat (7 kitap).
devamını gör...
gençliğinde müjde ar'a içi gitmiş nesil
seneler geçti, teknoloji çok değişti, araçlarda artık paneller var, yapay zeka kullanılıyor. şimdi sevgili yengelerim, ince bellilerim...
tüm bu teknolojik gelişmelere rağmen, 70'lerde ve 80'lerde doğan erkeklerin araçlarının sağ camından kafanızı uzatırsanız, elleri bir an kapının ortalarına gider ve eski tip araçlardaki kolu tutup çeviriyor gibi bir hareket yaparlar. camı kapatma hareketidir o. anlıktır, kimse anlamaz, refleks ile yaparlar bunu.. ben iffetli bir yazar olarak bunun nedenini yazmayacağım. yalnız biliyorum ki, nice erkekler, bu olayı sevgilileri ile ormanlık bir alanda yaşamak için yutkundu zamanında. ortamlarda "iğrenç" dediklerine bakmayın. 80 kuşağı olan herkes, hayatının bir döneminde taksici cemil olmak istedi. çünkü sert seviyordu bir kısım taksici cemiller. kadın hem biraz acı çeksin, hem de haz denizinde kulaç atsın istiyorlardı. ek olarak araçlarda camlar otomatik değildi. karanlık yıllardı.
normal sözlüğümüzün muhafazakarlık dozu yüzünden gerisini anlatamam şu an. müjde ar'a bayılırım. literatüre yeni bir pozisyon sokmak herkesin harcı değildir. dile kolay geliyor da, aşırı zordur o.
müjde hanım'ın aaahh belinda'daki hallerini ayrı, aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni'nde kendisini oynamasını ayrı, arabesk'ini ayrı severim.
gençliğimizde içimizin gittiği şeyler bile, ikonik bir hale geldi. şunun için dedim: götüm gibi olan woke ve z döneminden geriye ikonik şeyler kalmayacağını düşünüyorum. şu an bile, kolektif hafızaya yer etmiş şeyler hep 90'lar ya da 80'lerden çıkıyor. onların ekmeğini yiyor sosyal medya koyunları, moronları... örneğin her yengem elleri ile pıtışına iki bıt bıt yapıyordur mutlaka lakin, kimse o o işi berlin in berlin'de hülya avşar'ın yaptığı kadar güzel yapamaz. giderdi içimiz, yalan yok. imkanlar azdı o zamanlar. saman kağıda basılı şeftali isminde dergi alırdım büfeden, daha gitmesin mi içimiz? haraptık. tutti frutti izlerdim ben abi, gerisini siz düşünün. ucunda yıldız olan memeye salyamız aktı. the blue lagoon filmini, star'ın ilk zamanlarında, şu kırmızı noktalı film dönemlerinde kırmızı nokta ile verdiğini hatırlıyorum. biz bu gibi şeyleri 1 hafta önceden bekler, "osbir partisi" hazırlığı yapardık arkadaşlarla. o dönemlerin osbiri bile candandı. bireysellik azdı. dostlarla sohbet ederek topluca çekerdik osbirimizi. sosyal medya bireyi yalnızlaştırdı yalnızlaştırmasına ama, konuyu çükten alıp buraya da güzel bağladım bence. demem o ki, kadınlar candır. müjde ar'ın hem kişiliğini, hem sanatını, hem asiye nasıl kurtulur tiradını hem her bi şeyini severim sayarım. iyi ki var.
tüm bu teknolojik gelişmelere rağmen, 70'lerde ve 80'lerde doğan erkeklerin araçlarının sağ camından kafanızı uzatırsanız, elleri bir an kapının ortalarına gider ve eski tip araçlardaki kolu tutup çeviriyor gibi bir hareket yaparlar. camı kapatma hareketidir o. anlıktır, kimse anlamaz, refleks ile yaparlar bunu.. ben iffetli bir yazar olarak bunun nedenini yazmayacağım. yalnız biliyorum ki, nice erkekler, bu olayı sevgilileri ile ormanlık bir alanda yaşamak için yutkundu zamanında. ortamlarda "iğrenç" dediklerine bakmayın. 80 kuşağı olan herkes, hayatının bir döneminde taksici cemil olmak istedi. çünkü sert seviyordu bir kısım taksici cemiller. kadın hem biraz acı çeksin, hem de haz denizinde kulaç atsın istiyorlardı. ek olarak araçlarda camlar otomatik değildi. karanlık yıllardı.
normal sözlüğümüzün muhafazakarlık dozu yüzünden gerisini anlatamam şu an. müjde ar'a bayılırım. literatüre yeni bir pozisyon sokmak herkesin harcı değildir. dile kolay geliyor da, aşırı zordur o.
müjde hanım'ın aaahh belinda'daki hallerini ayrı, aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni'nde kendisini oynamasını ayrı, arabesk'ini ayrı severim.
gençliğimizde içimizin gittiği şeyler bile, ikonik bir hale geldi. şunun için dedim: götüm gibi olan woke ve z döneminden geriye ikonik şeyler kalmayacağını düşünüyorum. şu an bile, kolektif hafızaya yer etmiş şeyler hep 90'lar ya da 80'lerden çıkıyor. onların ekmeğini yiyor sosyal medya koyunları, moronları... örneğin her yengem elleri ile pıtışına iki bıt bıt yapıyordur mutlaka lakin, kimse o o işi berlin in berlin'de hülya avşar'ın yaptığı kadar güzel yapamaz. giderdi içimiz, yalan yok. imkanlar azdı o zamanlar. saman kağıda basılı şeftali isminde dergi alırdım büfeden, daha gitmesin mi içimiz? haraptık. tutti frutti izlerdim ben abi, gerisini siz düşünün. ucunda yıldız olan memeye salyamız aktı. the blue lagoon filmini, star'ın ilk zamanlarında, şu kırmızı noktalı film dönemlerinde kırmızı nokta ile verdiğini hatırlıyorum. biz bu gibi şeyleri 1 hafta önceden bekler, "osbir partisi" hazırlığı yapardık arkadaşlarla. o dönemlerin osbiri bile candandı. bireysellik azdı. dostlarla sohbet ederek topluca çekerdik osbirimizi. sosyal medya bireyi yalnızlaştırdı yalnızlaştırmasına ama, konuyu çükten alıp buraya da güzel bağladım bence. demem o ki, kadınlar candır. müjde ar'ın hem kişiliğini, hem sanatını, hem asiye nasıl kurtulur tiradını hem her bi şeyini severim sayarım. iyi ki var.
devamını gör...
platoniğin aşırı umut veren sıradan davranışları
yaşarken ister istemez sergilediği davranıştır.
gülümseyerek selam vermesi, herhangi bir şey ikram etmesi, erkekse hanım kişiye yol vermesi veya kapıyı açması ve hatta bakması... gözü olduğu için. her türlü bakış manalı bakışlar'a dönüşüyor nasıl oluyorsa. ve bu saplantılı olunan kişi, platonik beye veya ablaya sırılsıklam aşık olsa da ne hikmetse asla açılmıyor. asla.
bazıları işi iyice ileriye götürüyor.
kendisine kötü davranılmasını "başa çıkamadığı romantik duyguları yüzünden"e yoruyor.
tekrar tekrar söylüyorum, normal koşullarda yok bende böyle şeyler.
altını tükenmez kalemle, üstünü fosforlu kalemle çiziyorum.
neonlarla parlak parlak yazıyorum.
bana duygu atamayın, yakamdan da düşün artık.
gülümseyerek selam vermesi, herhangi bir şey ikram etmesi, erkekse hanım kişiye yol vermesi veya kapıyı açması ve hatta bakması... gözü olduğu için. her türlü bakış manalı bakışlar'a dönüşüyor nasıl oluyorsa. ve bu saplantılı olunan kişi, platonik beye veya ablaya sırılsıklam aşık olsa da ne hikmetse asla açılmıyor. asla.
