zaman tüneli
sözlük yazarlığı
bir lanettir.
devamını gör...
sözlük yazarlığı
öncelikle interaktif ortamda yazar olmanın kimseyi prens ya da prenses yapmadığını belirteyim.
sözlükler ve forumlar arasındaki benzerlik sadece "yazı tabanlı" olmalarından ibaret; aslında iki mecranın temel varoluş amaçları birbirine zıt. forumlar kullanıcıların birbirine cevap verdiği, daha diyalog odaklı yapılar. sözlükler ise bir konuyu merkeze alan, tanımlamayı amaçlayan ve zamanla biriken bir kolektif bellek, şak diye kapanmazsa, geleceğe kalıcı bilgi birikimi oluşturma amacı taşır. birinde amaç "sohbet", diğerinde ise "kayıt"tır.
üyelik şartlarının kolaylığını işin niteliğiyle karıştırmak, eline her kalem alanın kendini kitap yazarı sanması kadar büyük bir yanılgı. yazarlık bir kayıt formunu doldurmak değil; klavyenin başında verilen ve kişiden kişiye değişen zihinsel-fikirsel mesai, mecranın seni zorladığı kafa emeği.
dünyanın en iyi yazarı bile forumda sadece havadan sudan konuşmuş olur ama sözlükte o konunun ne olduğunu herkese anlatmak, yani bir ''imza'' bırakmak zorundadır. bu farkı boş verip işi sadece ''kapıdan giren herkes üye oluyor'' basitliğine indirgemek, yazarlığı sadece klavye kullanmak sanmak gibi. asıl olay, gerçekten kayda değer bir şeyler bırakabilmek.
zaten artık o anonimlik ve bir şeyler yazma derdi, yerini hızlı tüketime ve kişisel şovlara bıraktı. sözlük sahiplerinin çoğunun temada kullanımı serbest bırakmasıyla birlikte, eski tanım düzeni de kalmadı ve her yer bildiğin foruma döndü. şimdi herkesin konuştuğu ama kimsenin birbirini gerçekten okumadığı bu sessiz gürültüde, sözlükçülük de o kendine has ruhunu kaybedip sıradanlaşıyor. önceleri matah bir şey olarak görülürken, şimdilerde zerre önemi olmayan, gayet vasat bir şey olarak tanımlanıyor.
kişiden kişiye değişebilir tabii.
sözlükler ve forumlar arasındaki benzerlik sadece "yazı tabanlı" olmalarından ibaret; aslında iki mecranın temel varoluş amaçları birbirine zıt. forumlar kullanıcıların birbirine cevap verdiği, daha diyalog odaklı yapılar. sözlükler ise bir konuyu merkeze alan, tanımlamayı amaçlayan ve zamanla biriken bir kolektif bellek, şak diye kapanmazsa, geleceğe kalıcı bilgi birikimi oluşturma amacı taşır. birinde amaç "sohbet", diğerinde ise "kayıt"tır.
üyelik şartlarının kolaylığını işin niteliğiyle karıştırmak, eline her kalem alanın kendini kitap yazarı sanması kadar büyük bir yanılgı. yazarlık bir kayıt formunu doldurmak değil; klavyenin başında verilen ve kişiden kişiye değişen zihinsel-fikirsel mesai, mecranın seni zorladığı kafa emeği.
dünyanın en iyi yazarı bile forumda sadece havadan sudan konuşmuş olur ama sözlükte o konunun ne olduğunu herkese anlatmak, yani bir ''imza'' bırakmak zorundadır. bu farkı boş verip işi sadece ''kapıdan giren herkes üye oluyor'' basitliğine indirgemek, yazarlığı sadece klavye kullanmak sanmak gibi. asıl olay, gerçekten kayda değer bir şeyler bırakabilmek.
zaten artık o anonimlik ve bir şeyler yazma derdi, yerini hızlı tüketime ve kişisel şovlara bıraktı. sözlük sahiplerinin çoğunun temada kullanımı serbest bırakmasıyla birlikte, eski tanım düzeni de kalmadı ve her yer bildiğin foruma döndü. şimdi herkesin konuştuğu ama kimsenin birbirini gerçekten okumadığı bu sessiz gürültüde, sözlükçülük de o kendine has ruhunu kaybedip sıradanlaşıyor. önceleri matah bir şey olarak görülürken, şimdilerde zerre önemi olmayan, gayet vasat bir şey olarak tanımlanıyor.
kişiden kişiye değişebilir tabii.
devamını gör...
erkekler üzülünce ne yapar sorusu
ben dişimi sıkıp intikam yemini ediyorum.
devamını gör...
nacar
eski dilde “zorluk, çözülemeyecek kadar dert” anlamına gelen kelime.
devamını gör...
ölünce unutulmak
yaşarken de pek hatırlandığımız söylenemez.
devamını gör...
yol insanları
" bakıştaki anlamı yakalayacak kim? "
1962 doğumlu türk şair betül tarıman imzalı 77 sayfalık eser; 2004 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
şairin adını daha önce duyduğumu hatırlamıyorum, dolayısıyla okuduğum ilk kitabı bu oldu, umduğumu bulduğum bir kitaptı, bu yüzden şairin diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
yaşamın bir yol, hayatlarımızın birer yolculuk, bizim de yolcu olduğumuzu hissettiren, hatırlatan şiirlerdi benim için.
ayrılığı, ayrılığın bir sonucu olan uzaklığı, geride kalmışlığı, ölümü hatırlayarak yaşamaya başlamayı, çekip gitmelerin yarattığı yıkımı, aşktan kovulmuş olmayı, hayat yolunda insanın karşısına çıkan duyguları yansıtan şiirlerdi biraz da.
felsefik bulduğum bazı dizeler de vardı, mesela; "artık onundur onun olmayan" dizesi gibi, üzerine düşünülesi bir söz olduğu bence âşikâr.
" bakıştaki anlamı yakalayacak kim? " dizesi de fena değildi.
şairin iç dünyasını yansıtma biçimini iyi buldum.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

nasılsa kuyusudur herkesin yolu
ve cam inceliğindedir yaşam.
yağmur yağdırır ve yetin
bir süre sözle yenilmeden
benzeriz birbirimize.
artık aramız dağlar, yakınlıklar
hayat çin işi bir vazo
üstelik kısa ve çirkin
kırılsa kırılır gibiyiz.
çizsen bile beni atamazsın derine.
aşkı tanımla ve öl...
her gün kopuyorum kendimden
her gün gölgesi uzun silahın
ve bir dilekçe kadar kısa zaman.
her şey solmuş da ölümü hatırlatıyor.
rüyamın bir yerinde ağlamıştım.
hayat işte!
tabelasız istasyon.
hiç düşünmemiştim
böyle bir şey yazmayı
ve yanılmayı..
bakıştaki anlamı yakalayacak kim?
yenildim ey gece
kovuldum aşktan.
mevsimi yoktu gitmenin.
artık onundur onun olmayan.
artık gitmek daha zor...
1962 doğumlu türk şair betül tarıman imzalı 77 sayfalık eser; 2004 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
şairin adını daha önce duyduğumu hatırlamıyorum, dolayısıyla okuduğum ilk kitabı bu oldu, umduğumu bulduğum bir kitaptı, bu yüzden şairin diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
yaşamın bir yol, hayatlarımızın birer yolculuk, bizim de yolcu olduğumuzu hissettiren, hatırlatan şiirlerdi benim için.
ayrılığı, ayrılığın bir sonucu olan uzaklığı, geride kalmışlığı, ölümü hatırlayarak yaşamaya başlamayı, çekip gitmelerin yarattığı yıkımı, aşktan kovulmuş olmayı, hayat yolunda insanın karşısına çıkan duyguları yansıtan şiirlerdi biraz da.
felsefik bulduğum bazı dizeler de vardı, mesela; "artık onundur onun olmayan" dizesi gibi, üzerine düşünülesi bir söz olduğu bence âşikâr.
" bakıştaki anlamı yakalayacak kim? " dizesi de fena değildi.
şairin iç dünyasını yansıtma biçimini iyi buldum.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

nasılsa kuyusudur herkesin yolu
ve cam inceliğindedir yaşam.
yağmur yağdırır ve yetin
bir süre sözle yenilmeden
benzeriz birbirimize.
artık aramız dağlar, yakınlıklar
hayat çin işi bir vazo
üstelik kısa ve çirkin
kırılsa kırılır gibiyiz.
çizsen bile beni atamazsın derine.
aşkı tanımla ve öl...
her gün kopuyorum kendimden
her gün gölgesi uzun silahın
ve bir dilekçe kadar kısa zaman.
her şey solmuş da ölümü hatırlatıyor.
rüyamın bir yerinde ağlamıştım.
hayat işte!
tabelasız istasyon.
hiç düşünmemiştim
böyle bir şey yazmayı
ve yanılmayı..
bakıştaki anlamı yakalayacak kim?
yenildim ey gece
kovuldum aşktan.
mevsimi yoktu gitmenin.
artık onundur onun olmayan.
artık gitmek daha zor...
devamını gör...
21 aralık 2025 galatasaray kasımpaşa maçı
1-0 önde olduğumuz maç.
maç izleme modumda olmadığımdan mıdır maçın sıkıcılığından mıdır anlamadım ama gram sarmıyor maç.
maç izleme modumda olmadığımdan mıdır maçın sıkıcılığından mıdır anlamadım ama gram sarmıyor maç.
devamını gör...
normal sözlük'ün enleri
sözlügün en hanımcısı olarak yaz beni kanka.
geleceğin en büyük hanımcısı ben olucam ins.
bunun dışında en'ler üzerine düşünmem gerekirse,
en iyi fenerbahçelisi bence diva hazretlerimiz mysafu
en yakışıklısı ve anlayışlısı eşrefoğlu kardeşim
en yufka yüreklisi ayı *
en iyi kahkaha atanı da paranoyak deli..
aklıma başka en'ler geldikçe yazabilirim.
şimdilik bu kadar.
geleceğin en büyük hanımcısı ben olucam ins.
bunun dışında en'ler üzerine düşünmem gerekirse,
en iyi fenerbahçelisi bence diva hazretlerimiz mysafu
en yakışıklısı ve anlayışlısı eşrefoğlu kardeşim
en yufka yüreklisi ayı *
en iyi kahkaha atanı da paranoyak deli..
aklıma başka en'ler geldikçe yazabilirim.
şimdilik bu kadar.
devamını gör...
sözlük yazarlarının en çok sevdiği peynir
inek payniri.
devamını gör...
yalnızlık
kendimi biledim bileli ultra mega plus düzeyde hissettiğim hislerden sadece biri.
bu konuda çevremdeki insanları falan da suçlayamam hiç, her zaman insanlardan kaçan bir tip oldum.
büyüdükçe daha da kaçtım falan derken bi bakmışım ki şu yaşıma kadar yalnızlığa daha da bir bağımlılık geliştirmişim kendi içimde.
bu hissin bana zarar verdiğinin farkındayım.
bir zamanlar bilinçli olarak tercih ettiğim, kendimi insanlardan ve birçok şeyden soyutlamak için seçtiğim bu yol gittikçe hayatımı daha da mahvediyor.
mahvetmesine rağmen yine de kopamıyorum çünkü bağımlılık gibi bir şey işte.
başka bir şey olarak adlandıramıyorum.
bazen kendimi kandırıyorum yalnızlığın bana iyi geldiği konusunda.
iyi geldiği zamanlar da olmuyor değil fakat insan nadiren de olsa bir insan evladına yakın hissedebilmek istiyor sanırım.
bu düşüncenin farkına vardığımda da kendimle bir tartışma içerisine giriyoruz.
ulan diyorum sen kendi kendine yetebilecek düzeyde bir insansın yani, noluyoruz..
'kendi kendine yetemediğin süreçte kediler var hani, ne bileyim ağlayarak günlüğüne anlattığın anlar bile yeterdi' diyorum kendi kendime.
sonra biraz daha düşünüyorum, düşünüyorummm.
ve yetmiyor işte. genel olarak yalnızlığı sevmeme düşüncesini kabullenemiyorum.
bu yalnızlık hissine alıştım da aslında, hiçbir sıkıntı yok.
bütün sosyal aktivitelere tek başıma katılıp ekstra sosyal insan rolüne bürünebilirim, bundan da fazlasıyla keyif alırım fakat konu buradaki yalnızlık değil.
bir zamanlar o yalnızlık da sorundu fakat şu an sorun olan yalnızlık tamamen benden kaynaklanan bazı saçmalıklardan ötürüydü.
kendimi bir kere insanlardan soyutladıktan sonra bir daha geri dönemedim, bunun üzerine sosyal fobi gibi bazı saçmalıklar da eklenince tamamen koptum her şeyden diye düşünüyorum.
bazen bu durum hoşuma bile gidiyor hâlâ, ama en başta bahsettiğim bağımlılık faktöründen dolayı.
hoşuma gidiyor olması hayatımın içinden de geçtiği gerçeğini pek değiştirmiyor.
bunu da halledeceğim.
sana güveniyorum milkcikim *.
bu konuda çevremdeki insanları falan da suçlayamam hiç, her zaman insanlardan kaçan bir tip oldum.
büyüdükçe daha da kaçtım falan derken bi bakmışım ki şu yaşıma kadar yalnızlığa daha da bir bağımlılık geliştirmişim kendi içimde.
bu hissin bana zarar verdiğinin farkındayım.
bir zamanlar bilinçli olarak tercih ettiğim, kendimi insanlardan ve birçok şeyden soyutlamak için seçtiğim bu yol gittikçe hayatımı daha da mahvediyor.
mahvetmesine rağmen yine de kopamıyorum çünkü bağımlılık gibi bir şey işte.
başka bir şey olarak adlandıramıyorum.
bazen kendimi kandırıyorum yalnızlığın bana iyi geldiği konusunda.
iyi geldiği zamanlar da olmuyor değil fakat insan nadiren de olsa bir insan evladına yakın hissedebilmek istiyor sanırım.
bu düşüncenin farkına vardığımda da kendimle bir tartışma içerisine giriyoruz.
ulan diyorum sen kendi kendine yetebilecek düzeyde bir insansın yani, noluyoruz..
'kendi kendine yetemediğin süreçte kediler var hani, ne bileyim ağlayarak günlüğüne anlattığın anlar bile yeterdi' diyorum kendi kendime.
sonra biraz daha düşünüyorum, düşünüyorummm.
ve yetmiyor işte. genel olarak yalnızlığı sevmeme düşüncesini kabullenemiyorum.
bu yalnızlık hissine alıştım da aslında, hiçbir sıkıntı yok.
bütün sosyal aktivitelere tek başıma katılıp ekstra sosyal insan rolüne bürünebilirim, bundan da fazlasıyla keyif alırım fakat konu buradaki yalnızlık değil.
bir zamanlar o yalnızlık da sorundu fakat şu an sorun olan yalnızlık tamamen benden kaynaklanan bazı saçmalıklardan ötürüydü.
kendimi bir kere insanlardan soyutladıktan sonra bir daha geri dönemedim, bunun üzerine sosyal fobi gibi bazı saçmalıklar da eklenince tamamen koptum her şeyden diye düşünüyorum.
bazen bu durum hoşuma bile gidiyor hâlâ, ama en başta bahsettiğim bağımlılık faktöründen dolayı.
hoşuma gidiyor olması hayatımın içinden de geçtiği gerçeğini pek değiştirmiyor.
bunu da halledeceğim.
sana güveniyorum milkcikim *.
devamını gör...
sözlük yazarlarının en çok sevdiği peynir
erzincan tulumu tek geçiyorum maalesef. bence dünyada rakibi yok.
devamını gör...
sözlük yazarlarının en çok sevdiği peynir
olgunlaştırılmış klasik inek peyniri,
eski kaşar
ben düz adamım çok bir şey beklemeyin.
eski kaşar
ben düz adamım çok bir şey beklemeyin.
devamını gör...
ölünce unutulmak
çocuk değilsek dünyanın kendi etrafımızda dönmediğini anlamış olmamız gerekir.
ama şu da var,
söz konusu olan şey bizim hayatımızsa başka birinin hayatı bize kendi hayatımızdan daha önemli görünmez. bu imkansız bir şey. çünkü biz kendimize esiriz.
şöhretli insanların şaşaalı hayatlarının bizim için ne gibi bir anlamı ve önemi olabilir ki?
varsa yoksa herkes için kendi hayatı.
bu hayat yolunu kendi ayaklarımızla yürüyoruz. gördüklerimiz ve hissettiklerimiz bize özel. unutulmak, unutulmamak çok da önemli değil.
ama şu da var,
söz konusu olan şey bizim hayatımızsa başka birinin hayatı bize kendi hayatımızdan daha önemli görünmez. bu imkansız bir şey. çünkü biz kendimize esiriz.
şöhretli insanların şaşaalı hayatlarının bizim için ne gibi bir anlamı ve önemi olabilir ki?
varsa yoksa herkes için kendi hayatı.
bu hayat yolunu kendi ayaklarımızla yürüyoruz. gördüklerimiz ve hissettiklerimiz bize özel. unutulmak, unutulmamak çok da önemli değil.
devamını gör...
normal sözlük'ün enleri
ohaaa
en divası benim hadiiii yine iyisiniz
şaka
en kedisi milk bence(bu nasıl bir en şeklidir bilmiyorum ama anladınız işte)
en divası benim hadiiii yine iyisiniz
şaka
en kedisi milk bence(bu nasıl bir en şeklidir bilmiyorum ama anladınız işte)
devamını gör...
kızdan numarasını alıp aramamak
pandemi dönemi otel restoran girişinde her misafirin tek tek ateşini ölçüp maske ve eldiven kontrolü falan işte.
bi akşam karşılama ve kontrol de ben duruyorum, bi kaç gündür görüp ama bi türlü sohbet fırsatı yakalayamadığım yabancı turist sıranın en başındaydı.
fırsat bu fırsat diyip, telefon nunaranızı alabilirmiyim dedim.
herhalde maskeden dolayı tam anlayamadı ve bana 4 haneli numara söyledi.
bu numara beyin nesi? dedim.
oda numaram dedi.
senin odanı ne yapayım ben telefon numarası sormuştum dedim.
kuyrukta ki herkes kahkaha atmıştı.
ben de travmatik bir etki bıraktı herhalde o günden sonra kimseden numara işte yemedim.
bi akşam karşılama ve kontrol de ben duruyorum, bi kaç gündür görüp ama bi türlü sohbet fırsatı yakalayamadığım yabancı turist sıranın en başındaydı.
fırsat bu fırsat diyip, telefon nunaranızı alabilirmiyim dedim.
herhalde maskeden dolayı tam anlayamadı ve bana 4 haneli numara söyledi.
bu numara beyin nesi? dedim.
oda numaram dedi.
senin odanı ne yapayım ben telefon numarası sormuştum dedim.
kuyrukta ki herkes kahkaha atmıştı.
ben de travmatik bir etki bıraktı herhalde o günden sonra kimseden numara işte yemedim.
devamını gör...
kınamak
kendime hatırlatma kabilinden; sözle yahut kalben de olsa beni en çok ürküten şeylerden birisi. bugüne kadar bunu yapıp da aynı şeyle imtihan olmadığım bir örnek olmadı.
devamını gör...
içmedeyiz normal sözlük
sözlüğün en sevdiğim başlığı bu. art niyetsiz, kişi veya hiçbir oluşuma tepki olmayan zevkine ve tamamen ruhsal duygu paylaşımları.
arasıra az gelişmiş lağım fareleri gelip kendilerince kısa kısa nutuklar okusa da paylaşılan kadeh ve sofralar hakkında, yine de nâraları sinek vızıltısı geçmiyor.
benimle birlikte herkese afiyet olsun.
arasıra az gelişmiş lağım fareleri gelip kendilerince kısa kısa nutuklar okusa da paylaşılan kadeh ve sofralar hakkında, yine de nâraları sinek vızıltısı geçmiyor.
benimle birlikte herkese afiyet olsun.
devamını gör...
kızdan numarasını alıp aramamak
çakallıktır
bir kere bir çocuktan instagram almıştım sonra eve gidince paylaşımlarına baktım ergenceydi engelledim
onun gibi bişi herhalde
bir kere bir çocuktan instagram almıştım sonra eve gidince paylaşımlarına baktım ergenceydi engelledim
onun gibi bişi herhalde
devamını gör...

