zaman tüneli
hoşlanılan kızın seküler türkçü çıkması
yeme de yanında yat
çocuklarımızın ismi bile hazır
erkek olursa; kültigin
kız olursa; tomris
çocuklarımızın ismi bile hazır
erkek olursa; kültigin
kız olursa; tomris
devamını gör...
ona bir şarkı bırak
her hâlin huzur, her bir hâlin sanki rüya
devamını gör...
woke culture
son aylarda özellikle abd'de ıce memurlarının faaliyetleri ve kendilerine karşı yapılanlarla birlikte bu akımın en kötü özelliklerinden biri göze batmaya başladı: suçu ve suçluyu aklama ve haklı görme çabası.



şu anda chp vekili olan fethi açıkel, 1996 yılında yayınlanan "kutsal mazlumluğun psikopatolojisi" adlı makalesinde türk-islam sentezinin mazlum öznesinden bahseder. ancak islamcılarla batılı ülkelerdeki sözde mağdur ve mazlum sjw'lerin zihin dünyaları neredeyse bire bir örtüşüyor. yıllar öncesinden medyum gibi bildirmiş resmen.
yapıp ettiklerinden, işledikleri suçlardan kendilerini ve savundukları kişileri neden sorumlu görmediklerine dair:
aşağıda püriten özne için bu kavram ve pratiklerin ne anlama geldiğini ve onun varoluşsal pratiklerini nasıl biçimlendirdiğini tartışacağız.
püriten pratik, mazlum ideolojinin aksine vicdanî açmazlar açısından farklı temel bir farklılık sergiler; zira püriten kendisini bir özne, sorumluluk sahibi bir aktör, yapıp eden, davranışlarından ve davranmayışlarından sorumlu bir ajan olarak görür. yani sorumluluk ve ehil olmak açısından hiçbir kısıtla karşı karşıya olmayan bir yasal kimlik olarak. mazlum öznenin aksine, kısıt ve yükümlülük altında değildir. hukuken “baliğ” ve “yetkindir” de. gelişmiş bir sorumluluk anlayışı vardır. üst-benin (süper-egonun) buyruklarını içselleştirmiştir; bu nedenle kendisine karşı –tutarlılığı korumak açısından– acımasızdır (gelişkin bir süperego). bu yüzden, ezik özne, dış dünyayı suçlama ve sorumluluktan kurtulma eğilimi gösterirken; püriten özne radikal bir biçimde kendi pratiklerini sorgular ve suçluluk duygusuyla karışık bir biçimde bunları gözden geçirir (horney, 1939:243); yeniden organize eder. ta ki pratikleri kusursuz düzeye ve süper-egonun itiraz etmeyeceği bir mükemmelliğe erişinceye dek.
püriten özne kendini eleştirerek motive eder; kendini suçlar; günahkâr/yanlış taraflarından iğrenir; kendi pratiklerine karşı son derece acımasızdır. esnekliğini yitirmiştir; ve takıntılı (obsessif) bir biçimde ideolojik doğruyu pratik yaşama geçirmeye çalışır. daha mükemmel bir pratik için kendini reddeder. bu yönüyle denebilir ki kendini arındırma pratikleri ahlâkî/imgesel bir katharsisi amaç edinmiştir. püritenizm sistematik bir biçimde keyiften, cinsel hazdan, eğlenceden, aşırı yemek vb. aşırılıklardan kaçar. püritenizm denebilir ki, genel olarak bir nevrotik-kathartik pratik olarak şekillenir. püriten pratikler, sistematik pratiklerdir ve irade merkezlidir. disiplin, irade ve sorumluluğu yüceltmeleri açısından çileci pratikler bedeni, –acıdan kaçan değil– acıyı üreten bir aygıta çevirirler. püriten özne dünyayı kendi bedenini acı içinde dönüştürerek, kendini –katlanabileceği en üst acı eşiğini yakalayarak– aşmaya (süblimasyon) çalışır.
*** *** ***
*** *** ***
öz-küçümseme, onun hem öznelliğini nasıl şekillendirdiğini, hem de dünyayı nasıl algıladığını gösterir. içinde bulunulan çaresizlik ve teslimiyet belli bir toplumsal, tarihsel gerçekliğe denk düşer. mazlum bir yakarış biçiminde şunu tekrarlar: “beni sevmeli, korumalı, bağışlamalısın, beni terketmemelisin, bana iyi davranmalısın, çünkü öylesine zayıf ve çaresizim ki”. horney bu yolu, benliğini ezilmiş ve horlanmış öznenin, dünyaya “sevgi yoluyla kendini kabul ettirme yolu” olarak görür. mazlumluğun bağrında barındırdığı “sevimlilik” de böyle bir ereğe hizmet eder.
roland barthes, benzeri bir betimlemeyi “acı çeken âşık özne” için yapar: meşruiyeti ve karşı konulamazlığı çektiği acıdan ve acısını sevişinden menkûl olan: ezik özne, dışarıdan bakan birinde sempati duygularını harekete geçirir. mahzundur. ve acısını sürekli meşrulaştırma ihtiyacı içindedir. çelişkili olarak, bir yandan şiddetli bir biçimde sevgiyi gereksinir, diğer taraftan da acı çeken halini devam ettirme eğilimindedir. onu mahzun bir güzelliğe ulaştırdığını düşündüğü çilesini sever. yoksunluk, onu “süslemiş”, “saflaştırmış” ve “güzelleştirmiştir”. biraz da bu nedenden ötürü çileli durumundan kurtulmayı istemez. sevgiyi gereksinir ve bunu edilgenliğini koruyarak almaya çalışır. mazlum öznenin, bedenini acı çeker bir halde bulmaktan duyduğu hoşnutluk onun narsizan eğiliminin bir başka açıdan daha ispatı olarak karşımıza çıkıyor. türk-islâm sentezinin “mazlum öznelerinin” acıyı ve bedenlerini metaforik olarak dillendirmelerinden, “tarihsel haksızlığa uğramış olma” ideasına olan bağımlılıklarından bu narsizan ögeyi çıkarsayabiliriz.
“acı çeken bedenin estetizasyonu” hemen hemen bütün mazlumluk söylemlerinin önemli bir ögesi olarak çıkıyor karşımıza. ve “öznenin kendi çileli serüvenini”, “acı çeken bedenini sevişindeki” mazoşizan-narsizan ögeyi daha açıkça gözler önüne seriyor (horney, 1939:236).
ezik öznenin sevgi gereksinimi o denli yüksektir ki en küçük bir ilgisizlik dahi kırılgan yapısnı tehdit eder (horney, 1962:112). mazlum özne, alıngandır. kendine ve kutsal addettiği şeylere karşı aşırı duyarlıdır ve kıskançtır. ihmal edilmeye tahammülü yoktur. çelişkili görünmekle beraber, bu alınganlık abartılı özdeğer duygusunun bir sonucudur. horney’e göre “yüksek öz-değer duygusu” zayıf öznenin kırılganlığı ve alınganlığıyla doğrudan bağlantılıdır. bu nedenle, ezik öznenin sevgi gereksinimi karşılanmadığında tepkisini (horney, 1962;147), kırgınlığın yanısıra kızgınlık ve öfke şeklinde gösterir.
mazlum psikolojisinin, bireysel düzeyde şefkat söyleminden kırgınlık ve öfke söylemine dönüşümü toplumsal düzeyde eziklik söyleminin nasıl güç söylemine gebe olduğunu anlamamıza da ışık tutar. mazlum, kendisini dünyaya kabul ettirmeyi sağlayacak iktidar ve itibar araçlarından yoksun olduğu için, bir masumiyet-mahzuniyet dili üretir. sevgi söylemi, onun kendisini dünyaya kabul ettirebilmesinin neredeyse tek yoludur. ancak belirttiğimiz gibi, sevginin önemli bir bölümü yine kendi acısı aracılığıyla kendisine yöneliktir. pozitif bir süblimasyon pratiğine dönüşmediği sürece, mazlumun sevgi söylemi yüksek düzeyde bir narsizan içerik barındırmaya devam edecektir.
kutsal mazlumluğun psikopatolojisi - fethi açıkel
hiçbir zaman bundan vazgeçmeyecekler.



şu anda chp vekili olan fethi açıkel, 1996 yılında yayınlanan "kutsal mazlumluğun psikopatolojisi" adlı makalesinde türk-islam sentezinin mazlum öznesinden bahseder. ancak islamcılarla batılı ülkelerdeki sözde mağdur ve mazlum sjw'lerin zihin dünyaları neredeyse bire bir örtüşüyor. yıllar öncesinden medyum gibi bildirmiş resmen.
yapıp ettiklerinden, işledikleri suçlardan kendilerini ve savundukları kişileri neden sorumlu görmediklerine dair:
aşağıda püriten özne için bu kavram ve pratiklerin ne anlama geldiğini ve onun varoluşsal pratiklerini nasıl biçimlendirdiğini tartışacağız.
püriten pratik, mazlum ideolojinin aksine vicdanî açmazlar açısından farklı temel bir farklılık sergiler; zira püriten kendisini bir özne, sorumluluk sahibi bir aktör, yapıp eden, davranışlarından ve davranmayışlarından sorumlu bir ajan olarak görür. yani sorumluluk ve ehil olmak açısından hiçbir kısıtla karşı karşıya olmayan bir yasal kimlik olarak. mazlum öznenin aksine, kısıt ve yükümlülük altında değildir. hukuken “baliğ” ve “yetkindir” de. gelişmiş bir sorumluluk anlayışı vardır. üst-benin (süper-egonun) buyruklarını içselleştirmiştir; bu nedenle kendisine karşı –tutarlılığı korumak açısından– acımasızdır (gelişkin bir süperego). bu yüzden, ezik özne, dış dünyayı suçlama ve sorumluluktan kurtulma eğilimi gösterirken; püriten özne radikal bir biçimde kendi pratiklerini sorgular ve suçluluk duygusuyla karışık bir biçimde bunları gözden geçirir (horney, 1939:243); yeniden organize eder. ta ki pratikleri kusursuz düzeye ve süper-egonun itiraz etmeyeceği bir mükemmelliğe erişinceye dek.
püriten özne kendini eleştirerek motive eder; kendini suçlar; günahkâr/yanlış taraflarından iğrenir; kendi pratiklerine karşı son derece acımasızdır. esnekliğini yitirmiştir; ve takıntılı (obsessif) bir biçimde ideolojik doğruyu pratik yaşama geçirmeye çalışır. daha mükemmel bir pratik için kendini reddeder. bu yönüyle denebilir ki kendini arındırma pratikleri ahlâkî/imgesel bir katharsisi amaç edinmiştir. püritenizm sistematik bir biçimde keyiften, cinsel hazdan, eğlenceden, aşırı yemek vb. aşırılıklardan kaçar. püritenizm denebilir ki, genel olarak bir nevrotik-kathartik pratik olarak şekillenir. püriten pratikler, sistematik pratiklerdir ve irade merkezlidir. disiplin, irade ve sorumluluğu yüceltmeleri açısından çileci pratikler bedeni, –acıdan kaçan değil– acıyı üreten bir aygıta çevirirler. püriten özne dünyayı kendi bedenini acı içinde dönüştürerek, kendini –katlanabileceği en üst acı eşiğini yakalayarak– aşmaya (süblimasyon) çalışır.
*** *** ***
*** *** ***
öz-küçümseme, onun hem öznelliğini nasıl şekillendirdiğini, hem de dünyayı nasıl algıladığını gösterir. içinde bulunulan çaresizlik ve teslimiyet belli bir toplumsal, tarihsel gerçekliğe denk düşer. mazlum bir yakarış biçiminde şunu tekrarlar: “beni sevmeli, korumalı, bağışlamalısın, beni terketmemelisin, bana iyi davranmalısın, çünkü öylesine zayıf ve çaresizim ki”. horney bu yolu, benliğini ezilmiş ve horlanmış öznenin, dünyaya “sevgi yoluyla kendini kabul ettirme yolu” olarak görür. mazlumluğun bağrında barındırdığı “sevimlilik” de böyle bir ereğe hizmet eder.
roland barthes, benzeri bir betimlemeyi “acı çeken âşık özne” için yapar: meşruiyeti ve karşı konulamazlığı çektiği acıdan ve acısını sevişinden menkûl olan: ezik özne, dışarıdan bakan birinde sempati duygularını harekete geçirir. mahzundur. ve acısını sürekli meşrulaştırma ihtiyacı içindedir. çelişkili olarak, bir yandan şiddetli bir biçimde sevgiyi gereksinir, diğer taraftan da acı çeken halini devam ettirme eğilimindedir. onu mahzun bir güzelliğe ulaştırdığını düşündüğü çilesini sever. yoksunluk, onu “süslemiş”, “saflaştırmış” ve “güzelleştirmiştir”. biraz da bu nedenden ötürü çileli durumundan kurtulmayı istemez. sevgiyi gereksinir ve bunu edilgenliğini koruyarak almaya çalışır. mazlum öznenin, bedenini acı çeker bir halde bulmaktan duyduğu hoşnutluk onun narsizan eğiliminin bir başka açıdan daha ispatı olarak karşımıza çıkıyor. türk-islâm sentezinin “mazlum öznelerinin” acıyı ve bedenlerini metaforik olarak dillendirmelerinden, “tarihsel haksızlığa uğramış olma” ideasına olan bağımlılıklarından bu narsizan ögeyi çıkarsayabiliriz.
“acı çeken bedenin estetizasyonu” hemen hemen bütün mazlumluk söylemlerinin önemli bir ögesi olarak çıkıyor karşımıza. ve “öznenin kendi çileli serüvenini”, “acı çeken bedenini sevişindeki” mazoşizan-narsizan ögeyi daha açıkça gözler önüne seriyor (horney, 1939:236).
ezik öznenin sevgi gereksinimi o denli yüksektir ki en küçük bir ilgisizlik dahi kırılgan yapısnı tehdit eder (horney, 1962:112). mazlum özne, alıngandır. kendine ve kutsal addettiği şeylere karşı aşırı duyarlıdır ve kıskançtır. ihmal edilmeye tahammülü yoktur. çelişkili görünmekle beraber, bu alınganlık abartılı özdeğer duygusunun bir sonucudur. horney’e göre “yüksek öz-değer duygusu” zayıf öznenin kırılganlığı ve alınganlığıyla doğrudan bağlantılıdır. bu nedenle, ezik öznenin sevgi gereksinimi karşılanmadığında tepkisini (horney, 1962;147), kırgınlığın yanısıra kızgınlık ve öfke şeklinde gösterir.
mazlum psikolojisinin, bireysel düzeyde şefkat söyleminden kırgınlık ve öfke söylemine dönüşümü toplumsal düzeyde eziklik söyleminin nasıl güç söylemine gebe olduğunu anlamamıza da ışık tutar. mazlum, kendisini dünyaya kabul ettirmeyi sağlayacak iktidar ve itibar araçlarından yoksun olduğu için, bir masumiyet-mahzuniyet dili üretir. sevgi söylemi, onun kendisini dünyaya kabul ettirebilmesinin neredeyse tek yoludur. ancak belirttiğimiz gibi, sevginin önemli bir bölümü yine kendi acısı aracılığıyla kendisine yöneliktir. pozitif bir süblimasyon pratiğine dönüşmediği sürece, mazlumun sevgi söylemi yüksek düzeyde bir narsizan içerik barındırmaya devam edecektir.
kutsal mazlumluğun psikopatolojisi - fethi açıkel
hiçbir zaman bundan vazgeçmeyecekler.
devamını gör...
bir yazara şarkı armağan et
o kendini biliyor.*
devamını gör...
akp'li osman gökçek'in chp'li mahmut tanal'a yumrukla saldırması
babası yaşındaki adama vurarak ib. melih'in çocuğu olduğunu ispatlamış bir adet meclis magandası barındıran eylem.
başka ülkede olsa cezaevinden çıkamayacak eleman türkiye'de akpli cahil seçmenin oylarıyla meclise girip millete saldırıyor.
başka ülkede olsa cezaevinden çıkamayacak eleman türkiye'de akpli cahil seçmenin oylarıyla meclise girip millete saldırıyor.
devamını gör...
temizlik reklamında kadın erkek reklamında erkek olması
temizlik reklamında kadın,
erkek reklamında erkek olması
diye anladım ben
erkek reklamı ne bu arada
eril diliniz batsın
erkek reklamında erkek olması
diye anladım ben
erkek reklamı ne bu arada
eril diliniz batsın
devamını gör...
her ay dişçiye gitmek
merhaba dişçi bana 3 kilo sar
devamını gör...
her ay dişçiye gitmek
2027 yılından sonra yapacağım hede hödö. tek seferde para kaybedeceğime her ay bir dişimi yaptırırım daha iyi. nasıl olsa para her ay beleşe geliyor. şu faizli paralar bir işe yarasın bakalım.
devamını gör...
merve taşkın sevgililer günü özel ilanı
(bkz: malumun ilamı)
devamını gör...
ay
"yanarim, sana emeklerime yanarim. ah, yanarim. ne fayda donusu yok, yazik uctu gitti yillarim. ne cikar simdi donsen, ah? kalmadi ki tadim.."
akademik hayatima karsi olan tavrimi kibarca anlatan tarkan sarkisi
akademik hayatima karsi olan tavrimi kibarca anlatan tarkan sarkisi
devamını gör...
golden rose
ojeleri harika renklere sahip makyaj markası. 43 numarayı hangi kadın sürse hepsinde çok güzel olur. çünkü kadınlarımız zaten çok güzel. * erkek eline sürsen o bile* güzel olur. öyle bir şey.
devamını gör...
merve taşkın sevgililer günü özel ilanı
uzerine 400 bin daha vereyim kapasin cenesini ya ucuz insan.
devamını gör...
merve taşkın sevgililer günü özel ilanı
ayh. böyle gerzek başlıklara yazmaya gerçekten mecalim yok ama bir yazarın bu varlığa "zeki" dediğini görmüş bulundum.
onursuzluk ne zaman zeka parıltısı oldu? biz zengin nefretimizi her gün büyütürken bir insanın ruhunu, bedenini pazarlayarak para kazanması ne zaman övülecek bir şey oldu?
arkadaşlar birileri söğüşlenmeye çok müsait olabilir ama eğer işin içerisinde kişinin kendi onurunu ayaklar altına alan bir durum varsa buna; "helal ne güzel paraları götürdü" diyemeyiz.
elbette para kazanmayı küçümsemiyorum ama bizim "simit sat onurlu" yaşa diye bir sloganımız var. hayattaki her şey para mıdır? hele ki lüks yaşam için istenen para mide bulantısıdır.
ben bu kızcağızı tanımam ama bu kızın zekasızlığını sadece kendi ilanındaki oksimorona dayanarak anlatayım;
"ben tanınan biriyim" diyor, sonra da diyor ki "benimle gezersen iyi bir imaj oluşturabilirsin".
pardon, insanlar seni tanıyorsa ablacım bu kaşarlık ilanını da biliyorlardır ve yanındaki gerzek için de düşünecekleri sadece şu olur; ulan parayı basan lavuk buymuş.
midem bulanıyor artık her yerden akan pisliklerden.
böyle salak başlıklarla da işim olmaz, bu yazı kendisini bir süre sonra yok edecektir.
onursuzluk ne zaman zeka parıltısı oldu? biz zengin nefretimizi her gün büyütürken bir insanın ruhunu, bedenini pazarlayarak para kazanması ne zaman övülecek bir şey oldu?
arkadaşlar birileri söğüşlenmeye çok müsait olabilir ama eğer işin içerisinde kişinin kendi onurunu ayaklar altına alan bir durum varsa buna; "helal ne güzel paraları götürdü" diyemeyiz.
elbette para kazanmayı küçümsemiyorum ama bizim "simit sat onurlu" yaşa diye bir sloganımız var. hayattaki her şey para mıdır? hele ki lüks yaşam için istenen para mide bulantısıdır.
ben bu kızcağızı tanımam ama bu kızın zekasızlığını sadece kendi ilanındaki oksimorona dayanarak anlatayım;
"ben tanınan biriyim" diyor, sonra da diyor ki "benimle gezersen iyi bir imaj oluşturabilirsin".
pardon, insanlar seni tanıyorsa ablacım bu kaşarlık ilanını da biliyorlardır ve yanındaki gerzek için de düşünecekleri sadece şu olur; ulan parayı basan lavuk buymuş.
midem bulanıyor artık her yerden akan pisliklerden.
böyle salak başlıklarla da işim olmaz, bu yazı kendisini bir süre sonra yok edecektir.
devamını gör...
bir yazara şarkı armağan et
kime ettiğinizi niye yazmıyonuz bu adamlar şarkıyı nasıl üstüne alınacak
devamını gör...
normal sözlük moderasyonu
bana verin
devamını gör...
cibeb
son senelerde gördüğüm kadarıyla tarifi biraz değişime uğramış, artık içinde eskisinin yarısı kadar gamma radyasyonu bulunuyor. her şeyin tadı kaçtı artık.
devamını gör...
cibeb
akşam akşam aklıma gelmiş olan eti biski
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
çok üstüme gelme hayat ben de insanım...
şara kaplan-bi polar (sertab erener)
şara kaplan-bi polar (sertab erener)
devamını gör...
yapay zeka ile dertleşmek
hiç şaşırtıcı olmuyor mevcut popülasyonda yaygın olması.
yaygın olması şaşırtıcı olmayan durum.
yaygın olması şaşırtıcı olmayan durum.
devamını gör...
temizlik reklamında kadın erkek reklamında erkek olması
sanırım kadınların oynaması gereken reklamlarda erkeklerin, erkeklerin oynaması gereken reklamlarda kadınların oynaması demek istenmiş ama başlığa sığmayınca a1 türkçeye dönüşmüş. konuya gelirsek arz ve talep aslında, şaşılacak bir durum yok.
devamını gör...