zaman tüneli
dilerim sizler mutlu kalırsınız
öncelikle tanım girmeyince merak edenler olmuş ve şaşırdım doğrusu yazdıklarımı çay/kahve eşliğinde okuyacak bir kaç insan edinebileceğimi düşünmezdim ta ki buraya yazmaya başlayana kadar. sınav dönemimden sonra sevgili babamla bosna- sırbistan seyahatine gittik. 9 gün yolda olmak uçak yolculukları, tren yolculukları, otobüs yolculukları derken iki ülkenin farklı insan harmanlığı ile yeni yüzler, yeni renkler, yeni duraklar, yeni ve yeni derken 1 sırt çantasına koydum tüm eşyalarımı hani derler ya 1 sırt çantası gibi yaşanmalı diye ben bu sefer bunu becermiştim esasen. babam 1 sırt çantası gibi adamdır zaten ben de 1 sırt çantasına sığmaya çalışırken telefonumun ben de bir yük bıraktığını pek algılayamamış olmam gerek ki seyahatte asla yanımdan ayırmadığım telefonumu bosna-sırbistan transfer aracında unuttum. saatime gelen bildirim ile telefonumu unuttuğumu fark ettiğimde o otobüs çoktan gitmişti. koca bir gece karanlığında benzin istasyonunda bir sonraki otobüsü beklerken bir yandan telefonuma ulaşmaya çalıştım bir yandan telefondan biraz uzak kalmam gerektiğini anladım. londra'lı ve izmit'li kızlarla tanıştım seyahati onlarla tamamladık. babam da iyi ki yanımdaydı tatilin devamında tüm navigasyon oydu. çok güzel, renkli sokaklardan geçerken spor ayakkabılarımla rahat/kırmızı rujum ve kısa topuklu ayakkabılarım ile de süzülürken ben yolda olmayı hem çok seviyordum. içtiğim suyu, içtiğim şarabı romantize edebildiğim her günde inanın daha çok yaşadığımı hissediyorum. bu seyahatte babamla deli gibi tartışmalarımız da oldu, yalnız kalıp çok düşündüğüm ve kendime en mutlu anlarımı bile zehir gibi yaşatabildiğim dakikalarda geçirdim ama bunlar özel konular tabi ki.. ama bir anıyı paylaşmak gerekirse babama o seyahatte çocukluk arkadaşıyla olan bir hatırasını bir anısını anlatmıştım güldük ve 3 gün sonra seyahatten döndüğümüzde arkadaşının ölüm haberini aldık ve cenaze evine gittik. ya işte hayat ne kadar boş geliyor bazen. öyle didiştiğimiz her konu, her paralı parasız olduğunuz, sevgi dolu sevgisiz yaşadığınız süreçler bir gün tüm benliğimizle uçup gidiyor. babam uzun zamandır görüşmedi de o arkadaşıyla hemde aynı mahallede olmalarına rağmen gönül kırgınlığı oldu ama sanırım bir ölümle o gönül kırgınlığı kayboldu. o ev o gün soğuktu buz gibiydi hatta renkli renksiz yüzleri izlerken her zaman oturduğu koltukta elinde kolası veya klimanın odayı buz gibi yapışı yoktu artık. klima açık değildi ama diyorum ya o oda buz gibiydi. annem bana iyi misin diye sordu ben de iyiyim dedim yüzleri inceledim, yenen yemekleri izledim ölen insanın arkasından yemek yiyebilmek pekte alışabileceğim bir şey değil sanki. ölen kişinin annesi bile yaşarken oğlunun ölmesi ne ağır olsa gerek bir anne için. anne almanyada yaşıyormuş 21 sene görmemişler birbirlerini her gün görüntülü konuşurlarmış 21 sene görmemek ne demek diye düşündüm ya. hayat birbirirlerimizi ekarte edebileceğimiz bir süreç değil. ailelerimiz ve gerçekten bizler ile beraber olan gerçek arkadaşlıklarımızı ekarte etmemeliyiz. yeni yüzler gidebilirler ama geçmişinizi bilen sizi tüm harmanlarınızla kabul eden insanları umarım nasıl olsa gitmez diye ekarte etmezsiniz. çünkü ölüm çok ani. yani ne demişler bir varmış ve bir gün gerçekten yokmuş. o evden çıktığımızda apartman önünde o çocukluk arkadaşının ayakkabıları vardı. bilmiyorum anlatabildim mi? bu olayın bir gün önceki gecesinde de kuzenimi hıdrellez akşamı eve bırakıp babaanneme uğradım 23.30'dan gece 2 buçuğa kadar sohbet ettik. ben onun gençliğini dinledim ve ondan bir şey rica ettim sağlığımız sıhhatimiz yerinde olsun bayramda sen ve büyük babam güzel giysilerinizi giyin kamera karşısında ben size sorular sorayım ve bir anı bırakalım. 1940'larda doğan insanların hikayesini dinlemek istiyorum ve tüm aileye bu videonun kopyasını bırakmak istiyorum dedim. bence bazen ilk çocukların veyahut ilk torunların böyle anlamsız veya gereksiz gibi gelebilen ama benim gibi insanlara hiç gereksiz ve anlamsız gibi gelmeyecek misyonlar yükleniyor. bu kimsenin yüklediği bir misyonda olmuyor esasen hakikaten hayatta bazı şeyler bizlerin içinden gelmeli. bu arada telefonu merak etmeyin o telefonu bulamadım hatta fotoğrflarımın çoğu gitti ama yeni bir telefon elimde bu süreçte ulaşmaya çalışan geçmemiş insanlar ulaşmayı denemiş. seviyorum ama korkuyorum diyen her fake hesaba veyahut bir sevdiğini söyleyemeyip seviyorum seni diyen ama seni seviyorum diyen insanlara ulaşamaz olduk ya. seni seviyorum ve bunu hissettiriyorum ve bundan kaçmıyorum diyen insanları görebilmek dileğiyle. kıymet bilmek çok önemli hele ki en yakınlarınızın kıymetini bilebilmek. bir işi alabilirsiniz, bir işi kaybedebilirsiniz, diyorum para geledebilir gidedebilir ama bazı gidecek şeylerin çokta dönüşü olmayabilir. ölüm gibi ani olan şeylerinde hiç dönüşü olmaz. teomanın bir bar taburesinde babamın öldüğü yaştayım dediği şarkı sözünde o kadar ciddi bir anlam var ki aslında. her şey hatırda kalabiliyor bazen o günleriniz sizlere yabancı gelmesin ve bir günlük mutluluğa bir ömür alıp gitmeyin. en derin sevgi ve saygılarımla... koray amca için.
devamını gör...
kendini sevilmeye layık hissetmeyen insan
hayat mottomdur,
beni sevmeyen ölsün.
beni sevmeyen ölsün.
devamını gör...
allah razı olsun denilen kişiden allah'ın razı olmaması
"belki üstümdeki bir belâyı kaldırarak rızasını göstermiştir" diyeceğim ama burnum b.ktan kurtulmadığına göre razı değil. belki varlığımdan bile haberi yoktur.
devamını gör...
dürümle ayranı aynı anda bitirmek
işte yoğuşmalı kombi de bu prensiple çalışıyor.
ben hep bu iki şeyi eşleştirebiliyorum, bir çeşit yoğuşmalı dürüm ayran kullanımı.
ben hep bu iki şeyi eşleştirebiliyorum, bir çeşit yoğuşmalı dürüm ayran kullanımı.
devamını gör...
bişey yazdım lan okuyun beğenisi
yeni bir başlığa tanım yazınca başlığı açana beğen yapıyom genelde.
günümdeysem, bazen de benden önce yazan herkese beğen yapıyom.
dikkatlerini o başlığa çekip yazdığımı okumaları için. saçma değil mi, evet çok saçma.
günümdeysem, bazen de benden önce yazan herkese beğen yapıyom.
dikkatlerini o başlığa çekip yazdığımı okumaları için. saçma değil mi, evet çok saçma.
devamını gör...
kendini sevilmeye layık hissetmeyen insan
alt evdeki küçük kız annesine ''melekler çocukların dileklerini duyar ve yardım eder'' deyince cadı anası bet bir sesle şöyle demişti;
''o çocuklar uslu ve iyi çocuklar, sen değill'sinn''.
''yandı'' demiştim o çocuk. büyüyemeyecek asla...
hep günahkar hissedecek. katolik olacak falan.
''o çocuklar uslu ve iyi çocuklar, sen değill'sinn''.
''yandı'' demiştim o çocuk. büyüyemeyecek asla...
hep günahkar hissedecek. katolik olacak falan.
devamını gör...
yazarların kendine yakın hissettiği şirinler karakteri
(bkz: asabi şirin)
devamını gör...
hantavirüs
bizim coğrafyada ölüme yol açmıyormuş nedense. latin amerika'da öldüren bir virüs müş.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
anlasaydın ağlardın. ağlasaydın anlardın.
devamını gör...
10 yıl önceki kendimize söylemek istediklerimiz
bekleme, gelmeyecek.
inat ettikçe kendi zamanını çalıyorsun. git tertemiz hatalar yap, yap ki ağladığın tek şey yaşanmışlıklar olsun. yoksa yaşanmamışlıklara ağlayacaksın. bari değsin.
inat ettikçe kendi zamanını çalıyorsun. git tertemiz hatalar yap, yap ki ağladığın tek şey yaşanmışlıklar olsun. yoksa yaşanmamışlıklara ağlayacaksın. bari değsin.
devamını gör...
yağmur mevsimi pazarı
yazar (bkz: you yeung-gwang) tarafından yazılmış geceyarısı kütüphanesi kıvamında fantastik görünümlü "iyileştirici kurgu"dur. doğu edebiyatını sevdiğim için konusu da ilginç gelince başladım ama sanırım daha genç okur arkadaşlar için yazılmış. ya da türkçeye çeviren kişi (bkz: şebnem tansu) ingilizce çeviriden türkçeye çevirdiği için biraz yavan geldi. sakin ve tatlı bir okuma için çerezlik tavsiye edilesi.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
acı rutin hale geldiğinde tepki vermeyi bırakırsın.
devamını gör...
kıvanç kılınç
bu adamı sadece iki kez tiyatroda izledim.
ikisi de güzeldi. özellikle cihangir atölyesi'ndeki oyunu daha iyiydi bence. kel diva'ya herkes haluk bilginer için gidiyor sanırsam.
ikisi de güzeldi. özellikle cihangir atölyesi'ndeki oyunu daha iyiydi bence. kel diva'ya herkes haluk bilginer için gidiyor sanırsam.
devamını gör...
10 yıl önceki kendimize söylemek istediklerimiz
bu evi almalıyız, buraya taşınmalıyız demiştim. haklı çıktım. muhteşem bir on yıl oldu.
devamını gör...
yazarların başka bir yazarla yapay zeka fotoğrafları
aha șimdi tarağı yedik.* hay açacağın başlığı enişte.*
devamını gör...
bir kadından duyulacak en güzel söz
guzel olaylar.
ben bugun soyle bir iltifat etmek istiyorum:
-basımın ucunda 10 aydır bir melek konusuyor gibiydi.. tesekkurler. asla degisme.
ben bugun soyle bir iltifat etmek istiyorum:
-basımın ucunda 10 aydır bir melek konusuyor gibiydi.. tesekkurler. asla degisme.
devamını gör...


