zaman tüneli
gaslighting
bir çeşit manipülasyondur.
aslında beynimiz, kimin ne söylediğinden daha çok onu nasıl söylediğini analiz eder. bunun sebebi dilsel gelişimimizin 100.000 yıl öncesine, duygusal gelişimimizin ise milyonlarca yıl öncesine kadar uzanmasıdır. beynimizin en çok dikkat ettiği şey bir insanın bir şeyi söylerken kendisinden ne kadar emin olduğudur. eğer bir insan kendinden çok emin ve inanmış bir ses tonuyla, buna gerçekten ikna olduğunu gösteren jest mimiklerle sizin adınızın aslında adınız olmadığını söylerse sizin vereceğiniz ilk tepki "h***s lan ordan" olmaz, "ne diyor acaba bu ?" olur. çünkü beyin karşı tarafın söylediği şeyin analitik saçmalığını bilse de, duygudaki inandırıcılığı göz ardı edemez. anlık bir felç geçirir.
aslında beynimiz, kimin ne söylediğinden daha çok onu nasıl söylediğini analiz eder. bunun sebebi dilsel gelişimimizin 100.000 yıl öncesine, duygusal gelişimimizin ise milyonlarca yıl öncesine kadar uzanmasıdır. beynimizin en çok dikkat ettiği şey bir insanın bir şeyi söylerken kendisinden ne kadar emin olduğudur. eğer bir insan kendinden çok emin ve inanmış bir ses tonuyla, buna gerçekten ikna olduğunu gösteren jest mimiklerle sizin adınızın aslında adınız olmadığını söylerse sizin vereceğiniz ilk tepki "h***s lan ordan" olmaz, "ne diyor acaba bu ?" olur. çünkü beyin karşı tarafın söylediği şeyin analitik saçmalığını bilse de, duygudaki inandırıcılığı göz ardı edemez. anlık bir felç geçirir.
devamını gör...
hale etkisi
herhangi bir siyasi ya da toplumsal konuda bu etkiye takılmadan bir fikir üretmemiz mümkün mü acaba ? felsefe, insanın kendi zekasının sınırları olduğunu öğretiyor bize. öğrenmemiz gereken çok şey var.
devamını gör...
öğrenilmiş çaresizlik
öğrenilmiş çaresizlik, hayatımızın her yerinde.
aslında fillerle alay edebilecek bir konumda değiliz; zira bir çocuğun kurduğu hayallerle, bir yetişkinin kurduğu hayalleri kıyasladığımızda öğrenilmiş çaresizliğin ne kadar güçlü olduğunu daha iyi kavrarız. insan gibi analitik zekası yüksek bir canlı bile öğrenilmiş çaresizliğe her zaman düşebilir. çünkü zekamız, kısa vadeli problemleri çözmede başarılıdır fakat uzun vadeli bir sorunla karşılaştığımızda genelde "böyle gelmiş, böyle gider" demek ilk tepkimiz olacaktır.
aslında fillerle alay edebilecek bir konumda değiliz; zira bir çocuğun kurduğu hayallerle, bir yetişkinin kurduğu hayalleri kıyasladığımızda öğrenilmiş çaresizliğin ne kadar güçlü olduğunu daha iyi kavrarız. insan gibi analitik zekası yüksek bir canlı bile öğrenilmiş çaresizliğe her zaman düşebilir. çünkü zekamız, kısa vadeli problemleri çözmede başarılıdır fakat uzun vadeli bir sorunla karşılaştığımızda genelde "böyle gelmiş, böyle gider" demek ilk tepkimiz olacaktır.
devamını gör...
doğrulama yanlılığı
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
gülmekiçinyaratılmış abla taktı aklıma, çıkamıyorum.
armageddon turk - gamzedeyim deva bulmam (anadolu lofi)
armageddon turk - gamzedeyim deva bulmam (anadolu lofi)
devamını gör...
doğrulama yanlılığı
doğrulama yanlılığı ya da confirmation bias, bir kişinin sadece kendi inandığı fikirleri doğrulamak için kaynak taraması yapması ve bulduğu bilgileri bu yönde kullanması anlamına gelir. bu spektrum aslında zannettiğimizden çok daha yaygın olup; insanların çok büyük bir kısmında sık sık, geri kalan kısmında ise zaman zaman izlerine rastlanır. confirmation bias'a hiç düşmeyen insan neredeyse yoktur, einstein gibi dahiler bile buldukları verileri kendi inanmak istedikleri şeye yorabilirler. (bkz: tanrı zar atmaz)
lakin elbette zeka düzeyiyle ters orantılı olarak seyrekleşir. günümüzde kendini entelektüel dahi ilan etmiş, okur-yazarlığıyla övünen birçok kişi doğrulama yanlılığından muzdariptir. (bkz: celal şengör)
bu durum bir insanın sadece okuyarak bilgeliğe erişemeyeceğini, aynı zamanda okuduğu şeyleri doğru analiz edebilme ve yorumlayabilme kabiliyetine gereksinim duyduğunu bize ispatlar.
lakin elbette zeka düzeyiyle ters orantılı olarak seyrekleşir. günümüzde kendini entelektüel dahi ilan etmiş, okur-yazarlığıyla övünen birçok kişi doğrulama yanlılığından muzdariptir. (bkz: celal şengör)
bu durum bir insanın sadece okuyarak bilgeliğe erişemeyeceğini, aynı zamanda okuduğu şeyleri doğru analiz edebilme ve yorumlayabilme kabiliyetine gereksinim duyduğunu bize ispatlar.
devamını gör...
sadece kadınların anlayacağı şeyler
bir erkek olarak bu başlığa yazmam saçma olacak belki ama doğum yapmak/ * diyerek topu taca atıyorum.
devamını gör...
göbeklitepe
zamanlar arası yolculuk..
insanlık tarihinin en eski izleri..
bunu derken bile heyecanlanıyor insan..
kimisine göre 4 dane daş.. ama aslında içinde insanlık tarihinin şifrelerini barındıran kültürel bir miras..
kafamda canlandırma yaptım: nasıl yaşadılar, bu yapıları nasıl inşa ettiler, ne hissettiler.. bunları düşünmek bile yetti..
etkileneceğimi biliyordum, atmosferini aşağı yukarı tahmin ediyordum. ve tabii atmosferi ile büyülendim.
...hayvanların kabartmalarının olduğu yapıyı incelerken kafamda canlandırmalara başlıyorum.. mesela o insanların akrep görüp korktuğunu ve ona anlam yüklediğini düşünüyorum. belki de bu hayvan birini sokmuştu. insanlar bu hayvanın tehlikeli olduğunu düşünüp zamanla ona kötü ruhları temsil eden bir anlam yüklemiş olabilirler.
acaba öyle miydi yoksa başka bir şey mi?
biraz araştırıca, kimi kaynaklara göre ise bu hayvan yeraltı bekçisi olarak anlamlandırılmış. buradan da kötülükleri engelleyen, koruyucu anlamı çıkıyor. kafalar karışıyor... acaba nasıldı soruları hiç bitmiyor..
...turna kuşu figürleri..
anadolu kültüründe kutsal yolculuğu, göğe yükselişi, bilgeliği temsil eden turna kuşu, bu insanların evreninde de yerini bulmuş ve kabartmalara yansımış..
turna, tek eşli bir kuş olarak tanrı, tanrıça olarak sembolize ediliyor. karşılıklı t şeklindeki insan figürü olarak tasvir edilen anıtlara bu kutsallığı temsil eden bu kuşta eşlik ediyor.

t şeklinde bir anıtın dibinde 7 tane küçük kuş dikkatleri çekiyor. gözlüklerimi yanıma almadığım için benim bu kuşları görene ve sayana kadar canım çıkıyor. bir rivayete göre 7 tane kuşu sayan cennete gidiyormuş..

o sırada canlı olanlarıyla ilgilenen ben. nerelere gider?
bu alanda her gün başka şeyler ortaya çıkacaktır. kim bilir, etrafında daha keşfedilmemiş neler var.
benim en çok merak ettiğim konu ise şu; 12.000 yıl önce inşa edenler tarafından üstü neden örtülmek istendi?
halen gizemini koruyan sorular var.. gizem var, şifre var.. 30 yılda buralara kadar gelinmiş, bir 30 yıl sonra neler öğrenilecek. bu da merak konusu...

çıkış yolu da muazzamdı..
boyut kapısını bulsaydık bayağı rahatlayacaktık da.. bulamadık.. neyse artık, bu evrenden devam.. buradan urfalı çiftçilere de sesleniyorum:
kapıları zorlamayın... buraya gülücük geliyor...
insanlık tarihinin en eski izleri..
bunu derken bile heyecanlanıyor insan..
kimisine göre 4 dane daş.. ama aslında içinde insanlık tarihinin şifrelerini barındıran kültürel bir miras..
kafamda canlandırma yaptım: nasıl yaşadılar, bu yapıları nasıl inşa ettiler, ne hissettiler.. bunları düşünmek bile yetti..
etkileneceğimi biliyordum, atmosferini aşağı yukarı tahmin ediyordum. ve tabii atmosferi ile büyülendim.
...hayvanların kabartmalarının olduğu yapıyı incelerken kafamda canlandırmalara başlıyorum.. mesela o insanların akrep görüp korktuğunu ve ona anlam yüklediğini düşünüyorum. belki de bu hayvan birini sokmuştu. insanlar bu hayvanın tehlikeli olduğunu düşünüp zamanla ona kötü ruhları temsil eden bir anlam yüklemiş olabilirler.
acaba öyle miydi yoksa başka bir şey mi?
biraz araştırıca, kimi kaynaklara göre ise bu hayvan yeraltı bekçisi olarak anlamlandırılmış. buradan da kötülükleri engelleyen, koruyucu anlamı çıkıyor. kafalar karışıyor... acaba nasıldı soruları hiç bitmiyor..
...turna kuşu figürleri..
anadolu kültüründe kutsal yolculuğu, göğe yükselişi, bilgeliği temsil eden turna kuşu, bu insanların evreninde de yerini bulmuş ve kabartmalara yansımış..
turna, tek eşli bir kuş olarak tanrı, tanrıça olarak sembolize ediliyor. karşılıklı t şeklindeki insan figürü olarak tasvir edilen anıtlara bu kutsallığı temsil eden bu kuşta eşlik ediyor.

t şeklinde bir anıtın dibinde 7 tane küçük kuş dikkatleri çekiyor. gözlüklerimi yanıma almadığım için benim bu kuşları görene ve sayana kadar canım çıkıyor. bir rivayete göre 7 tane kuşu sayan cennete gidiyormuş..

o sırada canlı olanlarıyla ilgilenen ben. nerelere gider?
bu alanda her gün başka şeyler ortaya çıkacaktır. kim bilir, etrafında daha keşfedilmemiş neler var.
benim en çok merak ettiğim konu ise şu; 12.000 yıl önce inşa edenler tarafından üstü neden örtülmek istendi?
halen gizemini koruyan sorular var.. gizem var, şifre var.. 30 yılda buralara kadar gelinmiş, bir 30 yıl sonra neler öğrenilecek. bu da merak konusu...

çıkış yolu da muazzamdı..
boyut kapısını bulsaydık bayağı rahatlayacaktık da.. bulamadık.. neyse artık, bu evrenden devam.. buradan urfalı çiftçilere de sesleniyorum:
kapıları zorlamayın... buraya gülücük geliyor...
devamını gör...
yansıtma
yansıtma ya da projection, kişinin kendisinde olan olumsuz duyguları karşı tarafa atfetmesidir (attributing negativity). bir kişinin yansıtma yaptığı, şu şekilde anlaşılabilir:
-ortada hiçbir sebep yokken karşı tarafa hakaretvari ve küçümseyici konuşuyorsa
-eğer standart ve yapıcı olması beklenen bir tartışmayı, karşı tarafın argümanlarını kişisel algılamak suretiyle senli benli bir tartışmaya dönüştürüyorsa
-olayların ve kavramların gerçek iç yüzünü anlama gayreti göstermeden, "bu bana ne hissettirdi ?" duygusuyla hareket edip savunma haline geçiyorsa
bu, o kişinin aslında kendi içindeki aşağılık kompleksini dışarı vurduğunu gösterir. bu durumda ağzına aldığı hakaretlerin her biri aslında kendisine bilinçaltında yakıştırdığı fakat dillendiremediği şeylere tekabül eder.
-ortada hiçbir sebep yokken karşı tarafa hakaretvari ve küçümseyici konuşuyorsa
-eğer standart ve yapıcı olması beklenen bir tartışmayı, karşı tarafın argümanlarını kişisel algılamak suretiyle senli benli bir tartışmaya dönüştürüyorsa
-olayların ve kavramların gerçek iç yüzünü anlama gayreti göstermeden, "bu bana ne hissettirdi ?" duygusuyla hareket edip savunma haline geçiyorsa
bu, o kişinin aslında kendi içindeki aşağılık kompleksini dışarı vurduğunu gösterir. bu durumda ağzına aldığı hakaretlerin her biri aslında kendisine bilinçaltında yakıştırdığı fakat dillendiremediği şeylere tekabül eder.
devamını gör...
bilişsel çelişki
cognitive dissonance ya da bilişsel çelişki, bir insanın yanlış olduğunu bildiği bir aksiyonu devam ettirmekten duyduğu iç rahatsızlıktır. bilişsel çelişki, benlik algısını tehdit ederek kişinin psikolojisindeki bir zayıf karın gibi hareket eder. özellikle obsesif bireylerde bilişsel çelişki çok güçlüdür. beyin sürekli alınan kararların "öz benlik algısına" uyup uymadığını kontrol eder. eğer kişi kendi benlik algısına uygunsuz bir şey yaptıysa, "aptallık ettim, yanlış yaptım, kendime ihanet ettim" gibi düşüncelerin içinde boğularak müthiş bir psikolojik zaafiyet gösterir. özellikle manipülatörler ve narsist bireyler, bir kişideki bilişsel çelişkiyi çok kolayca avantaja çevirir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
laay ıveyk
cas kennad muv may arms en legz am perılayzd
don rikol hav dı fıri maself fırom dis
in dı hart of dı dark may feys kınkorte
don nov hav tu riç dı layt
bad ay fiyl so bed lak a fırik in a keeeeyc
cas kennad muv may arms en legz am perılayzd
don rikol hav dı fıri maself fırom dis
in dı hart of dı dark may feys kınkorte
don nov hav tu riç dı layt
bad ay fiyl so bed lak a fırik in a keeeeyc
devamını gör...
ölen kişinin arkasından üzülmek
üzülmemizin nedeni ölen kişi olmadan hayata devam edecek olmamız. yani o kişinin hayatının bitmiş olması değil.
inanç durumuna göre cehenneme mi gitti gibi sorunsalları dışlıyorum. zaten kimse de sevdiği birinin cehenneme gideceğini düşünmez.
biz iyi biriysek iyi olanları severiz ve bizim sevdiklerimiz bu nedenle zaten cennete gider.
inanç durumuna göre cehenneme mi gitti gibi sorunsalları dışlıyorum. zaten kimse de sevdiği birinin cehenneme gideceğini düşünmez.
biz iyi biriysek iyi olanları severiz ve bizim sevdiklerimiz bu nedenle zaten cennete gider.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
konuşabilse neler sölicek.... insanlarını oldum olası sevmedim zaten...
gülmesem.... derim ben
gülmesem.... derim ben
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
yaza hazırlık için avluyu süpürüp, yıkarken yeniden farkettim ki; herkesin kendine ait bir avlusu olmalı... kendine ait bir gökyüzüdür o.
avlu kültürü önemli. ben avlu adamıyım. ayrıca yaz kış çorap giyerim. huh
avlu kültürü önemli. ben avlu adamıyım. ayrıca yaz kış çorap giyerim. huh
devamını gör...
29 mayıs 1453 istanbul'un fethedilmesi
feshedilmesi daha makbul gibi..
devamını gör...
rasyonalizasyon
kişinin içgüdüsel olarak sahip olduğu hisleri, sanki en başından beri mantıklı bir düşünceymiş gibi geriye dönük yorumlamasıdır.
örnek;
kadın, bir adamla sohbet eder ve konuşmasından çok etkilenir. adam oldukça çirkindir. kadın daha sonra kendi kendine düşündüğünde çirkin bir adamı niye hoş bulduğunu sorgular, "ama o çok zekiydi, çok bakımlıydı, çok tatlıydı vb." diye durumu rasyonalize eder. aslında kadının adamdan hoşlanmasının sebebi adamın pozitif enerjisidir.
bazen hislerimizin adını tam koyamayız, o yüzden onları rasyonalize ederiz. çünkü hislerin sebebini açıklamak daha zordur. neden - sonuç ilişkisine bağlamak ise daha kolaydır.
örnek;
kadın, bir adamla sohbet eder ve konuşmasından çok etkilenir. adam oldukça çirkindir. kadın daha sonra kendi kendine düşündüğünde çirkin bir adamı niye hoş bulduğunu sorgular, "ama o çok zekiydi, çok bakımlıydı, çok tatlıydı vb." diye durumu rasyonalize eder. aslında kadının adamdan hoşlanmasının sebebi adamın pozitif enerjisidir.
bazen hislerimizin adını tam koyamayız, o yüzden onları rasyonalize ederiz. çünkü hislerin sebebini açıklamak daha zordur. neden - sonuç ilişkisine bağlamak ise daha kolaydır.
devamını gör...
29 mayıs 1453 istanbul'un fethedilmesi
türklerin, tarihsel dönemlerin geçiş noktalarında etkin olduğu bir çok olaydan biri de istanbul'un fethi dir. cönk!
devamını gör...


