zaman tüneli
su bardağında çay içmek
viski bardağında ayran içmekten iyidir.
devamını gör...
surekli benzer icerikler girerek sol akisi isgal etmekte
“sizin kurduğunuz sözlüğü gibiym” demeye sebebiyet vermiştir. hem sol framein isgal edilmesi işinize yarıyor. etkileşim sevmiyor musunuz? ekşide normal sözlük prı yapayım desem kabul edersiniz ama işgüzarcılar sizi.
devamını gör...
su bardağında çay içmek
çay bardağında rakı içen insanın yapabileceği iş. rakı bardağına da su koyar.
devamını gör...
yılmaz morgül’ün yıllarca unutulmayacak acun ılıcalı isyanı
bu yaşına kadar bir tane bestesi yok. bestekar değil. nota okuyamaz. bana kağıt kalem vermediler edebiyatı yapıyor. hayır, verseler ne yapacaktın?
bayhan efendiye ses kayıt cihazı verilmiş falan filan. versinler canım. o da bestekar değil. iki mırıldanır bi şey çıkmaz zaten. dert etme yılmazım.
bayhan efendiye ses kayıt cihazı verilmiş falan filan. versinler canım. o da bestekar değil. iki mırıldanır bi şey çıkmaz zaten. dert etme yılmazım.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
geceye en yakıştırdığım şarkılardandır, siz*de dinleyebilirsiniz..
kimseleri kırmadı da bi’ kendi kalbi parçalandı.
hesabını kimselere sormadı da,
n’aptı?
kimseleri kırmadı da bi’ kendi kalbi parçalandı.
hesabını kimselere sormadı da,
n’aptı?
devamını gör...
uzaylı görünce söylenecek ilk şey
devamını gör...
uzaylı görünce söylenecek ilk şey
devamını gör...
sözlük yazarlarının en beğendiği bakanlar
anketör ya da dilenci değilim.
müsaadenizle seda bakan diyorum ben de.
müsaadenizle seda bakan diyorum ben de.
devamını gör...
resul rıza seçilmiş şiirleri
" mutlu olurdum
eğer tabutumu kendim taşıyabilseydim. "
1910/ 1981 yılları arasında yaşayan azerî şair resul rıza imzalı 70 sayfalık eser;
dilimize ildeniz kurtulan tarafından çevrilmiş iken 1993 yılında yayınlandığı bilinmektedir. ataol behramoğlu tarafından çevrilmiş 1 şiir de yer almaktadır.
kitabımızın başında şairin yaşamına dair aydınlatma metni yer alır iken aynı zamanda başka büyük edebiyatçılar tarafından övgüyle bahsedildiği kısa cümleler de verilmiştir.
nazım hikmet'e ait bir yazı da yer almakta iken, iki şairin arkadaş oldukları bilgisi de kitapta verilmiştir.
şairin okuduğum ilk kitabı bu oldu, beklentimi tam anlamıyla karşıladığını söyleyemesem de elimi boş gönderen bir kitap da değildi.
kitabın ilk sayfalarındaki şiirlerde hümanist bir bakış açısının yansımaları görülmekte iken sonraki sayfalarda ise şair kendi içine dönüyor, hem insanlığın, hem kendisinin iyiliğini, mutluluğunu, huzurunu, bahtiyarlığını ister gibi duruyor.
yaşamın güzel olduğu kadar çetin bir yolculuk olduğunu da hatırlatıyor, ayrılığın yaman bir iş olduğunu vurguladığı dizeleri de hüküm sürüyor, ölümünden sonra kendisinden geriye neyin kalacağını bilemediğini düşündüren dizeleri de karşımıza çıkıyor.
zamanın herkesi geri alıyor olmasına duyulan kırgınlık da bazı dizelerden seziliyor.
bazı dizeleri benim için etkileyiciydi.
şairin üslubunu fazla derin bulmasam da yine de beni bir yerden yakalayan dizeler de vardı, bazı dizelerinin burnumun direğini sızlattığı da oldu.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

dağlar başı dumandır,
yine dumandır, yar,
yine dumandır
ayrılığın ölümden bana yamandır, yar.
bana yamandır.
gider, vallah, bu güzellik sana da kalmaz.
her gecenin gündüzü var,
ağlama gözel, ağlama!
hangi sözüm yaşayacak benden sonra?
saat tik tak diye diye
girer ebediyete
yaşamın geri dönmeyen anları.
zaman alıp götürür insanları
bugüne dek
kimsenin dönmediği uzaklara.
ben çökersem, ardında geçmişim kalır.
sen çöksen, geleceğini gömersin.
mutlu olurdum
eğer tabutumu kendim taşıyabilseydim.
eğer tabutumu kendim taşıyabilseydim. "
1910/ 1981 yılları arasında yaşayan azerî şair resul rıza imzalı 70 sayfalık eser;
dilimize ildeniz kurtulan tarafından çevrilmiş iken 1993 yılında yayınlandığı bilinmektedir. ataol behramoğlu tarafından çevrilmiş 1 şiir de yer almaktadır.
kitabımızın başında şairin yaşamına dair aydınlatma metni yer alır iken aynı zamanda başka büyük edebiyatçılar tarafından övgüyle bahsedildiği kısa cümleler de verilmiştir.
nazım hikmet'e ait bir yazı da yer almakta iken, iki şairin arkadaş oldukları bilgisi de kitapta verilmiştir.
şairin okuduğum ilk kitabı bu oldu, beklentimi tam anlamıyla karşıladığını söyleyemesem de elimi boş gönderen bir kitap da değildi.
kitabın ilk sayfalarındaki şiirlerde hümanist bir bakış açısının yansımaları görülmekte iken sonraki sayfalarda ise şair kendi içine dönüyor, hem insanlığın, hem kendisinin iyiliğini, mutluluğunu, huzurunu, bahtiyarlığını ister gibi duruyor.
yaşamın güzel olduğu kadar çetin bir yolculuk olduğunu da hatırlatıyor, ayrılığın yaman bir iş olduğunu vurguladığı dizeleri de hüküm sürüyor, ölümünden sonra kendisinden geriye neyin kalacağını bilemediğini düşündüren dizeleri de karşımıza çıkıyor.
zamanın herkesi geri alıyor olmasına duyulan kırgınlık da bazı dizelerden seziliyor.
bazı dizeleri benim için etkileyiciydi.
şairin üslubunu fazla derin bulmasam da yine de beni bir yerden yakalayan dizeler de vardı, bazı dizelerinin burnumun direğini sızlattığı da oldu.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

dağlar başı dumandır,
yine dumandır, yar,
yine dumandır
ayrılığın ölümden bana yamandır, yar.
bana yamandır.
gider, vallah, bu güzellik sana da kalmaz.
her gecenin gündüzü var,
ağlama gözel, ağlama!
hangi sözüm yaşayacak benden sonra?
saat tik tak diye diye
girer ebediyete
yaşamın geri dönmeyen anları.
zaman alıp götürür insanları
bugüne dek
kimsenin dönmediği uzaklara.
ben çökersem, ardında geçmişim kalır.
sen çöksen, geleceğini gömersin.
mutlu olurdum
eğer tabutumu kendim taşıyabilseydim.
devamını gör...
altın
altın uzun vadeli yatırım aracıdır. 2026 da beklentileri karşılamaz bi bakarsın 2027 de coşmuş. kısa vadeli yatırımcı başka işler kovalasın bence.
devamını gör...
kızına tecavüz edip öldüren yaratık
adalet saraylarının önündeki "adalet mülkün temelidir" yazısının altındaki o mülkün, aslında kimlerin mülkü olduğunu bir kez daha yüzümüze çarpan olay.
kadın bas bas bağırmış. "beni koruyun" dememiş sadece, "öldüğümüzde buna intihar demeyin" diyerek katilini, sistemin boşluklarını, başına gelecekleri tek tek not düşmüş. biz ne yapmışız? izlemişiz. devlet ne yapmış? tarikat, cemaat, vakıf üçgeninde "aman tadımız kaçmasın" diye üç maymunu oynamış.
yahu 8 yaşında bir çocuktan bahsediyoruz. 3 yaşından beri sistematik işkence gören, öz babası denilen o mahlukat tarafından hayatı karartılan bir sabiden. annesi çırpınırken dosyalar raflarda tozlanmış, o herif dışarıda elini kolunu sallayarak gezmiş. şimdi sahil kenarında iki ceset var.
