zaman tüneli
tanıdıkları dışında kimseye oy vermeyen yazar
öyle bir klik var ama n'apalım insanın girdiği her yerde bu tarz oluşumlar var.
beğeni kovalamamak hem huzur verir hem de yazma özgürlüğü verir.
beğeni kovalamamak hem huzur verir hem de yazma özgürlüğü verir.
devamını gör...
eylem yapan solcular nereye kayboldu sorunsalı
jssjhshshsh feridun
devamını gör...
mutlu olmak için yapılması gerekenler
az düşünmek, mümkün olduğunca az insanla muhatap olmak, çalışmak ve üretmek..
devamını gör...
mia khalifa
mamma mia...büyük yetenektir.
devamını gör...
eylem yapan solcular nereye kayboldu sorunsalı
onlar y kuşağı idi, biz z kuşağından bir şey beklemeyin.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
küfür mü ediyorsun, beddua mı belirsiz olmuş bacım. mors alfabesini sökünce görüşelim.
devamını gör...
eylem yapan solcular nereye kayboldu sorunsalı
akepe il teşkilatlarını taşlayacak birilerinin olması lazım gibi geliyor bana. iktidar partisi aymazlaştı.
ama bu eylemci nesile bir şeyler olmuş sanki. pandemide gömüldüler belki de, bilemiyorum feridun...
ama bu eylemci nesile bir şeyler olmuş sanki. pandemide gömüldüler belki de, bilemiyorum feridun...
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
yavrum nerdesin
devamını gör...
türkiye ekonomisi
türkiye, devletin kendisi çökmeden önce paranın güvenilirliğinin nasıl yok olduğunu gösteren bir örnektir.
ülke hala işler durumda.
insanlar hala işe gidiyor.
bankalar hala açık. piyasalar hala işlem görüyor. hükümet halen iktidarda. ancak para birimi manevi olarak çökmüş durumda. lira halen bir ödeme aracı olarak işlev görüyor, ancak artık güvenilir bir değer muhafaza aracı olarak işlev görmüyor.
asıl kırılma noktası budur.
vatandaşlar para birimine olan inancını yitirdiğinde, her şey savunma moduna geçer. hanehalkları dolara, altına, gayrimenkule, kripto paraya, borsaya, yabancı varlıklara, yani yerel kağıt paradan daha iyi değerini koruyabilecek her şeye kaçar. işletmeler fiyatlandırmalarını devalüasyonu göz önünde bulundurarak yapar. işçiler, fiyatlar yeniden harekete geçmeden önce ücret ayarlaması talep eder. yabancı yatırımcılar, yerel borçları elinde tutmak için absürt getiri oranları talep eder. merkez bankası sadece enflasyonla değil, hafızayla da mücadele etmek zorundadır.
asıl sorun hafızadır.
insanlar paralarının değer kaybettiğini hatırlar. kendilerine yalan söylendiğini hatırlar. birikimlerinin nasıl eridiğini hatırlar. bu hafıza bir kez yerleşti mi, politika güvenilirliğini yeniden kazanmak çok pahalıya mal olur. %30’un üzerindeki getiri bir “fırsat” değildir. bu, tahvil piyasasının güvenin olağanüstü fiyatlarla kiralanması gerektiğini söylemesidir.
türkiye'nin hikayesi sadece kötü para politikasından ibaret değildir. para birimi rejimin şok emici haline gelene kadar, siyasi kontrolün para politikası disiplinini gölgede bırakmasıdır. alınacak ders budur. liderlik para birimini siyasi çıkarların bir aracı olarak gördüğünde, sonunda halk da para birimini bir kaçış aracı olarak görür.
işte o zaman döngü kendini beslemeye başlar.
zayıf lira ithalat maliyetlerini artırır. ithalat maliyetleri enflasyonu artırır. enflasyon güveni zayıflatır. zayıf güven dolarizasyonu tetikler. dolarizasyon lirayı daha da zayıflatır. yüksek faiz oranları bu kan kaybını yavaşlatır, ancak reel ekonomiyi de cezalandırır. siyasi gerilim artar. hükümet tekrar müdahale eder. piyasa güveni daha da azalır.
işte bu, güvenilirlik cehennemidir.
lira, satın alma gücü konusunda nesiller boyu süren bir güven çöküşü yaşadı. kesin yüzde, davranışsal değişimden daha az önemlidir: yurttaşlar artık para birimini geleceğe yönelik güvenli bir varlık olarak görmüyor.
bitcoin için bu, en net felsefi reklamdır. rezerv para birimi olan ülkelerdeki insanlar, “sert para” argümanlarını bir ideoloji olarak görür. zayıf para birimi olan ülkelerdeki insanlar ise bunları bir tür kendini koruma olarak anlar. türkiye, “para nedir?” sorusunun neden akademik bir soru olmadığını açıklıyor. değersiz para, geleceği önce sessizce, sonra da aniden çalar.
abd için ders, “amerika türkiye'ye dönüşür” değildir. abd'nin rezerv para birimi, daha derin sermaye piyasaları, askeri gücü, enerjisi, teknoloji hakimiyeti ve küresel teminat talebi vardır. tamamen farklı bir yapı.
uyarı daha serttir: güvenilirlik, nihai rezervdir.
dolar, liradan çok daha fazla baskıya dayanabilir; zira abd sistemi imparatorluk ölçeğinde bir ayrıcalığa sahiptir. ancak imparatorluk parası bile yine de inanca dayalıdır. açıklar, enflasyon, fed üzerindeki siyasi baskı, mali egemenlik ve finansal baskı; hepsi önemlidir, çünkü görünmez güven tabakasını yavaş yavaş aşındırırlar.
türkiye, daha zayıf bir sistemde bu sürecin nihai sonucunu gözler önüne sermektedir.
sightbringer
devamını gör...
kız istemeye gidilen evde eman eman diye türkü okumak
tamam sahneyi hayal edelim, muhtemelen şöyle bir isteme töreni olmuştur;
işte oturulmuş, kahveler içilmiş, ortam hafiften yumuşamış. millet “e hadi bir türkü söyle de neşemiz yerine gelsin” deyince bizim damat saz yok ama yürek var hesabı başlıyor okumaya:
“antebin kalesine astılar fermanımi
eman, eman, eman, eman astılar fermanımi
urfa, mardin beyleri kestiler fermanımi
eman, eman, eman, eman, eman kestiler fermanımi…”
başta herkes hafif tebessüm ediyor ama sonra çocuk iyice kendini kaptırıyor:
“seven ölür yar için
can verir canan için…”
tam burada kızın babasının yüz değişiyor. bizimki ise farkında değil, gözleri yarı kapalı, türküye abandıkça abanıyor:
“seni sevdiğim için kestiler fermanımi…”
derken babadan öyle bir zılgıt kopuyor ki fincandaki kahve titriyor:
“de haydi defol lo! bizde sana kız mız yok!”
türkü bir anda ortada kalıyor. bizim damat adayı şaşkın şaşkın:
“yok mu yani..?”
“yok! sektir git!”
çocuk bozuluyor ama gurur da var tabii. sessizce doğrulup:
“o zaman çikolatamla çiçeğimi geri verin.”
evde kısa bir sessizlik oluyor. kızın babası bu sefer evdekilere dönüyor:
“verin şunun öteberisini de defolsun gitsin!”
çikolata kutusunu bir eline, çiçeği öbür eline alıp çıkıyor. biz “tamam sustu artık” derken kapının önünden yine sesi yükselmeye başlıyor. bu sefer daha yanık, daha dertli:
“seni sevdiğim için kestiler fermanımi
eman, eman, eman, eman kestiler fermanımi…”
mahalleli perdeleri aralıyor, çocuk yürüdükçe türkü uzuyor:
“seni sevdiğim için kestiler fermanımi
eman, eman, eman, eman, eman kestiler fermanımi…”
işte oturulmuş, kahveler içilmiş, ortam hafiften yumuşamış. millet “e hadi bir türkü söyle de neşemiz yerine gelsin” deyince bizim damat saz yok ama yürek var hesabı başlıyor okumaya:
“antebin kalesine astılar fermanımi
eman, eman, eman, eman astılar fermanımi
urfa, mardin beyleri kestiler fermanımi
eman, eman, eman, eman, eman kestiler fermanımi…”
başta herkes hafif tebessüm ediyor ama sonra çocuk iyice kendini kaptırıyor:
“seven ölür yar için
can verir canan için…”
tam burada kızın babasının yüz değişiyor. bizimki ise farkında değil, gözleri yarı kapalı, türküye abandıkça abanıyor:
“seni sevdiğim için kestiler fermanımi…”
derken babadan öyle bir zılgıt kopuyor ki fincandaki kahve titriyor:
“de haydi defol lo! bizde sana kız mız yok!”
türkü bir anda ortada kalıyor. bizim damat adayı şaşkın şaşkın:
“yok mu yani..?”
“yok! sektir git!”
çocuk bozuluyor ama gurur da var tabii. sessizce doğrulup:
“o zaman çikolatamla çiçeğimi geri verin.”
evde kısa bir sessizlik oluyor. kızın babası bu sefer evdekilere dönüyor:
“verin şunun öteberisini de defolsun gitsin!”
çikolata kutusunu bir eline, çiçeği öbür eline alıp çıkıyor. biz “tamam sustu artık” derken kapının önünden yine sesi yükselmeye başlıyor. bu sefer daha yanık, daha dertli:
“seni sevdiğim için kestiler fermanımi
eman, eman, eman, eman kestiler fermanımi…”
mahalleli perdeleri aralıyor, çocuk yürüdükçe türkü uzuyor:
“seni sevdiğim için kestiler fermanımi
eman, eman, eman, eman, eman kestiler fermanımi…”
devamını gör...
eylem yapan solcular nereye kayboldu sorunsalı
1-suriye savaşı ile akpnin bu grupların üzerine daha sert gitmesi.
2- 15 temmuz darbe girişiminin çok sert biçimde bastırılması
3- çoğu ideolojik marksist bu grupların hepsinin desteklediği pkknın amerikan, alman ve israil istihbaratıyla ilişkilerinin ortaya çıkması.
ayrıca bu durumun türkiyedeki sol partilerin liderlerininde alman ve amerikan istihbaratının ajanları olduğunu ayan beyan ortaya çıkarması.
4- internet ve enformasyona erişimin kolaylığı
5-kavalanın içeri atılması
6-rusya savaşına kadar avrupalılar türkiyeyi en büyük düşman olarak görüp türkiyeyle mücadele etmelerine yardım edebileceğini düşündükleri herşeye para yağdırırken rusya savaşıyla birlikte
tehdit algılarının değişimi.
2- 15 temmuz darbe girişiminin çok sert biçimde bastırılması
3- çoğu ideolojik marksist bu grupların hepsinin desteklediği pkknın amerikan, alman ve israil istihbaratıyla ilişkilerinin ortaya çıkması.
ayrıca bu durumun türkiyedeki sol partilerin liderlerininde alman ve amerikan istihbaratının ajanları olduğunu ayan beyan ortaya çıkarması.
4- internet ve enformasyona erişimin kolaylığı
5-kavalanın içeri atılması
6-rusya savaşına kadar avrupalılar türkiyeyi en büyük düşman olarak görüp türkiyeyle mücadele etmelerine yardım edebileceğini düşündükleri herşeye para yağdırırken rusya savaşıyla birlikte
tehdit algılarının değişimi.
devamını gör...
roger federer
büyük 3'lü içinde en fazla kupa kazanan tenisçi(103)
tarihte en fazla en prestijli grand slam olan wimbledon'ı kazanan tenisçi(tam 8 kere)
3 farklı grand slam'ı en az 5 kere kazanan tek tenisçi(6 aus, 8 wimby, 5 uso)
laureus ödülünü en fazla kazanan(6 defa)
değil tenis tüm spor tarihinin en akıl almaz rekorlarından olan artarda 237 hafta 1 numarada kalma rekoru.
tarihin en komple sezonu 2006 federer(2006 federer'in oyun seviyesi gibisi görülmedi)
tenisin en büyüğü. tenisin ebedi 1 numarası.
tenisin en büyük temsilcisi-jordan'ı
tarihte en fazla en prestijli grand slam olan wimbledon'ı kazanan tenisçi(tam 8 kere)
3 farklı grand slam'ı en az 5 kere kazanan tek tenisçi(6 aus, 8 wimby, 5 uso)
laureus ödülünü en fazla kazanan(6 defa)
değil tenis tüm spor tarihinin en akıl almaz rekorlarından olan artarda 237 hafta 1 numarada kalma rekoru.
tarihin en komple sezonu 2006 federer(2006 federer'in oyun seviyesi gibisi görülmedi)
tenisin en büyüğü. tenisin ebedi 1 numarası.
tenisin en büyük temsilcisi-jordan'ı
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
bayramın kutlu olsun. dini bayram ama ben yine de kutluyorum. ayrıca senin ******** *******.
inşallah ******** ********. hadi iyi bayramlar.
inşallah ******** ********. hadi iyi bayramlar.
devamını gör...
sözlükte küfür yasak olduğu için alternatif kelimeler kullanmak
"göt" sözcüğü serbest.
ben doya doya kullanıp argo dürtümü doyurabiliyorum.
ben doya doya kullanıp argo dürtümü doyurabiliyorum.
devamını gör...
özgür özel'in izmir mitinginin engellenmesi
daha çok "engellenememesi".
devamını gör...
sözlükte küfür yasak olduğu için alternatif kelimeler kullanmak
testis yerine toşbil’i kullanıyorum. testis yazınca tanım siliniyor çünkü. sakın testis yazmayın. sakın.
devamını gör...
sözlükteki 24 saat kuralının ihlali
yani bu kadar yapılmasa mı bu ya, onca zamandır burada yazar olanlar tarafından...
sonuçta böyle bir kural var. biri "bu 6 saat olmalı" diyebilir, ya da böyle bir kural olmamalı bile denebilir.
fakat böyle bir kural var. ben mantıklı buluyorum bu kuralı. yani gündem başlıkları dışındaki başlıklarda 24 saat içinde birden fazla tanım girilmesinin yasak olması kuralını.
mantıklı bulma nedenim, misal, sol frame'de gördüğümden "cristiano ronaldo" başlığını ele alalım. burada bu ihlal yapılmamıştır şu anda ama işte örnek vereceğim. diyelim ki portekiz milli takımının maçı var. biri 5 tane o anda oynanan maçta ronaldo'nun yaptıklarıyla ilgili seri tanım giriyor, fakat bir gündem başlığı olduğundan bunu yapmasının serbest olduğu maç başlığına değil, ronaldo'nun başlığına giriyor.
sonra sene olacak 2030. biri o başlığa girdikten sonra bu "kirlilik" gibi görünmekten başka bir amaca hizmet etmeyecek.
ha, kimisi de cidden özenilmiş ve her zaman bir mana ifade edecek tanımları üst üste girebiliyor bir başlığa. burada da "moderasyon da tanımın 'değerliliği' üzerinden bu kuralı esnetebilir" diyenler oluyor. yani bilemedim, hani sanki öyle değerli tanımlar giren biri, ilk tanımına edit geçse ya da 24 saat bekleyip sonraki tanımını yayına soksa da olur yani. moderatörler de "hangi tanım değerli, hangisi değersiz" diye zihinsel uğraş vermekle uğraşmamış olur.
24 saat kuralı ihlali ile ilgili aksiyon alamıyoruz biz editörler olarak, lakin anladığım kadarıyla ispiyonlama ile aksiyon alındığında o "ihbar" moderatörlere gidiyor ve onlar da işte görev tanımlarındaki ilgili aksiyonu uyguluyorlar. bir başlıkta bazı tanımlar şikayet alıp bazıları almayabildiğinden de "moderatörler işine geleni siliyor" diye anlaşılabiliyor. yani dediğim gibi, bizim alanımız değil bu ama bazılarıyla ilgilenilmesi ve bazılarıyla ilgilenil(e)memesinin nedeni bu diye düşünüyorum ben.
bir de alıntı butonu kullanılmaması olayı da var ve bu en çok biz editörlerin canını sıkıyor ama herkesin canı sağ olsun diyorum, yani kötü niyetli olan, kuralı bilmesine rağmen inadına bu butonu kullanmayan "bağzıları" hariç... gerçi onların da canı sağ olsun da hiçbirine hakkımı helal etmiyorum!!! yok ya, o kadar da değil. işte keşke kötü niyetli olmasalar onlar da demekten başka bir şey yapamıyorum. ahaha.
ekleme: #3987359; alıntı butonunun kullanılmasının yarattığı tablonun görselliği bizim açımızdan önemli değil, fakat mesela o buton kullanıldığında, alıntı yapılan kısımdan karma puanı gelmemesi belirli bir adalet sağlıyor zira emek ve zaman harcayarak yazılan yazılardan bir farkı olmalı bu bağlamda. ha, diyebilirsin ki "çarkla millet karma zengini oldu" ve katılırım: o saçmalığı şurada tiye almıştım zaten: (bkz: çark kurnazı) - ayrıca "kopya içerik" sorunsalı var ve bu sözlüğün içeriklerinin arama motorları vesilesiyle çıkmasında sözlüğe dezavantaj sağlıyor, kopya bir içerik bu buton kullanılmadan paylaşılınca.
armullah beğ... bunu ben aslında bir "yazar" olarak yazmıştım, alıntı butonu konusu hariç. yani editör titrimle bile yazmamıştım açıkçası. yani uzun zamandır aklımda olan bir şeydi. moderatör ekibini tanımıyorum bile ama tabii benim gizli mod olduğumu düşünmekte özgürsün. *
#3987375: fikrine saygı duyuyorum ve bu kuralın daha esnek olması ya da hiç olmaması gerektiği yönünde fikir belirtenlere de "yanlışsın" demiyorum. kendi fikrime göre bu güzel bir kural ama tabii ki herkes farklı düşünebilir. kemal kılıçdaroğlu gündemde olunca o "gündem başlığı" olmuyor ama. yukarıdaki cristiano ronaldo örneğimdeki gibi, 5 sene sonra o başlığa bakanlar bir sürü tanım görecek ve işte gündem de çoktan değişeceğinden bunların ekseriyetinin bir güncelliği kalmayacak. ama mesela "kemal kılıçdaroğlu'nun x konulu açıklaması" gibi bir başlık gündem başlığı oluyor ve oraya istendiği kadar tanım girilebiliyor üst üste.
sonuçta böyle bir kural var. biri "bu 6 saat olmalı" diyebilir, ya da böyle bir kural olmamalı bile denebilir.
fakat böyle bir kural var. ben mantıklı buluyorum bu kuralı. yani gündem başlıkları dışındaki başlıklarda 24 saat içinde birden fazla tanım girilmesinin yasak olması kuralını.
mantıklı bulma nedenim, misal, sol frame'de gördüğümden "cristiano ronaldo" başlığını ele alalım. burada bu ihlal yapılmamıştır şu anda ama işte örnek vereceğim. diyelim ki portekiz milli takımının maçı var. biri 5 tane o anda oynanan maçta ronaldo'nun yaptıklarıyla ilgili seri tanım giriyor, fakat bir gündem başlığı olduğundan bunu yapmasının serbest olduğu maç başlığına değil, ronaldo'nun başlığına giriyor.
sonra sene olacak 2030. biri o başlığa girdikten sonra bu "kirlilik" gibi görünmekten başka bir amaca hizmet etmeyecek.
ha, kimisi de cidden özenilmiş ve her zaman bir mana ifade edecek tanımları üst üste girebiliyor bir başlığa. burada da "moderasyon da tanımın 'değerliliği' üzerinden bu kuralı esnetebilir" diyenler oluyor. yani bilemedim, hani sanki öyle değerli tanımlar giren biri, ilk tanımına edit geçse ya da 24 saat bekleyip sonraki tanımını yayına soksa da olur yani. moderatörler de "hangi tanım değerli, hangisi değersiz" diye zihinsel uğraş vermekle uğraşmamış olur.
24 saat kuralı ihlali ile ilgili aksiyon alamıyoruz biz editörler olarak, lakin anladığım kadarıyla ispiyonlama ile aksiyon alındığında o "ihbar" moderatörlere gidiyor ve onlar da işte görev tanımlarındaki ilgili aksiyonu uyguluyorlar. bir başlıkta bazı tanımlar şikayet alıp bazıları almayabildiğinden de "moderatörler işine geleni siliyor" diye anlaşılabiliyor. yani dediğim gibi, bizim alanımız değil bu ama bazılarıyla ilgilenilmesi ve bazılarıyla ilgilenil(e)memesinin nedeni bu diye düşünüyorum ben.
bir de alıntı butonu kullanılmaması olayı da var ve bu en çok biz editörlerin canını sıkıyor ama herkesin canı sağ olsun diyorum, yani kötü niyetli olan, kuralı bilmesine rağmen inadına bu butonu kullanmayan "bağzıları" hariç... gerçi onların da canı sağ olsun da hiçbirine hakkımı helal etmiyorum!!! yok ya, o kadar da değil. işte keşke kötü niyetli olmasalar onlar da demekten başka bir şey yapamıyorum. ahaha.
ekleme: #3987359; alıntı butonunun kullanılmasının yarattığı tablonun görselliği bizim açımızdan önemli değil, fakat mesela o buton kullanıldığında, alıntı yapılan kısımdan karma puanı gelmemesi belirli bir adalet sağlıyor zira emek ve zaman harcayarak yazılan yazılardan bir farkı olmalı bu bağlamda. ha, diyebilirsin ki "çarkla millet karma zengini oldu" ve katılırım: o saçmalığı şurada tiye almıştım zaten: (bkz: çark kurnazı) - ayrıca "kopya içerik" sorunsalı var ve bu sözlüğün içeriklerinin arama motorları vesilesiyle çıkmasında sözlüğe dezavantaj sağlıyor, kopya bir içerik bu buton kullanılmadan paylaşılınca.
armullah beğ... bunu ben aslında bir "yazar" olarak yazmıştım, alıntı butonu konusu hariç. yani editör titrimle bile yazmamıştım açıkçası. yani uzun zamandır aklımda olan bir şeydi. moderatör ekibini tanımıyorum bile ama tabii benim gizli mod olduğumu düşünmekte özgürsün. *
#3987375: fikrine saygı duyuyorum ve bu kuralın daha esnek olması ya da hiç olmaması gerektiği yönünde fikir belirtenlere de "yanlışsın" demiyorum. kendi fikrime göre bu güzel bir kural ama tabii ki herkes farklı düşünebilir. kemal kılıçdaroğlu gündemde olunca o "gündem başlığı" olmuyor ama. yukarıdaki cristiano ronaldo örneğimdeki gibi, 5 sene sonra o başlığa bakanlar bir sürü tanım görecek ve işte gündem de çoktan değişeceğinden bunların ekseriyetinin bir güncelliği kalmayacak. ama mesela "kemal kılıçdaroğlu'nun x konulu açıklaması" gibi bir başlık gündem başlığı oluyor ve oraya istendiği kadar tanım girilebiliyor üst üste.
devamını gör...
mutlu olmak için yapılması gerekenler
yeni çağın olmazsa olmazı. mutlu olmak için yapılması ne gerekiyorsa yapalım. sürekli olmayacağının farkında olmak ve kendini kaybetmeden yaşamak daha değerli.bir duygu ya da bir çaba haline doğru…
devamını gör...
