zaman tüneli
yeni bir yıla girince her şeyin farklı olacağını düşünmek
türkiye için hiç iyi bir sene olmayacak yıldır. kutlayın bol bol.
devamını gör...
beklenen büyük istanbul depremi
bu sene beklediğim depremdir.
devamını gör...
cehape'lilerin yeni yıla hapiste girmesi
2026'da operasyonlar genişletilecek üzülmüyorum bu millet hakediyor. suçlu olan da bir zahmet girsin içeri dedirtir.
devamını gör...
bir kadın için bütün kadınlardan vazgeçmek
size tuhaf görünse de.. ona aşk diyorlar bayım..
devamını gör...
cehape'lilerin yeni yıla hapiste girmesi
giden yılın çirkin yüzü olarak anılacak bir şeydir. bitsin bu zulüm dedirten olgudur.
siyasal islamın ''yargı kolu'.
sözcü haberi için tıkla
siyasal islamın ''yargı kolu'.
sözcü haberi için tıkla
devamını gör...
normal radyo
normal sözlüğün kaybettiği 'beceri'si. yazık...
devamını gör...
minimalizm
stoacılık yolunda ilerlerken ürettiğim tutum olan minimalizm'in son harflerinin ''mal''izm olmasının verdiği uyuzlanma hissi...
''mallık'' bunun neresinde? ama var illa ki...
''mallık'' bunun neresinde? ama var illa ki...
devamını gör...
2026'da alınan kararlar
tüm gereksizlikleri terk etmek suretiyle 'minimalizm'in dibine varıyorum.
amen.
amen.
devamını gör...
günaydın sözlük
alışmak sevmekten daha zor geliyor,
alışmak bir yara bağrımda kanıyor.
günaydın sözlük!
''ikibinyirmialtı'', dedemin sakalı yolda kaldı.
zor işte! alıştırmasaydın yirmi beş. neyse...
alışmak bir yara bağrımda kanıyor.
günaydın sözlük!
''ikibinyirmialtı'', dedemin sakalı yolda kaldı.
zor işte! alıştırmasaydın yirmi beş. neyse...
devamını gör...
beklenen büyük istanbul depremi
korkutucu. genelde olacakları zaten elin yabancısı söylüyor. sonra olunca da bizimkiler mukadderatdiyerek sorumluluk almıyor.
daha da uyuyamam.
daha da uyuyamam.
devamını gör...
iran
iran’da protestolarının yeni safhası
iran’da ekonomik çöküş, siyasal baskı ve otoriter yönetim biçimine karşı pazar gününden başlayan toplumsal huzursuzluk, salı günü itibarıyla yeni bir safhaya girdi. grevler ve protesto eylemleri, önceki günlere kıyasla daha geniş bir coğrafyaya yayılarak yalnızca sokakları değil, üniversiteleri ve farklı kent merkezlerini de kapsadı. bu gelişmeler, protestoların artık sektörel ya da yerel taleplerle sınırlı kalmadığını; rejim karşıtı daha bütünlüklü bir siyasal itiraz hattına evrildiğini gösteriyor.
protestoların coğrafi yayılımı
sahadan gelen bilgilere göre, akşam saatlerinin gelmesiyle birlikte tahran’ın çeşitli bölgelerinde ve ülkenin birçok kentinde protestolar devam etti. hükümetin “hava soğukluğu” gerekçesiyle ülke genelinde tatil ilan etmesine rağmen, protesto dalgasının kesintiye uğramadığı gözlemlendi.
arak, hemedan, memseni , fuladşehr (isfahan) gibi kentlerde gece protestoları düzenlendi. arak’ta göstericiler “diktatöre ölüm” sloganları atarken, hemedan’da protestoların güvenlik güçleriyle birebir çatışmalara dönüştüğü bildirildi. bu tablo, rejimin özellikle yerel düzeyde kamu düzenini kontrol etme kapasitesinin giderek zorlandığına işaret ediyor.
öte yandan tahran’da esnafın öncülüğünde başlatılan protestoların kısa sürede ülke geneline yayıldığı görülüyor. hemedan, esedabad, arak, fuladşehr, marlik, melard, kerman, kirmanşah, reşt, isfahan, melhed, şiraz ize ve nurabad mameseni gibi çok sayıda kentte protesto gösterileri düzenleniyor.
sloganlar ve siyasal içerik
sahadan gelen raporlar, protestocuların sloganlarının ortak bir siyasal çizgide birleştiğini ortaya koyuyor. “diktatöre ölüm” başta olmak üzere rejim karşıtı söylemler, hem esnaf hem de öğrenciler arasında yaygın biçimde dile getiriliyor.
yetkililerin, sloganları bastırmak ya da yönlendirmek amacıyla paralel protesto hareketi oluşturma yöntemlerine başvurduğu; ancak bu girişimlerin etkili olmadığı bildiriliyor. bu durum, protestoların kendiliğindenliğini ve tabandan gelen siyasal bilincin güçlendiğini gösteren önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
üniversiteler: protestoların stratejik merkezleri
protesto dalgasının en dikkat çekici boyutlarından biri, üniversitelerde eş zamanlı eylemlerin gerçekleşmesi oldu. tahran’daki elim ve kültür, elim ve sanat, şehid beheşti, tahran, hâce nasir ve politeknik üniversiteleri başta olmak üzere birçok yükseköğretim kurumunda öğrenci protestoları düzenlendi.
eylemler önceden yapılan çağrılar doğrultusunda gerçekleşirken, üniversitelerde güvenlik önlemlerinin artırıldığı ve öğrencilere yönelik baskının yoğunlaştığı bildirildi. protestolar tahran’la sınırlı kalmayarak yezd üniversitesi ve isfahan sanayi üniversitesi gibi taşra üniversitelerine de yayıldı. öne çıkan sloganlar, öğrencilerin taleplerinin yalnızca akademik ya da üniversite içi sorunlarla sınırlı olmadığını; doğrudan rejim karşıtı bir siyasal pozisyon aldıklarını ortaya koyuyor.
allame tabatabai üniversitesi yurtlarında gece saatlerinde atılan sloganlar ise protestoların yalnızca gündüz saatleriyle ve kamusal meydanlarla sınırlı kalmadığını, yarı-özel alanlara da yayıldığını gösteriyor. yurt eylemleri, rejim açısından denetimi daha zor ve sembolik açıdan daha hassas alanlar olarak değerlendiriliyor.
öğrenci hareketi ve ideolojik çerçeve
hâce nasir üniversitesi öğrencileri tarafından okunan bildiri, protestoların ideolojik çerçevesini açık biçimde ortaya koyuyor. bildiride rejim; liyakatsizlik, yolsuzluk, ayrımcılık ve baskı politikaları üzerinden eleştirilirken, üniversite yönetimleri de iktidar yapısının bir uzantısı olarak tanımlanıyor. “öğrenci susmak için yaratılmamıştır” vurgusu, üniversitelerin muhalefetin entelektüel ve siyasal merkezleri olma işlevini sürdürdüğünü gösteriyor.
aynı üniversitede kız öğrencilerin başörtülerini çıkararak protestoya katılması, eylemlerin simgesel boyutunu daha da güçlendirdi. “ne zorunlu başörtüsü ne tokat, özgürlük ve eşitlik” sloganı, zorunlu örtünme politikalarına karşı direnişin hâlen protestoların merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor. bu hat, 2022’de başlayan sürecin toplumsal hafızada canlılığını koruduğuna işaret ediyor.
son tahlilde; ortaya çıkan tablo, iran’daki protestoların parçalı ve geçici tepkiler olmaktan çıkarak; esnaf, öğrenciler ve kentli orta sınıflar arasında kesişen daha geniş bir toplumsal itiraz hattına dönüştüğünü gösteriyor. protestoların coğrafi yaygınlığı ve sloganların siyasal netliği, rejimin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda derinleşen bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya olduğuna işaret ediyor.
kısa vadede sert güvenlik önlemleriyle protestoları bastırma girişimlerinin artması beklenirken, orta vadede üniversiteler ve kent merkezleri etrafında şekillenen bu protesto dalgasının, iran siyasetinde yeni kırılma noktalarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.
arif keskin
devamını gör...
beklenen büyük istanbul depremi
abd büyükelçiliği, vatandaşları için depremde yapılması gerekenleri anlattığı türkçe uyarı metni yayınladı. uyarıda 'çök-kapan-tutun' denildi ve "dışarı çıkmanın güvenli olduğundan kesinlikle emin olmadığınız sürece içeride kalın" uyarısı yer aldı
***
abd merkezli new york times 13 aralık’ta ‘marmara denizi’nin derinliklerinde endişe verici’ şeyler olduğunu yazmıştı. gazeteye konuşan britanyalı sismolog stephen hicks “istanbul hedef tahtasında” demişti.
