zaman tüneli
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
çiçek kızzz. her şeyin gönlünce olmasını diliyor ve onu çokça öpüyorum.
devamını gör...
balona röveşata çeken adam
bir zamanların ünlüsü. youtube.com
sokakta gördüğü balona havalandırarak röveşata kıvamına getiren, balonun hafifliğini ve geç düşeceğini hesap edemeyip ıskalayan abimizdir.
sonrasında ise ayağından uçup giden ayakkabısı ve omzuna düşen balona omuzuyla teselli vuruşu yapması ise hayatın gerçekleri gibi izleyeni tokatlamıştır.
röveşata öncesi arka plandaki kızın durumu fark edip ishal olmuş gibi kadrajdan kaçması da ayrı bir romanın konusu.
hayatımda izlediğim en güzel kısa film.
iyi ki varsın balona röveşata çeken adam.
sokakta gördüğü balona havalandırarak röveşata kıvamına getiren, balonun hafifliğini ve geç düşeceğini hesap edemeyip ıskalayan abimizdir.
sonrasında ise ayağından uçup giden ayakkabısı ve omzuna düşen balona omuzuyla teselli vuruşu yapması ise hayatın gerçekleri gibi izleyeni tokatlamıştır.
röveşata öncesi arka plandaki kızın durumu fark edip ishal olmuş gibi kadrajdan kaçması da ayrı bir romanın konusu.
hayatımda izlediğim en güzel kısa film.
iyi ki varsın balona röveşata çeken adam.
devamını gör...
soyadı olarak kürt
hiç rastlamadığım soyad. ırkçı olduğu için mi seçmediler acaba ? yoksa yasak mıydı?
devamını gör...
13 mayıs 2026 uefa'nın fenerbahçe'ye verdiği ceza
aziz bey zevkle öder.
devamını gör...
14 mayıs 2006
üzerinden 20 yıl geçmiş meşum gün. hayatımın en kötü günlerinden biridir. metroda ağlayan insanlar ve ağlayanları teselli edenler. ne uğursuz bir gündü be.
devamını gör...
iphone 17 pro max
macbook ve ipad kullanan ve son derece memnun olan* biri olarak dış baskılara rağmen almayı reddettiğim markanın son model telefonu.
kesinlikle parasını hak ettigini düşünmüyorum bunun. bataryasının yetersizliği, planlı eskitmenin en sık uygulandığı apple ürünü olması, yapay zekanın yetersizliği... bu paralara hatta daha ucuza samsung, xiaomi vs alınabilir ki bunların performans verileri iphone'dan daha iyi.
bir kullanıcı tüm iphone modellerinin kamerasını aynı fotoğrafları cekerek inceleyip görüntü kalitesini gösteriyor. görüntü kalitesi her iki üç iphone da bir yükseliyor sadece. 11 ile 13 aynı mesela 13 ile 16 aynı. ha tabi türkiye'de bir statü göstergesi olarak alınabilir ama maalesef güncel teknolojinin çok gerisinde kaldı.
ben gereksiz görüyorum.
kesinlikle parasını hak ettigini düşünmüyorum bunun. bataryasının yetersizliği, planlı eskitmenin en sık uygulandığı apple ürünü olması, yapay zekanın yetersizliği... bu paralara hatta daha ucuza samsung, xiaomi vs alınabilir ki bunların performans verileri iphone'dan daha iyi.
bir kullanıcı tüm iphone modellerinin kamerasını aynı fotoğrafları cekerek inceleyip görüntü kalitesini gösteriyor. görüntü kalitesi her iki üç iphone da bir yükseliyor sadece. 11 ile 13 aynı mesela 13 ile 16 aynı. ha tabi türkiye'de bir statü göstergesi olarak alınabilir ama maalesef güncel teknolojinin çok gerisinde kaldı.
ben gereksiz görüyorum.
devamını gör...
soma katliamı'nın 12. yılı
soma katliamı'nın 12. yılı.
cezaevinde hiç sanık kalmadı. içeride sadece iki kişi var. soma ‘da ölen 301madenci kardeşlerimizin hakkını savunan avukatlar can atalay ve selçuk kozağaçlı
işte size akp ‘nin yenitürkiye özeti.
üstelik canatalay milletvekili seçildi...
cezaevinde hiç sanık kalmadı. içeride sadece iki kişi var. soma ‘da ölen 301madenci kardeşlerimizin hakkını savunan avukatlar can atalay ve selçuk kozağaçlı
işte size akp ‘nin yenitürkiye özeti.
üstelik canatalay milletvekili seçildi...
devamını gör...
13 mayıs 2026 uefa'nın fenerbahçe'ye verdiği ceza
ulan zaten allah adamların belasını vermiş, bu ceza koyar mı onlara? * şaka maka allah'ın fenerb*hçe'den nefret ettiğini düşünüyorum.
devamını gör...
kendine bir not bırak
12.05.2025 tarihini unutma.
ahajjkakjj.
ahajjkakjj.
devamını gör...
rasim ozan kütahyalı
buraya rok ile yazılanlardan kendine pay biçip küfür hakaret sataşma diyerek silen moderasyona en güzelinden selamlar.
rok sizin için de önemli bir insan olmalı ki burada dalga geçtiğimiz ve insan diyemeyeceğim birine yazılanlar moderasyonu da rahatsız etmiş.
en ufak bir küfür sataşma ve hakaret olmayan yazdıklarım sizin olsun.
dar ve yalak sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuş daryalak kelimesi sizi bu kadar rahatsız ettiyse bilemeyeceğim.
kusturmalı bilmemne bilmemnesi diye ulusal tv.de iğrenç bir tabiri kullanan ve benim de mensupları içinde çok sevdiğim arkadaşlarım/kardeşlerim olan boşnaklarla ilgili o tabirleri kullanan bir daryalak her türlü hakareti hakeder zaten.
hatta şöyle diyeyim hayatı boyunca sadece küfür ve hakaret işitsel benim için problem yok.
ancak küfür içermeyen yazdıklarım "dur la moderasyonu darlayak" diyen birilerine battıysa ve moderasyon da birilerinin kankası/oyuncağı ise yapacak bir şey kalmıyor.
hele ki hakaret ve sataşma kısmı nerede halen anlamış değilim.
açıkçası çok da anlamaya niyetim yok.
kıymetli zamanımı sizinle harcamaya da bundan sonra niyetim yok.
saygılar, oruvar falan filan.
rok sizin için de önemli bir insan olmalı ki burada dalga geçtiğimiz ve insan diyemeyeceğim birine yazılanlar moderasyonu da rahatsız etmiş.
en ufak bir küfür sataşma ve hakaret olmayan yazdıklarım sizin olsun.
dar ve yalak sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuş daryalak kelimesi sizi bu kadar rahatsız ettiyse bilemeyeceğim.
kusturmalı bilmemne bilmemnesi diye ulusal tv.de iğrenç bir tabiri kullanan ve benim de mensupları içinde çok sevdiğim arkadaşlarım/kardeşlerim olan boşnaklarla ilgili o tabirleri kullanan bir daryalak her türlü hakareti hakeder zaten.
hatta şöyle diyeyim hayatı boyunca sadece küfür ve hakaret işitsel benim için problem yok.
ancak küfür içermeyen yazdıklarım "dur la moderasyonu darlayak" diyen birilerine battıysa ve moderasyon da birilerinin kankası/oyuncağı ise yapacak bir şey kalmıyor.
hele ki hakaret ve sataşma kısmı nerede halen anlamış değilim.
açıkçası çok da anlamaya niyetim yok.
kıymetli zamanımı sizinle harcamaya da bundan sonra niyetim yok.
saygılar, oruvar falan filan.
devamını gör...
tayyip ölünce başa kim geçecek sorunsalı
kılıçdaroğlu için rezervli...
erdoğandan sonra akp başkanı olacağı söylentileri dolaşıyor. akpliler arasında en popüler lider o.
erdoğandan sonra akp başkanı olacağı söylentileri dolaşıyor. akpliler arasında en popüler lider o.
devamını gör...
türkler geliyor
suno ile daha iyisi yapılır bence.
devamını gör...
haberxi
destek vermek için girip biraz kurcaladığım site.
görsellerin telif haklarının kime ait olduğu belli değil. büyük ihtimalle internette kopyalanmış. sitenin altında da şu yazıyor.
web sitemizde yer alan haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.
mikro fotoğrafçılık yapıp telifle fotoğraflarını satan biri olarak bu konunun önemini biliyorum ama maalesef türkiye'de çok da umursanmıyor.
başka lafım yok.
görsellerin telif haklarının kime ait olduğu belli değil. büyük ihtimalle internette kopyalanmış. sitenin altında da şu yazıyor.
web sitemizde yer alan haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.
mikro fotoğrafçılık yapıp telifle fotoğraflarını satan biri olarak bu konunun önemini biliyorum ama maalesef türkiye'de çok da umursanmıyor.
başka lafım yok.
devamını gör...
tayyip ölünce başa kim geçecek sorunsalı
kim geçerse geçsin banane babamın oğlumu.
devamını gör...
kuzen
kiz olanlarini en son 7 yil, erkek olanlarindan birini de 7 yil, digerini 6 yil once gordugum, bunlar disindaki diger 3 kuzenimiyse hic gormedigim akraba tipi. ama sonuc itibariyle aramizda kan bagi oldugu icin kardes gibi bi seyler. buna diger 3 tane hic gormedigim kuzenimi dahil etmiyorum, onlar zaten npc, biraz hazreti musa ile asasi gibiler, varlar mi yoklar mi belli degil, biraz da iman meselesi. ozellikle 2 kiz kuzenimi en son gordugumde biri daha okula bile baslamamisti, digeri ilkokuldaydi. su an ilkokulda olanin boyu beni gecmek uzere, onun da nasi bi genetigi varsa. aramizda ailesel husumetler var diye gorusmuyoruz, ama sonucta bu husumete ben dahil degilim aga.
bi gun ipleri elime alip iyice yetiskinlik ozgurlugune kavustugumda (yani 2-3 sene sonra, su an tuzum kuru biraz) senelerin hasreti son bulcak ve biz gene goruscez. bu ailenin en akilli ve rasyonel bireyi benim. sizin akrabalik hasetleriniz, kiskancliklariniz, husumetleriniz, odenmeyen nafakalar beni ilgilendirmez dayi. ben ayri bi bireyim, ben bi fareyim, insan olmayi reddediyorum, ben sizden biri degilim. ben bu ailenin ilk ve tek insanlik disi uyesiyim. evet.
bi gun ipleri elime alip iyice yetiskinlik ozgurlugune kavustugumda (yani 2-3 sene sonra, su an tuzum kuru biraz) senelerin hasreti son bulcak ve biz gene goruscez. bu ailenin en akilli ve rasyonel bireyi benim. sizin akrabalik hasetleriniz, kiskancliklariniz, husumetleriniz, odenmeyen nafakalar beni ilgilendirmez dayi. ben ayri bi bireyim, ben bi fareyim, insan olmayi reddediyorum, ben sizden biri degilim. ben bu ailenin ilk ve tek insanlik disi uyesiyim. evet.
devamını gör...
h.p. lovecraft
not: bu entry eşim ve kedimiz merlin’e ithafen yazılmıştır. uyumama izin verselerdi, şu an kaynak doğrulamak yerine beşinci rüyamı görüyor olabilirdim... cthulhu’yu uyandırdığınız için teşekkürler, çocuklar. cidden. iyi bir takım çalışması. tartarus’un dibinde ve helheim’ın hemen sol çaprazındaki avernus’ta size kongre üyelerine özel çivili bir sandalye ayırdıklarını duydum...
yaygın bir görüşe göre kozmik korkunun babası ya da hiç olmadı kafadan kırık üvey annesi olan yazar. ne kadar üzerine düşünürsem düşüneyim; howard phillips lovecraft üzerine yazarken hâlâ en sık düşülen hatalardan ben de payıma düşeni alıyorum. işbu sebeple onu sadece cthulhu’nun yazarı seviyesine indirgemek ya da tersine, etrafına ölümünden sonra örülen mitolojinin sisine kapılıp metinlerinin asıl işleyişini gözden kaçırmak gibi bir düşüncem yok zira lovecraft’ın modern korku edebiyatındaki kurucu ağırlığı yalnızca birkaç ikonik yaratık icat etmiş olmasında ya da pulp fiction piyasasının içinden çıkmış tuhaf bir münzevi olarak sonradan biz makul olmayan insanlar için kültleşmesinde yatmıyor. biraz derine inersek asıl meselenin onun korkuyu metafizik bir hikaye süslemesi olmaktan çıkarıp, biraz daha öteye; insan merkezci kozmolojinin sistemli ve harikulade tasfiyesine dönüştürmesi olduğunu keşfetmek işten bile değil. h.p. lovecraft’ın tanımladığı dehşet, henry james stili bir hayaletin geri dönüşü temasına sahip değil. insanın evrendeki yerinin epistemolojik ve buna binaen ontolojik bakımdan hükmünü yitirmesi çok daha kapsayıcı bir ifade olur. bu nedenle metinlerinde korku, çoğu klasik gotik anlatıda olduğu gibi ahlâkî sapmanın cezalandırılması ya da bastırılmış olan 'şey'in geri gelişi değil de daha çok, bilmemesi gereken bir şeyi bilmenin sınırına çarpan bir zihnin kendi önemsizliğiyle karşılaşmasıdır esasen. lovecraft’ın kendi kuramsal ifadeleri de bunu açıkça destekler. corwin f. stickney'nin* editörlüğünü yaptığı edebiyat dergisi amateur correspondent'ın 1937'deki mayıs/haziran baskısından bir örnek irdeleyelim. ki yamulmuyorsam hoffmann price'ın da bir makalesi olması gerek aynı baskıda ama tarbis of the lake ve through the gates of the silver key hakkında konuşurken hoffmann'a tekrar değiniriz. alıntılardan söz etmişken devam edelim; lovecraft, bu makalede weird anlatının esas etkisini olay örgüsünden değil atmosferden, daha doğrusu doğa yasalarının askıya alındığına dair sezgisel bir ürperti rejiminden türettiğini bizzat kendisi söylüyor.
"ı choose weird stories because they suit my inclination most—one of my strongest and most persistent wishes being to achieve, momentarily, the illusion of some strange suspension or violation of the galling limitations of time, space, and natural law which forever imprison us..." -
notes on writing weird fiction/ the amateur correspondent, may - june 1937. p.7
"weird öyküleri seçiyorum çünkü bunlar eğilimime en çok uyan tür; zira en güçlü ve kalıcı arzularımdan biri, bizi sonsuza dek hapseden zamanın, mekânın ve doğa yasalarının bunaltıcı sınırlarının garip bir biçimde askıya alındığı ya da ihlal edildiği yanılsamasını, kısa bir an için de olsa yaratabilmekten ibaret."
bu arada o meşhur, "horror and the unknown or the strange are always closely connected..." ifadesi de aynı makaleden. neyse, devam edecek olursak; tam da bahsettiğim sebeplerden dolayı lovecraft’ı yalnızca korku yazarı diye anmak, meseleyi gereksiz yere küçültüyor aslında. bilinmeyen burada basitçe karanlık bir oda, yasak bir kitap, açılmaması gereken bir kapı ya da açıklanamayan bir yaratık olmaktan ziyade insan algısının kapasitesini, aklın kavrayış imkânını ve tür olarak insanın kozmik merkezde bulunduğu yanılsamasını çözen bir kuvvet. lovecraft’ın astronomi merakı, materyalist dünya görüşü ve bilimsel tahayyüle duyduğu ilgi, bu edebî tavrın arkasındaki düşünsel zemini doğrudan belirliyor ki birazdan mektuplarına da değineceğim zaten. onun kozmik görüş dediği şey, bir açıdan insanı evrenin ölçüsü olmaktan çıkarmakla ilgili; dolayısıyla kozmik korku da, özünde, bu merkezsizleşmenin duygulanımsal formudur. bir metinde duygulanımsal kadar s**ko bir ifade kullandığıma inanamıyorum, neyse. devam edecek olursam; fransızca okumalarım sırasında bir yüksek lisans tezine denk gelmiştim; h. p. lovecraft, ou la quête de l’inconnu olması gerekiyor ana başlığının. université jean monnet'de ingiliz dili ve edebiyatı okumuş genç bir hanımefendiye aitti. charlène busalli olmalı ismi yanılmıyorsam. tezin de basit bir şey olduğunu düşünmemek gerek zira anti-antropomerkezcilik, kuantum belirsizliği, einsteinyen uzam anlayışı ve korkunun ontolojisi üzerinden yapılmış bir okumaydı ve hâlâ tadı damağımda. okuduktan sonra kendisine mail atıp darlamışlığım bile var.
busalli, tam da az önce değindiğim noktaları güçlü biçimde yakalıyor tezinde. lovecraft’ın kurmacasında bilinmeyenin yalnızca dış dünyaya ait bir sır olarak değil de söz ettiğim gibi insan algısının, bilginin ve öznenin sınırlarını açığa çıkaran yapısal bir boşluk olarak işlev görmesi merkeze alınıyor. aynı çalışma, onun eserindeki anti-anthropocentric dediğimiz damarın ve kozmik korkuda bilim etkisinin yalnızca tematik değil, yapısal bir ilke olduğunu da ikna edici biçimde ele alıyor.
"cependant, le lecteur attentif ne manquera pas de remarquer que ce n’est pas l’étranger qui se trouve finalement au cœur de l’horreur, mais le soi. soumis à une lecture approfondie, les récits de lovecraft finissent par révéler que c’est la peur de se connaître qui prime sur toutes les autres peurs, le sort réservé aux protagonistes rendant finalement manifeste le pouvoir aliénant de la connaissance de soi, qui ne fait paradoxalement que révéler la part d’inconnu qui se trouve en chacun de nous." h. p. lovecraft, ou la quête de l’inconnu - p. 5
"ancak dikkatli bir okur, dehşetin merkezinde nihayetinde yabancının değil, benliğin bulunduğunu fark edecektir. yakından okunduğunda lovecraft anlatıları, diğer tüm korkuların üzerinde aslında kendini tanıma korkusunun baskın olduğunu açığa çıkarır zira karakterlerin başına gelenler, kendilik bilgisinin yabancılaştırıcı kudretini görünür kılar. bu öyle bir bilgi ki paradoksal biçimde her birimizin içinde bulunan bilinmeyen kısmı ifşa etmekten başka bir şey yapmaz."
