zaman tüneli
kimsesizlik
'kimse'lerle dolu bir dünyada mı? hurafedir bence. ya da bir özlem.
bir anadan doğmuştur her yolcu. en azından ana 'kimse' kesin bir 'kimse dir.
kimsesizlik aslında 'kimse yetersizliği duygusunu' tanımlar. varolan kimselerin yetmemesi daha fazlasının istenmesi gibi...
bir anadan doğmuştur her yolcu. en azından ana 'kimse' kesin bir 'kimse dir.
kimsesizlik aslında 'kimse yetersizliği duygusunu' tanımlar. varolan kimselerin yetmemesi daha fazlasının istenmesi gibi...
devamını gör...
amerika birleşik devletleri
yasama organı olan kongresinde, şimdilik 18 eyaletten 35 temsilci, "şeriattan arınmış amerika grubu" adı altında toplanmış durumda ve islamın abd için ne kadar büyük bir tehlike olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. amaçları şeriatın abd'de hukuken yasaklanması.
link
radikal islam ya da islamcılık yok, islamın kendisi öyle diyor gruptakiler. şimdiye kadar tolerans gösterilmesinin de büyük bir hata olduğunu söylüyorlar.
***
göreve başladığı günden bu yana new york'un içinden geçen, en az 17 kişinin donarak ölmesini zerre umursamayan, iki haftadır toplanmayan çöplere aldırış etmeyen müslüman zohran mamdani, abd'deki illegal istilacıları koruma amacıyla ıce memurlarının nyc belediyesi mülkü olan tesislere girmesini yasaklayan bir kararnameyi imzalamış. video
istilacıları koruduğu açıklamasında da muhammed'in hicretini örnek vermiş.
sahih-i müslim adlı hadis kitabından:
"ömer b. el-hattib'den rivayet edildiğine göre, allah resulü şöyle buyurmuştur: "yahudileri ve hristiyanları arap yarımadası'ndan kovacağım ve müslümanlardan başka kimseyi bırakmayacağım."
kaynak
mamdani de bunu istiyor zaten. tüm cihatçı-şeriatçılar gibi...
link
radikal islam ya da islamcılık yok, islamın kendisi öyle diyor gruptakiler. şimdiye kadar tolerans gösterilmesinin de büyük bir hata olduğunu söylüyorlar.
***
göreve başladığı günden bu yana new york'un içinden geçen, en az 17 kişinin donarak ölmesini zerre umursamayan, iki haftadır toplanmayan çöplere aldırış etmeyen müslüman zohran mamdani, abd'deki illegal istilacıları koruma amacıyla ıce memurlarının nyc belediyesi mülkü olan tesislere girmesini yasaklayan bir kararnameyi imzalamış. video
istilacıları koruduğu açıklamasında da muhammed'in hicretini örnek vermiş.
sahih-i müslim adlı hadis kitabından:
"ömer b. el-hattib'den rivayet edildiğine göre, allah resulü şöyle buyurmuştur: "yahudileri ve hristiyanları arap yarımadası'ndan kovacağım ve müslümanlardan başka kimseyi bırakmayacağım."
kaynak
mamdani de bunu istiyor zaten. tüm cihatçı-şeriatçılar gibi...
devamını gör...
neo royalizm
son zamanlarda her yerde duyduğumuz veya duyacağımız bir kavramdır. bunu böyle " entel dantel sanat sepet " içinde anlatıp duracaklar kafalar şişecek. büyük resimciler falan gelecek. bunlar olmadan hemen ben aradan çıkartayım halk ağzıyla.
şimdi aslında "neo = yeni" demek royalizm'de kraliyet yanlısı demek. bu neo royalizm modern dünyada tekrar kralların var olmasını ön gören bir şey. " hadi len öyle şey mi olur?" diyenleri şimdiden duyuyorum. o şoku atlattıktan sonra olaya bakalım şimdi;
neden bu kavram gündem olmaya başladı? değişen bir dünya düzeni var. orman kuralları geri döndü. kanada başbakanından tut avrupadaki liderlerin hepsi de benzer açıklamalar yapıyor. nato - birleşmiş milletler gibi yapılar artık kafalarda tamamen bitirilmiş. demokrasiyi önemseyenlerin sayısı gittikçe azalıyor. hatta eğitimsiz kesimlerden daha çok eğitimli kitleler demokrasinin yeni dünyaya yetemediğini başarısız olduğunu savunuyor. (bkz: sokrates'in demokrasiyi eleştirmesi)
trump'ın yeni döneminde kurduğu ilişkiler, yönetme biçimi bu tartışmayı harladı şu an. her yerde neo-royalizm makaleleri yayımlanıyor.
bilal'e anlatır gibi anlatırsam eğer; eskiden nasıldı? kurumsaldı politika. raconu vardı işin yani. şimdi ise daha kişisel çıkar odaklı bir dönem başladı. monarklar dönemine geçiyoruz yavaş yavaş. amerika herkesi etkiledi. hali hazırda diktatörlükler zaten durumdan memnun. bu yapıya sıcak bakan siyasi partiler de avrupa'da yükselişte. asya'da buna uyum sağladı. en son çin'de başkan tüm orduyu kendine bağladı. japonya'nın yeni başbakanını anlatmaya gerek yok. bizim ülkeyi zaten biliyorsunuz.
olay şurada patladı. eskiden inanılan şey şuydu; demokrasi anlamında kötü işleyen yapıları halklar cezalandırır. bu o kadar güçlü bir inançtı ki kimse artık demokrasi dışında sistem düşünmüyordu. sonra baktılar ki sosyal medya - kötü geçim koşulları - çok çalışma saatleri gibi insanı yürüyen mezar haline getiren şeyler siyasi refleksleri öldürüyor halkta. kafalarda ışıklar yandı. formül oluştu.
halkı eğitimsiz bırak - para verme biraz sürünsün - mutlaka çok çalıştır - umut sat. bingo halk demokrasiymiş falan da umursamaz.
liderler birbirlerini kopyaladıkları için herkes şu an bu kavramda uzlaşıyor.
kolay gelsin. kekimi yiyip gidiyorum buralardan.
ha dur kaynak verelim unutuyordum;
kaynak1
kaynak2
kaynak3
şimdi aslında "neo = yeni" demek royalizm'de kraliyet yanlısı demek. bu neo royalizm modern dünyada tekrar kralların var olmasını ön gören bir şey. " hadi len öyle şey mi olur?" diyenleri şimdiden duyuyorum. o şoku atlattıktan sonra olaya bakalım şimdi;
neden bu kavram gündem olmaya başladı? değişen bir dünya düzeni var. orman kuralları geri döndü. kanada başbakanından tut avrupadaki liderlerin hepsi de benzer açıklamalar yapıyor. nato - birleşmiş milletler gibi yapılar artık kafalarda tamamen bitirilmiş. demokrasiyi önemseyenlerin sayısı gittikçe azalıyor. hatta eğitimsiz kesimlerden daha çok eğitimli kitleler demokrasinin yeni dünyaya yetemediğini başarısız olduğunu savunuyor. (bkz: sokrates'in demokrasiyi eleştirmesi)
trump'ın yeni döneminde kurduğu ilişkiler, yönetme biçimi bu tartışmayı harladı şu an. her yerde neo-royalizm makaleleri yayımlanıyor.
bilal'e anlatır gibi anlatırsam eğer; eskiden nasıldı? kurumsaldı politika. raconu vardı işin yani. şimdi ise daha kişisel çıkar odaklı bir dönem başladı. monarklar dönemine geçiyoruz yavaş yavaş. amerika herkesi etkiledi. hali hazırda diktatörlükler zaten durumdan memnun. bu yapıya sıcak bakan siyasi partiler de avrupa'da yükselişte. asya'da buna uyum sağladı. en son çin'de başkan tüm orduyu kendine bağladı. japonya'nın yeni başbakanını anlatmaya gerek yok. bizim ülkeyi zaten biliyorsunuz.
olay şurada patladı. eskiden inanılan şey şuydu; demokrasi anlamında kötü işleyen yapıları halklar cezalandırır. bu o kadar güçlü bir inançtı ki kimse artık demokrasi dışında sistem düşünmüyordu. sonra baktılar ki sosyal medya - kötü geçim koşulları - çok çalışma saatleri gibi insanı yürüyen mezar haline getiren şeyler siyasi refleksleri öldürüyor halkta. kafalarda ışıklar yandı. formül oluştu.
halkı eğitimsiz bırak - para verme biraz sürünsün - mutlaka çok çalıştır - umut sat. bingo halk demokrasiymiş falan da umursamaz.
liderler birbirlerini kopyaladıkları için herkes şu an bu kavramda uzlaşıyor.
kolay gelsin. kekimi yiyip gidiyorum buralardan.
ha dur kaynak verelim unutuyordum;
kaynak1
kaynak2
kaynak3
devamını gör...
üç bilge adam

orijinal adıyla “three wise men”. leyendecker’ın 1900’de resmettiği, art nouveau(biraz da art deco) ve pre-raphaelist tarzda denilebilecek yağlı boya eseri. eserde üç erkek figür görülmekte. bu üç adam, yeni doğmuş isa’ya saygı ve itaatlerini iletmek için diz çökmüş şekilde resmedilmiş. her biri kendi ikliminin izlerini taşımakta. en sağdaki figür, siyahlar içinde genç bir adam, açıkça mısır kökenli olmakla beraber elinde içinde altın olan bir muhafaza tutuyor. bu hediye isa’nın krallar kralı olmasına bir atıf olarak değerlendiriliyor. ortadaki figür -kırmızı bir cüppe ve başlık giymiş ve ellerini dua eder biçimde birleştirmiş olarak- ise açıkça avrupalı adamı andırıyor. hemen yanında ise hediyesi mürrüsafi de denilen değerli bir reçine var. bu da isa’nın ölümlü yanına bir gönderme. en soldaki beyaz cüppeli, kabarık başlıklı, siyah tenli adam ise doğulu insanı temsil ediyor. iki eliyle tuttuğu hediyesi tütsü ise isa’nın ilahi yanına bir gönderme.
tabloyu bu kadar canlı ve figürleri böylesine maskülen gösteren şey ise leyendecker’ın fırça darbelerinin sıklığı ve keskinliği. onu çağdaşlarından ayıran en büyük özelliği de bu. çizimlerindeki yüzlerin erkeksiliği ve kumaşların aşırı gerçekçi hissettirmesi. daha sonraları norman rockwell gibi isimlere örnek olması da yine bu sebepten.
genel olarak bakıldığında bol bol mesaj barındıran bir eser olduğunu söylemek doğru olur. bir de kendisi gerçek insanları model olarak kullandığı için bu üç adam da büyük ihtimalle o dönemde yaşamış gerçek kişiler olabilir.
devamını gör...
astroloji
ai videolara inanan insanlarla aralarında bir çeşit gönül bağı olduğuna inanıyorum.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
dönüp dolaşıp..
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
bazen adressiz kalıyor insan. olduğun yerde fazlasın. umduğun yerde az.
43 yaşında şunu öğrendim bu hayatta sadece soğuktan üşünmüyormuş.
43 yaşında şunu öğrendim bu hayatta sadece soğuktan üşünmüyormuş.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
uykum artık gelsen mi acaba, özleştik.
devamını gör...
astroloji
tuhaf bir şey aslında.insanın pek inanası gelmiyor. ama bir aslansanız işte o zaman ister istemez inanıyorsunuz.
devamını gör...
kırgın ve vurgun olmak
kim ister ki kırgın kalmayı? ben yaralı olmayı değil, vurgun olmayı seçiyorum.
devamını gör...
toplumun lgbt bireylerinden nefret etme sebebi
her ortamda zorla kendilerini belli etme ve saygı duyma çabaları...
homofobik bir insan değilim ama karşılaştığım tipler neredeyse homofobik yapacaklar beni.
yahu hele bunların hetero bireylere kafayı takan versiyonları var...
homofobik bir insan değilim ama karşılaştığım tipler neredeyse homofobik yapacaklar beni.
yahu hele bunların hetero bireylere kafayı takan versiyonları var...
devamını gör...
astroloji
kova burcunun özelliklerini taşıdığım söylenir halı sahada kaleciysem tam bir kova özelliği gösteririm o derece.
devamını gör...
toplumun lgbt bireylerinden nefret etme sebebi
arkadaşlar siz iyi misiniz ya ? başka bi forma zorla dönüşmeye çalışan kişinin nesi normal anasını satiyim makyaj kadar absürt lgbt meselesi. salak saçma şizofrenik hareketlerle dava mı güdülür.
her hissettiğimizin peşine hedonistik bi anlayışla düşmeye devam edince çok değil 30 yıl sonra da ensest için normalleştirme istenecek. bunu da söylesene babanla cinsel ilişki neden normal olmasın o zaman ya da çocuğunla.??? sosyolojik değerlendirmesi girmiyo mı bu işlerin kafanızda bi yere hiç.
yozlaşmış diyo bide ya yani sen pedofiliyi nasıl reddedeceksin o halde arkadaş örüntü bozuluyo komple anlamıyor musunuz
her hissettiğimizin peşine hedonistik bi anlayışla düşmeye devam edince çok değil 30 yıl sonra da ensest için normalleştirme istenecek. bunu da söylesene babanla cinsel ilişki neden normal olmasın o zaman ya da çocuğunla.??? sosyolojik değerlendirmesi girmiyo mı bu işlerin kafanızda bi yere hiç.
yozlaşmış diyo bide ya yani sen pedofiliyi nasıl reddedeceksin o halde arkadaş örüntü bozuluyo komple anlamıyor musunuz
devamını gör...
kırgın ve vurgun olmak
aşk.
insanlar uzun vadede hep kalbinizi kırar. bu askın degişmeyen bir surecidir.
burada soyle bir soru karsımıza cıkar:
-kırgınlıgın mı agır basıyor, vurgunlugun mu?
gonlunuz gecince kırgınlıklar agar basar.
askınız canlıyken vurgunlugunuz agar basar.
diger butun acıklamalar yalan dolan.
bedavaya ask uzmanınız olarak hizmet veriyorum.
hadi gene iyisiniz koftehorlar;)
insanlar uzun vadede hep kalbinizi kırar. bu askın degişmeyen bir surecidir.
burada soyle bir soru karsımıza cıkar:
-kırgınlıgın mı agır basıyor, vurgunlugun mu?
gonlunuz gecince kırgınlıklar agar basar.
askınız canlıyken vurgunlugunuz agar basar.
diger butun acıklamalar yalan dolan.
bedavaya ask uzmanınız olarak hizmet veriyorum.
hadi gene iyisiniz koftehorlar;)
devamını gör...
astroloji
geyik yapmak için keyifli bir konudur. en azından benim için taşıdığı değer bundan ibaret. ama ciddi ve bilimsel anlamda tartışılacak bir değeri yoktur. hele hele astroloji üzerinden hayatı dizayn etmek en naif ifadeyle deli saçması bir durum.
bir yanılgıyı düzelterek başlayayım; bilimin ve bilimsel bakış açısının misyonları arasında inançları çürütmek gibi bir şey yok arkadaşlar. bilimin böyle bir motivasyonu da yok. en yalın haliyle bilim var olanı gerçeğe en yakın biçimde açıklama çabasıdır. gerçek kavramından kastım bilimsel gerçeklik elbette. ve inanç başlığı altında toplanan aklınıza gelebilecek hemen her şey bu anlamda bilimsel gerçekliğe aykırıdır. sonsuza kadar mı ? tabii ki hayır. bilimsel olarak ispatlanana kadar. yani bilimsel olarak ispatlanana kadar herşey, bilim açısından yok hükmündedir.
bilimsel olarak ispatlanması dediğimiz süreç ise, çok sistematik ve değişmez kuralların işlediği, ciddi bir süreçtir. bu arada bilimde ispat yükümlülüğü, iddia tarafına aittir. çok basite indirgenerek bir örnek vereyim, ben 3 başlı ejderhaların var olduğunu iddia eden bir bilim insanı olsam şayet (bu arada evet bilim insanları içinde iddia kısıtlaması yoktur) bunun bilimsel olarak kanıtı sunamadığım sürece, bilim açısından bu yok hükmündedir. yani diğer bilim insanları mesailerini 3 başlı canavar var mı demeye harcamazlar. iddia sahibi olarak benim sunacağım delilleri inceleyebilirler ancak. eğer iddialarım için sunduğum deliller, bilimsel süreçten geçemiyorsa işte o iddia bilimsel açıdan gerçek olarak kabul edilmez.
astroloji de iddia edilen hemen tüm kavramlar, bilimsel gerçeklik testinden henüz geçememiş kavramlar. dolayısıyla astrolojinin ortaya koyduğu argümanların bilimde bir karşılığı yok.
genelde bilim kavramını anlamayan insanlar tam da bu noktada şu itirazı yapıyorlar. "iyi de kardeşim senin bilimsel olarak ispatlayamamış olman onu yok saymaz ki." evet bu argüman genel olarak kulağa mantıklı geliyor ancak bilimsellik veya bilim açısından yukarıda da söyledim daha derli toplu anlatayım ;
"bilimsel olarak bir iddia kanıtlanmamışsa iddianın zıttı doğru varsayılır ve bu varsayım çürütülmeye çalışılır"
yani carl sagan' ın da dediği gibi ; “kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir.” ancak kanıt noksanlığı bir şeyi reddetmek için “yeterli” olmasa da, doğal olarak “geçerli” bir sebeptir. daha açıklayıcı olarak: “kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir; ancak varlığın kanıtı hiç değildir!”
işte astroloji tam da bu nedenle bilimsel açıdan yok hükmünde. işte inanç ile bilmek arasındaki temel fark bu.
özetle astrolojiye inanabilirsiniz, çevremde gördüğüm her aslan burcu, aslan burcu özelliklerine sahip de diyebilirsiniz. ve bu sizin inanma dürtü ve ihtiyacınızı perçinler. ama şunu diyemezsiniz : astroloji gerçektir, burçlar doğrudur. işte bu sadece bir inanç. ve bu inancı bilimsel gerçekliğe dönüştürmek sizin yükümlülüğünüzde.
bir yanılgıyı düzelterek başlayayım; bilimin ve bilimsel bakış açısının misyonları arasında inançları çürütmek gibi bir şey yok arkadaşlar. bilimin böyle bir motivasyonu da yok. en yalın haliyle bilim var olanı gerçeğe en yakın biçimde açıklama çabasıdır. gerçek kavramından kastım bilimsel gerçeklik elbette. ve inanç başlığı altında toplanan aklınıza gelebilecek hemen her şey bu anlamda bilimsel gerçekliğe aykırıdır. sonsuza kadar mı ? tabii ki hayır. bilimsel olarak ispatlanana kadar. yani bilimsel olarak ispatlanana kadar herşey, bilim açısından yok hükmündedir.
bilimsel olarak ispatlanması dediğimiz süreç ise, çok sistematik ve değişmez kuralların işlediği, ciddi bir süreçtir. bu arada bilimde ispat yükümlülüğü, iddia tarafına aittir. çok basite indirgenerek bir örnek vereyim, ben 3 başlı ejderhaların var olduğunu iddia eden bir bilim insanı olsam şayet (bu arada evet bilim insanları içinde iddia kısıtlaması yoktur) bunun bilimsel olarak kanıtı sunamadığım sürece, bilim açısından bu yok hükmündedir. yani diğer bilim insanları mesailerini 3 başlı canavar var mı demeye harcamazlar. iddia sahibi olarak benim sunacağım delilleri inceleyebilirler ancak. eğer iddialarım için sunduğum deliller, bilimsel süreçten geçemiyorsa işte o iddia bilimsel açıdan gerçek olarak kabul edilmez.
astroloji de iddia edilen hemen tüm kavramlar, bilimsel gerçeklik testinden henüz geçememiş kavramlar. dolayısıyla astrolojinin ortaya koyduğu argümanların bilimde bir karşılığı yok.
genelde bilim kavramını anlamayan insanlar tam da bu noktada şu itirazı yapıyorlar. "iyi de kardeşim senin bilimsel olarak ispatlayamamış olman onu yok saymaz ki." evet bu argüman genel olarak kulağa mantıklı geliyor ancak bilimsellik veya bilim açısından yukarıda da söyledim daha derli toplu anlatayım ;
"bilimsel olarak bir iddia kanıtlanmamışsa iddianın zıttı doğru varsayılır ve bu varsayım çürütülmeye çalışılır"
yani carl sagan' ın da dediği gibi ; “kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir.” ancak kanıt noksanlığı bir şeyi reddetmek için “yeterli” olmasa da, doğal olarak “geçerli” bir sebeptir. daha açıklayıcı olarak: “kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir; ancak varlığın kanıtı hiç değildir!”
işte astroloji tam da bu nedenle bilimsel açıdan yok hükmünde. işte inanç ile bilmek arasındaki temel fark bu.
özetle astrolojiye inanabilirsiniz, çevremde gördüğüm her aslan burcu, aslan burcu özelliklerine sahip de diyebilirsiniz. ve bu sizin inanma dürtü ve ihtiyacınızı perçinler. ama şunu diyemezsiniz : astroloji gerçektir, burçlar doğrudur. işte bu sadece bir inanç. ve bu inancı bilimsel gerçekliğe dönüştürmek sizin yükümlülüğünüzde.
devamını gör...
erkeklerin kadınlardan daha duygusal olması
gece gece hiç güleceğim yoktu, teşekkür ederim valla.
devamını gör...
iğrenç
devamını gör...
kimsesizlik
zordur. ama sağlığın yerindeyse, aklın başındaysa ve az çok dünyaya ayak uydurabiliyorsan. insan büsbütün kimsesiz kalmaz.
haaaaa, bunu beceremeyecek mallar da yok değil. o da bir ayrı mesele.
haaaaa, bunu beceremeyecek mallar da yok değil. o da bir ayrı mesele.
devamını gör...
yazarların merak ettikleri şeyler
bu kadar merak edecek şeyi nereden buluyorsunuz ben de onu merak ediyorum.
devamını gör...
yazarların merak ettikleri şeyler
sivaslı abimizin sorduğu o efsanevi soru :
nereye sıçacaklar ?
nereye sıçacaklar ?
devamını gör...