zaman tüneli
askıda ibadet
meb tarafından düzenlenen ramazan genelgesi'nin ardından bazı okullarda “askıda ibadet” uygulaması başlatıldı, islam inancında yalnızca oruç tutanların gireceğine inanılan “reyyan kapısı” betimlendi.
buradan
buradan
devamını gör...
tarkan’ın okan bayülgen’i mahkemeye vermesi
devamını gör...
tarkan’ın okan bayülgen’i mahkemeye vermesi
okan bayulgen'i zeki bulan kadınların zekadan ziyade p ile başlayan erkeklerden hoşlandıklarını gösteren bir durumdur.
tabii okan entelektüel biri bi de değil mi?
ahahahaha.
tarkan'ım bu tipleri adam yerine koymamışsa haklıdır.
tabii okan entelektüel biri bi de değil mi?
ahahahaha.
tarkan'ım bu tipleri adam yerine koymamışsa haklıdır.
devamını gör...
23 şubat 2026 fenerbahçe kasımpaşa maçı
a)fenerbahçenin rakibi kırmızı kart alır
b)fenerbahçe penaltı kazanır.
c)kasımpaşanın golü ofsayt yüzünden sayılmaz.
d)adalet bakanı ülkede hukuk olduğunu ilan eder.
e) hepsi
b)fenerbahçe penaltı kazanır.
c)kasımpaşanın golü ofsayt yüzünden sayılmaz.
d)adalet bakanı ülkede hukuk olduğunu ilan eder.
e) hepsi
devamını gör...
23 şubat 2026 fenerbahçe kasımpaşa maçı
fenerin, pilot takımı ile olan maçı
devamını gör...
geçti dost kervanı
ne güzel şarkıdır, mabel matiz’den dinlerim hep.
devamını gör...
gangs of london
kurtlar vadisi londra.
devamını gör...
türkiye'nin yaşanılabilir küçük ve huzurlu ilçe ya da kasabaları
az önce bi başlıkta denk geldim
babaeski övülmüş mesela
amasra’yı beğenmiştim bi de
sinop önerilmiş
tüm kriterlerime uyan bi yer olsa gözüm kapalı taşınırım valla
babaeski övülmüş mesela
amasra’yı beğenmiştim bi de
sinop önerilmiş
tüm kriterlerime uyan bi yer olsa gözüm kapalı taşınırım valla
devamını gör...
23 şubat 2026 fenerbahçe kasımpaşa maçı
fenerbahçe penaltı atar. sanırım artık bunu söylemeye bile gerek yok. swh
dipnot: beşiktaşlıyız ezelden.
dipnot: beşiktaşlıyız ezelden.
devamını gör...
bu yaşa kadar nasıl geldin sorusu
bazen üstü kapalı bir tehtid cümlesidir.
genellikle, şöyle bir hastanelik edinceye kadar dövmek istediğiniz ama böyle bir şeyi yapamayacağınız da gayet iyi bildiğiniz kişilere söylersiniz. aklından çıkmasın da dert olsun diye.
hiç söyleyen taraf olmadım ama bir keresinde bana söylenmişti bu söz. gündelik hayatta sözünü esirgemeyen biriyimdir. bu tutum bazı insanlarda, damarına basılmış hissiyatı oluşturabiliyor.
neyse. kötü niyet okurum ben bu (güya) soru cümlesini duyduğum zaman..
genellikle, şöyle bir hastanelik edinceye kadar dövmek istediğiniz ama böyle bir şeyi yapamayacağınız da gayet iyi bildiğiniz kişilere söylersiniz. aklından çıkmasın da dert olsun diye.
hiç söyleyen taraf olmadım ama bir keresinde bana söylenmişti bu söz. gündelik hayatta sözünü esirgemeyen biriyimdir. bu tutum bazı insanlarda, damarına basılmış hissiyatı oluşturabiliyor.
neyse. kötü niyet okurum ben bu (güya) soru cümlesini duyduğum zaman..
devamını gör...
23 şubat 2026 fenerbahçe kasımpaşa maçı
böbreklerini sat fenerbahçe penaltı atar a oyna 2 takım yenisini alırsın.
devamını gör...
köy enstitülerinin kapatılması
komünizm yuvası olması
ağalık düzeni ile çatışması
dine, örf ve adetlere aykırı olması nedeniyle tepki görmeye başlayınca
chp döneminde etkisizleştirilmeye başlanıp
demokrat parti döneminde kapatıldı
yani demokrat partiden önce chp ile başlıyor olay
ağalık düzeni ile çatışması
dine, örf ve adetlere aykırı olması nedeniyle tepki görmeye başlayınca
chp döneminde etkisizleştirilmeye başlanıp
demokrat parti döneminde kapatıldı
yani demokrat partiden önce chp ile başlıyor olay
devamını gör...
thy'nin lufthansa'yı geçmesi
basit bir hesap yapalım.
son 25 yılda vatandaştan toplanan vergilerin toplamı 3 trilyon dolar. yine aynı dönemde üç beş tane yandaş müteahhite dağıtılıan inşaat ihalelerinin toplam maliyeti 1 trilyon dolar.
