zaman tüneli
de bağlacını ayıramayan insan
cümleye küçük harfle başladığın, özel isimleri küçük harfle yazdığın yer"de" buna mı taktın???? allah başka dert vermesin....
ps: mı ekini ayrı yazdım senin için.
ps: mı ekini ayrı yazdım senin için.
devamını gör...
eş seçerken burç uyumu gözetmek
cahillik göstergesi.
bir insan zaten hayatına girecekse, güzelleştirecekse ya da skp atacaksa çok da burcu ile alakalı olmuyor maalesef.
konu ile ilgili derinleşmek de isterdim ama cahillikle uğraşacak enerjim ve sinir sistemim yok, bazı şeyler çok yanlış anlaşılıyor da yanlış anladığın şeyde diretilmesine çok ayarım.
cahil cahil konuşmayın lütfen.
bir insan zaten hayatına girecekse, güzelleştirecekse ya da skp atacaksa çok da burcu ile alakalı olmuyor maalesef.
konu ile ilgili derinleşmek de isterdim ama cahillikle uğraşacak enerjim ve sinir sistemim yok, bazı şeyler çok yanlış anlaşılıyor da yanlış anladığın şeyde diretilmesine çok ayarım.
cahil cahil konuşmayın lütfen.
devamını gör...
disiplinli güzel günler
" ama bir adı unutmak,
o insanı unutmaya yetmez.
her şey orada, mezarda duruyor. "
1940 doğumlu isviçreli yazar fleur jaeggy imzalı eser; roman türünde yer almakta iken ilk olarak 1989 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
kitabımız türkçe'ye ise şemsa gezgin tarafından çevrilmiş ve türkçe baskısı ise 2019 yılında yapılmıştır.
kitabımız isviçre'nin appenzell adlı kentinde yer alan bir yatılı okuldaki birkaç öğrencinin hayat tarafından kesişen yollarını, aralarındaki bağı, yakınlığı ve uzaklığı, kısacası disiplinli güzel günleri konu ediniyor.
anlatıcı karakterimiz belki de yıllar sonra o günleri anımsıyordur...
kitabın anlatıcı konumundaki kişi ise bu okulda okuyan 14 yaşlarında genç bir kız,
gözlem yapmayı seven, iç dünyası oldukça keskin, bakış açısı etkileyici biri, algıladıklarını yansıtma biçimi oldukça iyi duruyor.
frederique adlı arkadaşından hoşlanmaya başlıyor ama frederique her şeyiyle herkesten farklı, sanki erişilemez, dokunulamaz, disiplinli, diğer kızlara göre katı biri, aralarındaki gerilim, bağ, tuhaf dostluk ve kaçınılmaz sonlar ile kitabımız sona doğru yaklaşıyor...
yatılı okul yaşamını, benliğini fark etme çabasını, arkadaşlıkları, birine hem yakın hem uzak olmayı, disiplinli bir süreçten geriye kalanları oldukça etkili bir anlatım tarzı ile aktarıyor fleur jaeggy
sıklıkla katı bir anlatım söz konusu,
bu belki de yatılı okul atmosferini yaşatmak, hissettirmek içindir, ruhsuzluğu, ölüm soğukluğunu, yıkımı da hissettiren bir kitaptı.
kitapta beni en çok etkileyen şey şu oldu,
anlatıcı karakter arkadaş olsalar da frederique'ye fazla dokunabilen biri değildir, bir gün frederique ailevi bir nedenden ötürü ebediyen gitmek zorunda kalır ve anlatıcı karakter yaşamındaki en önemli kişiye çok az dokunabilmiş, en sevdiği insana bir daha dokunamayacak olmanın acısını da yüreğinde hissetmiştir.
bittiğinde boşluğa düşüren bir kitaptı...
seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

onu kibirli bir idole benzetirdim.
belki de bu yüzden onun kalbini kazanmak istedim. insanlık yoktu onda.
yeteneğinin ölülerin bir armağanı olduğunu düşünmeden edemiyordum.
ölümümüzü hayal etmekten başka ne kalmıştır ki geriye?
açıklanamaz bir şekilde öykünün çoktan yazıldığını, bittiğini de hissediyorum.
tıpkı yaşamlarımız gibi.
aklımız bir dizi küçük mezardır.
ama bir adı unutmak, o insanı unutmaya yetmez. her şey orada, mezarda duruyor.
yatılı öğrencilerin yüzünde, nedendir bilinmez, morg ortamını çağrıştıran bir ifade vardır.
görünümü etkileyiciydi. heyecansız, kibirsiz, tevazusuz, sanki tabutunu izler gibiydi.
bazı insanlarda mutlak ve ele geçirilemez bir şeyler vardır; bu dünyadan, yaşamdan uzaklık gibi, diğer yandan da bilmediğimiz bir güce boyun eğen bir kimse olduğunun işareti gibi gelir.
bir şeyin sahibi onu gerçekten elinde tutandır.
bazen öyle sabit bakardı ki,
sözünü kesmeye cesaret edemezdim.
o olağanüstü duyguyu bir daha hiç tatmadım.
annesi onu ilgilendirmiyordu, ölmüş de olabilirdi. ölenler unutulur.
yaşamımdaki en önemli şeyi yitirmiştim.
vedaların uzak ataları vardır ve manzaralar onları çalı çırpı ve tozla kaplar.
adeta çoktan ölmüş birine bakar gibiydim.
hoş bir girdapta huzur ve ölüm bir aradaydı.
onu bir daha görmeyeceğimden emindim..
o insanı unutmaya yetmez.
her şey orada, mezarda duruyor. "
1940 doğumlu isviçreli yazar fleur jaeggy imzalı eser; roman türünde yer almakta iken ilk olarak 1989 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
kitabımız türkçe'ye ise şemsa gezgin tarafından çevrilmiş ve türkçe baskısı ise 2019 yılında yapılmıştır.
kitabımız isviçre'nin appenzell adlı kentinde yer alan bir yatılı okuldaki birkaç öğrencinin hayat tarafından kesişen yollarını, aralarındaki bağı, yakınlığı ve uzaklığı, kısacası disiplinli güzel günleri konu ediniyor.
anlatıcı karakterimiz belki de yıllar sonra o günleri anımsıyordur...
kitabın anlatıcı konumundaki kişi ise bu okulda okuyan 14 yaşlarında genç bir kız,
gözlem yapmayı seven, iç dünyası oldukça keskin, bakış açısı etkileyici biri, algıladıklarını yansıtma biçimi oldukça iyi duruyor.
frederique adlı arkadaşından hoşlanmaya başlıyor ama frederique her şeyiyle herkesten farklı, sanki erişilemez, dokunulamaz, disiplinli, diğer kızlara göre katı biri, aralarındaki gerilim, bağ, tuhaf dostluk ve kaçınılmaz sonlar ile kitabımız sona doğru yaklaşıyor...
yatılı okul yaşamını, benliğini fark etme çabasını, arkadaşlıkları, birine hem yakın hem uzak olmayı, disiplinli bir süreçten geriye kalanları oldukça etkili bir anlatım tarzı ile aktarıyor fleur jaeggy
sıklıkla katı bir anlatım söz konusu,
bu belki de yatılı okul atmosferini yaşatmak, hissettirmek içindir, ruhsuzluğu, ölüm soğukluğunu, yıkımı da hissettiren bir kitaptı.
kitapta beni en çok etkileyen şey şu oldu,
anlatıcı karakter arkadaş olsalar da frederique'ye fazla dokunabilen biri değildir, bir gün frederique ailevi bir nedenden ötürü ebediyen gitmek zorunda kalır ve anlatıcı karakter yaşamındaki en önemli kişiye çok az dokunabilmiş, en sevdiği insana bir daha dokunamayacak olmanın acısını da yüreğinde hissetmiştir.
bittiğinde boşluğa düşüren bir kitaptı...
seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

onu kibirli bir idole benzetirdim.
belki de bu yüzden onun kalbini kazanmak istedim. insanlık yoktu onda.
yeteneğinin ölülerin bir armağanı olduğunu düşünmeden edemiyordum.
ölümümüzü hayal etmekten başka ne kalmıştır ki geriye?
açıklanamaz bir şekilde öykünün çoktan yazıldığını, bittiğini de hissediyorum.
tıpkı yaşamlarımız gibi.
aklımız bir dizi küçük mezardır.
ama bir adı unutmak, o insanı unutmaya yetmez. her şey orada, mezarda duruyor.
yatılı öğrencilerin yüzünde, nedendir bilinmez, morg ortamını çağrıştıran bir ifade vardır.
görünümü etkileyiciydi. heyecansız, kibirsiz, tevazusuz, sanki tabutunu izler gibiydi.
bazı insanlarda mutlak ve ele geçirilemez bir şeyler vardır; bu dünyadan, yaşamdan uzaklık gibi, diğer yandan da bilmediğimiz bir güce boyun eğen bir kimse olduğunun işareti gibi gelir.
bir şeyin sahibi onu gerçekten elinde tutandır.
bazen öyle sabit bakardı ki,
sözünü kesmeye cesaret edemezdim.
o olağanüstü duyguyu bir daha hiç tatmadım.
annesi onu ilgilendirmiyordu, ölmüş de olabilirdi. ölenler unutulur.
yaşamımdaki en önemli şeyi yitirmiştim.
vedaların uzak ataları vardır ve manzaralar onları çalı çırpı ve tozla kaplar.
adeta çoktan ölmüş birine bakar gibiydim.
hoş bir girdapta huzur ve ölüm bir aradaydı.
onu bir daha görmeyeceğimden emindim..
devamını gör...
de bağlacını ayıramayan insan
milliyetcilerde sıkca rastlanir....manidar
devamını gör...
hayal edilen ölüm şekli
hayat zaten çok saçma, hiç değilse hayalleriniz sevilmek ve sevişmek, başarmak ve gururlanmak üstüne olsun.
devamını gör...
normal sözlük
daha önce yazdığım sözlüğün hikayesine fazla benzettiğim mekan.
uzun aralıklarla yöneticiye yakın birileri bir yenilikle ortaya çıkıp biz halen burdayız der,
yönetici kişisi belki aylar sonra bir kere gelip uzun bir yazıyla herkese wake up vallahi wake up deyip yargı dağıtır,
tarih tekerrürden ibaret sahiden.
so what, gittiği yere kadar deyip devam edin işte, hiç.
uzun aralıklarla yöneticiye yakın birileri bir yenilikle ortaya çıkıp biz halen burdayız der,
yönetici kişisi belki aylar sonra bir kere gelip uzun bir yazıyla herkese wake up vallahi wake up deyip yargı dağıtır,
tarih tekerrürden ibaret sahiden.
so what, gittiği yere kadar deyip devam edin işte, hiç.
devamını gör...
dünyanın en planlı transfer sürecinin kante transferi oluşu
fenerbahçe’yi kutlamak lazım. dünyanın gelmiş geçmiş en kritik, en organize, en planlı transfer sürecini kusursuz yönettiler. bunlar şampiyonluk alameti.
devamını gör...
normal sözlük
beni buraya sen getirdin simdi elimi birakip gidiyorsun ve ben kayboluyorum.
devamını gör...
en sevdiği içecek ayran olan kişi
çok farklı tatlar denememiş insandır.
bak ayran sevilir, ben de severim.
ama bir insanın en sevdiği içecek ayran olur mu lan?
yok arıtma suyu.
bak ayran sevilir, ben de severim.
ama bir insanın en sevdiği içecek ayran olur mu lan?
yok arıtma suyu.
devamını gör...
bir kızıl goncaya benzer dudağın
kesinlikle tek geçtiğim yorum hande mehan dinleyin
su gibi duru bir şekilde söylemek bu olsa gerek diye düşünüyorum
devamını gör...
2023'ten sonra kızlar teklif edecek
ettiler hep, kandırdılar bizi
devamını gör...
eş seçerken burç uyumu gözetmek
blue jean dergisinden kesip,
duvara şarkıcı da yapıştırıyor musunuz?*
duvara şarkıcı da yapıştırıyor musunuz?*
devamını gör...
depresyonun temel nedenleri
tembellik.
devamını gör...
bir kızıl goncaya benzer dudağın
bu şarkıyı bence iki kişi güzel okumuş. sezen cin özdemir'den ve doğan dikmen'den dinlemenizi tavsiye ederim.
devamını gör...
2023'ten sonra kızlar teklif edecek
yoo 2020'de başladılar diye biliyo ben
devamını gör...
sevişirken feministliğinden tiksinen kadın
yazarlığımdan tiksindiren başlık
devamını gör...



