zaman tüneli
warhammer 40.000
insanlığın başına gelebilecek en kötü senaryonun, en karanlık ve en "over the top" halidir.
olay 41. binyılda geçiyor ama galakside ortaçağ kafasından bir türlü çıkılamamış. teknoloji var ama nasıl çalıştığını kimse tam bilmiyor, bozulan makinelere dua ederek veya kutsal yağ sürerek tamir etmeye çalışıyorlar. "umut" kelimesinin sözlüklerden silindiği, her köşe başında ayrı bir dehşetin beklediği muazzam depresif bir atmosferi var.
evrenin özeti şudur: bir yanda altın tahtında canlı bir iskelet olarak oturan ve her gün binlerce insanın ruhuyla beslenen bir imparator, diğer yanda bildiğin cehennemin uzay versiyonu olan chaos güçleri. arada ise galaksiyi açık büfe sanan tyranid'ler, sadece eğlenmek için sağa sola saldıran holigan ork'lar, "biz çok asiliz" tribinden çıkamayan uzay elfleri ve uykusundan uyanan metal terminatörler var.
mantık çok basit: barış yok, sadece savaş var. eğer bir gün bu evrende doğarsanız, muhtemelen ya bir fabrikada 20 saat çalışırken ölürsünüz ya da devasa bir böcek tarafından çiğnenmeden yutulursunuz. james workshop abimizin cüzdanları sömürmek için yarattığı, ama lore derinliği söz konusu olduğunda insanın uykularını kaçıracak kadar detaylı ve epik olan tek eğlence dünyasıdır.
özetle; her şey çok kötü, daha da kötü olacak ve kimse kurtulmayacak. işte buna grimdark deniyor.
olay 41. binyılda geçiyor ama galakside ortaçağ kafasından bir türlü çıkılamamış. teknoloji var ama nasıl çalıştığını kimse tam bilmiyor, bozulan makinelere dua ederek veya kutsal yağ sürerek tamir etmeye çalışıyorlar. "umut" kelimesinin sözlüklerden silindiği, her köşe başında ayrı bir dehşetin beklediği muazzam depresif bir atmosferi var.
evrenin özeti şudur: bir yanda altın tahtında canlı bir iskelet olarak oturan ve her gün binlerce insanın ruhuyla beslenen bir imparator, diğer yanda bildiğin cehennemin uzay versiyonu olan chaos güçleri. arada ise galaksiyi açık büfe sanan tyranid'ler, sadece eğlenmek için sağa sola saldıran holigan ork'lar, "biz çok asiliz" tribinden çıkamayan uzay elfleri ve uykusundan uyanan metal terminatörler var.
mantık çok basit: barış yok, sadece savaş var. eğer bir gün bu evrende doğarsanız, muhtemelen ya bir fabrikada 20 saat çalışırken ölürsünüz ya da devasa bir böcek tarafından çiğnenmeden yutulursunuz. james workshop abimizin cüzdanları sömürmek için yarattığı, ama lore derinliği söz konusu olduğunda insanın uykularını kaçıracak kadar detaylı ve epik olan tek eğlence dünyasıdır.
özetle; her şey çok kötü, daha da kötü olacak ve kimse kurtulmayacak. işte buna grimdark deniyor.
devamını gör...
kavanoz (kısa film)
senaryosu ibrahim bican tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen 12 dakikalık kısa film; kerem tamgaç, ali aras, gül beril göktürk ve birkaç isim daha yer almış iken 2024 yılında yayınlanmıştır.

kendi sınırlarını aşma çabasını, yazı yazarken kavanoza bakmak zorunda kalan bir yazarın mücadelesi ile ele alıyor.
otuzlu yaşlarındaki adamın bir de arkadaşı var, o ise kavanozun çocuksu bir yöntem olabileceğini söyleyip onu yarın koşuya çıkmaya ikna ediyor, hem hareket olur, hem de ilham gelir düşüncesiyle koşuya çıkıyorlar, koşu da kâr etmiyor.
arayışta olduğu şey belki de bir histir ve o his koşmakla bulunamayacak kadar derinlerdedir, uzaktadır ya da bizzat kendisinin içindedir. o hissi çoktan yitirmiş bile olabilir..
bir kelime, bir söz, bir kavram, yazabileceğin en iyi şeyi yazmak için ne kadar ileri gidebilirsin, bir anlam, bir his için en fazla neyi fedâ edebilirsin? film bu sorunun üzerinde duruyor, kavanoz aslında bir metafor ya da bir simgeydi belki de, yazmak için muhtaç olduğumuz şey, yazabilmek için mecbur olduğumuz insan, kim bilir?
basit gibi dursa da üzerine düşündüren bir kısa filmdi, konusu düşündürücü bir tarzdaydı.
iyi yazabilmek için mecbur olduğun his nedir?

kendi sınırlarını aşma çabasını, yazı yazarken kavanoza bakmak zorunda kalan bir yazarın mücadelesi ile ele alıyor.
otuzlu yaşlarındaki adamın bir de arkadaşı var, o ise kavanozun çocuksu bir yöntem olabileceğini söyleyip onu yarın koşuya çıkmaya ikna ediyor, hem hareket olur, hem de ilham gelir düşüncesiyle koşuya çıkıyorlar, koşu da kâr etmiyor.
arayışta olduğu şey belki de bir histir ve o his koşmakla bulunamayacak kadar derinlerdedir, uzaktadır ya da bizzat kendisinin içindedir. o hissi çoktan yitirmiş bile olabilir..
bir kelime, bir söz, bir kavram, yazabileceğin en iyi şeyi yazmak için ne kadar ileri gidebilirsin, bir anlam, bir his için en fazla neyi fedâ edebilirsin? film bu sorunun üzerinde duruyor, kavanoz aslında bir metafor ya da bir simgeydi belki de, yazmak için muhtaç olduğumuz şey, yazabilmek için mecbur olduğumuz insan, kim bilir?
basit gibi dursa da üzerine düşündüren bir kısa filmdi, konusu düşündürücü bir tarzdaydı.
iyi yazabilmek için mecbur olduğun his nedir?
devamını gör...
emilie muller
1993 fransız yapımı kısa bir filmdir. yönetmen koltuğunda yvon marciano oturuyor. 20 dakikalık ama o dakikaları müthiş bir şekilde kullanmış bir yapım.
film, emile muller arkadaşı sayesinde oyuncu seçmelerine katılır. seçme gerçek isminin olup olmadığını, neden oyunculuk gibi sorular üzerine başlar. sonra seçmen alışılmadık bir şey ister ve çantasını içerisinde neler olduğunu anlatmasını ister. emilie çantasında ki eşyaları teker teker çıkararak, neden yanında bulundurduğunu, ona ne çağrıştırdığını anlatır. bitiş sahnesine geldiğimiz zaman aslında çantanın ona ait olmadığını, rolü kaybetmemek adına böyle bir yola başvurduğunu görüyoruz.
genel anlamda hayal gücünün ve yaratıcılığın ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz filmde. çocukluktan itibaren insandan kaybolmaması gereken, her zaman ön plana atan ve fark yaratan önemli yetiler bunlar. yeter ki zihnimizde olgunlaşsınlar.
veronika varga'nın büyüleyici oyunculuğunu da unutmamak gerek bence. çok zarif ve etkileyici bir performans sergilemiş.
çok basit ama sonu ilginçti benim için film. insanlar üzerinde yaptığı incelemeler de düşündürdü sık sık. mutlaka izlenmesi gereken, müthiş bir filmdi. çok zamanınızı da almayacak. kesin izleyin derim.
film, emile muller arkadaşı sayesinde oyuncu seçmelerine katılır. seçme gerçek isminin olup olmadığını, neden oyunculuk gibi sorular üzerine başlar. sonra seçmen alışılmadık bir şey ister ve çantasını içerisinde neler olduğunu anlatmasını ister. emilie çantasında ki eşyaları teker teker çıkararak, neden yanında bulundurduğunu, ona ne çağrıştırdığını anlatır. bitiş sahnesine geldiğimiz zaman aslında çantanın ona ait olmadığını, rolü kaybetmemek adına böyle bir yola başvurduğunu görüyoruz.
genel anlamda hayal gücünün ve yaratıcılığın ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz filmde. çocukluktan itibaren insandan kaybolmaması gereken, her zaman ön plana atan ve fark yaratan önemli yetiler bunlar. yeter ki zihnimizde olgunlaşsınlar.
veronika varga'nın büyüleyici oyunculuğunu da unutmamak gerek bence. çok zarif ve etkileyici bir performans sergilemiş.
çok basit ama sonu ilginçti benim için film. insanlar üzerinde yaptığı incelemeler de düşündürdü sık sık. mutlaka izlenmesi gereken, müthiş bir filmdi. çok zamanınızı da almayacak. kesin izleyin derim.
devamını gör...
tarkan şarkılarında geçen muhteşem sözler
ağlamadan ayrılık olmaz, hatıralar uslu durmaz
kalanlar gideni gönlünde taşır, aşk sevene yük olmaz
biz böyle bilir böyle yaşarız
kalanlar gideni gönlünde taşır, aşk sevene yük olmaz
biz böyle bilir böyle yaşarız
devamını gör...
uyanınca akla gelen ilk şey
gün başladı.
devamını gör...
sadettin saran ile rümeysa cebeci'nin konuşma kayıtları
sadettin başkanın 21 çok geç 19da gel demesi azgınlıktan mı yoksa uyku düzeni bozulmasın diye mi meraktan çatladım ya.
devamını gör...
yağmur ve kapalı hava seven insan
ben severim çünkü istanbul da yaşıyorum yağmur çamur olunca insanlar sokakları erken terk ediyor sessizlik oluyor güzel ama başka daha güzel bir şehire gidersem bilemem
devamını gör...
exten next olur mu sorunsalı
olabilir de, olmayabilir de, oluyormuş gibi olup olmayabilir de, olmuyormuş gibi olup olabilir de. olmaz olmaz dediğin olmaz olmaz. büyük konuşursan başına gelebilir, gelmeyebilir de. oldurmaya çalışırsın olmaz, oldurmaktan vazgeçmeye başlayınca olur gibi de. karışık işler bunlar. akılla ne alakası var bütün bunların? en akıllılar bile kafayı yer en sonunda. çok düşünmemek lazım.
devamını gör...
yağmur ve kapalı hava seven insan
bir zamanlar ben
devamını gör...
yağmur ve kapalı hava seven insan
(bkz: beni tanıdılar siz kaçın)
devamını gör...