şimdi durumu biraz daha anlaşılır hale getireyim.
dünyanın en değerli şehirlerinden biri olan paris'le ilgili bir hesap yapılmış. bu hesaba göre, tüm şehri satın almak isterseniz paris'in size maliyeti yaklaşık 1 trilyon dolar olurmuş. yani üç beş tane yandaşa dağıtılan parayla, paris satın alınabiliyormuş ki bir de hiçkimsenin hesabını soramadığı, nereye gönderildiği bilinmeyen bir "128 milyar dolar" vakası var.
demem o ki, thy o kadar uçak aldıysa, akp sizde hala ışık görüyor demektir. akp tüm uçakları amerika'nın neredeyse batmak üzere olan ve adı skandallarla anılan şirketinden alıyorsa, amerikalılar akp'de hala ışık görüyor demektir.
son 25 yılda vatandaştan toplanan vergilerin toplamı 3 trilyon dolar. yine aynı dönemde üç beş tane yandaş müteahhite dağıtılıan inşaat ihalelerinin toplam maliyeti 1 trilyon dolar.
şimdi durumu biraz daha anlaşılır hale getireyim.
dünyanın en değerli şehirlerinden biri olan paris'le ilgili bir hesap yapılmış. bu hesaba göre, tüm şehri satın almak isterseniz paris'in size maliyeti yaklaşık 1 trilyon dolar olurmuş. yani üç beş tane yandaşa dağıtılan parayla, paris satın alınabiliyormuş ki bir de hiçkimsenin hesabını soramadığı, nereye gönderildiği bilinmeyen bir "128 milyar dolar" vakası var.
demem o ki, thy o kadar uçak aldıysa, akp sizde hala ışık görüyor demektir. akp tüm uçakları amerika'nın neredeyse batmak üzere olan ve adı skandallarla anılan şirketinden alıyorsa, amerikalılar akp'de hala ışık görüyor demektir.
devamını gör...
23 şubat 2026 fenerbahçe kasımpaşa maçı
devamını gör...
tarkan’ın okan bayülgen’i mahkemeye vermesi
bir numarası, zirvesi demek varken top class anlamında söyledigini iddia ettiyse inandırıcı olmaz. laf çakmaya çalışmış, kıvırabilmek için de ali cengiz oyunu çevirmiş. adama top diyeceksen açık açık söyleyecek yüreğin olsaydı bari. bu herif sürekli birilerini aşağılayarak ünlü olmadı mı zaten. en ünlünün üzerinden prim yapmaya çalışmıştır o zaman da.
tarkan kadar mesleğinde iyi mi, tarkan kadar iyi biri mi, tarkan kadar ülkeye faydası oldu mu acaba. ülkeyi bir dönem tanıtan 3-5 kişiden biridir tarkan, öteki kim.
adama zamanında savaş ay gay misin diye soruyor, adam orda bile üslubunu bozmuyor. efendi adamı sürekli ezme çabası var ülkede. bı bırakmadılar adamı senelerce top, gay, paralı sevgilisi var falan diye. adam şarkılarıyla değerlendirilmeliydi. tarkan kral adamdır, okan fırıldak.
tarkan kadar mesleğinde iyi mi, tarkan kadar iyi biri mi, tarkan kadar ülkeye faydası oldu mu acaba. ülkeyi bir dönem tanıtan 3-5 kişiden biridir tarkan, öteki kim.
adama zamanında savaş ay gay misin diye soruyor, adam orda bile üslubunu bozmuyor. efendi adamı sürekli ezme çabası var ülkede. bı bırakmadılar adamı senelerce top, gay, paralı sevgilisi var falan diye. adam şarkılarıyla değerlendirilmeliydi. tarkan kral adamdır, okan fırıldak.
devamını gör...
un roman français
fransız yazar frederic beigbeder’in yarı-otobiyografik romanı. dolayısıyla kendi kişisel ve ailesiyle olan hikâyelerini konu alır falan. ilginç ve merak uyandıran bir yapıt.
devamını gör...
susmak
arkadaşlar merhaba…
bunları yazmak sandığımdan daha zor.
çünkü insan bazen kendini kaybettiğini fark edince değil; aslında hiç bulamamış olduğunu anlayınca yıkılıyor.
ben sandığınız gibi biri değilmişim.
daha kötüsü… ben kendimi sandığım adam da değilmişim.
yıllarca içimde taşıdığım o “bir gün toparlanırım” yalanı, sessizce çürüyüp gitti.
ne cesur olabildim… ne de zorlukların karşısında dimdik duran o adamlardan biri.
her darbede biraz daha içime gömüldüm.
her sustuğumda içimde bir şey daha öldü.
bu yaşıma geldim…
ama zihnim bazen bir ihtiyarın dağılmış hatıraları gibi,
bazen de gerçekle bağı kopmuş bir çocuğun hayal kırıntıları gibi.
ne geçmişle barışabildim ne geleceğe yakışabildim.
ortada asılı kaldım…
adı konmamış bir eksiklik gibi.
behzat’ın dediği gibi:
“… hep sorular sordular. cevaplarını merak etmediler.
ben hep doğru bildiğimi yaptım. kendi alın yazımla yaşadım hayatı.
iyi ol dediler, kötü nasıl olunur bilemeden.
iyi misin dediler, bir kere bile gerçekten nasılsın demeden.
ben iyi bir adam olamadım.
iyiler ilk görüşte tanınmaz.”
ben… iyi bir adam olamadım.
ama mesele sadece bu da değil.
yanlışın yerine ne koyacağımı hiç bilemedim.
doğrunun neye benzediğini uzaktan gördüm belki…
ama hiçbir zaman dokunamadım.
insan bazen kötü olduğu için değil,
neyin iyi olduğunu çözemediği için kaybediyor.
içimde sürekli geç kalan bir adam yaşıyor.
hep bir adım geride,
hep “birazdan düzelirim” diyen ama asla düzelmeyen o adam.
ve en ağır tarafı şu:
artık kendime kızacak gücü bile bulamıyorum.
çünkü insan en çok,
düzeltme ihtimali kalmadığını hissettiğinde susuyor.
ben sustum.
şimdi geriye dönüp bakınca görüyorum ki…
insan bazen yanlış yolda yürüdüğünü fark etmiyor.
çünkü yol değil,
yürüyen kaybolmuş oluyor.
ben kayboldum. ben sustum...
bunları yazmak sandığımdan daha zor.
çünkü insan bazen kendini kaybettiğini fark edince değil; aslında hiç bulamamış olduğunu anlayınca yıkılıyor.
ben sandığınız gibi biri değilmişim.
daha kötüsü… ben kendimi sandığım adam da değilmişim.
yıllarca içimde taşıdığım o “bir gün toparlanırım” yalanı, sessizce çürüyüp gitti.
ne cesur olabildim… ne de zorlukların karşısında dimdik duran o adamlardan biri.
her darbede biraz daha içime gömüldüm.
her sustuğumda içimde bir şey daha öldü.
bu yaşıma geldim…
ama zihnim bazen bir ihtiyarın dağılmış hatıraları gibi,
bazen de gerçekle bağı kopmuş bir çocuğun hayal kırıntıları gibi.
ne geçmişle barışabildim ne geleceğe yakışabildim.
ortada asılı kaldım…
adı konmamış bir eksiklik gibi.
behzat’ın dediği gibi:
“… hep sorular sordular. cevaplarını merak etmediler.
ben hep doğru bildiğimi yaptım. kendi alın yazımla yaşadım hayatı.
iyi ol dediler, kötü nasıl olunur bilemeden.
iyi misin dediler, bir kere bile gerçekten nasılsın demeden.
ben iyi bir adam olamadım.
iyiler ilk görüşte tanınmaz.”
ben… iyi bir adam olamadım.
ama mesele sadece bu da değil.
yanlışın yerine ne koyacağımı hiç bilemedim.
doğrunun neye benzediğini uzaktan gördüm belki…
ama hiçbir zaman dokunamadım.
insan bazen kötü olduğu için değil,
neyin iyi olduğunu çözemediği için kaybediyor.
içimde sürekli geç kalan bir adam yaşıyor.
hep bir adım geride,
hep “birazdan düzelirim” diyen ama asla düzelmeyen o adam.
ve en ağır tarafı şu:
artık kendime kızacak gücü bile bulamıyorum.
çünkü insan en çok,
düzeltme ihtimali kalmadığını hissettiğinde susuyor.
ben sustum.
şimdi geriye dönüp bakınca görüyorum ki…
insan bazen yanlış yolda yürüdüğünü fark etmiyor.
çünkü yol değil,
yürüyen kaybolmuş oluyor.
ben kayboldum. ben sustum...
devamını gör...






