zaman tüneli
yeterince kıymeti bilinmeyen şarkılar
kıymeti bilinmeyen değil ancak ihaneti bu denli oturaklı anlatan şarkı bilmiyorum. dinlerken sözlerin dizilişine 15 yaşımdan beri şoklardayım.
devamını gör...
muhafazakar ama atatürkçü kadınlardan hoşlanıyorum
şahsımın itirafıdır. öyle bir kadınla evleneceğim.
devamını gör...
selma hünel
ezel dizisinin hayali karakteri. ya da diğer bir değişle kurgusal karakter. yani gerçekte böyle biri yok. yalnız herkes karakterin sesinden ve detone olmasından şikayetçi olmuş. oysa karakterin gençliğini canlandıran zeynep köse, seslendiren ise suna ulukaya'dır. o da bir ses sanatçısı. buradan sesin sahibini tanıyabilirsiniz
devamını gör...
müslüman kardeşler
türkiye'deki adımlarını daha sık atıyorlar artık.
2025 sonunda meb:

"dünyanın dört bir yanında insanlığın ortak kültür ürünü olarak kutlanan yılbaşı'na açılan bu savaşı anlamak mümkün değil
her dert bitti yılbaşı mı kaldı!
artık traji komik oluyor"
nevşin mengü
nevşin mengü gibiler, alaycı ve küçümsyici yaklaştıkları konuların ne kadar ölümcül hale geleceğinin farkında değiller. suriye ve iran'a baksınlar, 7 ekim 2023 görüntülerini izlesinler. bugün bu adımları atanlar yarın o katliamları yapacaklar.
milli eğitim bakanı yusuf tekin, gazeteci zafer şahin’in youtube kanalında soruları cevapladı:
soru: okullarda yılbaşı kutlamalarını yasakladınız mı? bu doğruysa neden böyle bir ihtiyaç duydunuz?
yusuf tekin: "bizim önceliğimiz; ülkesine, milletine ve değerlerine faydalı bireyler yetiştirmektir. cumhuriyet bayramı ile dini bayramlarımız bu hedef doğrultusunda eğitim sürecinin önemli bir parçasıdır; sadece kutlama değil, değer aktarım aracıdır.
ancak noel, milli ve manevi değerlerimizle örtüşmediği ve eğitim hedefimize hizmet etmediği için okullarımızda bir eğitim enstrümanı olarak görülmemektedir. bu nedenle okullarda bu tür etkinliklerin yapılmasını doğru bulmuyoruz."
video
yök'ten cuma namazı atılımı:

"yök’ten üniversitelere: cuma namazı saatine ders ve sınav koymayın."
islamcı jaan islam:
--- müslüman kimliğinin yükselişi: yaşadığımız devirde müslüman kimlikli kesim, hem sayı hem de nitelik olarak yükselmektedir. yakında tüm dünyanın gidişatını değiştirecek kapasiteye sahip olacaktır. boğaziçi’ndeki en yüksek bilimsel yetkinliğe sahip müslüman akademisyenler, artık sadece türkiye’ye değil, tüm dünyaya meydan okumaya başlamışlardır.
--- bilimsel ve ahlaki duruşumuz: boğaziçi’nde sergilenen seviyesiz gösterişler, şovlar ve protestolar ahlaki bir dayanaktan yoksun ve asılsızdır. bizler, bilimsel ve ahlaki seviyemizi ortaya koyarak; hakkın her zaman batıla galip geldiğini gösteren birer örnek olmalıyız ve olacağız.
