zaman tüneli
28 şubat 2026 abd ile israil'in iran'a saldırması
genel olarak körfez ülkelerine saldırılarda kullanılan füzelerin depolandığı bir yol boyu yer altı sığınağının iaf tarafından bombalanması: video
tsahal genelkurmay başkanı korgeneral eyal zamir'in mevkidaşları suudi arabistan, bae ve bahreyn generalleriyle görüntülü görüşerek kendilerini bilgilendirmesi orta doğu'da bir ilk ve yenilikti. kendisi, en başta bu savaşın nedenlerini aktarmış, sonra olan bitene geçip olabilecekleri ve yaşanabilecekleri açıklamış.
savunma bakanı katz, yarın başlayacak yeni haftada* iran hedeflerinin daha ağır şekilde vurulacağından söz etmiş. abd-israel ittifakı son üç günde epeyce bir füze depolama tesisini vurmuştu. ayrıca iran devrim muhafızı ordusu karargahları vurulmaya devam ediyor.
önümüzdeki günlerde körfez ülkelerinin talepleri daha çok dikkate alınacak gibi görünüyor.
iran'daki rejim yıkılacak. bedeli ne olursa olsun.
tsahal genelkurmay başkanı korgeneral eyal zamir'in mevkidaşları suudi arabistan, bae ve bahreyn generalleriyle görüntülü görüşerek kendilerini bilgilendirmesi orta doğu'da bir ilk ve yenilikti. kendisi, en başta bu savaşın nedenlerini aktarmış, sonra olan bitene geçip olabilecekleri ve yaşanabilecekleri açıklamış.
savunma bakanı katz, yarın başlayacak yeni haftada* iran hedeflerinin daha ağır şekilde vurulacağından söz etmiş. abd-israel ittifakı son üç günde epeyce bir füze depolama tesisini vurmuştu. ayrıca iran devrim muhafızı ordusu karargahları vurulmaya devam ediyor.
önümüzdeki günlerde körfez ülkelerinin talepleri daha çok dikkate alınacak gibi görünüyor.
iran'daki rejim yıkılacak. bedeli ne olursa olsun.
devamını gör...
birine kitap hediye etmek
çok güzel bir şey , hele ki verilenin sevdiği bir türse ekstra güzel…
devamını gör...
büyük orta doğu projesi
bitmiştir, fiilen bitti, resmen de bitecek az kaldı. öyle harita başında beş koldan girip insanları piyon gibi sürükleyenler bir gün sokaklarda sürünse keşke. yazık yemin ederim, elde var 0. ne götürdün 0. ne götürebilirsin 0. şimdi siz bu naneyi yediniz, bu su durulunca ne diyeceksiniz onu merak ediyorum…
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sana çok kırgınım, liseli bir çocuk iken aklıma soktuklarından, gece yarısı parkta oturup anlattıklarından dolayı kırgınım. hayatı bir savaş meydanı kendimizi birer asker olarak tanımladığın o bok gibi kokan şarabından yudumlarken liseli bir çocuğun kulağına fısıldadığın "ben" bilinci ile kendin olmak gerekliliği ile ve hayatın istemediğin şekillerde yaşamak yerine maceralara atılıp, savaşmak gerektiğini zihnime sokuşuna kırgınım.
ölmüş bu dünyadan göçmüşsün bir parkta. bana ulasmamana kırgınım. ilk dostum, en büyük nefretim, tanıdığım en bilge ama en ahlaksız herif sana çok kırgınım.
öğrettiklerini anımsıyorum ve öyle yaşıyorum belki normal bir yaşamım olabilirdi ama ilk tanıştığımız gün söylediğin gibi "hiçbir şey tesadüf değildir sadece ne zaman gitmen gerektiğini bilmen gerekir"
kader bizi bir araya getirdiğinde sen takıntı yaptığın diyojen olmak için beni thebesli krates yaptın.
sana çok kırgınım kadim dostum, ebedi düşmanım
ölmüş bu dünyadan göçmüşsün bir parkta. bana ulasmamana kırgınım. ilk dostum, en büyük nefretim, tanıdığım en bilge ama en ahlaksız herif sana çok kırgınım.
öğrettiklerini anımsıyorum ve öyle yaşıyorum belki normal bir yaşamım olabilirdi ama ilk tanıştığımız gün söylediğin gibi "hiçbir şey tesadüf değildir sadece ne zaman gitmen gerektiğini bilmen gerekir"
kader bizi bir araya getirdiğinde sen takıntı yaptığın diyojen olmak için beni thebesli krates yaptın.
sana çok kırgınım kadim dostum, ebedi düşmanım
devamını gör...
hayatın gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçmesi
sayılar geçiyor ki biz buna ömür deriz.
sayı doğrusunun eksi tarafı ebeveynlerimin yaşamı, biz artıya doğru yol alalım.
dokuz elinde en yakın arkadaşından çaldığı tek bacağı olmayan oyuncak atı ile masanın altında oyun oynuyor. büyüdükçe öğrenecek atların sakat kaldığı zaman vurulduğunu. zihnimin içindeki sayı doğrusunda en mutlu olduğum anlar küçük bir hırsız olduğum dokuz sayısına denk geliyor.
yirmi'nin yaşadığı gurur, aileye karşı verilmiş bir savaşın kazanılmasından ibaret. zihnimin bir köşesinde hala o gururu yaşıyor eline aldığı üniversite yerleştirme belgesi ile. henüz farkında değil ama bir savaşı kazandığını zannederken aslından sadece bir cephede başarı elde etmişti.
ilk kez kalbi çarpan on bir ceren'i görmek için hızla yürüdüğü okul yolunda gülümsüyor. hayatına daha pek çok ceren girecek ve kalbi defalarca çarpacak bir çift güzel göz için ama o an yaşadığı o duygu hem kalbi hem de beyni için ilk.
on altıyı hatırlamayı pek sevmiyorum ama zihnimde her zaman hüznü ile büyük bir yer kaplıyor, üniformasını giyip okul yolu tutmak için evden çıkmış anneannesinin evinin önünden geçerken gördüğü kalabalık karşısında okul çantasını sımsıkı tutarken. bu an hayatında hep bir yer tutacak.
yirmi yedi hayatının yorgunluğunu ve öfkesini üzerinden atmanın yolunu miligramlarda bulmuş. bir kanepede bedeni yorgun zihni sakin bir şekilde derin bir duman çekerken içine işte hayat böyle yaşanmalı diyor. daha sonra kendi ile gireceği savaş bu huzuru bir daha yaşamamasına neden olacak.
dünyanın en uzun nehrine göğsünü yataklık etmiş yirmi beş sevdiğine ve sevildiğine çok emin. tüm hayatını bir nehrin üzerindeki salda geçireceğini düşünüyor henüz kırmızı botlardan ve yeşil gözlerden habersiz.
ayna karşısında durup saçlarında dolan beyazlara bakan otuz altı sayı doğrusunun solunda kalan onlarca sayının yaptığı hataların bedelini kendisi ödediği için öfkeli. kendine karşı öfke nöbetleri ile heba ettiği bir sayının kendisi olduğu farkında bile değil.
tam bir salak olan yirmi üç ölümün kendini yücelteceği düşüncesi ile sartre okuyor. okuduklarının başkalarının sayı doğrusunun yansıması olduğunu fark etmesine daha çok var okumadığı kitapları okumuş gibi anlatmasını bırakmasına daha uzun yıllar var, gerçekten okumaya başladığı zaman ölümün yüce bir şey olmadığını anlayacak.
tuhaftır ki tüm bu sayı doğrusu içinde en huzurlu olduğu an on dörtün abdest almak için şadırvanın soğuk suyunu yüzüne çarptığı zamanlar. önce abdest almayı sonra namaz kılmayı sonra ise inancını bırakacak. gerçeği huzura tercih edecek.
fabrikadan içeri giriyor otuz yedi. yirminin elde ettiği zaferi otuzda çoktan kaybetmiş. içerisi yağ ve pas kokuyor. hayatının geri kalanını makine gürültüleri ile geçireceği uzun yıllar var. aklında tek bir şey dönüyor bu şartlar altında çalışmayı hak etmiyorum ben. yirmilerin sahip olduğu sınıf ahlaklını ne çok çabuk kaybetmiş ve diğerinin yerinin orası olduğuna emin.
kendini çok değersiz hissedip düşüncelerini buraya aktaran kırk bir kendinden önce gelen hiçbir sayıya kırgın ya da üzgün değil. mutsuzluğun sebebini bilmiyor, geri dönüp baktığı her sayı diğerinin üzerine bir ekleyerek buraya kadar geldi. tek merak ettiği hayatımın en güzel anı dediği anın dokuz'da bir masanın altında çalıntı bir at ile oynadığı an olarak kalıp kalmayacağı.
