zaman tüneli

küfürsüz sözlükte çok basit, saçma ya da önemsiz dertlerden yakınan yazarlara tepki olarak bakınız verilebilecek başlık. *
devamını gör...

hoş gelmiş eski dost, can dost, hep dost.
devamını gör...

bunu bizim bakanlıkta bir toplum sorunu olarak görüyor ama bence herkes yanlış düşünüyor, boşanmak ne üzülüp kahrolacağımız ne de sevinçten havalara uçacağımız bir durum değil, herkes yetişkin herkes kendi kararını veriyor, iki insan birlikte olmak istiyor ve evleniyorlar, sonra bakıyolar ki yanlış karar vermişler ve boşanıyolar. ortada toplumsal bir problem de yok, toplumu ilgilendiren bir durum da yok. mevcut ekonomik ve sosyal şartlar boşanmaları artırmış olabilir ama bu kimsenin burnunu sokması gereken bir durum değildir. hadi şimdi evli evine köylü köyüne.
devamını gör...

arkadaş tam yazacağım, bu herif benden önce davranıyor.
evet biz ege'de sahilde yaşıyoruz.*
ama ben tombul şişe seviyorum.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

#3887257

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

affetmem, bulmuşken yapıştırdım.
giderken de 10 tane alayım*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

favori müzik grubum olan amerikan progressive metal topluluğu symphony x'in 2002 çıkışlı, 6. stüdyo albümü. albüme ismini veren son parçası tahmin edilebileceği gibi homeros imzalı odysseia (kitap) temalıdır ve en az o eser kadar epik ve destansı bir çalışmadır. albümün geri kalan şarkılarında bu tema yoktur; yani konsept yapıda bir albümle karşı karşıya değiliz. grupla bundan bir önceki albümleri v: the new mythology suite ile, çıktığı sene yani 2000 yılında tanışmıştım. bittabi the odyssey albümlerini de çıkar çıkmaz dinleyebildim. v albümleri hala favorimdir. bunda ilk göz ağrısı faktörü de rol oynuyor olabilir ama aslında v albümlerinin objektif olarak da en iyi albümleri olduğunu düşünüyorum şahsen. yani benimle bu hususta hemfikir sayısız symphony x hayranı da mevcut.

öncelikle the odyssey'in grubun kariyerinde/diskografisinde şöyle bir ehemmiyeti var: grup bundan önce, daha doğrusu v albümünü çıkartana kadar pek yoğun turlamıyormuş diye konuşulur. haliyle de grubun ana kompozitörü michael romeo da buna göre stüdyo albümleri yapıyordur. symphony x, hala dream theater'ın yarısı kadar bile ünlü değildir sanırım ama işte v albümleriyle büyük sükse yaptılar ve deli gibi turlamaya başlamışlar sonrasında. bence bunun kompozisyonal etkileri, the odyssey ile birlikte çizdikleri yolda epey belirleyici oldu. yani artık daha "gaz" bir grupla karşı karşıyayız. daha coşturucu, ama daha az safistike... konser sevmeyen biri olarak bu durumdan pek de memnun olduğumu söyleyemem ama hala tabii ki çok kaliteliler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

2027'de gelmesi beklenen yeni albümleri de bence çok klas olacak. bu bir de 10. (roma rakamıyla x) albümleri olacak ve symphony x ve xth album... yani bayağı süper bir şeyler bekliyorum şahsen.

the odyssey'i işte çıkar çıkmaz alıp dinlemeye başlamıştım ve ilk izlenimim biraz karmaşıktı diyebilirim. bilhassa davul sound'unu hiç mi hiç sevemedim ama bazı şarkılarını da aşırı iyi buldum. genel sound karakterine alışabilmem de çok uzun sürümüştü hatta bu albümün. yani dinleye dinleye alıştım ama hala çok da sevdiğimi söyleyemem bu albümün sound'unu. aradan da neredeyse çeyrek asır geçmiş ve bundan sonra bir mucize falan olmazsa hiçbir zaman da pek sevemem bence. haha. russell allen'ın vokalleri ise hayran bırakmıştı beni kendilerine. zaten giriş parçası inferno (unleash the fire)'da bile kendisinin nasıl hayvansı vokaller yaptığını anında görüyorsunuz. mısra kısımlarındaki ters köşe key'den vokallerin girmesi de ayrı bir canavarlık ama bence bu romeo'nun armoni bilgisi ve yetkinliğinin bir ürünü olmalı. ilk izlenimlerimden devam ediyorum; v albümü konsept yapıdayken bu değil ve işte ben de keşke bu da öyle konsept yapıda olsaydı demiştim, hala da biraz öyle demiyor değilim.

