zaman tüneli
çocukluk lezzetleri
çubuk krakeri sürme çikolataya bandırıp yemek, hala tatlıyla tuzluyu karıştırıp yiyorum var hafiften bir midesizlik sanırım
devamını gör...
kahraman deniz
bak bak, tüylerim tiken tiken oldu.
devamını gör...
geceye bir arabesk şarkı bırak
devamını gör...
itiraf
son 6-7 ayı cok kotu yonettim.
daha dogrusu yonetmeyi basaramadım.
simdi 6-7 ay oncesine gidicem.
o donem 1 senedir hayatımda kimse yoktu.
ve cok sık gecmisten adamlar arayıp tekliflerde bulunuyorlardı. ben hepsini sallıyordum. cunku tek dertleri sevismekti.
seni gormeye antalya dan geldigim kahveni icmeye gelebilir miyim diyen de oldu
ben holding patronuyum senin icin sehrin diger ucundan sana gelicem gercekten nasıl istemezsin diyen de
naz severim ama beni 7-8 aydır reddediyorsun bıktım diyen de.
boyle abartıyorsam serefsizim 20 ye yakın teklif aldım o donem.
bu cocuk farklıydı. ilk gorur gormez vuruldum. bambaska bir enerjisi vardı. cok da yakısıklı namussuz. cok da zeki ve donanımlı. ve komik.
cocuk beni aradı. telefonumu kaydet dedi.
birkac haftada bir aramaya basladı.
sosyal medyada her paylasımıma anında kalpler koymaya basladı.
ve bir gun kahveye davet etti iki ayın sonunda.
kahve ictik. birkac saat konustuk. guzeldi. hayatta ne kadar yalnız oldugundan ve benim gibi harika bir kadının ona ne kadar iyi geleceginden bahsetti. cok farklıymısım. hem bambaska bir auram varmıs hem de cok agırbaslıymısım. cok zarifmisim. cok akıllı ve bilgiliymisim.
dibinizin dustugu bir adam boyle konussa siz ne hissedersiniz?
sonra birkac hafta sonra dedi ki sana bayılıyorum senle saatlerce konusabilirim ama teklifimi kabul edersen bir sonraki etaba gecelim. is cıkısları sana geleyim. yiyelim. film izleyelim. seviselim. haftasonları tiyaroya sinemaya gidelim.
yani sevgili olalım demeden sevgililik teklif etti.
ben de dustum.
sonra yakınca gorustuk ettik. ve bi daha aramadı.
en basta ilk tepkim haksızlıga ugrama hissiyatıydı: kız arkadaslarıma hep sunu soyluyordum: -beni kandırdı. bana yalan soyledi.
velhasılı cok cok uzuldum tabi. ara sıra kendi kendime aglıyordum.
sonra o sıra cok hossohbet bi cocuk geldi hayatıma. evliydi. bana simdiye kadar evli adamlardan cok teklif geldi. tatlı sert cok guzel idare ettim. benim bu hikayedeki sıkıntım su oldu. konusmak hosuma gitti. zaten uzgunken kafam dagılıyordu. ben zannettim ki diger adamlar gibi ben kıvamında mesafemi korurum. sıkıntı olmaz. ben onun bana fazla yaklasmasına zaten musade etmem. kendimce boyle de yapıyordum. ona gore konusmalar. ona gore bir mesafe. sadece sohbet vardı. ama onun karısıyla kavgaları buyuyunce olay biraz karıstı. bana cok icini dokmeye basladı. ben yeterince soguk yapamamaya basladım. sonra karısıyla arası duzeldi. neyse sonra topladık. simdi konusmuyoruz bile.
valla bu iki adam son altı yedi ayda psikolojimi bitirdi benim.
daha dogrusu yonetmeyi basaramadım.
simdi 6-7 ay oncesine gidicem.
o donem 1 senedir hayatımda kimse yoktu.
ve cok sık gecmisten adamlar arayıp tekliflerde bulunuyorlardı. ben hepsini sallıyordum. cunku tek dertleri sevismekti.
seni gormeye antalya dan geldigim kahveni icmeye gelebilir miyim diyen de oldu
ben holding patronuyum senin icin sehrin diger ucundan sana gelicem gercekten nasıl istemezsin diyen de
naz severim ama beni 7-8 aydır reddediyorsun bıktım diyen de.
boyle abartıyorsam serefsizim 20 ye yakın teklif aldım o donem.
bu cocuk farklıydı. ilk gorur gormez vuruldum. bambaska bir enerjisi vardı. cok da yakısıklı namussuz. cok da zeki ve donanımlı. ve komik.
cocuk beni aradı. telefonumu kaydet dedi.
birkac haftada bir aramaya basladı.
sosyal medyada her paylasımıma anında kalpler koymaya basladı.
ve bir gun kahveye davet etti iki ayın sonunda.
kahve ictik. birkac saat konustuk. guzeldi. hayatta ne kadar yalnız oldugundan ve benim gibi harika bir kadının ona ne kadar iyi geleceginden bahsetti. cok farklıymısım. hem bambaska bir auram varmıs hem de cok agırbaslıymısım. cok zarifmisim. cok akıllı ve bilgiliymisim.
dibinizin dustugu bir adam boyle konussa siz ne hissedersiniz?
sonra birkac hafta sonra dedi ki sana bayılıyorum senle saatlerce konusabilirim ama teklifimi kabul edersen bir sonraki etaba gecelim. is cıkısları sana geleyim. yiyelim. film izleyelim. seviselim. haftasonları tiyaroya sinemaya gidelim.
yani sevgili olalım demeden sevgililik teklif etti.
ben de dustum.
sonra yakınca gorustuk ettik. ve bi daha aramadı.
en basta ilk tepkim haksızlıga ugrama hissiyatıydı: kız arkadaslarıma hep sunu soyluyordum: -beni kandırdı. bana yalan soyledi.
velhasılı cok cok uzuldum tabi. ara sıra kendi kendime aglıyordum.
sonra o sıra cok hossohbet bi cocuk geldi hayatıma. evliydi. bana simdiye kadar evli adamlardan cok teklif geldi. tatlı sert cok guzel idare ettim. benim bu hikayedeki sıkıntım su oldu. konusmak hosuma gitti. zaten uzgunken kafam dagılıyordu. ben zannettim ki diger adamlar gibi ben kıvamında mesafemi korurum. sıkıntı olmaz. ben onun bana fazla yaklasmasına zaten musade etmem. kendimce boyle de yapıyordum. ona gore konusmalar. ona gore bir mesafe. sadece sohbet vardı. ama onun karısıyla kavgaları buyuyunce olay biraz karıstı. bana cok icini dokmeye basladı. ben yeterince soguk yapamamaya basladım. sonra karısıyla arası duzeldi. neyse sonra topladık. simdi konusmuyoruz bile.
valla bu iki adam son altı yedi ayda psikolojimi bitirdi benim.
devamını gör...
yazarların içinde oldukları yaş ile ilgili fikirleri
sağlıklı yaşam tarzını oturttum oturttum. oturtamadin: beş seneye gelsin kolestrol, şeker haplari, kalp pilleri, endoskopiler, kolonoskopiler...
dedeye sahip çıkın :(
dedeye sahip çıkın :(
devamını gör...
türkiye'nin en güzel kadını
göreceli bir kavram. işin içine karakter de dahil olmalı mı sorunsalı bambaşka bir boyut.
devamını gör...
yazarların içinde oldukları yaş ile ilgili fikirleri
hayata yeni başlanılan ama aynı zamanda hayata geri kalmış gibi hissedilen ikilemli yaş grubu, küçükken yirmilerinde olan insanlar hayatının prime dönemindeymiş gibi gelirdi bu olay bendeyken niye böyle işlemedi acaba araştırılsın lütfen
devamını gör...
türkiye'nin en güzel kadını
devamını gör...
teröriste terörist demeyen de teröristtir
oldukça doğru bir söylemdir.
bir şeyin kötü olduğunu sürekli tekrar etmezsen o kötülük zamanla normalleşir.
pkk terör örgütüdür.
feto terör örgütüdür.