şimdi çıkıp "münferit" dersiniz. "sosyal medya abartıyor" dersiniz. hayır efendim, bu cinayetler politiktir. bu cinayetler, laikliği "din düşmanlığı" sanıp tarikatların kucağına itilen çocukların, kadınların kanıyla yazılmış bir trajedidir.
o herifi asalım, keselim, küfredelim... tamam, o en kolayı. peki ya o koruma kararını çıkarmayan hakim? o şikayeti sümen altı eden polis? o vakfın imajı sarsılmasın diye susan "hizmet" gönüllüleri? onların elindeki kanı hangi deterjan çıkaracak?
netflix dizilerine, şort giyen kıza, içki içen gence aslan kesilen "tebliğci" tayfa nerede? sesiniz neden çıkmıyor? "benim türbanlı bacım" edebiyatınız sadece işinize gelince mi çalışıyor?
yansın yıkılsın bu düzen. bir çocuğun gülüşünü koruyamayan devlet, kağıt üzerinde devlettir. vicdanlarda ise koca bir hiç.
kadın bas bas bağırmış. "beni koruyun" dememiş sadece, "öldüğümüzde buna intihar demeyin" diyerek katilini, sistemin boşluklarını, başına gelecekleri tek tek not düşmüş. biz ne yapmışız? izlemişiz. devlet ne yapmış? tarikat, cemaat, vakıf üçgeninde "aman tadımız kaçmasın" diye üç maymunu oynamış.
yahu 8 yaşında bir çocuktan bahsediyoruz. 3 yaşından beri sistematik işkence gören, öz babası denilen o mahlukat tarafından hayatı karartılan bir sabiden. annesi çırpınırken dosyalar raflarda tozlanmış, o herif dışarıda elini kolunu sallayarak gezmiş. şimdi sahil kenarında iki ceset var.
şimdi çıkıp "münferit" dersiniz. "sosyal medya abartıyor" dersiniz. hayır efendim, bu cinayetler politiktir. bu cinayetler, laikliği "din düşmanlığı" sanıp tarikatların kucağına itilen çocukların, kadınların kanıyla yazılmış bir trajedidir.
o herifi asalım, keselim, küfredelim... tamam, o en kolayı. peki ya o koruma kararını çıkarmayan hakim? o şikayeti sümen altı eden polis? o vakfın imajı sarsılmasın diye susan "hizmet" gönüllüleri? onların elindeki kanı hangi deterjan çıkaracak?
netflix dizilerine, şort giyen kıza, içki içen gence aslan kesilen "tebliğci" tayfa nerede? sesiniz neden çıkmıyor? "benim türbanlı bacım" edebiyatınız sadece işinize gelince mi çalışıyor?
yansın yıkılsın bu düzen. bir çocuğun gülüşünü koruyamayan devlet, kağıt üzerinde devlettir. vicdanlarda ise koca bir hiç.
devamını gör...
yılmaz morgül’ün yıllarca unutulmayacak acun ılıcalı isyanı
yılmaz morgül beyefendi, survivor’da yarışırken bestelerini yapmak için sadece bir kalem bir de defter istemiş, onu bile çok görmüş acun efendi.
şimdi ise kıytırık bayhan beste yapacak diye ses kayıt cihazı hediye edeceklermiş adada.
acun bey’i kınıyorum: gerçek sanat insanını küçümsüyorsun sonra beste yapmayı bilmeyen adama imkan tanıyorsun. ya ikisine de imkan tanı ya da hiç karışma.
şimdi ise kıytırık bayhan beste yapacak diye ses kayıt cihazı hediye edeceklermiş adada.
acun bey’i kınıyorum: gerçek sanat insanını küçümsüyorsun sonra beste yapmayı bilmeyen adama imkan tanıyorsun. ya ikisine de imkan tanı ya da hiç karışma.
devamını gör...
istiğfar duası
günah çıkartmanın bir değişik versiyonu gibi duruyor. evet biliyorum müslümanlıkta günah çıkartmak yok. ikisi çok başka şeyler de diyebilirsiniz. ben okuduğum zaman anafikir aynı duyuluyor. sonuç aynıysa gidiş yolunun ne olduğu çok da önemli değil benim için.
devamını gör...
oley (yazar)
boğa burcudur
devamını gör...
wilt chamberlain
asansörle aşağı inerken kendisine "yukarıda havalar nasıl?" diye soran bir adamın kafasına tükürüp, "yağışlı" cevabını veren sepet topçusu.
devamını gör...
sözlük yazarlarının en beğendiği bakanlar
murat bakan
devamını gör...
sirma
allah tez zamanda şifa versin inşallah.
devamını gör...
oley (yazar)
tezahürat havası veren yazar
devamını gör...
yazarların şu an aklından geçenler
yemek yeyip yatsam mı, yatıp sahura mı kalksam.
devamını gör...