ne var ki lovecraft’ı bu özgüllüğü içinde kavramanın önünde iki büyük engel var. ilki, elbette, onu bağlamından koparmak; ikincisi ise ölümünden sonra ona eklemlenen sistemleştirici yorumları doğrudan lovecraft’ın kendisine ait sanmak. ilk hata, lovecraft’ı birdenbire gökten düşmüş tekil bir dâhi gibi okumaya benziyor. oysa onun estetik soykütüğü oldukça belirgin. şimdilik biraz söz edeyim, yazının devamında derinlemesine bakarız. lovecraft'ın yazım stilinde görürüz ki onda mutlaka; poe’nun çözülme ve tekinsiz yoğunluk estetiğinden, machen’ın pagan artıklarla yüklü kadim dehşet temasına ve elbette blackwood’un elementer kuvvetler karşısında insanı küçülten doğa mistiğinden, chambers’ın yasak metin, adı geçen ama tam görünmeyen mitolojik alan ve bozulmuş temsil fikrine, doğal olarak da dunsany’nin düşsel coğrafyalarına uzanan ana damarlar mevcuttur. elimdeki kaynaklar ve uzun okumalarım, bu damar hatlarının her birini değişik yoğunluklarda doğruluyor: misal, el horror según lovecraft doğrudan lovecraft’ın kendi okuma evrenini gotikten modern korkuya kadar izleyerek bir soy ağacı çıkarıyor.
ikinci hata ise çok daha yaygın ve hem bu sebeple hem de bu sebeplerin dışında çok daha zararlı. lovecraft’ın kendi mitopoetik çekirdeğini; august derlethve arkham house çevresinin sonradan dayattığı ahlâkçı ve taksonomik sistemle karıştırmak korkunç bir inceleme hatası. burada düğüm basitçe şu; lovecraft’ın kurduğu alan, başlangıçta kapalı bir evren olmaktan çok uzak. daha çok gevşek, parçalı, çelişkileri olan, adların ve imaların birbirine değdiği ama tam şemalaşmadığı bir mitolojik ağ gibi düşünmek gerekiyor. buna karşılık derleth, bu ağı ölüm sonrası dönemde ahlâkî kutuplara, iyi ve kötü kozmik güçlere, hatta element kategorilerine ayıran daha sistematik bir yapıya dönüştürüyor.. s. t. joshi'nin hem polemik yazılarında hem de akademik çalışmalarında ısrarla savunduğu gibi, bu derlethçi müdahale, lovecraft’ın asıl dehşet rejimini evcilleştiren bir moralization hareketidir: kozmik kayıtsızlık, tanıdık bir iyi-kötü düalizmine çekilir ve insan ahlâkına yabancı olan devasa varlıklar, neredeyse yarı-hıristiyan bir kozmoloji içine yerleştirilerek taksonomik açıklık uğruna tekinsizlik azaltılır. de camp de daha eski ve tür tarihi merkezli çalışmasında lovecraft’ın cthulhu mythos ifadesini kullanmadığını, terimin sonradan hayran çevrelerince yerleştirildiğini açıkça belirtiyor. bu ayrım, lovecraft’ı doğru okumak için merkez olmalıdır zira onun yarattığı dehşet sistemi kurmakta değil, sistemi imkânsızlaştırmakta yatıyor aslında.
lovecraft’ın kendi mektupları en iyi kaynak işlevi görecektir aslında çünkü onun neyi amaçladığını, hangi yazarlardan ne aldığını, ne tür bir estetik ve felsefî evren içinde konuştuğunu, ikincil yorumlardan önce kendi sesinden işitebiliriz. lovecraft selected letters ciltleri, özellikle 1925–1934 arasını kapsayan bölümleriyle, hem supernatural horror in literature’ın yazım sürecini hem de machen, dunsany, chambers, blackwood, bierce gibi isimler hakkındaki doğrudan hükümlerini açıkça okumaya olanak sağlıyor ve ayrıca providence’a dönüşle birlikte belirginleşen antiquarianism, new england duyarlığı, mekanik modernliğe dönük tiksinti ve kozmik düşüncenin olgunlaşması da burada somutlaşıyor. bu yüzden lovecraft üzerine ciddi bir metin, artık yalnızca hakkında yazılmış metinlerle yetinemez; mektuplar olmadan kurulan her çerçeve ister istemez eksik kalacaktır.
bu entryde kurduğum temel sav, o hâlde en baştan açıktır: lovecraft’ı yeniden okumak, yalnızca cthulhu mitosu denen popüler bulanıklığı düzeltmek değil, modern korkunun en güçlü damarlarından birinde evrensel anlam fikrinin çöküşü üzerine okuma yapmak.
