zaman tüneli
erdal bakkal vs yoldaş bakkal
dükkanda kamera yoksa gerisi mühim değil .
devamını gör...
erdal bakkal vs yoldaş bakkal
bizim tek bakkalımız var o da erdal bakkaldır.
devamını gör...
bana ne ya bana taşı koy dediler koydum
benim zekam eksi bir beş yüz, ben düşünmem, sorgulamam, herhangi bir karar sorumluluğu alamam, bir nevi robot gibiyimdir, ekmeğimi suyumu eksik koymayın yeter şeklinde bir ot gibi karakter sahibi insan söylemi olarak da düşünebiliriz.
nefretim.
nefretim.
devamını gör...
normal sözlük'ün 30 yaş üstü yazar kaynaması
liseli ergen kaynamasından iyidir.
devamını gör...
zihinde yer etmiş anonslar
nekst steyşın iz alpaslan.
devamını gör...
dolandırıcı belirtileri
birisi size laiklik türkçülük devletçilik kamalizm atam gazim gibi sözler ile yaklaşıyorsa bilin o dolandırıcıdır.
devamını gör...
kuaförlerin biraz şey olması
#3864271 hanım kardeşimizin derdine bak. bacım, bize erkek kuaföründe recep ivedik'teki nurullah abi gibi adamlar sağlı, sollu değdiriyorlar. bir de üstüne para veriyoruz.
devamını gör...
tavsiye
dilencisinden ceosuna, cahilinden alimine cümle alemin uzman olduğu konu. herkes birilerine bir şeyleri tavsiye etmeye bayılır da kimse içindeki çirkinliği, çirkefliği, pisliği tasfiye etmez.
devamını gör...
bana ne ya bana taşı koy dediler koydum
iş hayatında çok işe yarayabilecek bir replik.
devamını gör...
kuaförlerin biraz şey olması
bir önceki kuaförün saçıma verdiği şekil beni yaşımdan çok daha büyük gösterdiği için daha iyi olduğunu düşündüğüm bir kuaföre gittim.
"saçımı 40 lı yaş kadını gibi kesti bi önceki kuaför" cümlesini kuruverdim anlık.
o da "neden 40 lı yaş kadınları nasıl ki?" dedi.
anlatmaya çalıştığım şeyi anlattım ama bana çoktan kinlenmişti, artık çok geçti.
kuaförden çıktığımda olduğum yaştan 10 yaş daha büyük görünüyordum. kadın diğer kuaförün hatasını 2 ye katladı.
"saçımı 40 lı yaş kadını gibi kesti bi önceki kuaför" cümlesini kuruverdim anlık.
o da "neden 40 lı yaş kadınları nasıl ki?" dedi.
anlatmaya çalıştığım şeyi anlattım ama bana çoktan kinlenmişti, artık çok geçti.
kuaförden çıktığımda olduğum yaştan 10 yaş daha büyük görünüyordum. kadın diğer kuaförün hatasını 2 ye katladı.
devamını gör...
hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları
tahsil hayatımı sonlandırınca hayallerimi süsleyen bugatti la voiture noire'yi satın almak için söz verdiği üzere babamla beraber oto galeriye gittik. gerek cüzdanındaki gerek banka hesaplarındaki meblağın yetersiz kalması sonucu boynumuzu büküp bizi kederli gözlerle izleyen galericinin yanından altımıza bir adet rolls royce sweptail çekerek ayrıldık. ne zaman aklıma gelse boğazımda bir şeyler düğümlenir. yazarken bile kötü oldum şerefsizim. allah cc kimseyi garibanlıkla sınamasın.
devamını gör...
mutlu olmak için yapılması gerekenler
başkalarının yüklerini üzerinizden atmak. telefondan 10 gb gereksiz verinin silinmesi gibi bir rahatlık veriyor.
devamını gör...
kuaförlerin biraz şey olması
değdirmeli 300
değdirmesiz 500
değdirmesiz 500
devamını gör...
iş mülakatlarında sorulan sinir sorulara cevaplar
x : duvarın rengi ne ?
y: vatanım için hangisi hayırlı olucaksa onu kurtarırım efendim .
y: ne diyorsun oğlum ?
x: kayıkta 3 kişi varya .
y: vatanım için hangisi hayırlı olucaksa onu kurtarırım efendim .
y: ne diyorsun oğlum ?
x: kayıkta 3 kişi varya .
devamını gör...
iş mülakatlarında sorulan sinir sorulara cevaplar
soran: bu işe talip olmanızdaki amacınız?
aday: kendimi geliştirmek.
soran: bundan şirketin kazancı ne?
aday: ben geliştikçe şirkete katkım artacak.
soran: hhhıııımmmm
aday: kendimi geliştirmek.
soran: bundan şirketin kazancı ne?
aday: ben geliştikçe şirkete katkım artacak.
soran: hhhıııımmmm
devamını gör...
kuaförlerin biraz şey olması
hayatımda üçüncü defa kuaföre kaşlarımı aldırmaya gittim bugün.
normalde kendim alsam da ulan dedim bir değişiklik olsun, bir bildikleri vardır dedim.
dedim.
dedim.
ve gittiğim kuafördeki abla sağ olsun önce gözlerimin güzelliğini övdü, sonra maşallah ne güzel kızsın falanlar derken 'ama sanki biraz kilo mu vermen lazım ne ahaha' diyerek o nokta atışını yapmış oldu.
'sonrasında da bakman lazım kendine, genç kızsın sonuçta' cümlesini de ekleyince kalkıp kaçasım geldi fakat kaşlarımın o ablanın elinde olduğunu hatırladım.
ya neden böylesiniz sayın kuaför ablalar, gerçekten anlamıyorum.
işini yap ve diktir olup gideyim , çok mu şey istiyorum lan ben.
bir dahakinde kendisini göbeğimle boğmayı düşünüyorum hayırlısıyla.
normalde kendim alsam da ulan dedim bir değişiklik olsun, bir bildikleri vardır dedim.
dedim.
dedim.
ve gittiğim kuafördeki abla sağ olsun önce gözlerimin güzelliğini övdü, sonra maşallah ne güzel kızsın falanlar derken 'ama sanki biraz kilo mu vermen lazım ne ahaha' diyerek o nokta atışını yapmış oldu.
'sonrasında da bakman lazım kendine, genç kızsın sonuçta' cümlesini de ekleyince kalkıp kaçasım geldi fakat kaşlarımın o ablanın elinde olduğunu hatırladım.
ya neden böylesiniz sayın kuaför ablalar, gerçekten anlamıyorum.
işini yap ve diktir olup gideyim , çok mu şey istiyorum lan ben.
bir dahakinde kendisini göbeğimle boğmayı düşünüyorum hayırlısıyla.
devamını gör...
csutora - şahsiyetli bir köpeğin hikayesi
sándor márai’nin, yer yer güldüren; güldürürken de alttan alta kötü bir şeyler olacağı hissini veren ve nihayetinde hüznün ağır bastığı 180 sayfalık romanı.
yazar aslında en çok "işin aslı judit ve sonrası" romanıyla tanınıyor; fakat ben onun dünyasına bu kitapla girmeyi tercih ettim ve çok da sevdim. özellikle sınıfları yerin dibine sokan anlatısını, insanın egemenlik kurma güdüsünü ustalıkla alaşağı edişini.
hikâye kısaca şöyle: yazar olan burjuva bir adam, karısına noel hediyesi olarak bir yavru köpek alır. köpek başta herkesin gönlünü kazanır; üstelik cins olması da önemlidir ve ev halkı onun bir puli olduğunu düşünür. ancak köpek büyüdükçe ve eve girip çıkan insanlar arttıkça, csutora’nın safkan bir puli olmadığı anlaşılır. bu fark edilişle birlikte ev halkının köpeğe bakışı da başkalaşır. csutora ise evcilleştirilmeye, yola getirilmeye öyle bir direnç gösterir ki, işler giderek kontrolden çıkar.
bu noktadan sonra yaşanan çatışmalı ve gerilimli süreç okuru fazlasıyla sarsıyor. evcil hayvanları olan, her canlıya sonsuz merhametle yaklaşmaya çalışan biri olarak okurken gözyaşlarımı tutamadım; hatta çok ağladım. kitabı bitirmemin üzerinden epey zaman geçti ama kalbim hâlâ csutora için buruk.
bu küçücük roman, her türlü ilişkiye dair şu soruları düşündürüyor: “bir şeyi sevmek mi?”, “ona egemen olmak mı?”; “onu özgür bırakmak mı?”, "onu yola getirmek mi?”.

not: sokak hayvanlarına dair yaşadığımız bu süreci düşündüğümüzde, hassas okurlar için zorlayıcı bir metin olduğunu söylemem gerek. buradan vahşice katledilen tüm sokak hayvanlarını, gönlümdeki ağır bir yükle anmak istiyorum.
yazar aslında en çok "işin aslı judit ve sonrası" romanıyla tanınıyor; fakat ben onun dünyasına bu kitapla girmeyi tercih ettim ve çok da sevdim. özellikle sınıfları yerin dibine sokan anlatısını, insanın egemenlik kurma güdüsünü ustalıkla alaşağı edişini.
hikâye kısaca şöyle: yazar olan burjuva bir adam, karısına noel hediyesi olarak bir yavru köpek alır. köpek başta herkesin gönlünü kazanır; üstelik cins olması da önemlidir ve ev halkı onun bir puli olduğunu düşünür. ancak köpek büyüdükçe ve eve girip çıkan insanlar arttıkça, csutora’nın safkan bir puli olmadığı anlaşılır. bu fark edilişle birlikte ev halkının köpeğe bakışı da başkalaşır. csutora ise evcilleştirilmeye, yola getirilmeye öyle bir direnç gösterir ki, işler giderek kontrolden çıkar.
bu noktadan sonra yaşanan çatışmalı ve gerilimli süreç okuru fazlasıyla sarsıyor. evcil hayvanları olan, her canlıya sonsuz merhametle yaklaşmaya çalışan biri olarak okurken gözyaşlarımı tutamadım; hatta çok ağladım. kitabı bitirmemin üzerinden epey zaman geçti ama kalbim hâlâ csutora için buruk.
bu küçücük roman, her türlü ilişkiye dair şu soruları düşündürüyor: “bir şeyi sevmek mi?”, “ona egemen olmak mı?”; “onu özgür bırakmak mı?”, "onu yola getirmek mi?”.

not: sokak hayvanlarına dair yaşadığımız bu süreci düşündüğümüzde, hassas okurlar için zorlayıcı bir metin olduğunu söylemem gerek. buradan vahşice katledilen tüm sokak hayvanlarını, gönlümdeki ağır bir yükle anmak istiyorum.
devamını gör...
ali ekber çiçek
anneme göre uzaktan akrabamız olan ama vefat etmeden önce hiç karşılaşamadığım, türk halk müziğinin ustalarından olan sanatçı.
haydar haydar adlı eseriyle ölümsüzlük kazanmıştır.
haydar haydar adlı eseriyle ölümsüzlük kazanmıştır.
devamını gör...

