zaman tüneli
bekaretin aşınması
fazla geneleve giden erkeklere söylenebilir. bakirlik sanki daha uygun. ben hiç gitmedim inan ki bak!!!
devamını gör...
sözlük yazarlarının çayları

beğenemedin mi kardeşim? sonuçta içinde çay var.* hep afili çay fotoğrafları atacak değiliz. kendinizi çok becerikli hissedin ve ibret alın diye çektim. dünyada böyle beceriksiz insanlar da var işte. bu ne ki? aygaz, yerler heeep çay çöpü oldu. oysa ben demlikte kalan son çay sızıntılarını bardağıma aktarmak istemiştim. papazın vaftiz suyu gibi olma olasılığına bile razıydım. olmadı.
canın sağ olsun be emine. sen de komiksin. öyle düşün. her şeyin dört dörtlük olamaz ki. üzülme.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
çok özlüyorum.
devamını gör...
canısı adlı şarkının filologların hışmına uğraması
canısı, bebem, bebişim...
harbiden çirkin ve bozuk türkçeyle şarkı yapmanın marifet sayıldığı günlerdi. durum değişmedi, daha da kötüye gitti.
nasıl olsa millet türkçe cahili.
200-300 kelimeyle konuşuyor. bu insanlardan ne bekleyeceksin. kendileri ne ki zevkleri ne olsun?
harbiden çirkin ve bozuk türkçeyle şarkı yapmanın marifet sayıldığı günlerdi. durum değişmedi, daha da kötüye gitti.
nasıl olsa millet türkçe cahili.
200-300 kelimeyle konuşuyor. bu insanlardan ne bekleyeceksin. kendileri ne ki zevkleri ne olsun?
devamını gör...
bir kadını alnından öpmek
dinde yeri yok. örftür.
devamını gör...
oyla beni favla beni al koynuna yar
favla favla beni favla, favla pulları zarları..
devamını gör...
oyla beni favla beni al koynuna yar
sözlük fingirdemeleri, platonikleri için muhteşem bir (bkz: ...) olmuştur.
sözlüğe her kazandırdığım (bkz: ...)'da, kendimi, çeşitli sektördeki açıkları görmüş doblolu enişte gibi hissetsem de, ziyadesiyle tatmin edici bir yanı da var.
oyla beni, favla beni al, koynuna yâr
tanım senden başkasını yazmaz oldu, yâr
dm senden bir şey bekler, nasıl desem yâr
oyla beni, favla beni, al koynuna yâr
saçlarına tanımlardan taç yapayım yâr
bir nefeste nick vererek sesleneyim yâr
troll gibi ben de uğruna banlanayım yâr
şifrem' iste, dm bile sana kurban yâr
tanımlar sözlükte güzel bırak dursun yâr
mahlasımı mausenla okşa yeter yâr
gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yâr
oyla beni favla beni al koynuna yâr
sözlüğe her kazandırdığım (bkz: ...)'da, kendimi, çeşitli sektördeki açıkları görmüş doblolu enişte gibi hissetsem de, ziyadesiyle tatmin edici bir yanı da var.
oyla beni, favla beni al, koynuna yâr
tanım senden başkasını yazmaz oldu, yâr
dm senden bir şey bekler, nasıl desem yâr
oyla beni, favla beni, al koynuna yâr
saçlarına tanımlardan taç yapayım yâr
bir nefeste nick vererek sesleneyim yâr
troll gibi ben de uğruna banlanayım yâr
şifrem' iste, dm bile sana kurban yâr
tanımlar sözlükte güzel bırak dursun yâr
mahlasımı mausenla okşa yeter yâr
gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yâr
oyla beni favla beni al koynuna yâr
devamını gör...
canısı adlı şarkının filologların hışmına uğraması
şaka maka bir ara büyük gündem olmuştu bu. ibrahim erkal'ın bu şarkısı zaten patlamıştı ama sonra da "canısı, dil bilgisi kurallarına göre yanlıştır" tarzı filolog açıklamaları gündemi patlak vermişti. yanlış tabii de işte siz güzel türkçemizi böyle savuncukça işler daha da yokuş aşağı gitti, malum. haha.
şeyi unutamıyorum bir de, aklıma gelmişken... erkal'ın de get yalan dünya albümü ben üniversiteye yeni başlamışken çıkmıştı. 1999-2000 eğitim öğretim sezonunda üniversiteye başlamıştım işte ve bu albüm de 2000 senesinin hemen başlarında çıkmış. o sene ankara-demirtepe'de kaldığım özel yurdun çok yakınında maltepe pazarı vardı. oraya uğradığım bir günde, böyle pazarın bir bölümüne saptım ve dev gibi "de get" yazısı gördüm işte araya asılan. lan nooluyoruz, derken sonra branda/afişin diğer kısımlarını da görünce bir albüm tanıtım afişi olduğunu anlamıştım. yani ilk gördüğüm açıda "yalan dünya" kısmı görünmüyordu. ben de "oha, kocaman 'de get' yazan branda germişler" demiştim başta. ahaha.
şeyi unutamıyorum bir de, aklıma gelmişken... erkal'ın de get yalan dünya albümü ben üniversiteye yeni başlamışken çıkmıştı. 1999-2000 eğitim öğretim sezonunda üniversiteye başlamıştım işte ve bu albüm de 2000 senesinin hemen başlarında çıkmış. o sene ankara-demirtepe'de kaldığım özel yurdun çok yakınında maltepe pazarı vardı. oraya uğradığım bir günde, böyle pazarın bir bölümüne saptım ve dev gibi "de get" yazısı gördüm işte araya asılan. lan nooluyoruz, derken sonra branda/afişin diğer kısımlarını da görünce bir albüm tanıtım afişi olduğunu anlamıştım. yani ilk gördüğüm açıda "yalan dünya" kısmı görünmüyordu. ben de "oha, kocaman 'de get' yazan branda germişler" demiştim başta. ahaha.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
show tv'de eyvah eyvah-3 var, onu izliyorum. bu akşamın seyirliği bu film. yanında kahve, olmazsa olmaz tabii.
devamını gör...
abdülaziz'in hacca gitmesi
avrupaya gittiğine göre gitmis olabilir.
devamını gör...
bölücülük ve ayırıcılık didinmeleri
ittihat ve terakki faka basmıştı.
bu kadro sadece türk ve müslüman olmayan mebuslardan gelmiyor, araplar ve arnavutlar da sahneye çıkmıştı.
bu kadro sadece türk ve müslüman olmayan mebuslardan gelmiyor, araplar ve arnavutlar da sahneye çıkmıştı.
devamını gör...
osmanlı meclisi
osmanlı meclisidir.
şerif huseyinin üçüncü oğlu bu meclisteydi. aymazlığa bakın. en mahrem haberleri mısır ve ingilizlere ilettiği tesbit edilmişti. lawrens denen müptezel hatıralarında itiraf ediyor bunu.
sonra ürdün emiri oldu ve kendi vatandaşı öldürdü bunu.
daha bitmedi. 1936 yılında dolmabahce misafirliği sırasında merasim kıta komutanı bununla hicazda savasmistı ve buna dayamayip istifa etti
şerif huseyinin üçüncü oğlu bu meclisteydi. aymazlığa bakın. en mahrem haberleri mısır ve ingilizlere ilettiği tesbit edilmişti. lawrens denen müptezel hatıralarında itiraf ediyor bunu.
sonra ürdün emiri oldu ve kendi vatandaşı öldürdü bunu.
daha bitmedi. 1936 yılında dolmabahce misafirliği sırasında merasim kıta komutanı bununla hicazda savasmistı ve buna dayamayip istifa etti
devamını gör...
kitap yazmak
son zamanlarda hobi olsun amacıyla yapılabilecek bir eylemdir. kitap yazma konusunda tavsiye verebilecek insanların bu başlığa gelmesi önemle rica olunur *
devamını gör...
türk futbolunun çük gibi oluşunun sebepleri
aslında şeddeyle 6 harf olarak söylenen 5 harfli sözcüğü yazacaktım ama sözlük moderasyonumuzun mutaasıp olduğunu bildiğimden, edebimi bozmadım. evet, ekşi sözlük'te en sevdiğim yaratıcı başlıklardan birisi olan (bkz: şirketlerdeki y..ak gibi olmuş diyen adam eksikliği) nden mülhem ben de türk futbolunun çük gibi olduğu realitesini açıkça dile getirmekle kalmayıp kendimce nedenlerini sıralayacağım.
- altyapıdaki yeteneklerin doğru değerlendirilmemesi. türkiye'de kaotik ve felsefesi, ekolü olmayan ucube bir futbol anlayışı var. hocalar dünyayı takip etmiyorlar. altyapılar torpilli ve rüşvetle takıma sokulmuş gençlerle dolu. sokuk bir endüstri meslek lisesinin beden eğitimi öğretmeni bile, rüşvetle oyuncu tavsiye ediyor.
- futboldan anlamadığı halde altyapı işleyişlerine müdahale eden oyuncu ebeveynleri, yöneticiler, kara para sahibi kulüp başkanları. zaten amaç oyuncu yetiştirmek değil, amatör ve bölgesel lig takımları üzerinden menfaat temin etmek.
- hırsız yerel yöneticiler, menajerlik sisteminden nemalanan fırsatçı menajerler ve onlarla kulüpleri soyan yönetimlere çöreklenmiş mülki idare mensupları. bunlar da kulüplerin içini boşaltana kadar görevde kalırlar.
- futboldan anlamayan ve hemen başarı bekleyen medya, taraftarlar, futbolcu eskileri. çoğu hırsız menajerlerin arkadaşı olup, basındaki yardakçıları yoluyla sürekli kulis yaparlar. yabancı hocaların ayağını kaydırırlar. türkiye'de teknik adamlık orta malı gibi sürekli belli 15-20 futbolcu eskisi türk teknik direktör etrafında gezdirilir. dışarıdan birine yedirmezler.
- federasyondan ve özerk gibi görünen ama aslında tek adamlık rejiminin partisine bağlı olan mhk ve ona bağlı rezil hakemler. kafalarında kırk tilki dolaşır. kural yaratırlar, var sistemi dünyanın hiçbir yerinde bizde olduğu kadar istismar edilmez. türk hakemi kuralları bilir ama futboldan anlamaz.
- buna paralel olarak profesyonellikle alakası olmayan lapacı futbolcu tayfası. çoğu göbekli, sıfır atletizme sahip, papazlık peşinde, hoca yiyen, bahis bağımlısı tipler. avrupa futbolundan taktik ve fizik olarak o kadar geridedirler ki sürekli kendilerini yerlere atarak oyunu durdururlar. türk futbolu yavaş, kaotik, teknik ve bireysel beceriden yoksun tatsız tutsuz bir çorbaya benziyor.
- altyapıdaki yeteneklerin doğru değerlendirilmemesi. türkiye'de kaotik ve felsefesi, ekolü olmayan ucube bir futbol anlayışı var. hocalar dünyayı takip etmiyorlar. altyapılar torpilli ve rüşvetle takıma sokulmuş gençlerle dolu. sokuk bir endüstri meslek lisesinin beden eğitimi öğretmeni bile, rüşvetle oyuncu tavsiye ediyor.
- futboldan anlamadığı halde altyapı işleyişlerine müdahale eden oyuncu ebeveynleri, yöneticiler, kara para sahibi kulüp başkanları. zaten amaç oyuncu yetiştirmek değil, amatör ve bölgesel lig takımları üzerinden menfaat temin etmek.
- hırsız yerel yöneticiler, menajerlik sisteminden nemalanan fırsatçı menajerler ve onlarla kulüpleri soyan yönetimlere çöreklenmiş mülki idare mensupları. bunlar da kulüplerin içini boşaltana kadar görevde kalırlar.
- futboldan anlamayan ve hemen başarı bekleyen medya, taraftarlar, futbolcu eskileri. çoğu hırsız menajerlerin arkadaşı olup, basındaki yardakçıları yoluyla sürekli kulis yaparlar. yabancı hocaların ayağını kaydırırlar. türkiye'de teknik adamlık orta malı gibi sürekli belli 15-20 futbolcu eskisi türk teknik direktör etrafında gezdirilir. dışarıdan birine yedirmezler.
- federasyondan ve özerk gibi görünen ama aslında tek adamlık rejiminin partisine bağlı olan mhk ve ona bağlı rezil hakemler. kafalarında kırk tilki dolaşır. kural yaratırlar, var sistemi dünyanın hiçbir yerinde bizde olduğu kadar istismar edilmez. türk hakemi kuralları bilir ama futboldan anlamaz.
- buna paralel olarak profesyonellikle alakası olmayan lapacı futbolcu tayfası. çoğu göbekli, sıfır atletizme sahip, papazlık peşinde, hoca yiyen, bahis bağımlısı tipler. avrupa futbolundan taktik ve fizik olarak o kadar geridedirler ki sürekli kendilerini yerlere atarak oyunu durdururlar. türk futbolu yavaş, kaotik, teknik ve bireysel beceriden yoksun tatsız tutsuz bir çorbaya benziyor.
devamını gör...
dezede
onsekizinci yüzyıl fransız opera bestecisiydi. kendisine bırakılan büyük mirasın kaynağını, doğum yeri ve tarihini ve aile ismini asla öğrenememişti.
devamını gör...
jojo tarzı normal sözlük yazarları
(bkz: bahadır boysal)
devamını gör...
kafayı boşaltma yöntemleri
şirkete yeni başlamış taze mühendisleri trollüyorum. çok iyi geliyor. bir şey diyemiyorlar gariplerim. yaşasın kötülük…*
devamını gör...


