zaman tüneli
süperego
bir nevi dogmatik diktalar bütünüdür.
devamını gör...
neden sürekli israil türkiye savaşı konuşuluyor
trump'ın eski danışmanlarından biri diyor ki "abd'nin natodan ayrılması kısıtlamalardan dolayı değil suriye'de türkiye ile karşılaştığında israil'in yanında yer almak içindir."
bizde ise iş sulandırılıp seçim malzemesi yapılsa da gerçek şu ki iktidarın türk milletini getirdiği noktada bırak savaşacak askeri, askere gidecek genci zor bulacaktır. insanlar salak değil ki suriyeli burada nargile içsin kürt mecliste tehdit etsin diye ölüme gidip ailesini geride bıraksın.
eskiden vatan millet desen sakarya sözünü halk doldurur sorgulamazdi şu an geldiğimiz noktaya bir bakmak lazım.
bizde ise iş sulandırılıp seçim malzemesi yapılsa da gerçek şu ki iktidarın türk milletini getirdiği noktada bırak savaşacak askeri, askere gidecek genci zor bulacaktır. insanlar salak değil ki suriyeli burada nargile içsin kürt mecliste tehdit etsin diye ölüme gidip ailesini geride bıraksın.
eskiden vatan millet desen sakarya sözünü halk doldurur sorgulamazdi şu an geldiğimiz noktaya bir bakmak lazım.
devamını gör...
metallica vs megadeth
#3786694
beş ay önce sebepleriyle açıkladığım versus.
beş ay önce sebepleriyle açıkladığım versus.
devamını gör...
batman guzum neden batarsın
hasankeyfin batmanda batması.
devamını gör...
hybris
insan güce ulaşınca ortaya çıkması muhtemel durum.
hybris, antik yunan'da kibir, küstahlık ve aşırı gurur anlamlarına gelen, kişinin haddini aşarak tanrılara veya diğerlerine saygısızlık etmesiyle sonuçlanan bir davranış biçimidir. günümüzde "hubris sendromu" olarak da bilinen, güç zehirlenmesi yaşayan liderlerde görülen aşırı kibir ve özgüven hastalığını tanımlar.
hybris, antik yunan'da kibir, küstahlık ve aşırı gurur anlamlarına gelen, kişinin haddini aşarak tanrılara veya diğerlerine saygısızlık etmesiyle sonuçlanan bir davranış biçimidir. günümüzde "hubris sendromu" olarak da bilinen, güç zehirlenmesi yaşayan liderlerde görülen aşırı kibir ve özgüven hastalığını tanımlar.
devamını gör...
ufurukcu kedi (yazar)
başka bir evrende ya da geçmiş yaşamda tanışılmış bir ruh gibi.
insan tanımlarına bakınca stendhal sendromu geçirmeye başlıyor ister istemez.
insan tanımlarına bakınca stendhal sendromu geçirmeye başlıyor ister istemez.
devamını gör...
the elephant man
belki çoğu kişi için şu ana kadar izlediği en iyi film sıfatına layık olmayabilir ama benim için başyapıt. herkes bir kez olsun izlemeli. neden mi? filmin ana karakteri olan john merrick’ten bahsederek başlayayım.
-az biraz spoiler var, izlemeyen temkinli okusun-

john, diğer adıyla elephant man, doğuştan gelen bir hastalık nedeniyle tüm vücudu deforme olmuş biri. konuşmakta zorlanıyor, kolları ve bacaklarındaki orantısızlık hareket özgürlüğünü kısıtlıyor. kendisini keşfeden ve para karşılığı onu insanlara gösteren bir adamla birlikte yaşıyor. onu keşfeden “sahibi” tarafından bir sirk hayvanı gibi kullanılıyor. insanlar onu izlemek için para ödüyor. böylece kendilerini bir başkasıyla kıyaslayıp özgüvenlerini tazelemiş oluyorlar. film, insanların çirkin olana karşı yaklaşımını ve tahammülsüzlüğünü gözler önüne seriyor.

tüm canlıların birbirine sarılarak iletişim kurduğu bir dünyada kirpi olduğunuzu düşünün. tüm vücudunuzda, sizi diğerlerine yaklaştırmayan ve asla kurtulamayacağınız dikenler var. siz ne kadar iyi olursanız olun, diğerleri size yaklaşamıyor. bu yüzden ister istemez daha mülayim bir ifade takınıyorsunuz. onları korkutmamak için. bu benzetmeyi aklıma getiren sahne, john merrick’in doktorun evine girdiği ve hizmetçiyle karşılaştığı sahnedir. hizmetçi, her şeyden habersiz bir şekilde merrick’le karşılaşıyor ve onu görür görmez çığlık atıyor. o sırada merrick’in yüz ifadesine bakmalısınız. insanları korkutmamak için mahçup duran birini görüyorsunuz. çirkin olduğu için suçluluk duyan birini. insanların bunu onun suçuymuş gibi görmesinin etkisi de az değil.
film boyunca merrick’e şefkatle yaklaşan insanlar da var ama hiçbiri onu gerçek bir dost olarak görmüyor. daha çok bir sirk hayvanı gibi yaklaşıyorlar. onu tedavi etmek için peşine düşen doktor frederic treves bile onunla arkadaş olmak istemiyor. merrick doktora defalarca “arkadaşım” diye hitap ediyor ama karşılık bulamıyor. treves’in bile bir noktada şöhret kazanma motivasyonuyla hareket ettiğini görüyorsunuz. hatta bu yüzden kendini sorguladığı sahne de var. merrick’in diğer insanlarla kurduğu ilişkilerin çoğu bir çıkara dayanıyor.

para karşılığı onu izleyenler meraklarını gidermek ve kendilerini iyi hissetmek için orada. sahibi para için, treves ise mesleğinde ilerlemek için. etrafındaki herkes ondan bir şekilde faydalanıyor. buna karşılık merrick, bir insanı karşılıksız sevmeye hazır. bu yüzden yalnızlığı, insanlarla normal bir ilişki kuramamasından geliyor.
film boyunca dikkatimi çeken bir diğer nokta da merrick’in tüm bunların farkında olması. insanlar ona nasıl baktığını biliyor. hayatı boyunca “öteki” olduğu için insanları onlardan daha iyi tanıyor. toplumun dışına itildiği için, içerideki dengesizlikleri daha net görüyor.

bir sahnede doktor treves, john merrick’i izleyerek arkadaşıyla konuşuyor. arkadaşı ona “zihinsel bir sorunu var mı?” diye sorunca, doktor, “umarım vardır. umarım aptaldır.” diye cevap veriyor. gözlem yeteneği ve farkındalık ne kadar artarsa yaşanan sıkıntı da o denli büyüyor.

john merrick’in yine kısık sesle, tekleyerek kurduğu bir cümleyi paylaşmak istiyorum. “insan” ne demektir john merrick’e sormalı.
“insanlar… efendim. bilmedikleri şeylerden korkarlar.”
-hayır!
-ben bir fil değilim!
-ben bir hayvan değilim!
-ben bir insanım!
-insanım!

bu sözler bana kalırsa filmin kilit noktası. film boyunca kısık sesle konuşan merrick, sadece burada sesini yükseltiyor. hayatı boyunca kendisine hayvan muamelesi yapanlara karşı bir çığlık bu.
bu yazıda insan kelimesini çok kullandığımın farkındayım ama zaten film de tam olarak bunu sorgulatıyor. çirkinlik, önyargı, yalnızlık bana göre yan meseleler. asıl anlatılan şey insanın kendisi.
en ilginci şu. ilk başta korkutucu görünen yüz, filmin sonunda sempatik gelmeye başlıyor. değişen merrick değil, ona bakan göz oluyor.

not: kullanılan görsellerin büyük kısmı frank connor tarafından çekilmiştir.
-az biraz spoiler var, izlemeyen temkinli okusun-

john, diğer adıyla elephant man, doğuştan gelen bir hastalık nedeniyle tüm vücudu deforme olmuş biri. konuşmakta zorlanıyor, kolları ve bacaklarındaki orantısızlık hareket özgürlüğünü kısıtlıyor. kendisini keşfeden ve para karşılığı onu insanlara gösteren bir adamla birlikte yaşıyor. onu keşfeden “sahibi” tarafından bir sirk hayvanı gibi kullanılıyor. insanlar onu izlemek için para ödüyor. böylece kendilerini bir başkasıyla kıyaslayıp özgüvenlerini tazelemiş oluyorlar. film, insanların çirkin olana karşı yaklaşımını ve tahammülsüzlüğünü gözler önüne seriyor.

tüm canlıların birbirine sarılarak iletişim kurduğu bir dünyada kirpi olduğunuzu düşünün. tüm vücudunuzda, sizi diğerlerine yaklaştırmayan ve asla kurtulamayacağınız dikenler var. siz ne kadar iyi olursanız olun, diğerleri size yaklaşamıyor. bu yüzden ister istemez daha mülayim bir ifade takınıyorsunuz. onları korkutmamak için. bu benzetmeyi aklıma getiren sahne, john merrick’in doktorun evine girdiği ve hizmetçiyle karşılaştığı sahnedir. hizmetçi, her şeyden habersiz bir şekilde merrick’le karşılaşıyor ve onu görür görmez çığlık atıyor. o sırada merrick’in yüz ifadesine bakmalısınız. insanları korkutmamak için mahçup duran birini görüyorsunuz. çirkin olduğu için suçluluk duyan birini. insanların bunu onun suçuymuş gibi görmesinin etkisi de az değil.
film boyunca merrick’e şefkatle yaklaşan insanlar da var ama hiçbiri onu gerçek bir dost olarak görmüyor. daha çok bir sirk hayvanı gibi yaklaşıyorlar. onu tedavi etmek için peşine düşen doktor frederic treves bile onunla arkadaş olmak istemiyor. merrick doktora defalarca “arkadaşım” diye hitap ediyor ama karşılık bulamıyor. treves’in bile bir noktada şöhret kazanma motivasyonuyla hareket ettiğini görüyorsunuz. hatta bu yüzden kendini sorguladığı sahne de var. merrick’in diğer insanlarla kurduğu ilişkilerin çoğu bir çıkara dayanıyor.

para karşılığı onu izleyenler meraklarını gidermek ve kendilerini iyi hissetmek için orada. sahibi para için, treves ise mesleğinde ilerlemek için. etrafındaki herkes ondan bir şekilde faydalanıyor. buna karşılık merrick, bir insanı karşılıksız sevmeye hazır. bu yüzden yalnızlığı, insanlarla normal bir ilişki kuramamasından geliyor.
film boyunca dikkatimi çeken bir diğer nokta da merrick’in tüm bunların farkında olması. insanlar ona nasıl baktığını biliyor. hayatı boyunca “öteki” olduğu için insanları onlardan daha iyi tanıyor. toplumun dışına itildiği için, içerideki dengesizlikleri daha net görüyor.

bir sahnede doktor treves, john merrick’i izleyerek arkadaşıyla konuşuyor. arkadaşı ona “zihinsel bir sorunu var mı?” diye sorunca, doktor, “umarım vardır. umarım aptaldır.” diye cevap veriyor. gözlem yeteneği ve farkındalık ne kadar artarsa yaşanan sıkıntı da o denli büyüyor.

john merrick’in yine kısık sesle, tekleyerek kurduğu bir cümleyi paylaşmak istiyorum. “insan” ne demektir john merrick’e sormalı.
“insanlar… efendim. bilmedikleri şeylerden korkarlar.”
-hayır!
-ben bir fil değilim!
-ben bir hayvan değilim!
-ben bir insanım!
-insanım!

bu sözler bana kalırsa filmin kilit noktası. film boyunca kısık sesle konuşan merrick, sadece burada sesini yükseltiyor. hayatı boyunca kendisine hayvan muamelesi yapanlara karşı bir çığlık bu.
bu yazıda insan kelimesini çok kullandığımın farkındayım ama zaten film de tam olarak bunu sorgulatıyor. çirkinlik, önyargı, yalnızlık bana göre yan meseleler. asıl anlatılan şey insanın kendisi.
en ilginci şu. ilk başta korkutucu görünen yüz, filmin sonunda sempatik gelmeye başlıyor. değişen merrick değil, ona bakan göz oluyor.

not: kullanılan görsellerin büyük kısmı frank connor tarafından çekilmiştir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
o kadar çok şey birikti ki. hayatımın en yorucu seneleri sıralamasında daha 4 ayda ilk 5'e yerleşti 2026. rutin bir şeyler de yok. anormal bir şeyler de. mutluyum ama hüzünlü, kırgın ve yorgunum. aklıma düşenler ve aklıma çıkanlar aklımın bir karış üstünde sürekli tepiniyor. bense o gürültünün altında ezildikçe eziliyorum. biraz daha burada kalırsam şarap olacağım sanırım. şarap olmayı başarmak bile büyük meziyet olur bu hengamede. yok olsam diyorum o da yok. kendimi klonlayıp alsam başımı gitsem yine imkansız. ama benim hayatımda insanlığa dair bütün imkanlar var neredeyse. çok saçma bir döngü değil mi sevgili ben bu. kendimi kurtarmak için hiç çabam yok. tamam x kadar yorgunum ama 1000x üşengecim be bilader! sal kendimi artık.
devamını gör...
vanya dayı
cehov kitabı.
ben ilber ortaylı tavsiye etti diye aldım.
ama beni acmadı.
birkac karakter var. genci yaslısı. ve herkes sikayet ediyor. herkes mutsuz.
cok acı cektik umarım cennet guzeldir diye de bitiyor.
zaten hayatın sınavları yoruyor. ben bos zamanımda bir de kitaplarda bunları okumak istemiyorum.
benim tarzım degildi bu kitap.
ben ilber ortaylı tavsiye etti diye aldım.
ama beni acmadı.
birkac karakter var. genci yaslısı. ve herkes sikayet ediyor. herkes mutsuz.
cok acı cektik umarım cennet guzeldir diye de bitiyor.
zaten hayatın sınavları yoruyor. ben bos zamanımda bir de kitaplarda bunları okumak istemiyorum.
benim tarzım degildi bu kitap.
devamını gör...
neden sürekli israil türkiye savaşı konuşuluyor
son zamanlarda israil türkiye savaşı medya da sürekli dönüyor yok nato dağılacak yok sırada ki hedef türkiye deniliyor bundan önce neden hükümet partisi seçmeni umursamıyor diye sorular soruluyordu ..şimdi ikisi bir araya gelince tezgah çok güzel lan diyor insan savaş bakası ile seçim kazanma kampanyası süper bir fikir.
devamını gör...
kavga eden psikolog
tahammülsüz, öfke kontrolü olmayan, sakin olmayan psikolog mu olur aliminyum dediğim hedemsi varlık.
devamını gör...
uganda
ordu komutanının bizden 1 milyar $ istediği ülke, la yürü git sen ülkendeki maymun savaşını hallet önce, gerizekalı seni!
devamını gör...
kuzu sözlük
uludağ sözlük'ten her anlamda iyi bence.
devamını gör...
çiçeklenmeler
melisa kesmez in son guzelligi.
kafaca kacmak icin cabaladıgım bir hikayeyle bilmeden bugun yolum kesisti bu kitapla.
okudum. gulumsedim. ve sevgiyle ugurladım.
kocasını kaybeden kahramanımız yastadır. kafası dagılsın diye karavanıyla seyahate cıkar.
urda ulas la tanısır. sohbetleri bitmez.
ulas a dair en sevdigi sey adamın kendisini merak etmesidir. adam soru sorar. adam tum hayatının ogrenmek ister. adam kadının her detayını buyuk bir hevesle taclandırır. bu kadın icin essiz bir deneyimdir. gercekten onemsenmek. gercekten dinlenmek. gercekten deger verilmek.
tabi bir de onun yanagına buse kondurdugunda hissettigi sıcaklık ve gozlerdeki ısık vardır.
-ulas: hadi cıplak denize girelim.
-kadın: sence senle cıplak denize girecek bir kadın gibi mi duruyorum?
-ulas: hayır durmuyorsun. ama belki farklı bir sey yapmak istersin.
-----------------
-sunu soylemek istiyorum. o evde beraber gecirdigimiz zamanda mutluydum.
____________________________
bu kadar aslında. mutlu son yok. ama kıymetli bir hikaye var.
kafaca kacmak icin cabaladıgım bir hikayeyle bilmeden bugun yolum kesisti bu kitapla.
okudum. gulumsedim. ve sevgiyle ugurladım.
kocasını kaybeden kahramanımız yastadır. kafası dagılsın diye karavanıyla seyahate cıkar.
urda ulas la tanısır. sohbetleri bitmez.
ulas a dair en sevdigi sey adamın kendisini merak etmesidir. adam soru sorar. adam tum hayatının ogrenmek ister. adam kadının her detayını buyuk bir hevesle taclandırır. bu kadın icin essiz bir deneyimdir. gercekten onemsenmek. gercekten dinlenmek. gercekten deger verilmek.
tabi bir de onun yanagına buse kondurdugunda hissettigi sıcaklık ve gozlerdeki ısık vardır.
-ulas: hadi cıplak denize girelim.
-kadın: sence senle cıplak denize girecek bir kadın gibi mi duruyorum?
-ulas: hayır durmuyorsun. ama belki farklı bir sey yapmak istersin.
-----------------
-sunu soylemek istiyorum. o evde beraber gecirdigimiz zamanda mutluydum.
____________________________
bu kadar aslında. mutlu son yok. ama kıymetli bir hikaye var.
devamını gör...
fizik kurallarını yönetmek
dijitalde sıfırdan bir evren yaratıyorum.
fizik kuralları şu an ilkel olsada oynamak/ değiştirmek şimdiden çok zevkli.
her boyutta ve oranda kare ve yuvarlak yapmam mümkün şu anda. doğru dürüst bakamadım bugün, aklımda çok fikir var. çok özgür bir oyun alanı olacak.
fizik kuralları şu an ilkel olsada oynamak/ değiştirmek şimdiden çok zevkli.
her boyutta ve oranda kare ve yuvarlak yapmam mümkün şu anda. doğru dürüst bakamadım bugün, aklımda çok fikir var. çok özgür bir oyun alanı olacak.
devamını gör...
hastanın gözüne bakarak basuru anlayan doktor
hastanın otururken ağladığını farketmiş genel cerrahi uzmandır. *
devamını gör...
metallica vs megadeth
her iki grubun da şarkılarına bayılmakla birlikte (bkz: metallica) diyorum, bu bambaşka bir seviye zira, bu adamları kelimelerle anlatmak çok zor..
devamını gör...
hastanın gözüne bakarak basuru anlayan doktor
devamını gör...
