zaman tüneli
süleyman
barış manço'nun eğlenceli şarkısı. tam old laik days örneği. düşünsenize bugün benzer bir şarkı yazıldığını. şarkının yazıldığı kalemi üreten fabrikayı temizliğe gelen insanı bile alırlar tebrik etmek için. çünkü, artık ileri demokrasi var. ileri demokrasi sanatı, sanatçıyı ve dinleyenlerini hep destek tam destek düsturuyla destekliyor. eskiden yoktu böyle şeyler. neyse ki, ileri demokrasi var da, rahat rahat yaşıyoruz.
devamını gör...
oyalama beni
süperstarımız, canımız cigerimiz ajda pekkan şarkısı; 1993 senesinde yayınlamış olduğu ajda '93 albümünde yer almakta iken şarkının sözleri eda özülkü tarafından yazılmış, müzik ise metin özülkü imzası taşımaktadır.

kim bilir, kaç günüm kaldı seninle?
acısı, sevinci ve her şeyiyle
kim bilir, daha ne kadar sürecek?
kim bilir?
yetmiyor bu sevgi bir tek an için
son defa insafa gel benim için
ne olur, erteleme artık beni
ne olur.
bir anlık heves için
bir anlık heyecanla
dokunma ve oynama gururumla.
oyalama beni, veda et artık
baştan çıkarma, veda et artık
istersen hakimi ol tatmadığım duyguların
dokunma artık bana...

kim bilir, kaç günüm kaldı seninle?
acısı, sevinci ve her şeyiyle
kim bilir, daha ne kadar sürecek?
kim bilir?
yetmiyor bu sevgi bir tek an için
son defa insafa gel benim için
ne olur, erteleme artık beni
ne olur.
bir anlık heves için
bir anlık heyecanla
dokunma ve oynama gururumla.
oyalama beni, veda et artık
baştan çıkarma, veda et artık
istersen hakimi ol tatmadığım duyguların
dokunma artık bana...
devamını gör...
beklersen seni alıcam diyen erkek
abla ben de beş parasızım, seni ve 50milyonu zaten hep çok güzel bulurdum ben. sen benim hayatımın sugar mamisi olabilirsin. eğer olursan hem beklerim hem de çok severim. elimi kolumu da istersen sen bağlayabilirsin. gel hele sen beni al. sevgiler, saygılar, bi dm uzağındayım.
devamını gör...
coup de grace (yazar)
böğünün doğum günü yazarı olan ulu kişi. yüce rabbim coup de grace'i dünya caz gününde doğsun diye yaratmış meaşşallah yeaav meaşallah.
şincik inşallah şöyle olsun yeni yaşın coupum grace'im;
- yeni yaşında geçen gün bahsettiğin iktisadi ve ekonomik planları terkediyorsun.
- istanbul'u terkedip açık denizlere yelken açıyorsun
- daha sık radyo açıyor ve muhtelif zamanlarda bana bol bol bira ısmarlıyorsun xd
iyi ki doğdun, iyi ki varsın. yorgun denizci, hürrem fangirl, chatgpt'nin biricik sevgilisi, çok iyi bir dost, osmaniye aristokratı, deli karı. 41 kere maşallah tütütütü.
şincik inşallah şöyle olsun yeni yaşın coupum grace'im;
- yeni yaşında geçen gün bahsettiğin iktisadi ve ekonomik planları terkediyorsun.
- istanbul'u terkedip açık denizlere yelken açıyorsun
- daha sık radyo açıyor ve muhtelif zamanlarda bana bol bol bira ısmarlıyorsun xd
iyi ki doğdun, iyi ki varsın. yorgun denizci, hürrem fangirl, chatgpt'nin biricik sevgilisi, çok iyi bir dost, osmaniye aristokratı, deli karı. 41 kere maşallah tütütütü.
devamını gör...
selin şekerci
kaçak gelinler dizisinde şebnem karakterini oynayan oyuncu.
devamını gör...
kemalizm
devamını gör...
beklersen seni alıcam diyen erkek
pazardan patates mi alıyormuş?
devamını gör...
ilk defa meme görmek
ilk kez meme gördüğümde ağlamıştım. sekiz yaşında sırtında çanta ile eve dönerken, mahallemizin en güzeli olan alt kat komşumuz zeynep abla penceredeydi. tam ben pencere önünden geçerken hişt diye seslendi bana dönüp baktığımda sütyenini indirip memelerini gösterdi. ooo helaluya ...
bir kaç saniye hareketsiz kaldıktan sonra koşarak eve gittim, odama girdim ve yatağa yatıp yorganı kafama çekip ağlamaya başladım, burnumda çiğ süt kokusu içimde unutulmuş bir özlem ile. bu olay hayatımda sarsıcı bir etki yaratmadı, peki özneler değişseydi ya ben kız olsaydım ve burcu abla burhan abi olsaydı sonuç ne olurdu?
işte bu değişen cevap taciz mağduru insanların hayatlarını alt üst etmektedir. çünkü taciz/tecavüz mağduru konu alan bir suçtur, sinema filmlerinde tecavüz sahnelerini tecavüzcünün gözünden izleriz, kamera kadrajı bize asla soğuk bir zemine dökülen gözyaşlarını izletmez ve gazete küpürlerinde tecavüzcünün değil gözü bantla kapatılmış mağdurun fotoğrafı yer alır. çünkü mağdur topluma göre kirlenmiştir. bu aptalca zihniyet tecavüzü bir namus suçu haline getirerek mağdurları zedelemektedir.
çünkü korunması gereken bu suça karşı bir insan değil toplumsal bir ahlak yasası halini alan namustur, mağdur toplumun ahlaki duruşudur, asla bir insan değildir. bu yüzden ben sekiz yaşında tacize uğradığımda bunun etkisini üzerimden çabuk attım çünkü bir yıl sonra pipimi göstermem için beni şevklendiren bir toplum vardı, ancak bir kız çocuğu olsaydım bu benim için bir utanç olacaktı ve tüm hayatımı bu boktan toplumsal yasa çerçevesinde kendimi fark etmeden suçlayarak yaşayacaktım.
kadını koruduğumuzu iddia ederken bile aslında kendi namus kavramımızı korumaya çalışıyoruz. işte bu yüzden ben zeynep ablanın memelerini gülerek anlatabiliyorum işte bu yüzden tecavüze uğrayan kadınların gözleri haber bültenlerinde kapatılıyor. bu durum iki şeyi doğuruyor, bir tecavüz uğrayan kadınlar bir çoğu bunu anlatmaya çekiniyor ve suçlular ceza bulamıyor, iki mağdur farkına varmadan kendini suçlu ve kirlenmiş hissettiği için artık hayatı travmatik bir hal alıyor.
bir kaç saniye hareketsiz kaldıktan sonra koşarak eve gittim, odama girdim ve yatağa yatıp yorganı kafama çekip ağlamaya başladım, burnumda çiğ süt kokusu içimde unutulmuş bir özlem ile. bu olay hayatımda sarsıcı bir etki yaratmadı, peki özneler değişseydi ya ben kız olsaydım ve burcu abla burhan abi olsaydı sonuç ne olurdu?
işte bu değişen cevap taciz mağduru insanların hayatlarını alt üst etmektedir. çünkü taciz/tecavüz mağduru konu alan bir suçtur, sinema filmlerinde tecavüz sahnelerini tecavüzcünün gözünden izleriz, kamera kadrajı bize asla soğuk bir zemine dökülen gözyaşlarını izletmez ve gazete küpürlerinde tecavüzcünün değil gözü bantla kapatılmış mağdurun fotoğrafı yer alır. çünkü mağdur topluma göre kirlenmiştir. bu aptalca zihniyet tecavüzü bir namus suçu haline getirerek mağdurları zedelemektedir.
çünkü korunması gereken bu suça karşı bir insan değil toplumsal bir ahlak yasası halini alan namustur, mağdur toplumun ahlaki duruşudur, asla bir insan değildir. bu yüzden ben sekiz yaşında tacize uğradığımda bunun etkisini üzerimden çabuk attım çünkü bir yıl sonra pipimi göstermem için beni şevklendiren bir toplum vardı, ancak bir kız çocuğu olsaydım bu benim için bir utanç olacaktı ve tüm hayatımı bu boktan toplumsal yasa çerçevesinde kendimi fark etmeden suçlayarak yaşayacaktım.
kadını koruduğumuzu iddia ederken bile aslında kendi namus kavramımızı korumaya çalışıyoruz. işte bu yüzden ben zeynep ablanın memelerini gülerek anlatabiliyorum işte bu yüzden tecavüze uğrayan kadınların gözleri haber bültenlerinde kapatılıyor. bu durum iki şeyi doğuruyor, bir tecavüz uğrayan kadınlar bir çoğu bunu anlatmaya çekiniyor ve suçlular ceza bulamıyor, iki mağdur farkına varmadan kendini suçlu ve kirlenmiş hissettiği için artık hayatı travmatik bir hal alıyor.
devamını gör...
selin
"gür akan su" anlamına gelen kız ismi.
devamını gör...
zaman yok
zaman yooooook
geçerrken bana bi uğrasan
ama soru sormasann
yalan yoooooook
ama itiraf etmek çok zor kendimi
hiç bilmediğimiiiiii
insan alışıyor
alışıyor
alışıyor
bugünlere bile bugünlere bileee
unutursam bana hatırlat bana hatırlaaat
bu pisliğin içinde biiiiiirrr
adam vaaaaaaaaar
geçerrken bana bi uğrasan
ama soru sormasann
yalan yoooooook
ama itiraf etmek çok zor kendimi
hiç bilmediğimiiiiii
insan alışıyor
alışıyor
alışıyor
bugünlere bile bugünlere bileee
unutursam bana hatırlat bana hatırlaaat
bu pisliğin içinde biiiiiirrr
adam vaaaaaaaaar
devamını gör...
helvanı yerim inşallah senin
"allah belanı versin" isimli baş yapıttan çok daha ağır; şiddet, olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar ve korku ögeleri içeren +16 bir sanat eserimsidir.
devamını gör...
dans ma peau
türkçeleştirilmiş haliyle derimin altında.
marina de van tarafından yazılıp yönetilen ve oynanan fransız yapımı psikolojik dram/body horror filmi.
filmin varlığını david le breton'un ten ve iz kitabıyla keşfettim, tam olarak kitapta anlatılan konuyu çok iyi işleyen bir film olduğunu düşünüyorum. bu yüzden daha da merak ettiğim bir film olmuştu.
izlediğimde de kitaptaki aynı hisleri yaşadım resmen.
öncelikle herkesin izleyebileceği ya da izlemesi gerektiği bir film olduğunu düşünmüyorum, kendine zarar verme/ kendini yaralama konusunda fazlasıyla tetikleyici unsurlar barındırıyor. film zaten tamamen bu konu üzerine.
ten ve iz kitabında bu filmin 'bir cana bağlı olmanın endişe verici tuhaflığıyla ilgili' olduğundan bahsedilmiş.
gerçekten de benim için de öyle bir filmdi.
insanın kendini kesmesinin altındaki sebep her zaman çok büyük travmalardan geçmeyebiliyor ve filmde de kişinin iyi bir işi, sevdiği ve sevildiği bir ilişkisi, hatta en yakın arkadaşı tarafından kıskanıldığını düşündüğüm bir hayatı olsa da kişi sadece bir bedene sahip olmanın endişesi ile başa çıkamıyor.
başa çıkabileceğini düşünerek kendine yaralar açıyor ve kendince yeni bir benlik arayışına giriyor bu süreçte.
aslında bu yeni benlik arayışı bile büyük bir travma sebebi olabilecekken esther 'mutlu bir kadın gibi' gözüktüğü için çevresi tarafından fark edilmiyor, hiç değilse neden kendisine zarar verdiğini kimseye anlatamıyor.
anlatamadıkça daha da yanlış anlaşılıyor.
yine aynı kitapta bahsedildiği gibi 'yaşamak yetmez artık ona, gerçek duyguları içinde değildir. yaşadığını hissetmek ister ama bedelini ödeyerek'.
filmin fazlasıyla huzursuz edici bir yanı olsa da esther karakterini analaybildiğimi düşündüğüm için huzursuzluğu rahatsız etmedi beni.
marina de van tarafından yazılıp yönetilen ve oynanan fransız yapımı psikolojik dram/body horror filmi.
filmin varlığını david le breton'un ten ve iz kitabıyla keşfettim, tam olarak kitapta anlatılan konuyu çok iyi işleyen bir film olduğunu düşünüyorum. bu yüzden daha da merak ettiğim bir film olmuştu.
izlediğimde de kitaptaki aynı hisleri yaşadım resmen.
öncelikle herkesin izleyebileceği ya da izlemesi gerektiği bir film olduğunu düşünmüyorum, kendine zarar verme/ kendini yaralama konusunda fazlasıyla tetikleyici unsurlar barındırıyor. film zaten tamamen bu konu üzerine.
ten ve iz kitabında bu filmin 'bir cana bağlı olmanın endişe verici tuhaflığıyla ilgili' olduğundan bahsedilmiş.
gerçekten de benim için de öyle bir filmdi.
insanın kendini kesmesinin altındaki sebep her zaman çok büyük travmalardan geçmeyebiliyor ve filmde de kişinin iyi bir işi, sevdiği ve sevildiği bir ilişkisi, hatta en yakın arkadaşı tarafından kıskanıldığını düşündüğüm bir hayatı olsa da kişi sadece bir bedene sahip olmanın endişesi ile başa çıkamıyor.
başa çıkabileceğini düşünerek kendine yaralar açıyor ve kendince yeni bir benlik arayışına giriyor bu süreçte.
aslında bu yeni benlik arayışı bile büyük bir travma sebebi olabilecekken esther 'mutlu bir kadın gibi' gözüktüğü için çevresi tarafından fark edilmiyor, hiç değilse neden kendisine zarar verdiğini kimseye anlatamıyor.
anlatamadıkça daha da yanlış anlaşılıyor.
yine aynı kitapta bahsedildiği gibi 'yaşamak yetmez artık ona, gerçek duyguları içinde değildir. yaşadığını hissetmek ister ama bedelini ödeyerek'.
filmin fazlasıyla huzursuz edici bir yanı olsa da esther karakterini analaybildiğimi düşündüğüm için huzursuzluğu rahatsız etmedi beni.
devamını gör...
dolap
zaten çabuk sinirlenen bir insanım. şu an o satıcıyı bulsam mesih yeryüzüne inene kadar döverdim. hem aktif oluyorsun hem 4 gündür bir kot ceketi kargoya veremedin. inşallah cırcır olduğun bir gün dışarıda tuvalet arar da bulamazsın.
devamını gör...




