zaman tüneli

başlık bana böyle hissettiriyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlük denilen platformda bilgi, yorum, gözlem ve mizah karışımıyla beraber hem tespit hem de tanım yapılır. ne yapalım, twerk mü yapalım?
devamını gör...

ben değilim.

çok seneler evvel sinirlerim harap olmuşken çok sağlam sinirlerim yokken artık o öfke sinir anlaşılamama hali çaresizlik ne ise artık tabakları kaldırıp kaldırıp yere çalmıştım farklı zamanlarda.

bir kere de iş yerinde yine susmaktan yöneticiye kalemleri parçalamıştım yeter duygusu ile…

maalesef duygu ne zaman ne şekilde nasıl kendini gösterecek belli olmaz..

artık çok da sinirlenemiyorum istesem de. en azından şiddetli olmuyor.
devamını gör...

yoldaş fikrimle geldim sana. bundan kelli bir tanımı kimlerin beğendiğini tanımın sahibi dahil kimseye göstermiyoruz. yalnızca fav’lar görünebilir olacak.

istihdam ettiğimiz bot dostlara alan açacağız. hissettirmeden birer ikişer beğeni bırakacaklar. ayan olan bot beğenisi insanı enayi gibi hissettiriyor. ciğeri beş para etmez biri, acıyarak sırtımı sıvazlıyor gibi hissediyorum. bunu ortadan kaldıracağız. yazarları, enayiliğini yüzüne vurmadan sıvazlayacağız. yalnız, mutsuz yazarları “seri artı oy veren kimliği belirsiz melek”lerle hayata ve sözlüğe bağlayacağız. kubaracaklar, aynaya bakıp “vay vay vay” diyecekler.

gel, evvelden beri sözlüklerde uygulanan bu yönteme geçelim. amerika’yı yeniden keşfetmeye ne gerek var?
devamını gör...

sen mutluluğu hafife almayacak kadar ciddiye alan birisin.

chatgpt yine mental röntgenimi çekti,
seviyorum bu mereti.
devamını gör...

itiraf etmeliyim ki; varoluş kaygısına yazarak deva bulacağını düşünmek kuşkusuz naif bir inanç.
devamını gör...

topcu olacaktik tipci olduk.
devamını gör...

dünyanın yaklaşık 4,5 milyar yaşında olduğu tahmin ediliyor. ancak dünya gittikçe düşen bir hızla kendi etrafında döndüğünden, bundan 3 milyar yıl önceki 1 gün ile şimdiki 1 gün aynı süre uzunluğuna sahip değiller.
sorum şu; dünyanın yaşı hesaplanırken hangi gün uzunluğu kullanılıyor?
devamını gör...

hazirda kahvalti yoksa gayet makul tercih.
devamını gör...

insana kendini sosyolog gibi hissettiren maraz.
devamını gör...

bol şerbetli baklava ve yanında bol tuzlu ayran içerim. aç karnına tatlı yemek, yemekten sonra tatlı yemekten çok daha güzel oluyor.
devamını gör...

fatih belediyesine bağlı yedikule barınağında köpeklere piyano çalınması olayı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

x.com/gizliservis06/status/...
devamını gör...

iğrenç.



edit: hızlandırarak baktım bu iğrençlik için insan arkadaşını satmaz lan harbiden.
devamını gör...

nutkum tutuluyor izlerken.
devamını gör...

korkuyu yaşayanlar açısından biraz saçma ve yersiz mi.. çünkü korkunun sonu yok ki.. evlenirseniz de, ya boşanırsam diye korkabilirsiniz.. korkularınızda haklı mısınız ve gerçekten korkmalı mısınız konusunda yeniden düşünün..
devamını gör...

haz nedir?
devamını gör...

tamamen gerçek bir hikaye olduğunun bilinciyle izlemeye başladığınızda, film bitene kadar bir empati tünelinde john davidson'la beraber yürüyorsunuz. film, tourette sendromu hakkında bir mini belgesel-biyografi olmanın ötesinde; hiç kimsenin anlamadığı bir bedende sıkışıp kalmanın ve kontrolsüz davranışlarla yaşamanın, dışlanma ve kabul arayışını ne kadar zorlaştırdığını hissettiren duyguları çok iyi aktarmış. john'ın okul koridorlarında alay edilirken yaşadığı utancı, ailesinin bile onu anlamakta ne kadar zorlandığını ve bu durumun yarattığı derin yalnızlığı gerçek olduğu için tertemiz hissediyorsunuz.

yönetmen ve oyuncuların tamamı çok iyi iş çıkarmış. başrol robert aramayo'nun performansı ve tikleri sunuşu, muhtemelen uzun süreli özel bir koçluk çalışmasının ürünüdür. konu, koyu bir drama olmaktan ziyade, john'ın zihninin yarattığı ironik-komik anları da barındıran bir gerçek yaşam draması tadında ilerliyor ve bitiyor.

john, karşısına çıkan doğru insanlar sayesinde tüm engellere rağmen hayatın içine karışıyor ve hastalıkla ilgili hiçbir şey bilinmeyen o yıllarda, durumunu saklamak yerine onu bir silaha çevirerek, toplumsal algıyı değiştiren bir aktiviste dönüşüyor ve hayattaki bazı saçma sapan şeylere hayıflanmanın ne kadar gereksiz olduğunu tokat gibi yüzünüze çarpıyor.
devamını gör...

sinirli değilim, gayette mutluyum mesela ama arada bir nadiren beynim;

"bir şeyleri parçalayıp sonra normale dönelim."

diyor, resmen. bu sebepsiz yıkma/dökme isteğini erkekler daha iyi anlar muhtemelen, böyle bir güç enerjisi geliyor, kapıyı itsen yerinde çıkar falan. öfke ile değil ama bilinçli bir agresiflik denebilir. tabii ki yapmıyorum ama zengin olsam kesin öfke odalarına girerdim hatta dur lan eşyalı ev tutup o evin ana**** severdim. bu durumu yapay zekaya sordum.


insan beyni:
avlanmak,
dövüşmek,
fiziksel güç kullanmak
üzere evrimleşti.

ama modern hayatta:
oturuyoruz,
ekrana bakıyoruz,
dürtü kullanılamıyor.

sonuç:

sebepsiz yıkma / vurma / dağıtma isteği

bu tam olarak "ilkel enerji birikimi"


dedi, gayet tatmin edici ve haklı buldum.
devamını gör...

herkese iyi geceler, yarın çok işimiz var!
devamını gör...

yine de siz siz olun karizma umuduyla illa da vapura en son bineceğim diye çabalamayın. hele de 'son' vapura.. en iyi ihtimalle ayakta kalır, sıkışır; daha kötüsü vapuru kaçırabilirsiniz.. :)
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim