zaman tüneli

ben agnostiğim. ayrıca sınırlı sosyalim. senelerdir aramam etmem. düğünüme gelmezlerse gelmesinler zaten nikah yapıcam. onda getirsinler takıları. :s
devamını gör...

atmayanlardan eksik kalan bir zeka değildir.. belki de fazladır bunu bilemeyiz.. bilmeye de gerek yok aslında.. zeka seviyesini farklı şekillerde ölçmek lazım.. keşke foto atanları beğenenlerin zekası olarak ele alınsaydı o zaman çok farklı sonuçlar çıkardı.. ki yukarıda gayet güzel örneklenmiş..

ha bu arada ben atıyorum.. ama atmamış olsaydım bile zeka olarak geriden gelecektim değişim olmayacaktı yani..
devamını gör...

çok konuşan kezonun çene hareketleri ile ileri itilen buşonu, acı ancak mantar bakteri filan ne varsa öldürücü olması hasebiyle bir çeşit sevgi ölçümü metodu olabilir kanımca.
devamını gör...

wattpad hikayesi çıkar bundan, not al bunu.
devamını gör...

psikolog kendi psikolojini dikemez. dur lan o başkaydı galiba.
devamını gör...

devamını gör...

kiraya ortak olabiliyorsa neden olmasın. cin diye onu ayrıştırmamalıyız, ayıp. neymiş efendim çarparmış, insanlar daha çok çarpıyor valla.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel şu ayeti doğrulayan hadisedir. 13-14 sene evvel ben hatırlıyorum bu tarz olay tv deki haberlerden tut gazetelere kadar kendini astı şeklinde yayınlanmıştı toplumdan bazıları şok ve üzüntü içindeyken diğerleri korkmuştu hatta gülenler bile vardı bu gülenler diyordu ki bize intihar etmeyin diyene bak asmış kendini. bu olay 1 hafta konuşulmuştu ben bu haberi çok geçmişte o zaman duyunca korkanlardan olmuştum
devamını gör...

şerlok seven herkese tavsiye. isteyene yollarım veya alır yollarım. muhteşem bir eser. okuyun.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yoldaş oturma eylemlerinde mabadını yoracağına kafasını sözlüğe yorsun.
umarım sözlükten atılmam.
devamını gör...

acilen foto atmayı bırakmalısınız.
devamını gör...

75 lira ek ödeme çıkıyo yanlız?
devamını gör...

yıllar sonra bugün yanlışlıkla elim çarptı da girdim, böyle böyle canlanır zaar.
devamını gör...

denk geldiğim her videoyu kaydırıyorum.
nefret ediyorum öyle böyle değil.
devamını gör...

"yaşam herkese her şeyi verir
ama çoğu bunu bilmez.
"

sf/ 108

1899/ 1986 yılları arasında yaşayan arjantinli yazar, şair ve büyük edebiyatçı jorge luis borges imzalı 143 sayfalık eser; öykü türünde yer alan ve özgün adı el libro de arena olan eserin 1975 yılında yayınlandığı bilinmektedir.

kitabımızın oldukça kapsamlı olan ön sözü james woodall tarafından kaleme alınmış ve kitap dilimize ise yıldız ersoy canpolat tarafından çevrilmiştir.

açıkçası ön sözü bile son zamanlarda okuduğum en etkili metinlerdendi, bir insanın iç dünyasını ve vâroluşunu bu kadar iyi görebilmiş olmak pek kolay bir iş değildir çünkü, ön sözümüz dahi bir alkışı hak ediyor.

şimdi ise kitaba geçelim;

öteki adlı ilk öyküde büyüleyici gerçekçilik akımının izleri görülüyor, gerçek miydi yoksa rüya mı, eski bir anı mı, bu tam olarak neydi? sorusuyla baş başa bırakıyor borges bizi, öyküden biraz bahsetmek gerekirse; 1969 yılında yaşanmış ve 1972 yılında kaleme dökülmüş bir anı olarak karşımıza çıkıyor, borges dışarda otururken yanına birisi gelip oturuyor ve adının jorge luis borges olduğunu söylüyor, o kişi bence öteki benliğiydi yazarın, hem bir yabancı, hem de çok iyi tanıdığı...

benim için etkileyici bir öyküydü,
rüya ve gerçeklik üzerine düşündüren bir yapıdaydı bence biraz da.

ulrike adlı ikinci öyküde ise aşk, ölüm, duygusal bağ, ilişkiler üzerine düşündürüyor borges, bazı cümleleri son derece etkileyiciydi, javier otarola adlı kişinin ulrike adlı genç kızla olan duygusal bağı yansıtılıyor, sadece bir ya da iki kez gördüğün kişinin insanda bıraktığı kalıcı iz üzerine düşündürüyor,
etkileyici bir öykü oldu benim için.

kongre ve there are more things öykülerini biraz karmaşık buldum, açıkçası fazla etkileyici bulmadığım öykülerdi.

armağanlar gecesi öyküsü ise benim için bazı açılardan düşündürücüydü, bilmek ve bilmemek, anımsamak ve siliniş, aşk ve ölüm gibi kavramlar üzerine düşündüren bir öyküydü.

şimdi ise kitaba adını veren son öykü kum kitabı hakkında konuşalım;

kum gibi, ne başı ne sonu olmayan, yok olmayan, sonsuz bir kitap düşünelim...

kitaptaki bütün öykülerin alâmetifarikası belki de budur, ne başı ne sonu belli değil gibi, sanki bir rüyayı hissettirmek istemiş gibi, büyülü gerçekçilik akımının izlerini taşıdığını düşündüğüm bir kitap oldu kesinlikle benim için.

favori öykülerim, öteki, ulrike ve kum kitabı öyküleri oldu.

borges, hayal ve hakikât, zaman ve sonsuzluk, yaşam ve ölüm, aşk ve kopuş, gerçeklik ve algı, ütopya ve mekân üzerine düşündürüyor bizleri sıklıkla, kum gibi başı ve sonu belli olmayan duygulara, anlara itiyor bizi.

okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


gerçekte, uykudan uya­nıp da kendi kendisiyle karşılaşmayan insan yoktur.

ölümü sabırsızlıkla bekleyerek ama hiç sızlanma­dan öldü.

bütün bunlar bir mucize, diyebildi sonunda; ve mucize­ler insana korku verir.

doğaüstü olan bir şey iki kez yinelenirse korkunçluğu­nu yitirir, diye yanıt verdim ona.



birbirimize sarılmadan ayrıldık.

eğer birinin bir şeyi varsa
o şey yitip gidebilir.

beni sevip sevmediği gibi bir soru sorma yanılgısına düş­medim.

buralarda insanlar, ölmek üzere olan bir kişinin geleceği gördüğüne inanırlar,
ben de ölmek üzereyim, dedi ulrike.


zaman kum gibi akıyordu.
yüzlerce yıllık karanlık­ta aşk akıp gitti ve ben ilk ve son kez ulrike'nin görüntüsü­ne sahip oldum.


pek önemli değil ama yakında öleceğimi duyumsuyorum.

insan ölülerle konuşurken onların ölü olduğunu unutuyor.

evreni gerçekten görebilmiş olsaydık belki onu anlardık.

bu şarkının sonsuza dek uzamasını ve benim yaşamım olmasını isterdim.

yaşam herkese her şeyi verir ama çoğu bunu bilmez.

bir daha görmeyeceğim bu sert ve solgun yüzü hiç unutamayacağım.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

malum bir sözlük var. oradaki gibi etiketlemeyi bırakırsanız canlanır.
devamını gör...

o kadar oldu mu yav. dayımın oğlu yağma zamanlarında gömlek ceket damatlık neyim çalmıştı düğünde giyerim diye. doyumsuz bir eşek olduğu için sokağa tekrar indiğinde kafasına havai fişek yedi eve yörük davarı gibi ütülmüş şekilde gelmişti. kimse de almadı hırboyu. sonra da tosuncuk dolandırdı bunu allah’ın sopası yok işte beter ol sığır o gömleğin birini verecektin bana.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gereğinden fazla yaşayıp başkalarına muhtaç kalmak olabilir. sağlığım şuan yerinde, ama bozulmaya başlarsa hayatta kalmak için çok çabalamam. hayatımı devam ettirmek için başka insanlara muhtaç olmak en büyük korkum
devamını gör...

kim böyle seviyor lan? elektrikli ocak mı bu?
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim