zaman tüneli
birleşik arap emirlikleri
babalarının eşi ıı. elizabeth ölünce ülkedeki ve yurt dışındaki elçiliklerinde bayrakları yarıya indiren, üç gün yas ilan eden ülke.
(bkz: ingiltere kraliçesi ıı. elizabeth)
(bkz: ingiltere kraliçesi ıı. elizabeth)
devamını gör...
hantavirüs
hentai izleyenlere bulaşan bir çeşit ölümcül hastalık olsaydı çok iyi film konusu olurdu bu virüsten.
devamını gör...
yazarların en sevdiği gezegen
plüton. çünkü haksızlığa uğradı.
ben yetim severim.
ben yetim severim.
devamını gör...
yazarların en sevdiği gezegen
uranüs.. çünkü astrolojide uranüs "devrimci gezegen" olarak bilinir ve kabul edilir.
yine astrolojiye göre uranüs özgürlük, ani uyanışlar, sürprizler, yenilikçilik ve teknoloji ile ilişkilidir. sonra toplumsal yapıları, teknolojiyi ve düşünce yapısını sarsarak artık bu böyle gitmez dedirten köklü değişimleri tetikler. etkileri genellikle ani, sarsıcı ve kökten olur statükoyu-mevcut düzeni falan bozar.
yakın zamana kadar boğadaydı. topraktan sorumlu olan boğa döneminde depremler yaşadık. şuan ikizlerde, yedi yıl için de ikizlerde olacak. bakalım kimlerin hayatında nasıl devrimler, değişiklikler yapacak?
yine astrolojiye göre uranüs özgürlük, ani uyanışlar, sürprizler, yenilikçilik ve teknoloji ile ilişkilidir. sonra toplumsal yapıları, teknolojiyi ve düşünce yapısını sarsarak artık bu böyle gitmez dedirten köklü değişimleri tetikler. etkileri genellikle ani, sarsıcı ve kökten olur statükoyu-mevcut düzeni falan bozar.
yakın zamana kadar boğadaydı. topraktan sorumlu olan boğa döneminde depremler yaşadık. şuan ikizlerde, yedi yıl için de ikizlerde olacak. bakalım kimlerin hayatında nasıl devrimler, değişiklikler yapacak?
devamını gör...
tokken konuşalım
yemek, beslenmek, beden üzerine bir tür 'hikaye anlatıcılığı' yapan kanal. yaklaşık 2 haftadır içerikleri dikkatimi çekti, bugün de controversial bir video paylaşmış.
devamını gör...
trafik kazası
türkiye'de 2025 yılında trafik kazası nedeniyle 6.035 kişi hayatını kaybetti.
devamını gör...
istemek
istemek yetmez…
istersin, olmaz.
istersin, olur.
istersin, yaşarsın;
istersin, bir yanın sessizce ölür.
istersin, başarırsın bazen;
ellerin dolu dolu döner hayata.
istersin, kaybedersin…
avuçlarında kalan sadece “keşke”nin sızısı olur.
ama yine de insan vazgeçmez istemekten.
çünkü istemek, yaşadığını hatırlatır insana.
her “isterim” dediğinde, içindeki o küçük kıvılcım
“ben hala buradayım” der.
belki yetmez istemek…
ama hiçbir şey de onunla başlamadan var olmaz. hayatımızdaki en önemli eylemdir.
istersin, olmaz.
istersin, olur.
istersin, yaşarsın;
istersin, bir yanın sessizce ölür.
istersin, başarırsın bazen;
ellerin dolu dolu döner hayata.
istersin, kaybedersin…
avuçlarında kalan sadece “keşke”nin sızısı olur.
ama yine de insan vazgeçmez istemekten.
çünkü istemek, yaşadığını hatırlatır insana.
her “isterim” dediğinde, içindeki o küçük kıvılcım
“ben hala buradayım” der.
belki yetmez istemek…
ama hiçbir şey de onunla başlamadan var olmaz. hayatımızdaki en önemli eylemdir.
devamını gör...
deniz gezmiş
deniz gezmiş’e “terörist” diyenler, bebek katili öcalan’a “önder” diyor.
devamını gör...
selimiye kışlası
bulunduğu konum itibariyle hala otele dönüştürülmemiş olması şaşırtıcı olan kışladır.
ayrıca dedem askerliğini orada yaptığı için önünden her geçtiğimde herkese söyleyesim geliyor.
ayrıca dedem askerliğini orada yaptığı için önünden her geçtiğimde herkese söyleyesim geliyor.
devamını gör...
deniz gezmiş'i anlamak
deniz gezmiş’i anlamak için illa onun gibi düşünmek gerekmiyor. ama biraz dürüst olmak gerekiyor. çünkü ortada olan şu ki, 25 yaşında bir genci, fikirlerinden dolayı idam ettin. bunun adı adalet falan değil.
