zaman tüneli

bu ruhlar bize ne yapay?
devamını gör...

ama çok geç haberim oldu..

mutluluk için son dakikalar...

herşeyin günü var. o gün bugünmüş..

son 10 dk..

mutluluk duruşuna davet ediyorum..
devamını gör...

devamını gör...

ekonomik durgunlukta tahsilat kolaylığı sağlayan tip
daha ne istiyosunuz ben anlamıyom
devamını gör...

sensiz geçirdiğimiz ilk bayramdı, sen yoksun, anneannem yok, babaannem yok, dedelerim yok. keşke ben de olmasam.

yokluğunuzu en derinden hissettiğim bu günde canıma okunmuş gibi hissettim,
insan en sevdiğini toprağa koymadan hayatı anlayamazmış aslında, anneannemi kaybettiğimizde senin ne hissettiğini şimdi daha iyi anlıyorum ve senin böyle bir acı çekmiş olman daha da acı veriyor, seni anlamak için seni kaybetmek mi zorundaydım?

sana geleceğim, o mezarlığın kapısından içeri adım attığım an, sanki birisi başımdan bir kova kızgın yağ dökmüş gibi hissediyorum.

sana geleceğim ama seni orada bırakıp geri dönmek zor olacak,
ne kolay ki?
devamını gör...

öldükten sonra çok da önemli olmayacak hadise
devamını gör...

2018 yılında kurutup sakladığım ama yıllar sonra böceklendiği için atmak zorunda kaldığım karanfilleri unutamıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

monitöre bira bardağı fırlatma isteği uyandıran ve o esnada ağlatan parça.
devamını gör...

(bkz: flavius belisarius (yazar)) ukde olmayan ukdesi. #3930612

tanım: özlemek, edebiyatın ve sanatın iddia ettiğinin aksine romantik bir eylem değil; nörobiyolojik bir eksiklik ve mahrumiyet halidir. bu süreç, sadece birini ya da bir anıyı hatırlamakla sınırlı kalmaz; beynin belirli bir kişi veya deneyimle ilişkilendirdiği dopamin döngüsünün artık tamamlanamamasıdır.

beyindeki ödül haritası

bir insanla ya da herhangi bir olguyla kurulan bağ, zaman içinde beyinde karmaşık bir ödül ağı inşa eder. sevilen kişinin sesi, kokusu, attığı bir mesaj ya da yalnızca varlığının hissi bile; ventral tegmental alan (vta) üzerinden nucleus accumbens’e uzanan hat boyunca yoğun bir dopamin salınımını harekete geçirir. bu süreç yalnızca anlık bir haz üretmez; aynı zamanda beklenti, anlam ve tamamlanmışlık duygusu da yaratır. ancak o kişi ya da uyaran ortadan kaybolduğunda sistem kapanmaz; aksine, devresi açık kalmış bir mekanizma gibi işlemeye devam eder ve enerji tüketir.

özlem tam burada doğar:
hipokampus, geçmişteki anıları sürekli yeniden yüzeye taşıyarak sistemin neden kesintiye uğradığını anlamaya çalışır. amigdala, bu anılara yoğun bir duygusal yük bindirerek eksikliği bir alarm durumuna dönüştürür. prefrontal korteks ise tüm bu süreci rasyonel bir çerçeveye oturtmaya çabalasa da, limbik sistemin baskın biyokimyasal etkisi karşısında çoğu zaman yetersiz kalır. sonuçta ortaya çıkan şey; ödül bekleyen ama o ödüle asla ulaşamayan, kendi etrafında dönen bir mekanizmadır.

yarım kalmış döngü ve hata sinyali

normal şartlarda sağlıklı bir ödül sistemi şu sırayı izler: beklenti, davranış, ödül ve tatmin.
fakat özlem durumunda bu zincir ortadan kopar; geriye yalnızca beklenti ve ardından gelen yokluk kalır. bu kopuş, beyinde bir tür "hata sinyali" oluşturur. dopamin seviyeleri düşüşe geçerken, ödüle duyulan arzu ortadan kalkmaz. bu nörokimyasal uyumsuzluk; zihinde sürekli tekrar eden düşünceler (ruminasyon), bedensel bir boşluk hissi ve bir bağımlının maddeye ulaşamadığında yaşadığı yoksunluğa benzer belirtiler şeklinde kendini gösterir.

neden geçmez?

beyin, evrimsel olarak güçlü ödülleri kolayca silmek üzere programlanmamıştır. özellikle yoğun duygusal bağlar, belirsiz sonlar ve tamamlanmamış hikâyeler ödül sistemini askıda bırakır. beyin, "belki yeniden gerçekleşir" ihtimalini bir tür hayatta kalma stratejisi olarak korur. bu zayıf olasılık bile dopamin sisteminin aktif kalmasına yeterlidir. bu nedenle özlem, aslında umutla beslenen ve kendini sürekli yeniden üreten bir nörokimyasal döngü haline gelir.

karanlık taraf

nörobiyolojik açıdan özlemek, beynin alışık olduğu bir ödülden mahrum kalmasına verdiği güçlü bir tepkidir. bu durum yalnızca romantik bir duygu değil; gerçek anlamda bir yoksunluk halidir. bu yüzden bazı özlemler mantıkla çözülemez, kişiyi geçmişe sabitler ve bir bağımlılık hissi yaratır. çünkü beyin için o kişi artık sadece bir birey değil; varlığıyla sistemi dengeleyen bir ödül kaynağıdır.

özlemek, kalpten çok beynin ürettiği bir sonuçtur. ancak insan bilinci öyle gelişmiştir ki, bu nörokimyasal eksikliği göğsünde gerçek bir fiziksel ağrı gibi hissedebilir.
devamını gör...

çok seviyorum falanlar fişmanlar ama artık sıyıracağım. bu şehir nasıl dönüyor ben anlamıyorum.
devamını gör...

bıdık sözcüğü ile aynı kökten gelişine hatta bıdık (bıdıg) sözcüğünün zamanlar değişmesiyle bu hale gelmiş olmasına epey şaşırmıştım.

kelimenin kökü eski türkçe, bıt- fiili imiş. bir yerde ot bitmesini ifade eden bitmek fiilinin kökeni olan. yüzde biten de işte bıtıg, bıdıg, bıyg, bıyık olmuş.

insan hayret ediyor. bu halde sakala neden bıyık dememişiz o da ilginç.
devamını gör...

vazgeçmek de erdemdir.canın çok acırsa,kendi beklentilerini karşılayamıyorsan,olma ihtimali için her şeyi yaptıysan ve olmadıysa vazgeçmek/bırakmak gerekir.
başka bir adım başka bir yola…
(inat ve vazgeçmemek arasında ince bir çizgi var kim kimi yerse.)
devamını gör...

trabzonun burun farkıyla alacağı karşılaşma
devamını gör...

ottur günahı yoktur.*
devamını gör...

ne biçim maç? bilemiyorum altan sanki afyon bir tık önde gibi. ama diğer taraftan trabzon çok daha kuvvetli dövüşüyor.
çekirdek getirin.
devamını gör...

gostlamayı sanat haline getirmiş şeref yoksullarının ruh halidir. canınız cehenneme, ateşiniz bol olsun.
devamını gör...

genelde hep kalır.ama en güncel birkaç gün önceki iftarda çok şiştiğim için bırakmak zorunda kaldığım tavuk.. onu unutamadım.ve aynı gece yiyemediğim o tatlı…
devamını gör...

soğuk tekrar gelecek ve tüm çiçekleri dökülecek sonra toprağına küsecek, açma çiçek miçek yoruluyorsun hava koşulları gerçek ama sen çabuk inanıyorsun.
devamını gör...

tanım: takdir ettiğim nesil. ben islami günleri takip etmeden fırsat ve gereklilik olduğunda gidiyorum.

mesela bahar aylarında arıların kelebeklerin sevdiği çiçeklerden ekerim. yazın kurak geçen dönemde çiçekler ölmesin diye sulamaya giderim. ölen sevdiklerim anısına mezarlığa ve başka uygun yerlere fidan dikerim. yıllar önce diktiğim fidanların 3 katlı apartman boyuna çıkmış olduğunu görmek sevindirir. 9 yıl kadar önce diktiğim bir ağacın dallarında kuş yuvası görünce çok mutlu olmuştum mesela. diktiğim çiçeklere arı kelebek konunca sevdiklerimin anısına doğaya hizmet ettiğimi düşünürüm. tohumlarının yayılıp yeni çiçekler çıktığını görünce bir şeyleri doğru yapıyorum ve doğa olumlu karşılık veriyor hissine kapılırım. biraz çocukça bir düşünce belki. ama benim doğrum böyle.

ölümden sonra yaşam olsa da olmasa da fark etmez. insanlar onları hatırlayanlar olduğu sürece yaşarlar. zaten o hesapla bile ünlü bir yazar falan değilseniz 150 yıla kadar hatırlayanınız kalmaz. yani sevdiklerimizin hatrına fırsatımız varken iyilik yapalım. doğaya faydalı bir şey olmazsa tegv'e, lösev'e, mehmetçik vakfı'na bağış olur, o da aynı mantık.
devamını gör...

bu enayi bir yerden tanıdık geliyor ama dur bakalım.

büyük bir yanılgı içindedir. bahar gelmemiştir. ilk soğuk havada perişan olacaktır.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim