zaman tüneli
gökhan tepe
istanbul kartal doğumludur.
devamını gör...
çalışma kulübü
katılabilirim ama o kadar ders çalışmıyorum ya, bir de discord olmasın, vpn açıp girmekle uğraşamam.
devamını gör...
çalışma kulübü
günde 9-10 saatleri deviren bir istikrar abidesi olarak yeniden canlandırmak istediğim discord kanalıdır. talep gelirse gerekirse yenisini de açarız.
devamını gör...
kellik eşittir komiklik midir
her kel komik değildir. her komik kel değildir.
yani saç çizgisi geri çekiliyor diye mizahın ileri atılacağına dair bir yönetmeliğe ulaşamadık.
yani saç çizgisi geri çekiliyor diye mizahın ileri atılacağına dair bir yönetmeliğe ulaşamadık.
devamını gör...
şeytan kendini düzdürüyor
insan bazen neye daha çok şaşıracağını bilemiyor ya. söylenen şeye mi, yoksa o şeyin bu kadar rahat söylenebilmesine mi. benim takıldığım yer tam olarak burası. kullanılan dil. yani bu üslup, bu benzetme, bu imgelem dünyası… adına ne diyorsak artık!
bir dini önderi geçtim, herhangi bir insanın ağzına yakıştırmak zor. insanın içinden gelen ilk refleks gerçekten bunu söylemekte bir tuhaflık görmüyor mu oluyor hiç mi kelime ahlakı diye bir şey yok..?
çünkü dil dediğin şey boşlukta oluşmuyor. insanın zihninin, dünyaya bakışının, tahayyülünün bir yansıması. nasıl düşündüğünü, neyi normal gördüğünü ele veriyor. o yüzden mesele sadece kaba bir ifade değil bence o ifadeyi mümkün kılan zihniyet.
ben şahsen bu dili içselleştiremiyorum. alay edeyim desen o da gelmiyor içimden. çünkü komik olmaktan çok tuhaf bir yere gidiyor. bir yandan dini hassasiyet iddiası, diğer yandan inanılmaz hoyrat bir dil.
bazen gerçekten nasıl bir zamana denk geldik diye düşünmeden edemiyor insan. sanki insanların frenleri birer birer boşalmış gibi. ölçü kalmamış, utanma duygusu gevşemiş, kelimelerin bir ağırlığı vardı ya… o da kaybolmuş gibi..
bir dini önderi geçtim, herhangi bir insanın ağzına yakıştırmak zor. insanın içinden gelen ilk refleks gerçekten bunu söylemekte bir tuhaflık görmüyor mu oluyor hiç mi kelime ahlakı diye bir şey yok..?
çünkü dil dediğin şey boşlukta oluşmuyor. insanın zihninin, dünyaya bakışının, tahayyülünün bir yansıması. nasıl düşündüğünü, neyi normal gördüğünü ele veriyor. o yüzden mesele sadece kaba bir ifade değil bence o ifadeyi mümkün kılan zihniyet.
ben şahsen bu dili içselleştiremiyorum. alay edeyim desen o da gelmiyor içimden. çünkü komik olmaktan çok tuhaf bir yere gidiyor. bir yandan dini hassasiyet iddiası, diğer yandan inanılmaz hoyrat bir dil.
bazen gerçekten nasıl bir zamana denk geldik diye düşünmeden edemiyor insan. sanki insanların frenleri birer birer boşalmış gibi. ölçü kalmamış, utanma duygusu gevşemiş, kelimelerin bir ağırlığı vardı ya… o da kaybolmuş gibi..
devamını gör...
kellik eşittir komiklik midir
bu sözlük için öyle olabilir ama johnny sins çok da komik değil bence işini biraz fazla ciddiye alarak yapıyor. *
devamını gör...
kellik eşittir komiklik midir
gördüğüm komik insanların hepsi kel değildi, ama gördüğüm en komik insan keldi.
devamını gör...
kellik eşittir komiklik midir
kelliği bilmiyorum da şişmanlık eşittir komiklik olabilir.
devamını gör...
gulmekicinyaratilmis (yazar)
kiremitten tutun, bisiklet alacaklara tavsiyeler başlığına kadar her tanımında konuyu nasıl oluyorda sevgilisine getiriyor anlamış değilim * uzaktan uzaktan izliyoruz, bakalım daha ne cevherler varmış göreceğiz *
devamını gör...
kellik eşittir komiklik midir
evet.*
devamını gör...
iyi geceler sözlük
sanırım henüz kimse uyumaya karar vermemiş ama bugün pazartesi akşamı, yarın iş var ve ben uyumaya geçiyorum.
her gece saçlarımı saten tokayla örüyordum ama o bile saçları kırıyormuş, bu yüzden kancalı ve estetiklikten uzak bir şekilde topladım saçımı. aman yani varsın nizami olmasın sabah kalktığımda saçımın bukleleri, her şeyi kontrol etmekten yoruldum.
neyse behlül kaçar, iyi geceler tatlı rüyalar sözlük.
her gece saçlarımı saten tokayla örüyordum ama o bile saçları kırıyormuş, bu yüzden kancalı ve estetiklikten uzak bir şekilde topladım saçımı. aman yani varsın nizami olmasın sabah kalktığımda saçımın bukleleri, her şeyi kontrol etmekten yoruldum.
neyse behlül kaçar, iyi geceler tatlı rüyalar sözlük.
devamını gör...
kellik eşittir komiklik midir
çevremde hem kel hem komik birçok insan var .
kel olduktan sonra insanlar kendi kellikleri üzerinden şaka yaparsa bu onu sempatik yapar alınganlık yaparsa antipatik .
kel olduktan sonra insanlar kendi kellikleri üzerinden şaka yaparsa bu onu sempatik yapar alınganlık yaparsa antipatik .
devamını gör...
kiremit
benim icin saroz. yazlık. villamız. ve kiremitleri. ilk sevgili. ilk heyecan. ilk evlilik teklifi. ilk yuzuk.
su hayatta en ozel hissettigim yerlerden biridir saroz.
su hayatta en ozel hissettigim yerlerden biridir saroz.
devamını gör...
ufuk bayraktar
rolünü fazlasıyla benimsemiş bir oyuncu. adam hala kendini ramiz dayı sanıyor olabilir. evet.
devamını gör...
şeytan kendini düzdürüyor
videoyu izlemedim. cübbeli'ye maruz kalmayı kabullenenler genelde geyik muhabbetini sevenler oluyor. bunların arasında luayikçi de var dinci de. yine de ramazan-ı şerif hürmetine bila bedel bir din dersi vereceğim.
şeytan baştaki iblis olmak üzere, dumansız ateşten yaratılmış cin taifesinden bir varlıktır. yeryüzünde pek çok askeri vardır ve çeşitli görevleri ifa etmektedirler. esasen batı mitolojisi ve onun devamı olan kıta avrupası hristiyanlığının ürettiği korku temalı edebiyat ve sinemada şeytan, insanı istediği gibi yönlendiren bir varlık gibi resmedilse de iblis insandan daha aşağı ve acizdir. insan önündeki aşağılanması ve allah'ın huzurundan lanetlenerek kovulması sebebiyle kıyamete kadar kendisine verilen mühletin sırrı mucibince insanı yoldan çıkarmak ister ve aslında bu yolda yaptığı tek şey manipülasyondur. kuran ve sünnetin ipine sarılanlar ve allah'a kalbi selim ile yaklaşanlar için şeytanın hilesi zayıftır. gelelim cübbeli'nin bahsettiği meseleye.
bu tür iblisle yakınlaşmalar genelde tüm dünyada gaybın bir kısmından haber almak veya insanlara üstünlük kurmak için yapılan büyücülük faaliyetlerinde şeytandan yardım istemek için yapılan bir nevi anlaşmadır. şeytan, insandan aşağı olduğu ve onu zelil olarak görmek istediği için, basit büyü meselelerinde insana yardım etmesinin karşılığında ondan büyük bir günah işlemesini ister. kubura mushaf atmak, bazı hayvanları işkenceyle öldürmek, sabi sübyanlara kötülük etmek gibi cin taifesinden olan şeytanlarla ilişkiye girmek de bunlardan bazılarıdr. bunun karşılığında cin olan şeytanlar onlara mesela kendilerine hoca zannederek yardım istemeye gelenlerin kayıp yakınları, eşyalarının yerini söylerler. cahil ve saf kişiler de bu büyücü ve medyumları derin hoca zannederler. bu kişiler bu yolla dünya malından metalanır. aslında iç dünyaları perişandır. bu eppstein meselerinde olsun, münevver karabulut'un katledilmesinde olsun hep kara büyü ayinlerinin izleri görülebilir. başarı ve güçlerinin şeytandan ve kara büyüden geldiğini düşündüklerinden ziyade kötülüklerini böyle ezoterik yöntemler altında yapmak, batılıların oryantalist fantezi dünyasında daha hoş geliyor. kazandıklarına nispeten kaybettikleri ruhlarıdır. ruhları olmadığı için de bu işleri çok fütursuzca yapıyorlar. bunlar imanın esasına müteallik şeyler değildir ama imanı olanların bildiği, kabul ettiği, fazla da bahsini etmekten haklı olarak hoşlanmadığı şeylerdir. kötülerin simasında kötülüğün izlerini görebilirsiniz. işte bizde alelade bir büyücüye tekabül eden ünlü aleister crowley'in bir fotoğrafı. siret, surete akseder.
şeytan baştaki iblis olmak üzere, dumansız ateşten yaratılmış cin taifesinden bir varlıktır. yeryüzünde pek çok askeri vardır ve çeşitli görevleri ifa etmektedirler. esasen batı mitolojisi ve onun devamı olan kıta avrupası hristiyanlığının ürettiği korku temalı edebiyat ve sinemada şeytan, insanı istediği gibi yönlendiren bir varlık gibi resmedilse de iblis insandan daha aşağı ve acizdir. insan önündeki aşağılanması ve allah'ın huzurundan lanetlenerek kovulması sebebiyle kıyamete kadar kendisine verilen mühletin sırrı mucibince insanı yoldan çıkarmak ister ve aslında bu yolda yaptığı tek şey manipülasyondur. kuran ve sünnetin ipine sarılanlar ve allah'a kalbi selim ile yaklaşanlar için şeytanın hilesi zayıftır. gelelim cübbeli'nin bahsettiği meseleye.
bu tür iblisle yakınlaşmalar genelde tüm dünyada gaybın bir kısmından haber almak veya insanlara üstünlük kurmak için yapılan büyücülük faaliyetlerinde şeytandan yardım istemek için yapılan bir nevi anlaşmadır. şeytan, insandan aşağı olduğu ve onu zelil olarak görmek istediği için, basit büyü meselelerinde insana yardım etmesinin karşılığında ondan büyük bir günah işlemesini ister. kubura mushaf atmak, bazı hayvanları işkenceyle öldürmek, sabi sübyanlara kötülük etmek gibi cin taifesinden olan şeytanlarla ilişkiye girmek de bunlardan bazılarıdr. bunun karşılığında cin olan şeytanlar onlara mesela kendilerine hoca zannederek yardım istemeye gelenlerin kayıp yakınları, eşyalarının yerini söylerler. cahil ve saf kişiler de bu büyücü ve medyumları derin hoca zannederler. bu kişiler bu yolla dünya malından metalanır. aslında iç dünyaları perişandır. bu eppstein meselerinde olsun, münevver karabulut'un katledilmesinde olsun hep kara büyü ayinlerinin izleri görülebilir. başarı ve güçlerinin şeytandan ve kara büyüden geldiğini düşündüklerinden ziyade kötülüklerini böyle ezoterik yöntemler altında yapmak, batılıların oryantalist fantezi dünyasında daha hoş geliyor. kazandıklarına nispeten kaybettikleri ruhlarıdır. ruhları olmadığı için de bu işleri çok fütursuzca yapıyorlar. bunlar imanın esasına müteallik şeyler değildir ama imanı olanların bildiği, kabul ettiği, fazla da bahsini etmekten haklı olarak hoşlanmadığı şeylerdir. kötülerin simasında kötülüğün izlerini görebilirsiniz. işte bizde alelade bir büyücüye tekabül eden ünlü aleister crowley'in bir fotoğrafı. siret, surete akseder.
devamını gör...
merveyitavla
tavlandığı için nick değiştirip akabinde mesaj alımlarını kapattı.
bekar erkekler için artık bir ölü kendisi. allah rahmet eylesin.
bekar erkekler için artık bir ölü kendisi. allah rahmet eylesin.
devamını gör...
tesadüfen (kısa film)
" insan, karşılaştığı kişilerin kalıntısıdır. "
sigmund freud
senaryosu yiğit sarı tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen kısa film; kadrosunda ise, doğa gün, yiğit obic ve zeynep anlar gibi isimler yer almakta iken filmimiz 6 gün önce yayınlanmıştır.

tesadüf kavramının mümkün olup olamayacağını, tesadüfen karşılaşan ve birbirlerine aşık olur gibi olan iki genç üzerinden aktarıyor.
şimal o sırada kız arkadaşıyla buluşmak için dışarı çıkmıştır, arkadaşı gelir ve otururlar, oturmadan önce ise telefonundaki müzik dinleme uygulaması başka bir cihazla eşleşir ve eşleştiği berkun adlı genç de hemen oralardadır, aynı müziği dinlemeye başlarlar, bu durum ise bize aşkın aynılıklar üzerinden doğan bir duygu olup olmadığını düşündürür.
neticede ayrılıklar da ayrı düşünmelerden doğuyorsa aşklar da aynılıkların bir yansımasıdır belki de.
aynı müziği dinlemek onları etkilemiştir, tıpkı dış görünüşlerinin de birbirlerini etkilediği gibi, dış görünüşlerin de aşka ya da ayrılığa sebep olduğu gibi.
daha sonra ise bütün bu olanların bir hayal olma ihtimâli ile karşı karşıya bırakır yönetmen bizi, her şey bir ihtimâl miydi, yaşandı mı, anı mıydı, neydi bu böyle?
görsel açıdan beğendiğim bir kısa film oldu.
bana düşündürdüğü şeyler ise şöyleydi;
hayatın bize ne sunacağını ya da neleri, kimleri alacağını, tesadüflerin karşımıza kimi çıkaracağını biz bile bilemeyiz, eğer aşık olduysak aşktan vazgeçmemeliyiz,
aşkından vazgeçmek, hayatından vazgeçmektir çünkü...
sigmund freud
senaryosu yiğit sarı tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen kısa film; kadrosunda ise, doğa gün, yiğit obic ve zeynep anlar gibi isimler yer almakta iken filmimiz 6 gün önce yayınlanmıştır.

tesadüf kavramının mümkün olup olamayacağını, tesadüfen karşılaşan ve birbirlerine aşık olur gibi olan iki genç üzerinden aktarıyor.
şimal o sırada kız arkadaşıyla buluşmak için dışarı çıkmıştır, arkadaşı gelir ve otururlar, oturmadan önce ise telefonundaki müzik dinleme uygulaması başka bir cihazla eşleşir ve eşleştiği berkun adlı genç de hemen oralardadır, aynı müziği dinlemeye başlarlar, bu durum ise bize aşkın aynılıklar üzerinden doğan bir duygu olup olmadığını düşündürür.
neticede ayrılıklar da ayrı düşünmelerden doğuyorsa aşklar da aynılıkların bir yansımasıdır belki de.
aynı müziği dinlemek onları etkilemiştir, tıpkı dış görünüşlerinin de birbirlerini etkilediği gibi, dış görünüşlerin de aşka ya da ayrılığa sebep olduğu gibi.
daha sonra ise bütün bu olanların bir hayal olma ihtimâli ile karşı karşıya bırakır yönetmen bizi, her şey bir ihtimâl miydi, yaşandı mı, anı mıydı, neydi bu böyle?
görsel açıdan beğendiğim bir kısa film oldu.
bana düşündürdüğü şeyler ise şöyleydi;
hayatın bize ne sunacağını ya da neleri, kimleri alacağını, tesadüflerin karşımıza kimi çıkaracağını biz bile bilemeyiz, eğer aşık olduysak aşktan vazgeçmemeliyiz,
aşkından vazgeçmek, hayatından vazgeçmektir çünkü...
devamını gör...
temmuz
tem otoyoluna düşmeli bir şaka vardı . *
devamını gör...
merveyitavla
bir zamanlar uludağ sözlükte takılan değişikti. buralarda mı acaba? bence burada kokusunu alıyorum. evet.
devamını gör...