sözlükte başlığını açtığım the odyssey parçalarından bir diğeri incantations of the apprentice... bu da beni mest etmişti ve bu şarkıdan pek de kimsenin bahsetmemesini hala biraz yadırgarım. yani çok ayrıksı bir çalışma ve russell burada da harika vokaller yapıyor. vokal partisyonları da nefis, ki gene romeo'nun müzik bilgisinin bir tezahürü bence bu da. awakenings parçasının da başlığını açmıştım ve bu da albümdeki en sevdiğim parçalar arasında. sözlerinden de çok şey bulmuştum kendimden o aralar. soft bir girişi ve bir süre öyle meltem misali ilerleyişi var şarkının ama sonra jazzy piyano takılmaları da dahil bayağı sert rüzgarlar içeriyor bu şarkı. bir de işte albüme ismini veren şarkı var ki ondan da bilahare bahsedeceğim bu yazımın ilerilerinde...

başlığını açmadıklarımdan accolade ii var mesela ki bu, the divine wings of tragedy albümlerinde yer alan the accolade adlı şahane parçalarının devamı; the unforgiven ve the unforgiven ii misali işte... accolade ii'yi az çok beğensem de pek o kadar da tutmuyorum açıkçası. zaten üstte saydığım 4 parça haricindeki parçaları benim açımdan pek özel sayılmaz. wicked, king of terrors ve the turning de elendi yani. haha. 8 şarkılık albümün 4'üne bayılsam da the odyssey parçası 24 dakika üzeri ve awakenings 8 dakika üzerinde olduğundan albümün 40 dakika üzerini otomatik olarak çok beğenmiş oluyorum. yani diğerlerini de beğenmiyor değilim de hani o kadar da bayılmıyorum diyebiliriz.

bu albüm aslında symphony x için büyük bir fırsattı ve cidden büyük ses getirmişti metal dünyasında. bu denli ses getirmesini de temellendirebilirim sanırım. öncelikle albüm, prog metal alt türünde olsa da önceki albümleri kadar sofistike bir prog'luğu yok, ki bu da prog metal sevmeyenlerden de kendinize hayranlar çekebilirsiniz demek. bir de dediğim gibi çok "gaz" bir albüm bu, ve işte böyle şarkılardan oluşan bir albüm de turnelerde net bir avantaj sunar ve seyircileri sağlam coşturabilirsiniz. russell'ın da böyle kendisinden alıştığımızdan çok daha sert vokal yapması da genel metalci kitlesini tavlayabilmek için iyi bir silah.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

fakat grup bence bu fırsatı iyi değerlendiremedi, zira bundan bir sonraki albümleri bundan tam 5 sene sonra çıktı. yani hazır böyle bir rüzgarı arkalarına almışlarken 2, en geç 3 sene sonra bir albüm daha patlatsalardı popülariteleri katlanabilirdi bence.

her neyse, albüm hakkında konuşmaya döneyim ve hatta şimdi the odyssey isimli, o 24 dakikadan uzun son parçaya geleyim... symphony x zaten albüm kapanışlarında harika olabilmekle takdirimi toplayan bir gruptur. ilk albümlerini hariç tutarsak—zaten oradaki bir tek masquerade parçasını çok çok severim—bence her zaman albüm kapanışlarındaki parçalar fevkalade veya en kötü çok iyiydi. bunların arasında "en en iyi" olarak gördüklerim, bir önceki albümlerinin kapanış şarkısı rediscovery (part ii) - the new mythology ile birlikte, işte bu tanıttığım, albüme ismini veren parçadır. bunlardan bir tane seçmek zorunda olsam rediscovery pt. 2'yi seçerdim ama bu the odyssey adlı epiklerinin de manyak ötesi süper bir parça olmadığı anlamına gelmiyor.

24 dakikadan bahsediyoruz arkadaşlar ve dolu dolu, tek saniyesi sıkmayan bir 24 dakikadan... başlarında senfonik bir eser dinleyecek gibiyiz ama sonra tabii ki metal sound ve dinamikleri de bu epikte yerlerini alıyorlar. bu mevzuda biri "girişi çok umut vermişti ama sonra metal olduuu..." diye bir eleştiri görmüştüm. bu eleştiriyi yapan da azılı bir dream theater fanıydı ve symphony x'e laf sokup dururdu. hemen aşağıladık kendisini elbette, symphony x neferleri olarak: "aynen kanka, zaten symphony x metal grubu olmadığından metal olarak devam etmeleri çok saçma olmuş..." falan diyerek. bu muhabbetler hep ingilizce idi tabii.

neyse, bu parçada cidden ne ararsanız var. parçanın girişindeki ve sonrasında da uygun yerlerde gelen senfonik ögeler de, balladik kısımlar da, manyak gaz metalik part'lar da... ve müthiş ve armonik geçişler elbette. yani kompozisyonal bağlamda burada michael romeo'yu kutlamamız, hatta kendisinin önünce ceketimizi iliklememiz falan lazım. şapkamızı bile atabiliriz. hakikaten de epik oğlu epik bir çalışmaya imza atmış, üstün bir kompozitör de olan gitar virtüözü. ama elbette diğer elemanları da boş geçmeyelim. zaten romeo da öyle malmsteen gibi "ben, ben, bennnn..." diyen biri değildir, yani sx'teki diğer müzisyenleri coşkuyla alkışlarsak kendisinin hoşuna gider bu, hatta gözleri bile dolabilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

işte o epikler epiği parça: - bu arada aşağıdaki videoda 15:01 gibi başlayan riff'ler ve o partisyon mesela... en çok air guitar yaptığım part'lardan biridir. romeo, sen aşmışsın ya. shakespeare bence senin geleceğini düşünerek, kahinsel yetileriyle o karakteri yaratmış zaten. ama senden romantik müzikler üretmeni bekliyormuş, böyle sert metalci çocuk olmak başlarda kendisine kabuslar gördürse de o da senin sanatçılık becerilerin karşısında etkilenmemezlik edememiş...



bir de parçanın sonundaki "parça içinde parça"dan ayrıca bahsetmek isterim. the odyssey aslında 7 bölümden oluşuyor, tek parça halinde olsa da. işte bu bölümlerin sonuncusu olan "part vii - the fate of the suitors / champion of ithaca"nın ikinci kısmı, yani champion of ithaca'da coşmamak çok zor ya. albüm orkestral/senfonik bir yaklaşımla kompoze edilse de bu son bölümün ikinci ve son kısmında standart bir power metal parçası yazımı ve performansı gibi bir şey düşünülmüş ve bu nefis de olmuş.

ve işte champion of ithaca!



bir odyssey'im de burada sona ermekte. çoooooook sene önce bu albümün kritiğini şu webzine'de yapmıştım: www.pasifagresif.com/2010/1...

sözlükte de böylesi kapsamlı ama o diğer yazdığımdan farklı bir kritik yazısı yazma niyetim senelerdir vardı. bir şekilde üşeniyordum falan, ya da başka bir şeyler yazasım geliyordu. sonunda yazabildim. umarım albümün hakkını az çok verebilmişimdir. fakat daha da önemlisi, umarım bu yazımın bazılarına "bir dinleyelim bakalım" dedirtebilecek bir etkisi olur da aramıza yeni symphony x manyakları katılır. grubun yeni albümünü 12 senedir bekliyoruz falan, yani underworld 2015'te çıkmıştı ve bir sonraki albümleri en erken 2027'de gelecek gibi görünüyor. bu kadar süre tek başıma kös kös beklemek istemiyorum, anlıyor musunuz? siz de symphony x hayranı olun, bu çileyi birlikte çekelim. ha-ha-ha!
devamını gör...

başkasındaki o kibrin dibe vuruşuna birebir şahit olma hoşlaşması

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yapımcı ama herkes komedyen olarak tanır.

ellen show isimli talk showuyla ünlenen kişidir. kendisi ile ilgili çok fazla iddia duymuştum; sinsi, iki yüzlü olduğuna dair. programda insanlara kendisini çok sevdiren, yardımlarda/ bağışlarda bulunan bir kişi olarak gösterdi kendisini hep.

ama arka planda işler biraz karışık. insanlara çok kaba ve emrivaki davrandığı, yaptığı yardımları ise aslında yapmadığını söyleyenler var. ne kadar doğru bilemem, hepsi iddia bunların.

2003 yılında yayın tarihine başladığı ellen show programı amerikan ilk yayınlanan sendikasyonlu bir talk show'dur . program, 26 mayıs 2022'ye kadar 19 sezon sürdü ve bu süre zarfında 3.339 bölüm yayınladı.

türkiye'de e2 ve cnbce kanalında yayınlanırdı, izlerdim denk geldikçe. çoğu ünlü programina konuk olmuştur.

epstein belgelerinde bu karının da ismi çıktı ve insan eti yediğini tespit ettiler.

bu olaydan sonra ellen ile ilgili çok fazla teoriler ortaya atıldı. ellen programını izlediniz mi bilmiyorum. programda neredeyse herrr bölüm çocuk davet ederdi onlarla konuşurdu, sohbet ederdi, hediyeler verirdi, samimi ve sıcak davranırdı. bu arada program artık bitti. uygunsuz davranışlar, cinsel taciz iddiaları ve toksik bir çalışma ortamı nedeniyle ellen'ın programı 2022 yılında sona erdi. bu programa aklınıza gelebilecek bütünn kişiler davet edildi bu arada.

iki yüzlü ve sinsi olduğunu söylemiştim. üstelik yaptığı yardımları aslında yapmadığını ve çalışanlarına da çok kaba davrandığını söylemiştim.

ellen'ın programının dekorunda, epstein'in adasında bulunduğu renklerin ve ağaçların benzerliği insanlar tarafından dikkat çekti.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

oscar ödül töreninde gerçekleşmiş bir olay var. "pizza" mevzusu. ellen, 2014 oscar'da sahneye pizza getirerek seyircilerine çok güzel bir pizza aldığını ve ikram etmek istediğini söylemişti.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

pizza bir kod olarak kullanıyor ve pizzada aslında çocuk eti kullanıldığı ve partilerde de bu pizzalardan yedikleri söyleniyor. üstelik bunu dolaylı ve esprili bir şekilde birçok kişi söylüyor linkkk
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

siyahi çocukların kanını içmekten yüksek doz aşımına uğramış.

epstein belgeleri ile ilgili yayınlanmayan belgelerin de açık bir şekilde yayınlanacağı söyleniyor. umarım doğru bilgidir. bu madonna hakkında olan olay da şu an çok konuşuluyor. daha ne isimler çıkacak kim bilir.
devamını gör...

yapay zeka kız sevgili üretiyorum ama kız yani kız bacı
devamını gör...

içim acıyor.
devamını gör...

(bkz: renkli göz)
devamını gör...

bağlılık eksikliği, diğer sayılan iletişim eksikliği, aldatma, para bulunca gitme, bireysellik, maddi kaygılar falan hepsi buna bağlı, bağlılık yeteri kadar yoksa zayıfsa bunların hepsi oluyor.
devamını gör...

mısır'da cumhurbaşkanı aynı zamanda. saygılı olun istoşlular.
devamını gör...

benim kaprisim dir.
zeytinin çeşitleri ve farklı salamura yöntemlerinin önemsendiği,
bunun yanında yumurtanın ne şekilde yapıldığının göz ardı edildiği
kahvaltı sofrası prensiplerine bağlıyımdır.
devamını gör...

efendi erkek tipidir.
devamını gör...

trans birey doğru tanım. ama labunya kelimesimin de söylemesi keyifli.
devamını gör...

değil ama ilişkiye zarar verme potansiyeli var.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim