zaman tüneli
şu anda çalan şarkı
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
sabah ezanını bir kere bile olsa duymayan adam insanlıktan nasibini alamaz
-zeki demirkubuz
-zeki demirkubuz
devamını gör...
koca
eski eşim iki şekilde hitap ederdi bana. asla adımı soylemezdi:
-aşkım
-dünya güzelim
asla akıllı zeki gibi seyler duymadım agzından.
sanırım beni biraz aptal buluyordu. ihih.
-aşkım
-dünya güzelim
asla akıllı zeki gibi seyler duymadım agzından.
sanırım beni biraz aptal buluyordu. ihih.
devamını gör...
sevgiliye en güzel hitap şekli
bebeğim, güzelim.
devamını gör...
uzun yol
nereye varacağımı bilmeden rastgele çıkacağım bir uzun yol güzel olabilirdi
devamını gör...
sevgiliye en güzel hitap şekli
ikinci bulusmamızdı.
bana gelmişti.
"aşkım' dedi. cok tatlıydı.
sonra 'seni seviyorum' dedi.
ya ben biraz safım erkekler konusunda.
inanıyorum soyledikleri şeylere.
bana gelmişti.
"aşkım' dedi. cok tatlıydı.
sonra 'seni seviyorum' dedi.
ya ben biraz safım erkekler konusunda.
inanıyorum soyledikleri şeylere.
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
" bir insana bir insan herhâlde yeterdi . fakat o da olmayınca ? "
kürk mantolu madonna
kürk mantolu madonna
devamını gör...
allah’ın varlığının delilleri
ummadığımız anda ummadığımız şeyle karşılaşıp onu beğenip sahiplenip(meslek,araba,ev,eş) allahım şükürler olsun diyip sonra kim bilebilirdi ki allah’tan başka dememiz
devamını gör...
fransa milli futbol takımı
konate ve dembele bence en iyileri
devamını gör...
bürgerrecht
bürger evet vatandaş demek recht hak hukuk vatandaşlık hakları demek
devamını gör...
fransa milli futbol takımı
fransızlar için milliyetçi derler. milliyetçi bir ülkenin milli takımı konusunda bu kadar tezat olması ironik olmuş.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ruh halleri
biraz endişeliyim sadece.
yakın zamanda bir işe başladım, 1-2 aylığına bulunduğum semtteki bir kahve zinciri. her şey çok güzel, çok yolunda. az insan geliyor, insanlar anlayışlı falan derken bir sorun olduğu söylendi bana. her gün 2'de gelen ve gece 1'e kadar oturan tuhaf bir müşteri var, akli dengesi bozukmuş, insanları bıçaklıyormuş, silahla birilerini vurmuş falan... herkes çok tedirgin onun yüzünden... durduk yere çalışan kızlara sıkıntı çıkarıyormuş, bunun dışında çalışan erkek çalışanlara laf atıp kavga etmek istiyormuş falan...
bugün durduk yere geldi bana ''senin ağzını burnunu kırarım dedi.'' ulan baktım boyu da benim gibi kısa, tuhaf bi tip. ''kırsana bakayım bi...'' dedim, üzerine yürüyünce direkt kaçarcasına çıktı dışarıya oturdu tuhaf tuhaf bakmaya başladı. o sırada niyetlendim gidip ağzını burnunu hatta kolunu bacağını kırıp işten çıkayım diye, sonra müdür geldi, ''gerek yok kardeşim hiç polis bile başa çıkamıyor....'' falan dedi.
tabi iyice gerildim, şaka gibi geldi bana bu durum, yani kocaman kafenin keyfini kaçırıp ortalığı geriyor, 2-3 kişiyi bıçaklayıp zarar veriyor, akli dengesinin yerinde olmadığı raporu olmasına rağmen bunları yapıyor ve polis hiçbir şey yapamyor, şaka gibi...
tuhaf olan diğer bir kısım da jandarma gelmiş oraya, gittim jandarmanın rütbeli olanına anlattım durumu, ''kardeşim o hafif gidik kafadan, hiç iletişim kurmayın problem olmasın size...'' dedi.
peki allaha emanet yaşıyoruz o zaman, siz de çıkarın üniformayı güvenlik için değil öylesine giyiyorsunuz galiba diye eleştirdim, ''bu adam patlamaya hazır bomba, birine zarar verecek ve hepinizin haberi var, hepiniz bu işten yanacaksınız bak haberin olsun.'' diye ekledim.
kısacası gerginim, bakalım iş nereye gidecek. allahın delileriyle uğraşmaktan hakiakten bıktım,
yakın zamanda bir işe başladım, 1-2 aylığına bulunduğum semtteki bir kahve zinciri. her şey çok güzel, çok yolunda. az insan geliyor, insanlar anlayışlı falan derken bir sorun olduğu söylendi bana. her gün 2'de gelen ve gece 1'e kadar oturan tuhaf bir müşteri var, akli dengesi bozukmuş, insanları bıçaklıyormuş, silahla birilerini vurmuş falan... herkes çok tedirgin onun yüzünden... durduk yere çalışan kızlara sıkıntı çıkarıyormuş, bunun dışında çalışan erkek çalışanlara laf atıp kavga etmek istiyormuş falan...
bugün durduk yere geldi bana ''senin ağzını burnunu kırarım dedi.'' ulan baktım boyu da benim gibi kısa, tuhaf bi tip. ''kırsana bakayım bi...'' dedim, üzerine yürüyünce direkt kaçarcasına çıktı dışarıya oturdu tuhaf tuhaf bakmaya başladı. o sırada niyetlendim gidip ağzını burnunu hatta kolunu bacağını kırıp işten çıkayım diye, sonra müdür geldi, ''gerek yok kardeşim hiç polis bile başa çıkamıyor....'' falan dedi.
tabi iyice gerildim, şaka gibi geldi bana bu durum, yani kocaman kafenin keyfini kaçırıp ortalığı geriyor, 2-3 kişiyi bıçaklayıp zarar veriyor, akli dengesinin yerinde olmadığı raporu olmasına rağmen bunları yapıyor ve polis hiçbir şey yapamyor, şaka gibi...
tuhaf olan diğer bir kısım da jandarma gelmiş oraya, gittim jandarmanın rütbeli olanına anlattım durumu, ''kardeşim o hafif gidik kafadan, hiç iletişim kurmayın problem olmasın size...'' dedi.
peki allaha emanet yaşıyoruz o zaman, siz de çıkarın üniformayı güvenlik için değil öylesine giyiyorsunuz galiba diye eleştirdim, ''bu adam patlamaya hazır bomba, birine zarar verecek ve hepinizin haberi var, hepiniz bu işten yanacaksınız bak haberin olsun.'' diye ekledim.
kısacası gerginim, bakalım iş nereye gidecek. allahın delileriyle uğraşmaktan hakiakten bıktım,
devamını gör...
bir varmış bir yokmuş (kısa film)
senaryosu betül tuncer ve kaan say tarafından yazılıp betül tuncer tarafından yönetilen kısa film; kadriye çelik, akif suna, saniye özlem say, nisa avcan, betül tuncer, iklim rana ağır ve güven keskin gibi isimler rol almış iken filmin ise 2025 yapımlı olduğu bilgisi verilmiştir.

okuma yazma bilmeyen ve 45 yaşlarında olan fazilet adlı iki çocuk annesi bir kadının, eğitime, okula, kitaplara susamış bir insanın okuma yazma öğrenerek yeniden vâr olma mücadelesini konu ediniyor.
fazilet'in küçüklüğüne dair bir anının gösterilmesi ile film başlıyor, ona bir arkadaşı kelile ve dimne kitabını hediye ediyor, o ise yaşı küçük olduğu için henüz okuma yazma bilmiyor, muhtemelen erken yaşta evlendiği ya da belki de zorla evlendirildiği için okul hayatı hiç başlamadan bitiyor.
varlıklı ailelerin evini temizleyerek geçimini sağlıyor, çocukları artık büyümüş ve genç birer birey olmuş, annelerinin çalışmalarını istemiyor, onu rahat ettirmek istiyorlar.
fazilet bir eğitim merkezi sayesinde okuma yazma öğrenmeye, okuma yazma öğrendikçe yeniden vârolmaya başlıyor, vârolmak belki de kelimeler sayesinde yapabildiğimiz bir şeydir...
okumaya, yazmaya hevesli ve kitaplara düşkün olan bu güzel insanın hayallerine giden yolda ideallerinden vazgeçmemesi ve başarmasıyla filmimizin sonlarına doğru yaklaşmaktayız.
tolstoy'un bisikleti sözünü duymuşuzdur, büyük yazarın 67 yaşında iken bisiklet sürmeyi öğrendiği rivâyet edilir ve o yaşta bisiklet sürmeyi öğrenmiş olması ile bu deyim ortaya atılmıştır.
bu kısa filmi izlerken aklıma gelen şey bu sözdü, kaç yaşına gelmiş olursan ol, hayatta olduğun müddetçe asla geç kalmış sayılmazsın, hayallerin yaşı yoktur, içinde ukde olarak kalmasındansa denemek bile bir emektir, hayaline tam anlamıyla kavuşamasan bile, o uğurda mücadele etmek bile bir değerdir.
konu açısından etkileyici bulduğum bir kısa filmdi, eğitimin ve ekonomik özgürlüğün önemine değinen bir kısa film olduğu görülmektedir.
fazilet'in okuma yazma öğrendikten sonra okumaya başladığı kitap belki de filmin adının neden bu olduğuna dair bir bilgi verebilir...
kelimeler en güçlü silah ve sihirdirler albayım...

okuma yazma bilmeyen ve 45 yaşlarında olan fazilet adlı iki çocuk annesi bir kadının, eğitime, okula, kitaplara susamış bir insanın okuma yazma öğrenerek yeniden vâr olma mücadelesini konu ediniyor.
fazilet'in küçüklüğüne dair bir anının gösterilmesi ile film başlıyor, ona bir arkadaşı kelile ve dimne kitabını hediye ediyor, o ise yaşı küçük olduğu için henüz okuma yazma bilmiyor, muhtemelen erken yaşta evlendiği ya da belki de zorla evlendirildiği için okul hayatı hiç başlamadan bitiyor.
varlıklı ailelerin evini temizleyerek geçimini sağlıyor, çocukları artık büyümüş ve genç birer birey olmuş, annelerinin çalışmalarını istemiyor, onu rahat ettirmek istiyorlar.
fazilet bir eğitim merkezi sayesinde okuma yazma öğrenmeye, okuma yazma öğrendikçe yeniden vârolmaya başlıyor, vârolmak belki de kelimeler sayesinde yapabildiğimiz bir şeydir...
okumaya, yazmaya hevesli ve kitaplara düşkün olan bu güzel insanın hayallerine giden yolda ideallerinden vazgeçmemesi ve başarmasıyla filmimizin sonlarına doğru yaklaşmaktayız.
tolstoy'un bisikleti sözünü duymuşuzdur, büyük yazarın 67 yaşında iken bisiklet sürmeyi öğrendiği rivâyet edilir ve o yaşta bisiklet sürmeyi öğrenmiş olması ile bu deyim ortaya atılmıştır.
bu kısa filmi izlerken aklıma gelen şey bu sözdü, kaç yaşına gelmiş olursan ol, hayatta olduğun müddetçe asla geç kalmış sayılmazsın, hayallerin yaşı yoktur, içinde ukde olarak kalmasındansa denemek bile bir emektir, hayaline tam anlamıyla kavuşamasan bile, o uğurda mücadele etmek bile bir değerdir.
konu açısından etkileyici bulduğum bir kısa filmdi, eğitimin ve ekonomik özgürlüğün önemine değinen bir kısa film olduğu görülmektedir.
fazilet'in okuma yazma öğrendikten sonra okumaya başladığı kitap belki de filmin adının neden bu olduğuna dair bir bilgi verebilir...
kelimeler en güçlü silah ve sihirdirler albayım...
devamını gör...
bakılmak
diger kadınları bilmiyorum ama ben rahatsız oluyorum. bunun tek bir istisnası var: ilgimizdeki erkek
o zaman degil rahatsız olmak, mutlu oluyoruz;)
o zaman degil rahatsız olmak, mutlu oluyoruz;)
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
22 yıl olmuş hâlâ çok güzel
14 bahar
14 bahar
devamını gör...
sözlüğün en güzel kadın yazarı
içerisi şampiyonlar ligi
esnek olan kazansın
esnek olan kazansın
devamını gör...
uyusam dizlerinde
romantik talepler:
-bebeginsem, dizlerinde uyumayı talep ediyorum.
-bebeginsem, dizlerinde uyumayı talep ediyorum.
devamını gör...
nba avrupa
nba başkan yardımcısı mark tatum'ın 2027 ekim ayında hayata geçireceklerini açıkladığı basketbol ligi. euroleague ile de görüşme halindelermiş.
kaynak: birgun.net
kaynak: birgun.net
devamını gör...