--- tersine beyin göçü ve yeni vizyon: geleceğin öğrencileri ve hocaları, tersine beyin göçüyle ümmet adına siyasi, ekonomik ve teknolojik alanlarda yeni bir dünya haritası çizmektedir. uzun vadeli, ahlak ve iman eksenli bir vizyon oluşturmamız, mevcut durumumuzu nasıl daha iyiye götürebileceğimizi açıkça göstermektedir.
link
"boğaziçi meselesinde meşruiyet kuramadıkları, akademisyenlerin direncini kırmak için 5 yıldır her yolu denemelerine rağmen başarılı olamadıkları için her zamanki yönteme başvurdular: kimliksel kutuplaşma. seküler elitler vs. dindar ezilenler anlatısı; ama türkiye’nin hikayesi de akademinin dertleri de, mağdurlar da değişti. bu mağduriyete iktidarın söylemine karşı çıkan dindarlar da dahil. yapılan gençlik araştırmaları bunu anlatıyor. bu uydurma hikayenin arkasında boğaziçi’ni boğaza nazır ganimet görüp yağmalanıyor. olay bu."
seren selvin korkmaz
"ben ve benim gibi, iktidara biat etmeyi, yalakalığı ve akademinin iktidar aparatına dönüşmesini reddeden yüzlerce akademisyen sistematik biçimde tasfiye edildi. ihraçlar, sözleşme yenilememeler, kadro vermemeler, açık-örtük baskılar… bunların tamamı ortadayken çıkıp “asıl dışlanan muhafazakâr akademisyenler” demek, en hafif tabiriyle pişkinliktir."
onur alp yılmaz
bu faşist yapılanmanın en çok önem verdiği konu eğitimdir. daha doğrusu beyin yıkama faaliyetleri... sıbyan mektepleri, okullara din dersleri, kuran kursları, imam hatip okulları, ilahiyat fakülteleri, islam dışı akademik alanları fethetmek...
2025 sonunda meb:

"dünyanın dört bir yanında insanlığın ortak kültür ürünü olarak kutlanan yılbaşı'na açılan bu savaşı anlamak mümkün değil
her dert bitti yılbaşı mı kaldı!
artık traji komik oluyor"
nevşin mengü
nevşin mengü gibiler, alaycı ve küçümsyici yaklaştıkları konuların ne kadar ölümcül hale geleceğinin farkında değiller. suriye ve iran'a baksınlar, 7 ekim 2023 görüntülerini izlesinler. bugün bu adımları atanlar yarın o katliamları yapacaklar.
milli eğitim bakanı yusuf tekin, gazeteci zafer şahin’in youtube kanalında soruları cevapladı:
soru: okullarda yılbaşı kutlamalarını yasakladınız mı? bu doğruysa neden böyle bir ihtiyaç duydunuz?
yusuf tekin: "bizim önceliğimiz; ülkesine, milletine ve değerlerine faydalı bireyler yetiştirmektir. cumhuriyet bayramı ile dini bayramlarımız bu hedef doğrultusunda eğitim sürecinin önemli bir parçasıdır; sadece kutlama değil, değer aktarım aracıdır.
ancak noel, milli ve manevi değerlerimizle örtüşmediği ve eğitim hedefimize hizmet etmediği için okullarımızda bir eğitim enstrümanı olarak görülmemektedir. bu nedenle okullarda bu tür etkinliklerin yapılmasını doğru bulmuyoruz."
video
yök'ten cuma namazı atılımı:

"yök’ten üniversitelere: cuma namazı saatine ders ve sınav koymayın."
islamcı jaan islam:
--- müslüman kimliğinin yükselişi: yaşadığımız devirde müslüman kimlikli kesim, hem sayı hem de nitelik olarak yükselmektedir. yakında tüm dünyanın gidişatını değiştirecek kapasiteye sahip olacaktır. boğaziçi’ndeki en yüksek bilimsel yetkinliğe sahip müslüman akademisyenler, artık sadece türkiye’ye değil, tüm dünyaya meydan okumaya başlamışlardır.
--- bilimsel ve ahlaki duruşumuz: boğaziçi’nde sergilenen seviyesiz gösterişler, şovlar ve protestolar ahlaki bir dayanaktan yoksun ve asılsızdır. bizler, bilimsel ve ahlaki seviyemizi ortaya koyarak; hakkın her zaman batıla galip geldiğini gösteren birer örnek olmalıyız ve olacağız.
--- tersine beyin göçü ve yeni vizyon: geleceğin öğrencileri ve hocaları, tersine beyin göçüyle ümmet adına siyasi, ekonomik ve teknolojik alanlarda yeni bir dünya haritası çizmektedir. uzun vadeli, ahlak ve iman eksenli bir vizyon oluşturmamız, mevcut durumumuzu nasıl daha iyiye götürebileceğimizi açıkça göstermektedir.
link
"boğaziçi meselesinde meşruiyet kuramadıkları, akademisyenlerin direncini kırmak için 5 yıldır her yolu denemelerine rağmen başarılı olamadıkları için her zamanki yönteme başvurdular: kimliksel kutuplaşma. seküler elitler vs. dindar ezilenler anlatısı; ama türkiye’nin hikayesi de akademinin dertleri de, mağdurlar da değişti. bu mağduriyete iktidarın söylemine karşı çıkan dindarlar da dahil. yapılan gençlik araştırmaları bunu anlatıyor. bu uydurma hikayenin arkasında boğaziçi’ni boğaza nazır ganimet görüp yağmalanıyor. olay bu."
seren selvin korkmaz
"ben ve benim gibi, iktidara biat etmeyi, yalakalığı ve akademinin iktidar aparatına dönüşmesini reddeden yüzlerce akademisyen sistematik biçimde tasfiye edildi. ihraçlar, sözleşme yenilememeler, kadro vermemeler, açık-örtük baskılar… bunların tamamı ortadayken çıkıp “asıl dışlanan muhafazakâr akademisyenler” demek, en hafif tabiriyle pişkinliktir."
onur alp yılmaz
bu faşist yapılanmanın en çok önem verdiği konu eğitimdir. daha doğrusu beyin yıkama faaliyetleri... sıbyan mektepleri, okullara din dersleri, kuran kursları, imam hatip okulları, ilahiyat fakülteleri, islam dışı akademik alanları fethetmek...
devamını gör...
ekrem imamoğlu'na pawel adamowicz ödülü verilmesi
avrupa bölgeler komitesi, pawel adamowicz ödülü'nü chp'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı ekrem imamoğlu'na verdi. imamoğlu'ndan açıklama geldi.
link
link
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
kemalistler eşlerini neden kıskanmaz meselesi
kemalist diye kimi ve kıskanmaktan ne anladığınızı bilemeyiz de, bulunduğu çevre mensuplarının damacanaya, egsoza, çocuğa, hayvana, yaşlıya, ölüye hallenmesi seri çocuk taciz ve tecavüzü gibi bir sapkınlık eğilimi ve sicili yoksa: ailece şeyhlerinin sır odasında badelenme kuyruğunda sıra beklemek, nur çeşmesiyle halvet gibi sapkın fantezilerden de uzak insanlar ise, sebepsiz yere kıskançlık adı altında, eşlerini 'potansiyel fuhuş eğilimi' ile suçlamaz, bunu kıskançlık diye maskelemezler. (azınlık sapkın çevreler dışında tüm dünya insanlığı için de böyledir.)
tam aksine asıl o azınlık, hastalıklı sapkın çevre ve tiplerden sakınmak gerekir.. bilin isteriz.
afiyet olsun..
tam aksine asıl o azınlık, hastalıklı sapkın çevre ve tiplerden sakınmak gerekir.. bilin isteriz.
afiyet olsun..
devamını gör...
led zeppelin vs deep purple
deep purple gelmiş geçmiş en büyük rock grubudur (led zeppelin'den sonra).
devamını gör...
varoluşçuluk ne lan pkklı mısın
eski bir deyim. ilk kullanan kişi neye dayanarak böyle bir bağlam kurdu, hala merak ettirir.
devamını gör...
led zeppelin vs deep purple
elbette oyumuzu led zeppelin'den kullanırız. deep purple kimmiş?
devamını gör...
iran
türkiye için yeni bir göç dalgası oluşturmasından korktuğum ülke. gözünüzü seveyim rahat durun. daha yeni yeni kendimize geliyoruz.
halkının içindeki gerizekalılara da bir çift sözüm var: abd'nin ayak bastığı hangi ülke huzur buldu ki siz bulacaksınız? bu kadar ahmak olmaya gerek var mı?
halkının içindeki gerizekalılara da bir çift sözüm var: abd'nin ayak bastığı hangi ülke huzur buldu ki siz bulacaksınız? bu kadar ahmak olmaya gerek var mı?
devamını gör...
selma hünel
bir ihtimal daha var adlı eseri ramiz karaeski'nin hatrı için dinlenir ama diğerleri kulak tırmalıyor. iyi ki bir dizi karakteriydi de tv'de boy gösterirken görmedik kendisini.
devamını gör...
soru cevap oyunu
oynayın oynayın.. ben gibi bir fakirin ahı kalınca nasıl olsa bozuluyor. ahahaha.
biri oynar biri bakar, kıyamet ondan kopar. mobil uygulama çalışmıyor bende.
biri oynar biri bakar, kıyamet ondan kopar. mobil uygulama çalışmıyor bende.
devamını gör...
akşamın türk sanat musikisi eseri
ooooof oooof oooof
güfte: nâbedîd cemal
beste: selahattin pınar
makam: kürdîlihicazkâr
kanun taksimi: ahmet meter
akşam yine gölgenle sabah etti bu gönlüm
akşam da her akşam gibi ah etti bu gönlüm
bilmem ne kabahat ne günah etti bu gönlüm
akşam da her akşam gibi ah etti bu gönlüm
güfte: nâbedîd cemal
beste: selahattin pınar
makam: kürdîlihicazkâr
kanun taksimi: ahmet meter
akşam yine gölgenle sabah etti bu gönlüm
akşam da her akşam gibi ah etti bu gönlüm
bilmem ne kabahat ne günah etti bu gönlüm
akşam da her akşam gibi ah etti bu gönlüm
devamını gör...
sahip olunan en değerli yetenek
işitme hassasiyeti. pitch* olarak değil, fısıltıları bile çok iyi işitebiliyorum
devamını gör...
çarka sürüklenen yazar
hedefi 12'den vuramadım ama şans çarkı kullanmadığım için karma puanı sıralamasında 12. sıraya düşmüşüm, diye serzenişte bulunmak istediğim başlıktır.
yok lan, şaka. bana ne. isterse ilk 200'den düşeyim. yeter ki siz değerli yazarların gözünden düşmeyeyim, diye de bir popülistlik yapmak istediğim başlıktır.
bu da şaka. benim hakkımda ne düşündüğünüz umurumda bile değil.
bu şaka değil ama yarı-gerçek. yani tabii ki umurumda da o kadar da aşırı umurumda değil. haha.
yok lan, şaka. bana ne. isterse ilk 200'den düşeyim. yeter ki siz değerli yazarların gözünden düşmeyeyim, diye de bir popülistlik yapmak istediğim başlıktır.
bu da şaka. benim hakkımda ne düşündüğünüz umurumda bile değil.
bu şaka değil ama yarı-gerçek. yani tabii ki umurumda da o kadar da aşırı umurumda değil. haha.
devamını gör...
yandırma
" benim ondan başka kimsem yok bu dünyada. "
1925/ 2009 yılları arasında yaşamış türk yazar nezihe meriç imzalı eser;
öykü türünde yer almakta iken 1998 yılında yayınlanmıştır.
•yandırma
• bir yunus
• kadın aşk deniz
•çiçek balı
•balıklar da acı çeker
•ünlemleri kökertmek
•oya olmak üzere toplam 7 öyküden oluşmaktadır.
yandırma adlı kitapla aynı adı taşıyan öyküde aşk ve sevgi gibi konular karakterlerin yaşamlarındaki gelişmeler üzerinden anlatılıyor, bazı cümlelerini iyi bulmam dışında beni etkileyen bir öykü olmadı.
yunus adlı öykü de benim için etkisi olmayan bir öyküydü, sen ne anlatıyon be abla, gözünü seveyim be abi diye diye okuduğum bir öyküydü, pek ısınabildiğim söylenemez, yazarın öyküde akışın dışına çıktığı ve öyküyü böldüğü bir öykü olduğunu da belirtmek gerekebilir, yine ilişkiler üzerine bir öyküydü denilebilir.
oya adlı öyküde ise 3.5 yaşında oya adlı küçük bir kız çocuğunun annesiyle birlikte bir gününden bir an anlatılıyor, küçük olmasına rağmen bir çocuğu sevmek istemesi ve yaptığı şirinlikler ile öykümüzün sonuna doğru yaklaşıyoruz.
etkileyici bir yanı olmayan bir öyküydü.
kadın aşk deniz öyküsü ise kitaba dair en iyi ve en can alıcı bulduğum öykü oldu, hayatının aşkını yıllar sonra yeniden görmenin duygusunu yansıtan bir öyküydü,
en yüreğe dokunan öykü bu oldu benim için.
aşk, bağ, sevgi, hatırlama gibi konular üzerine düşündüren, etkileyen bir öyküydü.
kitap hakkında kişisel fikirlerime geçiyorum;
bazı öykülerini sıradan bulsam da yazarın anlatımını iyi bulduğum bir kitaptı,
hayatın içinden geçip giden ve önem verilmeyen anların aslında ne kadar da hatırda kalıcı, kişiyi yaralayan anlar olabileceğini hatırlatan öykülerdi benim için, aşka, ayrılığa dair düşündüren, etkileyen bir yanı olan öyküleri iyi buldum.
kitaptan seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

benim de istediğim bir şey yok. ben ona sevdalandım sadece. ölene dek ben onu çıkaramam yüreğimden. benim ondan başka kimsem yok bu dünyada. bir ona, onun insanlığına inanırım. bir de sevdasına.
kimsesiz değil artık.
yazılmak isteyen bu "önce'ler.
belki, günün birinde "sonra'lar da yazılabilir.
geçmişte kalan anılar, masala dönüşüyor.
yaşam dediğin de nedir ki zaten...
o daima kapalı, gizemli biri oldu benim için.
belki bu yüzden hep aşkım olarak kaldı.
beni seviyor/muy/du?
en uzun, en sevgili öpüşmelerimizde, can cana seviştiğimiz, yürek yürek üstünde bir ben olduğumuz zamanlarda bile bunu anlayamadım.
başlayan herhangi bir gündür.
o benim için hep kapalı, gizemli bir adam oldu. büyüsü hiç bozulmayan.
çekip gidişi bile.
bu şimdiyi kurmak, geleceği kurtarmak mı oluyor?
tam bilemiyorum.
bizim aşkımız, hep gündeliğin dışında, hep erişilmezmiş gibi bir duygu yarattı ikimizin arasında.
ben, bir ev istedim.
onun ne istediğini hiç bilemedim.
ondan ayrılmak karanlık demekti.
o, aşk denilen duyguydu benim için.
gözyaşları çok sonra gelmişti.
eksik olan neydi? bende olmayan, benim beceremediğim, akıl edemediğim.
şey, o şey neydi acaba?
şöyle de söylenebilir, o kızda bende olmayan ne vardı da, onu kendine böyle bağladı. bunca yıldır mutlu oldular.
"mutlu"yu çiziyorum. bu öyküde mutluluk sözünün pek yeri yok...
ona hâlâ aşık olduğumu bir kez daha -dibe dalındığında insanı, en genç, en diri balığın çarpıp geçişi gibi- duydum, ben'imin varolan tüm hücrelerinde.
1925/ 2009 yılları arasında yaşamış türk yazar nezihe meriç imzalı eser;
öykü türünde yer almakta iken 1998 yılında yayınlanmıştır.
•yandırma
• bir yunus
• kadın aşk deniz
•çiçek balı
•balıklar da acı çeker
•ünlemleri kökertmek
•oya olmak üzere toplam 7 öyküden oluşmaktadır.
yandırma adlı kitapla aynı adı taşıyan öyküde aşk ve sevgi gibi konular karakterlerin yaşamlarındaki gelişmeler üzerinden anlatılıyor, bazı cümlelerini iyi bulmam dışında beni etkileyen bir öykü olmadı.
yunus adlı öykü de benim için etkisi olmayan bir öyküydü, sen ne anlatıyon be abla, gözünü seveyim be abi diye diye okuduğum bir öyküydü, pek ısınabildiğim söylenemez, yazarın öyküde akışın dışına çıktığı ve öyküyü böldüğü bir öykü olduğunu da belirtmek gerekebilir, yine ilişkiler üzerine bir öyküydü denilebilir.
oya adlı öyküde ise 3.5 yaşında oya adlı küçük bir kız çocuğunun annesiyle birlikte bir gününden bir an anlatılıyor, küçük olmasına rağmen bir çocuğu sevmek istemesi ve yaptığı şirinlikler ile öykümüzün sonuna doğru yaklaşıyoruz.
etkileyici bir yanı olmayan bir öyküydü.
kadın aşk deniz öyküsü ise kitaba dair en iyi ve en can alıcı bulduğum öykü oldu, hayatının aşkını yıllar sonra yeniden görmenin duygusunu yansıtan bir öyküydü,
en yüreğe dokunan öykü bu oldu benim için.
aşk, bağ, sevgi, hatırlama gibi konular üzerine düşündüren, etkileyen bir öyküydü.
kitap hakkında kişisel fikirlerime geçiyorum;
bazı öykülerini sıradan bulsam da yazarın anlatımını iyi bulduğum bir kitaptı,
hayatın içinden geçip giden ve önem verilmeyen anların aslında ne kadar da hatırda kalıcı, kişiyi yaralayan anlar olabileceğini hatırlatan öykülerdi benim için, aşka, ayrılığa dair düşündüren, etkileyen bir yanı olan öyküleri iyi buldum.
kitaptan seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

benim de istediğim bir şey yok. ben ona sevdalandım sadece. ölene dek ben onu çıkaramam yüreğimden. benim ondan başka kimsem yok bu dünyada. bir ona, onun insanlığına inanırım. bir de sevdasına.
kimsesiz değil artık.
yazılmak isteyen bu "önce'ler.
belki, günün birinde "sonra'lar da yazılabilir.
geçmişte kalan anılar, masala dönüşüyor.
yaşam dediğin de nedir ki zaten...
o daima kapalı, gizemli biri oldu benim için.
belki bu yüzden hep aşkım olarak kaldı.
beni seviyor/muy/du?
en uzun, en sevgili öpüşmelerimizde, can cana seviştiğimiz, yürek yürek üstünde bir ben olduğumuz zamanlarda bile bunu anlayamadım.
başlayan herhangi bir gündür.
o benim için hep kapalı, gizemli bir adam oldu. büyüsü hiç bozulmayan.
çekip gidişi bile.
bu şimdiyi kurmak, geleceği kurtarmak mı oluyor?
tam bilemiyorum.
bizim aşkımız, hep gündeliğin dışında, hep erişilmezmiş gibi bir duygu yarattı ikimizin arasında.
ben, bir ev istedim.
onun ne istediğini hiç bilemedim.
ondan ayrılmak karanlık demekti.
o, aşk denilen duyguydu benim için.
gözyaşları çok sonra gelmişti.
eksik olan neydi? bende olmayan, benim beceremediğim, akıl edemediğim.
şey, o şey neydi acaba?
şöyle de söylenebilir, o kızda bende olmayan ne vardı da, onu kendine böyle bağladı. bunca yıldır mutlu oldular.
"mutlu"yu çiziyorum. bu öyküde mutluluk sözünün pek yeri yok...
ona hâlâ aşık olduğumu bir kez daha -dibe dalındığında insanı, en genç, en diri balığın çarpıp geçişi gibi- duydum, ben'imin varolan tüm hücrelerinde.
devamını gör...
sorunlara bulunan çözümler
devamını gör...



