zaman tüneli

ben niye sapık oldum hissidir o. iyi bir şey belki kurtulur.

allah kurtarsın kardeş.
devamını gör...

tanım: insanın "ben" dediği şeyin gerçekten var olup olmadığını, yoksa yalnızca zihnin uydurması olan bir yanılsama mı olduğunu sorgulayan felsefi problem.

ben dediğimiz kavram, çoğu zaman sandığımız gibi öz varlığımızın saf bir yansıması değildir; daha çok içimizdeki derin boşluğu gizlemek için taktığımız bir maskeye benzer. kendimizden söz ederken sağlam ve değişmez bir hakikati değil; arzuların, korkuların, anıların ve pişmanlıkların bir araya getirerek kurduğu, her an çökmeye hazır kırılgan bir yapıyı anlatırız.
insan dünyaya geldiğinde içinde hazır bekleyen bir “ben” taşımaz. bu yapı zaman içinde başkalarının bakışlarında şekillenir. bir annenin sesi, yabancıların gözleri, ilk utanç anları ve ilk kaygılar bu yapının tuğlalarını döşer. bu yüzden benlik çoğu zaman özgün bir öz değil, başkalarının üzerimizde bıraktığı izlerin toplamıdır.
dahası, insanın kendini tanıdığını sanması da çoğu zaman bir yanılsamadan ibarettir. çünkü çoğu kişi, gerçekte kim olduğunu değil, kendi zihninin yazdığı bir hikayeyi kabul eder. gerçek kimliğimiz ise bu anlatının çok daha derinlerinde, zihnin karanlık köşelerinde saklıdır. kendi davranışlarımıza zaman zaman şaşırmamızın sebebi de budur; çünkü içimizde tek ve bütün bir kişi yoktur. benlik, aynı zihnin içinde bir arada yaşayan ama birbirini tanımayan birçok yabancının zorunlu birlikteliğidir.
insanın yalnız kaldığında hissettiği o tuhaf huzursuzluğun kaynağı da burada yatar. kalabalıkların gürültüsü içinde susturduğumuz farklı sesler, sessizlikte yeniden konuşmaya başlar. işte o an insan, aslında kendi zihninde bile tam anlamıyla ev sahibi olmadığını fark eder.

belki de en ürpertici ihtimal şudur: bunca çabayla korumaya çalıştığımız benlik, gerçekte yalnızca bir yanılsamadan ibarettir. zihnin sürekli değişen düşünce akışına düzen vermek için oluşturduğu bir kurgu… sürekli yenilenen sularına rağmen aynı nehir sanılan bir akıntı gibi.
insanın trajedisi de tam bu noktada ortaya çıkar:
bir ömür boyunca sarılıp korumaya çalıştığı o “ben”, belki de en başından beri gerçek anlamda hiç var olmamıştır.
kısacası benlik, güvenle sığınabileceğimiz bir liman değil; farkına varmadan içinde yaşadığımız en derin yanılgıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

duygusal bi sekanstir. kirbac fantezisi yaparken olur oyle seyler ama rolune gore degisir. kirbaclayan tarafsan bunu dusunmezsin pek, sonucta karsindaki sahis bilali habesi degil, iradi olarak kirbaclanmayi secmis bi sahis.

gel gor ki kirbaclanan tarafsan tabii kirbac yerken 'noluyo lan su an' diye dusunebilirsin.

neden kendime bunu yapiyorum, nasi bi hastayim ben, bu nedir, essekmisim gibi kirbacliyor, fanteziniz batsin dersin bi anligina. orta cagda millet kolelikten kurtulmak istiyordu, sen kole olmak istiyorsun.

yani gunun sonunda benim boyle fetislerim yok. lakin sozlukte bdsm seven arkadaslar var. kendilerine ibret olsun diye actim bu basligi. evet.
devamını gör...

benlik, kişinin kendisini ben olarak deneyimlemesi ve fark etmesidir.. yani sadece beden veya dış özellikleri değil düşüncelerimiz, duygularımız, anılarımız ve bilinçli farkındalığımızın toplamıdır. ben kimim sorusuna verdiğimiz içsel cevaptır.
tuvalet düşünceleri ciddi bilimsel araştırmalarla kanıtlanmamış olsa da, insanın kendi varlığı üzerine kafayı yediği anlar kesinlikle gerçek..
devamını gör...

ilk an mıydı bilmiyorum ama benim için güzel bir andı.

benim yönlendirmemle piknik alanı gibi bir yere gideceğiz sanarken yanlışlıkla organize sanayi bölgesine gitmiştik. piknik alanı sanayiden geçince ilerdeymiş..
moovite güvenip yola çıkmıştık 2 vesait gösteriyordu ilk otobüsten şak diye sanayide indik. sonraki otobüs için görünen otobüs durağı yol çalışması sebebiyle iptal edilmiş, diğer durak 30 dk yürüme mesafesinde ve güneş alnımızda salsa yapıyor..
ben alışmışım tabi benim yüzümden olmamasına rağmen olayların suçlusu gibi görülmekten, gözünün içine içine bakıyorum ki biraz kızsın ve kendimi savunayım.

bacaklarımız ağrıdı yürümekten. yürüyorken de ara ara bakıyorum ki bezmiş bir ifade göreyim de "ben bilmiyordum ki böyle olacağını, yeterince araştırmamışım" diyeyim, tetikteyim.
adamda tık yok pamuk gibi bakıyor yine.
diyorum işte "benim yüzümden de yürüyoruz bir sürü, yeşillik görelim derken fabrika görüyoruz"
"termosta soğuk suyumuz var sıkıntı yok" diyor.
tatlı almıştık oturup yiyeceğiz diye "tatlı da eridi hep, trileçe eski süt formuna dönücek şimdi" diyorum
"kaseden çorba içer gibi dikeriz kafaya" diyor.

canla başla gittik yine biz oraya. o kadar yürümüşken bari görelim dedik. gittiğimiz yer de o kadar meşakkate değecek bir yer değildi paşa paşa da aynı yolu geri yürüdük bindik otobüse döndük. hatta dönerken köpekler kovaladı bizi biraz.*
gün sonunda ben içten içe suçluluk hissediyorum kendi kendime tabi. bütün günü mahvettim diye düşünüyorum.
ama benim balım; "bugün için teşekkür ederim, maceralı ve güzel bir gündü. ilerde bebelerimize anneniz beni organize sanayilere kaçırdı diye anlatcam sen de inkar edemiceksin" dedi, muzip bir şekilde.
bunu söylerken de gözünün içindeki samimiyeti oldukça hissettim.

o günden sonra da kendimi hiç kötü ve suçlu hissetmedim, herhangi bir şeyden dolayı. buna hiç müsaade etmedi.
belki ufak ve önemsiz bir şey gibi görünebilir ama biraz da böyle ufak şeyler önemlidir bana göre..
devamını gör...

bu gece, bu gece, bir başkaaaa gece.

hoş geldiniz, bu gece bir başka gece, ne iyi ettiniz de geldiniz.
devamını gör...

12 mart muhtırası'nı trt radyo'sunda okuyan nöbetçi spiker kendisidir.
devamını gör...

ha bire rica etmek de bulaşıcı bir asalaklık türü....
önemli olan bulaştırmamak.
rica edenden rica edilememesi de çok ilginç... düşünen emoji.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yine ufaktan bir sinirlerimi bozan konudan bahsetmek istiyorum.
millet silkimsonik gözlemleriyle karşıdaki insana teşhis koyma olayını tahmini ne zaman bırakır?
çünkü bırakın artık nolur.
beni teşhissiz bırak, en insan sarrafı sen ol kabul ama benim sarrafım olma be.
bırak kendi kendime takılayım öyle.

herkes insan sarrafı olmuş, herkes toplumbilimci, herkes millete beleşten psikolojik analiz yapıyor, herkes herkesi herkesten daha iyi tanıyor da ben mi yeni öğreniyorum onu da bilmiyorum.
bırakın la insanları, her şey tahminleriniz ya da sadece dışarıya gözükeni gözlemlemeniz ile halledilmiyor.
devamını gör...

dijital maraba.

sessiz bir devrim oluyor sanki bu konuda. abartılı twitter kurguları kadar iyi bir durumda değil ama gerçekten ben gördüklerime inanamıyorum zaman zaman. optimum hale gelince iş nereye varır hiç bilmiyorum.

5 tane agent oluşturup sen işin şu kısmını yap sen bu kısmını yap basitliğinde görev dağılımı yapıp, kendilerine verilen işleri yapıp birbirleriyle haberleşmeleri falan insanı şoktan şoka sürüklüyor(ya da ben kolay şaşıran bir insanım bilemedim).
devamını gör...

sosyal bilimlerde belki kullanılıyordur ama fen bilimlerinde kullanılması çok riskli bir durum olur. belki kaynak özetlerinde faydalanılabilir ama yapay zekaya yine de güven olabileceğini sanmıyorum. saçma sapan uydurulmuş bir makale çıkar ortaya diye düşünüyorum.
devamını gör...

adamlar ciddi ciddi çok güzel dalga geçiyorlar
www.youtube.com/shorts/ja-k...
devamını gör...

bir arkadaşımın benden önce dersi varmış. ben derse gittiğimde o dersten çıkıyordu. 3 saat sonra da ortak dersimiz vardı.

sana çantamı bırakayım derse kadar dedi. ben de tamam ama içinde değerli bir şey olmasın dedim. cüzdanını falan yanına aldı.

neyse çantasını benim oturduğum sıraya koydu. bizim derse kadar kapıda muhabbet ettik sonra bizim hoca geldi. o gitti ben derse girdim.

bizim ders biterken ortak dersimizin hocası gruba bugun ders yok yazdı. ben de dersten çıkınca neredesin diye aradım.

dedi ben merkeze inmiştim. neyse ben çantasını aldım merkeze indim. bir kafede buluştuk. çantasını verdim. kırk kere teşekkür etti.

ertesi gün bana yemek yapıp getirmiş. ben de kabını iade ederken eline sağlık çok güzel olmuş dedim. o da beğendiysen ben her yaptığımda sana getiririm dedi. ben zahmet etme dedim ama ısrar edince ben yemek yapıp getiremem ama ben de seni yemeğe götürürüm dedim.

sonuç olarak onu iftara götürüyorum. bakalım olaylar nasıl gelişecek.

(bkz: olaylar olaylar)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tırnaklarımı yaptırıyorum ama ortam çok kaotik.. keşke burda olsanız..
devamını gör...

sevilirsen iyileşirsin. herkesi tamamen düzeltmez belki ama ilk bakışta bile sevilen insanla sevilmeyen insan arasındaki farkı görebilirsin.

bunun için çırpınmak sadece seni yorar, birisi seni yaptıkların için değil olduğun kişi olmandan dolayı sevmeli. zira yaptığın işlerden dolayı sevilirsen o işleri bıraktığında sevgide seni terkedebilir.
devamını gör...

anlık mutsuzluklar gayet normal de sürekli mutsuz olan insanları anlamak bana biraz uzak geliyor. hayatta seni mutlu eden insanlar ve meşgaleler edinmek lazım bu senin elinde ciddi bir derdin yoksa sebebe (mutsuzluğa) çare bulunmalı böyle ömür geçmez, keyif alarak yaşamak önemli.
devamını gör...

gelmiş benim muhtar emmi.

biliyordum dememe gerek yok, muhtarın yeri köyün meydanıdır.
devamını gör...

kedilerin ve çocukların doğal yeteneği.. belki de sevgiye en çok onların ihtiyacının olmasındandır.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim