zaman tüneli

haberin doğru olup olmadığını bilmiyorum, gerçekse vahim..
valla bakıyorum da, eğitimin içinden geçe geçe bitiremediler, şimdi de gözü çocuk yaşta üniversiteye diktiler. üniversiteye başlama yaşını 15’e çekmek demek, daha çocukluğunu yaşamamış, süt kokusu burnunda tüten bebeleri alıp hadi koçum sen artık akademisyensin diye devasa amfilere fırlatmak demek.

şaka gibi ama gerçek.. amaç belli ki sorgulamayan, önüne konulanı olduğu gibi yutan, embesil kıvamında bir nesil yaratana kadar durmamak. 15 yaşındaki çocuk daha hangi dondurmayı yiyeceğine karar veremezken, sen tutmuşsun ona kariyer planı yap, vizeye finale gir diyorsun. bu yaştaki birinin sosyal ve duygusal gelişimi nerede, üniversitenin o ağır, bazen de sert ortamı nerede..?

eğitimin kalitesini artırmak yerine, süreyi öne çekip bakın ne kadar erken mezun ediyoruz diye bir başarı hikayesi kasmak, sadece kağıt üzerinde bir gençlik yaratır. içerisi boş, derinliği olmayan, sadece ezberle yol alan bir nesil... iyice içini boşalttılar sistemin şimdi de o boşluğa çocukları kurban ediyorlar. yazık, gerçekten yazık..! bu gidişle üniversite diplomalarını ilkokul karnesiyle beraber verecekler herhalde.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yoldaş bizden vergi mi alacak napacak yavaş yavaş alıştırıyor galiba.
devamını gör...

italya başbakanı meloni'nin, kameraya gösterdiği kavunlar sosyal medyada gündem oldu.
italyan kavunu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
x.com/sevdaturkusev/status/...
devamını gör...

youtube.com/shorts/NMYeKExn...
devamını gör...

1-0 önde olduğumuz maç.

genel olarak fena oynamasak da canımı sıkan 2-3 durum var. bir tanesi rakip ceza sahası önü dahil olmak üzere, alakasız her yerden kaleciye kadar geri dönüyor oluşumuz. osimhen'in o bölgede hareketlenip topu aldığı bir pozisyonla lang'dan orta sahada seken topu kazandığımız bir pozisyon var. ikisinde de atağa çıkmak yerine uğurcan'a kadar dönmeyi nasıl başardık, hayret ediyorum.

ikincisi, uzun doldurulan toplarda kafaya çıkıp alabildiğimiz top yok neredeyse. bu maça özel değil bu, hemen hemen tüm maçlarda durum aynı. boyumuz mu yetmiyor diyeceğim ama osimhen bile alamıyor o boyuyla.

üçüncüsü de kalemize yakın 3-4 oyuncuları varken, uğurcan'ın kısa paslarla o bölgedeki birine topu vermesi. büyük risk oluşturuyor her seferinde, yapmayın işte şunu!

bir de bu sanchez'e ne oldu allah aşkına! nazar mı değdi neyse, son zamanlarda tüy dikiyor.
devamını gör...

(bkz: anıtkabir)

tören meydanına ulaşmak için yürüdüğünüz aslanlı yolda, 24 oğuz boyunu simgeleyem heykeller. yürürken başınızı öne eğmenizi zorunlu hale getiren o taşlar. hepsi sizi atanızın huzuruna çıkmaya hazırlıyor.

yolu bitirip, tören meydanına ulaştığınızda içinizi kaplayan o hüzün ve gurur...
devamını gör...

tanım: insan bazı duyguları gündüzün gürültüsünde bastırabildiğini zanneder. kalabalıklar, konuşmalar, yapılacak işler ve zorunlu meşguliyetler o duygunun üzerini örter; sanki hiç var olmamış gibi davranılır. fakat gece geldiğinde, insanın kendisinden başka kimsenin kalmadığı o sessiz saatlerde, bastırılan şeyler yavaş yavaş geri dönmeye başlar. işte “düşer sevdan aklıma girer rüyalarıma” tam olarak bu anın ifadesidir.

bu, unutulduğu sanılan bir duygunun zihnin karanlık köşelerinden yeniden yüzeye çıkmasıdır. gün içinde akıldan uzak tutulan bir sevda, gece olduğunda kapıyı çalmadan içeri girer. önce düşüncelere sızar, sonra rüyalara yerleşir. insan uyuduğunu zanneder ama aslında zihni çoktan başka bir dünyanın içinde dolaşmaya başlamıştır. o dünyada zaman farklı akar; gerçeklik silikleşir ve geriye yalnızca "özlem" kalır.
bu sevda bazen bir yüzdür, bazen bir ses, bazen de sadece hatıraların bıraktığı ağır bir gölgedir. insan uyanınca her şey bitmiş gibi görünür; oda aynı odadır, hayat aynı hayat. ama içeride bir şeyler yer değiştirmiştir. çünkü bazı duygular uyku sırasında daha güçlü hale gelir. insan gündüz mantığıyla susturduğu şeyi gece rüyalarında tekrar yaşar.
bu yüzden bu ifade yalnızca bir özlemi değil, aynı zamanda insan zihninin kaçamadığı duyguların karanlık geri dönüşünü anlatır. sevda bazen kapıdan değil, rüyalardan girer. ve insan sabah uyandığında, aslında geceden kalan bir gölgeyle yaşamaya devam ettiğini fark eder. çünkü bazı duygular unutulmaz; sadece gündüzleri saklanır, geceleri ise rüya kılığıyla geri döner.

ve insan zamanla anlar ki bazı duyguların tek gerçek sonu unutulmak değil, ancak "ölüm" olabilir...
devamını gör...

israel'in 7 ekim 2023 hamas saldırısı ile başlayan savaşta sadece gazze için yaptığı harcaması, tüm kalemler dahil, boşaltılan yerleşim yerlerinin ekonomik kaybı ve yedek askerlerin askere çağrılmasının yarattığı iş gücü kaybı da dahil olmak üzere günlük yaklaşık 80 milyon dolardı ve buna çatışmasızlık ve ateşkes günleri de dahil.

7 ekim 2023 sonrasında gazze, lübnan, yemen, suriye, ırak cephelerindeki vekil güçlerle sürdürülen savaşlarda ve yapılan operasyonlarda harcanan paranın karşılığı yüz milyar doların üzerinde.

geçen yılkı 12 günlük israel-iran savaşının maliyeti ise 11 milyar dolar. günlük maliyeti neredeyse bir milyar dolardı. 2026 savaşının maliyeti ile bir haber yok şimdilik, ancak netanyahu hükümeti savaş bütçesini ek bir 13 milyar dolarla güçlendirmeyi ciddi düşünüyor.

abd ise 28 şubat 2026'da başlayan ikinci iran savaşında sadece ilk iki günde 5,6 milyar dolar harcamış. birleşmiş milletlerin bir yıllık bütçesinden fazla bu miktar.
devamını gör...

artık an çay eşliğinde tatlı vakitleri.. bizde bülbül yuvası var bugün. sizlere de afiyet olsun.
devamını gör...

yiyeceğiniz bir lokma ekmek içeceğiniz bir bardak çayın bedeli pazarlık konusu olduysa, oradan ne aşk ne sevgi sadakat ve merhamet beklemeyin.
devamını gör...

liverpool fc güzel insanların yaşadığı güzel bir şehrin takımı. çocukluğumdan beri bana sempatik geliyorlar. artık futbolu takip eden biri de değilim. ama bir türk olarak galatasaray kazansın istiyorum tabi. bu yıl gs ile bu güzel şehrin takımının iki kere eşleşmesi hoşuma gitti.

bu vesileyle liverpool'un 1967'de everton'la fa cup maçında oynamış eski kalecisinin* rastgele sokak röportajına denk geldiği videoyu hatırlayalım. anlatırken adamın gözünün içi gülüyor. buradan

ayrıca müthiş bir scouse aksanıyla "sadio mane is the best football player in the werld. what you laughing for chris, what you laughing for. i'm being serious. i'm being serious. i don't do ifs buts and maybes, i do absolutes." diyen lfc taraftarını da hatırlayalım.buradan
give us a boss game, lads.
devamını gör...

ankara’nın nesini seversin dediklerinde hep o klasik istanbul’a dönüşü şakasını yaparlar ama ben hiç gülmem o mevzuya.. benim için ankara’nın en güzel yanı, onun içindeki o eski bendi aslında. ben en çok onunla güzeldim, en çok onun o puslu havasında kendimi bulurdum.

bakma öyle bozkırın ortasında denizsiz kaldığına. biz o denizi kızılay’ın kalabalığında, tunalı’nın o serin akşamüstlerinde birbirimizin gözlerinde bulurduk. ankara çok dosttur be... öyle sahte bir ışıltısı, vıcık vıcık bir neşesi yoktur. grisi boldur, eyvallah, ama o gri bizim içimizdeki derinliği saklayan bir tül gibiydi. biz o gri binaların arasında, ayazın insanın yüzünü jilet gibi kestiği o kış gecelerinde, bir simitçinin buğusunda ya da bir park bankında dünyanın en derin mevzularına dalardık.

o şehir seni yormaz, seni olduğun gibi kabul eder. abartısı yoktur, vitrini süslü değildir ama sokağına girdiğin an o samimiyet seni sarmalar. ben o sokaklarda yürürken kendimi bir yere ait hissederdim. şimdilerde herkes bir yerlere kaçma derdinde ama ben o serinliği, o ağırbaşlı hüzünle karışık huzuru özlüyorum. ankara’da her şey biraz eksiktir ama o eksiklik seni tamamlar. derindik biz o şehirle, hem de öyle böyle değil... şimdi hangi şehre gitsem o eski benin gölgesini arıyorum o gri kaldırımlarda..
devamını gör...

çekiçtir o. orak olsa duramazsın.
devamını gör...

bir komünist atasözüdür. insanın dava arkadaşına ne kadar ihtiyacı olduğunu anlatır. yardımlaşma, dayanışma,... bunlar mühim.
devamını gör...

yav ne olacak öderim ilk. ama sürekli bana ödettirirse orada sorun çıkar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yemek yemek için buluşmuş ve karşınızdaki kişi "ısmarlıyorum" dememişse herkes kendi ödemeli.
x görgü kuralına göre şöyle y görgü kuralına göre böyle gibi söylemler saçma geliyor.

sevdiğini iddia ettiğin kişi her gün karnını doyurmak gibi bir görevle de başlamadı ilişkiye. erkek-kadın fark etmez hesabınızı kendiniz ödeyin ve sizi bankamatik gibi gören biriyle de görüşmeyin.
devamını gör...

narın en çok yakıştığı şey olabilir.
devamını gör...

adam gibi adamdır. ergen değildir.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim