zaman tüneli
elveda haziran
sarah jio’nun duygusal ve içsel bir yolculuğu anlatan romanı… new york’ta yoğun ve yalnız bir hayat süren june andersen’in, vefat eden halasından miras kalan seattle’daki bir kitabevi sayesinde geçmişiyle yüzleşmesini konu alır. kitabevinde bulduğu mektuplar, june’un hem ailesiyle ilgili sırları hem de kendi iç dünyasını keşfetmesine yol açar.
elveda haziran romanında büyükşehir yaşamından daha sakin bir hayata geçiş, june andersen’in içsel dönüşümünü yansıtan önemli bir unsur. new york’ta geçen yaşamı hızlı, yoğun ve streslidir; iş hayatı merkezde yer alırken duygusal bağlar zayıflamış, yalnızlık duygusu artmıştır. zamanın sürekli yarış hâlinde aktığı bu şehirde june, kendine ve geçmişine yabancılaşmıştır. seattle’daki kitabevine gelişiyle birlikte ise hayatın temposu yavaşlar, insan ilişkileri daha sıcak ve samimi bir hâl alır. küçük şehir ortamı, doğa ve anılar june’un kendini dinlemesine, geçmişiyle yüzleşmesine ve duygusal olarak iyileşmesine imkân tanır. böylece romanda büyükşehirden taşraya geçiş, yalnızca mekânsal bir değişim değil; maddi başarıdan manevi huzura yönelen ruhsal bir dönüşümün simgesi olarak ele alınır.
romanın kahramanıyla kendim arasında bazı konularda benzerlik görüyorum. ben de büyükşehirde stresli bir iş temposu içinde yaşıyordum ve bu yoğunluk zaman içinde beni yoruyordu. bu yüzden bir gün her şeyi geride bırakıp küçük bir kafesi olan bir kitapçı açma hayali bana çok yakın geliyordu. bu hayal, benim için daha sakin, huzurlu ve kendime ait bir yaşam isteğini temsil ediyordu belki de. dili geçmiş zamanda anlatıyorum çünkü artık megakentlerin keşmekeşliği hayatımda yok. tabi kitapçı da yok ama kısmet…
keyifli bir roman, sarah jio tarzını sevenlere tavsiye olunur…
not: neden sürekli sarah jio kitaplarını yorumladığımı merak ediyorsanız söyleyeyim; bazı dönemlerde tek bir yazarın okumadığım tüm kitaplarını listeme alıyorum ve yazar yazar okuma yapıyorum.
elveda haziran romanında büyükşehir yaşamından daha sakin bir hayata geçiş, june andersen’in içsel dönüşümünü yansıtan önemli bir unsur. new york’ta geçen yaşamı hızlı, yoğun ve streslidir; iş hayatı merkezde yer alırken duygusal bağlar zayıflamış, yalnızlık duygusu artmıştır. zamanın sürekli yarış hâlinde aktığı bu şehirde june, kendine ve geçmişine yabancılaşmıştır. seattle’daki kitabevine gelişiyle birlikte ise hayatın temposu yavaşlar, insan ilişkileri daha sıcak ve samimi bir hâl alır. küçük şehir ortamı, doğa ve anılar june’un kendini dinlemesine, geçmişiyle yüzleşmesine ve duygusal olarak iyileşmesine imkân tanır. böylece romanda büyükşehirden taşraya geçiş, yalnızca mekânsal bir değişim değil; maddi başarıdan manevi huzura yönelen ruhsal bir dönüşümün simgesi olarak ele alınır.
romanın kahramanıyla kendim arasında bazı konularda benzerlik görüyorum. ben de büyükşehirde stresli bir iş temposu içinde yaşıyordum ve bu yoğunluk zaman içinde beni yoruyordu. bu yüzden bir gün her şeyi geride bırakıp küçük bir kafesi olan bir kitapçı açma hayali bana çok yakın geliyordu. bu hayal, benim için daha sakin, huzurlu ve kendime ait bir yaşam isteğini temsil ediyordu belki de. dili geçmiş zamanda anlatıyorum çünkü artık megakentlerin keşmekeşliği hayatımda yok. tabi kitapçı da yok ama kısmet…
keyifli bir roman, sarah jio tarzını sevenlere tavsiye olunur…
not: neden sürekli sarah jio kitaplarını yorumladığımı merak ediyorsanız söyleyeyim; bazı dönemlerde tek bir yazarın okumadığım tüm kitaplarını listeme alıyorum ve yazar yazar okuma yapıyorum.
devamını gör...
ulus
gece eskortların önünüze çıkıp seks teklif ettiği yerdir. yunus polisler her yerdedir. abla ahın gitmiş vahın kalmış geçmiş karşıma görüşelim diyor yarım türkçesiyle hey allahım ya.
devamını gör...
eminönü
istanbul’a gelindiğinde uğramadan dönülürse o seyahati eksik sayarım.
devamını gör...
sözlükte bütün gün aktif olup hiç entry yazmayan tip
kendine faydasını olmadığını bilen yazardır pardon üyedir. kendine faydası olsa burayada birşeyler yazardı.
devamını gör...
dirisinden çok ölüsüne önem verilen insan
var böyle bir şey. bir tane adam öldürülüyor tak yardım toplanılıyor hemen.
edit: bizim burada yaşandı. sözlükle alakalı değil yani.
edit: bizim burada yaşandı. sözlükle alakalı değil yani.
devamını gör...
menzil cemaatinin izmir'deki toplu tövbe seansı
valla senyör, izmir zamanında yunanı denize dökmüş, altı bezli menzilcileri mi dökemeyecekmiş? asıl ben buna gülerim.
yüzme öğrenmelerini ben de tavsiye ederim.
yüzme öğrenmelerini ben de tavsiye ederim.
devamını gör...
biten şampuan kutusuna su ekleyen insan
ebru sabun kullanırım. şampuanla uğraşamam.
devamını gör...
geceye bir 45'lik bırak
devamını gör...
rakı masasında sela okuyan mhp li
tedariksiz aptes bozan d*mala d*mala taş ararmış.
devamını gör...
eminönü
buraya gelince yapılacaklar;
-eve dönmek
-eve dönmek
devamını gör...
menzil cemaatinin izmir'deki toplu tövbe seansı
menzili yada herhangi bir tarikata cemaate vs dahil değilim sevmemde ama #3856338 bu entrye kahkaha attım. izmir boş tenekedir arkadaşlar. sâfi boş kuru slogandan ibarettir.
aman boşver ayranımız dökülmesin tadımız kaçmasın bey diyenlerin memlektidir.
aman boşver ayranımız dökülmesin tadımız kaçmasın bey diyenlerin memlektidir.
devamını gör...
yaşınızı söylemeden açıklayın
nedir bu erkeklerin çektiği be.
devamını gör...
geceye bir 45'lik bırak
devamını gör...
galatasaray'ın şampiyonluğu hak etmemesi
katılıyorum bu sefer zaten istemiyorlar gibi
devamını gör...
biten şampuan kutusuna su ekleyen insan
günü kurtarma davranışı
devamını gör...
şırdan yerine yenilebilecek şeyler
şırdan bu ülkenin hindistan’a bakan yüzüdür. yerini etle otla doldurmak mümkün değildir. ikamesi yok, belki insan? bunu yiyen insan da yer zaten.
ben iki tür insandan korkarım; sakatat yiyen ve umumi tuvalete girebilen.
ben iki tür insandan korkarım; sakatat yiyen ve umumi tuvalete girebilen.
devamını gör...

