zaman tüneli
son bir sigara içeyimden sonra içilen son sigara
zalım sigara beni bırakmamak için kahveyi de kafalamış.
kahrolsun kafein toleransı.
kahrolsun kafein toleransı.
devamını gör...
daday
devamını gör...
oblomov
bir ivan aleksandroviç gonçarov kitabıdır.
benim için yeri her zaman ayrı olan ve zaman içinde birkaç kere okuduğum romanlar vardır. bu roman da onlardan biridir. dövmelerle vücudumu dünya edebiyatı tarihine dönüştürme yolunda olduğum için oblomov ile ilgili bir dövme yaptırmayı da düşünüp sonra vazgeçmiştim. yani roman en sevdiklerim arasındadır ama zirvede değil benim için yine de.
zengin bir aristokrat olan oblomov tembel bir adamdır. aslında zihnen pek öyle tembel olduğu söylenemez ama düşündüklerini icraata dökecek enerjisi hiçbir zaman olmamıştır.
zahar bence bu roman içinde en az oblomov kadar büyük bir yer tutar. zahar o kadar derin bir karakterdir ki her türlü karanlık ve kirli işe bulaşmış olsa da, denk geldiği bütün bozuk paraları cebine atsa da, uşaklığını yaptığı oblomov hakkında ileri geri konuşmak için her fırsatı değerlendirse de efendisi için ölmesi gerekse bir dakika bile düşünmeden yapar bunu.
oblomov büyük bir adamdır benim gözümde. fikir adamıdır. aşık olduğu zaman ise benliğinin dışına çıkabilecek kadar irade sahibidir.
her zaman en sevdiğim kitaplardan biri olarak kalacak olan nefis bir romandır.
benim için yeri her zaman ayrı olan ve zaman içinde birkaç kere okuduğum romanlar vardır. bu roman da onlardan biridir. dövmelerle vücudumu dünya edebiyatı tarihine dönüştürme yolunda olduğum için oblomov ile ilgili bir dövme yaptırmayı da düşünüp sonra vazgeçmiştim. yani roman en sevdiklerim arasındadır ama zirvede değil benim için yine de.
zengin bir aristokrat olan oblomov tembel bir adamdır. aslında zihnen pek öyle tembel olduğu söylenemez ama düşündüklerini icraata dökecek enerjisi hiçbir zaman olmamıştır.
zahar bence bu roman içinde en az oblomov kadar büyük bir yer tutar. zahar o kadar derin bir karakterdir ki her türlü karanlık ve kirli işe bulaşmış olsa da, denk geldiği bütün bozuk paraları cebine atsa da, uşaklığını yaptığı oblomov hakkında ileri geri konuşmak için her fırsatı değerlendirse de efendisi için ölmesi gerekse bir dakika bile düşünmeden yapar bunu.
oblomov büyük bir adamdır benim gözümde. fikir adamıdır. aşık olduğu zaman ise benliğinin dışına çıkabilecek kadar irade sahibidir.
her zaman en sevdiğim kitaplardan biri olarak kalacak olan nefis bir romandır.
devamını gör...
madımak carina'nın günlüğü
www.imdb.com/it/title/tt502...
(bkz: carina'nın günlüğü)
genel olarak filmde konular biraz kopuk gibi olsa da aslında carina'nın gözünden bir film olduğunu unutmamak lazım diye düşünüyorum filmi seyrederken.. sonuçta onun günlüğünde yazılanlardan yola çıkılmış.. ve bu onun hikayesi aslında.. ve gerçekten madımak otelinin yakılması ile biten hikayesi.. insanın tüyleri diken diken oluyor o görüntüler karşısında.. o görüntülerin düşüncelerin söylenenlerin gerçek olmamasını diliyorsunuz ama zaten filmin sonunda da gerçek haber görüntüleri tokat gibi çarpıyor yüzünüze sanki..
yalnız ne yalan soyleyim aziz nesin'in de bu kadar provakatif konuşmasını onaylamadım.. adam özgürce düşüncesini söylüyor diyemiyorum.. kime neyi nasıl anlattığımız önemli sonuçta.. ki aziz nesin yüzünden provoke olmuş kışkırtılmış aşırı dinci bir kesim yüzünden çıkan yangın ve o yangından sağ kurtulmuş bir aziz nesin..
hayat çok ne tuhaf gerçekten.
allah rahmet eylesin kaybettiğimiz canlara..
ne yazıktır ki o günden bugüne bir değişim de yok yalnız..
ne biliyim...
(bkz: carina'nın günlüğü)
genel olarak filmde konular biraz kopuk gibi olsa da aslında carina'nın gözünden bir film olduğunu unutmamak lazım diye düşünüyorum filmi seyrederken.. sonuçta onun günlüğünde yazılanlardan yola çıkılmış.. ve bu onun hikayesi aslında.. ve gerçekten madımak otelinin yakılması ile biten hikayesi.. insanın tüyleri diken diken oluyor o görüntüler karşısında.. o görüntülerin düşüncelerin söylenenlerin gerçek olmamasını diliyorsunuz ama zaten filmin sonunda da gerçek haber görüntüleri tokat gibi çarpıyor yüzünüze sanki..
yalnız ne yalan soyleyim aziz nesin'in de bu kadar provakatif konuşmasını onaylamadım.. adam özgürce düşüncesini söylüyor diyemiyorum.. kime neyi nasıl anlattığımız önemli sonuçta.. ki aziz nesin yüzünden provoke olmuş kışkırtılmış aşırı dinci bir kesim yüzünden çıkan yangın ve o yangından sağ kurtulmuş bir aziz nesin..
hayat çok ne tuhaf gerçekten.
allah rahmet eylesin kaybettiğimiz canlara..
ne yazıktır ki o günden bugüne bir değişim de yok yalnız..
ne biliyim...
devamını gör...
muay thai
pamuk şeker sporu değildir. irade ister, dayanıklılık ister, azap ister. gerekirse kan ister. teknik muhabbeti uzundur. merak edenlerle özelden konuşuruz.
lakin ben biraz işin psikolojik boyutuna değineceğim:
patronunuz sizi eziyor mu?
gece yatağa girip tavana mı bakıyorsunuz?
aşk acısı mı çekiyorsunuz?
hayat boğazınıza mı çöktü?
uçan kuşa borcunuz mu var?
aile hayatınız mı darmadağın?
gelin bu spora başlayın abi.
yeminle söylüyorum, yüklerinden arınmış bir kuş gibi hafifleyeceksiniz.
lakin ben biraz işin psikolojik boyutuna değineceğim:
patronunuz sizi eziyor mu?
gece yatağa girip tavana mı bakıyorsunuz?
aşk acısı mı çekiyorsunuz?
hayat boğazınıza mı çöktü?
uçan kuşa borcunuz mu var?
aile hayatınız mı darmadağın?
gelin bu spora başlayın abi.
yeminle söylüyorum, yüklerinden arınmış bir kuş gibi hafifleyeceksiniz.
devamını gör...
ikili ilişkilerde sık yapılan hatalar
ikili ilişkiye çarpan eklemek.
devamını gör...
anadolu huzura öcalan umuda
bunu söyleyen kişi, bir zamanlar miting meydanında, parti otobüsü üzerinden urgan fırlatıyordu, "idam isterük" diye. üstelik aynı kişi için. fıkra bu kadar demek isterdim ama fıkra değil.
yani uçlarda yaşamak mı dersiniz, dön baba dönelim mi dersiniz, demans mı dersiniz bilemiyorum artık. siyaset kısmını bir kenara koyuyorum, dengesiz insanlardan oldum olası nefret ederim.
yani uçlarda yaşamak mı dersiniz, dön baba dönelim mi dersiniz, demans mı dersiniz bilemiyorum artık. siyaset kısmını bir kenara koyuyorum, dengesiz insanlardan oldum olası nefret ederim.
devamını gör...
idari işler
şirketlerde en çok koşturan ama en çok boşa koşturan kişiler bu ekibe dahil oluyorlar…
devamını gör...
cogitosnoctis (yazar)
yeni yazarlara hoş geldinli nickaltı açma kampanyam için uğramıştım ama tanımlar fena sardı.
devamını gör...
anadolu huzura öcalan umuda
(bkz: anadolu irfanı)
devamını gör...
burda izler daha belirgin (yazar)
arkadaşlar taze kan demeyin; canım çekiyor, ice bloody latte ne kadar zor tedarik etmesi biliyor musunuz siz.
devamını gör...
idari işler
aaağbi idare et işte.
devamını gör...
burda izler daha belirgin (yazar)
taze kan, hoş gelmiş.
devamını gör...
yazarların son durumu
iç ışığı kırık ama çakskkdkfkldmd şaka şaka bomba gibiyim.
devamını gör...
the home
bir james demonaco filmidir.

filmin senaryosunu da yönetmen james demonaco ve adam cantor birlikte yazmıştır. arınma gecesi serisinin çoğu filminin yazarı ve yönetmeni olan james demonaco bu sefer biraz daha farklı bir iş denemiş ama aslında tanınmış olduğu seriye benzer bir hikaye çıkmış ortaya.
filmde pete davidson, john glover, mugga, senarist adam cantor, bruce altman, denise burse, ethan phillips, mary beth peil ve nathalie schmidt gibi isimler yer almıştır.
hapse atılmaktan kurtulmak için bir huzurevinde çalışmak zorunda kalan max daha ilk andan bu evde şüpheli şeyler olduğunu fark eder. ama bu tür filmlerin tamamında olduğu gibi bu şüphelerini ciddiye almaz.
çok küçük yaşta iken çok sevdiği abisini kaybetmiş olan max bu kaybın getirdiği travmayı hala yaşamaktadır. huzurevinde olan bitenler hem bu travmayı tetikler hem de max'in karşısına hiç ummadığı sorunlar çıkarır.
bazı sahneler gayet etkileyici idi ve pete davidson'ı da bu rolde çok başarılı buldum. ama film arınma gecesinin devam filmleri kadar vasat bir filmdi.

filmin senaryosunu da yönetmen james demonaco ve adam cantor birlikte yazmıştır. arınma gecesi serisinin çoğu filminin yazarı ve yönetmeni olan james demonaco bu sefer biraz daha farklı bir iş denemiş ama aslında tanınmış olduğu seriye benzer bir hikaye çıkmış ortaya.
filmde pete davidson, john glover, mugga, senarist adam cantor, bruce altman, denise burse, ethan phillips, mary beth peil ve nathalie schmidt gibi isimler yer almıştır.
hapse atılmaktan kurtulmak için bir huzurevinde çalışmak zorunda kalan max daha ilk andan bu evde şüpheli şeyler olduğunu fark eder. ama bu tür filmlerin tamamında olduğu gibi bu şüphelerini ciddiye almaz.
çok küçük yaşta iken çok sevdiği abisini kaybetmiş olan max bu kaybın getirdiği travmayı hala yaşamaktadır. huzurevinde olan bitenler hem bu travmayı tetikler hem de max'in karşısına hiç ummadığı sorunlar çıkarır.
bazı sahneler gayet etkileyici idi ve pete davidson'ı da bu rolde çok başarılı buldum. ama film arınma gecesinin devam filmleri kadar vasat bir filmdi.
devamını gör...
yazarların son durumu
bazen izleriz, batarken gemilerimiz..
devamını gör...
stephen hawking
zamanında yapay zekaya etik unsurlar yüklenmesini istemiş etik yoksunu ahlaksız vicdansız iyi ki gebermiş dediğim bilim adamı. utanma duygusu ve insanlığın iflasını fotoğraflarında görebilirsiniz.
vicdan yok, sınır yok, ayar yok… ama fikir var. en tehlikelisi de bu.
vicdan yok, sınır yok, ayar yok… ama fikir var. en tehlikelisi de bu.
devamını gör...
hristiyanismail hepinizi seviyor (yazar)
#3875543
teşekkür ederim çok iyi geldi bu entry. birazdan eski başlıklarınıza bakıp ilham alıcam.
teşekkür ederim çok iyi geldi bu entry. birazdan eski başlıklarınıza bakıp ilham alıcam.
devamını gör...
sözlüğün eski havasının kalmaması
bu sözlükte yeni bir yazarım, eski hali ile kıyaslama şansım pek yok. ancak dikkatimi çeken şey, sözlüğün instgramdan hallice bir durumu var. yani adı sözlük, dolayısıyla okuma ve yazma maksatına yönelik olması bekleniyor ama başlıkların, üstelik ilgi gören başlıkların büyük bölümü, yok anın fotoğrafı, yok bilmemnenin fotoğrafı şeklinde. bu şeye benziyor, bir kütüphaneye gidip kitap okumak yerine, karşı cins ile kesişmeyi tercih etmek. haliyle kütüphane kütüphanelikten çıkıp, bir tür flörtleşme mekanı haline geliyor.
kimseye sevişmeyin diyemem, kimseye sözlüğü flörtleşmek için kullanmayın da diyemem. lakin sözlüğün sözlük olma özelliğinden çıkması (dediğim gibi bilemiyorum, belki eskiden de böyleydi) bence biraz da bundan kaynaklı.
kimseye sevişmeyin diyemem, kimseye sözlüğü flörtleşmek için kullanmayın da diyemem. lakin sözlüğün sözlük olma özelliğinden çıkması (dediğim gibi bilemiyorum, belki eskiden de böyleydi) bence biraz da bundan kaynaklı.
devamını gör...
sözlük yazarlarının pırtlarının sesi
ben bu tip başlıkları ayık kafayla atıyordum. bana bile katlandılar. sana hiç kimse bir şey diyemez bu başlığı açtın diye. *
devamını gör...