cornell üniversitesi’nden deprem bilimci judith hubbard da “istanbul yakınlarında meydana gelecek çok büyük bir deprem muhtemelen yakın tarihin en kötü insani felaketlerinden birine neden olacak” demişti.
kaynak
devamını gör...
saka kuşu
osmanlı döneminde istanbul, edirne, bursa ve batı anadolu şehirlerinde saka beslemek yaygın bir uğraştı. ancak bu gelenek saraylardan ziyade tahta evlerde, dükkan önlerinde ve kıraathanelerde; ustasından çırağına aktarılan bir halk pratiği olarak günümüze kadar süregelmiştir.
saka ismi, osmanlı döneminde su taşıyan kişilere verilen bir meslek adıdır. latince adı carduelis carduelis olan bu türe bu ismin verilme sebebi ise, maateessüf, kafeste bir ipin ucundaki küçük su kovasını çekerek su içmeyi öğrenecek kadar zeki olmalarıdır.
kuzey yarımküre’de yaşayan saka kuşları, ekim–kasım aylarında kuzey avrupa, balkanlar ve kafkasya üzerinden güneye göç eder. marmara bölgesi, bu göç rotasında huni şeklindeki coğrafi yapısıyla bir köprü ve kışlama alanı işlevi görür. mart–nisan aylarında ise “ters göç” olarak adlandırılan, üremek üzere kuşların yeniden kuzeye yöneldiği dönem başlar.
saka kuşları ötüm güzelliği için beslenen kuşlardır; buna mukabil saka ile saka kuşunu çiftlleştirip yavrulatmak veya saka ile kanarya kuşunu çiiftleştirip melez yavru elde etmek için çalışmalar da yapılmaktadır..
türkiye’de saka kuşu üretimi ve yasal statü konusunda en bilinen, yetkili ve kamuoyunda “ilk ve tek” diye ifade edilen tesis bodrum, muğla’daki özel saka üretim merkezidir. bu tesisin kurucusu ve işletmecisi orkun gören’dir. kendisi 2015 yılında muğla’nın bodrum ilçesi, bitez mahallesi’nde bir üretim tesisi açmıştır. tesis, av ve yaban hayvan üretim ve yetiştiricilik izin belgesi ile faaliyet göstermektedir; bu belge orman ve su işleri (şimdiki adıyla tarım ve orman bakanlığı) tarafından verilmiştir.
gelelim sadede, saka kuşunun makbul ötümü nasıl olur meselesine. velhasıl saka kuşu ötüm kuşudur, nasıl göründüğünün bir yerden sonra bir “ötümcü” için anlamı yoktur.
ben istanbul’da doğup büyümüş bir “saka meraklısı” olarak, “istanbul lisanı” denen düstur ile yetiştim. 46 yaşımda izmir’e taşındım ve gördüm ki burada “istanbul lisanı” denen ötüm diziliminin pek bir geçerliliği yokmuş.
peki nedir istanbul lisanı? öncelikle belirtmeliyim k, bir saka kuşunun ağzından dinlemediğiniz sürece aşağıda tarif edilen hiçbir nağme, kuvvetle muhtemel sizde bir karşılık bulmayacaktır. bir ustanın yardımı şarttır.
saka kuşunun “önleri” denen nağmeleri vardır. bunlar çipet pet, velis velis, veste veste, veç veç, çel çel, pli pli, piçüvi piçüvi, cibili cibili gibi nağmelerdir. ötüme bu nağmelerle başlaması beklenir.
önlerin akabinde şak şak şak ile bağlayacak ve sonunda dücce veya hico diyecektir.
iyi çıkış yapan sakadan devirleri tamamlaması beklenir. velis velis velis, şak şak şak, dücce, ti-şakşak, kıs kıs kıs, yav yav şeklinde, veya: veste veste ti-şakşak, velis velis, şak şak şak, dücce, ti-şakşak kıs kıs, cak cak, torr yav yav yav, tü tü tü, caf caf caf, viske, gurr, pin, şak şak şak, i-şakşak, yaf yaf, vico şeklinde bir ötüm beklenir.
istanbul lisanı, akhisar lisanı gibi dogmaların dışında, ötümü kulağınıza hoş gelen saka kuşunun en iyi kuş olduğunun unutulmaması gerektiğini düşünüyorum. naçizane.
saka ismi, osmanlı döneminde su taşıyan kişilere verilen bir meslek adıdır. latince adı carduelis carduelis olan bu türe bu ismin verilme sebebi ise, maateessüf, kafeste bir ipin ucundaki küçük su kovasını çekerek su içmeyi öğrenecek kadar zeki olmalarıdır.
kuzey yarımküre’de yaşayan saka kuşları, ekim–kasım aylarında kuzey avrupa, balkanlar ve kafkasya üzerinden güneye göç eder. marmara bölgesi, bu göç rotasında huni şeklindeki coğrafi yapısıyla bir köprü ve kışlama alanı işlevi görür. mart–nisan aylarında ise “ters göç” olarak adlandırılan, üremek üzere kuşların yeniden kuzeye yöneldiği dönem başlar.
saka kuşları ötüm güzelliği için beslenen kuşlardır; buna mukabil saka ile saka kuşunu çiftlleştirip yavrulatmak veya saka ile kanarya kuşunu çiiftleştirip melez yavru elde etmek için çalışmalar da yapılmaktadır..
türkiye’de saka kuşu üretimi ve yasal statü konusunda en bilinen, yetkili ve kamuoyunda “ilk ve tek” diye ifade edilen tesis bodrum, muğla’daki özel saka üretim merkezidir. bu tesisin kurucusu ve işletmecisi orkun gören’dir. kendisi 2015 yılında muğla’nın bodrum ilçesi, bitez mahallesi’nde bir üretim tesisi açmıştır. tesis, av ve yaban hayvan üretim ve yetiştiricilik izin belgesi ile faaliyet göstermektedir; bu belge orman ve su işleri (şimdiki adıyla tarım ve orman bakanlığı) tarafından verilmiştir.
gelelim sadede, saka kuşunun makbul ötümü nasıl olur meselesine. velhasıl saka kuşu ötüm kuşudur, nasıl göründüğünün bir yerden sonra bir “ötümcü” için anlamı yoktur.
ben istanbul’da doğup büyümüş bir “saka meraklısı” olarak, “istanbul lisanı” denen düstur ile yetiştim. 46 yaşımda izmir’e taşındım ve gördüm ki burada “istanbul lisanı” denen ötüm diziliminin pek bir geçerliliği yokmuş.
peki nedir istanbul lisanı? öncelikle belirtmeliyim k, bir saka kuşunun ağzından dinlemediğiniz sürece aşağıda tarif edilen hiçbir nağme, kuvvetle muhtemel sizde bir karşılık bulmayacaktır. bir ustanın yardımı şarttır.
saka kuşunun “önleri” denen nağmeleri vardır. bunlar çipet pet, velis velis, veste veste, veç veç, çel çel, pli pli, piçüvi piçüvi, cibili cibili gibi nağmelerdir. ötüme bu nağmelerle başlaması beklenir.
önlerin akabinde şak şak şak ile bağlayacak ve sonunda dücce veya hico diyecektir.
iyi çıkış yapan sakadan devirleri tamamlaması beklenir. velis velis velis, şak şak şak, dücce, ti-şakşak, kıs kıs kıs, yav yav şeklinde, veya: veste veste ti-şakşak, velis velis, şak şak şak, dücce, ti-şakşak kıs kıs, cak cak, torr yav yav yav, tü tü tü, caf caf caf, viske, gurr, pin, şak şak şak, i-şakşak, yaf yaf, vico şeklinde bir ötüm beklenir.
istanbul lisanı, akhisar lisanı gibi dogmaların dışında, ötümü kulağınıza hoş gelen saka kuşunun en iyi kuş olduğunun unutulmaması gerektiğini düşünüyorum. naçizane.
devamını gör...
fıkra
bu fıkrayı bir badembıyıklı bezirgan fotografının altında tanım olarak girmiş ve moderasyona beğendiremediğim için silinmiş oluşuna dikkat çekerek aktarıyorum:
bir doğu dağ köyünde, hayatında hiç ayna görmemiş ve ayna nedir bilmeyen genç bir kadın, gurbette çalışmaktan dönen kocasının cebinde, küçük bir ayna bulur, baktığında da telaşlanarak annesine koşar ve gözyaşları içinde "anne kocam şehirde genç ve güzel bir sevgili edinmiş, aha da fotografı, ben şimdi ne yapacağım"der. aynayı alan 70'lik anne de bakar ve her ne kadar "ne güzeli kızım, bu bir ayağı çukurda, gudubet bunak sürtüğün teki, çok geçmez geberir zaten, yuvanı yıkma.." vb derse de, kızın gözyaşı dinmeyince de "istersen birde gidip bizim şeyh hocaefendiye soralım, mübarek zattır mutlak bir yol gösterir bize" diyerek şeyhlerine giderler. aynaya şöyle bir gözatan şeyh " yahu bu kadın bile değil, telaşlanmayın, bu bildiğin şerefsiz, ahlaksız ırz düşmanı bir erkek. uğursuz meymenetsizin ta alnında yazıyo görmüyor musunuz. bunları nerde görsem tanırım." der.
bir doğu dağ köyünde, hayatında hiç ayna görmemiş ve ayna nedir bilmeyen genç bir kadın, gurbette çalışmaktan dönen kocasının cebinde, küçük bir ayna bulur, baktığında da telaşlanarak annesine koşar ve gözyaşları içinde "anne kocam şehirde genç ve güzel bir sevgili edinmiş, aha da fotografı, ben şimdi ne yapacağım"der. aynayı alan 70'lik anne de bakar ve her ne kadar "ne güzeli kızım, bu bir ayağı çukurda, gudubet bunak sürtüğün teki, çok geçmez geberir zaten, yuvanı yıkma.." vb derse de, kızın gözyaşı dinmeyince de "istersen birde gidip bizim şeyh hocaefendiye soralım, mübarek zattır mutlak bir yol gösterir bize" diyerek şeyhlerine giderler. aynaya şöyle bir gözatan şeyh " yahu bu kadın bile değil, telaşlanmayın, bu bildiğin şerefsiz, ahlaksız ırz düşmanı bir erkek. uğursuz meymenetsizin ta alnında yazıyo görmüyor musunuz. bunları nerde görsem tanırım." der.
devamını gör...
yeni bir yıla girince her şeyin farklı olacağını düşünmek
evet, farklı olacak. her şey daha da kötü olacak. daha katlanılmaz olacak. her geçen yıl, yaşamak daha büyük bir işkenceye dönüşecek.
nefret ediyorum bütün özel günlerden.
nefret ediyorum bütün özel günlerden.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
bu gecenin bitmesini hiç bir zaman istemiyormuşum gibi...
devamını gör...
alkollüyken mastürbasyon yapmak
alkollüyken birçok şeyin verdiği keyif arşa çıktığı gibi, mastürbasyonun da elbette verdiği keyif ayrıdır. alkollüyken hangi eylemi yaparsanız yapın, her zaman normal halinizden çok daha fazla keyif alacaksınız.
bu gece size izin veriyorum, bol bol yapın.
bu gece size izin veriyorum, bol bol yapın.
devamını gör...
çocukluğa inmek
psikiyatri ve psikoloji bilimine saygım (nihayeti bilimdir yani) sonsuz ama, çocukluğun "inilecek" bir yer olduğu yolundaki adlandırma ve yaklaşımına da açıkçası mesafeliyim biraz.
hepimiz bu dünyaya, rengarenk çocukluğun o düş gezegeninden düşerek gelmedik mi..? (evet belki biz de düşmek istiyorduk/istedik doğru. ama çocuktuk be yahu..çocuk. bilebilir miydik yetişkinler dünyasının böyle olacağını..)
ne "inmesi" alllakaşkına..! hani bir yolu olupta yeniden çıkılabilse, kaç yetişkin kalır sanıyorsunuz şu rezil dünyamızda ha. kaç.?
varsa cesaretiniz, sorun o içinizdeki mutsuz çocuğa..
hepimiz bu dünyaya, rengarenk çocukluğun o düş gezegeninden düşerek gelmedik mi..? (evet belki biz de düşmek istiyorduk/istedik doğru. ama çocuktuk be yahu..çocuk. bilebilir miydik yetişkinler dünyasının böyle olacağını..)
ne "inmesi" alllakaşkına..! hani bir yolu olupta yeniden çıkılabilse, kaç yetişkin kalır sanıyorsunuz şu rezil dünyamızda ha. kaç.?
varsa cesaretiniz, sorun o içinizdeki mutsuz çocuğa..
devamını gör...
bir kadın için bütün kadınlardan vazgeçmek
kız-kadın değil, leylâ.
devamını gör...