şimdilik kırk bir...
sayı doğrusunun eksi tarafı ebeveynlerimin yaşamı, biz artıya doğru yol alalım.
dokuz elinde en yakın arkadaşından çaldığı tek bacağı olmayan oyuncak atı ile masanın altında oyun oynuyor. büyüdükçe öğrenecek atların sakat kaldığı zaman vurulduğunu. zihnimin içindeki sayı doğrusunda en mutlu olduğum anlar küçük bir hırsız olduğum dokuz sayısına denk geliyor.
yirmi'nin yaşadığı gurur, aileye karşı verilmiş bir savaşın kazanılmasından ibaret. zihnimin bir köşesinde hala o gururu yaşıyor eline aldığı üniversite yerleştirme belgesi ile. henüz farkında değil ama bir savaşı kazandığını zannederken aslından sadece bir cephede başarı elde etmişti.
ilk kez kalbi çarpan on bir ceren'i görmek için hızla yürüdüğü okul yolunda gülümsüyor. hayatına daha pek çok ceren girecek ve kalbi defalarca çarpacak bir çift güzel göz için ama o an yaşadığı o duygu hem kalbi hem de beyni için ilk.
on altıyı hatırlamayı pek sevmiyorum ama zihnimde her zaman hüznü ile büyük bir yer kaplıyor, üniformasını giyip okul yolu tutmak için evden çıkmış anneannesinin evinin önünden geçerken gördüğü kalabalık karşısında okul çantasını sımsıkı tutarken. bu an hayatında hep bir yer tutacak.
yirmi yedi hayatının yorgunluğunu ve öfkesini üzerinden atmanın yolunu miligramlarda bulmuş. bir kanepede bedeni yorgun zihni sakin bir şekilde derin bir duman çekerken içine işte hayat böyle yaşanmalı diyor. daha sonra kendi ile gireceği savaş bu huzuru bir daha yaşamamasına neden olacak.
dünyanın en uzun nehrine göğsünü yataklık etmiş yirmi beş sevdiğine ve sevildiğine çok emin. tüm hayatını bir nehrin üzerindeki salda geçireceğini düşünüyor henüz kırmızı botlardan ve yeşil gözlerden habersiz.
ayna karşısında durup saçlarında dolan beyazlara bakan otuz altı sayı doğrusunun solunda kalan onlarca sayının yaptığı hataların bedelini kendisi ödediği için öfkeli. kendine karşı öfke nöbetleri ile heba ettiği bir sayının kendisi olduğu farkında bile değil.
tam bir salak olan yirmi üç ölümün kendini yücelteceği düşüncesi ile sartre okuyor. okuduklarının başkalarının sayı doğrusunun yansıması olduğunu fark etmesine daha çok var okumadığı kitapları okumuş gibi anlatmasını bırakmasına daha uzun yıllar var, gerçekten okumaya başladığı zaman ölümün yüce bir şey olmadığını anlayacak.
tuhaftır ki tüm bu sayı doğrusu içinde en huzurlu olduğu an on dörtün abdest almak için şadırvanın soğuk suyunu yüzüne çarptığı zamanlar. önce abdest almayı sonra namaz kılmayı sonra ise inancını bırakacak. gerçeği huzura tercih edecek.
fabrikadan içeri giriyor otuz yedi. yirminin elde ettiği zaferi otuzda çoktan kaybetmiş. içerisi yağ ve pas kokuyor. hayatının geri kalanını makine gürültüleri ile geçireceği uzun yıllar var. aklında tek bir şey dönüyor bu şartlar altında çalışmayı hak etmiyorum ben. yirmilerin sahip olduğu sınıf ahlaklını ne çok çabuk kaybetmiş ve diğerinin yerinin orası olduğuna emin.
kendini çok değersiz hissedip düşüncelerini buraya aktaran kırk bir kendinden önce gelen hiçbir sayıya kırgın ya da üzgün değil. mutsuzluğun sebebini bilmiyor, geri dönüp baktığı her sayı diğerinin üzerine bir ekleyerek buraya kadar geldi. tek merak ettiği hayatımın en güzel anı dediği anın dokuz'da bir masanın altında çalıntı bir at ile oynadığı an olarak kalıp kalmayacağı.
şimdilik kırk bir...
devamını gör...
birine kitap hediye etmek
çok yaptım bunu ama artık maddi olarak sınıra geldim, manen zaten ölüyüm. güzel olaya ama kıymet bilene.
devamını gör...
behzat ç.
"dünyanın ekseni kaydı behzat, 12 cm yerinden oynadı sen bana 1 cm bile yaklaşmadın."
şu sahnesine bir ayrı içimin paramparça olduğu dizi.
şu sahnesine bir ayrı içimin paramparça olduğu dizi.
devamını gör...
sözlükteki kız yazarların seri katili
devamını gör...
behzat ç.
"ben iyi bir adam olamadım. ama kimsenin de adamı olmadım."
devamını gör...
sözlükteki kız yazarların seri katili
trolleyen kardeşi tebrik ederim. insanlar bir topluluk olarak ortak bir alan paylaştığında duygusal yakınlaşmalar en doğal şeydir diğer yandan bu konuda ki zaafları tespit edip ona göre oynamak ve bir kişiyi aynı yollar ve düşünceler ile iki kere kandırmak ustalık ister.
siz de kanmayın alüminyum. bu arada yiğidim seni tanımak isterim. beni bul *
siz de kanmayın alüminyum. bu arada yiğidim seni tanımak isterim. beni bul *
devamını gör...
hazall
#3931555
sen benim bayramımı bile kutlamadın gelmişsin ingilizce klavyenle bi şeyler anlatıyorsun. ondan sonra vay efendim gelenek görenek kalmadı kalmaz tabii.
sen benim bayramımı bile kutlamadın gelmişsin ingilizce klavyenle bi şeyler anlatıyorsun. ondan sonra vay efendim gelenek görenek kalmadı kalmaz tabii.
devamını gör...
sözlüğün son hali
(bkz: cod mw2 no russian bölümü)
devamını gör...
sözlüğün son hali
aynı insanlar, aynı tür başlıklar. yeni bir şeyler yok, eğlenceli bir şeyler yok, bilgi temalı bir şeyler kazandıran şeyler de yok, insanı sıkan tanıdık bir döngü var sadece...
bu döngüyü ne kırar hiç bilmiyorum.
bu döngüyü ne kırar hiç bilmiyorum.
devamını gör...
normal sözlük
ortam hakikaten pavyon isiklari gibi, rengarenk. ne turden insan istiyorsan var. dune kadar kizlarimizin kalbini yerinden sokerek olduren seri katilimiz eksikti, bugun itibariyla artik o da var. hapcimiz oldu, dolandiricimiz oldu, fetisik abilerimiz var. incelimiz var, kadin numarasi yapan yazar abilerimiz hala arada bir yokluyor sozlugu. sonra +1500 hesabiyla gelen yazar arkadaslarimiz var. icip icip sozluge dadanan abilerimiz var. sabatamiz bile oldu ya. bakin boyle bir insan her sozluge nasip olmaz. sozlugun başına başına adeta nimet gibi insanlar yagdiriyor rabbim. cok sukur…
devamını gör...
beef
nasıl ödüllü dizi olduğunu anlayamamışımdır dizide hiçbir albenilik yoktu sosyetik cinsel sorunları olan nemfomanyak itici insanlarla işçi sınıfı tiplerin kaosu anlatılıyordu ki gerçekten hiç mi hiç enteresan değildi konusu halbuki ilk 3-4 bölümünü daha bir keyifle izlemiştim sonraki bölümlerde suyunu çıkarmışlar ve gayet 6 bölüm sürebilirmiş 9 bölüme gerek yokmuş. 2.sezonu geliyormuş da aynı karakterlerle devam etmeyecek olan dizidir.
devamını gör...
arkadaşlar sözlüğe ne oluyor acaba sorunsalı
ya abi biri on kilo bıraktı sözlüğün ortasına, geri kalan herkes su akıtıp pisliği temizlemeye çalışıyor ya da çubukla dürtüyor. açıkçası sözlüğe bir bok olduğu yok, kim ne yaptıysa açıkça söylensin, sonra da çözüme ulaşsın dağılalım.
devamını gör...
cadı tahtası
ya da ouija (okunuşu: wici/viya), ruh çağırma amacıyla kullanılan ve düzleştirilmiş kemik ya da tahtadan bir düzenek.
teke kemiğinden mamül.
şeytan maşası diyede anılır bu zımbırtı.
teke kemiğinden mamül.
şeytan maşası diyede anılır bu zımbırtı.
devamını gör...


