zaman tüneli
rizzoli and isles
kitap serisini okumadım.
diziye de yeni başlayacağım.
önyargılıyım. pozitif manada.
105 bölüm, vira bismillah.
diziye de yeni başlayacağım.
önyargılıyım. pozitif manada.
105 bölüm, vira bismillah.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
gitme o güzel geceye usulca
gitme o güzel geceye usulca
ihtiyarlık yanmalı ve susmalı günün bitiminde;
öfkelen, öfkelen ışığın ölümü karşısında.
sona gelmiş akıllı adamlar karanlıktan emin olmalarına rağmen ,
sözleri şimşek çaktırmamış olduğu içindir ki onlar
gitmezler o güzel geceye usulca.
iyi insanlar, son defa çarparlar kıyıya, öylesine yürekten bağırarak
faydasız uğraşları yeşil bir koyda dans ediyor olsa da,
öfkelenirler, öfkelenirler ışığın ölümü karşısında.
ve onun yolunda yas tuttuklarını çok geç öğrenen,
güneşi uçarken yakalamış olan vahşi insanlar,
gitmezler o güzel geceye usulca.
kör gözlerin göktaşı gibi alevlenip şenlenebildiğini
körleştiren bir görme gücüyle gören ölümün kıyısındaki kasvetli adamlar
öfkelenirler, öfkelenirler ışığın ölümü karşısında.
ve sen, benim babam, hüzünlü tepede, orada
yalvarırım, şimdi lanetle ya da kutsa beni kızgın göz yaşlarınla.
gitme o güzel geceye usulca.
öfkelen, öfkelen ışığın ölümü karşısında.
dylan thomas - 1947
devamını gör...
çalışan kadın isteyen erkeğin garipsenmesi
istanbul veya ankara'da ortalama bir evin kirası 40-50 bin lirayken bir erkeğin tek başına 3-4 kişiyi geçindirebilecek gelire sahip olmasını nasıl bekliyorlar anlamıyorum. doktor maaşı bile zar zor yeter muhtemelen.
devamını gör...
türk korsanları
abdullah ziya kozanoğlunun, barbaros hayreddin paşa, oruç reis, turgut reis gibi akdeniz coğrafyasına damga vurmuş türk korsanlarının maceralarını (biraz da çılgınlıklarını) anlattığı keyifli öykülerden oluşan kitabıdır.
devamını gör...
bilimin temel ilkeleri
faşizmler, fetişizmler havada uçuşuyor.. ne için.?
bilime güvenmeyin diyemenin zavallı çaresizliği yüzünden.. yazık..
(doğru ile yanlış; iyi ile kötü arasında tarafsız kalmanın sanki mümkün ve doğru olduğuna inandırmak uğruna hemde.)
bilime güvenmeyin diyemenin zavallı çaresizliği yüzünden.. yazık..
(doğru ile yanlış; iyi ile kötü arasında tarafsız kalmanın sanki mümkün ve doğru olduğuna inandırmak uğruna hemde.)
devamını gör...
celal'den bunları duymak
mutlu etmiştir.
buradan
buradan
devamını gör...
mantık
eskiden felsefe dersinin içinde öğretiliyordu diye hatırlıyorum. ya da beynim beni aldatıyor da olabilir.
yalnız hababam sınıfı filminde, inek saban'a bir felsefe sözlüsünde;
"söyle bakalım şaban, ineklerde mantık var mıdır?" suali soruluyordu.
bana kalırsa felsefeden ziyade matematiğin konusu olmalı.. neyse, mantığım şaşmaya başladı yine..
yalnız hababam sınıfı filminde, inek saban'a bir felsefe sözlüsünde;
"söyle bakalım şaban, ineklerde mantık var mıdır?" suali soruluyordu.
bana kalırsa felsefeden ziyade matematiğin konusu olmalı.. neyse, mantığım şaşmaya başladı yine..
devamını gör...
erdoğan gitsin diye hırsıza oy vermek
mevcut muhalefete oy vermek değildir. akp rejiminin sigortası mevcut muhalefettir.
devamını gör...
erdoğan gitsin diye hırsıza oy vermek
''yılan kendi eğrisini görmez deveye boynun eğri dermiş.'' ortada bu kadar yolsuzluk adaletsizlik liyakatsızlık varken aklı selim olanlar kime oy vereceğini sana sormadan da bilir.
devamını gör...
dinci vs bilimci
bilimden anladığınız nedir bilemem de.. galile ile engizisyon arasında, güya tarafsız kaldığı iddiası ile ödlek tutumu marifet saymak, asıl avanaklık değilse, tüm bildiklerinizi gözden geçirmeniz gerekir.. (tabii kavrayıp gözden geçirecek vasıfta iseniz.)
devamını gör...
ivanov
1987'de yazılan ve 1889'da tekrar düzenlenen erken dönem anton çehov oyunudur ve tüm dünyada bilinen "çehovyen" ruh halinin ilk örneğidir.
taşra rusyası’nda yaşayan nikolay ivanov’un ruhsal çöküşünü merkezine alır. borçlar, evlilikte tükenmişlik, toplumsal beklentiler ve kişisel anlamsızlık duygusu, ivanov’un iç dünyasında ağır bir sis gibi dolaşır. ne bir trajedi kahramanı kadar görkemlidir ne de bir komedi karakteri kadar hafif; sıradanlığıyla yorucu ve gerçekçidir.
ivanov’un karısı anna’nın hastalığı, genç saşa’nın ona duyduğu umut dolu aşk, çevredeki karakterlerin ahlaki yargıları ve ikiyüzlü merhameti; bireyin yalnızca dış koşullarla değil, kendi vicdanıyla da boğuştuğunu ele alır. çehov burada “kötü insan” yaratmaz; yorgun, tükenmiş ve ne hissettiğini bile tam olarak adlandıramayan bir insan çizer.
bu oyunda ivanov ile ingiliz yazar william shakespeare'nin karakteri hamlet arasında ince bir ilişki vardır. bir kesinliği olmamakla birlikte; çehov, ivanov karakterini, harekete geçme konusundaki eylemsizlik bakımından hamlet'ten esinlenerek yazmış gibidir. yine de ivanov, hamlet'e göre aksiyon bakımından daha yavaş, hatta sıfır noktasında kalan bir durumdadır. oyunun draması ve gerginliği önemli ölçüde bu sakinlikten gelir.
aslında çehov'un, oyunlarını yazarken shakespeare'dan etkilendiğini ve shakespeare oyunlarına, özellikle hamlet'e bir selam çaktığını görebileceğimiz tek oyun değildir ivanov. martı oyununda da yer verilen hamlet alıntıları, metnin bütünündeki "oyun içinde oyun" örgüsü de yine hamlet'e bir atıf olarak okunabilir. zira "oyun içinde oyun" kurgusu en bilinen şekliyle hamlet oyununda yer alır. bu da bana çehov'un, shakespeare'a ciddi saygı duyduğu ve etkilendiği izlenimini veriyor.
taşra rusyası’nda yaşayan nikolay ivanov’un ruhsal çöküşünü merkezine alır. borçlar, evlilikte tükenmişlik, toplumsal beklentiler ve kişisel anlamsızlık duygusu, ivanov’un iç dünyasında ağır bir sis gibi dolaşır. ne bir trajedi kahramanı kadar görkemlidir ne de bir komedi karakteri kadar hafif; sıradanlığıyla yorucu ve gerçekçidir.
ivanov’un karısı anna’nın hastalığı, genç saşa’nın ona duyduğu umut dolu aşk, çevredeki karakterlerin ahlaki yargıları ve ikiyüzlü merhameti; bireyin yalnızca dış koşullarla değil, kendi vicdanıyla da boğuştuğunu ele alır. çehov burada “kötü insan” yaratmaz; yorgun, tükenmiş ve ne hissettiğini bile tam olarak adlandıramayan bir insan çizer.
bu oyunda ivanov ile ingiliz yazar william shakespeare'nin karakteri hamlet arasında ince bir ilişki vardır. bir kesinliği olmamakla birlikte; çehov, ivanov karakterini, harekete geçme konusundaki eylemsizlik bakımından hamlet'ten esinlenerek yazmış gibidir. yine de ivanov, hamlet'e göre aksiyon bakımından daha yavaş, hatta sıfır noktasında kalan bir durumdadır. oyunun draması ve gerginliği önemli ölçüde bu sakinlikten gelir.
aslında çehov'un, oyunlarını yazarken shakespeare'dan etkilendiğini ve shakespeare oyunlarına, özellikle hamlet'e bir selam çaktığını görebileceğimiz tek oyun değildir ivanov. martı oyununda da yer verilen hamlet alıntıları, metnin bütünündeki "oyun içinde oyun" örgüsü de yine hamlet'e bir atıf olarak okunabilir. zira "oyun içinde oyun" kurgusu en bilinen şekliyle hamlet oyununda yer alır. bu da bana çehov'un, shakespeare'a ciddi saygı duyduğu ve etkilendiği izlenimini veriyor.
devamını gör...
whatsapp'ta sürekli sesli mesaj atan arkadaş
onun ben ta... vardı bir tane müsait misin dedim? değilmiş sunturlu bir sövüp ses attım bir daha atmadı.
devamını gör...
whatsapp'ta sürekli sesli mesaj atan arkadaş
ben direkt arıyorum. eğer yazmaya zamanım yoksa sesli mesaj doldur göndere de zamanım olmuyor.
devamını gör...
pervin buldan
pkk'lı bir teröristtir. türk siyasetinde adı geçmesi mide bulandırıcıdır.
devamını gör...
mefisto kulübü
mefisto kulübü, boston’da geçen bir polisiye ve gerilim romanıdır ve yazar tess gerritsen’in popüler rizzoli & ısles serisinin altıncı kitabıdır.
hikâye, noel arifesinde boston’da bir genç kadının korkunç bir şekilde öldürülmesiyle başlar: cesedin yanında kanla yazılmış “peccavı” (latince “günah işledim”) kelimesi bulunur. bu sembolik cinayet, dedektif jane rizzoli ve adli tıp uzmanı dr. maura ısles’i sıradışı bir davanın içine çeker.
araştırmaları onları, kötülüğün doğasını bilimsel ve mistik açıdan inceleyen gizemli bir topluluk olan “mefisto kulübü” ile ilişkilendirir. kulüp üyeleri şeytanın ve iblislerin gerçekten var olduğunu, insan biçiminde dolaştığını ve dünyada suç işlediğini savunur. bu teori, polislerin mantıksal ve bilimsel yaklaşımıyla çatışır.
olaylar ilerledikçe seri cinayetler, eski semboller, gizemli ipuçları ve doğaüstü olasılıklar ortaya çıkar. rizzoli ve ısles hem fiziksel hem de psikolojik olarak en zor vakalarından biriyle yüzleşir. sonunda cinayetlerin arkasındaki gerçeğe ulaşmak için hem zekalarını hem inançlarını sorgulamak zorunda kalırlar.
bir parantez de kitabın yazarına açmak istiyorum. tess gerritsen, yıllarca doktor olarak çalışmış bir iç hastalıkları uzmanıdır ve bu deneyimi romanlarına doğrudan yansır. özellikle rizzoli & ısles serisi ve mefisto kulübü gibi gerilim romanlarında, adli tıp, otopsi, cinayet sahneleri ve tıbbi prosedürler büyük bir doğrulukla anlatılır. gerritsen’in tıbbi bilgisi, karakterlerinin mesleki davranışlarını ve olaylara yaklaşımını inandırıcı kılar; örneğin dr. maura ısles’in adli tıp analizleri, bir doktorun bakış açısıyla detaylı ve gerçekçidir. ayrıca ölüm, yaralanma ve hastalık gibi temaları işleyişi, gerilimi artırırken okuyucuya hem psikolojik hem de fiziksel bir gerçeklik hissi verir. böylece gerritsen’in tıp geçmişi, romanlarını sadece polisiye değil, aynı zamanda bilimsel ve dramatik açıdan da etkileyici kılar. benim en sevdiğim yazarlar arasında yer alır.
rizzoli & ısles serisini ve dizisini sevenlere tavsiye ederim.
hikâye, noel arifesinde boston’da bir genç kadının korkunç bir şekilde öldürülmesiyle başlar: cesedin yanında kanla yazılmış “peccavı” (latince “günah işledim”) kelimesi bulunur. bu sembolik cinayet, dedektif jane rizzoli ve adli tıp uzmanı dr. maura ısles’i sıradışı bir davanın içine çeker.
araştırmaları onları, kötülüğün doğasını bilimsel ve mistik açıdan inceleyen gizemli bir topluluk olan “mefisto kulübü” ile ilişkilendirir. kulüp üyeleri şeytanın ve iblislerin gerçekten var olduğunu, insan biçiminde dolaştığını ve dünyada suç işlediğini savunur. bu teori, polislerin mantıksal ve bilimsel yaklaşımıyla çatışır.
olaylar ilerledikçe seri cinayetler, eski semboller, gizemli ipuçları ve doğaüstü olasılıklar ortaya çıkar. rizzoli ve ısles hem fiziksel hem de psikolojik olarak en zor vakalarından biriyle yüzleşir. sonunda cinayetlerin arkasındaki gerçeğe ulaşmak için hem zekalarını hem inançlarını sorgulamak zorunda kalırlar.
bir parantez de kitabın yazarına açmak istiyorum. tess gerritsen, yıllarca doktor olarak çalışmış bir iç hastalıkları uzmanıdır ve bu deneyimi romanlarına doğrudan yansır. özellikle rizzoli & ısles serisi ve mefisto kulübü gibi gerilim romanlarında, adli tıp, otopsi, cinayet sahneleri ve tıbbi prosedürler büyük bir doğrulukla anlatılır. gerritsen’in tıbbi bilgisi, karakterlerinin mesleki davranışlarını ve olaylara yaklaşımını inandırıcı kılar; örneğin dr. maura ısles’in adli tıp analizleri, bir doktorun bakış açısıyla detaylı ve gerçekçidir. ayrıca ölüm, yaralanma ve hastalık gibi temaları işleyişi, gerilimi artırırken okuyucuya hem psikolojik hem de fiziksel bir gerçeklik hissi verir. böylece gerritsen’in tıp geçmişi, romanlarını sadece polisiye değil, aynı zamanda bilimsel ve dramatik açıdan da etkileyici kılar. benim en sevdiğim yazarlar arasında yer alır.
rizzoli & ısles serisini ve dizisini sevenlere tavsiye ederim.
devamını gör...
dinci vs bilimci
nihat hatipoğlu vs çağrı mert bakırcı.
adnan oktar vs charles darwin.
adnan oktar vs charles darwin.
devamını gör...
umutsuzluk
ekrandan sözlüğe baktıkça kapıldığım his. abi tamam yemin ederim en çok sen biliyorsun. tamam onu ona demedin aslında vallahi sensin ya, sal beni. bir de ahaa bakın nasıl da haklıyım diye örneklemiş. puff çok sıkıcıydı.
devamını gör...
pervin buldan
apoyla birlikte bahçelinin ve tayyibin kankisidir.
devamını gör...

