zaman tüneli
dar alanda kısa paslaşmalar
müthiş bir film değildir yani filmin konusu sadece çayırlıklarda futbol ile büyümüş nesle hitap etmektedir. rafel el roman falan vardır filmde ama oyunculuğu berbattır. barda filminde bu filmdeki futbol felsefesine göndermeler vardır.. filmin afişindeki minimalist görselden daha sosyo kültürel filmmiş gibi duruyordur ama pek öyle değildir. ermeni hristiyan adama cenaze namazı kılmaları epey güldürmüştür.
devamını gör...
ekşi sözlük
sözlüğümüze sublüminal girişler yapan rakip: #3955305
devamını gör...
reddit taramasıyla bilimsel çalışma yayınlamak
bunu da gördük ya; gözümüz arkada kalmayacak.
zayıflama iğneleri denen, glp-1 agonistlerinin yan etkileri makale yorumu buradan bizim sözlük gibi bir sosyalleşme mecrası olan 'reddit'te, 'bizzat kullanıcıların açıklamaları' temel alınarak derlenmiş.
kullanıcı yorumlarının istatistiği çıkarılmış:

sürprize bak; bilimsel taramalarda ve saha çalışmasında görülmemiş bazı yan etkiler saptanmış*.
''nature health'' gibi hakemli/prestijli bir dergide de yayınlanmış. vay be dedirtti. bir yeni ai devrimi daha. bilim nereye?
zayıflama iğneleri denen, glp-1 agonistlerinin yan etkileri makale yorumu buradan bizim sözlük gibi bir sosyalleşme mecrası olan 'reddit'te, 'bizzat kullanıcıların açıklamaları' temel alınarak derlenmiş.
kullanıcı yorumlarının istatistiği çıkarılmış:

sürprize bak; bilimsel taramalarda ve saha çalışmasında görülmemiş bazı yan etkiler saptanmış*.
''nature health'' gibi hakemli/prestijli bir dergide de yayınlanmış. vay be dedirtti. bir yeni ai devrimi daha. bilim nereye?
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
tekrar ediyorum! 18 yaş altı ceza indirimini 14'e düşürerek, bu yaşlarda suç işleyen çocuğa ve sorumsuz ailelerine de cezayı vereceksin. o zaman çocuğuna sahip çıkmayanlar düşünür, biz değil.
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
sosyal çürümenin neticesi. o öğretmen o öğrenciler ölümü hak etmediler. bu katil p*çleri sallandırıp kökünü kazımadıkça bu olaylar devam eder.
devamını gör...
dövüş kulübü
palahniuk her kitabında yaptığı gibi bu kitabı da faydalı bilgilerle doldurmuş. silahlar, sabunlar, dinamitler ve şu an aklıma gelmeyen birçok şey hakkında bilgiyle karşılaşıyorsunuz. bu yönü yüzünden gösteri peygamberi ile yarışabilir. bu kadar popüler olması bazı insanları bu kitaptan uzaklaştırabilir ama benim fikrimce bu kitap gördüğü ilgiyi sonuna kadar hakediyor. kült kavramı bunun için kullanılıyordu sanırım.
bir de ortada şöyle bir durum var, içerisinde barındırdığı müthiş dövüş sahneleri itibariyle kitabın konusuyla son derece alakasız bir hayran kitlesi oluştu. iki insan bu kitabı-filmi tamamen farklı şekilde yorumlayabiliyor. bu kadar çok insana hitap etmesini de bu şekilde açıklayabiliriz.
marla singer, kitapta en çok ilgimi çeken karakterdir. hayata dair hiçbir umudu kalmamış, öylece ölümü bekleyen bir toplum kaçkını. tam anlamıyla bir parazit. kitabın bir bölümünde marla için şu ifadeyi kullanıyor;
marla’nın kalbi benim suratıma benziyordu. kimsenin geri dönüştürme zahmetine katlanmayacağı kullanılmış kıç bezleri.
kitapta altını kalın kalın çizdiğim bir cümledir. marla’nın kalbi ancak bu kadar iyi tarif edilebilirdi.
tyler’dan bahsetmek gerekirse, bence o yazarın olmak istediği karakterin ta kendisidir. çoğu yazar bunu yapmıştır. kitaplarında olmak isteyip de olamadığı karakterler yaratmıştır. palahniuk’un yarattığı karakterler arasında bu tanıma en çok uyan tyler durden. kendi deyimiyle bir çeşit robin hood.
daha önce filmini seyrettiğim için kitabın finali benim için sürpriz oldu. diğer fight club hayranlarının aksine ben kitabının sonunu filme nazaran daha başarılı buldum. tyler’ın cennette tanrı’ya ayar vermesi çok zekiceydi. yazar bu kitapta insanların kafasındaki cennet tasfiriyle dalga geçiyor. çünkü ona göre kusursuz diye bir şey yoktur. palahniuk’un kusursuz olanla alay etmesini, dostoyevski’nin 2 kere 2’ye sövmesine benzetiyorum.
kitabın sonunda tanrı’yı anlatırken şuna benzer bir ifade kullanıyor: “arkasındaki duvarda diplomaları asılıydı.”
diplomanın ve etiketin her şeyden önemli olduğu bir dünyada, tanrı karşımıza üniversite mezunu, suratsız bir müdür bozuntusu olarak çıkıyor.
işte o çarpıcı final bölümü;
cennette her şey beyaz üstüne beyaz.
uydurukçu.
cennette sadece lastik tabanlı, ses çıkarmayan pabuçlar var.
cennette uyuyabilirim.
cennette insanlar bana mektup yazıyorlar, kahramanları olduğumu söylüyorlar. iyileşecekmişim, öyle diyorlar.
buradaki melekler eski ahit’ten çıkmışa benziyorlar. vardiyalı çalışan sayısız melekten ibaret bir personel. gündüz, gece, akşam vardiyası.
yemeklerinizi bir tepsiyle önünüze getiriyorlar. yemeğin yanında küçük kaplara konmuş ilaçlar oluyor.
ceviz çalışma masasının karşı tarafında oturup, tanrı’yla bir görüşme yaptım.
arkasındaki duvarda diplomaları asılıydı.
tanrı bana dedi ki: “neden?” neden bu kadar acıya sebep oldun? her birinizin kutsal, eşsiz bir kar tanesi olduğunu anlayamadın mı? eşi bulunmaz eşsizlikte, eşsizin de eşsizi bir kar tanesi olduğunuz göremedin mi? hepinizin sevginin tezahürleri olduğunu anlamıyor musun?
karşımda oturmuş, bir not defterine bir şeyler karalayan tanrı’ya baktım.
ama tanrı bu meselede tamamen yanılmaktaydı.
bizler eşsiz değiliz. süprüntü ya da pislik değiliz. biz sadece biziz.
biz sadece biziz ve hayatta başımıza gelenlerin bir nedeni yok.
tanrı diyor ki: “hayır, bu doğru değil.”
peki. öyle olsun.
tanrı'ya akıl öğretmek bana kalmadı ya.
bir de ortada şöyle bir durum var, içerisinde barındırdığı müthiş dövüş sahneleri itibariyle kitabın konusuyla son derece alakasız bir hayran kitlesi oluştu. iki insan bu kitabı-filmi tamamen farklı şekilde yorumlayabiliyor. bu kadar çok insana hitap etmesini de bu şekilde açıklayabiliriz.
marla singer, kitapta en çok ilgimi çeken karakterdir. hayata dair hiçbir umudu kalmamış, öylece ölümü bekleyen bir toplum kaçkını. tam anlamıyla bir parazit. kitabın bir bölümünde marla için şu ifadeyi kullanıyor;
marla’nın kalbi benim suratıma benziyordu. kimsenin geri dönüştürme zahmetine katlanmayacağı kullanılmış kıç bezleri.
kitapta altını kalın kalın çizdiğim bir cümledir. marla’nın kalbi ancak bu kadar iyi tarif edilebilirdi.
tyler’dan bahsetmek gerekirse, bence o yazarın olmak istediği karakterin ta kendisidir. çoğu yazar bunu yapmıştır. kitaplarında olmak isteyip de olamadığı karakterler yaratmıştır. palahniuk’un yarattığı karakterler arasında bu tanıma en çok uyan tyler durden. kendi deyimiyle bir çeşit robin hood.
daha önce filmini seyrettiğim için kitabın finali benim için sürpriz oldu. diğer fight club hayranlarının aksine ben kitabının sonunu filme nazaran daha başarılı buldum. tyler’ın cennette tanrı’ya ayar vermesi çok zekiceydi. yazar bu kitapta insanların kafasındaki cennet tasfiriyle dalga geçiyor. çünkü ona göre kusursuz diye bir şey yoktur. palahniuk’un kusursuz olanla alay etmesini, dostoyevski’nin 2 kere 2’ye sövmesine benzetiyorum.
kitabın sonunda tanrı’yı anlatırken şuna benzer bir ifade kullanıyor: “arkasındaki duvarda diplomaları asılıydı.”
diplomanın ve etiketin her şeyden önemli olduğu bir dünyada, tanrı karşımıza üniversite mezunu, suratsız bir müdür bozuntusu olarak çıkıyor.
işte o çarpıcı final bölümü;
cennette her şey beyaz üstüne beyaz.
uydurukçu.
cennette sadece lastik tabanlı, ses çıkarmayan pabuçlar var.
cennette uyuyabilirim.
cennette insanlar bana mektup yazıyorlar, kahramanları olduğumu söylüyorlar. iyileşecekmişim, öyle diyorlar.
buradaki melekler eski ahit’ten çıkmışa benziyorlar. vardiyalı çalışan sayısız melekten ibaret bir personel. gündüz, gece, akşam vardiyası.
yemeklerinizi bir tepsiyle önünüze getiriyorlar. yemeğin yanında küçük kaplara konmuş ilaçlar oluyor.
ceviz çalışma masasının karşı tarafında oturup, tanrı’yla bir görüşme yaptım.
arkasındaki duvarda diplomaları asılıydı.
tanrı bana dedi ki: “neden?” neden bu kadar acıya sebep oldun? her birinizin kutsal, eşsiz bir kar tanesi olduğunu anlayamadın mı? eşi bulunmaz eşsizlikte, eşsizin de eşsizi bir kar tanesi olduğunuz göremedin mi? hepinizin sevginin tezahürleri olduğunu anlamıyor musun?
karşımda oturmuş, bir not defterine bir şeyler karalayan tanrı’ya baktım.
ama tanrı bu meselede tamamen yanılmaktaydı.
bizler eşsiz değiliz. süprüntü ya da pislik değiliz. biz sadece biziz.
biz sadece biziz ve hayatta başımıza gelenlerin bir nedeni yok.
tanrı diyor ki: “hayır, bu doğru değil.”
peki. öyle olsun.
tanrı'ya akıl öğretmek bana kalmadı ya.
devamını gör...
israil
almanya'nın modern tarihte ilk defa ''ehhhh yettin gari'' diyerek eleştirel tavır aldığı ülke. buradan
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
çocuğunu eğitim öğretim görsün diye okula; eşini, kardeşini, evladını işe yolluyorsun okuldan cenazesi çıkıyor. aynı olay daha dün oldu. olan masum insanlara oluyor ne yazık ki.
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
milli eğitim'in yobaz/geri bakanı bi konuşsa ve ıkındığını, kıvırdığını, takla attığını görsem.
devamını gör...
hayatını değiştirmek için atılacak ilk adım
sözlük yazarı olmak. *
devamını gör...
hayatını değiştirmek için atılacak ilk adım
önce ''(bkz: minimalizm)'' okumaları yapılmalı
sonra ''(bkz: stoacılık)''
gerisini uykuya bırakınca oluverir
sonra ''(bkz: stoacılık)''
gerisini uykuya bırakınca oluverir
devamını gör...
ekşi sözlük
ben yazarlığı alınca beni burdan uzaklaştıracak güzel site. bıktım burdaki bir gecede yazar yapılan ergen sürüsünden.
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
dün bir, bugün iki... o kadar üzüldüm ki, küçücük bedenler korkudan camdan atlıyorlardı, resmen kalbim kaldırmadı izlemeye... daha da kötüs 4 vefat var diyorlar ama yalan. tek bir fotoğraf karesinde ne yazık ki 6 cansız beden gördüm ben...
artık çürümüşlüğün son noktasına geldik. bunun bir üstü yugoslavyanın dağılması gibi bir hal alacak.
artık çürümüşlüğün son noktasına geldik. bunun bir üstü yugoslavyanın dağılması gibi bir hal alacak.
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
akp ve recep tayyip erdoğan'ın atadığı milli eğitimsizlik bakanı (bkz: yusuf tekin)'in döneminde meydana gelmiş elim olay.
başkası olsa milyon kere istifa etmişti ama bu beyaz çoraplılarda ne utanma duygusu var, ne insanlık.
başkası olsa milyon kere istifa etmişti ama bu beyaz çoraplılarda ne utanma duygusu var, ne insanlık.
devamını gör...
bilgisayar oyunları neden şiddet üzerine kuruludur sorusu
amerikan askerlerine ilk kez orta doğuya gitmeden önce savaş oyunları oynatırlar.
demek ki bir alışkanlık yaratıyor.
kimse kimseyi kandırmasın.
demek ki bir alışkanlık yaratıyor.
kimse kimseyi kandırmasın.
devamını gör...
bilgisayar oyunları neden şiddet üzerine kuruludur sorusu
bir sürü oyun çeşidi var hocam niye hep şiddet olsun
devamını gör...