bazıları işi iyice ileriye götürüyor.
kendisine kötü davranılmasını "başa çıkamadığı romantik duyguları yüzünden"e yoruyor.
tekrar tekrar söylüyorum, normal koşullarda yok bende böyle şeyler.
altını tükenmez kalemle, üstünü fosforlu kalemle çiziyorum.
neonlarla parlak parlak yazıyorum.
bana duygu atamayın, yakamdan da düşün artık.
devamını gör...
siverek tava
öncelikle kendisinin yakışıklı bir fotoğrafını koyalım hatta belki bir kaç fotoğraf.
üstteki son hali alttaki karıştırılmadan önceki hali.
görseller benim değil yakın zamanda yapmamız zor çünkü tavayı yapan kardeşim şu an antalya'da çalışıyor.
birdemetpapatya ile konuşurken araştırdığım yemek, baktım sözlükte yok dedim bir yazayım belki alıp kendi evinde yapıp yemek isteyen olur. gerçi evde yapılan ile taş fırında yapılan arasında dağlar kadar fark olsa da yerinde yiyemeyenler kendi fırınında deneyebilir.
nasıl yapacağınıza gelirsek; tabii ki ben ustası değilim size bir tarif vereceğim ancak o tarifte her şey fazlasıyla az konuluyor belirteyim. yani denersiniz az ise her şeyi iki katına çıkarıp yine denersiniz. bulursunuz mutlaka ortasını gerçi içine biraz fazla et konuluyor herkesin yapmaya imkanı olmayabilir ancak yine de arada sırada aklınıza gelirse yapın derim.
siverek'e özgü mü peki? emin olun bilmiyorum fakat siverek dışında yapan varsa bile burada yediğiniz tava ile aynı olmadığına eminim. her yörenin kendi adıyla tavası olabilir o sebepten sakın üstüme gelmeyin hatta ilk ben söyledim o zaman benimdir diyorum. glck.
sözlükte başlığı olmamasına sevindim.
artık aramalarda sözlüğün adını geçireceğiz.
500 gram kıyma
500 gram kuşbaşı
5 adet orta boy domates
4 adet orta boy kapya biber
1 baş büyükçe sarımsak
yarım su bardağı su
4 yemek kaşığı sıvı yağ
yarım yemek kaşığı tereyağ
1 yemek kaşığı biber salçası
1 tatlı kaşığı tuz 1 tatlı kaşığı kekik
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı toz kırmızıbiber
1 çay kaşığı pulbiber
bardak ölçüsü 200 ml
yukarda herkesin yiyebileceği ölçülerde verilmiş bence çünkü bir çay kaşığı dediği şeylerin tümünü bizde avuç avuç atıyorlar. biber ve domates mesela o da çok koyuluyor. bir de kıyma yerine tavuk but ile de yapabilirsiniz bunu da söyledikten sonra gönül rahatlığı ile kaçabilirim. öğlen öğlen bu tanım biraz ağır gelecektir ama yapacak bir şey yok.
üstteki son hali alttaki karıştırılmadan önceki hali.
görseller benim değil yakın zamanda yapmamız zor çünkü tavayı yapan kardeşim şu an antalya'da çalışıyor. birdemetpapatya ile konuşurken araştırdığım yemek, baktım sözlükte yok dedim bir yazayım belki alıp kendi evinde yapıp yemek isteyen olur. gerçi evde yapılan ile taş fırında yapılan arasında dağlar kadar fark olsa da yerinde yiyemeyenler kendi fırınında deneyebilir.
nasıl yapacağınıza gelirsek; tabii ki ben ustası değilim size bir tarif vereceğim ancak o tarifte her şey fazlasıyla az konuluyor belirteyim. yani denersiniz az ise her şeyi iki katına çıkarıp yine denersiniz. bulursunuz mutlaka ortasını gerçi içine biraz fazla et konuluyor herkesin yapmaya imkanı olmayabilir ancak yine de arada sırada aklınıza gelirse yapın derim.
siverek'e özgü mü peki? emin olun bilmiyorum fakat siverek dışında yapan varsa bile burada yediğiniz tava ile aynı olmadığına eminim. her yörenin kendi adıyla tavası olabilir o sebepten sakın üstüme gelmeyin hatta ilk ben söyledim o zaman benimdir diyorum. glck.
sözlükte başlığı olmamasına sevindim.
artık aramalarda sözlüğün adını geçireceğiz.
500 gram kıyma
500 gram kuşbaşı
5 adet orta boy domates
4 adet orta boy kapya biber
1 baş büyükçe sarımsak
yarım su bardağı su
4 yemek kaşığı sıvı yağ
yarım yemek kaşığı tereyağ
1 yemek kaşığı biber salçası
1 tatlı kaşığı tuz 1 tatlı kaşığı kekik
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı toz kırmızıbiber
1 çay kaşığı pulbiber
bardak ölçüsü 200 ml
yukarda herkesin yiyebileceği ölçülerde verilmiş bence çünkü bir çay kaşığı dediği şeylerin tümünü bizde avuç avuç atıyorlar. biber ve domates mesela o da çok koyuluyor. bir de kıyma yerine tavuk but ile de yapabilirsiniz bunu da söyledikten sonra gönül rahatlığı ile kaçabilirim. öğlen öğlen bu tanım biraz ağır gelecektir ama yapacak bir şey yok.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
edebiyatçıdır.
devamını gör...
platoniğin aşırı umut veren sıradan davranışları
bir arkadaşa beni kastederek "biz burada tanıştık" demesi.
"biz" "ikimiz". kız bana yanık olmmmmmmm.
"biz" "ikimiz". kız bana yanık olmmmmmmm.
devamını gör...
akşam yemekte ne var diyen hadsiz
niçin hadsiz olduğunu anlayamadığım türde bir hadsizdir.
devamını gör...
çay
baharatlı sütlü çay için, bildiğimiz türk çayı isteğini bir süre kesiyor.
devamını gör...
gençliğinde müjde ar'a içi gitmiş nesil
benim yaşım 45, hala dolap kapaklarımın içine sibel can, harika avcı, müjde ar fotoğrafları asarım. bu zamansız bir kültür, aksi düşünülemez bir yaşam biçimidir. mutfak dolabını ne zaman açsam, müjde ar'ı bana gülümserken görür "ben yaşadığım sürece bu adeleli vücudumu o işveli gülüşüne layık tutacağım bebeğim" der, yediklerime dikkat ederim. ahh müjde ah.
devamını gör...
çocuğum olsa nasıl olurdu diye düşünmek
son 2 yıldır ara ara içine düştüğüm durumdur.
hiç unutmam, 1. sınıftayken çok karşıydım doğurma işine. o zamanlar ekoloji ana bilim dalında bi hanım asistan vardı, yaş ilerleyince insana bi doğurmalıyım hissi yükleniyor demişti, inanmamıştım. gerçekmiş galiba.
hiç unutmam, 1. sınıftayken çok karşıydım doğurma işine. o zamanlar ekoloji ana bilim dalında bi hanım asistan vardı, yaş ilerleyince insana bi doğurmalıyım hissi yükleniyor demişti, inanmamıştım. gerçekmiş galiba.
devamını gör...
birini tanımanın en iyi yolu
onunla sevişmektir..
içini dışını her şeyini görürsün..
içini dışını her şeyini görürsün..
devamını gör...
çay
yemek sonrası ya da kahvaltı sonrasında genelde içmeyi seviyorum. temiz hava ve keyif yapılacak zamanlarda.
devamını gör...