çin terörist bir devlettir.
israil teröristtir.
eoka bir terör örgütüdür.
ira bir terör örgütüdür.
kendi doğrusunu başkasının canına ve malına kastederek dikte etmeye çalışan her düşünce ve her insan teröristtir!
bir şeyin kötü olduğunu sürekli tekrar etmezsen o kötülük zamanla normalleşir.
pkk terör örgütüdür.
feto terör örgütüdür.
çin terörist bir devlettir.
israil teröristtir.
eoka bir terör örgütüdür.
ira bir terör örgütüdür.
kendi doğrusunu başkasının canına ve malına kastederek dikte etmeye çalışan her düşünce ve her insan teröristtir!
devamını gör...
geceye bir arabesk şarkı bırak
şiirli miirli:
devamını gör...
barış manço
çocukluğunun en derin köşesine sessizce yerleşmiş bir sesti. nereden geldiğini bilmezdin. bazen sabahın ilk ışıklarında televizyonun o eski cızırtısından sızardı, bazen annenin mutfakta tencere karıştırırken mırıldandığı bir melodiye karışırdı, bazen de hiç beklemediğin bir anda sokaktan geçen eski bir arabanın radyosundan taşardı. ama o hep oradaydı. fark etmeden büyürdün onunla. bir gün anlıyordun ki bazı kelimeleri ondan kapmışsın, bazı duyguları onun şarkılarıyla isimlendirmişsin.
o, hayatına usulca girip bir daha çıkmamış bir misafir gibiydi. müziğinde bayram sabahı gibi bir sıcaklık vardı, ama şeker gibi saf değil, biraz da toprak gibi gerçek. üstünde ütüsü yeni yapılmış tertemiz bir gömlek, cebinde ise küçük bir taş. hem masum hem de ağır. domates biber patlıcan derken kahkaha atardın ama o ritmin altında, hayatın en basit şeylerinin bile nasıl derin bir düzen taşıdığını hissederdin. sanki sana “bak, görünenin altında dönen bir şey var” der gibi.
şarkıları hep iki kapının eşiğinde dururdu. bir tarafı masal, öbür tarafı gerçek. gülpembe’yi dinlerken birinin yokluğunu anlardın ama o yokluk bağırmazdı, sessizce yanına otururdu. sarı çizmeli mehmet ağa’yı dinlerken adaletin ne kadar kişisel, ne kadar kaygan bir şey olduğunu fark ederdin. çocukken hikâye sanırdın. büyüyünce o hikâyenin aslında sana dokunduğunu anlardın. işte o an bir şey içinden hafifçe sızlardı.
barış manço’nun en büyülü yanı buydu. hiçbir şeyi zorla anlatmazdı. parmağını sallamaz, nutuk atmazdı. sadece zihninin bir köşesine küçük bir cümle bırakırdı. yıllar sonra, hiç beklemediğin bir anda o cümle çalışmaya başlardı. sanki çocukken kurulmuş bir saat gibi. tık diye.
kıyafetleri, yüzükleri, saçları… dışarıdan bakınca hepsi bir gösteri gibiydi. ama aslında o gösteri bir paravandı. sen dışarıdaki renklere bakarken içeride bir şey olurdu. bir soru, bir huzursuzluk, küçük bir kıpırtı. masal anlatırken cebine bir taş koyardı, o taş yıllar sonra eline değerdi.
albümlerine bakınca da aynı hissi alırdın. “2023” sadece bir plak değildi. bir tahayyül, bir oyun, bir ihtimaldi. zamanla dalga geçer gibiydi. geçmişten geleceğe ince bir tel gererdi, sen o telin üstünde yürürken dengenin ne kadar narin olduğunu anlardın. dünden bugüne ise düz bir yol değildi, inişli çıkışlı bir yolculuktu. her dinleyişte başka bir şey açılırdı.
ama asıl mesele o daha sessiz şarkılardaydı.
kol düğmeleri bir ayrılığın değil, geride kalan küçük izlerin şarkısıydı. çekmecede unutulmuş bir eşya gibi. attığını sanırsın ama aslında kendinden bir şey eksiltirsin.
unutamadım burada unutamamak bir zayıflık değil, bir sadakattir. insanın kendi geçmişine ihanet edememesi gibi. şarkı bittiğinde hiçbir şey çözülmez, sadece kabullenirsin. ama o kabullenişin içinde garip bir huzur vardır.
barış manço’yu dinlemek aslında kendini dinlemektir. şarkılar dışarıdan içeri girmez, içeride zaten var olan bir şeye dokunur. o yüzden bazı şarkıları ilk kez dinlemezsin, hatırlarsın.
ve belki de en güzeli şu. “o artık yok” demek pek doğru gelmez. çünkü bazı insanlar gitmez. sadece biçim değiştirir. bir ses olur, bir anı olur, bir cümle olur.
işte bu yüzden hâlâ dinliyoruz onu. çünkü bitmiyor. çünkü her seferinde yeni bir şey bırakıyor sana. birazını anlatıyor, çoğunu sana bırakıyor. ve sen o bıraktığı şeyle yaşamaya devam ediyorsun.

göğe selam olsun!
o, hayatına usulca girip bir daha çıkmamış bir misafir gibiydi. müziğinde bayram sabahı gibi bir sıcaklık vardı, ama şeker gibi saf değil, biraz da toprak gibi gerçek. üstünde ütüsü yeni yapılmış tertemiz bir gömlek, cebinde ise küçük bir taş. hem masum hem de ağır. domates biber patlıcan derken kahkaha atardın ama o ritmin altında, hayatın en basit şeylerinin bile nasıl derin bir düzen taşıdığını hissederdin. sanki sana “bak, görünenin altında dönen bir şey var” der gibi.
şarkıları hep iki kapının eşiğinde dururdu. bir tarafı masal, öbür tarafı gerçek. gülpembe’yi dinlerken birinin yokluğunu anlardın ama o yokluk bağırmazdı, sessizce yanına otururdu. sarı çizmeli mehmet ağa’yı dinlerken adaletin ne kadar kişisel, ne kadar kaygan bir şey olduğunu fark ederdin. çocukken hikâye sanırdın. büyüyünce o hikâyenin aslında sana dokunduğunu anlardın. işte o an bir şey içinden hafifçe sızlardı.
barış manço’nun en büyülü yanı buydu. hiçbir şeyi zorla anlatmazdı. parmağını sallamaz, nutuk atmazdı. sadece zihninin bir köşesine küçük bir cümle bırakırdı. yıllar sonra, hiç beklemediğin bir anda o cümle çalışmaya başlardı. sanki çocukken kurulmuş bir saat gibi. tık diye.
kıyafetleri, yüzükleri, saçları… dışarıdan bakınca hepsi bir gösteri gibiydi. ama aslında o gösteri bir paravandı. sen dışarıdaki renklere bakarken içeride bir şey olurdu. bir soru, bir huzursuzluk, küçük bir kıpırtı. masal anlatırken cebine bir taş koyardı, o taş yıllar sonra eline değerdi.
albümlerine bakınca da aynı hissi alırdın. “2023” sadece bir plak değildi. bir tahayyül, bir oyun, bir ihtimaldi. zamanla dalga geçer gibiydi. geçmişten geleceğe ince bir tel gererdi, sen o telin üstünde yürürken dengenin ne kadar narin olduğunu anlardın. dünden bugüne ise düz bir yol değildi, inişli çıkışlı bir yolculuktu. her dinleyişte başka bir şey açılırdı.
ama asıl mesele o daha sessiz şarkılardaydı.
kol düğmeleri bir ayrılığın değil, geride kalan küçük izlerin şarkısıydı. çekmecede unutulmuş bir eşya gibi. attığını sanırsın ama aslında kendinden bir şey eksiltirsin.
unutamadım burada unutamamak bir zayıflık değil, bir sadakattir. insanın kendi geçmişine ihanet edememesi gibi. şarkı bittiğinde hiçbir şey çözülmez, sadece kabullenirsin. ama o kabullenişin içinde garip bir huzur vardır.
barış manço’yu dinlemek aslında kendini dinlemektir. şarkılar dışarıdan içeri girmez, içeride zaten var olan bir şeye dokunur. o yüzden bazı şarkıları ilk kez dinlemezsin, hatırlarsın.
ve belki de en güzeli şu. “o artık yok” demek pek doğru gelmez. çünkü bazı insanlar gitmez. sadece biçim değiştirir. bir ses olur, bir anı olur, bir cümle olur.
işte bu yüzden hâlâ dinliyoruz onu. çünkü bitmiyor. çünkü her seferinde yeni bir şey bırakıyor sana. birazını anlatıyor, çoğunu sana bırakıyor. ve sen o bıraktığı şeyle yaşamaya devam ediyorsun.

göğe selam olsun!
devamını gör...
metallica vs megadeth
rahmetli lapsekili tayfur hepsini ezer geçer. adamda bir ses vardı, kobra murat'ın programını bile izletiyordu. allah bilir kaç oktavdı. toprağı bol olsun.
devamını gör...
mütevazı mı mütevazi mi sorunsalı
(bkz: türkçesi varken)
yabancı dilden geçmiş bir çok kelime yanlış kullanılıyor ve günlük dile o şekilde yerleşiyor. gülgün feyman bile günlük hayatta mütevazi diyor olabilir. *
yabancı dilden geçmiş bir çok kelime yanlış kullanılıyor ve günlük dile o şekilde yerleşiyor. gülgün feyman bile günlük hayatta mütevazi diyor olabilir. *
devamını gör...
12 nisan 2026 galatasaray kocaelispor maçı
gs körfez balıklarının içinden geçecektir çok havaya girdiler sabah erken uyanan gs kafa tutuyor
devamını gör...
12 nisan 2026 galatasaray kocaelispor maçı
29. hafta mücadelesi, başlama saati 20:00, hakem oğuzhan çakır.
4 puan farkı korumak için mutlaka kazanmalıyız. cezası biten apo dönüyor, maskeli süvari gene yok. bence yine icardi'yi yedek oturtup forvette barış ile başlamalıyız. fazla söze gerek yok şampiyonluk yolunda son 6 maç, puan kaybı lüksü yok. her maç gibi bu maçı da kazanmak zorundayız. ayrıca ilk maçta kendini bir halt sanan singo'ya terbiyesizlik yapan kekoyu da unutmayıp haddini bildirmeli hem taraftar hem de oyuncular. bence maç öncesi serominosinde hiçbir oyuncumuz el sıkışmayıp muhatap olmamalı.
4 puan farkı korumak için mutlaka kazanmalıyız. cezası biten apo dönüyor, maskeli süvari gene yok. bence yine icardi'yi yedek oturtup forvette barış ile başlamalıyız. fazla söze gerek yok şampiyonluk yolunda son 6 maç, puan kaybı lüksü yok. her maç gibi bu maçı da kazanmak zorundayız. ayrıca ilk maçta kendini bir halt sanan singo'ya terbiyesizlik yapan kekoyu da unutmayıp haddini bildirmeli hem taraftar hem de oyuncular. bence maç öncesi serominosinde hiçbir oyuncumuz el sıkışmayıp muhatap olmamalı.
devamını gör...
mütevazı mı mütevazi mi sorunsalı
mütevazo
devamını gör...
neden sürekli israil türkiye savaşı konuşuluyor
israil birilerinin oy toplama aracıdır. çok da şeyyapmaya gerenk yok.
devamını gör...
sevgilinin gözlerinin önünde ölmesi
bizde derdimiz var sanıyoruz...
çok acı bir durumdur, ben uzaktan ilişkide bir kaç gün haber alamadım baya kötü olmuştum lan, bir ara hangi konuydu hatırlamıyorum ama onunla alakalı mevzuydu, mesajlaşırken ağlamıştım. artık kuşlar mı söyledi bilmiyorum ağladığımı anlamıştı. bir keresinde de sesi kötüydü o an kalbim çok garip olmuştu. bu yazıları yazarken gözlerim doldu, ben unutmadım mı oğlum bu kızı, ya ne güzel unuttum sanıyordum. iyi ki yaşadım ama, hep mutlu olmasını isterim mesela. çünkü yavaş ve sessiz bir bitiş oldu. onunda sebebi benimde işte...
neyse hayat acımasız gerçekten...
çok acı bir durumdur, ben uzaktan ilişkide bir kaç gün haber alamadım baya kötü olmuştum lan, bir ara hangi konuydu hatırlamıyorum ama onunla alakalı mevzuydu, mesajlaşırken ağlamıştım. artık kuşlar mı söyledi bilmiyorum ağladığımı anlamıştı. bir keresinde de sesi kötüydü o an kalbim çok garip olmuştu. bu yazıları yazarken gözlerim doldu, ben unutmadım mı oğlum bu kızı, ya ne güzel unuttum sanıyordum. iyi ki yaşadım ama, hep mutlu olmasını isterim mesela. çünkü yavaş ve sessiz bir bitiş oldu. onunda sebebi benimde işte...
neyse hayat acımasız gerçekten...
devamını gör...
jin jiyan azadi
(bkz: teröriste terörist demeyen de teröristtir)
birilerinin ezildiğini, yok sayıldığını ya da yok edildiğini savunurken benzer acılar, benzer kaderler ve kederler yaşayanları sırf belli bir etnisiteye dahil olmadığı için görmezden gelip arkasından sosyalist, komünist naraları atmak ne kadar da ikiyüzlü bir yaklaşım.
kadim türk töresinde kadın varlığı ile çok kutsal addedilmiş. ne zaman ki türkler orta doğulu kavimler ve dinle tanışmışlar kendi törelerini inkar edip kadını ikşncilleştirmiş.
şimdi ise türk toplumunda kadın özgürlüğü savunan gruplar törenin dnaya işlemiş olmasından da kaynaklı garipsiyor. fakat orta doğulu olanlar için bu büyük başarı. ve yine orta doğulular için bu başarı ajitasyon ve propaganda aracı olmak zorunda çünkü bir kısım erkek bundan faydalanmak zorunda!
birilerinin ezildiğini, yok sayıldığını ya da yok edildiğini savunurken benzer acılar, benzer kaderler ve kederler yaşayanları sırf belli bir etnisiteye dahil olmadığı için görmezden gelip arkasından sosyalist, komünist naraları atmak ne kadar da ikiyüzlü bir yaklaşım.
kadim türk töresinde kadın varlığı ile çok kutsal addedilmiş. ne zaman ki türkler orta doğulu kavimler ve dinle tanışmışlar kendi törelerini inkar edip kadını ikşncilleştirmiş.
şimdi ise türk toplumunda kadın özgürlüğü savunan gruplar törenin dnaya işlemiş olmasından da kaynaklı garipsiyor. fakat orta doğulu olanlar için bu büyük başarı. ve yine orta doğulular için bu başarı ajitasyon ve propaganda aracı olmak zorunda çünkü bir kısım erkek bundan faydalanmak zorunda!
devamını gör...