bugün hala tartışılıyor olması bile aslında her şeyi anlatıyor.
ve evet, belki klişe olacak ama gerçek bazı insanlar ölünce bitmiyor. çünkü mesele beden değil, fikir..
deniz o yüzden hala burada bir yerlerde. bazen bir pankartta, bazen bir cümlede, bazen de insanın içine düğümlenen o adalet duygusunda.
bugün hala tartışılıyor olması bile aslında her şeyi anlatıyor.
ve evet, belki klişe olacak ama gerçek bazı insanlar ölünce bitmiyor. çünkü mesele beden değil, fikir..
deniz o yüzden hala burada bir yerlerde. bazen bir pankartta, bazen bir cümlede, bazen de insanın içine düğümlenen o adalet duygusunda.
devamını gör...
selimiye kışlası
19. yüzyıl başında ll. mahmud döneminde inşatına başlanan 1828 kullanıma açılan üsküdar’da bulunan mega bir yapı. şuan 1. ordu komutanlığının merkez binası olarak kullanılıyor.
kırım savaşı zamanında ingiliz askerlerin kullanımına sunulmuş. modern hemşireliğin kurucusu florence nightingale bu dönemde kışlada ingiliz askerlerin tedavisinde görev almış. kışlada kendisine ait eşyaların sergilendiği bir müze de mevcut. ilgili müze maalesef sürekli ziyarete açık değil randevu ile talep oluşturularak bir zaman veriyorlar. ilgili randevunun fax(!) ile alındığı yorumlarını okudum.
kırım savaşı zamanında ingiliz askerlerin kullanımına sunulmuş. modern hemşireliğin kurucusu florence nightingale bu dönemde kışlada ingiliz askerlerin tedavisinde görev almış. kışlada kendisine ait eşyaların sergilendiği bir müze de mevcut. ilgili müze maalesef sürekli ziyarete açık değil randevu ile talep oluşturularak bir zaman veriyorlar. ilgili randevunun fax(!) ile alındığı yorumlarını okudum.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
daha iyi diyaloğum olsun isterdim ama denk gelemedik. dostluk kurulacak bir yazar.
devamını gör...
deniz gezmiş
bugün 6 mayıs. takvimlerin üzerine kan sıçradığı, ankara’nın ayazında üç fidanın, üç koca yüreğin aynı şafak vaktinde toprağa düştüğü gün. 1972’nin o uğursuz sabahında, ankara merkez kapalı cezaevi’nin avlusunda sadece bir idam kararı uygulanmadı bir kuşağın umudu, tam bağımsızlık hayali ve bu memleketin en güzel üç çocuğu, deniz gezmiş, yusuf aslan ve hüseyin inan darağacına gönderildi..
hani bugün birileri klavye başında, sıcak yatağında uzanırken "hırsızdı, teröristti, banka soydu" falan diye zırvalıyor ya, malum sözlüklerde "devlet düşmanıydı, hak etti" diye kin kusan o tipler... onlara bakınca insanın içindeki öfke yeniden bileniyor. ulan, 25 yaşında bir gencin, cebinde sadece birkaç lirası varken, tam bağımsız bir ülke hayali kurduğu için boynuna o yağlı ilmeği geçirmek hangi adalete sığar..? hangi hukuk, hangi orantı bu..?
deniz, o dev cüsseli ama çocuk kalpli deniz... o meşhur savunmasında yargıçların gözünün içine baka baka şöyle demişti:
"türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim. ve bu sebeple hayatımızı ortaya koyduk. biz anayasayı çiğnemedik, anayasayı asıl çiğneyenler memleketi parsel parsel satanlardır!"
adamlar banka soygununu diline dolamış. evet, devrim için kamulaştırdılar o paraları. ama kendi ceplerine bir kuruş indirmediler. o gün o bankadan alınan parayla lüks hayat sürmediler. o para halkın kurtuluşu için, emperyalizme karşı bir kurşun, bir bildiri, bir umut olsun diye kullanıldı. bugün memleketin kasasını boşaltanlara "sayın" diyenlerin, deniz'e "hırsız" demesi tarihin en büyük ironisidir.
"terörist" diyorlar... parkasıyla, botlarıyla dağda bayırda dolaşan, tek derdi köylünün sömürülmemesi, işçinin hakkını alması olan bir gence terörist demek vicdan körlüğüdür. deniz ve arkadaşları, amerikan 6. filosu'nu denize dökerken "tam bağımsız türkiye" diye haykırıyordu. o gün o gemilere selam duranların torunları bugün gelmiş deniz'e, yusuf'a, hüseyin'e dil uzatıyor.
üç fidanın canını aldılar ama fikirlerini boğamadılar. kimse bana "yasalardı, kanunlardı" masalı anlatmasın. bu bir yargılama değil, bir intikamdı. menderes'lerin idamına karşılık siyaset koridorlarında "üçe üç" diyerek pazarlık masasında koparılan canlardı onlar. hiçbirinin eline insan kanı bulaşmamıştı bir cana kıymamışlardı. sadece sömürü düzenine başkaldırdıkları için orantısız bir öfkeyle cezalandırıldılar.
bugün orada burada devletine başkaldıranın sonu budur diye klavye delikanlılığı yapanlar bilsin ki deniz, yusuf ve hüseyin bu halkın ortak vicdanıdır. o 25 yaşındaki çocukların cellatlarından helallik istemeyen o vakur duruşu, bugün hala milyonların kalbinde bir sızıdır.
deniz koyduk adını, denizler gibi sonsuz olsun diye..
o yeşil parkanın gölgesi, o bembeyaz dişlerin sergilendiği o korkusuz gülüş, o çelikten inanç hala bu memleketin sokaklarında nefes alıyor. 25 yaşında bir ömrü, bir halkın kurtuluşuna feda edip ölümsüzlük kürsüsüne çıkmak... bu her babayiğidin harcı değil, bu ancak yüreği vatan kadar büyük olanların işidir.
selam olsun şafağı zapt eden o güzel çocuklara. selam olsun tam bağımsızlık uğruna ömrünü bir gül bahçesine girercesine feda edenlere.
hani bugün birileri klavye başında, sıcak yatağında uzanırken "hırsızdı, teröristti, banka soydu" falan diye zırvalıyor ya, malum sözlüklerde "devlet düşmanıydı, hak etti" diye kin kusan o tipler... onlara bakınca insanın içindeki öfke yeniden bileniyor. ulan, 25 yaşında bir gencin, cebinde sadece birkaç lirası varken, tam bağımsız bir ülke hayali kurduğu için boynuna o yağlı ilmeği geçirmek hangi adalete sığar..? hangi hukuk, hangi orantı bu..?
deniz, o dev cüsseli ama çocuk kalpli deniz... o meşhur savunmasında yargıçların gözünün içine baka baka şöyle demişti:
"türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim. ve bu sebeple hayatımızı ortaya koyduk. biz anayasayı çiğnemedik, anayasayı asıl çiğneyenler memleketi parsel parsel satanlardır!"
adamlar banka soygununu diline dolamış. evet, devrim için kamulaştırdılar o paraları. ama kendi ceplerine bir kuruş indirmediler. o gün o bankadan alınan parayla lüks hayat sürmediler. o para halkın kurtuluşu için, emperyalizme karşı bir kurşun, bir bildiri, bir umut olsun diye kullanıldı. bugün memleketin kasasını boşaltanlara "sayın" diyenlerin, deniz'e "hırsız" demesi tarihin en büyük ironisidir.
"terörist" diyorlar... parkasıyla, botlarıyla dağda bayırda dolaşan, tek derdi köylünün sömürülmemesi, işçinin hakkını alması olan bir gence terörist demek vicdan körlüğüdür. deniz ve arkadaşları, amerikan 6. filosu'nu denize dökerken "tam bağımsız türkiye" diye haykırıyordu. o gün o gemilere selam duranların torunları bugün gelmiş deniz'e, yusuf'a, hüseyin'e dil uzatıyor.
üç fidanın canını aldılar ama fikirlerini boğamadılar. kimse bana "yasalardı, kanunlardı" masalı anlatmasın. bu bir yargılama değil, bir intikamdı. menderes'lerin idamına karşılık siyaset koridorlarında "üçe üç" diyerek pazarlık masasında koparılan canlardı onlar. hiçbirinin eline insan kanı bulaşmamıştı bir cana kıymamışlardı. sadece sömürü düzenine başkaldırdıkları için orantısız bir öfkeyle cezalandırıldılar.
bugün orada burada devletine başkaldıranın sonu budur diye klavye delikanlılığı yapanlar bilsin ki deniz, yusuf ve hüseyin bu halkın ortak vicdanıdır. o 25 yaşındaki çocukların cellatlarından helallik istemeyen o vakur duruşu, bugün hala milyonların kalbinde bir sızıdır.
deniz koyduk adını, denizler gibi sonsuz olsun diye..
o yeşil parkanın gölgesi, o bembeyaz dişlerin sergilendiği o korkusuz gülüş, o çelikten inanç hala bu memleketin sokaklarında nefes alıyor. 25 yaşında bir ömrü, bir halkın kurtuluşuna feda edip ölümsüzlük kürsüsüne çıkmak... bu her babayiğidin harcı değil, bu ancak yüreği vatan kadar büyük olanların işidir.
selam olsun şafağı zapt eden o güzel çocuklara. selam olsun tam bağımsızlık uğruna ömrünü bir gül bahçesine girercesine feda edenlere.
devamını gör...
geceye bir kurtlar vadisi repliği bırak
kadınlardan yana yüzümüz gülmedi be orhan...
devamını gör...
istemek
garip bir durum. bazı şeyleri nedensizce isterim. inatçısın derler, başımı eğer gülerim.
çok şey şey beklemedim istemedim ki ben yahu şu hayattan istediğim için çaba harcamayayım. şükrü erbaş benden iyi ifade etmiş; öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim,
özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı,
bu misal.
ben geçen yaz sürekli rüyalarımda mor menekşeler gördüm. gözlerimi kapattığımda yerde minik minik menekşeler, rüyalarımda pencerenin önünde menekşe.
ben ömrümde menekşe bilen biri de değilim ne bu diye girip bakınca menekşe olduğunu anladım.
efendim ağustos, eylül biz menekşe aradık; şöyle bir hal arkadaşlarım arıyor, abimle geziyoruz çiçekçileri. abim en son hayal arattırıyorsun kızım bize var mı yok mu belli değil leyla ile mecnundaki masal çiçeği mi bu? diyerek isyan bayrağını çekmişti.
bulduk sonra şu kocaman yapımarketlerden birinde ama benimki gibi mosmor değil eflatun ama dedik ki heralde böylesi makbul ben sakinledim yedekleyip 2 tane aldım. tabi unuttum zamanla zaten zehir veriyorum sanki ben su yerine bitkilere hiçbiri elimde büyümez solar gider. bunların da akıbeti öyle oldu.
dün ben ağlayacak kadar sinirlenip çıktım okuldan. beni belli bir yere kadar bırakan arkadaşın araba okulda kendisi yok, aradım ben gidiyorum haberin olsun yine bir savaştan çıktım. durumlar nanay biliyor o da gel böyle gitme, biz pazardayız dedi. gittim. bütün pazarı dolaşırken küfür ettim. ağzım bozuktur biraz* güldüler, güldüm.
çiçekler vardı; abi dedim menekşe var mı? var dedi. gitti minnacık bir yere girdi. gelirken elinde benim rüyalarımdaki çiçeklerle renkle geliverdi. ben masal diyarlarındaki prensesler gibi karşılayıverdim menekşeyi.
hayat süprizlerle kaim. benim isteklerim de zaten hiç ben istediğim zamanda olmaz. aynı hevesle almadım fakat var olduğunu bilmek delirmediğime işaretti.
çok şey şey beklemedim istemedim ki ben yahu şu hayattan istediğim için çaba harcamayayım. şükrü erbaş benden iyi ifade etmiş; öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim,
özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı,
bu misal.
ben geçen yaz sürekli rüyalarımda mor menekşeler gördüm. gözlerimi kapattığımda yerde minik minik menekşeler, rüyalarımda pencerenin önünde menekşe.
ben ömrümde menekşe bilen biri de değilim ne bu diye girip bakınca menekşe olduğunu anladım.
efendim ağustos, eylül biz menekşe aradık; şöyle bir hal arkadaşlarım arıyor, abimle geziyoruz çiçekçileri. abim en son hayal arattırıyorsun kızım bize var mı yok mu belli değil leyla ile mecnundaki masal çiçeği mi bu? diyerek isyan bayrağını çekmişti.
bulduk sonra şu kocaman yapımarketlerden birinde ama benimki gibi mosmor değil eflatun ama dedik ki heralde böylesi makbul ben sakinledim yedekleyip 2 tane aldım. tabi unuttum zamanla zaten zehir veriyorum sanki ben su yerine bitkilere hiçbiri elimde büyümez solar gider. bunların da akıbeti öyle oldu.
dün ben ağlayacak kadar sinirlenip çıktım okuldan. beni belli bir yere kadar bırakan arkadaşın araba okulda kendisi yok, aradım ben gidiyorum haberin olsun yine bir savaştan çıktım. durumlar nanay biliyor o da gel böyle gitme, biz pazardayız dedi. gittim. bütün pazarı dolaşırken küfür ettim. ağzım bozuktur biraz* güldüler, güldüm.
çiçekler vardı; abi dedim menekşe var mı? var dedi. gitti minnacık bir yere girdi. gelirken elinde benim rüyalarımdaki çiçeklerle renkle geliverdi. ben masal diyarlarındaki prensesler gibi karşılayıverdim menekşeyi.
hayat süprizlerle kaim. benim isteklerim de zaten hiç ben istediğim zamanda olmaz. aynı hevesle almadım fakat var olduğunu bilmek delirmediğime işaretti.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
sevdiğim yazardan kendisi…
devamını gör...
oluklu kertenkele
iki yanında oluğu bulunan ve bacakları olmadığı için yılan zannedilen bir kertenkele türü, zehirsizdir.
devamını gör...