üniversite hayatı
diğer eğitim yıllarım bok gibi geçtiğinden en iyisi bu.
devamını gör...
üniversite hayatı
zehir zıkkım oldu. hayatımın en berbat geçen yılları oysa insanın hayatının en güzel dönemi olabilecek yıllar. oysa her şey çok daha farklı olabilirdi.
devamını gör...
the odyssey
başrolde yer alan oyuncuların (zendaya, tom holland ve matt damon) tamamının yüzü ben tiktok’um, ben reelsım, ben iphone’um diye bağırıyor. kostüm ve dekor da beklentinin çok çok altında kötü. setin tamamı yapay zekanın ürettiği antik yunan videoları gibi duruyor. letterbox tarzı site ve benzeri forumlarda tenet’ten daha kötü olacağına dair bahis memeleri dönüyor. işin kötü tarafı bu insanların yanılacağına dair bi umut da yok. artan batman kaskları için bu kadar masraf niye?
devamını gör...
bugünkü hava durumu
güneşli.
devamını gör...
eşrefoğlu süleyman beğ
tam dedik ki "ohh be gitti bi nefes aldık bi kafa dinledik" yarın dönüyormuş evet maalesef
görüp okuyorsan bak dönmesen de olur sensiz de olur yani anlıyorsun değil mi beni?
görüp okuyorsan bak dönmesen de olur sensiz de olur yani anlıyorsun değil mi beni?
devamını gör...
ben bu başlığı sırf senin dikkatini çekmek için açtım
bu entryi okuduğuna göre çektim demek ki.
devamını gör...
alternatif trabzonluyum deme yolları
kürdün konuşmasına tahammül edemeyip, araba toprağını satmak.
devamını gör...
sözlük yazarlarının çektiği ayak fotoğrafları
ayak görme fobisi olan şahsım için görmeye hazır olmadığım fotoğraflardır. başlığının açılmamasını garipsedim sadece.
burası değerlenir.
bu alana reklam alınır.
kişisel web sitesi oluşturmak isteyenler özelden ulaşabilirler.
burası değerlenir.
bu alana reklam alınır.
kişisel web sitesi oluşturmak isteyenler özelden ulaşabilirler.
devamını gör...
yazarların son durumu
yorgunum sözlük
taşındım, kurulu düzenimi bozup hiç bilmediğim bir mekana yerleştim.
yeniden düzen kurmak o alışılmış olanın dışına çıkmak beni rahatsız etti.
ben sırf yıllardır düzenim bozulmasın diye iş yeri bile değiştirmemiştim.
şimdi en konforlu olduğum en özel yerimi bırakıp hiç bilmediğim bir yere gittim.
garip olan ise bunu yadırgamamış olmam. ilk gece çok rahat uyudum. epeydir o kadar deliksiz uyamadım. hayatımda artık bazı şeyleri değiştirmenin vakti saati geldi gibi geliyor.
sırf alışkanlıklarımdan vazgeçmemek adına 5 gün işe geliyorum.
artık bu sene bir şeylerden vazgeçip hayatıma daha stressiz devam etmek istiyorum.
seneye bu zamanlar ölmez sağ kalırsak gelip tekrar durum güncellemesi yaparım
taşındım, kurulu düzenimi bozup hiç bilmediğim bir mekana yerleştim.
yeniden düzen kurmak o alışılmış olanın dışına çıkmak beni rahatsız etti.
ben sırf yıllardır düzenim bozulmasın diye iş yeri bile değiştirmemiştim.
şimdi en konforlu olduğum en özel yerimi bırakıp hiç bilmediğim bir yere gittim.
garip olan ise bunu yadırgamamış olmam. ilk gece çok rahat uyudum. epeydir o kadar deliksiz uyamadım. hayatımda artık bazı şeyleri değiştirmenin vakti saati geldi gibi geliyor.
sırf alışkanlıklarımdan vazgeçmemek adına 5 gün işe geliyorum.
artık bu sene bir şeylerden vazgeçip hayatıma daha stressiz devam etmek istiyorum.
seneye bu zamanlar ölmez sağ kalırsak gelip tekrar durum güncellemesi yaparım
devamını gör...
alternatif trabzonluyum deme yolları
arapça konuşmak.
devamını gör...