yemek yedikten sonra devam etsem iyi olacak. yaklaşık yarım saatliğine elminster, apparently a saint keyifli okumalar diler.
edit: şunu iki saat yapalım.
yaygın bir görüşe göre kozmik korkunun babası ya da hiç olmadı kafadan kırık üvey annesi olan yazar. ne kadar üzerine düşünürsem düşüneyim; howard phillips lovecraft üzerine yazarken hâlâ en sık düşülen hatalardan ben de payıma düşeni alıyorum. işbu sebeple onu sadece cthulhu’nun yazarı seviyesine indirgemek ya da tersine, etrafına ölümünden sonra örülen mitolojinin sisine kapılıp metinlerinin asıl işleyişini gözden kaçırmak gibi bir düşüncem yok zira lovecraft’ın modern korku edebiyatındaki kurucu ağırlığı yalnızca birkaç ikonik yaratık icat etmiş olmasında ya da pulp fiction piyasasının içinden çıkmış tuhaf bir münzevi olarak sonradan biz makul olmayan insanlar için kültleşmesinde yatmıyor. biraz derine inersek asıl meselenin onun korkuyu metafizik bir hikaye süslemesi olmaktan çıkarıp, biraz daha öteye; insan merkezci kozmolojinin sistemli ve harikulade tasfiyesine dönüştürmesi olduğunu keşfetmek işten bile değil. h.p. lovecraft’ın tanımladığı dehşet, henry james stili bir hayaletin geri dönüşü temasına sahip değil. insanın evrendeki yerinin epistemolojik ve buna binaen ontolojik bakımdan hükmünü yitirmesi çok daha kapsayıcı bir ifade olur. bu nedenle metinlerinde korku, çoğu klasik gotik anlatıda olduğu gibi ahlâkî sapmanın cezalandırılması ya da bastırılmış olan 'şey'in geri gelişi değil de daha çok, bilmemesi gereken bir şeyi bilmenin sınırına çarpan bir zihnin kendi önemsizliğiyle karşılaşmasıdır esasen. lovecraft’ın kendi kuramsal ifadeleri de bunu açıkça destekler. corwin f. stickney'nin* editörlüğünü yaptığı edebiyat dergisi amateur correspondent'ın 1937'deki mayıs/haziran baskısından bir örnek irdeleyelim. ki yamulmuyorsam hoffmann price'ın da bir makalesi olması gerek aynı baskıda ama tarbis of the lake ve through the gates of the silver key hakkında konuşurken hoffmann'a tekrar değiniriz. alıntılardan söz etmişken devam edelim; lovecraft, bu makalede weird anlatının esas etkisini olay örgüsünden değil atmosferden, daha doğrusu doğa yasalarının askıya alındığına dair sezgisel bir ürperti rejiminden türettiğini bizzat kendisi söylüyor.
"ı choose weird stories because they suit my inclination most—one of my strongest and most persistent wishes being to achieve, momentarily, the illusion of some strange suspension or violation of the galling limitations of time, space, and natural law which forever imprison us..." -
"weird öyküleri seçiyorum çünkü bunlar eğilimime en çok uyan tür; zira en güçlü ve kalıcı arzularımdan biri, bizi sonsuza dek hapseden zamanın, mekânın ve doğa yasalarının bunaltıcı sınırlarının garip bir biçimde askıya alındığı ya da ihlal edildiği yanılsamasını, kısa bir an için de olsa yaratabilmekten ibaret."
bu arada o meşhur, "horror and the unknown or the strange are always closely connected..." ifadesi de aynı makaleden. neyse, devam edecek olursak; tam da bahsettiğim sebeplerden dolayı lovecraft’ı yalnızca korku yazarı diye anmak, meseleyi gereksiz yere küçültüyor aslında. bilinmeyen burada basitçe karanlık bir oda, yasak bir kitap, açılmaması gereken bir kapı ya da açıklanamayan bir yaratık olmaktan ziyade insan algısının kapasitesini, aklın kavrayış imkânını ve tür olarak insanın kozmik merkezde bulunduğu yanılsamasını çözen bir kuvvet. lovecraft’ın astronomi merakı, materyalist dünya görüşü ve bilimsel tahayyüle duyduğu ilgi, bu edebî tavrın arkasındaki düşünsel zemini doğrudan belirliyor ki birazdan mektuplarına da değineceğim zaten. onun kozmik görüş dediği şey, bir açıdan insanı evrenin ölçüsü olmaktan çıkarmakla ilgili; dolayısıyla kozmik korku da, özünde, bu merkezsizleşmenin duygulanımsal formudur. bir metinde duygulanımsal kadar s**ko bir ifade kullandığıma inanamıyorum, neyse. devam edecek olursam; fransızca okumalarım sırasında bir yüksek lisans tezine denk gelmiştim; h. p. lovecraft, ou la quête de l’inconnu olması gerekiyor ana başlığının. université jean monnet'de ingiliz dili ve edebiyatı okumuş genç bir hanımefendiye aitti. charlène busalli olmalı ismi yanılmıyorsam. tezin de basit bir şey olduğunu düşünmemek gerek zira anti-antropomerkezcilik, kuantum belirsizliği, einsteinyen uzam anlayışı ve korkunun ontolojisi üzerinden yapılmış bir okumaydı ve hâlâ tadı damağımda. okuduktan sonra kendisine mail atıp darlamışlığım bile var.
busalli, tam da az önce değindiğim noktaları güçlü biçimde yakalıyor tezinde. lovecraft’ın kurmacasında bilinmeyenin yalnızca dış dünyaya ait bir sır olarak değil de söz ettiğim gibi insan algısının, bilginin ve öznenin sınırlarını açığa çıkaran yapısal bir boşluk olarak işlev görmesi merkeze alınıyor. aynı çalışma, onun eserindeki anti-anthropocentric dediğimiz damarın ve kozmik korkuda bilim etkisinin yalnızca tematik değil, yapısal bir ilke olduğunu da ikna edici biçimde ele alıyor.
"cependant, le lecteur attentif ne manquera pas de remarquer que ce n’est pas l’étranger qui se trouve finalement au cœur de l’horreur, mais le soi. soumis à une lecture approfondie, les récits de lovecraft finissent par révéler que c’est la peur de se connaître qui prime sur toutes les autres peurs, le sort réservé aux protagonistes rendant finalement manifeste le pouvoir aliénant de la connaissance de soi, qui ne fait paradoxalement que révéler la part d’inconnu qui se trouve en chacun de nous."
"ancak dikkatli bir okur, dehşetin merkezinde nihayetinde yabancının değil, benliğin bulunduğunu fark edecektir. yakından okunduğunda lovecraft anlatıları, diğer tüm korkuların üzerinde aslında kendini tanıma korkusunun baskın olduğunu açığa çıkarır zira karakterlerin başına gelenler, kendilik bilgisinin yabancılaştırıcı kudretini görünür kılar. bu öyle bir bilgi ki paradoksal biçimde her birimizin içinde bulunan bilinmeyen kısmı ifşa etmekten başka bir şey yapmaz."
ne var ki lovecraft’ı bu özgüllüğü içinde kavramanın önünde iki büyük engel var. ilki, elbette, onu bağlamından koparmak; ikincisi ise ölümünden sonra ona eklemlenen sistemleştirici yorumları doğrudan lovecraft’ın kendisine ait sanmak. ilk hata, lovecraft’ı birdenbire gökten düşmüş tekil bir dâhi gibi okumaya benziyor. oysa onun estetik soykütüğü oldukça belirgin. şimdilik biraz söz edeyim, yazının devamında derinlemesine bakarız. lovecraft'ın yazım stilinde görürüz ki onda mutlaka; poe’nun çözülme ve tekinsiz yoğunluk estetiğinden, machen’ın pagan artıklarla yüklü kadim dehşet temasına ve elbette blackwood’un elementer kuvvetler karşısında insanı küçülten doğa mistiğinden, chambers’ın yasak metin, adı geçen ama tam görünmeyen mitolojik alan ve bozulmuş temsil fikrine, doğal olarak da dunsany’nin düşsel coğrafyalarına uzanan ana damarlar mevcuttur. elimdeki kaynaklar ve uzun okumalarım, bu damar hatlarının her birini değişik yoğunluklarda doğruluyor: misal, el horror según lovecraft doğrudan lovecraft’ın kendi okuma evrenini gotikten modern korkuya kadar izleyerek bir soy ağacı çıkarıyor.
ikinci hata ise çok daha yaygın ve hem bu sebeple hem de bu sebeplerin dışında çok daha zararlı. lovecraft’ın kendi mitopoetik çekirdeğini; august derlethve arkham house çevresinin sonradan dayattığı ahlâkçı ve taksonomik sistemle karıştırmak korkunç bir inceleme hatası. burada düğüm basitçe şu; lovecraft’ın kurduğu alan, başlangıçta kapalı bir evren olmaktan çok uzak. daha çok gevşek, parçalı, çelişkileri olan, adların ve imaların birbirine değdiği ama tam şemalaşmadığı bir mitolojik ağ gibi düşünmek gerekiyor. buna karşılık derleth, bu ağı ölüm sonrası dönemde ahlâkî kutuplara, iyi ve kötü kozmik güçlere, hatta element kategorilerine ayıran daha sistematik bir yapıya dönüştürüyor.. s. t. joshi'nin hem polemik yazılarında hem de akademik çalışmalarında ısrarla savunduğu gibi, bu derlethçi müdahale, lovecraft’ın asıl dehşet rejimini evcilleştiren bir moralization hareketidir: kozmik kayıtsızlık, tanıdık bir iyi-kötü düalizmine çekilir ve insan ahlâkına yabancı olan devasa varlıklar, neredeyse yarı-hıristiyan bir kozmoloji içine yerleştirilerek taksonomik açıklık uğruna tekinsizlik azaltılır. de camp de daha eski ve tür tarihi merkezli çalışmasında lovecraft’ın cthulhu mythos ifadesini kullanmadığını, terimin sonradan hayran çevrelerince yerleştirildiğini açıkça belirtiyor. bu ayrım, lovecraft’ı doğru okumak için merkez olmalıdır zira onun yarattığı dehşet sistemi kurmakta değil, sistemi imkânsızlaştırmakta yatıyor aslında.
lovecraft’ın kendi mektupları en iyi kaynak işlevi görecektir aslında çünkü onun neyi amaçladığını, hangi yazarlardan ne aldığını, ne tür bir estetik ve felsefî evren içinde konuştuğunu, ikincil yorumlardan önce kendi sesinden işitebiliriz. lovecraft selected letters ciltleri, özellikle 1925–1934 arasını kapsayan bölümleriyle, hem supernatural horror in literature’ın yazım sürecini hem de machen, dunsany, chambers, blackwood, bierce gibi isimler hakkındaki doğrudan hükümlerini açıkça okumaya olanak sağlıyor ve ayrıca providence’a dönüşle birlikte belirginleşen antiquarianism, new england duyarlığı, mekanik modernliğe dönük tiksinti ve kozmik düşüncenin olgunlaşması da burada somutlaşıyor. bu yüzden lovecraft üzerine ciddi bir metin, artık yalnızca hakkında yazılmış metinlerle yetinemez; mektuplar olmadan kurulan her çerçeve ister istemez eksik kalacaktır.
bu entryde kurduğum temel sav, o hâlde en baştan açıktır: lovecraft’ı yeniden okumak, yalnızca cthulhu mitosu denen popüler bulanıklığı düzeltmek değil, modern korkunun en güçlü damarlarından birinde evrensel anlam fikrinin çöküşü üzerine okuma yapmak.
yemek yedikten sonra devam etsem iyi olacak. yaklaşık yarım saatliğine elminster, apparently a saint keyifli okumalar diler.
edit: şunu iki saat yapalım.
devamını gör...
aktrollerin interaktif sözlüklere olan ilgisi
hiç birinin hiç bir gayesi yok
aldıkları paranın karşılığını veriyorlar o kadar
sarayda ki ilgili daireden hepsine günlük program gidiyor
sen şunu yapacan
sen şunu yapacan
herif işin yapıyor, akşam bağlı bulunduğu adama raporunu veriyor
ve çekip gidiyor, ay başında maaşını bekliyor
hepi topu oluru olmazı bu ?
bir tanesiyle konuştuğumda, her gün işe gitmekten, yollarda sürünmekten iyi
enazından evimde oturuyorum demişti, ist'dan bayağı kasaba tarzı bir yere
taşınmıştı, kiradan çok rahatlamıştı, çarşı pazar fiyatlarınında ist'a nazaran daha
iyi olduğunu söylemişti. sonra bulunduğu yerde akapenin ilçe yönetimine aldılar bunu
vs vs vs.........................
ne kendisinin, ne de ailesinin o bildiğin akapelilerle yaşam tarzı olarak hiç bir alakası yoktu
sadece annesinin ramazan da oruç tuttuğunu, babasınında cumalara gittiğini biliyorum.
aldıkları paranın karşılığını veriyorlar o kadar
sarayda ki ilgili daireden hepsine günlük program gidiyor
sen şunu yapacan
sen şunu yapacan
herif işin yapıyor, akşam bağlı bulunduğu adama raporunu veriyor
ve çekip gidiyor, ay başında maaşını bekliyor
hepi topu oluru olmazı bu ?
bir tanesiyle konuştuğumda, her gün işe gitmekten, yollarda sürünmekten iyi
enazından evimde oturuyorum demişti, ist'dan bayağı kasaba tarzı bir yere
taşınmıştı, kiradan çok rahatlamıştı, çarşı pazar fiyatlarınında ist'a nazaran daha
iyi olduğunu söylemişti. sonra bulunduğu yerde akapenin ilçe yönetimine aldılar bunu
vs vs vs.........................
ne kendisinin, ne de ailesinin o bildiğin akapelilerle yaşam tarzı olarak hiç bir alakası yoktu
sadece annesinin ramazan da oruç tuttuğunu, babasınında cumalara gittiğini biliyorum.
devamını gör...

